Etiket: Sonrası

  • Kar yağışı sonrası kırılan ağaçlar kaldırılıyor

    Şiddetli kar yağışı ile birlikte beyazlara bürünen Başkent’te, Büyükşehir Belediyesi ekipleri karla etkin bir mücadele gerçekleştiriyor.

    Yoğun kar yağışının olumsuz etkisini kentten silmek için gece saatlerinden itibaren kar küreme ve tuzlama çalışmalarıyla ana caddelerdeki trafik akışının sorunsuz akmasını sağlayan Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kar ağırlığını taşıyamayan ve kırılan ağaçları da cadde ve sokaklardan temizliyor.

    Zarar gören ağaçlara müdahale

    Büyükşehir Belediyesi, yoğun kar yağışı nedeniyle devrilen ağaçları yerinden kaldırırken, olası tehlikeye yol açmaması için de kırılan dalları da tek tek topluyor. Başkent’te etkili olan kar yağışı nedeniyle ilk gün yaklaşık 900 ağacın zarar gördüğü bilgisini veren Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı yetkilileri, karın ağırlığına dayanamayan ağaçların devrilmesi ve bazı dalların da kırılmasıyla ulaşıma kapanan birçok cadde ve bulvarların ekiplerin çalışmaları sonucu yeniden trafiğe açıldığını söylediler.

    Devrilen ağaçlar ve kırılan dallar herhangi bir can kaybına yol açmazken, bazı araçların üzerine düşerek maddi hasara neden olduğunu belirten yetkililer, mobil gezen ekiplerin gelen ihbarları da değerlendirerek, zarar gören ağaçlara müdahale ettiğini ifade ettiler.

    Ağaçlar yeniden doğaya kazandırılıyor

    Ankara Büyükşehir Belediyesi, kar yağışı sonucunda devrilen ağaçları ve kırılan dalları organik atık olarak değerlendiriyor. Toprağa gömülen artıklardan organik materyaller elde edilirken, bu şekilde zenginleşen toprak ise seracılıkta ve fidan yetiştiriciliğinde kullanılıyor.

  • Kar yağışı sonrası kırılan ağaçlar kaldırılıyor

    Şiddetli kar yağışı ile birlikte beyazlara bürünen Başkent’te, Büyükşehir Belediyesi ekipleri karla etkin bir mücadele gerçekleştiriyor.

    Yoğun kar yağışının olumsuz etkisini kentten silmek için gece saatlerinden itibaren kar küreme ve tuzlama çalışmalarıyla ana caddelerdeki trafik akışının sorunsuz akmasını sağlayan Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kar ağırlığını taşıyamayan ve kırılan ağaçları da cadde ve sokaklardan temizliyor.

    Zarar gören ağaçlara müdahale

    Büyükşehir Belediyesi, yoğun kar yağışı nedeniyle devrilen ağaçları yerinden kaldırırken, olası tehlikeye yol açmaması için de kırılan dalları da tek tek topluyor. Başkent’te etkili olan kar yağışı nedeniyle ilk gün yaklaşık 900 ağacın zarar gördüğü bilgisini veren Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı yetkilileri, karın ağırlığına dayanamayan ağaçların devrilmesi ve bazı dalların da kırılmasıyla ulaşıma kapanan birçok cadde ve bulvarların ekiplerin çalışmaları sonucu yeniden trafiğe açıldığını söylediler.

    Devrilen ağaçlar ve kırılan dallar herhangi bir can kaybına yol açmazken, bazı araçların üzerine düşerek maddi hasara neden olduğunu belirten yetkililer, mobil gezen ekiplerin gelen ihbarları da değerlendirerek, zarar gören ağaçlara müdahale ettiğini ifade ettiler.

    Ağaçlar yeniden doğaya kazandırılıyor

    Ankara Büyükşehir Belediyesi, kar yağışı sonucunda devrilen ağaçları ve kırılan dalları organik atık olarak değerlendiriyor. Toprağa gömülen artıklardan organik materyaller elde edilirken, bu şekilde zenginleşen toprak ise seracılıkta ve fidan yetiştiriciliğinde kullanılıyor.

  • Burun estetiği sonrası ilk 1 haftaya dikkat

    Op.Dr. Arda Katırcıoğlu, burun estetiğinde iyileşme dönemine dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu.

    Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Arda Katırcıoğlu, “Öncelikle Türk insanının genetik ve fiziksel özelliklerine bakmamızda fayda var. Bizim genlerimiz Orta Asya’dan ve oryantal ırk adı verilen Ortadoğu ve birazda Balkanlardan karışmış halde. Bu toplumların yapısını incelediğimizde genelde esmer tenli, kalın derisi olan, yüz ve kemik hatları daha kalın insanlardan oluşuyor. Hal böyle olunca burun gibi kendini çok gösteren, yüzün ortasında bulunan bir organda meydana gelen deformiteler daha fazla kendini belli ediyor. Bu konuda şanssız bir yapımız var, kendimizi Kuzey Avrupa ırkıyla kıyaslarsak onların burun yapılarının bayağı bir gerisindeyiz. Tabii onların da bizden şanssız tarafları var, çok açık tenli oldukları için çabuk yaşlanıyorlar. Bir de burun içi eğriliği meselesi var. Burnun orta bölmesi yani septumda meydana gelen deviasyon, eğilmeler burnun şeklini de bozabiliyor, böylelikle nefes alma sorunu çeken hastaların bir kısmının estetiğe de ihtiyaç duyuyor” dedi.

    “Abartılı ve doğal olmayan bir estetik başarılı değildir”

    Hastanın arzu ettiği şeklin mevcut durumuyla uyumlu olması gerektiğini ifade eden Op.Dr. Katırcıoğlu, “Abartılı ve doğal olmayan bir estetik bence başarılı bir estetik değildir. Bu yüzden ameliyatlarımda doğallığı ön planda tutmayı tercih ediyorum. Bu bir ameliyat, insan eliyle yapılıyor ve hata olabiliyor, ikincisi kontrol edemediğimiz durumlar var. En önemlisi iyileşme faktörü; hastadan hastaya değişebilen bir durum, bazen her şey mükemmel, ameliyat sonunda gördüğünüz sonuç harika olmasına rağmen iyileşme döneminde bazı asimetriler olabiliyor. Yine derinin kalınlığı meselesi var. Derinin çok kalın olduğu durumlarda ne kadar iyi bir ameliyat yapsak da bu durum kendini gösteremeyebiliyor, deri daha az oranda küçülebiliyor. Bir de bunun aksi durumu söz konusu, yani derinin çok ince olduğu vak’alar. Bu hastalarda da hatalı bir durum olmamasına rağmen deri inceliğinden hata varmış gibi gözükebiliyor. Yine her hastayı kendi içinde değerlendirmek gerekiyor, her hastaya farklı burun planlaması yapıp farklı teknikler kullanmak gerekiyor. Yaptığınız standart bir ameliyat tüm hastalar için uyumlu olmayabiliyor. Hastanın arzu ettiği şekil mevcut durumuyla uyumlu olması gerekiyor, abartılı ve doğal olmayan bir estetik bence başarılı bir estetik değildir. Bu yüzden ameliyatlarımda doğallığı ön planda tutmayı tercih ediyorum” diye konuştu.

    Ameliyat sonrasında hastanın hastanede kalmasına gerek olmadığını kaydeden Dr. Katırcıoğlu, “Sabah yapılan bir ameliyatta akşamüstü hastaneden çıkılabiliyor. Burun estetiği ameliyatında hastaların en çok korktukları durum ağrıdır. Halbuki bu ameliyattan sonra kesinlikle ağrı, sızı olmamaktadır. Zaten ameliyat olan hastalar bu duruma şaşırıp, ağrı olmadıklarını beyan ederler. Bu ameliyatın zorluğu 1 hafta kadar süren, göz kapaklarında, alın bileşkesinde, yanaklarda ve dudaklarda şişlikler olmasıdır. Bu şişliklerin kabası sonraki haftada düzelse de aslında 1 ayda burun kendi kıvamını bulabiliyor. Bu sürede ise burunda çok fazla sayılabilecek sertlikler oluşuyor, bu sertlikler bazen burunda fazlalık kalmış ya da eğrilik varmış gibi gösterebiliyor. Genelde 3 ayda bu durum çözülse de, burun ameliyatının nihai sonucu 1 senede ortaya çıkıyor. Hastalar yine ameliyattan sonra burunlarında küçük, plastik bir alçıyla geziyorlar, burun içi açık olsa da bu bir haftada rahat nefes alınamıyor, ameliyatın oluşturduğu zorluklardan biriside nefes almada zorlanma. Ameliyatın kendisi, şişlik, kanama, kabuk, pıhtı rahat nefes alıp vermeye engel olabiliyor. Bu durumu asgariye indirmek için tamponsuz burun estetiği yöntemini tercih ediyorum. Bu teknikte burun içi boydan boya dikişlerle tespit ediliyor, bu sayede tampon konulmasına gerek kalmıyor. Elbette, dünyadaki bütün cerrahların karşılaştığı bir durumda ameliyat sonrası istenmeyen durumlarla karşılaşmak. Hatta ne kadar çok ameliyat yaparsanız karşınıza çok daha nadir görülebilen durumlar da çıkabiliyor. Önemli olan hastanın bunu anlayabilmesi, zaten düzeltilebilecek durumlar tekrar ameliyatla düzeltilebiliyor. Sadece bu durum için sabırlı olmak gerekiyor, revizyon burun ameliyatı için 1 sene beklemek gerekir. Bu zamana kadar hem sonuç netleşecek, hem de dokular yumuşayacaktır. Önemli olan hastanın ve cerrahın mutluluğu. Yaptığımız işten her iki tarafın da tatmin edici sonuç beklemesi normal. Erkek hastalar, kimse anlamasın, burnum çok kalkık olmasın şeklinde taleplerini belirtirken, bayan hastalar ise özellikle daha havalı ve belirgin projeksiyonu olan burunları tercih etmekte” ifadelerine kullandı.

    Burun estetiğinde bundan 20 yıl önce alınan sonuçların hepsinin birbirine benzediğini belirten Op.Dr. Katırcıoğlu, şunları söyledi:

    “Hastaların ameliyat geçirdikleri belli olabiliyordu. Günümüzde kullanılan ameliyat teknikleri tamamen doğal, ameliyat geçirdiği belli olmayan, kişiye özgü tasarımlarla yapılmaktadır. Özellikle erkekler bu konuda doğallıktan yanayken, bayanların büyük bir kısmı güzellikten ve havalı bir buruna sahip olmaktan yana. Erkek hastalar, kimse anlamasın, burnum çok kalkık olmasın şeklinde taleplerini belirtirken, bayan hastalar ise özellikle daha havalı ve belirgin projeksiyonu olan burunları tercih etmekte. Durum böyle olunca, ameliyat öncesinde hastayla nasıl bir burun arzuladığını ve elde edilebilecek sonuçları çok iyi tartışmak gerekiyor. Burada yardımımıza üç boyutlu bilgisayar simulasyonu programları koşuyor. Bu programlar sayesinde, en azından hastaları daha iyi anlayabilmek mümkün oluyor. Tabii burada elde edilecek görüntünün, gerçek görüntüyle birebir aynı olmayacağını akılda tutmak şart.”

  • Rize’de sel sonrası temizlik çalışması başlatıldı

    Rize’de yaşanan sel ve heyelanın yaraları sarılmaya başlandı.

    Rize’de dün aralıklarla etkili olan sağanak yağış sonrasında bazı bölgelerde sel ve heyelanlar meydana gelmişti. Çamlıhemşin ilçesine bağlı Murat ve Topluca köylerinde bazı araçlar yolda kalmış, yamaçtan gelen balçık ve toprağa saplanan kamyonetin sürücüsü ise araçtan çıkarak kurtulmuştu. Topluca köyünde de park halindeki kullanılmayan otomobilin üzerine yamaçtan kayalar düşmüştü. Balçığa saplanan kamyonet iş makineleri tarafından kurtarılırken, yollar temizlenerek trafiğe açılmaya başlandı.

    Rize İl Genel Meclisi Üyesi Cemil Kus, ’’İlçemizde son yağmurlarda meydana gelen afetlerden dolayı köy yollarımız büyük zarar gördü. Öğrencilerimizin taşıması yapılan bu yolları hafta sonu demeden çalışarak açmaya çalışıyoruz. İlçemizin kaderi olan aşırı yağmur sonrası afetlerden doğan zararları azamiye indirmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” dedi.

  • İçişleri Bakanı Soylu: “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı sonrası 291 bin Suriyeli ülkesine döndü”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları sonrası ülkesine dönen Suriyeli kardeşlerimizin sayısı 291 bin 790” dedi. Bakan Soylu ayrıca, Türkiye’de yakalanan 96 bin Afgan uyruklu sığınmacının 30 binini de ülkelerine gönderdiklerini belirtti.

    Edirne’de, özel bir tesiste düzenlenen 2. Düzensiz Göçle Mücadele Koordinasyon Toplantısı’na katılan İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu, göçün 21. yüzyılın en önemli sorunu olarak karşılarında durduğunu belirtti. Soylu, sığınmacı konusunda Avrupa’nın neredeyse sınıfta kaldığını belirterek, “Şimdi özellikle bir taraftan yabancı düşmanlığı büyüyen Avrupa, ırkçılık bir hastalık olarak neredeyse bütün vücudunu saran Avrupa hükümetleri bugün göç yüzünden önemli bir zorluk yaşamaktadırlar” dedi.

    “Sadece politika değişikliği ile göç yüzde 70,3 oranında azaldı”

    Bakan Soylu, Mayıs 2018 döneminde göçmen konusu ile ilgili yaptıkları bir politika değişikliğine dikkat çekerek, “Geçtiğimiz Mayıs ayında aldığımız bir karar ve birimlerimize gönderdiğimiz bir yazı ile batı illerimizde yakalanan düzensiz göçmenlerin hiçbir şekilde serbest bırakılmaması. Bu da meselenin caydırıcılığı açısından çok önemlidir. Hemen geri gönderme merkezlerimize ondan sonrada gereğini yerine getirebilmek. Bunların Suriye uyruklu olanları Karkamış ve Suruç Geçici Barınma Merkezlerine sevklerinin sağlanması. Kimlik kontrollerinin ardından ihtiyaç halindeki Hatay’daki Geri Gönderme Merkezlerine gönderilmesi birimlerimizce yapmış olduğumuz ortak değerlendirme toplantısı sonrası kararlaştırılmıştır. Bu politika değişikliği sonrasında, Batı illerinde yakalanan Suriye uyruklu yabancı sayısı, yani yurt dışına geçmeye çalışan yabancı sayısı Mayıs ayına oranla Kasım ayında, dikkat edin sadece bir politika değişikliği yaptık, yüzde 70,3 oranında azalmıştır. Bu sefer kimler gelmeye başladı. Afganistan, Pakistan ve Afrika, bütün bunlara yönelik tedbirlerimizi yine ikinci bir aşama ile beraber almaya çalışıyoruz” dedi.

    “Türkiye’nin göçü önleme değil, göçü yönetme politikası vardır”

    Bakan Soylu, “Bu göç yönetimi ve düzensiz göçle mücadelemizin ana ekseni, her zaman ifade ettiğim gibi vicdan ve merhamettir. Türkiye’nin bir göçü önleme değil göçü yönetme politikası vardır. Bu göç yönetimini de hem kültürümüzden, milli ve manevi değerlerimizden, hem inancımızdan getirdiğimiz değerlere; hem de uluslararası sözleşmelere ve insan hakları normlarına uygun olarak sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “30 bin Afgan’ı ülkelerine geri gönderdik”

    2017 yılında Türkiye’ye toplam gelen düzensiz Afgan göçmenlerin 46 bin kişi olduğunu hatırlatan İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu, “Şu anda bu rakam dün itibariyle 95 bindi, bugün 96 bin kişi. Yakalayamadıklarımız da muhakkak vardır. 96 bin kişi. Ve bunların toplam 30 binini geri gönderdik. Afganistan’dan gelen 96 bin kişi olup, bunların 30 binini geri gönderdik. Dünyada böyle bir rakam yok. Yani düzensiz göçün azalabilmesi için de elimizden gelen bütün politikaları uyguluyoruz bilmenizi istiyorum” dedi.

    “Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı sonrası 291 bin Suriyeli ülkesine döndü”

    Düzensiz göçle mücadelenin gündemlerinin en başına yazılması gerekildiğini vurgulayarak, “Suriye’de aynı zamanda güneyimizdeki bölgede gerekli güvenliği ve huzuru temin ettikten sonra nasıl şuana kadar 291 bin 790 Suriyeli kardeşimiz Fırat Kalkanı Harekatı, Zeytin Dalı Harekatı Bölgesi’ne geri dönmüşlerse aynı şekilde, tekrar huzur ve sükun bulundukça ve biz oraları rahatlattıkça, uluslar arası sistemle oraları rahatlatma noktasında irade sergiledikçe bilmenizi istiyorum ki, sonuç alabilmek mümkün” diye konuştu.

    “Dünya göç kabullerine aykırı bir şekilde geri itme vak’alarını da hep birlikte yaşıyoruz”

    Soylu, konuşmasının son bölümünde, son dönemde sıkça yaşanan sığınmacıları geri itme konusu ile ilgili komşu ülke Yunanistan ve Bulgaristan başta olmak üzere Avrupa ülkelerine de seslenerek, “Yani bize medeniyet öğretmeye çalışırken maalesef sığınmacılara karşı tavırlarının hiç insani olmadığını görüyoruz. Bu kabul edilebilir değildir. Bunun kendi vicdanları kendi merhametleri de kabul etmemektedir. Bir taraftan Avrupa’nın en temel meselelerinden bir tanesi kayıp çocuklar meselesidir. Yani bu onları elbette ki zora düşürecektir. İsmine geri itme vak’aları dediği, uluslararası sisteme tamamen aykırı, dünya göç kabullerine aykırı bir şekilde geri itme vak’alarını da hep birlikte yaşıyoruz. Ve bu konuda da bazı insani olmayan davranışları da görüyoruz. Bunu karşılaştığımızda muhataplarımıza aynı şekilde söylüyoruz” dedi.

    Öte yandan, 2. Düzensiz Göçle Mücadele Koordinasyon Toplantısı’na Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli valileri, güvenlik güçleri, kaymakamlar ve il kurum müdürleri katıldı.