Etiket: son dakika

  • Erzurum  Türkiye’nin en soğuk kenti

    Erzurum Türkiye’nin en soğuk kenti

    Meteoroloji Erzurum Bölge Müdürlüğü’nden alınan bilgiye göre, yüksek basınç sisteminin etkisi altında bulunan Anadolu Bölgesi Haberleri’>Doğu Anadolu Bölgesi’nde soğuk hava etkili oluyor.

     

    Gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında olmak üzere ,Erzurum ve Ardahan’da 10, Ağrı’da 6, Erzincan’da 5 ve Iğdır’da 3 derece olarak ölçüldü.

     

     

    Günün en yüksek hava sıcaklıklarının da Ardahan’da 8, Ağrı’da 9, Erzurumve Kars’ta 11, Iğdır’da 14 ve Erzincan’da 15 derece olması tahmin ediliyor.

     

     

    Soğuk hava nedeniyle kent merkezlerinde bazı ev, iş yeri ve araçların camları buz tuttu. Meteoroloji yetkilileri, pazartesi günü bölgede kar yağışının etkili olacağını bildirdi.

  • Hakan Şükür’e kötü haber!

    Hakan Şükür’e kötü haber!

    TBMM Etik Kurulu Komisyonu, Ak Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’ün özel bir televizyon kanalında futbol yorumculuğu yapmasıyla başlayan “Milletvekili ikinci iş yapabilir mi?” tartışmasına nokta koydu.

     

    Taslağa göre, milletvekilliği saygınlığını artırmak amacıyla milletvekillerine maaşları dışında ücretli bir işte çalışmama yasağı konulacak. Mevcut anayasada yer alan “yapılamayacak işler” bölümü daha da netleştirilerek, özel sektör de yasaklar kapsamına alınacak. Böylece milletvekilleri, köşe yazarlığı, televizyon programı ve spor yorumculuğu gibi hiçbir işte çalışamayacak, ücret alamayacak. Başta Şükür olmak üzere ikinci iş yapan milletvekilleri yasal düzenlemenin TBMM’de kanunlaşmasından itibaren 3 ay içinde bu işlerinden istifa edecek. İstifa etmeyenlerin milletvekilleri yargılama ihtiyacı bulunmadan düşürülecek.

  • İşte gerçek Hürrem

    İşte gerçek Hürrem

    ‘Muhteşem Yüzyıl’daki Hürrem karakteri 20’li yaşlarda sırf güzel diye en mahrem yere, Harem’e sokuluyor. İnanılmaz hırslı ve entrikalarının ardı arkası kesilmiyor. Amacına ulaşmak için başvurmayacağı yol yok. Dekolte kıyafetler giyiyor, koskoca padişahı avucunun içine alıyor, cihan devletinin sadrazamına bile kafa tutuyor.

     

    Amacımız dizide bambaşka bir kimliğe bürünen Hürrem’in bilinmeyen yönlerini öğrenmekti. Tabii bir de cihan padişahı Kanuni’nin bir kadın yüzünden zaafa düşüp düşmediği… Uğurluel ile konuşunca anladık ki doğru adrese gelmişiz.

     

    ——–

    ASLI TAM TERSİ

    Hayırsever ve dindardı
    * Hürrem Sultan’ın kötü anlatılması Avrupa’nın oyunu.
    * Hürrem hırslı bir kadın değil, hayırseverdi.
    * 7 yaşında Harem’e alındı, özel eğitildi.
    * Devlet yönetimine müdahale edemezdi.
    * Şairdi, Türkçesi de mükemmeldi…
    * Edebe aykırı hiçbir davranışı olmamıştı.

    ——-

     

    Hürrem Sultan’la ilgili bugüne kadar pek çok şey okumuş ya da dinlemişsinizdir. Oysa “Muhteşem Yüzyıl”la alevlenen tartışmada atlanan o kadar çok detay var ki… Gözden kaçan “İki Harem’in ve İki Hürrem’in Farkı”nı tarihçi-yazar Talha Uğurluel anlattı. Hem de dizideki Hürrem’den hiç bahsetmeden. Sadece gerçek Hürrem’i sorduk. Nasıl yetişti, nasıl yaşadı, nasıl bir eş, nasıl bir anne, nasıl bir ‘sultan’dı? Gerçek Hürrem’i dinleyince, senaryodaki Hürrem’i konuşmaya gerek bile kalmadı.

     

    Osmanlı’da bir padişaha eş olacak kız nasıl seçilirdi?

    Ölçüleri, kuralları var. Harem’e alınıyor, ‘Duhderan’da yetiştiriliyor. Sonra o kızların hepsi padişahın cariyesi falan değil. Bunlar oryantalist uydurmaları. Avlunun bir tarafı erkek, diğer tarafı kız okulu. Enderun tarafındaki erkek öğrencilerle kız tarafındaki öğrenciler birbirleri ile evlendiriliyorlar. Padişah, evlilik yaşına gelmiş bir oğlu var ise Harem’deki kızlardan en mükemmelini seçip, onunla evlendiriyor. Padişahın eğer kızı var ise damadını da Enderun’daki okuldan seçiyor. Osmanlı’da sistem böyle.

     

    Hürrem nasıl yetişmişti?

    Hürrem Sultan da bugün ‘Harem’ denilen, Duhderan-u Hümayun’dan yetişmiş kızlardan biri. O dizide ve bazı uydurma tarih kitaplarında bize nasıl anlatılıyor; Savaşta esirler arasındaki kız çok güzelmiş, bunu hemen Harem’e verelim, demişler. Böyle bir şey olabilir mi? Yaşı 18 ya da 20 olmuş bir kızı hiçbir eğitim vermeden Harem’e sokabilir misin? Ya casusluk yaparsa, ya insan öldürürse!.. En mahrem yere, padişahın yanına sokulur mu? Böyle bir şey mümkün mü?

     

    Peki sarayda eğitim ve güvenlik nasıl sağlanıyordu?

    Osmanlı küçük yaşta alıyordu çocuğu. 5-6 yaşlarındaki çocuklar hamur gibi yoğuruluyordu. Mesela Çaldıran Savaşı’nda Yavuz Sultan Selim’in sadrazamı olan Hersekzade Ahmet Paşa… Fatih’in devşirmesidir. Hersek Dükası Yukşiş’in oğludur. Çocuk yaşta almış Fatih Sultan Mehmed, Enderun’da okutup yetiştirmiş, sadrazam olmuş. Zaten bir yanlışını görseler hemen elerler. Enderun’a alınan çocukların çoğu sadrazamlığa gelemiyordu. Sadece son sınıfa kadar gelenler sadrazam olabiliyordu. Örnek; Rüstem Paşa. Hırvat asıllı bir çocuk. Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı oluyor. Bugün kim bir Sırp’a, Hırvat’a kızını verir? Osmanlı’da ırkçılık yoktu. O çocuğu ufakken alıp yetiştirmiş ve Mihrimah Sultan evlilik yaşına geldiğinde “Bizim kızımıza kim layık?” diye bakmışlar. Zaten hepsi ellerinin altında, her şeyini biliyorlar o delikanlıların. Doğruluğu, dürüstlüğü, liyakati ile nam salan Rüstem Paşa ile evlendiriyorlar.

     

    Bu güvenlik titizliği kızlarda nasıl uygulanıyordu?
    Harem güvenliğin en had safhada olduğu yerdi. 200 civarında küçük kız alınıyor, belirli bir hiyerarşik ölçüde yetiştiriliyor, en son mezun edilirken Enderun’dan bir delikanlı ile evlendiriliyordu. Niye? Çünkü Enderun’dan çıkan delikanlıların hepsi ileride devlet adamı olacak. Yani ben mükemmel bir erkek çocuğu devlet adamı olarak yetiştirirken işimi şansa bırakır mıyım? Onun hanımını da ben yetiştiriyorum. Ben süper bir delikanlı yetiştirdim, sadrazam olacak. Gitti sokaktan ne olduğu belirsiz bir kız ile evlendi. Olur mu? Ben saraya o kızı sokar mıyım? Hanımını da ben yetiştiriyorum, ben evlendiriyorum. Sisteme bakar mısınız? Bu çarpıklığı biz niye bugüne kadar anlayamadık? Bu muhteşem manzarayı niye anlayamıyoruz da, çarpık şekilde anlıyoruz? Çünkü Avrupalı böyle anlıyor. Adamlar Londra’da, Paris’te ağzı açlıktan kokan ecnebi. En çok para eden tablo ne? Osmanlı tabloları. Osmanlı’da en çok para eden tablo ne? Saray tabloları. Saray’da en çok para eden tablo ne? Harem. Mümkün mü bir ecnebinin saraya girmesi, hele de Harem’i görmesi? Onlar da hayali çiziyorlar. Kafalarına göre… Osmanlı Sarayı’nda ne var? Bir sürü genç kız ile erkek var. Bunlar niye olur sarayda? Bilmiyor ki… Onun sarayında yok böyle bir sistem. Onlarda okul diye birşey yok. Osmanlı bu sistemi nereden biliyor? Peygamber Efendimiz’den (Sallallahü aleyhi ve sellem). İlk Mescid-i Nebevi yapıldığında Eshab-ı suffa vardı. Peygamber Efendimiz hemen avlunun bir bölümüne okulu koydu. Bir yanı hanımlar, diğer tarafı erkekler okuluydu. Peygamber Efendimiz döneminde 22 müfessir (tefsir alimi) hanım yetişmişti. Orası aynı zamanda Peygamber Efendimizin hücre-i seadeti, mescidi, toplantı salonu, öğrencilerin yetiştiği yerdi. Hepsi bir aradaydı. Topkapı’daki sistem de buradan geliyordu.

     

    ‘Entrikacı’ iftiralarının arkasında Avrupalıların kuyruk acısı var!

    O kadar padişah hanımı varken, neden Hürrem Sultan hedef oldu?

    Bence burada sinsi bir politika var. O da şu; Kanuni Sultan Süleyman denince bizim aklımıza asıl gelmesi gereken şey gelmiyor. Nedir o? Kanuni tahtta iken o gün Avrupa’da çok sinsi bir politika vardı. Haçlı ittifakı yapılmıştı. O günkü Avrupa’nın yarıdan fazlasına hakim olan Almanya’nın başına Schalker geldi. Biz böyle diyoruz, o Almanların 5. Karl’ı… İspanya kraliçesi olan anneannesi Isabel öldü, İspanya da ona kaldı. İspanya’da adı 1. Carlos oldu. Hollanda’yı aldı, İngiltere’nin yarısını kendine bağladı, bütün Avrupa’yı tek bir çatı altında topladı. Bu birliğe katılmayan bir tek Fransa vardı. Kanuni Sultan Süleyman bütün hayatını Fransa’yı desteklemeye verdi, Schalker’e ve kardeşi Ferdinand’a her seferinde darbe vurdu. Kanuni ölmeden 8 sene evvel Schalker’in kurduğu, Fransa hariç, bütün Avrupa’yı kapsayan Roma Germen İmparatorluğu’nu yıktı. Kaç kişi biliyor bunu? Kanuni Avrupa’ya bir sürü sefer yaptı? Neden? Bugün Belçika’nın, Almanya’nın, Hollanda’nın tarihine bakın, “Karl bizim kralımız” derler. Çünkü o gün hepsi tek devletti. Düşmanın tek çatı olması ne demek? Mahvederlerdi bizi. Haçlı seferleri başlayabilirdi yeniden. Ama ne oldu? Hiçbirisi olmadı. Kanuni öyle bir politika yürüttü ki, bütün Avrupa’yı yöneten Karl hayattayken mezara girdi. Devletini parçaladı, paylaştırdı. Karl, İspanya’da El Hamra’da inzivaya çekildi ve kahrından öldü. Biliyor muyuz bunu? Bu Kanuni’nin hayatındaki en önemli detaydır. Bu ne demek? O günkü Roma’nın hakkından gelen adam. O yüzden Avrupa Kanuni’yi hiç sevmez. Çünkü en büyük ittfaklarını yıktı. O zaman ne olacak? Kanuni’yi karalamamız lazım. Nasıl karalayacağız? Sultan Süleyman beş para etmezdi, desen herkes güler. Barbaros’u, Mimar Sinan’ı, Ebussuud Efendi’yi, Sokullu Mehmet Paşa’yı karalayabilirler mi? Ama şunu dersen; sarayda bir kadın çıktı, hepsini parmağına doladı, hepsini oynattı, işte o zaman hepsini karalarsın. İsmini saydığım bütün isimleri bu şekilde iradesiz, zavallı, bir kadın tarafından yönetilen birer uşağa dö-nüştürürsün. Bence bütün oyun bu.

     

    Padişah zaaf göstermiş olamaz mı?

    Devletin bekası adına evladını katledebilen bir insan… Çocuğunu gözü görmüyorsa, karısını görür müydü? Bize hep şehzade Mustafa’nın öldürülmesi anlatıldı. Oysa Hürrem’den olan Beyazıd da öldürüldü. Yıllarca hiç bu anlatılmadı, hep sakladılar, Mustafa’nın öldürüldüğünü söylediler. Demek ki devletin bekasına kim halel getirirse cezası kesiliyormuş. Hürrem falan değilmiş mevzu.

  • Oltu’lu şoförün protestosu

    Oltu’lu şoförün protestosu

    DURSUN MURAT AYDIN
    ERZURUM

     

    Erzurum’un Oltu ilçesine bağlı Ayvalı köyünde kamyonu ile kaza yapan nakliyatçı Şahmettin Bulut, kasko şirketi tarafından mağdur edildiğini öne sürdü. Bulut, kamyonun plakasını eşeklere takarak kasko şirketini protesto etti.

     

    Şahmettin Bulut’un 12 Aralık 2011 tarihinde Yusufeli’nde kömür ocaklarında yaptığı kazada kamyonu çalışamaz duruma geldi. Zararının karşılanması için kasko şirketine başvuran Bulut’un zararı karşılanmadı. Bunun üzerine eşek sırtında kömür taşımaya başlayan Bulut, kamyonundan geriye kalan plakaları eşeklere takarak kasko şirketine tepkisini dile getirdi. Evli ve 5 çocuk babası olan Bulut, kamyonun bütün parçalarının hurdaya verildiğini, geriye iki plaka ve ruhsatın kaldığını söyledi. Ailesine bakamaz durumda olduğunu belirten Bulut, çaresiz eşek sırtında nakliye yaparak ailesinin geçimini sağladığını ifade etti.

     

    Araç sahiplerinden kasko yaptırmadan önce şirketleri iyice araştırmalarını isteyen Bulut, “46 yaşındayım, 25 senedir nakliyecilik yapıyorum ve devlete vergimi veriyorum. Geçen yıl 12. ayın 12’sinde Yusufeli’nde sözleşmeli olarak Kars’ın Karadag kömür ocağından kömür taşıyordum ve sahada kömür boşaltırken yükün donması nedeniyle arabam devrildi. Kaskoya müracaat ettim, telefon açtım, kasko ‘gelip hallederiz’ dedi ama gelmediler. Kendi imkanlarımla arabamı kaldırdım, gelin götürün dedim, tamam sen götür, biz gelir hallederiz dediler. Konya’ya kaskoya telefon açtılar, eksper geldi. ‘Biz senin arabanı yaptıracağız’ dediler ve eksper geldi, tutanağı tuttu, benim arabamı götürdü teslim etti. ‘10 gün içinde teslim edeceğiz’ dediler arabam teslim olmadı. 1 ay sonra gittim ki benim arabamın üzerindeki damperi satmışlar, şaseyi satmışlar, arabam parçalanmış vaziyette. Ben kaskoya telefon açtım ne oluyor diye, kasko ‘biz hemen yaptıracağız, halledeceğiz, faturayı kestir’ dedi. Damperciden fatura kestirdim götürdüm, dediler ki ‘biz senin kazana ödeme onayı vermiyoruz’. Sordum neden onay vermiyorsun, dedi ki beyefendi senin araba çekiciden boşandığı için onay vermiyoruz. Ruhsatımı ve evraklarımı götürdüm, ‘Beyefendi benim arabamı kırk ayak damper kasa olarak kasko yaptınız ve paramı da peşin aldınız. Şimdi neden benim arabam 4 aydır yatıyor, paramı ödemiyorsunuz’ dedim. Genel müdür dedi ki ‘Ben anlamam’. Ben de Erzurum mahkemelerinde şikayette bulundum” dedi.

     

    Dolandırıldığı gerekçesiyle dava açmak istediğinde avukatların 10-15 milyar istediklerini, bunun üzerine kendi imkanlarıyla dava açtığını söyleyen Bulut, “1 yıldır ne dosyama baktılar ne davama baktılar. Benim 5 tane çocuğum var, okul okuyor. Evim kirada, çocuklarımın biri 4 yıllık üniversite kazandı okutamadım. Birini de dershaneye verdim, dershaneden atmışlar. 1 yıldır benim çocuklarıma götürecek ekmek param kalmadı, hiçbir şeyim kalmadı. Ben de şirkette sözleşme yaptığım için şirket bana ceza verdi. Arabam olmadığından mecbur kaldım eşeklerle nakliye yapıp çocuklarıma ekmek parası kazanmaya. Bankaya olan borcumu ödemediğim için bankadan tebligat gelmiş. Ben bu borcu ödeyemedim. Kasko arabamı yaptırmadığı için banka beni mahkemeye verdi. Bana 3 ay hapis çıktı. Gittim 1 ay Artvin Arhavi Cezaevi’nde yattım, 2 ay da Erzurum Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda yattım. Bu arada ben kriz geçirdim, psikolojim bozuldu, beni hastaneye götürdüler. Şuanda halen daha psikolojim bozuk, hiçbir iş yapacak gücüm kalmadı. Dayanacak gücüm kalmadı” diye konuştu.

     

    Bulut, “Böyle resmi dolandırıcılığa hiçbir yerde rastlamadım, hiç kimsenin düşmesini de istemiyorum. Bankalara borcum olmadığı halde 450 milyar borcun var diye benden para talep ediyorlar. Benim arabamın değeri 100 milyardı. 1 senedir cezaevinden çıktıktan sonra gittim parçalamışlar satmışlar, hiçbir şeyi kalmamış, bir şaseyle bir kupa duruyor. Yaptırma gücümüz de yok. Ne tarafa gideceğimi, ne yapacağımı şaşırdım. Lütfen duyarlı insanların elimden tutmasını istiyorum. Bu arada devlete olan vergi borcum ikiye katlanmış. Bağ-Kur borcum vardı, Bağ-Kur borcumdan ve vergi borcumdan dolayı arabama haciz koymuşlar. Maliye de dahil olmak üzere trafikten men etmişler. Trafiğe de çıkamıyor, vergi borçlarımı da ödeyemiyorum. 15 milyarlık vergi borcum olmuş, 37 milyar Bağ-Kur borcum olmuş, 42 milyar halen daha devlet bundan beni sorumlu tutuyor. Bütün hesaplarıma da haciz koymuşlar” dedi.

  • Şok gelişme

    Şok gelişme

    CHP Milletvekili Muharrem İnce tarafından taciz edildiğini iddia eden Fatma Büyükkömürcü sessizliğini bozdu.

     

    CHP Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce tarafından taciz edildiği iddia edilen Fatma Büyükkömürcü suskunluğunu bozdu.
    Beyaz TV’de konuşan Fatma Büyükkömürcü 2008 yılında tanıştığı Muharrem İnce hakkında çok çarpıcı iddialar da bulundu.

     

    CHP Kadın Kolları’nda görev yaptığını ve Muharrem İnce ile 2008′de tanıştığını belirten Fatma B., İnce aleyhine açtığı taciz davasının ayrıntılarını anlattı.

     

    İşte Büyükkömürcü’nün açıklamalarından satır başlıkları:

     
    MİLLETVEKİLİNE YAKIŞMAYAN HAREKETLER!

    Bir milletvekiline yakışmayan hareketlerde bulundu. Susmayı bilmeyen bir insan var karşımda. Muharrem İnce ile Meclis’te tanıştık. Bizi gayet iyi karşıladı. Başta herşey normaldi. Bana bir kaç kez bir sıkıntı var mı? diye sordu. Bana bir bayram mesajı gönderdi. Arayıp sorun var mı? Diye sordu. İlk mesajları böyleydi. Beni tacizin dışında aşağıladı da. Aileme hakaret etti. Artık gerekeni yargı verecek.

     

    ŞEYLER(?) GİBİ İÇTİM, ATLA BİR TAKSİYE GEL!

    Beni aradı “Şeyler gibi içtim atla bir taksiye gel” dedi, adres verdi. Alkollü olduğunu düşünerek yüzüne kapattım. Sanki elinin altındayım. Kendisiyle kesinlikle duygusal bir ilişkim yoktu. Evinin adresini verdi ben kendisini ikaz ettim. Sen kimsin ki senden özür dileyeyim dedi.

     

    BU KONUDA ÇOK MAĞDURUM

    ‘Fatma hanım AK Parti’nin oyuncağıdır’ diyenleri şiddetle kınıyorum. Atatürkçü Düşünce Derneği’nde üyeliğim var. Ben hakkımı aryorum. Ben hakkımı arıyprum bu en doğal hakkım. İkaz ediyorum olmuyor. Özür dile diyorum benden 550 tane var diyor. Bu davayı 3 sene boyunca sürdürdüm. Gerçekten bu konuda çok mağdurum. Bu saatten sonra rant sağlayacağım hiçbir şey yok. Ankara’nın en gözde semtinde oturuyorum.