Etiket: Somut

  • Selahattin Baki: “Vedat Muriqi ile ilgili somut bir gelişme yok”

    Selahattin Baki: “Vedat Muriqi ile ilgili somut bir gelişme yok”

    Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Selahattin Baki, yeni sezonda adrenalini yüksel bir lig beklediğini söyledi. Baki, Muriqi transferi hakkında da “Vedat hakkında somut bir gelişme yok. Vedat’ı verirsek, forvet transferi düşünürüz” yorumunu yaptı.

    Süper Lig’in 2020-21 sezonu fikstürü Riva’da bulunan TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde yapılan törenle belli oldu. Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Selahattin Baki, kura çekiminin ardından açıklamalarda bulundu. Heyecanlı bir lig beklediğini belirten Selahattin Baki, “Öncelikle hayırlı olsun. 2-3 ay önceden bugünleri görmek, hayal etmek bile zordu. Şükürler olsun ki ufaktan da olsa bir normalleşme süreci yavaş yavaş hayatımıza etki etmeye başladı. Bu sene biraz daha adrenalini bol, heyecanı bol bir lig bekliyorum, 21 takım. Pandemi döneminde iyi çalıştık Fenerbahçe Yönetimi olarak. Bunu da bence transferlerimizle gösteriyoruz. Şu anda kağıt üzerinde her şey iyi gidiyor. İyi de bir kura çektiğimize inanıyorum. Dost kulüp Rizespor deplasmanıyla başlıyoruz. Hayırlısıyla sakatlıktan kazadan beladan uzak güzel bir başlangıç yapıp yolumuza devam etmek istiyoruz yeni sezonda” dedi.

    “Vedat’ı verirsek forvet transferini düşünürüz”

    Sarı-lacivertlilerin Kosovalı golcüsü Vedat Muriqi’nin durumunu hakkında da konuşan Baki, “Vedat Muriqi ile ilgili şu anda somut bir gelişme yok. 2-3 gün evvel açıklama yapmıştık. O açıklama aynen geçerliliğini korumakta. An itibarıyla bir şey yok. Vedat kaldığı sürece forvet transferi yapmayı düşünmeyiz. Eğer olur ki Fenerbahçe’nin çok hoşuna giden şartlar masaya konursa ve Vedat’ı verirsek anca o zaman bir forvet transferi düşünürüz” şeklinde konuştu.

  • DES Genel Başkan Yardımcısı Topal; “Kınama yerine daha somut adımlar bekliyoruz”

    DES Genel Başkan Yardımcısı Topal; “Kınama yerine daha somut adımlar bekliyoruz”

    Demokrat Eğitimciler Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Topal, Diyarbakır’da bir öğretmenin iki veli tarafından okul bahçesinde darp edilmesi ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Kınama yerine daha somut adımlar bekliyoruz” dedi.

    Son yıllarda öğretmenlere yönelik şiddet vakalarının artık sıradanlaşmış üçüncü sayfa haberleri arasına girmiş durumda olduğunu dile getiren Topal, “Neredeyse gün geçmiyor ki, öğrenci ya da veli tarafından sözlü ya da fiziki şiddet maruz kalan bir öğretmen haberiyle karşılaşmayalım. Öğretmenlerimizin motivasyonuna, itibarına, sağlığına ve hatta canına kast eden şiddet vakaları, artık eğitim hayatımızın en hayati problemlerinden birisi haline gelmiştir” diye konuştu.

    Topal, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Eğitim çalışanlarımıza yapılan şiddeti nefretle kınıyor, reddediyor, telin ediyoruz. Öğretmene uygulanan şiddet olayları vuku bulduğunda, sorumluluk makamlarını işgal edenlerin de kınama mesajlarını tabii ki olumlu buluyoruz. Ancak, yetki sahibi olanların, sadece kınamakla yetinmesini bir zafiyet olarak gördüğümüzü ve kendilerinden daha somut adımlar atmalarını da beklediğimizin bilinmesini istiyoruz.” diye konuştu. Topal, öğretmene ve tüm kamu çalışanlarına yönelik şiddet hadiseleri üzerine ciddi idari ve hukuki tedbirler ivedilikle alınması gerektiğini kaydederek, şöyle konuştu: “Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşlarında mobbing maruz bırakılan ve bir çok şiddet vakaları konusunda önleyici ve caydırıcı tedbirleri hayata geçirecek mevzuat düzenlemeleri zaman kaybedilmeksizin hayata geçirilmelidir. Psikolojik danışmanlık hizmetlerinin etkin hale getirilmesi, disiplin yönetmeliklerinin yetersizliklerinin giderilmesi, okullarda güvenlik önlemlerinin alınması vs. gibi düzenlemelerin yanı sıra hepsinden öncelikli olarak öğretmenlerin itibarının artırılmasına yönelik tedbirlerin alınması kaçınılmazdır. Öğretmene verilen değer hususunda öğrenci ve ailelerin bilinçlendirilmesi, öğretmene şiddet vakalarının önünün alınması anlamında gözden kaçırılmaması gereken hususların başında gelmelidir. Tekraren Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Hükümete Çağrıda Bulunuyoruz: Artık sabırlar tükendi! Özelde öğretmene, genelde kamu çalışanlarına yönelik şiddet vakalarını önleyebilmek için bahsi geçen mevzuat düzenlemeleri için hemen, hiç vakit geçirmeden, derhal harekete geçilmelidir. Buradan ilan ediyoruz; şiddet konusunda gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmaz ise, bundan sonra yaşanabilecek şiddet vakalarının sorumlularından birisi olarak bu tedbirleri almayan makamları göreceğiz! Ayrıca medya kuruluşlarının öğretmenlerimizin itibarını rencide edici haberlerden kaçınmaları, öğretmene saygı ve değeri öne çıkaran yayınlara öncelik vermelerinin de öğretmene şiddet olaylarının önlenmesi anlamında katkısı olacağını da hatırlatmak istiyoruz. Şiddete maruz kalmış meslektaşımıza geçmiş olsun diyor, öğretmene şiddeti lanetlediğimizi kararlılıkla ifade ediyor ve bir daha benzeri hadiselerle kamuoyuna gündemine gelmemeyi diliyoruz.”

  • Elazığ’ın kalıcı fuar alanı için somut adım

    Elazığ’ın kalıcı fuar alanı için somut adım

    Elazığ’da ekonomiye katkı sağlayacak olan kalıcı fuar alanı ile ilgili belirlenen alanda inceleme yapıldı.

    Elazığ’ın kalıcı fuar alanı ile ilgili Vali Çetin Oktay Kaldırım, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ve Elazığ TSO Başkanı Asilhan Arslan Orman Bölge Müdürlüğü’nün fidanlık olarak kullandığı, ancak Kültür Park yapılması ile ortada kalan alanda inceleme yaptı. Alanda inceleme yapan protokol heyeti, Orman Bölge Müdürü Ziya Polat’tan da bilgi aldı.

    Yıllardır çözüm bekleyen fuar alanıyla ilgili somut adımların atılmaya başlandığını belirten Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, “Fuar alanının tamamlanmasıyla birlikte sanayimizin ve ticaretimizin daha da gelişmesine imkan sağlanacak” dedi.

    Kalıcı fuar alanının Elazığ ve bölge için önemli olduğuna dikkat çeken Şerifoğulları,” Elazığ ticaretinin önemli bir eksiği olan kalıcı fuar alanını, Kültür Parkın karşısında Orman Bölge Müdürlüğünün artık şehrin ortasında kalarak işlevselliğini yitirmiş olan fidanlık arazisi üzerinde inşa etmeyi planlıyoruz. Valimiz Çetin Oktay Kaldırım ve Elazığ TSO Başkanı Asilhan Arslan ile birlikte Fuar Alanını yapmayı planladığımız bölgeye gelerek Orman Bölge Müdürümüz Ziya Polat’tan bilgi aldık. Uluslararası fuar organizasyonlarına ev sahipliği yapacak kapasitedeki fuar alanımız ile sanayimizin ve ticaretimizin daha da gelişmesine, dünya pazarlarına açılmasına imkan sağlanacak. Seçim sürecinde açıkladığımız önemli projelerimizden biri olan fuar alanını inşallah en kısa sürede tamamlayarak şehrimizin ve bölgemizin hizmetine sunacağız”diyerek sözlerini tamamladı.

  • Başkan Kalkan: “Çin işkencesi tabirinin bugünkü somut karşılığı Doğu Türkistan’da hergün değil her an yaşanıyor”

    Eğitim Bir Sen Kayseri 1 Nolu Şube Başkanı Aydın Kalkan, Doğu Türkistan’ın 1949 yılından bu yana Çin işgali altında olduğunu söyleyerek, “O günden bu yana Doğu Türkistan’dan feryatlar hiç eksik olmadı. Fakat kulaklar sağır, gönüller körleşmiş modern dünyada. Ne Çin işkencesi görüldü, ne de zulüm altında yükselen feryatlar duyuldu” dedi.

    Sendika binasında düzenlediği basın toplantısında konuşan Kalkan; bugün Cenevre’de BM İnsan Hakları Komisyonunda Çin Hükümetiyle karşılıklı olarak Çin’deki insan hakları ihlallerinin değerlendirileceği bir toplantının düzenleneceğini ifade ederek; “Bugünkü yapısına rağmen BM’nin, Çin’in Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği jenosidi/soykırımın en azından dünya kamuoyuna duyurması bakımından önemsiyoruz. Tabi buradan hemen şu uyarıyı da yapalım; Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı soykırımı, son zamanlarda gittikçe şiddetini artıran Amerika-Çin rekabetine politik meze yapmaya çalışanlara izin verilmemeli. Doğu Türkistan ve milyonlarca insan, iki emperyalist devletin çıkar kavgasında araç haline getirilmemeli. Biz bu noktada dünyanın bütün iyi insanlarına, insanlığa önemli vazifeler düştüğüne inanıyoruz. Eğer dünyanın iyi insanları bu konuyu sahiplenip, zulme karşı bir hat oluşturmazsa, Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşayan mazlumlar iki zalimden birinin zulmüne maruz kalması kaçınılmazdır. Bu yüzden dünyanın bütün iyi insanları zulme karşı güçlü bir hat oluşturmalı, adalet ve özgürlük dünyamıza hakim kılınmak için sorumluluk almalı. Ve hep birlikte haykırmalı; İnsan onuru dokunulmaz, özgürlükler kısıtlanamaz. Evet. Çin, Doğu Türkistan’da bir soykırım gerçekleştiriyor. Bunu yaparken de kendince meşrulaştırıcı bazı politik argümanlar geliştiriyor. Zaten modern dünyada bütün katliamlar, zulümler bu kılıf altında, yani masum gibi görünen teoriler ve politik söylemlerle gerçekleştiriliyor. Çin hükümeti de, Doğu Türkistan’daki soykırımı, zulmü gizlemek için ’Sosyo-ekonomik reformlar’ söylemini kullanıyor. Bu söylemin altında neler gizli, gelin birlikte bakalım. Yükselen ejderha olarak gösterilen Çin, komünist parti oligarşisi altında tam bir kölecilik düzeni kurmuştur. Bu yüzden, insan hakları ihlalleri bütün ülke sathına yayılmıştır. Bugün Çin’in zenginlerinin kimliğine baktığınız zaman hep Çin Komünist Partisinin yöneticilerinin çocukları olduklarını görürsünüz. Bunlara küçük prensler denilmektedir. Çin rüyası pazarlanan budur. İşte, ’sosyal-ekonomik reformlar’ bu küçük azınlık için geliştirilmiş sömürü politikalarının kılıfıdır. Değerli dostlar, bu gerçek anlaşılmadan, Doğu Türkistan’da neler oluyor sorusunun cevabını tam olarak anlayamayız. Peki sosyal-ekonomik reformlar adı altında nasıl bir politika izleniyor?

    Yukarıda dediğimiz gibi Doğu Türkistan’da 1949 yılından bu yana yaşanan bir zulüm var. Bir noktada bu zulmün temelinde Doğu Türkistan’ı Müslüman Uygur Türklerinden arındırmak yatıyor. Bu politika işgalin ilk yıllarından bugüne kadar aralıksız uygulandı. Özellikle 1960’la 1990 arasında başkent Urumçi’nin güney doğusundaki Lop Nor çölünde yapılan atom denemeleri neticesinde on binlerce Uygur Türkü radyoaktif maddeler yüzünden ölmüştür. Şimdilerde ise bizzat Çin Komünist Partisinin geliştirdiği politikalarla insanlar, ya ölüme sürükleniyorlar ya da yerlerinden yurtlarından ediliyorlar. Aslında herkesin bildiği bu politikaların birkaçını burada bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Çin fikri ıslahat adı altında bir milyondan fazla insanı hapishanelerde tutuyor. Çin komünist yönetimi ‘Kardeş Aile’ projesi adı altında her Doğu Türkistanlının evine bir Çinli erkek yerleştirerek Uygurların aile birliğini dağıtıyor. Evlenmemiş 16-25 yaş arası Uygur kızları Çin’in iç bölgelerine sürüldü. İlk yıl 240 bin, ikinci yıl ise bir milyon Uygur kızı ailesinin elinden zorla alınarak fabrika ve tarlalarda işçi yapıldı. 2001’de bir uygulama başlattılar. Adı ’Sincan Sınıfı’. Müslüman Uygur çocuklarını ailelerin elinden alarak, Çin’in iç bölgelerindeki yatılı okullara götürdüler. 2003 yılında Doğu Türkistan’daki bütün okullarda Uygurca yasaklandı.O tarihe kadar eğitimini Uygurca yapmışların diplomaları elinden alındı.Mühendis, doktor, profesör, öğretmen bütün akademik kadro bir günde ’vasıfsız işçi’ yapıldı. Çin’in Doğu Türkistan’da tek orijinal ürünü işkencedir, zulümdür. Bu yönüyle ’Çin işkencesi’ tabirinin bugünkü somut karşılığı Doğu Türkistan’da hergün değil her an yaşanıyor. Çin sadece yaşayanları öldürmüyor; doğacak olanların da hayata gelmesine engel oluyor. Nüfus planlaması altında anne karnındaki dokuz aylık bebeği sezeryanla alıp katleden Çin hükümeti, terör söylemleriyle oluşturduğu sahnede İslam medeniyetinin kadim bölgelerinden biri olan Doğu Türkistan’ı insansızlaştırmaya ve müslümansızlaştırmaya hunharca devam ediyor. Kur’an okumanın, terör eğitimi, namaz kılmanın terör eylemi ve oruç tutmanın devlete başkaldırı olarak ilan edildiği Doğu Türkistan fotoğrafı Çin’in bu yüzyıla hediye ettiği utanç tablosudur. Değerli dostlar, Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz anlattıkları gerçekten tüyler ürpertici. Çin hükümeti, kendi politikalarını meşrulaştırmak için El-Kaide, DEAŞ söylemlerinin arkasına gizlense de mızrak artık çuvala sığmıyor” diye konuştu.

    MEMUR-SEN ailesi adına Çin hükümetine seslenmek istediklerini, Doğu Türkistan’ın İslam Medeniyetinin kadim bölgelerinden biri olduğunu vurgulayan Kalkan konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Hangi politikaları uygularsanız uygulayın, hangi söylemin arkasına gizlenirseniz gizlenin; Doğu Türkistan’dan İlk Müslüman Türk Hakanı Satuk Buğra Han’ı, ’Dîvânı Lugati’t-Türk’ adlı eseri yazan ilk Türk dil bilgini Kaşgarlı Mahmud’u, ’Kutadgu Bilig’ adlı eserin sahibi şair, yazar ve devlet adamı Yusuf Has Hacip’i silemezsiniz. Biz insanlığın vicdan sesi olarak Doğu Türkistan’ın yanında Çinin ve zulmünün karşısındayız. Bizler, insanlık ailesinin onurlu fertleri ve özgürlük sesleri olarak; soykırıma sessiz kalmayacağız, Çin’e karşı ses vermekten geri durmayacağız. Bizler, medeniyetimizin değerlerine yüklenen adil insanlar olarak Doğu Türkistan adaletle, kardeşlerimiz özgürle bulaşana kadar susmayacağız. Biz inanıyoruz ki, insanlığın onur ve özgürlük savaşı karşısında ne Çin ne de Çin seddi dayanır.”

  • SDÜ’den halka açık kültür bankası hizmeti: “Somut Olmayan Kültürel Miras Projesi”

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ), “Isparta’nın Somut Olmayan Kültürel Mirası” projesi ile kentin gelenek, görenek, sanat, zanaat, özgün lezzetleri, değerlerini kayıt altına alıyor. Proje isteyen herkesin destek verebilmesi için interaktif olarak hayata geçirildi.

    SDÜ, Isparta Somut Olmayan Kültürel Mirası (SOKÜM) Projesi’ni düzenlenen toplantı ile tanıttı. 1 Haziran 2017’de başlayan proje ile Isparta’nın sanat, zanaât, gelenek, görenek, mimari gibi kültürel değerleri kayıt altına alındı. “Isparta’nın renklerini, kokusunu, desenlerini, sadece bu coğrafyaya özgü güzelliklerini kayıt altına almak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak” ideali ile yola çıktıklarını belirten SDÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Ali Dulupçu, çok kısa bir süreç içerisinde güzel bir şekilde yol aldıklarını ifade etti. SDÜ’nün eğitim-öğretim ve araştırma görevinin yanı sıra topluma değer üretme nosyonu bulunduğunu belirten Prof. Dr. Dulupçu, “Kültür aşkla, sevgiyle beslenir. Isparta çok zengin kültürel değerlere sahip bir kenttir. Biz de SDÜ olarak Isparta’nın değerlerini geleceğe taşıma çabası içerisindeyiz. Isparta’nın tarihi evlerinin korunmasına yönelik yapılan çalışmaların hemen ardından kültürel değerleri için de yürütülen bilimsel projeyi de Isparta ile paylaşıyoruz. Somut Olmayan Kültürel Miras, herkesin malumu olduğu üzere kişilere bağlı olarak yaşayan bir olgudur. Kişiler, Allah muhafaza hayata gözlerini kapadığı an o değer de sonsuza değin yok oluyor. İşte biz, bu değer yok olmasın, kayıt altına alınsın, gelecek kuşaklara aktarılsın diye yola çıktık. Gelenek, görenek, görgü, sanat, zanaat, renkleri, kokusu, duygusu, özgün lezzetleri, değerleri sınırsız bir alanı bu kayıt altına alıyoruz. SDÜ’nün eseri SOKÜM şudur; ’Isparta’nın dünyaya söz söyleme projesidir. Böylelikle kültürel değerleri geleceğe taşımak adına bir iz bırakmayı hedefliyoruz. Burada ilgi çekici olan nokta şu; bunları sadece bir kitap haline getirmeyeceğiz. Çünkü kitaplarla ancak sınırlı sayıda insanlara erişiyorsunuz. Aynı zamanda zengin bir interaktif web sitesi kurmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla bir ’Isparta yemeği’nin nasıl yapıldığının videosunu kayıt altına alıyoruz. Türküleri, manileri yine aynı şekilde sesli ve görüntülü olarak kayıt ediyoruz. Asker uğurlaması, artık yok olmaya yüz tutan kerpiç yapımına kadar hayatın tüm renkleri, seslerini, kokularını, tatlarını video şeklinde kayıt altına alıyoruz. Bunları önce Isparta’ya, sonra dünyaya sunacağız” dedi.

    “UNESCO’nun da katılımı ile çalıştay düzenleyeceğiz”

    Rektör Yardımcısı Dulupçu, ’’Isparta’nın Somut Olmayan Kültürel Değerleri’’ için aynı zamanda Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) Türkiye Millî Komitesi ile birlikte çalıştıklarını söyledi. Ekim ayında büyük bir tanıtım toplantısı ve çalıştay yapacaklarını kaydeden Dulupçu, sözlerini şöyle tamamladı:

    ’’UNESCO Türkiye temsilcileri daha önce bu projeyle ilgili Isparta’da bir dizi temaslarda bulundular. Ve SDÜ olarak kısa sürede bu kadar yüksek ölçekli başarı kaydetmemizi takdirle karşıladıklarını ifade ettiler. Takriben Ekim 2018’de kültürel mirasın korunması ile ilgili olarak UNESCO yetkililerinin de katılacağı bir çalıştay daha yapacağız. Ayrıca büyük bir tanıtım çalışması da yine bu proje kapsamında gerçekleştirilecektir.”

    “Gelecekte ’SOKÜM Evi-Sokağı-Müzesi’ oluşturulabilir”

    SDÜ Somut Olmayan Kültürel Miras Projesi (SOKÜM) Yürütme Kurulu Başkanı ve Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Dekanı Prof. Dr. Bilge Hürmüzlü ise, 1 Haziran 2017’den bugüne çok güzel çalışmalar yaptıklarını söyledi. Yeme-içme- bitki, yöresel müzik, toplumsal uygulamalar, ritüeller, el sanatları ve kırsal mimari kültürünü kayıt altına aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Hürmüzlü, UNESCO’dan da çok güzel geri bildirimler aldıklarını ifade etti. Proje bağlamında interaktif sayfa açıldığını ve şu an için sistemin yüzde 60’lık diliminin inşa edildiğini belirten Hürmüzlü, kültürel değerlerin, gelenek, görenek, görgü, sanat ve zanaatların kayıt altına alınması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için herkesi göreve davet ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Bilge Hürmüzlü, bunun için de “http:ispartakultürelmiras.sdu.edu.tr” portalını yakın bir süreç içerisinde herkesin yükleme yapabileceği interaktif bir ortam haline getireceklerini kaydetti. Prof. Dr. Hürmüzlü, SDÜ’nün tüm bu çalışmaları UNESCO Kültürel Mirası Listesi’ne alınması için de projeyi yoğun bir şekilde sürdürdüğünü kaydetti. Hürmüzlü, SDÜ’nün Isparta’ya büyük bir vizyon çizdiğini ve yakın gelecekte Isparta’da “SOKÜM Evi- Sokağı-Müzesi” oluşturabileceğini sözlerine ekledi.