Etiket: soma

  • Soma Davası Devam Ediyor

    Soma ilçesinde, 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği maden faciasının Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ceza davasında 5’inci duruşmanın 6’ıncı oturumu başladı.

    Manisa’nın Soma ilçesinde, 13 Mayıs 2014’te meydana gelen 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği maden faciasının ceza davasında 5’inci duruşmanın 6’ıncı oturumu başladı. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde 8’i tutuklu 46 sanığın yargılandığı davada madenden sağ kurtulan ve olayın ilk patlak verdiği yerde bulunan işçilerin dinlenmesine devam ediliyor.

    İSTENEN CEZALAR

    Olayla ilgili açılan ceza davasında tutuklu 8 sanık, ‘Olası kastla öldürme’ suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, ‘Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçundan 162 kez, 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. Tutuksuz sanıklar hakkında ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüyle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis, yine tutuksuz sanıklardan 25’i hakkında bu suçları ‘bilinçli taksirle’ işledikleri gerekçesiyle aynı aralıktaki ceza süresinin üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması isteniyor.

    Duruşmanın 25 Aralık’ta ara karar verilerek ileri bir tarihe ertelenmesi bekleniyor.

  • Soma Davası’nda Aileler Konuştu:

    Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Soma Davası’nda dinlenmeye başlanan aileler, kaza öncesi ve sonrasında yaşadıklarını anlattı. Şehit madenci Ali Kavas’ın eşi Gülten Kavas, “Olaydan bir ay sonra Can Gürkan’ın muhasebecisi evimize geldi. ‘Şikayetçi olmayın ne isterseniz verelim’ dedi” ifadelerini kullandı. Tutuklu ve tutuksuz sanıkların önünde ifade veren aileler, kendi yaşadıklarının aynısını sanıkların da yaşamasını dilerken, bazı madenci yakınları duruşma salonunda fenalık geçirerek sakinleşmek için salon dışına çıktı.

    Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği faciadan sağ kurtulan maden işçilerinin Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ifadelerinin alınmasına devam edildi. Duruşmaya katılmayan iki işçinin dinlenmesini 22 Aralık’a erteleyen mahkeme heyeti şehit madencilerin ailelerini dinlemeye başladı.

    “BAŞKA ERGÜNLER OLMASIN”

    Madenden emekli olan Durmuş Sidal, kazanın meydana geldiği ocağa ilk kazma vuranlardan biri olduğunu belirterek, “Oğlum çok baskı olduğunu anlatıyordu. Fazla kömür çıkınca prim, dayıbaşlarının da aralarında bulunduğu madenciler arasında paylaşılıyordu. Çocuğum gözünü açamıyor, yemek yiyemiyordu. Yakında felaket olacak diyordu. O kadar insanı yeraltına koyarsan, hava dayanmaz. Çocuğu babasını göremedi, dedeydim, baba oldum. Sorun olduğunu bile bile insanları katlettiler. Şimdi kapatmaya çalışıyorlar. Acımızın, davamızın peşindeyiz. Hukuka güveniyoruz. Başka Ergünler olmasın diye davaya katılıyorum. İnsan hayatı bu kadar ucuz değil” dedi.

    Madende hayatını kaybeden ve 3 ay sonra emekli olacak olan Dursun Demircan’ın eşi Figen Demircan da eşinin son zamanlarda sıcaklık ve izdihamdan şikayet ettiğini, üretim baskısı nedeniyle yemek yemeye bile fırsat bulamadığını anlattı.

    “EŞİM 4 GÜN ÖNCE ZEHİRLENMİŞTİ”

    Eşinin sürekli olarak gazdan şikayet ettiğini ve başının ağrıdığını kaydeden Figen Demircan, olaydan 4 gün önce de eşinin gazdan zehirlenip tedavi gördüğünü dile getirdi. Demircan, “Eşim, sıcak nedeniyle son zamanlarda farelerin bile madeni terk ettiğini söylüyordu. Gaz, sıcaklık, ihmal yok da bu insanlar niye öldü” şeklinde konuştu.

    Maden şehitlerinden Uğur Çolak’ın annesi Gülsüm Çolak da oğlunun sürekli olarak, “Bu ocak bana mezar olacak” dediğini kaydederek, “Akıllı görüp başkaldırdıklarını düşündüklerini S panosuna çalışmaya gönderiyorlardı. Tutuklu sanık teknik müdür İsmail Adalı, ‘Ben buranın Allah’ıyım’ deyip hakaret edermiş. Ne hayatını ne babalığını yaşayabildi, oğlum 26 yaşında öldü. Çocuğumun çocukları için şikayetçiyiz. Alacağınız karar, gelecekte madenlerde çocuklarımızın ölmemesine yarayacak” dedi.

    Oğlu Yahya Aybak’ı kaybeden Seyit Hüseyin Aybak ise Soma Kömürleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın “ocağın imkanlarıyla dünya birincisi olduğu” sözlerini hatırlatarak, şunları söyledi: “Doğru, birinci ama 301 madencinin öldüğü tek ocak olarak. Kendisi bir kez ocağa inip işçilerle soğan ekmek yese, ‘Yetki verdiğim insanlar, bunları nasıl da kötü kullanmışlar’ derdi. Ben de kazadan 7-8 ay öncesine kadar aynı ocakta çalıştım. Teknik müdür İsmail Adalı geldiği zaman herkes alarma geçerdi. Şalterciydik, bant bir dakika bile dursa savunma alırlardı. 25 yılı aşkın madenlerde çalıştım, bant istediği kadar boşa dönsün, yangın çıkmaz.”

    Aybak, tutuksuz sanıkları kastederek, “Amir değil, hepsi malcıydı. Hepsi başımızda, ‘Haydi’ deyip dururlardı” ifadesini kullanarak, sanıkları görünce moralinin bozulması dolayısıyla söyleyeceklerinin bir kısmını unuttuğunu da sözlerine ekledi.

    Gülten Kavas da eşi Ali Kavas’ın işe başlamasının dördüncü gününde yaşamını yitirdiğini anlatarak, “İşe yeni başlayanların, ilk önce yer üstünde, sonra da Celal Bayar Üniversitesi’nde eğitim aldığını söylüyorlar. Eşimin kemiklerini mezardan getirsinler de Celal Bayar Üniversitesi’ne götürsünler” diye konuştu.

    “ŞİKAYETÇİ OLMAYIN NE İSTERSENİZ VERELİM”

    Soma Kömürleri A.Ş.’nin muhasebecisinin, kendisine şikayetçi olmaması durumunda ne isterse verme teklifinde bulunduğunu da öne süren Kavas, “Olaydan bir ay sonra Can Gürkan’ın muhasebecisi evimize gelerek ’Şikayetçi olmayın ne isterseniz verelim’ dedi. Sanıkların bazıları aynı firmadan maaş almaya devam ediyor” şeklinde konuştu. Kavas, şunları söyledi: “301 kişi öldü de 301 kişinin sırtından şimdi de 4 milyar maaş alıyorlar.”

    Serap Güneş ise kardeşi Serkan’ın sağlık memuru olarak yer altındaki revirde görev yaptığını ifade ederek, “Kardeşim, sargı malzemelerinden ağrı kesiciye, kendi imkanlarıyla ilaç alıp götürüyordu çünkü bir işçiye bir hap verilebiliyordu. Madem hiç kusur yok, kardeşim gaz maskesini de kullanmayı bilir, tüm gereken tedavi imkanlarına da sahipti, peki niye 13-14 kişiyle revirde can verdi?” dedi.

    Personel yetersizliğinden bir sağlıkçı gelmeyince kardeşinin iki vardiya üst üste çalıştığını da dile getiren Güneş, tutuklu sanıklardan işletme müdürü Akın Çelik’in 5 dakika erken çıktığı gerekçesiyle kardeşine tokat attığını iddia etti.

    Kazada hem oğlu hem damadını kaybeden Alaattin Güngör de oğlunun madenin sıcaklığı dolayısıyla “Biz ölürsek, grizu patlamasından öleceğiz” dediğini belirtti.

    Ölen madenci yakınları Recep Coşkun, Mehmet Kilci de şikayetçi olduklarını bildirdi.

    “BENİM ÇOCUKLARIMIN AĞLADIĞI GİBİ ONLARIN DA AĞLASIN”

    Faciada 9 yıllık madenci olan eşini kaybeden ve 3 çocuğuyla baş başa kalan Bircan Yıldırım, “Eşim 9 yıldır madenciydi. İşini bir gün bile aksatmadı. İşten eve gelirken terli olurdu, yorgun olurdu. Vücudunun her yerinde sıcaktan oluşan kızarıklıklar vardı. S panosunda 1. usta olarak çalışıyordu. İsmail Adalı’dan sürekli şikayet ederdi ’baskı yapıyorlar’ diye. Şimdi arkamda duruyorlar. Sinirden elim ayağım titriyor. Adalete güveniyoruz. Çok konuşacak şeylerim vardı ama buraya gelince elim ayağım titredi. 3 çocuğumla kala kaldım. Diyecek bir şeyim yok. Allah benim çektiğim acının aynısını onlara da göstersin. 5 dakika gülüyorsam 15 dakika ağlıyorum hala. Canımı aldılar benden. Ölüsünü bile göstermediler. 19 aydır çocuklarım ‘Baba’ diye ağlıyorsa onların çocukları da öyle ağlasın. Şikayetçiyim, sonuna kadar davamızın peşindeyiz. Adalete güvenimiz sonsuz” dedi.

    Bircan Yıldırım’ın dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti duruşmayı 22 Aralık Salı günü sabah 09.00’a erteledi. Duruşmaya yarın, bugün mahkemeye gelmeyen iki tanığın dinlenmesinin ardından ailelerin dinlenmesiyle devam edilecek.

  • Soma Faciasının Kilit Tanığı Yeniden Dinlendi

    Soma maden kazasının meydana geldiği nokta olarak tahmin edilen 4. bandın şaltercisi Ramazan Demir’in ve diğer tanıkların verdiği ifadelerde çelişki olması üzerine mahkeme heyeti Ramazan Demir’i yeniden dinledi. Demir ifadesinde, ikinci top atımından sonra 4. bandın çalışmadığını ve ardından yoğun bir duman geldiğini anlattı. Sanık avukatlarının Ramazan Demir’i suçlar şekilde sorular yöneltmesi üzerine müşteki avukatları ve sanık avukatları arasında tartışma yaşandı. Tartışmaya aileler katılınca bir madenci yakını salon dışına çıkarıldı.

    Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Soma maden kazası ceza davasının 5’inci duruşmasının 5’inci oturumuna mahkemede daha önce ifade veren 4. bandın şaltercisi Ramazan Demir yeniden ifade verdi. Demir, biri öğleden önce ve diğeri öğleden sonra olmak üzere olay günü iki top atımı yapıldığını anlattı. Öğleden önce 4. bandın 2-3 kez durduğunu ve kendisine banttaki bolluktan dolayı durduğunun söylendiğini anlatan Demir, ikinci top atımının ardından ise 3. bandın çalıştığını, 4. bandın ise 3 kez denemesine rağmen çalışmadığını ve ardından yoğun bir duman geldiğini söyledi.

    Demir, ikinci top atımı yapılacağı zaman emniyet tedbirini aldığını belirterek şunları söyledi:

    “Yanımda 3-4 kişilik bir kül ekibi vardı. 5-6 dakika sonra emniyet şeridini geçtik. 3. bant çalışıyordu ama 4. bant çalışmıyordu. Bir kez bastım çalışmadı, ikinci kez bastığımda zorlandı yine kapadım. Üçüncü basışımda hiç çalışmadı ve ardından yoğun bir duman geldi. Yanımda kimse yoktu. Olay günü şalterin başından hiç ayrılmadım. Kendi imkanlarımla el yordamıyla temiz havaya doğru yöneldim. O sırada biri daha vardı. temiz havaya 3-4 metre kala birilerinin sesini duyduk ve bizi gelip kurtardı.”

    Ramazan Demir’in ifadesinin ardından sanık avukatı Yusuf Koçyiğit, Mehmet Boldaz ve Mithat Özer’in bandın çalışmamasının ardından 2. tahrip motorlarına gittiklerini görüp görmediğini sordu. Bunun üzerine Demir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kimse gitmedi. Zaten giden olsaydı o dumandan sağ çıkamazdı. Herkesle yüzleşebilirim. Burada 30 kişi ifadesinde beni kurtardığını söyledi. Ben o kadar akılsız mıyım dumanın içinde bekleyeyim.”

    Can Gürkan’ın avukatı Kadir Çetin ise mahkemeye ilk kez sunulan bant izleme verilerini göstererek 14.49-14.51 arasında 3 ve 4. bandın 2 dakikalığına durduğunu ardından 4. bandın durdurma butonuna 2 defa basıldığını söylemesi üzerine müşteki avukatları soruya itiraz etti. Bunun üzerine yaşanan sözlü tartışmaya aileler katıldı. Sanık avukatlarına tepki gösteren madenci ailelerinden biri dışarı çıkarıldı.

    Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, Ramazan Demir’e verileri sordu. Demir de, “Verileri bilemem ben durdurma butonuna değil çalıştırma butonuna bastım” şeklinde cevap verdi. Sanık Avukatı Kadir Çetin bunun üzerine “5-10 dakika dumana maruz kalan birinin bu kadar uzun süre psikolojik tedavi görmesi normal mi? Uykularınızı kaçıran ve psikolojisini bozan şey nedir?” şeklinde bir soru yöneltmesi mahkeme salonunda yine tartışmalara neden oldu. Mahkeme heyeti dinlenecek diğer tanıkların mahkeme salonuna gelmemesi nedeniyle şehit madencilerin ailelerini dinleme kararı alarak duruşmaya yarım saat ara verdi.

  • Soma Davasında Maden Eğitimlerinin Yetersiz Olduğu İddiası

    Soma’da, 301 kişinin hayatını kaybettiği maden faciasının ceza duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor.

    Davanın 5’inci duruşmasının 4’üncü oturumunda tanık olarak dinlenen ve madende bant şaltercisi olarak görev yapan Murat Demircan dinlenildi. 5 yıllık madenci Demircan, olay gününü anlattı. Saat 15.00 civarında elektriklerin kesildiğini, 3. kömür nakil bandının durduğunu aktaran Demircan, “elektrik birazdan gelir” düşüncesiyle bir süre bandın başından ayrılmadığını söyledi.

    Demircan, bu sırada bazı amirlerinin yer üstünden aşağıya doğru hızlı adımla indiğini belirterek 15-20 dakika sonra da bulunduğu yere biri dumandan etkilenmiş 3 işçinin geldiğini, “çıkın” denildiğini söyledi. Bandın o gün olay öncesinde bir kaç kere durduğunu, ancak o durmaların amirlere kızan işçilerin bandın hareketini kesen anahtarı çekmesinden kaynaklandığını tahmin ettiğini dile getiren Demircan, “Bant tehlike anında ya da dinamit atımı sırasında durdurulur, onun dışında durdurulmaz. Amirlere kızı da kömür çıkmasın diye bandın sivicini çekenler oluyordu. Hainler oluyordu. Ben görmedim, duydum. O gün patlama sesi duymadım. Gaz maskem hiç bakım için benden alınmadı” dedi.

    “EĞİTİMLER YETERSİZ” İDDİASI

    Madenci Murat Demir, maden işçilerine yönelik yapılan eğitimlerde mesleki olarak bir eğitim verilmediğini iddia etti. Davanın 5’inci duruşmasının 3’üncü oturumunda ifade veren madenci Mithat Özer’in de mesleki olarak kendilerine bir eğitim verilmediğini sadece genel madencilik eğitimleri verildiğini söylemesi ve Demir’in de aynı ifadeleri kullanması dikkat çekti.

    “UYUMLU TELEFONLAR GETİRİLSEYDİ BÖYLE OLMAZDI”

    Davanın 5’inci duruşması 4’üncü oturumunda ikinci olarak Abdülhakim Bilen dinlenildi. Facianın gerçekleştiği gün U3 bölgesinde bulunduğunu belirten Bilen, olay gününü şöyle anlattı:

    “Saat 15.03’te elektrik kesildi. Elektrikçi olduğumuz için kesinti saati önemlidir bizim için, elektrik kesilince oradaki birine saati sordum, ondan 15.03’ten eminim. Trafoya doğru yöneldim. Dumanı gördüm. Vardiya amirlerine, izlemeye haber verdim. Teknik müdür İsmail Adalı geldikten sonra dumanın olduğu bölgeye doğru bir adım girdi. Bir pet şişe çıkardı, ’yangın bu’ dedi. A, H ve S panolarını sordu. Ağladığını gördüm. Bölgeye bir süre su tutuldu. Sonra fanlar ters çevrilecek dendi, topluca çıktık.”

    A ve H panosuna yangına dayanıklı telefonlar takıldığını ancak o panolara uymayınca telefonlar için bariyer denen ayrı bir hat çekildiğini iddia eden Bilen, “Elektrikler kesilse bile normalde telefonlar çalışır. Ancak orada bariyer denilen bir sistem kuruldu. Elektrik kesilince A ve H panosunun telefonları çalışmıyordu. Uyumlu telefon getirilseydi böyle bir durum olmazdı” dedi.

    İŞ GÜVENLİĞİ İKİNCİ PLANA ATILIYOR İDDİASI

    Madende üretim artışı nedeniyle iş güvenliği ve emniyetin ikinci plana atıldığını iddia eden Bilen, şöyle konuştu: “Bazı insan nakil bantları kömür nakil bandına çevrildi. Normalde insan taşınırken bantların hızlarının düşmesine rağmen zaman kaybı olmasın diye kömür taşınırdı. Bu nedenle bazen insanlar yaya çıkmak zorunda kalıyordu. Bazen de kömür bantlarının hızı düşürülmeden insan taşınırdı” Müfettişlerin geleceğini 15-20 gün önceden bildiklerini iddia eden Bilen, “Gidecekleri güzergahlar belliydi. Oralara yangına dayanıklı telefonlar takılırdı, değiştirilemeyen ev tipi telefonlar ise kamufle edilirdi. Ocakta kullanılan kablo ve telefonlar yangına dayanıklı değildi. Taşeronlar, ekip başçavuşları ve çavuşları ekibine baskı yapardı, fazla üretim için. Kazadan sonra psikolojik destek almak zorunda kaldım” diye konuştu.

    SANIK AVUKATI KOÇYİĞİT SALONU TERK ETTİ

    Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı’nın ve sanık avukatlarının soru sormalarını bitirmesinin ardından tutuklu sanıklardan İşletme Müdürü Akın Çelik, Bilen’e madende kaç sansörün ve kaç sansörcünün bulunduğunu sordu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı sorunun özel bir bilgi gerektiği ve tanığın bu bilgiye sahip olamayacağı gerekçesiyle soruya itiraz etti. Bunun üzerine sanık avukatlarından Yusuf Koçyiğit mikrofonu alarak bu sorunun önemli olduğunu ve diğer ifadelerle karşılaştırılabileceğini savundu. Mahkeme Başkanı Ballı, Koçyiğit’in önerisine itiraz etti. Müşteki avukatları ve sanık avukatları arasında yaşanan kısa süreli bir tartışmanın ardından Çelik’in itiraz edilen sorusunu Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı, farklı bir şekilde sorunca Sanık Avukatı Yusuf Koçyiğit de “Böyle bir mahkeme olmaz” diyerek salonu terk etti.

    “MÜŞTEKİ AVUKATLARI BİZİ TACİZ EDİYOR”

    Duruşmanın sonunda müşteki avukatları sanıkların kendilerini sözle taciz ettiğini iddia ederek Mahkeme Başkanlığına bildirdi. Kısa süreli bir tartışmanın yaşandığı duruşmada mikrofon başına gelen Soma Kömürleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sanık Can Gürkan, “Müşteki avukatları bizi her duruşma girişinde taciz ediyor. Bu durumu avukatlarımıza ilettik” dedi. Gürcan’ın sözleri üzerine gerginlik devam etti. Gerginliğin sona erdirilmesiyle birlikte tanık Bilen’e başka soru sorulmaması nedeniyle duruşmaya öğle arası verildi.

  • Soma Davası 5’inci Duruşması 4’üncü Gün Devam Ediyor

    Manisa’nın Soma ilçesinde, 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği kazanın ceza davasına Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediliyor. Davanın 5’inci duruşmasının 4’üncü gününde madenci aileleri yoğun güvenlik önlemi altında duruşma salonuna alındı. 8’i tutuklu 45 sanığın yargılandığı davada facianın yaşandığı Eynez maden ocağından sağ kurtulan maden işçilerinin dinlenmesine devam edilecek.

    Maden şehidi ailelerinin ilgisinin her geçen gün azaldığı davaya Soma, Kırkağaç, Bergama, Kınık ve Savaştepe’den gelen aileler duruşma salonunun ilerisinde hazırlanan polis noktasında üst aramalarının yapılmasının ardından mahkeme salonuna alındı.