Etiket: Soktu

  • Bursa’da şiddetli lodos ağaçları söktü, çatıları uçurdu

    Bursa’da akşam saatlerinde etkisini arttıran ve saatteki hızı 75 kilometreye kadar ulaşan lodos çatıları ve ağaçları devirirken elektrik tellerinin kopmasına neden oldu.

    Bursa’da Merkez Osmangazi İlçesi Uludağ Yolu 5. kilometrede şiddetli lodos nedeniyle devrilen ağaç, yolun tek şeridini kapattı. Araçlar kaza yapmaktan son anda kurtulurken polis ekipleri yola duba koyarak sürücüleri uyardı. İtfaiye ekipleri devrilen ağacı keserek yolu açtı. Merkez Yıldırım İlçesi Bağlaraltı Mahallesi Cebel Caddesi’nde bulunan bir apartmanın çatısı ise site önünde bulunan bir aracın üzerine düştü. Otomobilde maddi hasar meydana gelirken, çatının düştüğü yerde kimsenin olmaması olası bir faciayı önledi. İtfaiye, AFAD, polis ve jandarma ekipleri gece boyunca gelebilecek ihbarlara karşı teyakkuz haline geçti. Yetkililer, gece soba yakmamalarını, doğalgaz sobalarını da kapatmaları konusunda vatandaşları uyardı.

  • Çığlık atarak kurtardığı bisikletini çalan hırsızı yerin dibine soktu

    Antalya’da bir kadın bankada işlem yaptığı sırada kapı önüne koyduğu bisikleti çalmaya çalışan kişiyi çığlık atarak yakalattı. Kadın vatandaşların yakalayıp polise teslim ettiği hırsıza söylemediğini bırakmadı

    Olay, Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Elmalı Mahallesi Hasan Subaşı Caddesi üzerinde bulunan bir bankanın önünde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. 21 yaşındaki Büşra Ağırbaş geldiği bankanın önüne bisikletini bıraktı. Bankada müşteri temsilcisinin olduğu alana işlem yapmak için geçen Büşra Ağırbaş, bir anda bisikletinin bir şahıs tarafından çalınmaya çalıştığını gördü. Hemen oturduğu sandalyeden fırlayan ve kapıya doğru koşan Ağırbaş, çığlık atıp bağırarak bisikletinin çalındığını söyledi. 21 yaşındaki genç kadının bağırdığını gören vatandaşlar hemen bisikletle kaçmaya çalışan şahsı yakaladı. Şahıs cadde üzeride hacizli bir otomobili çekmek için bulunan trafik polislerine teslim edildi. Polis ekipleri, 29 yaşındaki hırsızlık zanlısı Ş.T’ye ters kelepçe taktı. Çevredeki vatandaşların tepki göstermesi üzerine polis aracına alınan Ş.T, polis merkezine götürüldü. 21 yaşındaki Büşra Ağırbaş ise bisikletine binerek Yenikapı Polis Merkezi’ne ifade vermeye gitti.

    “Hırsızlık zanlısına sitem”

    Hırsızlık zanlısı 29 yaşındaki Ş.T’nin polis ekiplerine teslim edilmesinin ardından bankaya dönen ve eşyalarını alan 21 yaşındaki Büşra Ağırbaş, tekrar polis ekiplerinin olduğu yere geldi. Ağırbaş, Ş.T’ye tepki gösterirdi. Ş.T’nin özür dilemesinin ardından Büşra Ağırbaş, “Ekmek teknem o benim biliyor musun? Bunun özrü yok. Sizin gibi insanlar yüzünden sokakta dolaşamıyoruz. Zavallısın şu anda biliyor musun? Tam bir zavallısın. Sen o bisikleti çaldığında ben yarın işe nasıl gidecektim. Fakirsin değil mi sen? Biz senden daha da fakiriz ama biz senin gibi hırsızlık yapmıyoruz. Şerefimizle biz para kazanıyoruz. Onaylama beni. Şuan beni onaylaman durumunu hafifletmiyor. Sana vururdum da sen hiçbir şeyden anlamazsın. Pislik” diye sitem etti.

    “’Ben yapmadım, ben etmedim, kader kurbanıyım’ gibi laflar etti”

    Hırsızlık zanlısını yakalayan ve polis ekiplerine teslim eden Can Özyeşilbaş, şahsın koşarken önünden geçtiği esnada yakaladığını söyledi. Özyeşilbaş, “Ben olayı tam olarak görmedim ama bir bayan kurtarın, yardım edin diye bağırıyordu. Şahıs koşarken önümden geçiyordu. Ben de hemen koşmaya başladım ve yakaladım. Yakaladıktan sonra şahıs ‘Ben yapmadım, ben etmedim, kader kurbanıyım’ gibi laflar etmeye başladı. Emniyet güçlerine teslim ettik. Yakaladıktan sonra bana bir tepkisi olmadı. Yat yere dedim, o da ’bırakın beni’ dedi. Biraz itişme filan oldu ama sıkıntı olmadı. Bildiğim kadarıyla bisiklet çalmış” dedi.

    “Bankadaki işlemimi bırakıp bağırdım”

    Bankada olduğu esnada bisikletinin çalındığını ifade eden Büşra Ağırbaş, “Tam işlem sırasındaydım. Bisikletimi çalan şahıs önce ortamı kolaçan etti. Uzun boylu kirli sakallı biriydi. Binip kaçtı bisiklete. Ben de bankadaki işlemimi bırakıp bağırdım. Bağırmasaydım bayağı bir yol alacaktı. Bağırınca insanları da uyarıya geçti. Ondan sonra da şahıs bisikleti bırakıp kaçmaya başladı” diye konuştu.

    “O benim ekmek teknem”

    Bir restoranda çalıştığını dile getiren Ağırbaş, bisikletin ekmek teknesi olduğunu belirtti. Ağırbaş, “Ekmek teknem o ben onunla işe gidip geliyorum. Onun gibi insanlar yüzünden Türkiye iyice yaşanmaz hale geldi. Bağırmasaydım bisikletim gidecekti ve ben işe nasıl gidecektim. Biz de fakiriz ama biz çalmıyoruz. Biz alnımızın teriyle kazanıyoruz” dedi.

  • Gaziantep’te şiddetli fırtına ve yağmur ağaçları yerinden söktü

    Gaziantep’te yağmur ve fırtına, ağaçları yerinden söktü.

    Gaziantep’te etkili olan şiddetli fırtına ve yağmur, Çamlık Mahallesi Balioğlu Sokak’ta 2 çam ağacını yerinden söktü. Kaldırıma devrilen ağaçlar nedeniyle şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı. Vatandaşlar ise ağaçların dallarındaki karı tartamaması nedeniyle devrildiğini söyledi.

    Ağaçları yerinden söken rüzgar ve yağmur, kentteki etkisini sürdürüyor.

  • Bakan Çelik: “Büyükelçi cinayeti Halep’i daha büyük açmazlara soktu”

    Tohum Sanayiciler ve Üreticiler Alt Birliğinin (TSÜAB) düzenlediği çalıştayda konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Büyükelçi Karlov suikastinin Halep’te daha büyük açmazlara sebep olacağını söyledi.

    Tohum Sanayiciler ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) tarafından düzenlenen “Milli Tarımda Tohumculuğun Rolü ve Geleceği” konulu çalıştay Antalya’da düzenlendi. Çalıştaya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, TSÜAB Yönetim Kurulu Başkanı Burhannettin Topsakal, TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Gençer, sektör temsilcileri ve davetliler katıldı.

    Bu yılki ana teması ’Milli Tarımda Tohumculuğun Rolü Ve Geleceği’ olan çalıştayda konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, son dönemdeki İstanbul, Kayseri, Ankara, Büyükelçi saldırısı ve dün yaşanan El-Bab olayıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    “Birleşmiş Milletler ne iş yapıyor diye bakıyoruz. Ölüleri saymakla meşguller”

    Orta Doğu’da son derece üzücü gelişmeler yaşandığını belirten Bakan Çelik, bölgede küresel hesaplaşmaların olduğunu ve bunun terör örgütü elleriyle yapıldığını kaydetti. Bakan Çelik, “Medeniyetimizin kardeş şehirleri olan Bağdat, Şam ve özellikle Halep ihtişamından geriye ne kaldı diye soracak olursak, hiçbir şey kalmadığı, medeniyetimizin kardeş şehirlerinin perişan edildiği, tarihin tahrif edildiği görüyoruz. İnsani anlamda gençlerin, çocukların, yaşlıların kurtuluşu için bir koridor açalım diye çabalıyoruz. Trajedilerle karşı karşıya bir insanlık süreci yaşıyoruz. Buna karşı çağdaşlıktan dem vuranlar, özgürlükten bahsedenlerin kişi başına milli gelirleri artmış artıyor, ayrıca egoları da gelişiyor. Ama bu ülkelerin insanlık karnelerine baktığınız zaman zayıflarla dolduğunu da müşahade ediyoruz. Küresel barış için kurulan Birleşmiş Milletler ne iş yapıyor diye bakıyoruz. Onlar ölüleri saymakla meşguller, hayatlarını kaybedenlerin çetelesini tutmakla meşguller” dedi.

    “Uluslararası kuruluşlar mevcut dünya düzeninin sıkletini kaldıramadı”

    Uluslararası kurum ve kuruluşların yeni dünya düzenin şartları altında ezildiğini kaydeden Çelik konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Uluslararası kurum ve kuruluşların mevcut dünya düzeninin bu sıkletini, ağırlığını taşıyamadığını görüyoruz. Çıkarlar üzerine kurulan düzen gitmiyor artık. Mutlak surette değerler üzerine kurulması gerekiyor. Çıkarlar üzerine kuruluyorsa zulmün devam edeceğini göreceğiz. Zaman aşımı kavramı hukukçuların oluşturduğu kavramdır. Toplumlarda değil. Toplumun hafızasındadır. O katliamı, vahşeti unutturmazsınız. Bugün aynı katliamı Halep’te yapıyorsunuz Halebi de unutturmayacaksınız. Bu aziz milletin dışında bu kötü gidişata dur diyecek başka kimsenin sesinin yükselmediğini görüyoruz. Biz sıradan millet değiliz. Biz tarihe şan, şeref vermiş bir milletiz. Allah’ın izniyle bu şerefi geleceğe de taşıyacağız.”

    El-Bab yorumu

    Dün El-Bab’ta 14 şehidin verildiği saldırıyı da değerlendiren Bakan Faruk Çelik, Büyükelçi saldırısının Halep’teki saldırıyla ilişkili olduğunu kaydetti. Çelik, “İstanbul, Kayseri, Ankara ve dün El-Bab’da yaşananlar ve 73 şehit. Bir büyük elçinin katledilmesi ayrıca. Şimdi büyükelçiyi katleden sanık diyor ki ‘Bu cinayeti Halep için işledim.’ Halep için işlediğini bağırıyor, çağıyor. Oysa bu cinayetler Halep’in geleceğini daha büyük açmazlara sokan bir tetikçi olduğunu hep beraber şimdi görüyoruz. İşlediği bu cinayet, Halep’i daha büyük açmazlara sokmak için işlenmiş bir cinayet. Bütün bunlar niye oluyor, kendisini ilgilendiren bütün bunlara karşı Türkiye bu işin başında olmasın, öznesi olmasın, 10 yıl önce olduğu gibi masa başında nasıl cetvelle taksimatlar yapmışsak, bugünün ihtiyaçlarına göre yeni taksimatlar yapalım, duymayın görmeyin istiyorlar. Bu mümkün mü? 3.5 milyon mülteciyi Türkiye barındırıyor. Oradaki yaralara ilaç olan Türkiye var. Nasıl uzağında kalacaksınız?” şeklinde konuştu.

    “İki aşık sayesinde karnımız doyuyor”

    Konuşmasına Türkiye’nin tarımsal alandaki atılımları ve sorunlarıyla devam eden Bakan Çelik, şöyle konuştu:

    “Tarımın başlangıcı takdir edersiniz ki tohumdur. Tohum yoksa tarımdan bahsedilemez. İşin başlangıç noktası tarım stratejik bir alan ama tohum, tarım içerisinde stratejik bir alan. Tohum tarımın AR-GE’sidir de diyebiliriz. İnsanoğlunun toprak ve tohum arasındaki sevdası sayesinde bizim karnımız doyuyor. Eğer toprakla tarım arasındaki sevda olmasa insanlığın vay haline. İşte o iki aşık arasında 1milyarlarca insanın hayatı sürüyor”

    “Tarımsal ihracatımızı yüzde 60 artırmamız gerekiyor”

    Türkiye’nin tarımsal alandaki ihracatçı kimliğinin gün gittikçe attığına dikkat çeken Çelik, “Türkiye 147 milyar TL tarımsal hasılayı gerçekleştirdi. Türkiye, 16.8 milyar dolarlık tarımsal ihracat gerçekleştirdi. Bunlar önemli başarılar. Ama diğer uluslararası kuruluşların yapmış olduğu değerlendirmelerde 2050 yılında tarımsal hasılamızı yüzde 60 daha arttırmamız gerekiyor diyor ise, o zaman daha çok yapmamız gereken işler olduğunu da belirtmek isterim” dedi.

    Toprağın suyla buluşması konusunda adımların atılması gerektiğini söyleyen Çelik, “Türkiye’de 8.5 milyon hektar ekonomik anlamda sulanabilir arazi var. Bunun ne kadarını izleyebiliyoruz. 10 hektarını izleyebiliyoruz. 6 milyon hektarın sulandığını söyleyebiliyoruz ama 3 milyonunu izleyebiliyoruz. Bu alanda toprağı suyla buluşturma konusunda daha hızlı adımlar atmamız gerekiyor” diye konuştu.

    “Her karış toprağı ekeceğiz”

    Türkiye’de 24 milyon hektar tarıma elverişli arazinin olduğunu belirten Çelik, tarım arazilerinin ekilmesi ile ilgili de şunları söyledi:

    “Her karış toprağı ekeceğiz. Gerekli yasal düzenleme şimdi Bakanlar Kurulundan çıktı meclise geliyor. Her karış toprağı ekeceğiz arkadaşlar. Benim arazim, ekmiyorum demek yok. Ekilecek arkadaşlar. Bu senin arazin değil 79 milyonun arazisi. Benim arazim senin arazini demek yok. Keyif olarak kullanma şansı yok. Ovalarımız, tahıl alanlarımız her yeri ekeceğiz. Tarım milli bir mesele onun için milli tarımdan bahsediyoruz. Tarımda politika olmaz. Politik yapılacak çok alan var. Tarımda hep birlikte en doğru neyse onu yapacağız. Her dönemde tarımsal alanlarımız daraldığınızı görüyoruz.”

    136 ova tarımsal sit ilan ediliyor

    136 tarımsal ovanın sit edilmesi konusunda gerekli yasal düzenlemelerin yapıldığını da belirten Bakan Çelik, “Türkiye’de tarımsal ovaların sit alanı ilan edilmesi konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 136 ovamızı tarımsal sit ilanı ediliyor. Çalışmalarımız devam ediyor 200’ü aşacak, 250’nin de üzerine çıkacağız inşallah” dedi.

    Sulama meselesinin son derece önemli olduğunu da kaydeden Çelik, “Eğer sulamayı toprağı yok ediyorsunuz, biz hala sulama sistemlerimizi ’nasıl olsa su var veriver gitsin’ deme lüksüne sahip değiliz. Kaynaklarımızı en rasyonel şekilde kullanmalıyız” ifadelerini kullandı.

    Bakan Çelik’e konuşmasının sonunda 15 Temmuz şehit ailelerine verilmek üzere TSÜAB tarafından 501 bin TL değerindeki takdim edildi.

  • Dolar’daki yükseliş ABD’yi zora soktu

    Genç MÜSİAD’ın düzenlediği ‘Tecrübe Konuşuyor’ programına katılan Müstakil Sanayici İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Ahmet Öztürk, doların yükselişi ve Avrupa Parlamentosunun Türkiye ile müzakereleri dondurma tavsiye kararını değerlendirdi. Öztürk dolardaki yükselişin sadece Türkiye’yi değil ABD’deki büyük firmaları da zor soktuğunu belirterek, yapılan müdahalelerle doların biraz daha düşmesini beklediklerini söyledi.

    Genç MÜSİAD tarafından Anemon Otel’de ‘Tecrübe Konuşuyor’ programı düzenlendi. Programa, MÜSİAD Manisa Şube Başkanı Ahmet Öztürk ve genç MÜSİAD üyeleri katılırken, programda MÜSİAD’ın kurucu Başkanı Abdullah Tekin tecrübelerini gençlerle paylaştı.

    Yapılan toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlayan MÜSİAD Manisa Şube Başkanı Ahmet Öztürk, Doların hızlı yükselişini değerlendirdi. Öztürk, dolar ve euro üzerinden alınan hammaddeler ile üretim yapan firmaların yükselişler nedeniyle zora girdiğini söyledi. Dövizin fazla miktarda ani yükselmesinin sadece Türkiye’nin değil dünyadaki tüm ülkelerde para değerinin dolar karşısında değer kaybetmesi nedeniyle dünyadaki tüm üreticilerde bir sıkıntıya neden olduğunu söyleyen Öztürk, “Dolarda özellikle Euro’da dahil olmak üzere dövizdeki artış satın alınan dolara endeksli hammaddeler ile üretim yapan firmalarımızı zora sokuyor. Dövizin fazla miktarda ani yükselmesi sadece ülkemizde değil, dünyadaki tüm ülkelerde para değerinin dolar karşısında değer kaybetmesiyle sonuçlandığı için dünyada topyekün üreticilerde bir sıkıntı söz konusu oluyor. Fakat bu doların yükselmesi, sadece bir ülkenin politikasına bağlı değil çünkü ABD, dünyadaki paranın 3’te 1’inin yer aldığı, oradaki ekonominin en küçük dalgalanmasının tüm dünyayı olumsuz etkilediği bir ülkeden bahsediyoruz. ABD, kendi para biriminin de ani yükselmesini kesinlikle istemez. İstememesinin sebebi de ABD’de üretim yapan ve dünyaya ihraç yapan firmaların ihracat miktarlarının azalması. Dolardaki ani yükselme ABD’deki büyük ihracat yapan firmaları şu an çok zora sokmuştur. Kendileri de bu durumdan rahatsız. Ani yükselme birçok firmayı da olumsuz etkiliyor. Şu anda yapılan müdahaleler ve çalışmalar sonucunda önümüzdeki günlerde bunun belli bir seviyeye bir miktar daha düşmesini bekliyoruz” dedi.

    Avrupa Parlamentosunun Türkiye ile müzakereleri dondurma tavsiye kararına da değinen Öztürk şunları söyledi:

    “AB ile müzakerelerimizde ülkemizde en büyük değer katan şey, müzakere sürecinde AB kriterleriyle ilgili demokratik gelişme ve bazı sanayi gelişmeleriyle ilgili kanunları çıkarmamıza vesile olmuştur. Dolayısıyla müzakere sürecinde kendi içimizde yaptığımız mevzuattaki düzenlemeler açısından bizim için son derece verimli idi. Fakat biz AB kriterleri sürecindeki kanunlarımızın çoğunu çıkarttık. Bizim AB’ye aday olup olmama gibi son noktası kaldı. Son noktada da bizim üyelikle ilgili özel bir bağlantımız yok. Üye olmamamız onlar için daha sıkıntılı olur diye düşünüyoruz. Bizim için şu anda ülkemizi tehdit edecek bir sıkıntımız yok. Son 15 yılda ciddi bir ivme kaydettik. AB’ye girmemek bize dezavantaj değil bazı konularda avantaj bile olacağını düşünüyoruz”.