Etiket: Sokar”

  • Arı sokar, bal donar

    Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli, sahte balın donduğu, gerçek balın donmadığı konusunun doğru bilinen yanlış olduğunu söyledi.

    Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli, gezgin arıcıların bal üretimi için seyahate başladığı bugünlerde balın faydaları ve gerçek balın özellikleri hakkında bilgi verdi.

    Bal hakkında doğru bilinen yanlışlar olduğunu ifade eden Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Elevli, “Arı sokar, bal donar” dedi.

    Başkan Elevli, “Toplumumuzda gerçek, katkısız bal donmaz diye bilinir. Donan yani kristalleşen balın şeker katılmış katkılı bal olduğu bilinir. Oysa ki bu doğru bilinen bir yanlıştır. Gerçek bal bozulmaz, kristalleşir bizim anlayacağımız dille donar. Yaygın kanının aksine, gerçek bal kristalleşir. Bu bozulduğu anlamına gelmez. Sahte bal ise doğanın özlerini içermediği için uzun süre donmaya bilir. Ballar içerisindeki şeker türüne göre kristalize olurlar. Örnek verirsek Çam balı hemen hemen kristalize olmaz. Maalesef toz şekerden yapılan sahte ballar da çam balı gibi uzun süre kristalize olmaz. Oysa doğadan elde edilen hakiki balların çoğunluğu kristalize olur. Yani ’arı sokar, bal donar’ diyebiliriz” dedi.

    “Balın faydaları saymakla bitmiyor”

    Balın sağlık yönünden faydalarını da anlatan Elevli, “Bal, insanlık tarihi boyunca tatlandırıcı ve koruyucu olarak kullanılmış bir maddedir. Tatlının ruh haline iyi geldiği bilinir ama balın bundan çok daha fazla faydası var. Bağışıklık sistemini güçlendiren en doğal besinlerin başında bal geliyor. Aslında balı, sağlığa olan yararlarını saymakla bitiremeyeceğimiz, doğanın değerli bir armağanı olarak da niteleyebiliriz. Birçok ülkede yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı sonuçlar, balın sağlık üzerindeki olumlu etkileri olduğunu kanıtlıyor. Dahası arı ürünlerinin birçok hastalığı önlediği de çarpıcı bir gerçek olarak önem kazanıyor” diye konuştu.

  • Çavuşoğlu: “Yarın O Yılan Gelir Sizi De Sokar”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Macar mevkidaşı Szijjarto ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Bana dokunmayan terör örgütü bin yaşasın anlayışı var. PYD’nin şimdi bana zararı yok, o iyidir, işbirliği yapabiliriz onunla. Ama yarın o yılan gelir sizi de sokar. Terör örgütüne destek veren birçok ülke o terör örgütleri tarafından vurulmuştur” dedi.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ocak ayında kötü hava koşulları nedeniyle iptal edilen Macaristan ziyaretini kapsamında Budapeşte’de temaslarına başladı. Çavuşoğlu, temasları kapsamında Macar mevkidaşı Peter Szijjarto ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby’nin “PYD’yi terör örgütü olarak görmüyoruz” açıklamasını eleştiren Çavuşoğlu, “Her şeyden önce müttefikimiz ve model ortağımız Amerika ve birçok ülkenin bir karar vermesi gerekiyor. Özellikle DAEŞ ile mücadele ve Suriye konusunda 65 ülke var koalisyonun içinde Ortak olarak 65 ülkeyi mi tercih edeceğeyiz yoksa terör örgütlerini mi kendimize ortak seçeceğiz? Esasen bugüne kadar DAEŞ’in başarılı olmasının sebebi de bu. Biz 65 ülke bir araya geliyoruz sürekli toplanıyoruz. Bazen 22 ülke olarak küçük grup altında toplanıyoruz. Suriye destek grubu formatında da bir araya geliyoruz. Ama hep toplanıyoruz, toplanıyoruz. Bugüne kadar bir terör örgütü ile mücadele edemedik. DAEŞ halen Irak topraklarının yüzde 35’ini, Suriye topraklarının yüzde 45’ini de işgal ediyor. Aslında bu 65 ülkenin acizi yetinin göstergesidir. Yani biz DAEŞ’le mücadele edemiyoruz, başka bir terör örgütüne yönelelim, onu kendimize ortak seçelim ve o terör örgütünden medet umalım. Hem bir aciziyet göstergesi hem de terörle mücadelede başarısızlığın göstergesi” dedi.

    “TERÖR ARASINDA BU İYİ, BU KÖTÜ DİYE BİR TANIM OLABİLİR Mİ?”

    Bu yönden de terörle mücadele edilemeyeceğini kaydeden Çavuşoğlu, “Bu anlayışla yani DAEŞ bize göre bir terör örgütü hem de kanlı bir terör örgütü. İslam’ın düşmanı bir terör örgütü. El Nusra da terör örgütü, El Kaide de terör örgütü, PKK da terör örgütü. ABD’ye göre de PKK terör örgütü, AB’ye göre de PKK terör örgütü. Dolayısıyla DAEŞ kötü çünkü radikal. Ama PYD, PKK daha iyi. Niye? Çünkü Marksist-Leninist. Çünkü onlara göre seküler. Böyle bir anlayış olur mu? Terör arasında bu iyi, bu kötü diye bir tanım olabilir mi? O da terör örgütü, bu da terör örgütü. Birisi laik, seküler, daha iyi diyemezsin. Avrupa’da bazı sol partiler PKK ile aynı ideolojiyi paylaştığı için onu terör listesinden çıkarmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

    “TERÖR ÖRGÜTÜNE BİRÇOK DESTEK VEREN BİRÇOK ÜLKE O TERÖR ÖRGÜTLERİ TARAFINDAN VURULMUŞTUR”

    Böyle terörle mücadele olmayacağını sözlerine ekleyen Çavuşoğlu, “Bana dokunmayan terör örgütü bin yaşasın anlayışı var. Yani PYD’nin şimdi bana zararı yok o iyi, onunla iş birliği yapabiliriz. Ama yarın o yılan gelir seni sokar. Diğer terör örgütleri olduğu gibi. Terör örgütüne birçok destek veren birçok ülke o terör örgütleri tarafından vurulmuştur. O nedenle ABD’nin içine düştüğü bu yanlışı garipsiyoruz. ABD’nin de bir karar vermesi lazım. Ortak olarak bizi mi seçiyor, terör örgütlerini mi seçiyor. Biz ABD’li dostlarımıza Biden’a çok açık bir şekilde PKK ile PYD’nin, YPG’nin nasıl iç içe olduğunu verdik belgeleriyle. Kendilerine bunu defalarca anlattım. Tepkimizi McGurk orda Polat Can diye Kandil’den gelen PKK teröristi ile bir araya geldiğinde de söyledik, anlattık. PYD’nin içinde PKK’lıların nasıl yer aldığını, yönetiminde nasıl olduğunu resimleriyle, isimleriyle verdik. Bir terör örgütünü terör listesine alıyorsunuz, onunla beraber olan ve başka bir yapılanma içinde olan terör örgütünü siz terör örgütü olarak görmüyorsunuz. Buna en hafif tabiri ile saflık mı diyelim başka ne diyelim bilmiyorum. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    “DOSTLARIMIZIN VE MÜTTEFİKLERİMİZİN BİR KARAR VERMESİ LAZIM”

    Rusya’nın PYD’yi muhalefetin içine sokmaya çalıştığını sözlerine ekleyen Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Muhalefet neden kabul etmedi? Bu sadece Türkiye’nin görüşü değil. Çünkü Suriye’deki muhalefet ve tüm unsurlar PYD, YPG’yi terör örgütü olarak gördükleri için kendi içlerinde terör örgütünü görmek istemediler, kabul etmediler. Bölgedeki araziyi bilen tüm ülkeler de PYD, YPG’yi terör örgütü olarak görüyor. Tüm ülkeler buna terör örgütü derken bölgede bazı ülkelerin sadece DAEŞ ile mücadelede kullanıyoruz diye terör örgütü olarak görmüyoruz demesi doğru bir yaklaşım değil. Terörle mücadelede de akılcı bir yaklaşım değil. Bunu açık ve net söylüyoruz. Onun için dostlarımızın ve müttefiklerimizin bir karar vermesi lazım. DAEŞ ile mücadelede ve Suriye’de ortaklarımız biz miyiz yoksa oradaki terör örgütleri mi? Bazılarımız bunu seçsin, diğerleri onu seçsin. Bu anlayışta iyi niyet aramayız. Bu anlayış devam ettiği sürece biraz önce söylediğim gibi göç ve mülteci sorunu ve diğer insani sorunlar devam eder. Umarım dostlarımız ve müttefiklerimiz hatalı yaklaşımından vazgeçerler, gerçeği görürler. 5 sene önce Suriye’deki gerçeği görmediler, geçen sene bundan dolayı üzüntülerini belirttiler. Öyle anlaşılıyor ki şu anda maalesef Suriye’deki ve Irak’taki gerçeği tam olarak halen göremiyoruz. Bugünkü mevcut tablonun da esas sebebi bu” açıklamasını yaptı.

  • “Petrol Fiyatlarındaki Düşüş Rusya Ve İran’ı Krize Sokar”

    Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı, Rusya’daki ve İran’daki petrol gelirlerinin bir anda gerilemesinin ciddi bir kayıp olduğunu ve düşüşün 1-1,5 yıl daha böyle devam etmesi halinde iki ülkeyi de krize sokabileceğini söyledi.

    Müstakil Düşünceler Konferansı’na katılan Uludağ Üniversitesi (UÜ) İktisadi İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı, ’Teröre Karşı İslam İttifakı’nı anlattı. Dünyada meydana gelen tüm gelişmelerin herkesi etkileyen bir boyut kazandığını belirten Prof. Dr. Tayyar, “Teröre karşı ortak bir cephe oluşturmak için Suudi Arabistan merkezli bir ittifak kuruldu. Bu yapının içerisinde bazı ülkeler yok ancak zaman içerisinde dahil olacak ülkeler var. İran ve Rusya ekseninin bölgedeki Suriye-Irak hattından beslenerek farklı bir güvenlik denklemi oluşturması ve ABD’nin bölgedeki tereddütlü politikaları böyle bir ittifakın gelişmesinde rol oynadı. Türkiye’nin de içinde yer aldığı bu fotoğraf bence gelecek açısından çok anlamlı. Kurulan ittifakla Rusya’ya ve İran’a mesaj verildi. Böyle bir oluşumun ABD desteğiyle değil, bölgenin refleksi olarak vücuda gelmiş olması beni ümitlendiriyor. Bu oluşum gelecekte mutlaka daha ileriye taşınacaktır. Hali hazırda Tacikistan ve Azerbaycan da bu yapıya katılmak istediklerini açıkladılar. Bu yapıya çok ihtiyacımız vardı çünkü İslam dünyasında bir dağınıklık söz konusuydu” dedi.

    “RUSYA VE İRAN İÇİN KRİZ KAPIDA”

    Rusya’nın, 83 farklı idari birimden meydana geldiğini ve parçalanmaya müsait bir devlet olduğunu dile getiren Prof. Dr. Arı, “Bütçesinin yüzde 60’ı enerjiye bağımlı. Kırım’ın ilhakının hemen öncesinde petrolün varil fiyatı 120 dolardan 36 dolara düştü. Rusların petrolden geliri bir anda 240 milyar dolardan 80 milyar dolarlara geriledi. Bu ciddi bir kayıp. Petroldeki düşüşün 1-1,5 yıl daha böyle devam etmesi halinde Rusya’nın derin bir krize sürüklenmesini bekleyebiliriz. İran da keza öyle. Ambargoların kalkması söz konusu olsa bile enerji fiyatlarındaki düşüş ve artan güvenlik problemleri krize işaret ediyor. Bu iki ülkeye nazaran Türkiye çok daha iyi durumda. Biz enerji ihtiyacımızı kısa vadede olmasa bile Katar gibi alternatif ülkelere yöneltebiliriz. Kaldı ki 2018’den itibaren TANAP devreye girecek. 31 milyar metreküplük bir kapasitesi olacak. Bu, batılı finansörlerin içinde olmadığı Azerbaycan ve Türkiye ortaklığında bir proje” diye konuştu.

    “ORTADOĞU’YA SIRTIMIZI DÖNEMEYİZ”

    Türkiye’nin kendini Batı’nın bir parçası olarak gördüğü için Ortadoğu’yu uzun yıllar önemsemediğini kaydeden Prof. Dr. Arı, “Bu coğrafyada olup biten, her zaman bizi etkiler. Çünkü sözünü ettiğimiz coğrafyada 400 yıllık bir bakiyemiz var. Biz bu coğrafyadan çıktığımızdan beri Ortadoğu’da kan ve gözyaşı eksik olmadı. Balkan ve Kafkaslar da keza öyle. Buralar bizim ’Bana ne’ diyemeyeceğimiz coğrafyalar. Çünkü bu bölgelerde Osmanlı’nın izleri var ve başları sıkıştığında bizden yardım bekliyorlar” şeklinde konuştu.

    Müstakil Düşünceler Konferansı’nda konuşma yapan Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay ise, üniversiteler ve STK’ların işbirliğinin gerekli olduğunu vurguladı.