Etiket: siyasi

  • Mircan “Olayın siyasi olduğunu düşünüyoruz”

    Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Kürşat Mican’ın içinde bulunduğu otomobil, trafik ışıklarda otomobilleriyle önlerini kesen kişiler tarafından silahla tarnmasının ardından, Mircan daha önceden sosyal medyadan çok tehdit aldıklarını olayın siyasi olduğunu düşündüklerini belirtti.

    Olay, 23.00 saatlerinde Sultanbeyli Kuran Kursu Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Alperen Ocakları İstanbul İl Başkanı Kürşat Mican’ın Sultanbeyli ilçe teşkilatını ziyaret ettikten sonra evine gitmek üzere yola çıktığını, trafik ışıklarda otomobilleriyle önlerini kesen iki kişinin silahlı saldırısına uğradıklarını, otomobilde yere yatan Mircan ile şoförünün saldırıdan yara almadan kurtuldu. Olayın ardından Mircan ifade vermek için Fatih Polis Merkezi Amirliğine geldi. İfadesinin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Mircan “Olayın siyasi olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Saldırı sonrası konuşan Alperen Ocakları Başkanı Kürşar Mircan “ Bugün 20.30 gibi Sultanbeyli’de bir toplantımız vardı, 22.00’da toplantımızı bitirdik. Oradan eve giderken orman yolunda, önümüze bir araç kırdı, akabinde silah sesleri duyduk, çok sayıda ateş ettiler. Bunun üzerine biz de karşılık vermek üzere kapıyı açtık, onlar da hızlı bir şekilde gittiler. Daha önceden buna benzer bir çok olay yaşamıştık. Allaha hamdolsun, hiçbir can kaybımız yok, hiçbir şekilde yaramız yok. Daha önceden biliyorsunuz Miraç Ural’da bizi tehdit etmişti, buna benzer bir çok olay olmuştu. Daha önceden de şöforümüz yaralanmıştı. Buna benzer olaylar yaşanabiliyor” dedi.

    “Sosyal medyadan çok sayıda tehdit alıyoruz”

    Mircan sosyal medyadan çok fazla tehdit aldıklarını belirterek “Bir araçta üç kişi görebildik, diğer araçta kaç kişi olduklarını göremedik. Bugün için böyle bir tehdit almadık, daha önceden biz sosyal medyadan çok sayıda tehdit alıyoruz. Şahsi bir husumetimizin olduğu kimse yoktur, siyasi olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

  • AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Yazıcı: “Darbeler halk diliyle, siyasi eşkıyalıktır”

    AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Hayati Yazıcı, “Darbeler halk diliyle tanımı, siyasi eşkıyalıktır. Egemenlik kendi kendisini yönetme, yöneticileri belirleme hakkı millete aittir. Egemenlik hakkı devredilmez, vazgeçilmez, bölünmez parçalanmaz, millet o hakkını kullanır” dedi.

    Ümraniye Belediyesi, 28 Şubat post modern darbe girişiminin yıldönümünde ’28 Şubat’a Günümüzden Bakmak’ konulu panel ve resim sergisi düzenledi. Ümraniye Belediyesi Nikah Sarayı’nda panele AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti İstanbul Milletvekili Harun Karaca konuşmacı olarak katıldı. Panele konuşmacıların dışında Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can ile birlikte ilçede görev alan STK temsilciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Panel kapsamında konuşmacılar 28 Şubat sürecini, süreçte yaşananları ve günümüze yankılarını vatandaşlara anlattı.

    “10 yılda bir bu millet darbeyle muhatap oluyor”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, “Nereden nereye o darbe sürecinde söylenmiş sözlerden bir tanesidir. Bugünkü Cumhurbaşkanı için ‘Muhtar bile olamaz’ demek suretiyle küçümsedikleri Recep Tayyip Erdoğan bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş Cumhurbaşkanıdır. O darbe sürecinde birinci derecede hedefte olan insanlar ve kadrolar bugün, hatta 15-16 yıldan bu yana Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim sorumluluğunu milletin takdiri ile üstlenmiş kadrolardır. Hak üstündür. Hep rahmetli Necmettin Erbakan, ‘Hak üstün’ derdi. Haklı iseniz üstünsünüz. Dolayısıyla yapılan haksızlıklar karşısında haklı olduğu inancıyla mücadele eden kadrolar sonunda üstün geldi, galip oldu. Onlar kolay olmadı. Bizim çok partili demokratik siyasal hayatımızı gözden geçirdiğimizde hemen hemen her 10 yılda bir darbeye maruz kalan bir ülkeyiz. Hani derler ya türlü çeşitli, kimisi açık sıcak, kimisi örtülü, kimisi post modern ama 10 yılda bir bu ülkede darbeyle bu millet bu halk muhatap oluyor” dedi.

    “Darbeler halk diliyle siyasi eşkıyalıktır”

    Darbelerin ülkeye zararlarına değinen Hayati Yazıcı, “Darbeler halk diliyle tanımı siyasi eşkıyalıktır. Egemenlik kendi kendisini yönetme, yöneticileri belirleme hakkı millete aittir. Egemenlik hakkı devredilmez, vazgeçilmez, bölünmez parçalanmaz, millet o hakkını kullanır. Beğenmiyorsa bunun takdirini yapacak olanlarda millettir. Onun içinde demokrasiler önemlidir. Seçim geldiğinde sandıkta bunun takdirini yapar. Ama bu milleti küçümseyenler bu topraklara düşman olan unsurlarında telkini ve yönlendirmeleriyle her 10 yılda bir bahane uydurmak suretiyle milletin egemenlik hakkına müdahale etmiş ve Türkiye bedeller ödemiştir. Bu darbelerin Türkiye’ye maliyeti 390 milyar TL devasa bir şeydir” diye konuştu.

    “15 Temmuz’da akşam başlayan darbe girişimini sabah olmadan engellenmesi tarihte bir ilktir”

    15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili konuşan AK Parti Genel Başkanı Yardımcısı Yazıcı, “Darbe önlemeyi 15 Temmuz’da aziz milletimiz Cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine akşam başlayan alçak darbe teşebbüsünü sabah olmadan bu aziz millet önlemiştir. Bu tarihte ilktir. Bu kazanımların asla geriye dönüşü olmaz. Hiç kimsede bu darbe alçaklığına teşebbüs edemez. 28 Şubat 1997’de Sincan’da Kudüs gecesi yapılmıştı. Afrin Harekatı’nda 22 Ocak’ta ilk şehidimiz Musa Astsubay’ın anısına Mehmetçiğe saygı ve dua gecesi düzenlendi. Türkiye değişti. Türkiye eskiden olduğu gibi ithamlar karşısında susan ve boynunu eğen bir Türkiye yok. Türkiye gücünün farkında, tarihinin derinliklerinden gelen o değerleri içselleştirmiş kadrolar artık edilgen durumdan çıkmış, etken duruma gelmiştir. Bu aziz millet bu kazanımlarını koruyacak diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Kocaeli’de siyasi parti il başkanları ile bir araya geldi

    Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Kocaeli’de yapılması planlanan üçüncü üniversitenin kente değer katacağını söyledi.

    Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Kocaeli’deki siyasi parti il başkanları ile bir araya geldi. İzmit’te bulunan bir otelde gerçekleşen toplantıya Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’ın yanı sıra, AK Parti İl Başkanı Şemsettin Ceyhan, MHP İl Başkanı Aydın Ünlü, BBP İl Başkanı Serhat Duyar, DP İl Başkanı Mustafa Nazlıgül ve DSP İl Başkanı Halim Dedeoğlu katıldı. İl Başkanları, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık ile kentteki güncel konular ve kentte planlanan projeler hakkında fikir alışverişinde bulundu.

    Toplantıda konuşan Başbakan Yardımcısı Işık, siyasi parti il başkanları toplantısının Türkiye’ye örnek bir birliktelik olduğunu vurgulayarak, “Bizim dirliğimiz, birlik ve beraberliğimizden gelir. Söz konusu vatan oldu mu bir araya gelip istişare edebilmek çok önemlidir. Bu anlamda Kocaeli adına, sorunların çözümü için bu birliktelik ülkemiz ve kentimiz için çok önemli bir kazanımdır. Bu birliktelikler Türkiye’ye örnek olmuştur” dedi.

    Kocaeli’de yapılması planlanan üçüncü üniversite projesi hakkında il başkanlarından bilgi alan Işık, “Eğitime yapılacak her türlü faydalı yatırıma açığız. Üçüncü üniversite projesi kente değer katabilecek bir projedir. Bu projenin en iyi şekilde hayata geçirilmesi için elimizden gelen yardımı ve desteği yapacağız” şeklinde konuştu.

    Toplantıda Kocaeli’deki sağlık yatırımları ile halka sunulan sağlık hizmetleri hakkındaki güncel konularda masaya yatırılırken, Başbakan Yardımcısı Fikri Işık ile ilk kez bir araya gelen İl Başkanları, ikinci buluşma için Ankara’ya gidecek.

  • Bulgaristan’daki siyasi partilere tek çatı altında birleşme çağrısı

    Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu, BAL-GÖÇ’ün 17. Genel Kurulunda tarihi mesajlar verdi. Bulgaristan’da soydaşları temsil eden siyasi partilere seslenen Gençoğlu, “Siyasi bölünmüşlüğü bitirerek tek vücut haline gelip ortak hareket etmek, Türkiye’de ve Bulgaristan’da yaşayan tüm soydaşlarımızın ortak dileğidir. Zaman fedakârlık zamanı, zaman birleşme zamanıdır” dedi.

    BAL-GÖÇ’ün 17. Genel Kurulu yoğun katılımla Bursa Yıldırım Belediyesi Yunus Emre Spor Kompleksi’nde gerçekleştirildi. Kongrede alkışlar eşliğinde söz alan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu, BAL-GÖÇ’ün 1980’li yıllarda soydaşlara uygulanan insanlık dışı zulmü kamuoyuna duyurmak amacıyla kurularak tüm dünyanın dikkatinin Bulgaristan üzerine çekilmesinin yanı sıra göç, intibak, emekli maaşları, isimlerin geri alınması, ikametgah, vatandaşlığın geri alınması, sosyal haklar, Türkiye’de oy kullanılması, denklik, BM süreci ve konfederasyon kurulması gibi önemli çalışmalara imza attığına dikkat çekti.

    Türkçe eğitim gören öğrenci sayısı, ekonomik zorluklar ve göç, temsilde yaşanan sorunlar ile yaşanan siyasi çekişmelerin derinleştiğine dikkat çeken Gençoğlu, “Geçmişi geçmişte bırakalım. Zaman fedakârlık zamanı, zaman birleşme zamanıdır. Birleşelim ve tek vücut haline gelip, ortak hareket ederek önümüzdeki dönemde Bulgaristan’da iktidar ortağı olarak soydaşlarımıza hak ettikleri hizmetleri daha iyi verebilelim.” çağrısında bulundu.

    Gençoğlu, ’Bizler 33 yıldır çok büyük mücadeleler verdik, vermeye devam ediyoruz. Bulgaristan’daki okullarda 1990’lı yıllarda 115 bin civarında olan Türkçe ders gören öğrenci sayısının 10 binlere düştü. Bulgaristan’da yaşayan soydaşlarımız; ekonomik zorluklarından dolayı genç olanları büyük kısmı Avrupa’ya, anne babaları ise ülkemize göç etmek mecburiyetinde kalıyorlar. Onların yaşadıkları yörelere daha iyi hizmet götürüp, ekonomik olarak kalkınmalarını sağlamak gerekiyor. Soydaşlarımızı temsil eden milletvekili sayımız 38’den 26’ya düştü” dedi.

    Bulgaristan’da soydaşları temsil eden siyasi parti başkanlarına çağrıda bulunan Geçoğlu, ’Geçmişte yapılanları unutarak artık birleşme ve tek vücut haline gelme zamanı gelmiştir. Geçmişte kimin hatalı olduğu önemli değil. Hepimiz fedakârlık yaparak, dünü bırakıp, yarına bakalım, küskünlükleri bırakıp birleşelim ve tek vücut haline gelip, ortak hareket ederek önümüzdeki dönemde Bulgaristan’da iktidar ortağı olarak soydaşlarımıza hak ettikleri hizmetleri daha iyi verebilelim. Siyasi bölünmüşlüğü bitirerek tek vücut haline gelip ortak hareket etmek, gerek Türkiye’de ve gerekse Bulgaristan’da yaşayan tüm soydaşlarımızın ortak dileğidir” diye konuştu

  • Çavuşoğlu: “Kılıçdaroğlu’nun hali basit bir siyasi yanılgının, çuvallamanın çok ötesinde”

    Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun hali basit bir siyasi yanılgının, çuvallamanın çok ötesindedir. Aleni olarak Türkiye’ye siyasi operasyon için Kılıçdaroğlu kullanılıyor. Sosyal medyada iftiralarını yayan kaçak FETÖ’cülerin ve arkasındaki Türkiye karşıtlarının ana muhalefeti kullandığı çok açık” dedi.

    Memur-Sen Bursa İl Temsilciliği ve Eğitim Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şubesi’nin hizmet binasının açılışı Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun katıldığı törenle yapıldı. Duaların ardından kesilen kurdele ile 650 metrekarelik il temsilciliği hizmete açıldı. Memur-Sen Bursa İl Temsilcisi Numan Şeker, “Bu açılışı yaparken 15 yıl geriye zihnen gittim. Cumhuriyet Caddesi’ndeki çatı katındaki binamızın tavanından yağmur suları geliyordu. O günlerden bu günlere bizi getiren rabbime hamd-ü senalar olsun. 650 metrekarelik bir yer. Bursa’nın en güzel yerinde böyle bir binayı almış olduk. Genel başkanıma, genel merkezimize teşekkür ediyorum. Bursa’da 33 bin üyesiyle 2 memurdan birisi Memur-Sen’de. Biz göreve geldiğimizde bin 600 kişi ile almıştık. Bütün teşkilat mensupları olarak çalışarak bugünlere geldik. Gittiğimizde arkamızda arkadaşlar inşallah hayır duayla anacaklar böyle güzel bir eser bıraktığımız için” dedi.

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ise, Memur-Sen’in alışılmış klasik muhalefet eden sendika anlayışından ziyade yapıcı anlayışının ülke adına kazanç olduğunu söyledi.

    “63’üncü büromuzu açmış oluyoruz”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın da, “Bugün övünçle bahsettiğimiz tabloyu oluşturan başkanımıza ve kadrosuna teşekkür ediyorum. 25 yılı geride bıraktık. Çeyrek asır geride kaldı. Birlerle başlayan yolculuklar 10’lar, 100’ler, bin 100’ler oldu. 5 milyon 100 bin insanın hayatını doğrudan ilgilendiren bir faaliyet alanı var Memur-Sen’in. Böyle bir yapının hizmet araçlarının bu kapasiteye uygun olması gerekir. Bursa’nın en kıymetli yerinde üyelerimize hizmet edecek bir kadroya buraya vesile oldukları için teşekkür ediyorum. 63’üncü büromuzu açmış oluyoruz” dedi.

    “Sendikacılığın bugün böyle nezih ortamlarda faaliyet göstermesi memnuniyet verici”

    ‘Memur-Sen bünyesindeki bütün sendikaların temsilciliklerinin yer alacağı şekilde, 650 metrekarelik bu binada kiracı değil bizzat mülk sahibi olarak yerleşiminiz sevindirici bir gelişmedir’ diyen Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu da, “2002 yılında tavanından su damlayan, tek odalı bir yerde faaliyet göstermeye çalışan sendikacılığın bugün böyle nezih ortamlarda, güzel mekanlarda faaliyet göstermesi memnuniyet verici. Açılışın hayırlı olmasını dilerken, Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ı da burada rahmetle anmak istiyorum. Ülkemizin en sıkıntılı yıllarında fedakar bir şekilde sendikal mücadeleyi başlatmış ve onun mirası Memur-Sen günümüzde en etkili, en büyük sivil toplum örgütlerimizden biri olarak milletimizin hizmetindedir. Kısıtlı mekanlardan daha ferah, daha donanımlı mekanlara geçmeyi sağlayan büyük dönüşüm sadece sendikacılık alanında olmadı. Türkiye ekonomisi büyüyerek, hak ve özgürlükler noktasında daima ilerleme kaydetmek suretiyle büyük Türkiye hayalini gerçekleştirmektedir. Türkiye her alanda büyük dönüşüm sağlıyor. Bu çerçevede memurlarımıza toplu sözleşme hakkını verdiğimiz ortadadır. Kamu çalışanlarına 2018-2019 yıllarına ilişkin mali ve sosyal haklarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmelerimizde sağlanan sevindirici mutabakat hepinizin malumu. Hükûmetimiz, mali imkânlarını sonuna kadar kullanarak kamu çalışanlarımızın refah payında artışı sağlamıştır” dedi.

    “Hukuk işleyince her şey açığa çıkacak”

    Türkiye’nin geliştikçe Türkiye düşmanlarının da işinin zorlaştığını ifade eden Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bütün bunlar bugün hayatımızın olağan akışında yerini alıyorsa, hayatımızı kolaylaştırıyorsa birilerinin de işini zorlaştırıyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye geliştikçe, Türkiye düşmanlarının işi zorlaşıyor. Bugün de Türkiye’yi teslim alma umudu zayıflamış olanlar siyaset dizaynlarıyla, algı operasyonlarıyla bu millete kader çizme cüretkarlığına girişmiştir. Kaderi yalnız Allah’ın çizdiğinden, milletin istikametini belirlediğinden gafil olanlar bugünlerde de siyasi operasyonlar peşine düşmüştür. Hak yerde kalmaz. Gerçeği inkar edenlerse eninde sonunda Kılıçdaroğlu gibi ortada kalır. CHP Genel Başkanı partisinin grup toplantısında bazı kağıtlar sallayarak Cumhurbaşkanımız ve yakınlarıyla ilgili çok ağır, akıl almaz iddiaları dile getirdi. Avukatlar kendisinin savcılığa belge yollamasını istedi, gazeteciler belgeleri istedi. Veremedi. Çünkü iddiaları akla ziyan. Şimdi savcılık istedi ve hukuk işleyince her şey açığa çıkacak. Kılıçdaroğlu’nun hali basit bir siyasi yanılgının, çuvallamanın çok ötesindedir. Aleni olarak Türkiye’ye siyasi operasyon için Kılıçdaroğlu kullanılıyor. Kim kullanıyor? Sosyal medyada iftiralarını yayan kaçak FETÖ’cülerin ve arkasındaki Türkiye karşıtlarının ana muhalefeti kullandığı çok açık. Nereden anlıyoruz? Elinde belge diye salladığı kağıtları aylar önce FETÖ’cülerin yaymaya çalıştığı ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu ne diyor? “Belgeleri ülkeyi sevenler verdi. Bu ülkeyi seven milyonlarca bürokrat var” diyor. Ülkeyi seviyor dediği kaynağı FETÖ’cüler. Maalesef Kılıçdaroğlu’nun ülke sevgisi FETÖ’nün ihaneti seviyesindedir. CHP Genel Başkanı, “Bunları veren bir insan. Uzaydan almadım” diyor. Kendince gizemli hale getiriyor, merak uyandırıyor. İnsandı, bürokrattı diyerek kaynak gösterilmez. Ciddiyeti varsa hiçbir şeyi gizlemezsin. Araştırdığını, doğrulattığını iddia ediyor. Kendisine hem ortaya atıp hem doğrulayan eşsiz bir makam tahsis etmiş. Hem bol keseden ortaya at, sonra kendi kendine doğrula böyle bir şey var mı? Vereceksin ilgili makama, inceleyecek.”

    “Kılıçdaroğlu’nun yalanları üzerinden baskı kurmaya kalkanlar”

    “Siyaset, sorumsuzca eline her tutuşturulanla piyasaya çıkmak değildir” diyen Çavuşoğlu, “Peki neden yalanlarla, kara propagandalarla ülkemizin itibarını hedef alacak işlere giriyorlar? Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğindeki Büyük Türkiye, yönetilemez duruma düşmüş bir coğrafyada tek güvenli liman olarak dimdik ayaktadır. Türkiye coğrafyasında bu coğrafyanın uzağındaki ülkelerde masa başında kurulan hiçbir oyunun figüranı olmayı kabul etmiyor. ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyen Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye oyunları bozuyor. Arakan’ın çığlığını duyan, Suriye’nin gözyaşını silen, Filistin’in çilesini çeken bir Türkiye’yi nasıl etkisiz eleman yaparız hesabı güdenler var. Tüm iftiralar; bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuk zemininde ortaya çıkacaktır. Ancak 80 milyonluk bağımsız Türkiye üzerinde Kılıçdaroğlu’nun yalanları üzerinden baskı kurmaya kalkanlar bilsin ki; ABD’deki dava ile koordineli olarak hareket ettirdiğiniz kuklalar bu millet nezdinde hükümsüzdür. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, Türkiye, bağımsızlığını birilerinin ihsanına borçlu bir ülke değildir. Sizler lütfedince değil bizler mücadele edip kazandığımız sürece hürüz” diye konuştu.

    “Tanık sanık oluyor, sanık tanık oluyor”

    Türkiye’nin okyanus ötesinden oyunlarla boyunduruk vurulamayacak güçte bir ülke olduğunu ifade eden Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, “ABD’deki dava dosyasının 17-25 Aralık dosyasıyla aynı minvalde ve aynı elden çıktığı anlaşılıyor. 17-25 Aralık sürecinde hukuksuzluğu ortaya çıkmış, delil olmadığı, düzmece olduğu anlaşılan her şeyi ABD’ye taşıyan el FETÖ ve arkasındaki Türkiye düşmanlarının elidir. Tanık sanık oluyor, sanık tanık oluyor. Bunları başka bir ülkede yapsalar hukuksuzluk derler. Türkiye aleyhine konuş da ne konuşursan konuş, Türkiye aleyhine konuşsun da kim konuşursa konuşsun. Bu anlayışın tek bir gerçeği vardır: Türkiye düşmanlığı. Sadece düşmanlık üzerine yargı şemsiyesi altında yapılan hiçbir girişim adalet barındırmaz. Bakın Zarrab’ın bir gün tanık bir gün sanık olduğu davada salonda davayı takip eden FETÖ’cüler var. Salondan çıkıp ağızlarını sulandıra sulandıra sosyal medyada Savcının iddialarını yaymakla meşguller. Neden? Çünkü Türkiye’ye nasıl zarar verilir noktasında buluşmuşlar. Umut fakirin ekmeği. FETÖ’cülerin hayallerini yeşertmeye uğraşan bir dava kurgusu söz konusu. Hepsi kendine verilen görevi harfiyen uygulamanın peşinde. Önce sanık şimdi tanık dedikleri Zarrab hapishaneden çıkmak için ABD Hükümeti ile işbirliği yaptığını ifade etmiş. Hapisten çıkmak için her iddiaya varım diyor. Ne konuşulduğu mühim değil bu noktadan sonra. Ne derseniz, ne iddia ederseniz varım diyen birileri çıkmışsa hukuk adına da konuşacak bir şey kalmamıştır. Gerisi lafügüzaf. Mecelle hükmü vardır: Kelamda aslolan manayı hakikidir. Bu tiyatro davada manayı hakiki, asıl mana 17/25 Aralık’tır. Bu açıkken başka yorumlarla kimse uğraşmasın. Türkiye’de süreç yarım kalmış, operasyon tamamlanamamıştır. 4 yıl önce sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü şu an okyanus ötesinde sergileniyor” şeklinde konuştu.

    “Bu defa sahneyi ABD’ye taşımışlar”

    17/25 Aralık tiyatrosunun perdesinin çoktan kapandığını dile getiren Çavuşoğlu, “Türkiye’de başaramayınca bu defa sahneyi ABD’ye taşımışlar. 17/25 Aralık tiyatrosunun perdesi çoktan kapandı. Bunlar kapanmış bir tiyatro sahnesinde tekrar sahneye çıkmak isteyenler. 17-25 Aralık’ın 2013 versiyonunu nasıl bertaraf ettiysek, 2017 versiyonu da aynı şekilde bertaraf edilecektir. Dikkatlerden kaçmasın daha birkaç gün önce Fetullahçı Terör Örgütü Yapılanması tarafından 17-25 Aralık’ta usulsüz soruşturma yapan FETÖ’cü savcılarla ilgili arama kararı çıktı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde görülen davada, firari sanıklar hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına karar verildi. 60-70 yılla yargılanan bu kişiler niye hukuktan kaçıyor, niye firari? Niye bu kadar adalet meraklısı göründükleri halde buradaki adaletten kaçıyorlar? Arkalarından niye kırmızı bülten çıkıyor? 557 sayfalık iddianamede ne var: ’’Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’’ “Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme”, “Görevi kötüye kullanma”, “Resmi evrakta sahtecilik”, “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etme”, “Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal”, “İftira”, “Suç uydurma”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Nitelikli tehdit”, “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma. Bunları niye konuşmuyoruz da Zarrab’ı konuşuyoruz? Ya da konuşmaya zorlanıyoruz? Saçma olan bir düşünceyi savunmak için yorumlara girişmek yararsızdır” dedi.

    “Kumpasın hedefi Türkiye’dir”

    ‘Türkiye’yi oradaki davalar üzerinden meşgul etmek, oraya odaklamak istiyorlar’ diyen Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Sincan’da, Silivri’de FETÖ ihanetinin davasına neden odaklanmıyorsunuz? İşlerine gelen yere odaklanıyorlar, işlerine gelmeyenleri perdeliyorlar. İsmini anmak lüzumsuz olan kaçak FETÖ’cü hainlerden birinin (Tuncay Opçin) Kılıçdaroğlu’nu sonra ifadelerine bakın: ‘Ortaya çıkan bilgilerden sonra, polislerin, savcıların bir dakika bile cezaevinde tutulmaması gerekir.’ Neymiş Kılıçdaroğlu kağıtları sallamış, neymiş okyanus ötesinde iftiraya zorlanan bir şahıs üzerinden hapishanelerdeki FETÖ’cü hainler aklanmış. Bunu kimseye yutturamazsınız. Aziz milletimiz bu oyunlara tok. Kumpasın hedefi Türkiye’dir. Türkiye’de 15 Temmuz’da bu milletin 250 evladını şehit eden FETÖ’cüleri aklamak, hapishaneleri boşaltmaktır. ABD’deki tiyatroya dönen dava ile Türkiye’deki tüm 15 Temmuz kahramanlıklarını yok saymaya, itibarsızlaştırmaya uğraşarak, FETÖ’nün amaçlarına hizmet ediyorlar. 15 Temmuz’u bu millete unutturmaya çalışanlar okyanus ötesi tezgah davaları ile bizi yıldıramazlar. Düşmanları ne yaparsa yapsın Türkiye 2023, 2053 ve 2071 ufkundan asla taviz vermeyecek, eski paradigmalara, pasif pozisyonlara mahkum edilemeyecektir. Bu hedeflere kararlılıkla ilerleyip, bölgesel ve küresel ölçekte ekonomik olarak daha da güçlendikçe çalışanlarımıza daha fazla imkan sağlayacağımızdan emin olunuz. İnşallah millete hizmetkarlık noktasında Memur-Sen camiası ile birlikte her daim koşmaya devam edeceğiz. Millet kazandıkça sizler de bizler de kazanacağız, Türkiye kazanacaktır. Her şey bu güzel ülkemiz ve aziz milletimiz için.”