Etiket: siyasi

  • TÜRSAB Yurtdışı Temsilcisi Baraner: “Siyasi gerginlik turizm sektörüne zarar veriyor”

    TÜRSAB Yurtdışı Temsilcisi Hüseyin Baraner, “Türkiye ile Almanya arasında son haftalarda yaşanan siyasi kriz her iki ülkenin turizm sektörünü olumsuz bir şekilde etkiledi” dedi.

    Baraner, Türkiye ve Almanya arasında son haftalarda yaşanan bu gerginliğe bir an önce son verilmesinin her iki ülke açısından iyi olacağını söyledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Alman mevkidaşı Sigmar Gabriel’le yarın yapacağı görüşmenin Türk Alman ilişkilerinde yeni bir dönemin başlaması için milat olmasını beklediklerini söyledi.

    “Her iki ülke arasındaki siyasi gerginlik yumuşatılmalı, Türk Alman dostluğunun yeniden filizlenmesi sağlanmalıdır”

    Açıklamalarını sürdüren Baraner, “Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkelerin başında Almanya geliyor. Yaşanılan siyasi gerginlikler yüzünden Türkiye ile alakalı olumsuz haberler Alman medyasında yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye’yi tercih edecek olan Almanlar tercihlerini başka bir ülkeye kaydırabiliyorlar. Bundan da her iki ülke turizmcileri etkileniyor. Dünya turizm sektörünün bir araya geleceği Uluslararası Turizm Borsası Fuarı öncesi bu gerginlik biz turizmcileri ciddi ciddi endişelendiriyor. Fuara katılacak iki yüze yakın ülke turist kapma rekabetinde olurken Türk ekonomisinin önemli bir lokomotifi olan turizm siyasi nedenlerden dolayı zarar etmesi kabul edilir bir durum değildir. Her iki ülke siyasi yetkilileri, bu gerginliği yumuşatmalı ve var olan Türk Alman dostluğunun yeniden filizlenmesini sağlamalıdır. Biz turizmciler bunu talep ederken, Almanya’da vatandaşlarıyla buluşmak isteyen Bakanlarımızın konuşma yapacağı salonların sudan bahanelerle iptal edilmesini sineye çekelim demiyoruz. Böyle bir durumda diplomasi mesleğinin incelikleri işletilerek karşı tarafa yapılanların dostluğa sığmadığı olayı yerel makamlara bırakılmayacak kadar hassas olduğu diplomatik lisanla anlatılmalıdır. Eğer bir toplantı yapılacaksa bunun için profesyonel hizmet veren şirketler üzerinden yapmış olsaydık, güvenlik yangın ve otopark sorunu gibi komik gerekçelerle bu tür iptallerle karşılaşmış olmazdık. Biz TÜRSAB olarak yurt dışında binlerce acenteye ulaşarak Türk turizminin gelişmesi için çalışıyoruz. Bu gayretlerimizin zarar görmesini istemiyoruz. Bu tartışmalar hem para kaybetmemize ve en önemlisi dost kaybetmemize neden oluyor” dedi.

    Baraner ayrıca, Alman halkının 40 yıldır Türkiye’ye gelerek tatillerini yaptıklarını hala Türkiye’ye olan sevgilerinin çok yüksek olduğunu, günlük siyasi olaylara bu sevginin feda edilmemesi gerektiğini söyledi.

  • Makedonya’da siyasi kriz derinleşiyor

    Makedonya Cumhurbaşkanı Corge İvanov, hükümeti kurma görevini “ülkenin milli egemenliği, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını” tehlikeye atacağına inandığı SDSM Lideri Zoran Zaev’e vermeyeceğini açıkladı.

    Makedonya’da uzun süredir devam eden siyasi kriz, Cumhurbaşkanı Corge İvanov’un birkaç gün içerisinde hükümeti kurmaya hazırlanan SDSM lideri Zoran Zaev’e görev vermeyi reddetmesiyle yeni bir boyut kazandı. Zaev liderliğinde nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini etnik Arnavutların oluşturduğu ülkenin Makedonlar ve Arnavutlar arasında etnik çizgilerle bölünerek federalleşeceği, kantonlara ayrılacağı ve devletin arması ve bayrağın Arnavutları da yansıtacak şekilde değiştirileceği şekilde söylentilerin ardından Cumhurbaşkanı İvanov, “hükümeti kurma görevini Makedonya’nın birliğini bozabilecek liderlere vermeyeceğini” açıkladı. İvanov, “Vatandaşlarımız rahat olsunlar. Ben Cumhurbaşkanı olduğum sürece ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü hedef alan bir platforma dahil olan bir siyasetçiye hükümeti kurma vazifesi verilmeyecek” dedi.

    Zaev: “Cumhurbaşkanı darbe yapıyor”

    Cumhurbaşkanı Corge İvanov’un kararından sonra bir basın toplantısı düzenleyen SDSM Lideri Zoran Zaev, Makedonya anayasası çerçevesinde İvanov’un ülkedeki demokratik sürecin önüne geçme yetkisi olmadığını ve hükümeti kurma vazifesini derhal kendisine vermesi gerektiğini söyledi. Parlamentoda 67 vekilin, dolayısıyla Makedonya seçmeninin çoğunluğunun iradesine karşı gelinmesinin “Cumhurbaşkanı eliyle yapılan bir darbe” olarak nitelendiren Zaev, anayasaya göre Cumhurbaşkanı’nın hükümeti kurma görevini kendisine vermek mecburiyetinde olduğunu ifade etti. İvanov’un anayasa ve devlet krizi çıkardığını ve böylesi bir tutumun ülke ve vatandaşlar için tahayyül edilemeyecek sonuçlar doğuracağını söyleyen Zaev, İvanov’u eski Başbakan Gruevski’nin oyuncağı olmakla itham etti.

    Makedonya’daki en büyük Arnavut partileri arasında yer alan BESA hareketi, Cumhurbaşkanı İvanov’un açıklamasından sonra siyasi krizin daha da derinleştiği Makedonya’da düzenin tekrar tesis edilebilmesi için AB ve NATO’ya yardım çağrısı yaptı.

    Eski Başbakan ve VMRO-DPMNE Lideri Nikola Gruevski’nin yasal süre dahilinde hükümeti kurmayı başaramaması üzerine Cumhurbaşkanı İvanov, parlamentodan 61 vekilin imzasını alarak kurulacak hükümete desteklerini garantileyen siyasi lidere hükümeti kurma vazifesini devredeceğini açıklamıştı. Koalisyon hükümeti için muhalif Arnavut partileri ile anlaşan SDSM Lideri Zoran Zaev, 120 üyeli Makedonya parlamentosundan 67 vekilin imzasını aldıklarını ve birkaç gün içerisinde hükümeti kuracaklarını açıklamıştı.

    Diğer taraftan, Zaev’in koalisyon uzlaşısı için Arnavut partilerinin Arnavutçanın resmi dil olması ve Arnavutlara daha geniş anayasal haklar tanınması gibi birçok şartı kabul etmesi, ülkedeki milliyetçi kesimlerin tepkisine neden olmuş ve VMRO-DPMNE lideri Gruevski, Makedon halkını “devletlerini müdafaa etmeye” davet etmişti.

  • Bakan Özlü: “Güvenlik ve iç siyasi hareketlere rağmen vazgeçmeyeceğiz”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Yapısal dönüşüm faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine ihtiyacımız var. Bunlardan vazgeçmeyeceğiz. Güvenlik ve iç siyasi hareketler reform sürecine menfi olarak tesir etse de bundan vazgeçmeyeceğiz” dedi. Bakan Özlü, bilim, sanayi ve teknolojinin iç içe geçeceği yeni bir modeli de hazırladıklarını anlattı.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Konsolosluk Erkanı Başkanı Ömer Kaplan tarafından düzenlenen toplantıda 16 ülkenin konsolos ve fahri konsolosları ile bir araya geldi. Mövenpick Otel’de düzenlenen toplantıya, Bakan Faruk Özlü’nün yanı sıra İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın, AK Parti İzmir Milletvekili Necip Kalkan ve konsoloslar katıldı.

    Bakan Özlü’yü uzun zamandır tanıdığını belirten Konsolosluk Erkanı Başkanı Ömer Kaplan, Bakan Özlü’nün proje insanı olduğunu anlattı.

    Konsolosların uluslararası arenada Türkiye’nin ilişkileri bazında çok önemli görevler üstlendiğini belirten Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, tüm konsolosların Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözünü temsilen başta barışı, kalkınmayı, gelişmeyi hızlandıran bir vazife icra ettiklerini hatırlattı.

    “Alınan kararlar 2017’de topluma yansıyacak”

    2016 yılının çok parlak bir yıl olarak geçmediğine işaret eden Bakan Özlü, “Geçen yıl hem Türkiye hem dünya için çok iyi geçmedi. Hem artan küresel güvenlik sorunları hem de terörist faaliyetlerin ağırlık kazandığı yıl olarak geçti. Bu güvenlik sorunları hem ekonomimizi etkiledi hem de bölgesel olarak önemli sıkıntılar meydana getirdi. 2016 yılı ekonomik açıdan, güvenlik ve işsizlik açısından parlak bir yıl olarak geçmedi. Özelikle ülkemizdeki sorunların küresel sorunu da var. Türkiye için en önemli ekonomi, güvenlik ve işsizlik ve bunların üzerinde ciddiyetle çalışılıyor. Bakanlar kurulunda her hafta konuşuluyor. Varlık fonu, bireysel emeklilik, KOBİ’lere destekler gibi birçok kararlar var. Bu kararların çoğu henüz piyasalara, topluma yansımadı. Bunun için zamana ihtiyaç var. Özellikle ikinci dokümanlar dediğimiz usul ve esaslar tamamlandı. Bunların sonuçları içinde bulunduğumuz 2017 yılı topluma yansıyacak” dedi.

    Ekonominin sadece Türkiye için değil dünya için de bir problem olduğuna dikkat çeken Özlü, ekonomistlerin geçmiş 50 yılda yakalanan ivmeyi, gelecek 50 yılda yakalamayacağını hatırlattıklarını ve geleceğin geçmişten çok daha rahat olmayacağını anlamak gerektiğini dile getirdi.

    “Güvenlik ve iç siyasi hareketler etkilese de”

    Ekonomik alanda da birçok reformlar yaptıklarını belirten Bakan Faruk Özlü, “Yeni ABD Başkanının uygulayacağı ekonomi politikalarında ne kadar ısrarcı olacağını tam bilmiyoruz. Bu da bizi ve dünyayı etkiliyor. Bu çerçeveden baktığımızda Türkiye özellikle 2 çeyrekte büyüme açısından birçok ülkenin ötesindeydi. Üçüncü çeyrekte bir daralma oldu, bundan Türkiye için yaşanan talihsiz olayın etkisi var. Ama geçen yılın son çeyreğinde bu yıla ilişkin bir toparlanma görebiliyoruz. 2017 yılında Türkiye’nin orta vadeli programda öngörülen oranda büyüme yakalayacağını düşünüyoruz. İşsizlik konusunda aldığımız tedbirler var. Yapısal dönüşüm faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine ihtiyacımız var. Bunlardan vazgeçmeyeceğiz. Güvenlik ve iç siyasi hareketler reform sürecine menfi olarak tesir etse de bundan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “Araştırma geliştirme fonu oluşturacak”

    Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke olmasına yönelik çalışmalar hazırladıklarını anlatan Bakan Özlü, “Bakanlık olarak şu yönetimi benimsiyoruz. Her bir sanayici aynı zamanda bir tüccar. Biz bilim, teknoloji ve sanayi dediğimizde 3 halkayı birbirine içlendirme yönünde politika benimsiyoruz. Birisinin girdisi öbürünün çıktısı olsun. Teknoloji nereden gelecek ya transfer edecek ya da kendiniz üreteceksiniz. Özellikle teknoloji üretme noktasında bilimsel faaliyetleri desteklemek istiyoruz. Bilimden teknolojiye teknolojiden sanayiye bir çevre oluşturmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 6 ay süren bir çalışma yaptık ve bu yeni modeli Bakanlar Kuruluna arz ettik. Bu yeni modelin hayata geçirilmesi için çalışıyoruz. İnşallah bunu bu aylarda yasalaştıracağız. Bilim, teknoloji ve sanayi politikasının müşterekle belirlenmesini önemsiyoruz. Yeni politika hepsini ayrı değil, üçünün de birbirinin girdi ve çıktısı olarak tamamlamasını öngörüyor. Bir araştırma geliştirme fonu oluşturacağız. Araştırma geliştirme faaliyetlerine daha fazla kaynak oluşturmayı amaçlıyoruz. GSMH yüzde 1.06 biz bunu yüzde 2 ve 3’e çıkarmayı hedefliyoruz. Sanayicilerin daha yüksek değerli ürünler üreterek, ekonomiye destek vermeleri amacıyla bunu istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Bilim Teknoloji Sanayi İcra Kurulu kurulacak”

    Son 14 yılda araştırma, geliştirme ve teknoloji faaliyetlerine ayrılan kaynaklarda ciddi oranda artış olduğunu kaydeden Bakan Özlü, şunları söyledi:

    “Araştırma geliştirme harcamalarımız geçen sene 20 milyar 600 milyon, araştırmacı personel sayısı 122 bine ulaştı. Bütün bu girdilere rağmen, ihracatımız ve imalat sanayi içindeki ileri teknoloji ürünlerinin payı artmadı, yüzde 4’ün altında. Avrupa’da ileri teknoloji ürünlerinin ihracat payı yüzde 19-20 mertebesindedir. Dolayısıyla mevcut sistemin girdileri var, kaynak aktarıyoruz. Ama çıktılar yeterli değil, bu bakımdan bu yapısal dönüşüm önemli. Yeni model çıktı odaklı performans değerlendirmesi yapmayı öngörüyor. Yeni modelde inşallah geri dönüşümde bütün kamunun araştırma ve geliştirme için özel sektöre yapacağı fon, tek bir merkezden bütçelemeyi ve çıktı bazlı performans değerlendirmesi yapan girdileri gözden geçirmeyi hedefliyoruz. Bir mekanizma oluşturulacak ve adı da Bilim Teknoloji Sanayi İcra Kurulu olacak. Başbakanımız başkanlığında ilgili bakanlar görev alacak. Bunu çok önemsiyoruz. Bu hem bizim uluslararası ilişkilerimizi hem diğer ülkelerle ilişkilerimiz daha kolay işbirliği yapabilen konuma bizi getirecek.”

    “Araştırma merkezlerini bine çıkaracağız”

    Sanayicinin desteklenmesi için de yaptıkları reform paketini tamamladıklarını belirten Bakan Özlü, “Bunu gelecek hafta sunacağız ve referandumun akabinde hayata geçireceğiz. Yatırımcılar isterlerse özel endüstri bölgeleri kurabilecekler. Yine bu pakette organize sanayi içinde bulunan fabrikalardan emlak vergisi alınmaması yönünde hususlar var. Yine özellikle eğitim konusunda sanayicinin ihtiyaç duyduğu üniversite ve orta öğretim kurumlarına ilişkin maddeler var. Yaklaşık 71 maddeden oluşuyor yeni paket. Bu paket bugüne kadar sanayici ve iş adamalarının bize ilettiği sorunları toplayıp, bir taslak hazırladık, OSB’lerle paylaştık, ilgili bakanlıkla koordine ettik, 1 yıla kadar zaman harcadık ve inşallah bunu çıkaracağız. Geçen sene Ar- Ge reform paketi vardı bu sene üretim paketi var. Türkiye’de 376 araştırma geliştirme merkezimiz var, bu sayıyı bu yıl içerisinde ilk aşamada 500’e, akabinde bine tamamlamayı hedefliyoruz” dedi.

    İzmir ile ilgili iki çalışma yürüttükleri ve bu yönde bir danışmanlık şirketinden rapor istediklerini dille getiren Özlü, çıkartılan raporların kendisini çok tatmin etmediğini ve tekrar projelerle ilgili çalışma yapıldığını söyledi.

  • Başbakan Yardımcısı Canikli: “Referandum Türk siyasi tarihinin en önemli dönemeç noktalarından biri olacak”

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin en önemli gündem maddesinin16 Nisan’da yapılacak olan anayasa değişikliğine yönelik referandum olacağını belirterek, “Referandum şu an itibarıyla önemine binaen Türk siyasi tarihinin en önemli dönemeç noktalarından bir tanesi olacak” dedi.

    AK Parti Mersin Genişletilmiş Danışma Meclisi Toplantısına katılmak üzere Mersin’e gelen Başbakan Yardımcısı Canikli, toplantı öncesinde Mersin Valisi Özdemir Çakacak’ı makamında ziyaret etti. Canikli’ye Mersin İl Başkanı Cesim Ercik ve Mersin milletvekilleri de eşlik etti.

    Canikli, burada yaptığı konuşmada, şu anda Türkiye’nin gündeminde birçok konu olduğunu, bunlardan birinin de referandum olduğunu söyledi. Referandumun 16 Nisan 2017 tarihinde yapılacağını belirten Canikli, “Referandum şu an itibarıyla önemine binaen Türk siyasi tarihinin en önemli dönemeç noktalarından bir tanesi olacak. Dolayısıyla artık 16 Nisan’a kadar yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ne olduğunu, nasıl bir düzenleme içerdiğini, ne gibi farklılıklar getirdiğini vatandaşımızla paylaşacağız, anlatacağız. Birlikte bunları enine boyuna değerlendireceğiz. Yani önümüzdeki dönem Türkiye’nin en önemli gündem maddesi bu olacak. Öyle de olması gerekiyor zaten” diye konuştu.

    Resmi olarak ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ olarak adlandırılan sistemin uzun yıllardan bu yana Türkiye’nin gündeminde olduğuna dikkat çeken Canikli, konunun sadece TBMM’nin değil, Türkiye’nin gündeminde konuşulup tartışıldığını ve değerlendirildiğini dile getirdi. Ancak yine de referandumun yapılacağı 16 Nisan’a kadar bu konu hakkında yeteri kadar bilgilendiremedikleri vatandaşlara ulaşmaları gerektiğini ifade eden Canikli, “Gerçek boyutuyla hiç ilave bir şey katmadan, ne getiriyorsa bütün bunlar siyasi herhangi bir şekilde değerlendirmeye tabi tutmadan ya da siyasi gerekçelerle değerlendirmeden, objektif olarak getirilen bu düzenlemenin anlatılması noktasında bütün arkadaşlarımızla, bütün teşkilatımızla birlikte gayret sarf edeceğiz. Bundan sonraki bütün toplantılarımızda da bu konu üzerinde duracağız” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Fikri Işık: “Yunanistan’ın kararı siyasi bir karardır”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık Yunanistan’ın darbeci askerlerle ilgili kararını sert bir dille eleştirerek, “Bu karar yargısal adalet dağıtan bir karar değil, bu karar siyasi bir karardır. Yunanistan’ın biz bugüne kadar PKK ve DHKP-C konusundaki tavrını biliyoruz. Yunanistan bu kararı ile terör ve terörizmle mücadelede ne kadar yanlış bir yolda olduğunu ortaya koymuş oldu” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Denizaltı Kurtarma Gemisi TCG Alemdar’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim törenine katıldı.

    Törende konuşan Fikri Işık, Türkiye’nin tarihten ders çıkaran bir ülke olduğunu vurgulayarak, “Tarihimizden ders çıkararak aynı acıların tekrar yaşanmaması için gayret gösteriyoruz. Bugün bu törenimiz bir Dumlupınar gibi kazaların yaşanması durumunda ayın acıların yaşanmaması için aldığımız bir tedbirdir. 1942 ve 1953’deki o kazalarda belki bugünkü bizim alemdar gemimiz elimizde olmuş olsaydı, bugünkü teknoloji olmuş olsaydı pek çok denizcimiz hayatta olabilecekti. Aynı kazaların bir daha yaşanmaması için tedbir alma imkanımız var. Bugün bu gururu bu acıdan yaşıyoruz” diye konuştu.

    “Türk savunma sanayinde büyük hamleleri hayata geçiriyoruz”

    Türkiye’nin kritik dönemlerde ihtiyaç duyduğu silahları kendi üretebilecek seviyeye geldiğini anlatan Işık, “Türk savunma sanayinde büyük hamleleri hayata geçiriyoruz. Bütün dünyaya satabileceğimiz kendi milli piyade tüfeğimizi üretimini yaptık ve TSK’ya ilk partiyi teslim ettik. Kendi silah sistemlerimizi kendimiz üretiyoruz. Yakında Altay tankının seri üretimini başlatacağız. Artık kendi tankını kendi geliştiren bir ülke konumuna geldik. Kendi insansız hava aracını üreten sayılı ülkelerden biri haline geldik” ifadelerini kullandı.

    “Önemli bir imzanın atılmasını bekliyoruz”

    İngiltere Başbakanı’nın Türkiye ziyaretini hatırlatan Işık, “Bu ziyarette önemli bir imzanın atılmasını bekliyoruz, önemli bir imzaya şahitlik yapacağız ve uluslararası işbirliği ile Türkiye kendi muharip uçağını da geliştirmiş olacak” şeklinde konuştu.

    “Bu karar yargısal adalet dağıtan bir karar değil, bu karar siyasi bir karardır”

    Bakan Fikri Işık konuşmasında Yunanistan’ın darbeci askerlerle ilgili kararını da sert bir dille eleştirerek şunları söyledi:

    “O hain darbe girişim başarısız olunca bazı hainler de yurt dışına kaçtı. Bunlardan 8 tanesi Yunanistan’a kaçtı. Bizim komşu ülkemiz Yunanistan’dan en tabii beklentimiz bunların bir an önce Türkiye’ye iade edilmeleri, Türk yargısının önüne çıkarılmaları, eğer masumlarsa yargı önünde aklanmalarıdır. Maalesef aylar süren yargılama sonunda Yunanistan’daki yüksek mahkemenin verdiği karar tam bir hayal kırıklığıdır. Bu bir yargı kararı değildir. Bu karar yargısal adalet dağıtan bir karar değil, bu karar siyasi bir karardır. Bir grubun darbeye katılması için, darbeci sayılması için daha ne yapması gerekiyordu. 248 insanın şehit edildiği, 2 bin 193 insanın yaralandığı hain darbe girişimine katılmış 8 kişinin iadesi için daha ne gerekiyordu. Yunanistan’ın biz bugüne kadar PKK ve DHKP-C konusundaki tavrını biliyoruz. O dönem bu örgütlerle ilgili Türkiye’yi hayal kırılığına uğratan pek çok kararı aldığını biliyoruz. Yunanistan bu kararı ile terör ve terörizmle mücadelede ne kadar yanlış bir yolda olduğunu ortaya koymuş oldu. Yunanistan’dan acilen beklentimiz bu yanlış kararın bir an önce düzeltilmesi ve bu 8 kişinin Türkiye’ye iade edilmesidir. Türkiye olarak bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz”