Etiket: Siyasetine

  • Başkan Orhan: “Dünya siyasetine yön veriyoruz”

    Başkan Orhan: “Dünya siyasetine yön veriyoruz”

    Aziziye Belediyesi tarafından Ilıca’da bulunan Prof. Dr. İlhan Varank Kültür Merkezi’nde ‘İç ve Dış Siyasette Muhtemel Gelişmeler’ konulu panel düzenlendi.

    Eğitimci ve İş Hayatı Uzmanı Tarkan Zengin’in moderatörlüğünde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Dr. Mücahit Küçükyılmaz ve Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Ersin Çelik’in panelist olarak katıldığı konferansa Aziziye Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan, AK Parti İl Başkan vekili Rıza Altunayar, AK Parti Aziziye İlçe Başkanı Ensar Coşkun, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, Palandöken Belediye Başkanı Muhammed Sunar ve vatandaşlar katıldı.

    Yoğun ilginin görüldüğü konferansta açılış konuşmasını Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan yaptı. Başkan Orhan, Türkiye’nin güncel meselelerinin ele alındığı böyle bir organizasyonun 15 Temmuz şehidi İlhan Varank’ın isminin verildiği bir mekanda yapılmasının önemine değindi.

    15 Temmuz gecesi Şehit Varank’ın Çanakkale geçilmez nidalarıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde şehadet şerbetini içtiğini hatırlatan Başkan Orhan, “15 Temmuz darbe girişiminden haberdar olur olmaz hiç düşünmeden sokağa çıkan ve Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü önünde kalabalıkların arasına karışan Prof. Dr. İlhan Varank, darbecilerin planlarını bozmak için canını ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı ile sokağa dökülen halkın direnişi sonuç verdi ve Vatan Caddesi’ne gelen darbeci askerler teslim oldu. Yalnız darbe henüz bitmemişti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde çatışma olduğunu öğrenen İlhan Hoca, direnişini sürdürmek için hemen oraya koştu. Darbeciler ele geçirdikleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Başkanlık Girişi önünde halkı hedef alarak ateş etmeye başladı. Her sıkılan kurşunda bir kişi yere düştü. Etrafındaki insanlara ağabeylik yapıp onları koruyan Varank, gençlere ateş edilen yerleri göstererek uyardı. Prof. Dr. İlhan Varank, “Burası Çanakkale’dir” diye bağırdığı sırada darbecilerin sıktığı kurşunla yer düştü. Yarası ağırdı ama o pes etmedi, etrafındaki insanlara “Sakın korkmayın” dedi. Varank’ı hemen bir arabaya bindirip hastaneye gönderdiler. Ve İlhan Hocamız hastanede şehit düştü. Prof. Dr. İlhan Varank’ın adını yaşatmak adına ismini verdiğimiz bu güzel mekanın ileriki zamanlarda da halkı bilgilendirmek adına daha farklı konu ve konukları ağırlayacağını umuyorum” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının son bölümünde Türkiye’nin son aylarda yaşanan Doğu Akdeniz ve Libya ile yapılan Münhasır Ekonomik Bölgesi anlaşmasına da değinen Başkan Orhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türk siyasetine adını altın harflerle yazdırdığını söyledi. Dünya siyasetine yön veren Türkiye’nin, her geçen gün gücüne güç kattığını anlattı. Başkan Orhan, “Göreve geldiğimiz günden bu yana kültürel ve sanatsal faaliyetler adına her zaman varlık gösterdik bundan sonraki görev süremizde de aynı özveriyi gösterip halkımızın bu anlamda istifadesine sunacağımız çalışmalar olacağını yinelemek istiyorum. Hiç şüphesiz ülke tarihine adını altın harflerle kazımış Cumhurbaşkanımız öncülüğünde AK Partimizin son yıllarda dünya siyasetine yön verdiğini müşahede etmekteyiz” dedi.

    Son yıllarda başta savunma sanayi olmak üzere tüm alanlarda hızla büyüyen Türkiye’nin dünya barışına da katkı sağladığına dikkat çeken Eğitimci ve İş Hayatı Uzmanı Tarkan Zengin, 15 Temmuz 2016’da meydana gelen darbe kalkışmasından sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin birçok yönetim kademesinin terör örgütlerinden temizlendiğine vurgu yaptı. Bu durum sonrasında Türkiye’nin büyümesinin hız kazandığına dikkat çeken Zengin, “Yıllarca Türkiye’yi prangalara mahkum etmek isteyen zihniyet ne var ki 17-25 Aralık operasyonları, Gezi eylemleri ile misyonunu sürdürmek istedi fakat başarılı olamadı. Son olarak 15 Temmuz darbe kalkışması ile topyekûn savaş açmış fakat kaybedeni bizzat onlar olmuştur. Menfur hadise sonrasında 9 tane 18 yaş altı şehidimiz oldu. Bu durum bu ülkenin her zorlukta milli birlik ve bütünlüğünü korumaktan geri kalmayacağını ortaya koymuştur” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Dr. Mücahit Küçükyılmaz, son aylarda ortaya çıkan gelişmeler konusunda Türkiye’nin stratejisi hakkında bilgiler verdi. Türkiye’de muhalefetin milli menfaatleri düşünmeden eleştirilerde bulunduğunu hatırlatan Küçükyılmaz, doğu Akdeniz’de Türkiye’nin haklarını aramamasının neticesinin tüm Anadolu’ya mal olacağını söyledi.

    Dr. Küçükyılmaz, “Girişimlerimiz netice verdi. Bugün Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin rızası olmadan tabiri caiz ise kuş bile uçuramıyorlar. Düne kadar bunları tahayyül etmek imkansızdı. Bugün bölgede meydana gelen tüm gelişmelerde dahilimizi kullanıyoruz. Sondaj çalışmalarımız devam ediyor. 2 bin metre kadar sondaj yapıldı. Yakın zamanda bunların dönüşümünü mümkün görüyoruz. Ülkemizi her anlamda katkı sağlayacak gelişmeler yakın gelecekte ortaya çıkacaktır” diye konuştu.

    Türkiye’de muhalefetin dış politikada ki eleştirileri ve beklentilerinin milli menfaatlere uyuşmadığına vurgu yapan Küçükyılmaz, milli duruş için milli ve yerli muhalefete ihtiyaç olduğunuda sözlerine ekledi.

    Konferansta son olarak konuşan Yeni Şafak Gazetesi yazarlarından Ersin Çelik, ise 17-25 Aralık operasyonları sonrasında yapılan seçim öncesi çalışmalara değindi. Dış mihrakların Türkiye’ye karıştırmak için büyük gayret sarf ettiklerini hatırlattı. Özellikle Erzurum’un bu anlamda büyük sınav verdiğini söyleyen Gazeteci Çelik, o dönemlerde şehirde fitne havasının hakim olduğunu halkı etkileme gayretinin görüldüğünü anlattı. Her türlü algıya rağmen Erzurumluların milli menfaatleri korumayı tercih ettiğini söyleyen Çelik, “O dönemlerde FETÖ’nün elebaşının da Erzurumlu olması hasebiyle halkı ikileme sokmaya çalıştılar. Seçim dönemlerinde bizzat Erzurum’a geldim ve gördüm. Şehirde terör örgütleri yayın kuruluşları aracılığı ile her türlü provokasyonu yaptılar. Fakat sağduyulu Erzurum halkı bunları pirim vermedi ve yine milli menfaatleri gözeterek tarafını gösterdi” şeklinde konuştu.

    Konuşmasının son bölümünde ise Uygur Türklerine yapılan zulüm iddialarına açıklık getiren Gazeteci Çelik, medyada sürekli olarak dolaşan görsellerle Çin’de Doğu Türkistan halkına zulüm yapıldığı iddialarının abartılmak istendiğini bu şekliyle Türkiye’nin sessiz kaldığı imajıyla zarar verilmek istendiğini dile getirdi. Çelik, “Dünyanın herhangi bir bölgesinde çekik gözlü insanların yaşadıkları zulümler ve sıkıntılar Doğu Türkistan halkı olarak gösterilmeye Müslümanlar acı çekiyor gibi imaj verilmeye çalışılıyor. Her çekik gözlü Doğu Türkistan halkından olmadığı iyi düşünülüp araştırılmalıdır. Öylesine videolar ve görseller var ki en az 10 yıl öncesine ait belki bir deprem belki bir iç savaştan alınmış resimlerle algı yapılmaya çalışılıyor. Mutlaka iyi araştırılması gereken görüntülerdir diye düşünüyorum” dedi.

    Yaklaşık üç saat süren ‘İç ve Dış Siyasette Muhtemel Gelişmeler’ konulu panelin son bölümünde dinleyiciler tarafından panelistlere sorular soruldu. Soru cevap şeklinde devam eden konferans sonrasında AK Parti İl Başkan Vekili Rıza Altunayar, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar ve Aziziye Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan tarafından panelistlere katılımlarından dolayı hediyeler verildi. Toplu fotoğraf çekimi ile konferans sona erdi.

  • Belçika’daki Türk kökenli siyasetçiden, Avrupa siyasetine eleştiri

    Belçika’da Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Türk kökenli Sait Köse, son günlerde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tavır alan Avrupa siyasetini eleştirdi.

    Avrupa’ya başkentlik yapan Brüksel’in Türk mahallesini barındıran Schaerbeek Belediyesi’nde 2000 yılından bu yana üç dönemdir Belediye Başkanı olarak görev yapan Türk kökenli Sait Köse, son günlerde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tavır alan Avrupa siyasetini eleştirdi.

    İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Sait Köse, AB’nin yaptıklarını tutarsızlık olduğuna değindi ve Türkiye’deki referandum öncesi Türkiyeli siyasetçilere izin verilmeyerek ortaya iki vitesli bir demokrasi meydana geldiğini savundu.

    “İki vitesli demokrasi”

    Avrupa’nın yaptığında bir tutarsızlık olduğunu belirten Sait Köse, konuşmasının devamında “Biz diyoruz ki, Avrupa Birliği ve Avrupa demokrasinin lokomotifi. Öyleyse her zaman öncü olmaları gerekiyor. Öyle gerekiyorken, Avrupa’da Türkiye’deki referandumla ilgili yapılacak mitinglerin bazılarını iptal ediyorlar, bazılarına seslenmiyorlar, bazı görüşlere, evet veya hayır çok önemli değil ama bazı görüşlere izin veriyorlar, bazılarına izin vermiyorlar. Sanki böyle bir tutarsızlık var ve katalogdan seçer gibi “Sen miting yap, sen konuş, sen konuşma” der gibi bir halleri var. Bunu ben çok demokratik bulmuyorum. Bir de madalyonun öbür yüzü var. Diyorlar ki, “Herkes kendi memleketinde siyasetini yapsın, buraya gelmesinler.” Sonuçta demokrasi var, oy kullanacak bu insanlar. Bu insanlarında bilgilendirilmeleri gerekiyor. Aynı şekilde, Avrupa’da seçimlerde önce biz bunu çok yaşadık, çok gördük. Belçikalı siyasetçiler, Türkiye’ye gidiyorlar ve Türkiye’deki Belçikalı seçmenden, tatil dönemlerinde özellikle, oy istiyorlar. İki vitesli bir demokrasi oluyor. Bu da hiç hoş değil.” ifadelerine yer verdi.”

    “Türkiye’den gelen siyasetçiler buranın iç siyasetine müdahalede bulunmuyor”

    Türkiye’den Avrupa’ya gelen siyasetçilerin Avrupa’nın iç siyasetine karışmak amacıyla gelmediğine değinen Sait Köse, “Çünkü sonuçta seçimler Türkiye’de olacak ve Türkiye’deki referandumla alakalı bir oylama yapılacak. Türkiye’den gelen Türk siyasilere burada Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın iç siyasetine herhangi bir müdahalede bulunmuyorlar. Bu sadece bilgilendirme toplantıları. Ben bunda bir sakınca görmüyorum. Kaldı ki, bugün ülkeler hep birbirlerine bağlı. Avrupa Birliği büyük bir ülke oluşturmak istiyordu. Tabi bunda da çok başarılı olunmadı. Ama ister istemez öbürünün iç siyasetine karışmak zorunda. O yüzden Dışişleri Bakanlığı yapılmış. O yüzden büyükelçiler var. bu da gayet doğal.” diye konuştu. PKK konusunda Avrupa’nın yine çifte standart uyguladığını anımsatan Sait Köse, yine iki vitesli demokrasi konusuna vurgu yaparak, terör olayları konusunda iki vitesli izlenim ve yaptırımların uygulandığına dikkat çekti.

    Köse, “Bugün dünyada terör örgütleri belli. Bunları listesi var. O listede bulunan terör örgütlerine hiçbir şekilde, kim olursa olsun, PKK olsun, diğerleri olsun hiçbir şekilde izin ve müsamaha verilmemeli.” dedi.

    “Belçikalı siyasetçiler oy için Türkiye’ye gidiyor”

    Türkiye’deki siyasetçilerin oy için Avrupa’nın birçok ülkesine geldiklerini ve bu yüzden eleştirildiklerinin altını çizen Türk kökenli Belediye Başkan Yardımcısı, Belçikalı siyasetçilerin yaz döneminde Türkiye’ye gittiklerini ve orada oy istediklerini hatırlattı.

    Köse konuşmasında, “Siyasetçiler meydanlarda, gündelik olayların dışına çıkıyorlar ve insanlardan oy almaya gidiyorlar. Belçika’da da, Türkiye’de de, Almanya’da da Amerika’da da değişmez. Biz öyle bir hisse kapılıyoruz ki, “Belçikalılar bize o dönemlerde çok yaklaşıyorlar ve sonra unutuyorlar” diye. Aslında sadece Belçikalılar böyle değil. Bütün seçilmişler seçim dönemlerinde daha çok halkın arasında olmak zorundalar. Bunun yanında mutlaka kendi görevleri var. seçilmişse daha önce, o günlerde görevlerini biraz kenara bırakmak zorunda kalıyorlar. Halkta da bir algı oluşuyor. “Seçim döneminde bizi görüyorlar, sonra bizi unutuyorlar” diye. Halbuki bu doğru bir algı değil.” dedi.

    “Türkiye siyaseti daha heyecanlı”

    Avrupalı Türklerin Türkiye siyasetine daha çok önem vermelerini doğal karşıladığını belirten Sait Köse, sakin bir görünüme sahip olan Belçika siyasetinin aksine Türkiye siyasetinin daha sıcak ve daha heyecanlı olduğu belirtti.

    Başka ülkelerdeki sorunların bu ülkeye taşınmaması gerektiğinin de önemli olduğunu ifade eden Sait Köse, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:

    “Çünkü burada farklı topluluklardan insanlar yaşıyor. Bunların barış içinde, kardeşlik içinde, huzur içinde yaşamalarını istiyorsak, o ülkelerde olan sorunları buraya taşımamalı. Sosyal medya dediğimiz bir algı var, medya var, medyada, izlediklerini televizyon kanallarında, paylaşım yaptıkları sosyal paylaşım sayfalarında hangi konular daha çok işleniyorsa, hangi konular daha ön plandaysa ister istemez insanların beyinleri oraya odaklanıyor. Bu da çok doğal. Kaldı ki, şu da var. Türkiye’de siyaset daha araretli ve ateşli. Tırnak içerisinde daha eğlenceli diyebilirim. Burada biraz daha monoton geçiyor. Burada meydanlarda miting olmuyor. Belçika’da meydanlarda miting olduğunu ben hiç görmedim ama bir kez biz 2012 yılında burada Schaerbeek’te yaptık. Ama genelde burada böyle küçük toplantılar, küçük konferanslar veya mektupla, faklı iletişim ağlarıyla insanlara ulaşılmaya çalışılıyor. Türkiye’de seçimler çok çok daha heyecanlı olduğu için ister istemez bizim insanımızın beyni oraya doğru kayıyor.” dedi

  • Başkan Zolan: “Çamur siyasetine son verin”

    Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ait iş makinelerinin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin işyerinin çevre düzenlemesinde çalıştığı şeklindeki açıklamalara karşı Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan bir açıklama yaptı.

    Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, belediyeye ait iş makinelerinin Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin iş yerinin çevre düzenlemesinde kullanıldığı iddiaları üzerine yazılı bir açıklama yaptı.

    Yapılan iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu belirten Başkan Zolan, “Denizli Büyükşehir Belediyesi ne kişilere özel bir uygulama yapar ne de Sayın Bakanımız böyle bir şeye tenezzül eder. Bu haksız suçlamalar tamamen çamur siyasetinin bir göstergesidir. Çalışma yapılan yer Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir yerdir ve Bakanımızın mülkiyetinde bulunan arazi sınırları içinde hiçbir çalışma yapılmamıştır” dedi.

    Söz konusu çalışmanın yapıldığı yerinin belediyeye ait olduğunu belirten Zolan, “Bozburun Mahallesi ve çevresinde bir süre önce yapımına başladığımız ve ihalesini tamamladığımız 10 kavşak çalışmasından biri olan bu projemizle ilgili yapılan asılsız iddialar maalesef bizi derinden üzmüştür. Denizli Büyükşehir Belediyesi yetki ve sorumluluk alanında bulunan ve toplam 10 kavşağı kapsayan projemiz tüm hızıyla devam ederken, bunlardan 4’ü bitirtilerek vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur. Bunun yanında İzmir asfaltındaki 2 kavşak düzenlemesi daha devam etmektedir. Bu kavşakların bölge trafiğini nasıl rahatlattığı herkesin malumudur” ifadelerini kullandı.

    Bu açıklamayı yapanı kınadıklarını belirten Zolan, “Keşke kendisi basın yolu ile bize çamur atmak yerine Belediyemizden çalışma hakkında doğru bilgileri alsaydı. Şurası bilinmelidir ki, hangi haksız suçlama ile karşı karşıya kalsak da kentimizin dört bir yanında başlattığımız çalışmalar aralıksız sürecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bu asılsız, çamur siyasetinin bir göstergesi olan mesnetsiz iddialar bizleri yıldıramayacak aksine daha azimle hizmetlerimize devam etmemize vesile olacaktır” şeklinde konuştu.

  • Validen Hendek Siyasetine Tepki

    Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, siyasetin dili olarak terörizmi ve hendekleri kullanmak isteyenler olduğunu belirterek, “Hendek kazarak uyarımızı dinlemeyenlere anladıkları dille cevap veririz” dedi.

    Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Gaziantep Ticaret Odasının 41. yıl ödül töreninde yaptığı konuşmada, terörizmi ve hendekleri siyaset aracı olarak kullanmak isteyenlerin bulunduğunu ifade etti. Hendek siyaseti yapanlara tepki gösteren Vali Yerlikaya, “Bazıları kanla, silahla besleniyor. Ama yaratılanı ancak yaratanın alır. Biz bütün yaratılanları seviyoruz, yaratandan ötürü. Şu anda siyaset dili olarak terörizmi kullananlar, dille gönülle, davranışla değil, silahla kanla, hendekle meramımı anlatmak isteyenler var. Bir tarafta da, ’kardeşim biz bütün yaratılanları seviyoruz. Şu işleri bırakın, bu canı yaratan alır, ancak. Bu can mukaddestir. Niye dili, niye davranışı kullanmıyorsunuz’ diyenler mücadele ediyor. Hamd olsun bizler iyilerin tarafındayız. Kan akıtma tarafında değiliz. Ama eğer durmazlarsa anladıkları dille, hukuki yönden konuşuruz. Tüm dünyadaki 195 devlet, huzuru bu şekilde sağlıyor. Her türlü iyiliği, çözümü, affediciliği, bağışlayıcılığı sonuna kadar kullanılmasına rağmen, gelinen noktadan kim sorumlu, iyi olmayanlar sorumlu, hendekten ve kandan istifade etmeyi kısa aklıyla sunanlar sorumludur. Bizler sorumlu değiliz. İzzetli olmanın vakarlı olmanın gereğini yapıyoruz” dedi.

    Zulümle hiç kimsenin abat olamayacağını söyleyen Vali Yerlikaya, devletin yetkilileri olarak özgürlük ve güvenlik dengesi içerisinde çalışmaları yürüttüklerini kaydetti. Her yapılanın hukuk çerçevesinde gerçekleştirildiğini vurgulayan Vali Yerlikaya, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun hükümetinin emrindeki güvenlik güçleri, bizlerde vali olarak, o emri burada yerine getiren devletin güvenlik güçlerinin amiriyiz. Ve 365 gün 4 saat dört mevsim demeden elimizden gelenin en iyisini hukuk kuralları içerisinde özgürlük ve güvenlik dengesi içerisinde yapıyoruz. Bizim ecdadımız gazi unvanını nasıl aldı, eğer ümitsiz olsaydı, başka şehirlere hicret ederek, bundan sıyrılarak kolaycılığı seçseydi, Gaziantep’te şuanda biz olabilir miydik. Zulümle hiç kimse abat olmaz. Suriye’de de olmayacak. Şu anda uluslar arası siyasette herkes üstümüze geliyor gibi de olsa da, biz zalimden yana değiliz. Biz doğrudan yanayız iyiden yanayız yine kazanan bizim milletimiz olacak. En zor durumda Gaziantepli ecdadımızın yaşayarak öğrettiği gibi olumsuzluk yok her vakit her anda yapabileceğimizin en iyisini yapacağız” diye konuştu.

    Konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusu da yapan Vali Ali Yerlikaya, programın sonunda ise kentte 41 yıldır ticaret yapan ve yaşayan esnafa onur ödüllerini verdi.