Etiket: ‘Siyaset

  • İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: “2009’da Siyaset Defterini Kapatmıştım”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bir dizi ziyaret ve referandum çalışmaları kapsamında Artvin’e geldi.

    Arhavi ve Borçka’da gerçekleşen programın ardından helikopterle Artvin’e gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Nihat Gökyiğit Kongre ve Kültür Merkezinde muhtarlar ve kanaat önderleriyle bir araya geldi.

    Bakan Soylu burada yaptığı açıklamada 2009 yılında siyaseti bıraktığını fakat Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeler neticesinde yeniden siyasete döndüğünü dile getirerek “Ben siyaseti 2009’da bitirmiştim. 2010’da referandum için çalıştım “Bana Allah ısmarladık” dedim. Bunu burada anlatmam lazım. Sonra sayın Cumhurbaşkanım bir rahatsızlık geçirdi birinci ameliyat oldu, ikinci ameliyat oldu. İkinci ameliyattan sonra geçmiş olsuna gittim. O zaman başbakandı biliyorsunuz. Bana biraz otur dedi, bana dedi ki beraber siyaset yapalım. Bende dedim ki efendim bu ülkenin sizden başka bir çıkışı yok bunu görüyorum ama bana müsaade edin ben siyaset yapmak istemiyorum o defteri kapattım. Laf aramızda konforumda yerinde televizyon programlarına çağırıyorlar katılıyorum. Üniversitelere gidip konferans veriyorum. Ama siz ne talimat verirseniz yerine getirmeye hazırım” ifadelerini kullandı.

    Bakan Soylu ifadelerine “Bana şunu söylemedi, Türkiye’nin en kuvvetli kudretli partisin genel başkanı ve başbakanı olarak gel burada iktidarda beraber olalım demedi. Önümüzdeki beş, altı yıl orda doğuyu karıştıracaklar. Biz yükseldikçe Avrupa daha fazla üzerimize gelecek. Gelin hep beraber elimizi taşın altına koyalım. Eğer gezi olayları olduğunda biz arkadaşlarımızla beraber bu milletle beraber sayın cumhurbaşkanımızla birlikte olmasaydık, 17-25 aralık darbesinde yine bu arkadaşlarımızla beraber sayın Cumhurbaşkanımızla beraber olmasaydık 6,7 ekim olaylarında biz sayın cumhurbaşkanımızla birlikte olmasaydık ve 15 Temmuz hain darbesinde cumhurbaşkanımızla beraber olmasaydık ben bu ülkenin evladıydım şuna inanıyorum ki anamın emzirdiği süt helal olmazdı” şeklinde devam etti.

  • Bakan Kaya: “Referandum siyaset üstü bir mesele, güçlü bir Türkiye için evet diyelim”

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, “Hollanda’da sudan sebeplerle benim vatandaşlarımla buluşmama engel oldular. 7 saat boyunca mahsur kaldık. Fakat hayır kampanyası için hiçbir engel konulmuyor. Bunun da tek sebebi evet ile birlikte gelecek olan güçlü Türkiye’yi kimsenin istemiyor olması. O yüzden bu referandum siyaset üstü bir mesele. Ülkemiz ve güçlü bir Türkiye için evet diyelim” dedi.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, 16 Nisan Pazar günü referandumda oylanacak olan Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni anlatmak üzere İstanbul Aydın Üniversitesinin (İAÜ) konuğu oldu. İAÜ Hürriyet ve Adalet Kulübünün düzenlediği etkinliğe aynı zamanda Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz, İAÜ Rektörü Prof. Dr. Yadigâr İzmirli, AK Parti ilçe teşkilatı ve çok sayıda öğrenci katıldı.

    “Bakanımızı Hollanda’da Türk kadınının onurlu duruşunu ortaya koymuştur”

    Konferansın açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Yadigâr İzmirli, “Türk kadını sosyal hayattaki onurlu duruşu, aile hayatındaki statüsü, devlet hayatındaki rolü itibariyle Türk tarihi boyunca seçkin bir yere sahip olmuştur. Bir milletin sosyolojik yapısını ortaya koyan en önemli vesikalar destanlardır. Türk destanlarında kadın karanlıkları aydınlatan ışıktır. İyiliğin, yiğitliğin, sevginin sembolüdür. 15 Temmuz’da da bu özelliğini tekrar ortaya koymuştur. Sayın Bakanımızın Hollanda’da demokratik kuralları hiçe sayan, hiçbir uluslararası diplomatik teamüle uygun olmayan, diplomatik nezakete ve hukuka aykırı, gayri insanı tarz ve usulle vatandaşlarımızla buluşması engellendiğinde de Sayın Bakanımız Türk kadının bu vasıflarını bir kez daha ortaya koymuş, onurlu, cesur, kararlı ve vakur duruşuyla ülkemizin gurur kaynağı olmuştur. Ben de kendisine ülkemiz adına şükranlarımızı sunuyorum” dedi.

    “Gençlerimiz bugünün gücü ve heyecanıdır”

    Referandum ile ilgili süreci değerlendiren ve öğrencilerin sorularını yanıtlayan Bakan Kaya ise konuşmasında önemli detaylara değindi. “Öncelikli olarak İstanbul Aydın Üniversitesine gençlerle bizi buluşturduğu için teşekkür ederim” diyen Kaya sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Dünyamız ve Türkiye büyük bir değişim ve dönüşüm içinde. Bu dönüşüme yön veren de gençlerdir. Zaten gençliğin hayata bakışını anlamadan başarılı olmamız mümkün değildir. Gençlik sadece geleceğimiz değil, aynı zamanda da bugünün gücü ve heyecanıdır. Referandum ile ilgili olarak en çok da 18 yaş insanların aklını karıştırıyor. Fakat 15 Temmuz’da da gördüğünüz üzere o gençlerimiz bilinçli bir şekilde kendi ülkeleri için mücadele vererek canını feda etti. Bu yüzden biz gençlerimize güveniyoruz. Gençlerimizle meclise girmesiyle birlikte mecliste de büyük bir dinamizm olacak.”

    “Bizim güçlü olmamızı istemiyorlar”

    15 yıldır AK Parti’nin iktidarda olmasıyla birlikte Türkiye’nin çok büyük değişimler geçirdiğini ve bu başarının da AK Parti’nin milletle bir olmasından dolayı gerçekleştiğini söyleyen Bakan Kaya, “Bizler milletimizin de desteği ile biz buralara geldik. Geçen gün büyüme oranları açıklandı. Kişi başı milli gelirimizi 2 bin 500 dolardan 11 bin dolar seviyesine çıkardık. Avrupa ülkelerinin 2 katı bir büyüme yakaladık. Korktukları ve istemedikleri de bu. Büyüme hızımız çok fazla. Küresel anlamda da çok fazla söz sahibi olduk. Hollanda’da sudan sebeplerle benim vatandaşlarımla buluşmama engel oldular. 7 saat boyunca mahsur kaldık. Fakat hayır kampanyası için hiçbir engel konulmuyor. Bunun da tek sebebi evet ile birlikte gelecek olan güçlü Türkiye’yi kimsenin istemiyor olması. O yüzden bu referandum siyaset üstü bir mesele. Ülkemiz ve güçlü bir Türkiye için evet diyelim” diye konuştu.

  • Bakan Elvan: “Mühendis odaları siyaset değil kendi işini yapsın”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye’de birçok mühendis odasının, kendi meslek gruplarının hakkını, hukukunu korumak, meslek mensuplarının eğitim düzeylerini yükseltmek, bunlarla uğraşmak yerine siyasetle uğraşmayı tercih ettiğini belirterek, “Türkiye’nin gelişmesinden, kalkınmasından rahatsız olanların ağzı ile hareket ederseniz o olmaz. O sizin göreviniz değil, sen işine bak” dedi.

    Elvan, referandum çalışmaları kapsamında Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesini ziyaret etti. Şube Başkanı Mustafa Kemal Karaoğlu ve üyeler tarafından karşılanan Elvan, burada yaptığı açıklamada, tarımın, Mersin’in en önemli sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak, yaş sebze ve meyve üretiminde Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğunu söyledi. Sadece üretim boyutu itibariyle değil, ihracat boyutuyla da Mersin’in önem arz eden bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Elvan, bu bölgede yetişen sebze ve meyvelerin Türkiye’nin dört bir yanına gönderildiğini kaydederek, bu açıdan tarım sektörünü Mersin’de çok önemsediğini belirtti. Son yıllarda tarımın öneminin çok daha arttığını ve stratejik bir sektör haline geldiğini dile getiren Elvan, nüfus arttıkça bu sektörün çok daha önemli bir konuma geleceğine işaret etti.

    “Mühendis odaları siyaset değil kendi işini yapsın”

    Konuşmasında, meslek odalarının kendi asli görevleri dışında siyasi konulara da müdahil olmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Elvan, şöyle devam etti:

    “Ziraat Mühendisleri Odası’nın temel görevi nedir? Ziraat mühendislerinin hakkını, hukukunu korumak. Ziraat mühendislerinin daha iyi yetişmesini sağlamak. Bölgenin gelişmesine, kalkınmasına ziraat mühendisi olarak katkı sağlamaktır. Ben memnuniyetle ifade edebilirim ki, Mersin Ziraat Mühendisleri Odası bu temel alanlara odaklanmış durumda. Ama Türkiye geneline baktığımızda; mühendis odalarının, mühendislerin haklarını, hukuklarını korumaktan çok siyaset yaptığını görüyoruz. Hatırlayınız, mühendis mimar odaları başkanlığı, ’ben efendim 3. köprüyü yaptırmayacağım, ben 3. havaalanını yaptırmayacağım’ dedi. Kusura bakmayın, sana mı düştü kardeşim? Sen mühendislerin hakkını, hukukunu koru. Siyaset yapacaksan gel siyaset arenasına görelim. Nedir, millet destek veriyor mu vermiyor mu? Mesele bu. Türkiye’de maalesef birçok mühendis odaları, kendi meslek gruplarının hakkını, hukukunu korumak, meslek mensuplarının eğitim düzeylerini yükseltmek, bunlarla uğraşmak yerine siyasetle uğraşmayı tercih ettiler. Ve her biri uç kanattan çok değişik eylem ve söylem içerisinde bulundular. İşte Mersin’de olduğu gibi mühendis odalarının gerçek görev alanına dönmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sizlere başarı getirecektir. Tüm mühendislere daha nitelikli, daha vasıflı iş yapmalarına imkan sağlayacaktır. Türkiye’nin gelişmesinden, kalkınmasından rahatsız olanların ağzı ile hareket ederseniz o olmaz. O sizin göreviniz değil, sen işine bak.”

    “Avrupa ’hayır’ kampanyası yürüten terör örgütlerine kucak açtı”

    Türkiye’nin çok önemli bir süreçten geçtiğini, bu süreçte ülkemizin 7 düvele karşı mücadele verdiğini söyleyen Elvan, “Avrupa’da birçok ülke Türkiye aleyhine kampanyalar başlattı. Bakıyoruz Almanya, Hollanda, İsviçre, Belçika ’hayır’ kampanyası yapmak isteyen PKK terör örgütüne sonuna kadar kapılarını açtılar. 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirmek isteyen ve bu ülkeyi işgalcilere teslim etmek isteyen, demokrasimizi tamamıyla yok etmek isteyen o ihanet şebekelerine, FETÖ’ye sonuna kadar kapılarını açtılar ve şu anda ’hayır’ kampanyası yaptırıyorlar. Alman televizyonu Türkçe ve Almanca ’hayır’ kampanyası yapıyor. Biz buradaki her bir kardeşimizin görüşüne, düşüncesine saygı duyuyoruz. 80 milyon vatandaşımızı biz kucaklamakla yükümlüyüz. Ama şu sorunun sorulmasını istiyorum. PKK terör örgütü neden ’hayır’ kampanyası yapıyor. FETÖ neden ’hayır’ kampanyası yapıyor. Neden Avrupa’daki ülkeler hem bu kampanyaya destek veriyorlar, hem dolaylı olarak bu kampanyayı yürütüyorlar? Ben bu 3 sorunun sorulmasını istiyorum” diye konuştu.

    “Türkiye’deki parlamenter sistem tıkandı”

    Artık Türkiye’deki parlamenter sistemin tıkandığını belirten Elvan, “Parlamenter sistem diyoruz, 10 yılda bir darbe ile karşı karşıya kalıyoruz. Böyle bir parlamenter sistem olabilir mi? Böyle bir demokrasi anlayışı olabilir mi? En son 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Aslında Türkiye’deki parlamenter sistem, darbeleri besleyen, darbelerin önünü açan, vesayet odaklarının daha da güçlenmesini sağlayan bir yapıda devam ediyor. Yaşadığımız darbeler ortada. Vesayetçilerin hükümet ve parlamento üzerinde yapmış oldukları baskılar ortada” ifadelerini kullandı.

    “Avrupa duvara toslamak üzere. Parlamenter sistem orada da çalışmıyor”

    Değişim ve reformdan korkulmaması çağrısında bulunan Elvan, Türkiye’nin son 15 yılda milli gelirini dörde katlamasındaki nedenin değişimci ve reformcu olmasından kaynaklandığını belirterek, şöyle konuştu:

    “Her alanda reformcu olun. Hiç korkmayın. Değişim ve dönüşümden yana olduğunuz müddetçe, reformdan yana olduğunuz müddetçe başarılı olursunuz. Bakın Avrupa duvara toslamak üzere. Avrupa’da da çalışmıyor parlamenter sistem. Reform yapamıyor, değişim ve dönüşüme ayak uyduramıyor. Türkiye, Avrupa’nın 6 katı hızlı büyüyor. Aradaki fark bu. Bunun devam etmesi lazım. Gün gelecek Avrupa da şu andaki kendi işlemeyen sistemini reforma etmek zorunda kalacak. Çünkü Avrupa’daki yapılar çok hantal. Sistemin işleyişi çok hantal. Öyle hantal bir yapıda değişim ve dönüşümün yapılması mümkün değil. Ülkemizi daha da güçlendirecek olan reform, değişim ve dönüşümdür.”

  • Başbakan Yıldırım: “Millet siyaset hokus pokusçularına asla itibar etmeyecek”

    Başbakan Binali Yıldırım, referandum konusunda aldığı tavır dolayısıyla CHP’yi eleştirerek, “Biz dedik ki evvelsi gün, PKK hayır dediği için, FETÖ hayır dediği için biz bu değişikliğe evet diyoruz. Biz cevabı muhataplarından beklerken cevap CHP’den geldi. CHP zaten onların kayığına binmiş vaziyette. CHP’yi Allah ıslah etsin. Millet siyaset hokus pokusçularına asla itibar etmeyecek. Referandum süresince her yere gideceğiz. Her vatandaşlarımızla buluşacağız” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, insanların olduğu gibi ülkelerin de kaderinin olduğunu belirterek, “Tarihin akışı içerisinde her memleket kendi kaderini yaşar. Her ülke toplumuyla birlikte imtihandır. Bizim ülkemizin son bir asırdaki kaderi malumunuz, darbeler, ekonomik krizler, siyasi belirsizlik ve terör. Bunlar, bardağın boş tarafı. Bir de dolu tarafı var ki imtihanımız her daim ona dönük, o da yiğit milletimiz. Bu gazi ve aziz millet tüm zorluklara tarihin her döneminde göğüs gerdi, göğüs germeye devam ediyor. İnsanlık mazisinde bir örnek daha gösterin ki 16 kez yıkılsın ama milleti 17’nci kez devletini kursun. Bu devletin adı, Türkiye Cumhuriyeti bu milletin adı aziz Türk milletidir” ifadelerini kullandı.

    AK Parti olarak girilen her seçimden yüzlerinin akıyla çıktıklarını anlatan Yıldırım, “Seçimlerin ertesi günü yine insanımıza koşup hizmet üretmeye devam ettik. Kurucu Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız siyasi yasaklı olduğu dönemleri yaşadı. E-muhtıralar gördük, parti kapatmalarına şahit olduk, iç karışıklık çıkaranların hedefi olduk. Hepsini en acı şekilde tecrübe ettik ama milletimiz için yeri geldi duymadık, yeri geldi sustuk, yere geldi görmedik. Ancak, hep mücadele ettik. Ne dedik, olanda bir hikmet var” dedi.

    CHP’ye referandum çağrısı yaptı

    Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bazı çevreler bunu suistimal etmeye kalkmadı mı? Elbete kalktılar, merhum Akif’in deyimiyle milletimiz için takındığımız yumuşak başlığımızı anlayamadılar, bizi uysal koyun zannetiler, boynumuzdan çekip sürüklemek istediler. O zaman da duvara çarptılar. Siyaset mühendisliği yapmaya çalıştılar. Yüzyıl sonra bile hukuk ve siyaset çevrelerinde 367 icadını çıkardılar. Milletin öz iradesine ipotek koymaya çalıştılar. Bir şeyin iyi bilinmesi lazım, bu anayasa değişikliğinin müsebbibi CHP’dir. 2007’de meclisin en büyük partisine 363 milletvekiline, Cumhurbaşkanı seçtirmeyen anamuhalefet partisi bu işin başlangıcına sebep olmuştur. O gün Cumhurbaşkanını seçtirmemek için vesayet odaklarının sözcülüğünü yapan anamuhalefet partisi aydınlık yarınları için yapılan değişikliği engellemek için bütün marjinal odaklarla aynı fotoğrafı veriyor. Biz dedik ki evvelsi gün, PKK hayır dediği için, FETÖ hayır dediği için biz bu değişikliğe evet diyoruz. Biz cevabı muhataplarından beklerken cevap CHP’den geldi. CHP zaten onların kayığına binmiş vaziyette. CHP’yi Allah ıslah etsin. Siz PKK, FETÖ ile bölücü örgütlerle iş tutarak milletin gönlüne giremezsiniz. Milletin yolundan saparsanız arasına almaz, millet de sizi arasına almaz, size hak ettiğiniz cezayı da verir. Eğer 15 yıldır bunu anlamadıysanız, bugün bir fırsat düştü önünüze. Hiç değilse bu referandumda ıskalamayın, milletin gönlüne girmeyi başarın. Ondan sonra da sizin de bahtınız açılsın.”

    “2017 Türkiye’nin kaderi ve bahtının güneş gibi parlayacağı bir yıl olacak” diyen Yıldırım, “Gelecek daha güzel olacak, yarın bugünden daha güzel olacak. Çünkü, genci yaşlısı bütün insanımız tek vücut sandığa gidecek. TBMM’de, 339 oyla milletvekili oyuyla kabul edilen bu değişiklik milletin onayına ve takdirine sunulacak. Bu referandum sonucunda Türkiye aydınlık yarınlara daha hızlı bir şekilde yol alacak” şeklinde konuştu.

    Anayasa değişikliğini hazırlarken çok titiz bir çalışma yapıldığını belirterek, sürecin şeffaf bir şekilde geliştiğini ifade eden Başbakan Yıldırım, bu zaman zarfında Meclis çatısı altında milletin hiçte arzu etmediği olayların yaşandığını hatırlatarak “Muhalefet sözlü, fiziksel, psikolojik şiddetin her birini kullanmaktan çekinmedi. Vuku bulmuş hadiseleri milletimizin takdirine sunuyorum. İçimiz rahat, vicdanımız rahat, AK Parti kapalı kapılar ardında gizli gündem kurgulayan bir parti değil” dedi.

    Mecliste grubu bulunan bütün parti genel başkanlarına çağrı yaptıklarını hatırlatan Yıldırım, “’Gelin biraraya gelelim’ dedik. Bu mesele üzerinde mutabık kalmayı arzu ettik. Bizatihi anamuhalefet partisi genel başkanı, biliyorum siz Cumhurbaşkanlığı sistemine karşısınız, o halde ne yapmamız lazım? Biz istiyoruz ki hep birlikte bu değişikiliği yapalım. O halde buyurun, siz teklifinizi getirin, biz de getirelim, millete sunalım. Daha ne yapacaktık? Ama tıs yok. Niye? Millete gitmeye korkuyorlar, milletin kararı en doğru karardır” diye konuştu.

    Bahçeli’ye teşekkür etti

    Aynı çağrının MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yapıldığını ve bu çağrıya Bahçeli’nin verdiği cevabı hatırlatan Yıldırım, aldıkları tavır dolayısıyla Bahçeli ve milletvekillerine teşekkür etti. Yıldırım, MHP’nin ülke menfaatleri konusunda parti hesaplarını her zaman bir kenara bıraktığını belirtti.

    “Bu bir genel seçim değildir”

    Yıldırım, “Ortada bir sandık var, siyasi rekabet havası da aldı başını gidiyor. Bu havaya kapılıp kimse şunu unutmasın, bu referandum 18 maddelik Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini öngören, yargı ile ilgili, milletvekilleri ile ilgili hususları öngören bir anayasa değişikliği oylamasıdır. Bu bir genel seçim değildir. Öyle inanıyorum ki sadece AK Parti ve MHP seçmeninden değil, diğer parti seçmenlerinden de Türkiye’nin bekasını ilgilendiren, daha hızlı Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefini sağlayacak bu değişliğe yüksek oranda oy verecek. Biz de meydanlarda vatandaşlarımıza bu değişikliğin, ülkemiz, Türkiye için, milletimiz için ne anlama geldiğini anlatacağız. Görülecek ki yapılacak değişiklik milletin lehinedir. Milletimiz sandığa gidecek gönül rahatlığı ile evet diyecek. O yüzden referanduma partiler cephesinden bakmak yanlış olur. Bu referandum ülkenin çağ atlaması meselesidir” diye konuştu.

    “Biz, üstünlerin anayasasının korumak için değil, milletin anayasasını oluşturmak için referanduma gidiyoruz” diyen Yıldırım, “Millet siyaset hokus pokusçularına asla itibar etmeyecek. Referandum süresince her yere gideceğiz. Her vatandaşlarımızla buluşacağız. Türkiye’ye yeni bir merhale sağlayacak bu tarihi fırsatı her yerde vatandaşlarımıza anlatacağız, onlarla paylaşacağız. Vatandaşlarımızla dertleşeceğiz. Yaptığımız bu işi anlatacağız. Niye siyaset okus pokuşçuları dedik? Bunlar bayılıyorlar olmayan şeyleri var göstermek için ellerinden geleni yapıyorlar. En sevdikleri iş korku senaryoları ile milletin aklını karıştırmak, yağma yok başaramazsınız, çünkü bunlar samimi değil” açıklamasında bulundu.

    Üniter yapı ve rejim tartışmaları

    Üniter yapının bozulacağı iddialarına cevap veren Yıldırım, “Tek meclis var. Rejim tartışması 1923’te Cumhuriyet kuruldu, bu mesele orada bitti. Ama kardeşlerim, şaşmayın, bunlar başörtüsü sorununda da aynı şeyi yaptılar. Rejim meselesi dediler, sorunu çözdük rejim hala dimdik ayakta. Bunların rejim sorunu diyorlar da asıl sorun rejim sorunu değil, zihniyet sorunudur, zihniyet” dedi.

    “Yargının tarafsız olması CHP’yi niye rahatsız ediyor?” diye soran Yıldırım, ilk defa milletin iradesinin yansıdığı, iki erkin, yargı mensuplarının seçileceğini ifade etti.

    Anayasa değişikliği konusundaki eleştirilere işaret eden Yıldırım, “CHP’ye buradan ekmek de çıkmaz, patates de. Neymiş, Meclis pasif konuma düşecekmiş? Yahu bunu diyenler, söylediklerinin önünü arkasını hiç mi düşünmüyor?” diye konuştu.

    “Gündemi değiştirmek için yapmadıkları hokkabazlık yok”

    Anayasa değişikliği ile Türkiye’de milletin tam iktidarının gerçekleşeceğine dikkati çeken Yıldırım, “Bu sistemle, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde önümüze iki tane sandık gelecek. Birinde Cumhurbaşkanı seçeceğiz, birinde de milletvekilleri, aynı anda seçeceğiz. Aylarca güvenoyu aldı almadı, hükümet kuruldu kurulmadı, öyle birşey yok. Seçilen Cumhurbaşkanı kabinesini oluşturacak, ‘Vira Bismillah’ deyip işlere başlayacak. 5 yıl boyunca vatandaşın ihtiyacı olan hizmeti verecek. İnsanların siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik tercihlerine asla bir engel konulamayacak. Gündemi değiştirmek için yapmadıkları hokkabazlık yok. Neymiş, insanların yaşam tarzına müdahale edilecekmiş. Madem müdahaleden bahsediliyor, şöyle bir geçmişe bakalım. 27 Mayıs, öğrenciler kıyma makinelerine atıldı deniliyor. Tanklarla sadece sokaklardan değil, bir milletin istikbalinden geçtiler. Üniversite önlerinde kurdukları ikna odaklarıyla, genç kızlarımızın yaşam hakkına tecavüz ettiler. İnanç özgürlüğüne darbe vurdular” ifadelerini kullandı.

    Yıldırım, diktatörlük tartışmalarına da değinerek “Buradan açıkça ifade ediyorum, malum çevrelerin tedirginlik duyduğu şey tek adam rejimi falan değil. Eğer böyle bir rahatsızlık varsa o zaman işe tek parti döneminden başlamak ve onların hesabını görmek gerek. Tek adam masalını topluma satmaya çalışanlar şunu iyi bilmelidir ki bu anayasa değişikliğinin güçlendirmeye çalıştığı şey, ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’. Masala bakın, Cumhurbaşkanı keyfine göre Meclis’i feshedecek. Kardeşim, fesih yetkisi yok. Hiç kimsenin fesih yetkisi yok. Seçime götürme yetkisi var” diye konuştu.

    Partililer, Yıldırım’ın konuşması esnasında sık sık, “Recep Tayyip Erdoğan” sloganlarını attı.

  • Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Gürcan, Siyaset Akademisi’ne konuk oldu

    AK Parti AR-GE Başkanlığı’nca Samsun’da düzenlenen 17. Dönem Siyaset Akademisi, ikinci gününde Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Ayşen Gürcan ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç’i ağırladı.

    Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde “Büyük Güç Türkiye” başlığıyla düzenlenen 17. Dönem Siyaset Akademisi’nin ikinci dersini Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Ayşen Gürcan ve OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç verdi. 17. Dönem Siyaset Akademisi’nin açılış törenine Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Gürcan ve Rektör Bilgiç’in yanısıra Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, AK Parti Samsun İl Başkanı Muharrem Göksel, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Rabia Bay Keser katıldı. İlk dersi veren OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç, “Türkiye’de gündem çok sıcak bir şekilde yaşanıyor ve bugün de ne yazık ki 8 şehidimiz ve çok sayıda yaralımız var. Her şehit haberinde yüreğimiz dağlanıyor. Düşmana karşı daha da kenetlenmemizi hissettiriyor. Siyaset, devlet düzenini yönetme sanatı. Burası devlet yönetmeye meraklı insanların buluşma yeri diye düşünüyorum. Burada siyasi tecrübelerinden yararlanacağınız hocalar kadar kendi hayatlarından yararlanabileceğiniz örnekleri de yakalayabilirsiniz. Devletin kademelerinde her işte olduğu gibi ehliyet sahipleri yer almalı. Bir insana taşıyamayacağı yükün üzerinde fazla yük verdiğinizde onun altında kalacağı aşikardır. Onun için liyakat her zaman önemli. İnsanı en çok rahatsız eden yokluk değil, varlığa rağmen adaletsizliktir. Onun için her yerde adaletli olunmalı. Herkese iki ekmek düşme imkanı varken birine yarım, başka birine ise 3 ekmek düşmesi herkesi rahatsız eder. Bir haksızlığa uğradığınızda adalet diye seslenirsiniz ama yanınızdaki uğradığınızda sesiniz çıkmaz. Biz eğer bir şeyleri değiştireceksek, dünün yanlışlarına takılıp kalarak değil yetki ve görev sahibi olduğumuzda doğruluğuna inandığımızı ifade ettiğimiz şeylere hayat buldurmak için orada olmalıyız. Nefsimizin tetiklediği şeylere kendimizi kaptırıp bir anda hiç yapmayı düşünmediğimiz şeyleri yapar hale geliyoruz. Bizim bir hedefimiz varsa, bir yere varmayı düşünüyor ve orası hedefimizse oraya doğru çizgide gitmeliyiz. Yoldan çıkmaların en büyük sebeplerinden birisi her yol mübah anlayışıdır. Bu doğru değil. Kötülük yapanların birçoğunun kendisine bulduğu mazeret budur. 15 Temmuz’da bu yaşandı. Her yol mübah anlayışından da sıyrılmak zorundayız” dedi.

    Gürcan: “Siyaset her bilenin yapabileceği bir iş değildir”

    Eğitim konusunda başdanışmanlık yaptığını söyleyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Ayşen Gürcan ise, “Burada sizlerle siyasetteki iletişimi anlatacağım. Siyaseti de bir nevi seyisliğe benzetiyorum. Siyasetin seyislikten gelmesinin üç anlamı vardır. At asla nesne değildir. At sizinle ilişki kurar. Siyasette de atın konumuna halk gelir. Seyis atıyla nasıl bir ilişki kuruyorsa, hitap ettiği kitleyle öyle bir ilişki vardır. İkincisi rotadır. Atı gitmek istediği yere siz zorla götürmek isterseniz at bir süre sonra sizi atar. Üçüncüsü ise seyisin kendisidir. Siyaset her bilenin yapabileceği bir iş değildir. Yıllarca Türkiye’de hiçbir şey olamıyorsan siyaset yap mantığı güdülmüş. Siyaset yapmak ayıp denmiş. Bu manada son 15 yıldır siyasetin bir ahlakı olduğu ve bir duruşu olduğu görülmekte. Böyle bir akademide ders verilmesinin amacı da birçok konuda bilgi sahibi olmak. Siyasetle iletişimin çok ciddi göstergeleri var. Bunu 15 Temmuz’da yaşadık. İletişim mesajının nelere mal olduğu görüldü. Ben darbe girişiminde evdeydim. Oğlum bana bir şeyler olduğunu söyledi. Terör için güvenlik gerekçesi olduğunu düşündüm. Sonra oğlum sokağa çıkalım mı dedi. Özel bir televizyondan cep telefonu mesajı ile halkı sokağa döktü. Bunu siyasetçinin başarısı olarak görebiliriz. Eğer siyasetçi olacaksanız önce üzerinizden bırakmanız gereken şeyler var. Bir içeriği, bir duruşu yeniden tanımlandırıyorsunuz. Bunun etkilerini ölçüyorsunuz. Bir siyasetçi sadece ilkelerinden öte bir şeyi temsil eder. Söylenenle yapılan arasındaki fark ne kadar az ise başarı o kadar çok olur. Ama aradaki fark çok ise başarı da o kadar az olur. Söylediğimizle yaptığımız arasındaki farkı biz fark etmesek de karşımızdaki fark eder. İletişimde önce ön kabul var. İlk düğmeyi doğru iliklemeliyiz. Bunun birincisi birine kendimizi anlatırken varsayımlarımız ve doğrularımız olmalı. İkincisi dinlemek istemeyene zorla dinletemezsiniz. Dinliyormuş gibi görülür fakat sizi hiç dinlemeyebilir. Üçüncüsü karşınızdaki yaptığı hiçbir doğrudan meshul olmadığınız gibi yanlışlardan da meshul değilsiniz” şeklinde konuştu.

    Programın ardından Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Dr. Ayşen Gürcan ve OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç’e birer hediye takdim edildi.