Etiket: Sıvı

  • Dr. Özkan: “Taş hastaları her gün sıvı almalı”

    Dr. Özkan: “Taş hastaları her gün sıvı almalı”

    Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Gürkan Özkan, teknolojik gelişmeler ve modern yaklaşımlar sayesinde böbrek ve idrar yolu taşlarının sebep olduğu hastalıklarda uygulanan tedavi yöntemleri ile büyük oranda başarı sağlandığını söyledi.

    Büyük Anadolu Hastaneleri Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Gürkan Özkan, böbrek ve idrar yolu taş hastalıkları hakkında önemli bilgiler vererek uyardı. Opr. Dr. Gürkan Özkan, en sık uygulanan inceleme yöntemleri direkt karın grafiği ve ultrasonografi olduğunu belirtti. Bu inceleme yöntemlerinin hastalara herhangi bir uygulama zorluğu oluşturmayan, basit ve pratik yöntemler olduğuna dikkat çeken Dr. Özkan, “Bu yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda ilaçlı böbrek filmi (IVP) veya spiral bilgisayarlı tomografi gibi radyolojik yöntemlerle teşhis konulabilmektedir. Taş hastalığı ülkemizde diğer ülkelere nazaran daha sık (ortalama yüzde 15) görülebilmektedir. Taş oluşumunda etkili olan en belirgin faktörler, iklim ve beslenme alışkanlıklarıdır. Genetik yatkınlık en önemli risk faktörlerindendir. Taş hastalığı olan hastaların ailelerinde yüzde 10-40 arasında değişen oranlarda taş hastalığı öyküsü mevcuttur. Taş Hastalığı genellikle yirmili yaşlarda başlamakta ve erkeklerde. Biraz daha sık görülmektedir. Böbrekte taşların oluşumu birçok faktörün bir araya gelmesi ile ortaya çıkmaktadır. Böbreklerde şekillenen ve. Atılan idrarın miktarı çok önemli olup, bir takım faktörlerin etkisi ile bazı kimyasal maddelerin idrar yoluyla atılımı artmakta ve alınan sıvı miktarına bağlı olarak azalabilen idrarda bu maddeler kolayca çökerek, küçük kristallerin oluşmasına yol açmaktadır. Bu kristaller şekillendikten sonra hızla büyüyerek böbrek taşlarını oluşturmaktadır” dedi.

    “Böbrek taşları erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla oluşuyor”

    Taşların oluşmasını önlemede en önemli faktörün, alınan sıvı miktarı olduğunu dikkat çeken Dr. Özkan, “Bünyesi taş oluşturmaya yatkın kişiler, yeteri kadar su içmezse (günde en az 2-2.5 litre ) idrar miktarı azalacak, idrar daha yoğun bir duruma gelecek ve idrardaki taş oluşturan maddelerin çökmesi ile yeni taşlar oluşacaktır” diye konuştu.

    Taş hastalarının yapması gerekenler ile ilgili bilgi veren Dr. Özkan, “Taş hastaları her gün yeteri kadar sıvı alınması ( 2-2.5 litre, 10-12 bardak), sık tekrar eden taş hastalığı durumunda yiyeceklerin düzenlenmesi, düzenli yürüyüş ve egzersizler, stresten uzak bir yaşam tarzının sağlanabilmesi, sık tekrar eden taş hastalıklarında vücutta taş oluşumuna yol açan sebeplerin aydınlatılması amacıyla kan ve idrar örneklerinin incelenmesi ve gereken tedavinin başlatılması, mevcut taşların büyümeden gereken önlemlerin alınması ve taşların uygun yöntemlerle temizlenmesi, ailesinde yaygın taş hastalığı bulunan ve sık sık taş oluşumu ile karşılaşan bireylerin bu konuda deneyimli merkezlerde genetik incelemelerden geçmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “Üreteroskop denilen aletler yardımıyla girilerek tedavi edilebilirler”

    Hastaların, üreter kanalı içerisindeki taşlar düşmezse veya ESWL ile kırılmazsa idrar yolundan üreteroskop denilen aletler yardımıyla girilerek tedavi edilebiliceğini ifade eden Dr. Özkan, “Üreteroskoplar 2.5-3 mm çapında, uzunlukları boyunca bir çalışma kanalı ve görüntüyü sağlayan bir mercek bulunan cihazdır. Rijid yani sert üreteroskoplar ile dış idrar yolu veya mesane geçilip üreten içine girilerek taşlar Holmium lazer veya pnömotik taş kırıcı ile kırılarak tedavi edilir. Bu üreteroskoplar ile alt ve orta üreterdeki taşlar tedavi edilebilirler. Üreterorenoskopik taş tedavisi sonrası, hastalar aynı gün veya bir gün sonra evlerine taburcu edilirler” açıklamasında bulundu.

  • Böbrek taşı oluşumuna karşı sıvı tüketiminin önemi

    Op. Dr. Mücahit Kabar, böbrek taşı oluşumuna karşı alınabilecek en iyi önlemlerden birinin sıvı tüketimi olduğunu söyledi.

    Gün içerisinde yeterince sıvı tüketmemenin böbrek taşı oluşumunu doğrudan etkilediğini belirten Özel Esentepe Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mücahit Kabar, böbrek taşı, kişinin günlük yaşantısını da şiddetli ağrı sebebiyle olumsuz etkilediğini ifade etti. Böbrek kanalları içerisinde oluşan mineral içerikli sert kitlelerin, böbrek taşı olarak adlandırıldığını belirten Kabar, taşların genetik faktörler, doğuştan idrar yolları anomalileri, yetersiz sıvı alımı, kullanılan bazı ilaçlar ve beslenme alışkanlıkları sebebiyle de ortaya çıkabileceğini belirterek, “İdrar rengi koyu olduğunda da daha fazla sıvı tüketilmesi gerekir. Günde 3 litre sıvı tüketilmesine özen gösterilmelidir. Hastalık daha çok 30-50 yaş aralığında görülmektedir. Bazen bulantı ve kusmaya sebep olabilecek kadar ağır bir sancı yaşanabilir. Zaman zaman idrar yaparken şiddetli acı hissi oluşabilir” dedi.

    Kabar, böbrek taşının oldukça sık görülen bir hastalık olduğunu dile getirerek, erkeklerde kadınlara göre daha fazla yaşandığını belirtti. Taş dökmenin kişiden kişiye göre değişkenlik gösterdiğini belirten Kabar, bazen taşın müdahale edilmeden döküldüğünü söyledi. Kabar, kendinden dökülme olmuyorsa tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Kabar şöyle devam etti:

    “Şiddetli ağrı yaşanması durumunda mutlaka doktora danışılmalı. Doktor kontrolünde ilaçla ya da cerrahi müdahale ile böbrek taşından kurtulmak mümkün. Böbrek taşı tekrarlayan bir özelliğe sahiptir. Öncesinde böbrek taşı sorunu yaşayanlarda tekrar etme olasılığı vardır. Bu sebeple, tedavi sürecinin başından sonuna dek doktorun önerileri dikkate alınmalı. Aksi halde böbrek taşı hastalığı böbreği kaybetmeye dahi sebep olabilir.”

  • Bebeğe ilk 6 ay su dahil hiçbir sıvı verilmemeli

    Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalından Dr. Öğr. Üyesi Önder Kılıçaslan, çocukların anne sütü ile beslenmesinin bedensel ve zihinsel gelişimlerine katkı sağladığını söyledi.

    Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalından Dr. Öğr. Üyesi Önder Kılıçaslan, 1-7 Ekim Ulusal Emzirme Haftası dolayısıyla anne sütü ve emzirme konusunda önemi bilgiler paylaştı. Emzirmenin, anne ve bebek arasında olması gereken bağın kurulmasının yanı sıra anneyi meme, yumurtalık ve rahim kanserinden koruduğuna dikkat çeken Düzce Üniversitesi öğretim üyesi emzirmenin annenin kemik erimesi ve doğum sonrası depresyonunu engellediğini de sözlerine ekledi.

    Anne sütü ile beslenen çocuklarda kulak, boğaz, akciğer, idrar yolu ve ishal gibi enfeksiyonlar ile çölyak hastalığı, obezite, diyabet, hipertansiyon, lösemi ve lenfoma gibi kanserler ve alerjik hastalıkların daha az görüldüğünü belirten Dr. Öğr. Üyesi Kılıçaslan, çocukların anne sütü ile beslenmesinin bedensel ve zihinsel gelişimlerine katkı sağladığını ifade etti.

    “Bebeği ilk aylarda daha sık olmakla birlikte 2-3 saatte bir emzirmek gerekli”

    Başarılı bir emzirme için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Önder Kılıçaslan, “Bebeği ilk aylarda daha sık olmakla birlikte 2-3 saatte bir emzirmek gerekli. Özelikle bebek büyüdükçe aslında bebeği de bir birey olarak görüp, onun da acıkma saatlerini göz önünde bulundurmak önemli. Emzirirken anne rahat bir yere oturmalı, bebeğin başı annenin dirseğinin içinde ve yüzü anneye dönük olmalıdır. Meme başının kahverengi kısım ile beraber tam ve uygun şekilde bebeğin ağzının içinde olması emzirmenin altın kuralıdır. Özelikle tecrübesiz anneler mutlaka sağlık personellerinden yardım almalıdır” şeklinde konuştu.

    Annelere sütünü artırmak için bol bol su içmeleri önerisinde bulunan Kılıçaslan, bunun yanı sıra emziren annenin yorgun olmaması, kaygı, stres ve şüphe gibi olumsuz düşüncelerden uzak durmasının da önemli olduğunun altını çizdi.

    “Anne sütü her zaman ilk seçenektir”

    İlk 6 ay sadece anne sütü olmak üzere, 2 yaşına kadar annelere emzirme konusunda destek verilmesinin önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Kılıçaslan, “Anne sütü ile yeterli beslenen bir bebeğe ilk 6 ay su dahil hiçbir sıvı verilmemelidir. Mamalar sonuçta bebek için eşsiz bir besin olan anne sütünü taklit etmeye çalışan destek ürünleridir. Mama ile beslenen çocukta ne yazık ki daha önce bahsettiğimiz faydalar istenilen düzeyde sağlanamayabilir. Ancak anne sütü yetersizse veya anne sütü verilemeyecek sağlık durumlarında tabii ki mamalar kullanılabilir. Mamalar uygun şekilde, uygun miktarda hazırlanmalı ve temizliğe özen gösterilmelidir. Anne sütü varsa, yeterliyse ve annenin emzirmesinde sakınca yoksa anne sütü her zaman ilk seçenektir” diye konuştu.

    “Emziren anne her konuda desteklenmeli”

    Emziren annenin her konuda desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Düzce Üniversitesi öğretim üyesi, huzurlu ve mutlu bir aile ortamının bu desteği sağlamada merkezi önem teşkil ettiğini dile getirdi. Bu konuda babalara büyük görev düştüğünü dile getiren Kılıçaslan, “Babalar, eşlerine karşı şefkatli, ev işlerinde yardımcı olmalıdır. Başarılı bir emzirme ve yeterli anne sütü için gerekli olan ilk şartın, annenin bedenen ve ruhen sağlıklı olması gerektiği unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.

    Emzirme problemleri ile karşılaşıldığında vakit geçirmeden anne ve bebeğin bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin üzerinde duran Düzce Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, yaşanan problemin basit bir sorun olabileceği gibi sonu ölümle bitecek ciddi bir sonuç doğurabileceği uyarısında bulundu. Grip, nezle gibi basit enfeksiyonların emzirmeye engel olmadığını ifade eden Önder Kılıçaslan, açıklamasını annenin ellerini sık sık yıkaması, öpme gibi bebeğe çok yakın temaslardan kaçınması, odaları havalandırması, bol sıvı alması ve mümkün olduğunca dinlenmesi gibi alınabilecek basit önlemleri sıralayarak tamamladı.

  • Burhaniye’de belediyenin zeytinyağlı sıvı sabunu tutuldu

    Burhaniye ilçesinde, Edremit Körfezinin en büyük zeytin üreticisi olan Burhaniye Belediyesi, zeytinyağı ve zeytinyağı sabunundan sonra sıvı sabun üretimine de başladı. Belediyenin ürettiği zeytinyağlı sıvı sabunun tutulduğunu anlatan Ziraat Teknikeri Selçuk Işık, İskele Meydanında yazlıkçılara satış yaptığını söyledi.

    Burhaniye Belediyesi iki yıldan bu yana zeytinyağı ve zeytinyağlı sabun üretimine devam ederken, bu yıl çeşitlerine sıvı sabunu da ekledi. İskele Meydanında kurulan stantta satılan Belediye ürünleri ilgi gördü. Ürünlerin ücretsiz kargo ile yurdun her tarafına gönderildiğini anlatan Selcuk Işık, “İskele Meydanındaki stantta akşamları satış yapıyoruz. Bütün ürünlerimiz ilgi görmektedir. Bu yıl üretimine başladığımız zeytinyağlı sıvı sabunlarımızda tutuldu. Zeytinyağının litresini 25 ile 30 lira arasında satıyoruz. Sıvı sabunun şişesini ise 12 liradan satıyoruz” dedi.

  • Burhaniye Belediyesi’nden zeytinyağlı doğal sıvı sabun

    Burhaniye ilçesinde, Doğal ve sağlıklı ürünleriyle büyük takdir toplayan Burhaniye Belediyesi, altın madalyalı zeytinyağı ve katı sabunlarının ardından şimdi de yüzde 100 zeytinyağlı doğal sıvı sabununu vatandaşlarla buluşturmaya hazırlanıyor. Burhaniye Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü, hakiki zeytinyağından üretilmiş sıvı sabunları halkın kullanımına sunmak için çalışmalarını tamamladı.

    Vatandaşlardan gelen talep doğrultusunda bir süredir sıvı sabun üretimi için hazırlıklarını sürdüren Belediye Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü, kimyasallardan uzak hakiki ve doğal ürünlerine bir yenisini daha ekliyor. Flores kokulu yüzde 100 zeytinyağlı sıvı sabun vatandaşların kullanıma hazır.

    Şifa kaynağı zeytinyağından üretilen, hem ferahlamaya hem cildin nem dengesini korumaya yönelik faydalarıyla dikkat çeken sıvı sabunlar, cildi besleyici özelliği sayesinde sağlık açısından vatandaşlar tarafından büyük ilgi görüyor. Burhaniye Belediyesi’nin kendi üretimi olan zeytinlerden yapılan sabunlar, zeytinyağının mükemmel yumuşatma ve nemlendirme kapasitesi ile hassas cilde sahip vatandaşların da rahatlıkla kullanabileceği bir ürün olarak öne çıkıyor.

    Vatandaşların sağlık konusunda bilinçlendiğini ve kimyasal sabunların aksine doğal zeytinyağı sağlığı sunan sabunların daha çok tercih edilmeye başlandığını söyleyen Belediye Başkanı Necdet Uysal, belediye olarak halkı doğal ürünlerle buluşturmaya özen gösterdiklerini belirtti.