Etiket: Sisteminde

  • Erzincan liselere geçiş sisteminde 62. sırada yer aldı

    Milli Eğitim Bakanlığı 2018 liselere geçiş sistemi (LGS) merkezi sınavla yerleşen öğrencilerin performans sonuçlarını açıkladı. Bu sonuca göre Erzincan 62.sırada kendine yer buldu.

    Milli Eğitim Bakanlığı 2018 LGS merkezi sınavla yerleşen öğrencilerin performans sonuçlarını açıkladı. Raporda 2018 merkezi sınav sonuçlarına göre sınavla öğrenci alan okullara merkezi olarak yerleşen öğrencilerin sınav performansları incelenirken, 81 ilde merkezi olarak yerleşen öğrenci sayısı, alt test ham puan ortalamaları ve merkezi sınav puan ortalamaları da açıklandı. Sonuçlara göre; Erzincan 62’inci sırada yer aldı. Erzincan genel puan sıralamasında 62’nci olurken, Fen Bilimleri sıralamasında 56’ıncı, Türkçe alanında 64’üncü, Matematik alanında 63’üncü oldu. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde Türkiye 61’incisi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi alanında Türkiye 68’incisi ve Yabancı Dil alanlarında Türkiye 57’incisi oldu.

  • Manisa’da avukatlara “Çocuk Adalet Sisteminde Avukatın Rolü” semineri

    Manisa’da avukatlara Manisa Barosu tarafından “Çocuk Adalet Sisteminde Avukatın Rolü” konulu eğitim semineri düzenlendi.

    Manisa Barosu tarafından “Çocuk Adalet Sisteminde Avukatın Rolü” konulu eğitim semineri düzenlendi. Manisa Adalet Sarayı Konferans Salonunda düzenlenen seminerde Hakim Sabri Usta, Av. Bedriye Kurtuluş Türk, Uzm. Psikolog Ebru Özkan ve Sosyal Hizmet Uzmanı Okan Lüleci konuşmacı olarak yer aldı. Özellikle çocukların mağdur ve şüpheli sanık konumunda olduğu davalarda bu eğitimden geçen avukatlar görev yapacak. Eğitimin açılışında konuşan Manisa Barosu Başkanı Av. Ali Arslan, “Bu eğitimlerin sonucunda bu seminerlere katılan arkadaşlarımız önümüzdeki süreçlerde CMK’dan görev dağıtımında bu belgeler rol oynayacak. Özellikle çocukların mağdur ve şüpheli sanık konumunda olduğu davalarda bu eğitimden geçen meslektaşlarımızı görevlendireceğiz. Çünkü bu anlamda bize çok sıkıntılar yansıtılıyor. Hem karakollardan, hem savcılıklardan hem de mahkemelerden. Bunu en iyi şekilde bilip belki de mahkemeleri, savcılıkları, karakolları uyarmak durumundayız, yön verme durumundayız” dedi.

    Çocukların çok önemli bir değer olduğunu vurgulayan Arslan, “Burada mağdur olabilirler, şüpheli olabilirler, sanık olabilirler. Onlar adliyeyle, yargıyla tanıştıklarında hakimle, savcıyla, avukatla aynı ortamda bulunduğunda çocuklarımızın o ortamdan çıkıp yeni bir ortama başladığında adliye safhasında mağdur olmamaları, adliye safhasında kendilerinin mağduriyetlerinin artmaması anlamında avukatlarımızın rolünü geliştirmeye çalışıyoruz. Çocukların mahkemelerdeki aşamaları büyükler gibi değil. Büyüklerden farklı olarak yürütülmesi gerekiyor. Bu anlamda çocuk izleme merkezleri kuruldu. İfade alma tarzları, onların sorgulanmaları, ifadelerinin mahkeme dosyalarına yansıması anlamında avukat ne katkı sağlayabilir, avukatın bu anlamda yapması gerekenlerle ilgili bir eğitim çalışması gerçekleştiriyoruz. Bu hem avukatlarımızın mesleklerini daha iyi icra etmelerini sağlayacak aynı zamanda yargılanma aşamasında adaletin gerçekleşmesi anlamında da büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyorum” diye konuştu.

    Toplumdaki suç oranı yükseldikçe çocukların işlemiş olduğu suçlar ve çocukların mağduriyetinin de arttığına dikkat çeken Arslan, “Zaten ülkemizde uzun yıllardır çocuk işçiliği sorunu var. Cinsel tacizler, cinsel saldırılar yüksek oranda. Toplumda yapılan çalışmalarla farkındalık arttıkça aslında daha öncede gerçekleşen cinsel saldırı ve cinsel tacizlerden ortaya çıkmayanların da ortaya çıkarmaya başlıyor. Örneğin son yıllarda karşılaştığımız en çok okullarımızda, kurslarda çocuklarımızın taciz edildiği, cinsel saldırıya uğradığını görüyoruz. Bu anlamda çocukları da bilinçlendirmek için toplumda diğer kamu kurumları da bir çalışma yapıyor, sivil toplum örgütleri bir çalışma yapıyor. Duyarlılık arttıkça bu işlenen suçların ortaya çıkması sağlanıyor. Tabi ülkede yaşanan genel ekonomik sıkıntılar, ailelerin yaşadığı sorunlar çocuk suçlularının ve çocuk mağdurların artmasına neden oluyor. Bildiğimiz gibi boşanma davaları çok yüksek oranlara ulaştı. Manisa’da boşanma oranları, Türkiye geneli en çok yaşanan illerden biri. Tarafların boşanmasından sonraki süreçte de çocukların büyük sıkıntılar yaşadığını, psikolojik sorunlar yaşadığını, çevresiyle geçimsiz yaşadığını ve devamında da bir kısmının mağdur olduğunu, bir kısmının da suç işlemek zorunda kıldığını görüyoruz. Toplumda yaşanan bu sorunlar nedeniyle çocuk mağdur ve suçlu sayısı artıyor” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Yatırım Ortamı paneli

    Türkiye yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik planlanan strateji ve çalışmaların aktarıldığı ’Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Yatırım Ortamı’ paneli Cumhurbaşkanı Hukuk Baş Danışmanı Mehmet Uçum ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut’un katılımıyla gerçekleşti.

    Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından 26 ülkeden 40’ın üzerinde bürokratın katılımıyla düzenlenen 3’üncü İstanbul PPP (kamu-özel ortaklığı) Haftası kapsamında düzenlenen ’Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Yatırım Ortamı’ başlıklı paneli Cumhurbaşkanı Hukuk Baş Danışmanı Mehmet Uçum ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut katılımıyla gerçekleşti.

    Türkiye yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik planlanan strateji ve çalışmaların aktarıldığı panelde konuşan Mehmet Uçum; Türkiye’nin 16 Nisan Referandumu sonrası Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçmesiyle demokrasi ve hukuk sistemine değinerek, “Demokrasinin toplumsal meşrutiyete dayanır. Toplumsal meşrutiyetin anlamı, milli egemenliğin halka ait olmasıdır. Dolayısıyla halka dayanan siyasetin meşru olması, dolayısıyla halkın iradesinin şekillendirdiği meclisin çıkardığı kanunların, onun ürettiği hukukun meşru olması ilkesidir. Yurtseverliği güçlendirmek ve etkin mücadele etmek, bu da bizim demokrasimizin kapsayıcılığının sınırlarını oluşturan ilkelerdir. Türkiye’nin bu pratiğinden sonra son olarak demokrasi hukuku gibi bir konsept gelişmiştir. Şimdiye kadar demokrasi hukuku diye ayrı bir disiplin yoktur. Sadece siyasal bir kavram olarak demokrasi ve pozitif bir kavram olarak hukuk vardır. Demokrasi ile hukuk arasında ilişki vardır. Demokrasi dediğinizde anayasadaki anayasal hukuk normlarını, siyasal partiler hukukunu, seçim hukukunu ilişkilendirirsiniz. Oysa ortaya çıkan durum 21’inci yüzyılın da ihtiyacıdır. Bir demokrasi hukuku konseptidir. Bu da Türkiye’nin pratiği ile ortaya çıkmıştır” şeklinde konuştu.

    “Artık gelişmiş ekonomiler de bir şekilde kendi ülkelerine yatırım çekmeye çalışıyor”

    Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut, panelde yatırımcılara yaptığı konuşmasında yatırım ofisinin ilk 2006 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği kalkınma planının önemli bir parçası olarak, doğrudan yatırımları Türkiye’ye kazandırmak anlamında yaptığı reformların, bir parçası olarak kurulduğunu söyleyerek, “Önemli adımlarından biri olarak kuruldu. Yalnız özellikle 2002-2003 yılında aktif bir şekilde, kapsamlı bir reform programıyla Türkiye’nin önü açıldı. Rakamlara da bunun yansımasını gördük. Biliyorsunuz 2002 yılına kadar, Türkiye’ye gelen doğrudan toplam yatırım sadece 15 milyar dolardı. 2002’den günümüze kadar ise 200 milyar dolara yakın doğrudan yatırım ülkemize geldi. Artık sadece gelişmekte olan ekonomiler değil, gelişmiş ekonomiler de bir şekilde kendi ülkelerine yatırım çekmeye çalışıyor. Mesela Amerika’da sadece federal hükümet kurumları değil, eyaletlerdeki birimler bile kendi eyaletlerine yatırım çekme anlamında tek tek yatırımcılara ulaşma noktasına kadar geldiler” dedi.

    Dünya Bankası tarafından açıklanan Dünya Yatırım İş Yapma Endeksi’nde Türkiye’nin 60’ıncı sıradan bir anda 43’üncü sıraya yükseldiğini kaydeden Ermut, “Burada atılan adımlar; geçen sene Başbakan Yardımcımız Recep Akdağ’ın başkanlığında bu iş çok daha merkezi bir yapıyla daha önce hiç olmadığı kadar daha etkin bir çalışmayla ele alındı ve 1 sene kadar çok kısa bir süre çalışmayla bu 17 sıralık iyileşmeyi yakalayabildik. Şimdi bütün bu eylemleri çok daha hızlı yapabileceğimiz, çok daha geniş kapsamda bu adımları atabileceğimiz bir sisteme kavuştuk. Başta iş yapma endeksi olmak üzere bu iyileşmelerin çok ciddi bir şekilde görülmeye başlanacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.

    Ermut, bütün bu sistemde kendi özelimizde hem cumhurbaşkanlığı ofislerinin hemde yatırım ofisi ne yaptığını ise şöyle açıkladı: “Ofisler başkanlıktan farklı olarak biraz daha özerk bütçeye oradaki yapının içerisinde çok daha hızlı hareket edebilecek. Özellikle ilgi alanı olan konularda özel sektör gibi toplumun değişik kesimleriyle iletişimi çok etkin tutacak ve bu konuda cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere karar vericilere geri dönüşleri hızlı sağlayacak ve bu geri dönüşler sonucunda atılan adımları da koordine edecek bir kurum olarak ve bunların aksiyona dökülmesinde ve somutlaştırılmasında rol oynayacak yapılar olarak konumlandırıldı. Başbakanlık Yatırım Ajansı olarak temelde 2 görevimiz olan ’Türkiye’nin yatırım ortamının tanıtılması’ ve ’yatırımcılara destek verilmesi’ fonksiyonumuz aynen devam ediyor. Fakat Cumhurbaşkanımız özellikle yatırımcılarla olan toplantılarda altını çizdiği gibi artık daha etkin, cumhurbaşkanlığının diğer birimleriyle hızlı bir şekilde koordinasyon yeteneğine de sahip”.

    DEİK Başkanı Nail Olpak panel sonunda yaptığı konuşmada; 3’üncü İstanbul PPP Haftası kapsamında tüm iş dünyası temsilcilerinin, yatırım ortamının geliştirilmesine yönelik stratejiler ve atılan adımlara ilişkin net ve doğru bilgiye ulaşmalarını sağladıklarını söyledi.

    Olpak, “Geçtiğimiz yıl boyunca, DEİK olarak düzenlediğimiz birçok iş forumu ve yuvarlak masa toplantısında; Balkan ülkelerinden tutun, Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerine varana dek çok geniş bir coğrafyada, sahip olduğumuz bu deneyim ve bilgi birikimine dair sorularla karşı karşıya kaldık. Sanıyorum bugün de dahil olmak üzere o sorulara cevap vermeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Prof. Dr. Esen’den “Başkanlık Sisteminde Yerel Yönetimler” konulu konferans

    İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adem Esen, Başkanlık Sisteminin Türkiye’ye kazandırdığı en büyük şeyin siyasi bir iktidar olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Adem Esen, Selçuklu Akademik Düşünce ve Araştırma Merkezi’nde (SADAM) “Başkanlık Sisteminde Yerel Yönetimler” konulu konferans verdi. Prof. Dr. Adem Esen, son değişikliklerden önce parlamenter bir sistemin olduğunu belirterek, “Bu sistemde Cumhurbaşkanı vardı, başbakan vardı, başbakanın bakanlar kurulu vardı ve bunların siyasi hürriyetleri vardı. Şimdi bu çok tartışılan bir konu… Neden? Başkanlık sistemi konusundan ben mesela ikna oldum. Temel gösterge Cumhuriyet kurulmasından itibaren her 15 ayda bir hükümet değişmişti. Yani eğer mesela Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine son dönemde geçmemiş olsaydık şimdiye herhalde bir koalisyon hükümeti miydi? Kimler olacaktı filan… Şimdi Türkiye’ye kazandırdığı en büyük şey o kanaatimce siyasi bir iktidar kazandırmış oldu. Ama bunun iktisadi yansımaları daha farklı” diye konuştu.

    Devletin, merkezi yönetimde de yerel yönetimde de bir bütün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Esen, “Neden yerel yönetimler kuruluyor? Osmanlı’da ademi merkeziyet dediğimiz şey, yani insana daha yakından hizmet vermek için… Şurada kanalizasyon problemini belediye bilir. Yani Ankara’nın merkezinin ne işi var burada. Dolayısıyla yerinden yönetim ilkesi gereği kim yönetmeli? Buradaki yönetmeli. Pekala burada yönetecek kişiyi biz Ankara’dan mı atayalım ya da buradan mı seçilsin? Yani genel eğilim nedir? Buradan seçilsin. Çünkü para veriyorsun. Parayı nereden alıyor belediyeler merkez bütçelerden alıyor. Yani bir bütünün parçası, denetlemeden olmaz” diye konuştu.

    Prof. Dr. Adem Esen, konferansın devamında, “Anayasa İdari Vesayet”, “Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü”, “İçişleri Bakanlığı ve Çevre Şehircilik Bakanlığı”, “Belediyelerin görev ve yetkileri” ile “Diğer ülkelerde başkanlık ve yerel yönetim örnekleri” gibi birçok başlık hakkında katılımcılara bilgi verdi.

  • Arvas: “Türkiye’de Taşınır Sicil Rehin Sistemi’nde 92 milyarlık kredi kullandırıldı”

    Ürün, hayvan, makine, stok ve hammaddelerin teslim edilmeden teminat olarak gösterilerek KOBİ, tacir, esnaf ve çiftçilerin finansmana daha kolay erişmesine olanak sağlayan Taşınır Sicil Rehin Sistemi ile bugüne kadar 16 bin 95 rehin karşılığında kullandırılan finansman miktarının 92 milyar liraya ulaştığı belirtildi. Trabzon’da ise 55 taşınır rehni sözleşmesi karşılığında 26 milyon lira finansman kullandırıldığı kaydedildi.

    Ticaret Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TOBB) işbirliğinde düzenlenen toplantıda işadamları ve banka temsilcilerine ‘taşınır rehni’ ile ilgili bilgi verildi. Toplantıya TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mücahit Arvas, TOBB KOBİ Müdürü Cahit Ceren, Trabzon Ticaret İl Müdürü Y. Selim Aykan ile işadamları, banka temsilcileri ve diğer ilgililer katıldı.

    Toplantının açılışında konuşan TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, yatırım ortamını iyileştirme çalışmaları kapsamında ticaretin kolaylaştırılması ve işadamlarının önündeki engellerin kaldırılmasına adına Bakanlık ve TOBB’un önemli çalışmalar yaptığını belirterek “Ancak hedefler bitmedi. Umuyoruz ki bundan sonra da yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ticaretin kolaylaştırılması adına her şey yapılır. Taşınır Rehini konusu özellikle işadamlarını ve bankaları birinci derecede ilgilendiriyor. Örnekleri var ama şehrimizde çok fazla uygulaması yok. Amacımız bunu yaygın hale getirmek. Bundan sonra bizler duyuru yapacağız, bankalar gerekli kolaylığı sağlayacak ve bunu yaygınlaştıracağız. Ticaretin geliştirilmesi adına çok güzel bir örnek olacak” dedi.

    Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mücahit Arvas ise 6750 Sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehin Kanunu konusunda bir sunum gerçekleştirdi. Dünyada işletmelerin sermaye yapısının yüzde 44’ünü makine, ekipman, yüzde 34’ünü alacaklar, yüzde 22’sini taşınmak varlıkların oluşturduğunu belirten Arvas, “Ancak bu yapıya karşılık bankalar kredi karşılığında yüzde 73 oranında taşınmaz rehni talep ediyor. Dolayısıyla, işletmeler ile bankaların talep ve beklentileri birbiriyle örtüşmemektedir. Bankalar kredi karşılığı oluşan alacaklarını taşınmaz varlıklar ile teminat altına almak isterken, işletmelerin sermaye yapısı bu talepleri karşılamaktan uzak kalmaktadır. Bu durum, kredi piyasalarında etkinsizliğe sebebiyet vererek, işletmelerin finansmana erişimini zorlaştırmaktadır. Bunun önüne geçmek için reform çalışmaları kapsamında rehinli taşınır sicil sistemi kurulmuştur. Bu sistemin kurulduğu ülkelerde finansmana erişim sağlayan firmaların yüzde 8 oranında arttığı görülmüştür. 6750 Sayılı Kanun’un amacı finansmana erişimi kolaylaştırmak, teslimsiz taşınır rehnini yaygınlaştırarak teminat olarak kullanılmasını sağlamak, teslimsiz taşınır rehnine konu olabilecek taşınır kalemlerini genişletmek, teslimsiz taşınır rehninde aleniyeti sağlamak, alacağın tahsili için alternatif imkânlar getirmektir” diye konuştu.

    Arvas, Rehinli Taşınır Sicili’nin Türkiye’de 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren faaliyette olduğunu da hatırlatarak şunları söyledi:

    “1 Ocak 2017 – 28 Eylül 2018 tarihleri arasında Taşınır Sicil Rehin Sistemi’nde (TARES) 16 bin 95 adet rehin tescil edilmiştir. Bu tescil işlemi karşılığında 216 milyar lira, 35 milyar dolar ve 10 milyar avro finansman imkanı sağlanmıştır. Fiilen kullandırılan tutar 92 milyar lira olmuştur. 455 bin 88 adet alacak rehine konu olmuştur. Bunu 317 bin 129 adetle makine ve teçhizat takip etmektedir. Ticari işlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’na göre rehne konu olabilecek varlıklar ise makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makinaları, elektronik haberleşme cihazları dahil her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı, ticari plaka ve ticari hat, hayvan, tarımsal ürün, hammadde, stok ve sarf malzemeler, alacaklar, fikri ve sinai mülkiyete konu haklar, benzeri her türlü taşınır varlık ve haklardır.”

    Arvas, Trabzon’da 55 taşınabilir rehni sözleşmesi yapıldığını, bunun karşılığı olan 41 milyon liralık finansman imkanının 26 milyon lirasının kullandırıldığını söyledi. Arvas, “Trabzon’daki makine ve teçhizat sözleşme adedi 4’tür. Bu rehin karşılığında 630 bin lira finansman imkanı sağlanmıştır. Van’da ise makine ve teçhizat sözleşme adedi 23, bu rehin karşılığında sağlanan finansman imkanı ise 9 milyar liradır” bilgisini paylaştı.

    TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, toplantının son bölümünde konuşmacılara plaket takdim etti.