Etiket: sistem

  • Sözeri: “Hala bir sistem kargaşası yaşıyoruz”

    Adana Demirspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri, 2-2 sona eren Altınordu maçı sonrası hala sistemi oturtamadıklarını söyledi.

    TFF 1. Lig ekiplerinden Adana Demirspor, ligin 4. haftasında Altınordu ile evinde 2-2 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen toplantıda konuşan Adana Demirspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri, “Hala bir sistem kargaşası yaşıyoruz, daha oturtamadık. Antrenmanda kapris yapan hiçbir oyuncu bende kadroya giremez” dedi.

    Sözeri, şöyle devam etti:

    “Maça iyi başladık; sonunu getiremedik ama golü erken bulduk. Maçtan önce yaptığımız analizlerde rakibimizin bu ligin en çok koşan takımlardan biri olduğunu, başkanlarının yaptığı açıklamadan dolayı ekstra motive olacaklarını biliyorduk. Bugün gerçekten de çok koştu Altınordu. Biz biraz dağınıktık. Bize yakışmayan bir futbol oldu diyebilirim. Bizim tahmin etmediğimizin ötesinde bir futbol oynadık yapacak bir şey yok. İçerideki maçları kazanmak lazım ama maalesef kazanamadık. Seyircimizin de güzel bir desteği vardı ama maalesef onlara layık, güzel bir sonuç elde edemedik. Uzun soluklu bir maraton ama bunu Balıkesir deplasmanında telafi etmek istiyoruz. Bugün memnun değilim. Hala bir sistem kargaşası yaşıyoruz, daha oturtamadık. Yapacak bir şey yok; daha çok çalışacağız, daha çok tekrar yapacağız antrenmanlarda ve bu hataları en aza indirgeyeceğiz. Kendi sahamızda 2 gol yemek bize yakışmadı açıkçası. İkinci yarıda maçı kaybedebilirdik de. Kupadaki hedefimiz ise gidebildiğimiz yere kadar gitmek. Antrenmanda kapris yapan hiçbir oyuncu bende kadroya giremez.”

  • Yakıt Tüketimini Yüzde 50 Düşüren Sistem

    Kahramanmaraş’ta otomotiv sektöründe LPG’li araçlar üzerinde araştırmalarda bulunan MARJET Sıvı Oto Gaz Sistemleri, geliştirdiği yeni sıvı oto gaz sistemiyle yeni nesil otomobillerde yakıt tüketimini yüzde 50 düşürmeyi başardı.

    Dulkadiroğlu ilçesi Trabzon Caddesi üzerinde müşterilerini ağırlayan Dağpaş İç ve Dış Ticaret A.Ş., dünyada 4 firmada bulunan, yeni sıvı oto gaz teknolojisini otomobil sahipleriyle buluşturdu.

    1999 yılından bu yana LPG’li araçlar üzerinde çalışmalar yapan ve 2010 yılında ARGE’si tamamlanarak yeni sıvı oto gaz sistemine geçiş yapan MARJET Sıvı Oto Gaz Sistemleri, seri üretime başladı.

    Geliştirilen yeni sistem hakkında bilgi veren Dağpaş İç ve Dış Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Dağ, “2006 yılında kendi ürünümüz üzerinde çalışmalara başladık. Çalışmalarımıza mekanik ve elektronik alanda devam ettik. Sonrasında ARGE’yi başarıyla tamamlayarak, seri üretime başladık. Gerekli patent ve tescilini aldığımız yeni sistemimizi otomobillerde montaja başladık” dedi.

    Yeni sıvı oto gaz sisteminin montajı yapılan otomobillerde testlerin başarıyla geçtiğini kaydeden Dağ, “Otomotiv sektöründe firmalar motor teknolojilerini geliştirerek, yüksek basınçlı direk enjeksiyon besleme sistemine geçti. Dolayısıyla şu ana kadar bildiğimiz LPG sistemleri gaz fazlı olarak çalışmaktaydı. Yeni model araçlara uyum sağlamıyor. Daha önceki motorlarda yakıt besleme sistemi emme manifoldundan yapılmaktaydı. Yeni teknoloji motorlarda ise yakıt besleme yüksek basınçlı enjektörlerle yanma odasına piston üzerine enjekte edilmektedir. Bizim sistemimiz yeni motorlarda eş zamanlı geliştirilmiş olup, direk aracın kendi enjektör sistemini kullanarak, yanma odasına LPG beslemesi yapmaktadır” diye konuştu.

    Yeni sıvı oto gaz sistemlerinin ARGE ve testlerden tam not aldığını belirten Dağ, “Üretimine başladığımız yeni sistemimiz; TSİ, TFSİ, GDİ, ECO BOOST, CGİ, SIDI modellerinde montaj yapılabiliyor. Net yüzde 50 tasarruf sağlıyor. Bu teknoloji dünyada 4 firmada var. Türkiye’de ilk biz yaptık. Bu sayede dünya sıralamasında yerimizi aldık. Dünyada bu sistemi yapan firmaların yarı fiyatına sunduğumuz bu sistemin kurulumu 8 saat sürüyor. Sistemimiz her motor tipi için ayrı ayrı tasarlanıp, özel montajı yapılıyor. Ayrıca sıvı gaz sistemini kullanan otomobil hiçbir şekilde benzin tüketimi yapmıyor. Buda akaryakıt depolarının yedek depo olarak kullanılmasına olanak sağlıyor” dedi.

  • Tügik Yik Başkanı Özmen: “Sistem Değişikliği De Anayasa Değişikliği De Toplumsal Mutabakatla Olmalı”

    Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Erhan Özmen, Türkiye’de bir sistem değişikliği ve anayasa değişikliği olacaksa, bunun mutlaka toplumsal mutabakatla yapılması gerektiğini belirtti. Dünyanın, Türkiye’nin son dönemde yaşadıklarına sessiz kalmasını da sert dille eleştiren Özmen, “Suriye’den Kilis’e her gün bombalar yağacak, dünya bunu seyredecek. Yuh olsun onlara” dedi.

    Mersin’de Güney ve Güneydoğu Genç İş Adamları Federasyonu (GİAF) tarafından ’GİAF Vizyon Toplantısı’ düzenlendi. GİAF ve Mersin Girişimci İş Adamları Derneği (Mersin GİAD) Başkanı Mehmet Serkan İzol’un ev sahipliğinde Hilton Otel’de düzenlenen toplantıya, Hollanda Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı Jeroen Kelderhuis, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Erhan Özmen, İç Anadolu Genç İş Adamları Federasyonu (İÇGİAF) Başkanı Fatma Semiz, Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin ve federasyon üyesi iş adamları katıldı.

    “ŞARTLAR NE OLURSA OLSUN DİK DURACAĞIZ, YILMAYACAĞIZ. ÜLKEMİZE İNANCIMIZ TAMDIR”

    GİAF Başkanı İzol, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, GİAF ailesinin fertleri olarak Türkiye’nin, bölgesinde ve Ortadoğu’da yaşanan sıkıntıları yakından takip ederek, çözüm için mücadele verdiklerini vurguladı. İzol, “Verilen mücadelenin farkındalık uyandırması için tüm sıkıntıları GİAD başkanlarımızla masaya yatırıyoruz, talep ve önerilerimizi medya aracılığıyla kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bölgenin genç ve girişimci iş adamları olarak şunun altını çizmek istiyoruz ki, şartlar ne olursa olsun dik duracağız, yılmayacağız. Ülkemize inancımız tamdır” diye konuştu.

    Bölge illerinin birlikte hareket etmeleri gerektiğine işaret eden İzol, “Mersin şunun farkındadır ki, biz ancak bölgemiz kadar güçlüyüz. Ne Mersin ne Gaziantep ne de Mardin ve bölgenin diğer illeri, turizm, ticaret, sanayi gibi konularda tek başına hareket etme gücüne sahip değildir. Bölgemizin turizm, tarım ve sanayi alanında yeni çalışmalara ihtiyacı vardır. Tarım, turizm, sanayi ve tekstilde güney ve güneydoğu destinasyonlarını oluşturmamızın, sorunların çözümünde fayda sağlayacağı inancındayız. Öte yandan, gençlerimizin girişimci ruhunun köreltilmesinin, ülkemizin önündeki en büyük engel olduğuna inanıyoruz. Artık dünya piyasalarına bakıldığında, dev ekonomilerin ileri teknoloji ürünlerinin Ar-Ge ve üretim ile gelişim gösterdiğini görüyoruz. Gençlerimizin girişimci ruhlarını ortaya koymadıkça üreten değil, tüketen bir toplum olacağız” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE OLARAK DÜNYADA OYNANAN OYUNUN İÇERİSİNDE VAR MIYIZ, YOK MUYUZ?”

    TÜGİK Kurucu Başkanı YİK Başkanı Özmen ise “Çok zor günlerden geçiyoruz” diyerek başladığı konuşmasında, 7 milyar 400 milyon insanın olduğu dünyanın bir oyun alanı olarak düşünüldüğünde, 193 devletin 3 ayrı ligde yer alan birer takım olduklarını belirtti. “Biz hangi ligdeyiz ve dünyadaki oynanan oyunun içerisinde var mıyız, yok muyuz?” diyen Özmen, Türkiye’nin, 18’inci büyük nüfusuna, 37’nci büyük coğrafyasına, 19’uncu büyük ekonomisine, 29,5 yaş ortalamasına ve bulunduğu coğrafyanın bugün külfetlerini yaşayan, ancak bir müddet sonra nimetlerini yaşayabileceği çok önemli bir coğrafyaya sahip bir ülke olarak tanımladı. Özmen, “Böyle bir dünyada Türkiye’nin rolü ne olmalı? Türkiye oyunun içerisinde olmalı mı, olmamalı mı? Bunu siyasetçimizden sivil toplum kuruluşlarına, mesleki örgütlerden medyamıza, bireylerimize kadar 78 milyon nüfusumuzun tamamı düşünmek zorunda” şeklinde konuştu.

    “EKONOMİNİZ NE KADAR GÜÇLÜYSE O KADAR SİYASİ GÜCÜNÜZ OLUR”

    Bugün gelişmiş ülkelerin izlediği yolu, Atatürk’ün 100 yıl önce söylediği, ’Ekonominiz ne kadar güçlüyse o kadar siyasi gücünüz olur’ sözüyle açıklayan Özmen, Atatürk’ün bir asır önce söylediğini bugün yapan ülkelerin ekonomileriyle sivrildiklerini, demokrasilerinin, toplumsal diyaloglarının, özgürlüklerinin, ürettiklerinin, tükettiklerinin ve geleceğe bakışlarının da hep birbirine paralel gittiğini kaydetti.

    Bugün ABD’nin, ekonomik anlamda dünyanın lideri olduğu için siyasi anlamda da lider olduğunu ifade eden Özmen, 322 milyon nüfusa sahip ABD’nin, 193 ülkenin geçen yıl ürettiği 78 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılanın 17,5 trilyon dolarını tek başına ürettiğini, kişi başı ortalama 54 bin dolar milli geliri olduğunu söyledi.

    Almanya’nın da 3,7 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılası ile 47 bin dolar kişi başı bir milli geliri olduğunu dile getiren Özmen, şöyle devam etti: “Bizim kadar nüfusu var, ancak biz geçen yıl 731 milyar dolar üretim elde etmişken, onlar 3,7 trilyon dolar, 5 katımız üretim elde etti. Hollanda’ya Türkiye’de herkes ’Konya kadar bir ülke’ diyor ama bizim ihracatımız 137 milyar dolar, 16,5 milyon nüfusu olan, 42 bin kilometrekare yüzölçümü olan bir Hollanda, 100 milyar dolar sadece tarımsal ürün ihracatı var. Dünyanın 5’inci büyük ihracatçısı. Amerika’nın, Almanya’nın, Hollanda’nın bugün geldiği nokta tesadüf mü, bir şans mı?. Güney Kore bugün dünyanın 10’uncu. büyük ekonomisi, 1,44 trilyon dolar. 1960’larda Türkiye’nin yarı üretimi olan bir ülke. 2002 yılında 120 milyar dolar ihracattan bugün 600 milyar dolar ihracata gidiyorlar. Kişi başı 30 bin dolar milli gelir seviyesini elde etmişler.”

    “SURİYE’DEN KİLİS’E HER GÜN BOMBALAR YAĞACAK, DÜNYA BUNU SEYREDECEK. YUH OLSUN ONLARA”

    Bölgesinde yaşanan olaylar nedeniyle Türkiye’nin bugün kötü bir noktada ve çok zor bir durumda olduğuna dikkat çeken Özmen, Türkiye’nin yaşadıklarına dünyanın seyirci kalmasını sert dille eleştirerek, şunları söyledi: “Biz bu oyunun içerisinde miyiz, dışarısında mıyız? Bugün kötü bir noktadayız, gerçekten çok zor bir durumda. Türkiye’nin bulunduğu şartlar çok kötü. Çünkü Suriye gibi komşu bir ülkede bir bataklık gibi maalesef NATO, Birleşmiş Milletler, dünyada herkes ve dünyanın en güçlü siyasi aktörleri de Türkiye’yi öyle bir halde bıraktılar ki, bu kesinlikle kabul edilebilir bir durum değil. NATO’nun ve Birleşmiş Milletler’in en güçlü müttefiki Türkiye’ye, bugün Suriye’den Kilis’e her gün bombalar yağacak, dünya bunu seyredecek. Tek kelimeyle yuh olsun, yuh olsun onlara.”

    “SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ DE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ DE TOPLUMSAL MUTABAKATI SAĞLAMADAN KESİNLİKLE OLMAMALI”

    “Biz bu oyunun içerisinde olmalıyız” diyen Özmen, “GİAF olarak kesinlikle ne terörden yılmak var ne bir ekonomik sıkıntıdan ne dünyanın durgunluğundan ne bölgemizdeki coğrafi olumsuzluklardan, hiç birinden yılmak yok. Asla yılmayacağız, ne teröre boyun eğeceğiz ne bölgemizdeki olumsuzluklara boyun eğeceğiz. Ancak, bu oyunun içinde varsak kartlarımızı böyle oynamak zorundayız. Onun için yeni şeyleri konuşmamız lazım. Artık yeni sözleri ifade etmemiz lazım. Bugün bir Anayasa değişikliği tartışması var. Mutlaka anayasa değişikliği yapmalıyız. Yönetimde bir model değişikliği. Olabilir, tartışalım ama ne bir sistem değişikliği ne bir anayasa değişikliği toplumsal sözleşmeyi kapsamadan kesinlikle olmamalı. Çünkü bu kadar kan kaybeden bir Türkiye, 17’nci büyük ekonomiden şimdi 19’uncu sıraya geriledik. Dünya ticaretinde 143 milyar dolar ihracatımız var. Dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olacaksınız, 18 trilyon dolarlık ihracatından 0,93, yüzde 1’in altında pay alacaksınız. 29 yaş ortalaması olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bu kabul edilebilir bir parametre midir? Asla. 143 milyar dolar ihracat rakamı, 731 milyar dolar gayri safi milli hasılamızla bunlar olmaz. Almanya’ya 4 kilogram ürün göndereceğiz, Almanya bize 1 kilogram ürün gönderecek. Bir yerde bir yanlışlık var. Türkiye Irak’a çalışıyor. Türkiye’deki KOBİ’ler Irak’a ihracat yapıyor 8,5 milyar dolar ama Çin’den bu ülkeye ithalat 25 milyar dolar. Bunu bizim 7/24 tartışmamız lazım” diye konuştu.

    “İLK 20 ÜLKE İÇERİSİNDE İKİ TANE MARKASI OLMAYAN ÜLKE VAR, BİRİSİ ENDONEZYA, BİRİSİ TÜRKİYE”

    Dünyadaki 500 marka içerisinde ABD’nin 185, Güney Kore’nin 13, ilk 20 içerisinde Almanya’nın 30, Hollanda’nın 11 tane markası olduğunu da ifade eden Özmen, “Dünyanın yüzde 72’sini üreten ilk 20 ülke içerisinde iki tane markası olmayan ülke var, birisi Endonezya, birisi Türkiye. Bizim yeni fikirleri konuşuyor, yeni bir hikaye yazıyor olmamız lazım. Mutlaka yeni bir anayasa yapalım ama bu anayasanın diğer bir adı toplumsal sözleşme olsun. Bizi bu dünya normlarına taşıyacak anayasa olsun. Anayasayı sırf değiştiriyor olmak için bu kavramı kullanmayalım. Anayasayı bizi dünya normlarına taşısın diye yapalım. Sistem değiştiriyorsak yine toplumsal mutabakatla yapalım. Burada görüyoruz ki, toplumsal diyalogda hiçbir problem yok. Problem siyasi diyalogda. Maalesef bugün geldiğimiz noktada siyasette bir tıkanmışlık görüyoruz. Onun için buradan siyasilere şunu söylemek istiyorum ve şunu rica ediyorum; bakın lütfen dünya hızla değişiyor ve dünyaya entegre olan bir ülkeyiz. Dünyayla 400 milyar dolara yakın ticareti olan bir ülkeyiz. Korumacılığımız yok, kapılarımız açık, gümrüklerimiz sıfır. Dünyayla artık diyalogda olan bir toplumuz. Bunun başka şekli yok. 2023 yılında dünyanın 10’uncu büyük ekonomisi olacağız, 500 milyar dolar ihracat yapacağız. Bunu nasıl yapacağız, yolu nedir, yöntemi nedir, kuralı nedir, programı nedir? Siyasilerimizden ricamız, Büyük Millet Meclisi’nde 4 tane siyasi partimiz var, bu partilerimizden bizim gönderdiğimiz toplumumuzun gönderdiği milletvekillerimiz lütfen sağduyulu olsunlar. Onların oradaki tartışmalarından, diyaloglarından toplumsal olarak biz etkileniyoruz. Biz her sabah uyandığımızda neden gelişmiş ülkelerdeki insanlar gibi güne pozitif başlamıyoruz, neden onlar gibi güne 3-0, 5-0 ile başlamıyoruz? Bu ülkenin her birimi, her sorumlusunun, bu ülkede herkesin bir sorumluluğu var. Ama insani anlamda bunu güne mutlu başlamak istiyoruz” şeklinde konuştu.

  • Erdoğan: “Türkiye’nin Meselesi Sistem Meselesidir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “10 Ağustos 2014 tarihinden beri Türkiye artık yeni bir döneme girmiştir. Konuyu sadece isimler üzerinden okuyanlar ülkeye de millete de kötülük ettiklerini bilmelidir. Türkiye’nin meselesi sistem meselesidir” dedi.

    TOBB 72. Genel Kurul Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 10 Ağustos 2014 tarihinden beri yeni bir döneme girdiğini belirterek, bu meselenin şahıs meselesi olmadığını, konuyu sadece isimler üzerinden okuyanların ülkeye ve millete kötülük ettiklerini, Türkiye’nin meselesinin sistem meselesi olduğunu söyledi.

    “SOKAĞIN DURUMUNU GAYET YAKINDAN TAKİP EDİYORUM”

    İş dünyasının meselelerinin karşılıklı görüş alış verişi ile yürütmenin kendilerinin temel düsturu olduğun belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece şikayet etmek, talep etmek bizlere de sizlere de yakışmaz. Çözüm önerilerini de konuşacağız, pratik sonuçlar elde edebilelim. Artık sadece ülkemizin meseleleri değil, küresel meselelerin çözümü için de sizlerle birlikte çalışıyoruz. Sorumluluk sahibi olduğumuz tüm platformlarda verimli bir işbirliği halindeyiz. Her işimizi olduğu gibi iş dünyasının meselelerini de karşılıklı görüş alış verişi ile yürütmek bizim temel üslubumuzdur. Her meseleyi ehli ile istişare etmek gerekir. Sokağın durumunu gayet yakından takip ediyorum, üreticinin durumunu da gayet iyi biliyorum. Piyasanın işleyişine engel olacak, ekonominin ritmini düşürecek, üretim peşinde koşan insanımızın önünü tıkayacak tutum içine girenlere karşı en küçük bir müsamahamız olamaz” dedi.

    “TURİZM SEKTÖRÜNDE OLAN ARKADAŞLARIM SESLENİYORUM”

    Türkiye’nin 2023 hedefleri için yapılması gerekenleri anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizm sektörüne seslendi. Erdoğan, “Kamu kuruluşları yatırımlarını artıracak, özel sektörümüz yatırımlarına ara vermemeli vermeyecek, yeni yatırımlar için kolları sıvayacak, girişimcilerimiz daralan pazarlar için üzülmeyecek, daha büyük pazarlar bulmak için dünya kazan onlar kepçe dolaşacak. Turizmcilerimiz, gelmeyen misafirlerinin yerine garklı ülkelerden daha fazlasını tesislerine çekmenin yollarını arayacak. Böylece Türkiye’yi daha da büyütmenin mücadelesini vereceğiz. Turizm sektöründe olan arkadaşlarım sesleniyorum; artık biz dünyayı kazan kepçe anlayışı ile turizm noktasında operatörlerini kurarak oralardan müşteriyi alıp buraya getireceğiz. Sektörde bu gücü elinde tutan girişimcilerimizin olduğunu biliyorum. Başka türlü 2023 hedeflerimize nasıl ulaşabiliriz, başka türlü bölgemizin ve dünyanın kaynadığı dönemde nasıl güçlenerek çıkarız, eğer böyle yapmazsak vatanımızın bütünlüğünü, milletimizin birliğini nasıl güvence altına alabiliriz” diye konuştu.

    “YILDA 1 MİLYON 400 BİN İŞSİZ…”

    TOBB Başkanı Rifat Hizarcıklıoğlu’nun yılda 1 milyon 400 bin kişiyi işsiz sahibi yapmak için gerekli çalışmayı yapmak için verdiği müjdeyi değerlendiren Erdoğan, “Bu müjdeyi ülkem için yeni bir sıçrama noktası olarak görüyorum, bundan dolayı teşekkür ediyorum. Bu bizler için çok önemli bir adım. Yılda 1 milyon 400 bin. Artan nüfusla baktığımız zaman 1.5 milyon işsizin, 1 milyon 400 bin üyesi olan TOBB çatısı altında iş sahibi yapılması demek hem sizin için hem de ülke için çok büyük bir dinamizmin kazanılması demektir. Ben bu gücün sizde olduğuna inanıyorum. Bunu TOBB gerçekleştirebilir. Her üye ortalama bir işsiz alacak. Ben piyasa adamı olduğum için öyle bakıyorum olaya. Bugün başkandan sinyali aldık, evelallah bu işi başaracağız. Bunun için ekonomi bürokrasinin iş dünyasına daha fazla destek olması gerekiyor. Finansman konusunda yaşanan sıkıntının çözümü için faizlerin düşürülmesi başta olmak üzere diğer hususların daha fazla dikkate alınmasını bekliyorum. Bankalık sektörünün reel kesime karşı tavrı zaman zaman altın yumurtlayan tavuğu kesme durumuna dönüşüyor. Böyle bir anlayış olamaz. Finans sektörünün, bankacılık sektörünün girişimcilerimizin önünü açması lazım. Bu faizi düşürmek suretiyle olur, sürümden kazan. Tavukların hepsini kesersen ortada bir şey kalmaz. Ekonomi sadece bir tarafın kazanacağı değil, hep birlikte kazanabileceğimiz bir alandır. Sadece kendiniz kazanmaya çalışırsanız bir süre sonra tüm muslukların kapandığını görürsünüz” şeklinde konuştu.

    “BİZE BU AKLI VERENLER AVRUPA’DA PARLAMENTONUN ÖNÜNE TERÖRİSTLERİN KURDUĞU ÇADIRA NİYE MÜSAADE EDİYORLAR”

    Rifat Hisarcıklıoğlu’nun konuşmasında vurgu yaptığı yeşil pasaport meselesine yönelik Erdoğan, “Bunlar görüşülür yapılır. Bunun üzerinde de yeni kurulacak hükümetin bir çalışma yapması inşallah 22’sinden sonra atılacak adımdır” dedi.

    AB’nin vize serbestisini getireceğini söyleyen ve müsterih olunmasını gerektiğini belirten Erdoğan, “AB vize serbestini getirir diyorum ben. Biz Başbakan iken bunlar bana söz verdiler, bu yılın Ekim ayı için söz verdiler. Daha sonra ‘biz bunu Haziran’a çekelim’ dediler. Bir şey daha söylediler, ‘şunları yapacaksınız’ dediler, 72 madde öne sürdüler. Yoktu bunlar, nerden çıktı bunlar. 5 tane madde var ki, bunların içinde bir tanesi felaket, ‘Terörle Mücadele Yasasını değiştireceksiniz’ dediler, bize bu aklı verenler Avrupa’da parlamentonun önüne teröristlerin kurduğu çadıra niye müsaade ediyorlar. Biz burada terörle mücadele edeceğiz, beyler parlamentonun önüne teröristlere çadır kurduracaklar, baş teröristin posterleri oraya asılacak, ondan sonra sen kalkacaksın terörle mücadele yasasını değiştirmemi isteyeceksin, sen Türkiye’nin ne zamandan beri bu tür talimatlar almaya başladığını öğrendin, böyle bir şey olamaz. Bugün birileri açıklama yapıyorlar. Buna benzer açıklamaları daha çok yaparsınız. Bu millet kendilerine adil davranılmadığı taktirde, çünkü devletin esası adalettir, ‘adalet mülkün esasıdır’ ifadesi mal mülk anlamına değil, devlet anlamındadır, devletin esası adalettir. Bir devlette adalet yoksa o devlet çökmeye mahkumdur. Bize bu tavsiyeleri yapanlar önce işe buradan başlamaları lazım, adil olmaları gerekir. Türkiye artık bir sömürü ülkesi değildir, bu konuda da adil davranmaları gerekir” ifadelerini kullandı.

    “BU İŞLER OLDU OLDU, OLMADI BİZ YOLUMUZA BUGÜNE KADAR VİZE İLE DEVAM ETMEDİK Kİ, AYNI ŞEKİLDE DEVAM EDERİZ. BU İŞİ ÇOK FAZLA BÜYÜTMEYE GEREK YOK”

    Avrupa’nın mülteciler için Türkiye’ye vereceği 3 milyar euroyu hala vermediğini, Türkiye’yi oyaladıklarını kaydeden Erdoğan, “Şurada 3 milyon mülteciye bu millet bakıyor, ‘biz size yılda 3 milyar Euro vereceğiz’ dediler. Bu parayı şuana kadar vermediler, hala orta sahada top çeviriyorlar. Verecekseniz verin. Bu parayı filanca yenden buraya dolaşıp gelecek diye bize adresler vermeyin. Buraya geliyor yöneticiler, bizim kampları geziyor, öbür taraftan ‘bize proje gönderin’ diyor, bizimle dalga mı geçiyorsunuz. 25 tane şuanda kamp var, bu kapları görüyorsunuz, proje diye bir şey yok, biz uyguladık. Ne projesi? Biz konteyner kentleri, çadır kentleri kurmuşuz, bunlar hala ‘bize proje gönderin size para gönderelim’ diyor. Dalga mı geçiyorsunuz? Bu bir milletin asaleti ile adeta dalga geçmektir. Biz asaletimizle size dalga geçirtmeyeceğiz. G-20’de ben bunlarla konuştum, ‘biz iane ile bunu yapmıyoruz, sizden lütuf istemiyoruz.’ Biz bugüne kadar sizden para gelecek diye bu adımları atmadık ki, biz bu işe başladık, insani ve vicdani bir görev bildik. 6 yıldır bu işi biz götürüyoruz. 10 milyar doları aşkın sadece faturalı harcamalarımız var. STK’ların yaptıkları harcamaları katarsak 20 milyar doları bulur. Bize dünyadan gelen ise 450 milyon dolar. Bunlar hala bizi oyalıyorlar. Sanki bize çok ciddi bir destek verecekler, ‘yılda biz size 3 milyar Euro vereceğiz.’ Vereceksen ver. Bu parayı sen benim bütçeme vermeyeceksiniz, oradaki sığınmacılara gidecek. Vermiyorlar, oyalıyorlar, sonrada ‘biz şu kadar destek verdik.’ Bilmeleri gereken bir şey var, vize konusunda da bize daha önce verilmiş sözleri bunların bu yılın Ekim ayıdır. İmzalar Ankara Palas’ta bu şekilde atıldı. Şuandaki ‘Haziran’a çektik, çekiyoruz’, bu 4 aylık olay var ya, bunlar sadece kendilerine yeni takıma için yol arama projesidir. Temenni ediyorum ki daha önce verdikleri sözü tutarlar ve en geç Ekim ayında bu işi bitirirler. Bu işler oldu oldu, olmadı biz yolumuza bugüne kadar vize ile devam etmedik ki, aynı şekilde devam ederiz. Bu işi çok fazla büyütmeye gerek yok, bunların hepsinin çıkış yolları var, dik duracağız, eğilmeyeceğiz. Duygusal konuşmuyorum, çünkü bu milletin tarihi böyle yazıldı onun çini böyle konuşuyorum” açıklamasında bulundu.

    “LAİK DEĞİLLER AMA KENDİLERİNE TEŞEKKÜR EDEYİM”

    Kilis’e yaşananlara değinen ve bu yönde yapılan tüm operasyonların acımasız bir şekilde sürdüğünün altını çizen Erdoğan, “Kilis’e düşen roketler oradaki birkaç teröristin şımarıklığı değil, tarihi hesaplaşmanın bir parçasıdır. Kilisli kardeşlerimizin yaşadığı acıları, sıkıntıları gayet iyi biliyorum. Bu meseleyi çözmek için tüm alternatifler masamızın üzerinde. Tüm operasyonlar acımasız bir şekilde sürmektedir. Kilis’teki kardeşlerimiz Üstat Necip Fazıl’ın Sakarya şiirinde ‘eyvah Sakarya’m sana mı düştü bu yük’ diye ifade ettiği gibi bu büyük hesaplaşmanın yükünü omuzlamışlardır. Kilis’e düşen roketler sebebiyle şehit olan tüm kardeşlerime rahme, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Terörle mücadele esnasında tüm güvenlik güçlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

    “Kesin çözüm noktasında artık bu günleri sayıyoruz, bugünler yakındır” açıklamasında bulunan Erdoğan, “Bu ülkede artık bizimle birlikte yaşamayacağını söyleyenler olduğunu görüyoruz. Gönüllerindeki hevesi açıkça söyledikleri için laik değiller ama kendilerine teşekkür edeyim. Bizi niyet okuma, bir sürü süslü laf kalabalığının arasından asıl mesajları alma derdinden kurtardılar. Bizde bundan sonra kendilerine dolaylı yollardan cevap verme sıkıntısından kurtulmuş olduk, artık söyleyeceğimizi açıkça söyleme hakkına sahibiz. Her sözün bir bedeli vardır, biz bu toprakları vatanımız kılmaya söz verdiğimiz günden beri kesintisiz bedelini ediyoruz. Ayrılma sözü edenler, bunu şahıs olarak kendilerinin bir yere antet etmesi anlamında söylüyorlarsa buyursunlar diledikleri yere gitsinler. Vatan topraklarının bir kısmına göz dikmek anlamında bu ifadeyi kullanıyorlarsa açıp Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiirini, Mehmet Akif’in Çanakkale şehitlerinin anısını yazdığı şiiri, hiç olmadı İstiklal Marşımızı bir okusunlar. Orada kendileri için her türlü cevap var” diye konuştu.

    “PARALEL DEVLET RÜYASINDA BULUNANLAR BAŞLARINDAKİ NEREDEYSE BUYURSUNLAR ORAYA GİTSİNLER”

    Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet vurgusunu yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu milleti parçalayamayacaklar. 79 milyonu ile tek millet. Bu milletin tek bayrağı var. Paçavraları bayrak diye ortaya koyanlar aldanıyorlar. Bu ülkede bayrağımızın dışında hiçbir bayrak söz konusu olamaz. Tek vatan, 780 bin kilometre kare ile bu vatan tek vatan toprağıdır. Buralar tarla değildir, buralar şehit kanları ile sulanmış vatan toprağıdır. Tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devletin başka bir devlet asla yok. Paralel devlet rüyasında bulunanlar başlarındaki neredeyse buyursunlar oraya gitsinler. İmamlarından ayrı kalmasınlar. Onlarda oraya lütfetsinler” şeklinde konuştu.

    “PKK, YPG, DHKP-C, DAEŞ, EL KAİDE GİBİ TERÖR ÖRGÜTLERİ DE BU PROJENİN BİRER MAŞASIDIR”

    Türkiye’nin Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kalbi konumunda olan bir bölgenin merkezinde yer aldığına dikkat çeken Erdoğan, “Stratejik önemi sebebiyle coğrafyamız her dönemde dikkatlerin, arzuların üzerinde odaklandığı bir bölge olmuştur. Uzun yıllar ayrılıkçı milliyetçilik üzerinden böl-parçala-yut taktiği ile biçimlendirilen bölgemiz bugün terör örgütleri üzerinden kontrol edilmeye çalışılıyor. Burada esas gaye bölge ülkelerinin imkan ve enerjilerin bu tehditlerle boğuşmasını sağlamak, böylece kalıcı istikrar yerine sürdürülebilir istikrarsızlığı hakim kılmaktır. PKK, YPG, DHKP-C, DAEŞ, El Kaide gibi terör örgütleri de bu projenin birer maşasıdır. Türkiye ne zaman iç barışınız tahkim edecek, ekonomisini büyütecek, demokrasisini güçlendirecek adımlar atmaya kalksa hemen ekonomik siyasi tetikçiler devreye giriyor. Ne zaman bakışlarımızı sınırlarımızın dışına yöneltsek, Orta Asya’daki, Kafkasya’daki, Balkanlar’daki, Ortadoğu’daki kardeşlerimizle kucaklaşsak terör örgütleri silaha sarılmışlardır. Bizim uluslararası ilişkilerde de içimizdeki bazı kesimlerin tavırlarında çifte standardı, ilkesizliği, söz ile eylem arasındaki derin ayrımı hissettiğimiz meselelerin başında terör geliyor. Bize demokrasi, insan hakları dersi vermeye kalkanlar, ekonomik kalkınmanın güya yolunu gösterenler, bunun önündeki en büyük engel olan terör konusunda desteği hiçbir zaman vermediler. Tam aksine teröristleri kendi ülkelerinde beslediler. Onlara parasal kaynaklar temin ettiler, onlara yataklık ettiler. Bugün terör örgütün militanları için Suriye ve Irak için ne kadar önemliyse, siyasi uzantıları için de çoğu Avrupa ülkesi o derece güvenli limanlardır. Yanı başımızdaki bir Avrupa ülkesinde terör örgütü militanlarına silahlı ve ideolojik eğitim verdikleri kamplar faaliyet gösterebiliyor, bunları biliyoruz. Türkiye’de suç işlemiz, cinayete karışmış, bombalı eylem yapmış, terör örgütü adına haraç toplamış suçlular tüm Avrupa ülkelerinde serbestçe gezebiliyorlar. Siyasi sığınmacı denilerek eli kanlı caniler, terör örgütünün liderleri korunuyor. İade taleplerimiz ya yargı sistemi içinde akamete uğratılıyor ya da bürokrasiye boğularak bir türlü engelleniyor. Avrupa’dan terör bağlantılı suçlardan dolayı ülkemize iade edilenlerin oranı yüzde 3. Yani ülkemizde cana kıymış, teröre bulaşmış her yüz kişiden 97’si rahatça Avrupa ülkelerinde kendilerine sağlanan özgürlük ortamından istifa ediyor. Özdemir Sabancı’nın katillerinden Fehriye Erdal bunun en somut örneğidir. Geçenlerde Türk medyasında görüntülediler. Bu manzara sadece benim değil, 79 milyonun tamamının içini acıtıyor. Bunu rağmen AB’nin terör kavramı üzerinden ülkemizi hedef alan açıklamalar yapması tam bir kara mizah örneğidir. İşte Belçika’daki olaydan önce kendilerine Dışişleri Bakanlığımız gerekli bilgilendirmeyi yaptı, ‘ilgisi, alakası yok’ dediler. Sonra havalimanında teröristler bombaları patlattı. Ondan sonra ‘hayır’ diyemediler. Belçika karıştı. Aynı şey Hollanda için oldu. Güven yok. Onlardan bize böyle bir destek neredeyse hiç yok. Biz AB üyesi ülkelerden teröre destek veren kendi mevzuatlarını düzeltmelerini, biran önce bu yüz kızartıcı tablonun önüne geçmelerini istiyoruz. Türkiye’den canlı bombalar için başkentine taziye çadırı kurduracak, teröristleri baş tacı edecek, terör örgütleri arasında aynım yapacak bir mevzuat istiyorlarsa hiç beklemesinler. Türkiye onların yaptığı gibi teröre ve teröriste kucak açmaz. AB’nin öncelikle kendi üye ülkeleri arasında ortak bir terör tanımı belirlemesi gerekiyor. Bizim ödediğimiz bedelin, yaşadığımız acının, verdiğimiz can kayıplarının onda birini dahi yaşamamış ülkelerin en küçük hadiseler karşısında attıkları adımları görüyoruz. Bırakın mahkeme kararlarını, kanunları, idari düzenlemelerle özgürlükleri nasıl askıya aldıklarını, güvenlik tedbirlerini nasıl genişlettiklerini biliyoruz. ‘Ele verir talkını, kendi yutar sapını’ AB’nin yaptığı tam bu” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN MESELESİ SİSTEM MESELESİDİR”

    Başbakan ve hükümet değişikliği sürecinin yaşandığını belirten Erdoğan, “Bundan önce danışmanım ve Dışişleri Bakanım olarak, 20 aydır Başbakanım olarak birlikte çalıştığım Ahmet Davutoğlu kardeşime hizmetleri için teşekkür ediyorum. Kongrede seçilecek yeni genel başkan ve dolayısıyla Başbakan’ın milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Muhalefet hala AK Parti’nin aldığı kongre kararı ile ilgili olarak farklı yorumlar yapıyor. Siz önce kendi içinize bakın. Siz kendi içinizde ne hale gelmişsin, şimdi kalkıp iktidar partisinin aldığı olağanüstü kongre kararının ‘Beştepe ile ilgili var…’ bunlar üzerinden bir çok şeyler yapıp duruyorsunuz, işinize bakın. Önce güçlü bir demokrasi güçlü bir muhalefetle olur. Siz hiçbir zaman güçlü bir muhalefet olamadınız, önce bunu düzeltin. 10 Ağustos 2014 tarihinden beri Türkiye artık yeni bir döneme girmiştir. Bu mesele asla şu veya bu şahıs meselesi değildir. Konuyu sadece isimler üzerinden okuyanlar ülkeye de millete de kötülük ettiklerini bilmelidir. Türkiye’nin meselesi sistem meselesidir. Madem devir bilgisayar devri, onun üzerinden bir örnekle meramımı anlatmaya çalışıyım, biliyorsunuz bilgisayarda bir donanım bir de yazılım var. Türkiye geçtiğimiz 13 yılda kat ettiği büyük mesafe sayesinde donanımını değiştirdi, geliştirdi. Buna karşılık hala 1960 ve 1980 darbelerinin milletimize dayattığı bir anayasa ile yani eski sürüm bir yazılım ile bilgisayarımızı kullanmaya çalışıyoruz. Bazı ülkelerde anayasalar tarihi metinler olduğu için yeniden yazılmak yerine yeniden yorumlanarak güncel gelişmeler karşısında korunabiliyor. Bizim anayasamızın böyle bir özelliği yok. Tarihi değerinin hatırına korumamız gereken bir anayasaya da sahip değiliz. Bütünselliğini kaybetmiş bir anayasa ile karşı karşıyayız. Sahip olduğumuz güçlü donanımı buna uygun bir yazılım ile destekleyerek verimimizi artırabilmenin yoluna gitmeliyiz. Yeni anayasa ve başkanlık sistemi meselesine böyle bir anlayışla yaklaşmamız gerekiyor. Hiç kimsenin Türkiye’yi vejetaryen diyete mahkum edilmiş bir aslanlar ülkesi haline getirmeye hakkı yoktur. Ülkemizin ihtiyacı neyse ona uygun çözümleri bulmalı ve hayata geçirmeliyiz. Maalesef ülkemizde kendisi yeni bir şey üretmeyen, yapılanlara engel olmayı aslı görevi sayan müzmin bir muhalefet anlayışı var” ifadelerini kullandı.

    Daha önceki anayasa yapım süreçlerine ilişkin hatırlatmalar yapan ve muhalefetin derdinin ipe un sermek olduğunu söyleyen Erdoğan, “Şimdi yeni bir süreç devam ediyor. Temennim ve beklentim bu sürecin başarı ile sonuçlanarak Türkiye’nin hedeflerine uygun bir anayasal zemine ve yönetim sistemine kavuşmasıdır” açıklamasında bulundu.

    “YENİ BİR ANAYASA İLE BİRLİKTE BAŞKANLIK SİSTEMİNİ DE SİZLERİN DESTEĞİ İLE HAYATA GEÇİRMEK İSTİYORUZ”

    “Dünyanın her yerinde Türkiye’nin konuşulması, Türk ticaret erbabının dünyanın her yerinde ticaret yapması yönünde TOBB’un katkısının büyük olacağına inanıyorum” ifadelerini kullanan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, ticareti kolaylaştırdıklarını, tüm gümrük kapılarını otomasyona geçirdiklerini belirtti. Bakan Tüfenkci, “AK Parti hükümetleri olarak hayal dahi edilemeyenleri başardık. 2023 hedeflerine birileri ‘hayal’ dedi, biz bu millete inanarak bu hedefi hep birlikte gerçekleştireceğiz. Bugün yapısal reformların birçoğunu gerçekleştirdik. Yeni bir anayasa ile birlikte başkanlık sistemini de sizlerin desteği ile hayata geçirmek istiyoruz” dedi.

    “GİDECEK BAŞKA YERİMİZ YOK, GİTMEYE DE NİYETİMİZ YOK”

    Son 7 yılda Türkiye’de 6 milyon vatandaşa özel sektör eliyle istihdam sağlandığının altını çizen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Son 7 yılda AB ülkeleri tek bir ilave istihdam sağlayamadılar, tam tersine 4 milyon kişi işten çıktı. Türkiye aynı dönemde 6 milyon vatandaşına ilave istihdam sağladı. Avrupa’da yaşanan ekonomik krize rağmen bunu başardık. Sayın Cumhurbaşkanım, sizin desteğinizle yılda 1 milyon 500 bin hedefini de yakalarız, Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisinden birisi de yaparız” açıklamasında bulundu.

    “Devletten tek talebimiz önümüzdeki engellerin kaldırılması” ifadelerini kullanan Hisarcıklıoğlu, yargı reformu, iş gücü reformu, eğitim reformu, kamu yönetimi ve vergi reformları olmak üzere 5 temel alanda reformlara öncelik verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Finansmana erişimde büyük sıkıntı yaşadıklarını kaydeden Hisarcıklıoğlu, “Bankalar artık daha vicdanlı ve sorumlu davransın, hep bana anlayışını bıraksın” dedi.

    Hisarcıklıoğlu, Oda ve borsa başkanları için yeşil pasaport ihtiyacını gündeme getirdi. Yeni anayasa sürecine ilişkin de konuşan Hisarcıklıoğlu, “Yeni anayasamızı hep birlikte hayata geçirelim” diye konuşurken, terör olaylarına değinerek, bölge esnaflarının sıkıntılarının çözülmesi gerektiğine işaret etti.

    Terör örgütlerine de seslenen Hisarcıklıoğlu’nun “Sizlerin ağa babaları 8 asır önce Haçlı Seferleri düzenlediler, 9 defa düzenlediler yenildiler. Dedelerimiz buna fırsat vermedi, hepsini denize döktü. Bugün bizde müsaade etmeyeceğiz. Bizler bin yıldır bu coğrafyayı vatan belledik, gidecek başka yerimiz yok, gitmeye de niyetimiz yok. 78 milyon kardeştir, Türkiye hepimizindir” sözleri oda ve borsa başkanların büyük alkış aldı.

    Törene; Başbakan Yardımcıları Lütfi Elvan ve Numan Kurtulmuş, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Naci Ağbal, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile TOBB Meclis üyeleri ve oda-borsa başkanları katıldı.

  • Layer Sistem Yöneticisi Burak Tuvay: ‘’Tüm KOBİ’ler Web Platformuna Girmeli’’

    Layer Sistem’in Yöneticisi Burak Tuvay, tüm KOBİ’lerin artık web platformuna girmeleri gerektiği kanısında olduğunu söyledi. Layer Sistem olarak KOBİ’lere yönelik web barındırma, cloud server sistemleri ve yazılım hizmetleri sunduklarını söyleyen Layer Sistem’in Yöneticisi Burak Tuvay, bunların yanı sıra mevcut yapıların iyileştirilmesi ve geliştirilmesi anlamında danışmanlık hizmetleri verdiklerini de belirtti. Hizmetlerinden, bilgi teknolojileri alanındaki ürünlere ve hizmetlere ihtiyaç duyan her sektörün yararlanabileceğini dile getiren Tuvay, ‘’Özellikle e-ticaret altyapılarında, kurumsal firmalar için profesyonel çözümlerde, tüm sektörden KOBi’lerimiz için web site yazılımı ve cloud server barındırma çözümlerimiz mevcut’’ dedi.

    ÜRÜNLERİN AVANTAJLARI NELER?

    ‘’Hizmetlerimiz bugün KOBİ’lerimiz için vazgeçilmez konuma gelen bilgi teknolojileri kapsamındaki tüm ihtiyaçlarını tek bir firma çatısı altında toplanmasını sağlamaktadır’’ diyen Burak Tuvay, uzman bir kadro ile uygun maliyetli çözümler sunduklarını ifade etti. ‘’Veri yedekleme, minimum donanım ihtiyacıyla maksimum performans sağlama, özel yazılım çözümleri sunmak gibi avantajlarımız mevcut’’ diyen Tuvay, Layer Cloud hizmetiyle de maliyeti yüksek donanım ihtiyaçlarını giderdiklerini ve fiziksel olarak sağlanan donanımlara nazaran müşterilere ortalama olarak yüzde 25 oranında tasarruf sağladıklarını dile getirdi.

    KOBİLERİN ÜRÜN VE ÇÖZÜMLERE İLGİSİ

    Sözlerine KOBİ’lerin ürün ve çözümlere olan ilgileri ile devam eden Burak Tuvay şunları söyledi: ‘’Ülkemizde bugün aktif olarak yüksek oranda kullanımı olmayan avantajların tam ve net bir şekilde anlaşılamamasından kaynaklı bir hizmet diyebiliriz. Bunun nedeni ise yurtdışındaki maliyet oranlarının yüksek olması, çünkü bu hizmeti ülkemizde profesyonel anlamda sunan nadir firmalar bulunuyor.’’

    YENİ SUNULACAK ÜRÜNLER VE ÇÖZÜMLER

    Bu yıl gerçekleştirdikleri yeni bir projeden söz eden Tuvay, ‘’Layer Wifi hizmeti yeni bir projemiz. Bu hizmetimizin hali hazırda tam anlamıyla bir muadili bulunmuyor. 5651 sayılı yasa ile getirilen düzenlemede halka açık şekilde sağlanan internet hizmetlerinde loglama zorunluluğu getirildi. Biz tüm sektörlerde müşterilerine ücretli veya ücretsiz internet kullandıran firmalara sunacağımız yazılım ile hem yasal yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlıyor, hem de müşterilerine sunacakları özel reklam ve pazarlama kampanyaları düzenlemelerine olanak tanıyoruz’’ diye konuştu.

    TÜRKİYE’DEKİ KOBİLERİN DİJİTALLEŞMESİ

    ‘’Bilişim çağında yaşadığımızı düşünürsek, tüm KOBİ’lerin artık web platformuna girmeleri gerektiği kanısındayız’’ diyen Burak Tuvay konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Bu tabii ki doğru tercihlerle olmalı. Ülkemizde yeni gelişen bir sistem olduğundan pek çok KOBİ bu anlamda sorun yaşayabiliyor. Doğru ve isteklerine yönelik profesyonel bir firmayı tercih etmemekle başlayan sorunlar, maliyetlerdeki artış ancak tam tersine istenilen verimin alınamaması ile sonuçlanıyor. Bu nedenle tek önerimiz bilişim sektöründe çalışacakları firmaları/kişileri doğru seçmeleri olacaktır.’’