Etiket: sistem

  • Demirören açıkladı, sistem değişiyor

    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören, “Her reform, sancıyla başlar. Mart ayında Video Yardımcı Hakem Sistemi’nin testlerine başlayacağız” dedi.

    TFF Başkanı Yıldırım Demirören, katıldığı bir televizyon programında merak edilen sorulara cevap verdi.

    “Bir kulüp başkanının açıklamalarına cevap vermek için gelmedim buraya”

    Demirören programa bir kulüp başkanına cevap vermek için gelmediğini belirterek, “Bu zaten planlanmış bir programdı” dedi.

    UEFA’nın Türk kulüplerinden memnun olduğunu da vurgulayan Demirören, “Kulüplerimizin yapılandırmasından memnun. Bu bizim için çok sevindirici. UEFA, kulüplerimizin kur farkıyla ilgili isteklerine olumlu yaklaşıyor. Fenerbahçe, UEFA’ya döviz kurlarındaki farkın bütçeye yansıması ile ilgili soru sordu, bence çok da iyi yaptı. Fenerbahçemiz çok doğru bir hareket yaptı” diye konuştu.

    TFF Başkanı olduğum sürece Beşiktaş’tan alacağım duracak”

    TFF Başkanı Beşiktaş Kulübü’ne verdiği 100 milyon TL borçla ilgili olarak ise şunları söyledi:

    “Fikret Başkan’la en son geçen sene bir araya geldik. Araya gelmemizin sebebi benim de bu alacaktan belli bir kısmını kulübe bağış yapacak olmam. Ancak sonra düşündüm ki, TFF başkanı olarak eğer Beşiktaş kulübüyle maddi bir anlaşma içerisine girersem insanlar bunu farklı yerlere çekebilir. Öyle bir anlaşma imzalamadım. Anlaştığım günden itibaren alacaklarımı dolar olarak alacaktım ve imzalamadım. Ben, görevde olduğum sürece de bu alacak duracak. Bu olayın başka yerlere çekilmesi komplo teorilerinden başka şey değildir.”

    “Emre krizin biraz daha erken sonlanmasını sağladı”

    Milli takımda yaşanan prim kriziyle ilgili de açıklamalarda bulunan Demirören, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Prim krizi diye ortaya çıktı. Biz primi Kasım ayında açıkladık. Kriz çıktığı zaman Eylül’dü. Herkes ne kadar prim alacağını biliyordu. Kamuoyu da biliyordu. Müdahale etmemiz gerekiyor muydu? Öncelikle hocamızla oyuncu arasında çözülmesi gereken problem vardı. Mühim olan amaca ulaşarak krizin çözülmesiydi. Biz bu krizin biteceğini biliyorduk. Emre Belözoğlu kardeşimiz son dakikada araya girerek bu işi bitirdi. Ancak biz zaten çözecektik. Emre kardeşimiz krizi biraz daha erken sonlanmasını sağladı. Kosova maçında bu krizin çözüleceğine inandığımız için bekledik. Kamuoyunda müdahale etmemiz beklendi, haklısınız ama birebir müdahale etmemiz doğru değildi. Milli takım toparlanma sürecine girmiştir.”

    “Hatayı düzeltmek için hep beraber hareket etmemiz lazım”

    Hakem hatalarının artmasıyla ilgili bir soruya ise TFF Başkanı, şöyle cevap verdi:

    “Hakemlerimiz hata yapıyor mu, yapıyor. Kulüplerimiz zarar görüyor mu, görüyor. UEFA da hakem hatalarından rahatsız. Ama insanın olduğu yerde hata olur. Hakemler de hata yapar, yapmaya da devam edecektir. Hakem hataları dünyanın her yerinde yapılıyor. Hakem hatalarını azaltmak için tüm paydaşlar hep birlikte hareket etmeliyiz. Oyuncularımız hakemlere destek olmuyor, baskı hataya zorluyor. İngiltere ile görüştük; ’Siz Türkiye’deki kafaları değiştirin’ dediler. Hata sonrası ’Operasyon’ deniliyor dendi. Hakem eğitimi için daha fazla ne gerekiyorsa yapacağız. Hakemlerimizde art niyet yok. Bir sistem kötü gidiyor diye gidersek, hiçbir yeniliğe imza atamayız. Her reform, sancıyla başlar. Mart ayında Video Yardımcı Hakem Sistemi’nin testlerine başlayacağız. Hakemler için gruplaşma var diye söyleniyor ama 3 kişiden fazla her yerde gruplaşma olur. Ciddi bir şey varsa, savcılığa hep beraber verelim. Komplo teorilerinden artık vazgeçelim. MHK Başkanı Namoğlu ile görüştüm. İkinci yarıdan umutlu olduğunu söyledi.”

    “Hakemlerin içinde gruplaşma olduğuna inanmıyorum”

    Aziz Yıldırım’ın Adanaspor maçı sonrası MHK’da hakemler arasında gruplaşma olduğu sorusuna yanıt veren Yıldırım Demirören, “Art niyetli gruplaşma varsa bunu bana ispat etsinler. Serkan Çınar, Cüneyt Çakır gruplaşması var dendi. 2008’den beri 6 kez bir araya gelmişler, bu sezon da 1 kez ortak beraber maç yönetmişler. Hakemlerin art niyetli bir gruplaşma içinde olduğuna inanmıyorum. Bu komplo teorilerinden vazgeçelim, ne olur. Ciddi bir şey varsa, savcılığa hep beraber verelim. Duydum, ettim, duyum aldım… En kötü şeyler. Ben söylüyorum, hakemler formsuz. Onlara profesyonelliği getirdik, onların formsuz olmaya hakkı yok. Yusuf Namoğlu’nun ikinci kez MHK Başkanlığı göreve getirme sebebi; 15 Temmuz sonrası güvendiğimiz, futbol camiasının bildiği, saydığı bir isim olduğu içindi” ifadelerini kullandı.

    “Hakem gözlemciliği değişiyor”

    Hakem gözlemciliğinin de değişeceğinin müjdesini veren Demirören, “Gözlemcilik sistemine İngiltere modelinin aynısını getireceğiz. Birkaç gözlemci maçı ertesi gün videodan izleyecekler.. Hakem gözlemciliği sisteminde İngiltere modeline geçeceğiz. Bu gözlemciler, kararları raporlayıp belirlenmiş bir komiteye sunacaklar. Bu fikir aşamasında henüz. Ne kadar açık olursak, o kadar da komplo teorilerinden de Türk futbolunu kurtarmış oluruz” şeklinde konuştu.

    “Federasyonda 25 bin TL’nin üzerinde alan bir ya da iki kişidir”

    Aziz Yıldırım’ın “Sayın Başbakanın maaşı 25 bin TL. Federasyonda kaç kişi 25 bin alıyor, açıklasınlar. Paranın üstüne oturmuşlar” sözlerinin sorulmasına da yanıt veren TFF Başkanı, şunları söyledi:

    “Federasyonumuz geldiğinde 12-13’te 300 milyon olan bütçemiz 16-17’de 550 milyon TL. 196 milyon TL’lik bir tasarrufumuz var. Tüm kulüplerimizin parasını gecikmeden ödeyerek. Federasyonumuzda 25 milyon TL maaşın üzerinde çalışan bir ya da iki kişi vardır. Biz tasarruf yapmasını bilen bir yönetimiz.”

    “Avrupa’nın en büyük 5. yayıncı geliri bizde”

    Demirören, Türk futbolunu düzlüğe getirmeye çalıştıklarını belirterek, “3 Temmuz’dan bugünlere geldik. 2001’den bu yana Avrupa’da 3 takımımız Şubat ayını görüyoruz. Avrupa’nın en büyük 5. yayıncı geliri bizde. Kulüplerimizin gelirleri dolar bazında arttı. Kulüplerin borç yapılanmasını düzeltemezsek yarın yönetici bulamayız. Her şey düzeldikten sonra da kanun çıkacak” sözlerini sarf etti.

    “Tribünlerde 2 bin civarında azalma var”

    Maçlara taraftarların gelmemesiyle ilgili bir soruya da cevap veren Başkan Demirören, şu ifadeleri kullandı:

    “Önce belli rakamlar vereyim. Herkes passolig’e bağlamaya çalıştı. E-bilet çıkmadan önce seyirci ortalaması 10 bin 980 kişi. Şu anda 8 bin 908. Yani 2 bin civarında eksilme var. Zaten bu 2 bin kişi tribünlerde görmek istediğimiz kişiler ortalamasına denk geliyor. Bu sorun tamamıyla kulüplerle birlikte çözülecek bir sorun. Federasyonun çözeceği bir şey değil. Kavga ortamından kurtarıp, stadı eğlence merkezi haline getirip, futbolun eğlence olduğu duygusunu aşılamak lazım.”

    “Biz Türkiye’yi temsil ediyoruz”

    Federasyon seçiminin 2019’da yapılacağını da açıklayan Demirören, “Aziz Yıldırım’ın Kulüpler Birliği’ni hatırlamasına da sevindim. Keşke kendisi de katılsa. Türk futbolunun içinde 2 tane duayen kaldı; biri İlhan Cavcav, biri Aziz Yıldırım. Onların düşünceleri önemli. TFF Genel Kurulu’nun delege yapısının değişmesi gerekiyor. Bu fikre açığım. Gelen önerileri değerlendirebiliriz. Biz Türkiye’yi temsil ediyoruz” diye konuştu.

    “Herkes operasyon var diyor”

    TFF Başkanı, birçok kulübün kaybettikleri maçların ardından operasyon kelimesini kullandığı vurgulayarak, “Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor çıkıp bize operasyon yapılıyor diyor. Bu nasıl bir beceridir? Hakemler hiçbir yerde konuşmuyor. Hata olur ama bunu becerebilecek insan yok. Bazı şeyleri konuşurken dikkat etmeliyiz. Bazı söylemlerinde dikkatli olmalıyız. Eskiden TFF yöneticileri ceza alamıyordu, talimatı değiştirdik.”

    “Fatih Terim’in iki takım çalıştırmasına sıcak bakmam”

    Sezon sonu Galatasaray’ın Fatih Terim’i takımın başına getireceği iddialarıyla ilgili de Demirören, “Galatasaray’dan Fatih Terim’e teklif gelirse, bu Terim’in kararıdır. Fatih Terim’in hem Galatasaray’ı hem de Milli Takımı çalıştırmasına sıcak bakmam. Fatih Hoca sadece A Milli Takım’ın hocası değil. Türkiye Futbol Direktörü’dür. Kendisinin altyapıyla ilgili çalışmaları var. Önümüzdeki günlerde neler yapacağımızı anlatacak kendisi. Büyük kulüplerimiz son 10 senede altyapıdan kaç oyuncu yetiştirmiş? Bu sorun, futbolumuzun ana sorunu. Şu anda en kötü hocalar kulüplerin altyapılarında. En iyilerin orada olması lazım. Fatih Terim’in ve bizlerin onay verebileceği altyapı hocalarını kulüplerimize yerleştirmek istiyoruz. Kulüplere yerleştireceğimiz antrenörlerin maaşlarının belli kısmını da Federasyon karşılayacak” dedi.

    “Milli futbolcuların prim almaması lazım”

    Fatih Terim’in maaşını TL’ye çevirdiğini de açıklayan Demirören, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Fatih Terim’in aldığı rakam, bu kalitedeki bir hoca için normal. Fatih hocadan önce 8 milyon Euro Hiddink, Hiddink ekibi 12 milyon Euro maaş alıyordu. Milli Takım, milli bir dava, kavgadır. Milli Takım futbolcularının prim almaması lazım. Ama sistem böyle kurulmuş.”

  • Demirören açıkladı, sistem değişiyor

    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören, “Her reform, sancıyla başlar. Mart ayında Video Yardımcı Hakem Sistemi’nin testlerine başlayacağız” dedi.

    TFF Başkanı Yıldırım Demirören, katıldığı bir televizyon programında merak edilen sorulara cevap verdi.

    “Bir kulüp başkanının açıklamalarına cevap vermek için gelmedim buraya”

    Demirören programa bir kulüp başkanına cevap vermek için gelmediğini belirterek, “Bu zaten planlanmış bir programdı” dedi.

    UEFA’nın Türk kulüplerinden memnun olduğunu da vurgulayan Demirören, “Kulüplerimizin yapılandırmasından memnun. Bu bizim için çok sevindirici. UEFA, kulüplerimizin kur farkıyla ilgili isteklerine olumlu yaklaşıyor. Fenerbahçe, UEFA’ya döviz kurlarındaki farkın bütçeye yansıması ile ilgili soru sordu, bence çok da iyi yaptı. Fenerbahçemiz çok doğru bir hareket yaptı” diye konuştu.

    TFF Başkanı olduğum sürece Beşiktaş’tan alacağım duracak”

    TFF Başkanı Beşiktaş Kulübü’ne verdiği 100 milyon TL borçla ilgili olarak ise şunları söyledi:

    “Fikret Başkan’la en son geçen sene bir araya geldik. Araya gelmemizin sebebi benim de bu alacaktan belli bir kısmını kulübe bağış yapacak olmam. Ancak sonra düşündüm ki, TFF başkanı olarak eğer Beşiktaş kulübüyle maddi bir anlaşma içerisine girersem insanlar bunu farklı yerlere çekebilir. Öyle bir anlaşma imzalamadım. Anlaştığım günden itibaren alacaklarımı dolar olarak alacaktım ve imzalamadım. Ben, görevde olduğum sürece de bu alacak duracak. Bu olayın başka yerlere çekilmesi komplo teorilerinden başka şey değildir.”

    “Emre krizin biraz daha erken sonlanmasını sağladı”

    Milli takımda yaşanan prim kriziyle ilgili de açıklamalarda bulunan Demirören, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Prim krizi diye ortaya çıktı. Biz primi Kasım ayında açıkladık. Kriz çıktığı zaman Eylül’dü. Herkes ne kadar prim alacağını biliyordu. Kamuoyu da biliyordu. Müdahale etmemiz gerekiyor muydu? Öncelikle hocamızla oyuncu arasında çözülmesi gereken problem vardı. Mühim olan amaca ulaşarak krizin çözülmesiydi. Biz bu krizin biteceğini biliyorduk. Emre Belözoğlu kardeşimiz son dakikada araya girerek bu işi bitirdi. Ancak biz zaten çözecektik. Emre kardeşimiz krizi biraz daha erken sonlanmasını sağladı. Kosova maçında bu krizin çözüleceğine inandığımız için bekledik. Kamuoyunda müdahale etmemiz beklendi, haklısınız ama birebir müdahale etmemiz doğru değildi. Milli takım toparlanma sürecine girmiştir.”

    “Hatayı düzeltmek için hep beraber hareket etmemiz lazım”

    Hakem hatalarının artmasıyla ilgili bir soruya ise TFF Başkanı, şöyle cevap verdi:

    “Hakemlerimiz hata yapıyor mu, yapıyor. Kulüplerimiz zarar görüyor mu, görüyor. UEFA da hakem hatalarından rahatsız. Ama insanın olduğu yerde hata olur. Hakemler de hata yapar, yapmaya da devam edecektir. Hakem hataları dünyanın her yerinde yapılıyor. Hakem hatalarını azaltmak için tüm paydaşlar hep birlikte hareket etmeliyiz. Oyuncularımız hakemlere destek olmuyor, baskı hataya zorluyor. İngiltere ile görüştük; ’Siz Türkiye’deki kafaları değiştirin’ dediler. Hata sonrası ’Operasyon’ deniliyor dendi. Hakem eğitimi için daha fazla ne gerekiyorsa yapacağız. Hakemlerimizde art niyet yok. Bir sistem kötü gidiyor diye gidersek, hiçbir yeniliğe imza atamayız. Her reform, sancıyla başlar. Mart ayında Video Yardımcı Hakem Sistemi’nin testlerine başlayacağız. Hakemler için gruplaşma var diye söyleniyor ama 3 kişiden fazla her yerde gruplaşma olur. Ciddi bir şey varsa, savcılığa hep beraber verelim. Komplo teorilerinden artık vazgeçelim. MHK Başkanı Namoğlu ile görüştüm. İkinci yarıdan umutlu olduğunu söyledi.”

    “Hakemlerin içinde gruplaşma olduğuna inanmıyorum”

    Aziz Yıldırım’ın Adanaspor maçı sonrası MHK’da hakemler arasında gruplaşma olduğu sorusuna yanıt veren Yıldırım Demirören, “Art niyetli gruplaşma varsa bunu bana ispat etsinler. Serkan Çınar, Cüneyt Çakır gruplaşması var dendi. 2008’den beri 6 kez bir araya gelmişler, bu sezon da 1 kez ortak beraber maç yönetmişler. Hakemlerin art niyetli bir gruplaşma içinde olduğuna inanmıyorum. Bu komplo teorilerinden vazgeçelim, ne olur. Ciddi bir şey varsa, savcılığa hep beraber verelim. Duydum, ettim, duyum aldım… En kötü şeyler. Ben söylüyorum, hakemler formsuz. Onlara profesyonelliği getirdik, onların formsuz olmaya hakkı yok. Yusuf Namoğlu’nun ikinci kez MHK Başkanlığı göreve getirme sebebi; 15 Temmuz sonrası güvendiğimiz, futbol camiasının bildiği, saydığı bir isim olduğu içindi” ifadelerini kullandı.

    “Hakem gözlemciliği değişiyor”

    Hakem gözlemciliğinin de değişeceğinin müjdesini veren Demirören, “Gözlemcilik sistemine İngiltere modelinin aynısını getireceğiz. Birkaç gözlemci maçı ertesi gün videodan izleyecekler.. Hakem gözlemciliği sisteminde İngiltere modeline geçeceğiz. Bu gözlemciler, kararları raporlayıp belirlenmiş bir komiteye sunacaklar. Bu fikir aşamasında henüz. Ne kadar açık olursak, o kadar da komplo teorilerinden de Türk futbolunu kurtarmış oluruz” şeklinde konuştu.

    “Federasyonda 25 bin TL’nin üzerinde alan bir ya da iki kişidir”

    Aziz Yıldırım’ın “Sayın Başbakanın maaşı 25 bin TL. Federasyonda kaç kişi 25 bin alıyor, açıklasınlar. Paranın üstüne oturmuşlar” sözlerinin sorulmasına da yanıt veren TFF Başkanı, şunları söyledi:

    “Federasyonumuz geldiğinde 12-13’te 300 milyon olan bütçemiz 16-17’de 550 milyon TL. 196 milyon TL’lik bir tasarrufumuz var. Tüm kulüplerimizin parasını gecikmeden ödeyerek. Federasyonumuzda 25 milyon TL maaşın üzerinde çalışan bir ya da iki kişi vardır. Biz tasarruf yapmasını bilen bir yönetimiz.”

    “Avrupa’nın en büyük 5. yayıncı geliri bizde”

    Demirören, Türk futbolunu düzlüğe getirmeye çalıştıklarını belirterek, “3 Temmuz’dan bugünlere geldik. 2001’den bu yana Avrupa’da 3 takımımız Şubat ayını görüyoruz. Avrupa’nın en büyük 5. yayıncı geliri bizde. Kulüplerimizin gelirleri dolar bazında arttı. Kulüplerin borç yapılanmasını düzeltemezsek yarın yönetici bulamayız. Her şey düzeldikten sonra da kanun çıkacak” sözlerini sarf etti.

    “Tribünlerde 2 bin civarında azalma var”

    Maçlara taraftarların gelmemesiyle ilgili bir soruya da cevap veren Başkan Demirören, şu ifadeleri kullandı:

    “Önce belli rakamlar vereyim. Herkes passolig’e bağlamaya çalıştı. E-bilet çıkmadan önce seyirci ortalaması 10 bin 980 kişi. Şu anda 8 bin 908. Yani 2 bin civarında eksilme var. Zaten bu 2 bin kişi tribünlerde görmek istediğimiz kişiler ortalamasına denk geliyor. Bu sorun tamamıyla kulüplerle birlikte çözülecek bir sorun. Federasyonun çözeceği bir şey değil. Kavga ortamından kurtarıp, stadı eğlence merkezi haline getirip, futbolun eğlence olduğu duygusunu aşılamak lazım.”

    “Biz Türkiye’yi temsil ediyoruz”

    Federasyon seçiminin 2019’da yapılacağını da açıklayan Demirören, “Aziz Yıldırım’ın Kulüpler Birliği’ni hatırlamasına da sevindim. Keşke kendisi de katılsa. Türk futbolunun içinde 2 tane duayen kaldı; biri İlhan Cavcav, biri Aziz Yıldırım. Onların düşünceleri önemli. TFF Genel Kurulu’nun delege yapısının değişmesi gerekiyor. Bu fikre açığım. Gelen önerileri değerlendirebiliriz. Biz Türkiye’yi temsil ediyoruz” diye konuştu.

    “Herkes operasyon var diyor”

    TFF Başkanı, birçok kulübün kaybettikleri maçların ardından operasyon kelimesini kullandığı vurgulayarak, “Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor çıkıp bize operasyon yapılıyor diyor. Bu nasıl bir beceridir? Hakemler hiçbir yerde konuşmuyor. Hata olur ama bunu becerebilecek insan yok. Bazı şeyleri konuşurken dikkat etmeliyiz. Bazı söylemlerinde dikkatli olmalıyız. Eskiden TFF yöneticileri ceza alamıyordu, talimatı değiştirdik.”

    “Fatih Terim’in iki takım çalıştırmasına sıcak bakmam”

    Sezon sonu Galatasaray’ın Fatih Terim’i takımın başına getireceği iddialarıyla ilgili de Demirören, “Galatasaray’dan Fatih Terim’e teklif gelirse, bu Terim’in kararıdır. Fatih Terim’in hem Galatasaray’ı hem de Milli Takımı çalıştırmasına sıcak bakmam. Fatih Hoca sadece A Milli Takım’ın hocası değil. Türkiye Futbol Direktörü’dür. Kendisinin altyapıyla ilgili çalışmaları var. Önümüzdeki günlerde neler yapacağımızı anlatacak kendisi. Büyük kulüplerimiz son 10 senede altyapıdan kaç oyuncu yetiştirmiş? Bu sorun, futbolumuzun ana sorunu. Şu anda en kötü hocalar kulüplerin altyapılarında. En iyilerin orada olması lazım. Fatih Terim’in ve bizlerin onay verebileceği altyapı hocalarını kulüplerimize yerleştirmek istiyoruz. Kulüplere yerleştireceğimiz antrenörlerin maaşlarının belli kısmını da Federasyon karşılayacak” dedi.

    “Milli futbolcuların prim almaması lazım”

    Fatih Terim’in maaşını TL’ye çevirdiğini de açıklayan Demirören, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Fatih Terim’in aldığı rakam, bu kalitedeki bir hoca için normal. Fatih hocadan önce 8 milyon Euro Hiddink, Hiddink ekibi 12 milyon Euro maaş alıyordu. Milli Takım, milli bir dava, kavgadır. Milli Takım futbolcularının prim almaması lazım. Ama sistem böyle kurulmuş.”

  • Ünal: “Rejim değil, siyasal sistem değişikliği”

    AK Parti Muğla Genişletilmiş İl Danışma Kurulu toplantısı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi AKM salonunda yapıldı. Toplantıya Turizm Eski Bakanı ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, İl Başkanı Kadem Mete, Belediye Başkanları, meclis üyeleri, ilçe başkanları, kadın v e gençlik kolları üyeleri katıldı.

    PARTİLİLERE SOSYAL MEDYA UYARISI

    Toplantının açılışında konuşan AK Parti Muğla İl Başkanı Kadem Mete, “Bu toplantılarda partimizin çalışmalarını değerlendirmek için bir araya geliyoruz, fakat Türkiye gündemi o kadar çok değişken ki, sanki biz bu konulara duyarsız kalıyormuşuz gibi bir hissiyat uyandıracağı için değinmeden geçemiyorum. CHP’nin Genel başkanı ‘Pazartesiyi bekleyin’ diyerek bu toplumun üzerinde bazı olayların oluşabileceği izlenimi uyandırmıştır. Ben teşkilat mensubu arkadaşlarımdan rica ediyorum. Acil eylem planı diyebileceğimiz ve ülkemizin sıkıntılı günlerinde sosyal medyadan yaptığınız paylaşımlarınızda sükuneti, kardeşliği, birliği, beraberliği ön plana alan paylaşımlara önem verin. Birilerinin kulvarına girerek ülkeyi germeye yönelik çabalarına alet olmayın” dedi.

    “316 MİLLETVEKİLİ İLE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, Nisan ayında yapılması beklenen bir referandum sürecinin olduğunu belirterek, “Daha önceki referandumda nasıl milletimizin olurunu aldıysak, bu referandumda da sizler ile birlikte teşkilat olarak dağ bayır koşturarak bu referandumdan da milletimizin oluru ile alnımızın akı ile çıkacağız. Birileri her ne kadar bu referandumu bir rejim değişikliği dese de bu bir rejim değişikliği değil. Ne zaman başımız sıkışsa milletimize gittik, yine başımız sıkıştı yine milletimize gidiyoruz. Hiç kimsenin endişesi olmasın 316 milletvekili ile Anayasa değişikliğine sahip çıkacağız. Bazıları milletimize gitmemizden rahatsız, Sayın Cumhurbaşkanımızın millet ile birlikte olmasından rahatsızlar, milletin önünde siyaset yapmasından rahatsızlar” dedi.

    “1961’DE ATATÜRK’ÜN ANAYASASI DEĞİŞTİRİLİRKEN NEREDEYDİNİZ?”

    Turizm Eski Bakanı Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Atatürk’ün 1924 Anayasasında ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ ifadesinin 1961 anayasasında hakimiyetin millete ait olmaktan çıkarılıp, anayasal kurumlara, anayasal organlara verildiği bir Türkiye’den bugünlere gelindiğini açıkladı. Ünal, “Yargının ayrı bir vesayet oluşturduğu, ordunun ayrı vesayet oluşturduğu hatta medyanın sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin ayrı vesayet oluşturduğu bir Türkiye vardı. Şimdi bunlar diyorlar ya, ‘Atatürk’ün Anayasasını değiştirtmeyiz’, ‘Biz bir rejim değişikliğine asla müsaade etmeyiz.’ Siz 1961’de Atatürk’ün Anayasası değiştirilirken neredeydiniz? Atatürk’ün oluşturduğu idari ve siyasal sistem değiştirilirken neredeydiniz? Bir kere olsun o gün sesinizi çıkardınız mı? Hayır. Hakimiyet milletten alınıp anayasal organlara verilirken siz neredeydiniz? Niye o gün rejim kaygısı taşımıyordunuz? Niye o gün sistem değişiyor diye sesinizi çıkarmıyordunuz? Bırakın ses çıkarmayı, o gün siz milletini iradesini çalan darbecilere alkış tutuyordunuz. Darbenin alt yapısı hazırlamakla meşguldünüz, gazeteleriniz ‘Gençler kıyma makinelerinde kıyma yapılıyor’ diye yalan haber yapıyordu. 13 Mart Muhtırasında, 28 Şubat’ta neredeydiniz. Bir gün ortaya çıkıp da milletin sandıkta tecelli etmiş iradesine sahip çıktığınız görüldü mü? Asla. Bunlar tarihi kayıtlarda var. Şimdi kalkmış rejim değişikliğinden bahsediyorsunuz. Siz siyaseti o kadar bilmiyorsunuz ki, rejim değişikliği ile sistem değişikliği arasındaki farkın bile farkında değilsiniz” dedi.

    “ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜNDEN SONRA İLK YAPTIKLARI RESİMLERİNİ KALDIRMAK OLDU”

    Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin rejiminin belli olduğunu belirten Ünal, “Rejimin adı Demokratik Cumhuriyettir. Anayasamızın 1, 2, 3 ve 4. Maddesi bunu açıkça ifade eder. ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti Demokratik, laik bir hukuk devletidir’ Bununla ilgili bir tartışma var mı? Rejimi tartışıyor muyuz? Başbakanımız diyor ya, ‘1923’de biz bu tartışmayı bitirdik’ Biz şimdi bir siyasal sistem değişikliği yapıyoruz. Siyasal sistem bütün anayasaların omurgasını oluşturan idari sistemdir. Siz 1961 Anayasası ile birlikte partili Cumhurbaşkanlığı sistemi değiştirilirken rejim değişikliği oldu diye sesinizi çıkarmadınız. Bugün biz bir siyasal sistem değişikliği yapıyoruz. Dolayısı ile bunu birileri rejim değişikliği gibi lanse etmesin. Bunlar Türk parası üzerindeki Atatürk’ün resmini kaldırdılar, İsmet İnönü’nün resmini koydular. Atatürk’ün hayallerini kim gerçekleştiriyor. Bunlar, 1938’de Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrılır ayrılmaz ilk yaptıkları iş makamlardan Atatürk resmini kaldırmak oldu. Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Turgut Özal ve Bülent Ecevit Başkanlık sistemi dedi mi? Daha sonraki süreçte bütün siyasi irade, bu sistemin değişmesi gerektiğini, bu siyasal sistemin sürdürülebilir olmadığı gerçekliğini ortaya koydu” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN İSTİKRARI İÇİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPILIYOR”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın millet ile kurdu gönül bağından rahatsız olanların bulunduğunu belirten Mahir Ünal, “Tayyip Erdoğan bu milletin teveccühünü kazanmış, yüzde 52’lerle referandumlar, seçimler kazanmış ve Anayasanın kendisine verdiği yetki ile istediği her şeyi yapabilecekken niye sistem değişikliği istiyor. Çünkü ‘Ben bugün varım, yarın yokum’ diyor. Türkiye’nin bundan sonra herhangi bir şekilde krize girmeden istikrarını sürdürebilmesi için bir siyasal sistem değişikliği yapmamız gerek dediği için bunu yapıyor. Kendisini düşünse böyle bir şeye ihtiyaç yok. Ama Türkiye’yi düşündüğü için bu siyasal sistem değişikliğini yapmalıyız diyor” dedi.

    “CHP, VESAYETİN SİYASET İÇİNDEKİ ODAĞI”

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Anayasa değişikliği isterken, bazılarının bunu niye istemediğini açıklayan Ünal, “Sistemi kuranlar yargıyı bir vesayet olarak, askeri bir vesayet kulvarı olarak kullanmışlar. Biz bütün bu vesayet odaklarını bugüne kadar bertaraf ettik. Ama siz zannediyor musunuz ki, CHP siyaset yapmak için, amacı ve hedefi olan bir siyasi parti olarak mı yoluna devam ediyor sanıyorsunuz? CHP’nin bir iktidar olmak gibi bir amacının olmadığın biliyoruz, çünkü bunu kendi genel başkanları açıkladı. Peki CHP ne yapar? CHP vesayetin siyaset içindeki odağıdır. Bi sistemin değişkesi ile birlikte kendi anlamı da kaybolacağı için direniyor. Halbuki bu siyasal sistem değişikliği ile CHP’nin siyaset yapma imkanı ortaya çıkacak. Belki önümüzdeki dönemde CHP’li bir Cumhurbaşkanı olacak. Ama böyle bir hedefleri yok. Mahkeme kadıya mülk değil, Recep Tayyip Erdoğan bugün var yarın yok. Zaten seçilmiş Cumhurbaşkanı en fazla iki dönem görev yapabiliyor. Adı gibi devlet gibi Devlet Bahçeli’nin dediği gibi referandumu, bu taslağı götürelim, millet evet derse evet, hayır derse hayır. Kararı millet versin. Ona da hayır diyorlar. Sen milletin kararını hiçe sayıyorsan, sen bu referandumdan yüzde 99 çıksa bile biz bunu tanımayacağız diyorsan, sen Pazartesi’yi bekleyin diyorsan, soruyorum. Sen bu milletin neresindesin?” dedi.

  • Bir Sistem Kurucusu Olarak Hoca Ahmet Yesevi Haretleri Konferansı

    Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Musa Yıldız, “Dört kapı bir masanın dört ayağı gibi. Biz bir veya iki ayakla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, yalpalıyor doğal olarak. Sadece Şeriat’la bugünkü Selefilik gibi düşüncelerde insanlar ortaya çıkar” dedi.

    Ahmet Yesevi Üniversitesi ile İlmi ve Metodolojik Araştırma Merkezinin ortak girişimleri ile gerçekleştirilen Bir Sistem Kurucusu Olarak Hoca Ahmet Yesevi Haretleri Konferansı’nda Hoca Ahmet Yesevi’nin arkasında bıraktığı eserler anlatıldı. İlmi ve Metodolojik Araştırma Merkezinde gerçekleştirilen konferansta konuşma yapan Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Musa Yıldız, “73 yıllık bereketli geçen bir ömür. Onun sonunda Yesevi Hazretlerinden bize 4 tane eseri kalıyor. Bunlardan birisi Divan-ı Hikmet. Divan-ı Hikmet bir yaşname. Bütün yaşlarını anlatıyor Yesevi Hazretleri burada. Aynı zamanda da küçük bir Kur-an tefsiri. O Orta Asya’nın bozkırında yaşayan, sade, çadırda yaşayan insanların anlayacağı dille İslam’ı anlatıyor” şeklinde konuştu.

    Hoca Ahmet Yesevi’nin Fakirname isimli eserine Peygamber Efendimizin “Fakirlik benim övüncümdür” sözünden esinlenerek kaleme aldığı ifade eden Yıldız, “Divan- Hikmet mansur, bunun bir de mensur bir mukaddimesi niteliğinde Fakirname’si var. Peygamber efendimiz ‘Fakirlik benim övüncümdür’ diyor ya Yesevi Hazretleri de fakirlik temasını ön plana çıkararak fakirliğin kitabı, fakirliğin mektubu denebilecek bir eser oluşturmuş. Dört kapı, kırk makam diye duymuşsunuzdur. Bunu öreten kişiyi Hacı Bektaşi Veli Hazretleri olarak biliriz. Hacı Bektaşi Veli Hazretleri de Yesevi Hazretlerinin talebelerinden biri. Dört kapı kırk makamı Hacı Bektaşi Veli Hazretleri Fakirname’den öğrendi. Hatta Velayetname’de Hoca Ahmet Yesevi Hazretleriyle görüştü, Yesevi Hazretlerinin ona üstatlık kuşağını giydirdiği rivayet edilir” ifadelerini kullandı.

    İslam dünyasının içerisinde bulunduğu durumu Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin dört kapı, kırk makam felsefesinden vazgeçilmesine bağlayan Yıldız, şunları söyledi:

    “Dört kapının biri şeriat, iki tarikat, üç marifet, dört hakikat. Bugünkü İslam dünyasındaki temel problemler de bu. Dört kapı bir masanın dört ayağı gibi. Biz bir veya iki ayakla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, yalpalıyor doğal olarak. Sadece Şeriat’la bugünkü Selefilik gibi düşüncelerde insanlar ortaya çıkar. Sadece Şeriat, Tarikat Farklı şeyler ortaya çıkar. Bu dörtlü yapıyı kurmak zorundayız. Bu dört kapının her birinin de 10 tane makamı var.”

    Yesevi Hazretlerrinin hoşgörüsü ile ilgili bir anı anlatan Yıldız, “Bir gün Yesevi Hazretleri ders verirken yüzü kapalı birisi hızla içeri giriyor, önüne bir çuval bırakıyor ve kaçıp gidiyor. Yesevi Hazretleri bir şeyler olduğunu hissediyor. Elleri titreyerek çuvalı açıyor bakıyor ki çuvalın içinde evladı İbrahim’in kanlar içinde kafası var. Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri yanındaki öğrencilerine, ‘Kinle din bir arada olmaz. Gidin benim evladımı kim öldürdü, onu bulun. O kabile içinde üstlenmiş birisi mutlaka vardır. Ben kızımı onunla evlendireceğim’ diyor. Bunu yapıyor Yesevi Hazretleri. O bozkırda, o coğrafyada insanlara mesaj ulaştırabilmek için Yesevi Hazretleri olmak lazım” diye konuştu.

  • Eski İçişleri Bakanı Ala: “Anayasa değişikliği olduğu zaman sistem biraz daha rahatlayacak”

    Eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Efkan Ala, kendilerinin Anayasa ile ilgili meselenin ne kadar önemli olduğunu bildiklerini belirterek, Türkiye’nin böyle bir fırsatı değerlendirmesi gerektiğini ve Anayasa değişikliğinin sistemi biraz daha rahatlatacağını kaydetti.

    Eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Efkan Ala, Elazığ Milletvekili Ömer Serdar ile birlikte partisinin Elazığ İl Başkanlığını ziyaret etti. Ziyarette İl Başkanı Ramazan Görgöze’den bilgi alan Ala, partililerle görüşerek açıklamalarda bulundu. “Anayasaya ile birlikte sistemi değiştirelim” diyen Ala, “Topyekun değiştirelim, böyle inanılmaz engellerle doldurulmuş yolda yürümeyelim. Yoldan engelleri kaldıralım, milletimizin hızına hız katalım. Milli geliri, ekonomiyi üç kat büyüttük, altı kat büyütelim. Buna bizim imkanımız var. En büyük sistem önümüzdeki engel. Bu sistem ve işleyişi bizim hızımızı kesiyor. Onun için bunu sürekli reforma ediyoruz. Dönüştürerek devam ediyoruz. Hep referanduma gittik. Kapatma davasında da, muhtırada da böyle oldu. Her seferinde sandıkta milletimiz arkamızda durdu, önümüzü açtı, biz de yola devam ettik. Bundan sonra yapacağımız reformlarla çok daha hızlı yol alacak imkanları milletimize sunacağız. Arzu ederiz ki diğer muhalefet partileri ile bir arada olalım, bu Anayasa’yı değiştirelim. Yine böyle bir girişimde bulunmuştuk, o zaman kapatma davasında akamete uğradı. Şimdi de o masamızdadır. Anayasa’nın topyekun değişimi bizim hedeflerimizde en önemlisidir” ifadelerini kullandı.

    Sistemi dönüştürüp yeni marka kaliteli bir araçla otobanın üzerinden istedikleri gibi hızla yol alabilmeyi istediklerini aktaran Ala, şunları kaydetti:

    “Bunun için önümüze çıkan her türlü engeli kaldırıp fırsata dönüştürmek istiyoruz. Önümüzde de imzaya açılmış olan Anayasa değişikliği var. Bu Anayasa değişikliği olduğunda sistem biraz daha rahatlayacak. Biraz daha hızlı mesafe alabileceğiz. Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi ile AK Parti bir arada çalışıyor. Milletin huzuruna bir adım daha atabileceğimiz Anayasa değişikliğini getireceğiz. Referanduma götüreceğiz. Orada da milletimiz feraseti ile ön açıcı, yol açıcı bir neticeyi ortaya çıkaracak. Teşkilatlarımız zaten buna hazır.”

    Kendilerinin meselenin ne kadar önemli olduğunu bildiklerini ifade eden Ala, “Türkiye böyle bir fırsatı daha değerlendirmelidir. Enerjimizi koalisyonlarla harcamamalıyız. Bunun maliyetlerini çok yaşadık. Ülkemizin gelişmesine aktarmalıyız. Bunun için de o reformları sürekli yaparak devam edeceğiz. Bizim önümüzde hedeflerimiz, yolumuz ve alacağımız mesafe belli. Şimdi önümüzdeki engelleri, krizleri kaldırmak için hareket ediyoruz” dedi.