Etiket: sistem

  • Mustafa Şentop: “Bu sistem Türkiye’yi bütünüyle daha ileriye götürecek”

    TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili, “Bu sistem, bütünüyle Türkiye’yi daha ileriye götürecek, vesayeti kaldırıp, istikrarı sağlayacak bir sistemdir. 16 Nisan’da bu oylanacak” dedi.

    Gemlik Belediyesinin Birlik Vakfı Gemlik Temsilciliği ve Uludağ Üniversitesi Adalet Topluluğunun organizesiyle “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” konulu konferans düzenlendi. Konferansa TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu, U.Ü. Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Abdülkadir Karlık ve Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz ve çok sayıda vatandaş katıldı. Mevcut sistemi, sürücü adaylı arabaya benzeten Şentop, “Sürücü koltukta oturmuş direksiyonda gibi görünüyor, ancak sağda oturan yönetiyor. Biz 2002’den bu yana yaptığımız hamlelerle sağda oturanı attık. Çünkü Türkiye’de aday sürücü hep devre dışı bırakılmıştı. 15 Temmuz’da da bunun bir örneğini gördük. Arabanın sağına oturup, direksiyondakini yönlendirmek istediler. Halkımızla birlikte bunları bir kez daha arabadan aşağıya attık. Biz bu vesayetçi anlayışı yok etmek için mücadele veriyoruz. Bu sistem, bütünüyle Türkiye’yi daha ileriye götürecek, vesayeti kaldırıp, istikrarı sağlayacak bir sistemdir. 16 Nisan’da bu oylanacak” dedi.

    Türkiye’nin demokrasi ile imtihanı konusunda çarpıcı açıklamalarda bulunan Şentop, 1971 darbesi sonrasında güvenoyu almaya zorlanan Nihat Erim hükümetleri dönemi ile 28 Şubat darbesi sonrasında REFAHYOL hükümetine yönelik baskıları hatırlattı. “Vesayetin devamına dur diyeceğiz” diyen Şentop, “Parlamento ve hükümet seçimi iki turlu olacak. Artık hükümeti de halk seçecek. Şu an Recep Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir lider, AK Parti gibi güçlü kadrolar yönetimdeler. Ancak bu parlamenter sistemde her zaman istikrar çıkmıyor. 71-80 ve 97 darbeleri ve koalisyon dönemleri bunu doğruluyor. 3,5 yılda 4 hükümet değişmiş bir ülkeyiz. İş yapılamaz hale gelinen dönemlerdir bunlar. Artık 5 yıl boyunca halkın seçeceği hükümet görev yapacak. İstikrar budur. Sistem bundan sonra da güçlü lideri, güçlü kadroları baki kılacak” diye konuştu.

    18 maddelik değişecek anayasa maddelerini tek tek değerlendiren Şentop, dışarıdan bakan atama konusunda da önemli örnekler verdi. Şentop, “Numan Kurtulmuş, milletvekili değilken başbakan yardımcısı oldu. Bursa milletvekilimiz Efkan Ala milletvekili değilken, İçişleri Bakanlığı yaptı. 59 ülkede başkanlık sistemi uygulanıyor. Biz her birini detaylı inceledik. Türkiye’ye özgü cumhurbaşkanlığı sistemini, ülkemizin ve milletimizin geleceğini dikkate alarak belirledik” açıklamasında bulundu.

    Bombalı suikast sonucu öldürülen Gazeteci Uğur Mumcu’nun, “Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz” sözüne atıfta bulunarak konuşmasına devam eden Şentop, şunları söyledi:

    “Tartışırken fikir ayrılıkları olsa bile bilgi sahibi olmalıyız. Bilgi eksik ve yanlış olmasın. Türkiye’ye özgü bir anayasa hazırlanıyor. Federasyon yok. Üniter başkanlık modeli var. Yasama yürütme ve yargı erkleri Osmanlı döneminde de tek merkezdeydi. Federasyon iddialarının aslı ve temeli yoktur. Hükümet bu değişiklikle birlikte sandıktan çıkacak. Sistemin en büyük farkı budur.”

  • Maliye Bakan Yardımcısı Yavilioğlu: ’’Allah’ın izniyle 16 Nisan’da yeni sistem gelecek’’

    Maliye Bakan Yardımcısı Dr. Cengiz Yavilioğlu, ’’Hep birlikte inşallah 16 Nisan’da bu sistem değişikliği gerçekleşecektir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte bundan sonra bir daha hükümetsiz kalan dönemleri yaşamayacağız’’ dedi.

    AK Parti Ardahan İl Başkanlığını ziyaret eden Maliye Bakan Yardımcısı Dr. Cengiz Yavilioğlu, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile koalisyon dönemlerinin sona ereceğini söyledi. Yavilioğlu, ’’Unutulmaya yüz tutmuş olan bir sistem krizinin AK Parti hükümetleri döneminde de tehlikeyi içerisinde barındırdığını sizler de, bizler de birçok kere gördük. Bu ülkenin üzerinde ameliyat yapıldığını 7 Haziran’da, 15 Temmuz’da, 17-25 Aralık’ta, onun öncesinde Gezi olaylarında, Cumhuriyet mitinglerinde, bir takım davalarda, yine parti kapatmalarında, büyük bir kitle partisi olan AK Parti’nin kapatılma davası varlığında, 367 krizinde olduğu gibi ortaya çıkan önemli krizler var. Biz kendi kaderiyle sınırlı bir kaderi taşımıyoruz. Geleceğin, büyük bir topluluğun kaderini de bu an şu dönemde 16 Nisan’da ellerimizin, avuçlarımızın ortasına koydu. Türkiye çok önemli bir tecrübe yaşadı, AK Parti iktidarları döneminde tek partili hükümetlerle ne olacağı tecrübesini yaşadı. AK Parti döneminde dolmuş, AK Parti döneminde büyümüş, olgunlaşmış, geçmişi bilmeyen yavrularımıza bunu anlatmakta çok zorlanıyoruz. Yani mukayese etmek gerçekten mümkün değil. 28 Şubat’ı anlatmakta güçlük çekiyoruz. 80 darbesini, 70 muhtırasını, 60 darbesini anlatmakta güçlük çekiyoruz. Güçlük çektiğimiz birçok şey var. Ama bir şeyi yaşadı bu gençler, 15 Temmuz’u yaşadı. 15 Temmuz’da güçlü iktidar olduğu taktirde bu ülkeye ihanet edenlerin istemiş oldukları sonuçların bir daha olamayacağına bu yavrularımız şahit oldular. Yürekleriyle şahit oldular, canlarıyla şahit oldular. Allah hepsinden razı olsun, hepinizden razı olsun” dedi.

    15 Temmuz’da bir bedel ödendiğini belirten Yavilioğlu, “Biz istiyoruz ki Türkiye elde etmiş olduğu tecrübeyi kurumsallaştırarak sistematik hale getirelim. Kişiye bağlı değil, bir gruba bağlı değil, bir partiye bağlı değil, bir sisteme bağlı olarak geleceğe taşıyalım. Dolayısıyla bu iş bir kişinin derdi değil, bir partinin derdi değil, bir azınlık grubun derdi değil. Bu dert bütün vatandaşların derdi. Bunu anlayan, yüreği Türkiye diye çarpan, yüreği bu milletle beraber çarpan Anadolu’da yetişmiş, Anadolu kültürünü bilen, dolayısıyla paylaşmayı, çabayı bilen, dolayısıyla bedel ödemiş insanların derdidir, ortak derdidir” diye konuştu.

    Bütün bir milletin çabasını göz ardı etmeden, onların çabalarına ihanet etmeden 16 Nisan’da bir sistem değişikliği yapılacağını belirten Yavilioğlu, “Hep birlikte inşallah 16 Nisan’da bu sistem değişikliği gerçekleşecektir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte bundan sonra bir daha hükümetsiz kalan dönemleri yaşamayacağız. Bizim irademizin dışında bir daha istemediğimiz hükümetlerin olması süreçlerini yaşamayacağız. Bundan sonra istemediğimiz kişilerin cumhurbaşkanı olması durumlarını yaşamayacağız. Ülkemizde hem ekonomiye, hem toplumsal yapımıza, hem farklılıklarımıza, dışarıdan güçlü müdahalelerin olması halinde ona tepki gösteremeyen iktidarsız iktidarları inşallah bir daha yaşamayacağız” dedi.

    Yavilioğlu, daha sonra Ardahan Gençlik Merkezi’ndeki “Yeni Anayasa Değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” konulu konferansa katıldı.

  • Bakan Özlü: “Son 14 yılda yakaladığımız başarıları, inanın mevcut sistem sayesinde değil, bu sisteme rağmen elde ettik”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Son 14 yılda yakaladığımız başarıları, inanın mevcut sistem sayesinde değil, bu sisteme rağmen elde ettik” dedi.

    Sanayi sektörünü, sanayicilerin beklentilerini, taleplerini konuşmak ve sanayi sektörünü geliştirmek için yapılacak çalışmaları yerinde incelemek üzere Sinop’a gelen Bakan Özlü, ilk olarak Boyabat ilçesinde sanayici ve iş adamlarıyla bir araya geldi. Boyabat Kalebağı Tesislerindeki toplantıda konuşan Bakan Özlü, “Siz değerli iş adamları hem kendiniz kazanıyorsunuz, hem de çevrenize ve ülkenize kazandırıyorsunuz. Bu nedenle AK Parti hükümetlerinde ekonominin temel ilkesi reel sektörü güçlendirmek olmuştur. Reel sektör ne kadar güçlüyse, üreten kesim ne kadar güçlüyse bir ülke de o kadar güçlü olur” diye konuştu.

    Bakan Özlü, 14 yıldır bu anlayışla hareket ettiklerini vurgulayarak, “Sizlerin önünüzdeki engelleri, zorlukları kaldırdık. El ele verdik, omuz omuza verdik ve bu ülkeye çok büyük başarılar yaşattık. Sizin bir sıkıntıda olduğunuzu gördüysek o sıkıntıyı aşmak için hemen müdahale ettik. Örneğin geçtiğimiz yılın sonlarında nakit sıkışıklığı olduğunu fark ettik. Bu nedenle KOSGEB aracılığıyla 50 bin liralık faizsiz kredi uygulamasını başlattık. İlk etapta 15 bin kişinin yararlandığı bu destek programından daha fazla KOBİ’nin ve esnafın yararlanması için bu yıl çok daha yüksek bir bütçeyle bu desteği sürdürüyoruz. Neden böyle yaptık? Çünkü biz 15 bin KOBİ’ye destek verdik ama programa 250 bin KOBİ başvuru yaptı. 235 bin KOBİ’nin başvuru yapıp da destekten yararlanmamasına gönlümüz razı olamazdı ve olmadı. Bu nedenle ilave bütçeyle 2017’de de bir yılı ödemesiz olmak üzere toplam üç yıl vadeli faizsiz kredi desteğine devam edeceğiz. Daha önce bu desteğe başvurulduysa tekrar başvurulmasına gerek bulunmuyor eğer başvurmadıysanız Şubat ayının 20’sine kadar başvuru süremiz var. Aynı şekilde geçtiğimiz günlerde piyasayı canlandırmak üzere beyaz eşya ve mobilyada vergi indirimine gittik. Esnafımızla konuştuğumuzda bu uygulamanın kısa süre içerisinde çok iyi sonuçlar verdiğini ifade ettiler” şeklinde konuştu.

    İstihdam seferberliği

    Bakan Özlü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde bir istihdam seferberliği başlattıklarına işaret ederek, “Seferberlik kapsamında alınan kararla 2017 yılında işçi alımı yapan iş adamlarının çalışanlarına artık sadece maaş ödeyecekler. Prim, fon ve vergi için devlete ödeyecekleri 773 lira kendilerinden alınmayacak. Aralık ayına göre bu sene işe aldığınız her bir kardeşimiz için siz artık sadece maaş ödeyeceksiniz. Prim fon ve vergiyi devlet ödeyecek ve bu meblağ asgari ücret üzerinden hesaplandığında 773 lira gibi bir meblağ tutuyor. Hem siz çok daha uygun maliyetlerle personel istihdam edeceksiniz hem de ülkemizdeki işsizlik oranını ciddi bir şekilde düşürmüş olacağız” dedi.

    Kamu ve özel sektör işbirliğinin muhteşem bir örneğinin daha ortaya konulacağından emin olduğunu aktaran Özlü, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “80 milyon vatandaşımızın hayalindeki Türkiye’yi inşa etmek için daha yoğun bir gayret içindeyiz. Eminim ki siyasi görüşü ne olursa olsun, her birimiz, daha güçlü bir ekonominin ve daha iyi bir demokrasinin hayalini kuruyoruz. Bu yolda ciddi bir mesafe de kaydettik. Ancak Türkiye’yi bu yoldan döndürmeye çalışıyorlar. Bizim bu yolda kalmamız, beka ve istikbal sorununu çözmemiz ve hayalini kurduğumuz ülkeyi inşa etmemiz için, çok daha iyi işleyen bir sisteme ihtiyacımız var. Mevcut sistemin bizi taşıyabileceği seviyeye geldik. Hatta Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider sayesinde, mevcut sistemin bize çizdiği sınırların çok ama çok ötesine geçtik. Son 14 yılda yakaladığımız başarıları, inanın mevcut sistem sayesinde değil, bu sisteme rağmen elde ettik.”

    Bakan Özlü, 367 krizi veya kapatma davası gibi yaşanan krizlerin birçoğunun mevcut anayasadaki çarpık zihniyetten kaynaklandığını savunarak, Türkiye’nin bu sistemle devam etmesi halinde benzer sorunları yine yaşayacağını belirtti. Mevcut sitemin Türkiye’ye patinaj yaptırdığını ifade eden Özlü, şunları kaydetti:

    “Bu sistemle devam eden Türkiye, mehter gibi, iki ileri bir geri gider. Allah korusun, geçmişte koalisyonlar nedeniyle ortaya çıkan krizler, yarın tekrar yaşanabilir. Bu nedenle, yürütmedeki iki başlılığa son vermeliyiz. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki ilişkileri muhakkak daha sağlıklı bir zemine oturtmalıyız. En büyük hata kişi odaklı düşünmek olur. Çünkü bu değişiklik kişilerle ilgili bir değişiklik değildir. Mesele Türkiye’nin sistem sorunudur. Milletimiz aklıyla mevcut sistemin ileride yol açabileceği sıkıntıları görüyor. Bu nedenle, 16 Nisan’da milletimizin ’evet’ diyeceğine tüm kalbimle inanıyorum.”

    Bakan Dr. Faruk Özlü, konuşmasının sonrasında iş adamlarının sorun ve taleplerini dinledi.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi, rejim değişikliği değil, sistem değişikliği”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı hükümeti sisteminin, bir sistem değişikliği olduğunu söyledi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Çankırı’da partisinin İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. Şimşek, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın kritik bir öneme sahip olduğunu, bu nedenle içeriden ve dışarıdan müdahalelerle krizler çıkarılarak Türkiye’nin zayıflatılmaya çalışıldığını, bu durumun yeni bir şey olmadığını, son yıllar da zirveye ulaştığını söyledi. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile güvenli ve huzurlu bir Türkiye olacağını ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:

    “Bizim bu sistemi milletimize iyi anlatmamız lazım. Neden sistem değişikliğine ihtiyacımız olduğunu anlatmamız lazım. En başta şunu vurgulayayım bir kere bu bir rejim değişikliği değil. Bazıları bunu saptırmak istiyor. Bazıları başka taraflara çekmek istiyor aslında çok basit Cumhurbaşkanlığı sistemi yani hükümetin sistemi değişiyor rejim değil. Türkiye Cumhuriyeti devleti demokratik, laik bir hukuk devletidir asla ve asla bununla ilgili bir değişiklik söz konusu değildir. Çok basit haliyle bugünkü sistem sürdürülebilir bir sistem değildir. Bugünkü iki başlı yönetim sistemi ilerde krizlere gebe bir sistemdir. Biz Türkiye’nin sadece bugününü değil geleceğini de düşünmek zorunda olduğumuz için krizlere gebe bu sistemi değiştirmek istiyoruz ve kararı da 16 Nisan da milletimiz verecektir. Onun için aslında huzurlu ve güvenli bir Türkiye için, terörle mücadelede çok daha güçlü bir Türkiye için, güvenlik politikalarında etkin ve hızlı, kararlı bir davranış alabilmek için Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi çok çok daha Türkiye’nin menfaatinedir. Yani Türkiye aslında bu yeni sistemle birlikte inanıyorum ki insanlarımız özgürlüklerini çok güçlü bir şekilde yaşayacaklar, bir taraftan da özgürlük, güvenlik dengesi sağlanmış olacak, teröre karşı etkin, güçlü kararlar alınabilecek.”

    Şimşek, “Bu Anayasa değişikliği ile ben inanıyorum ki hem yönetimde istikrarı sağlayacağız, hem kalıcı refahı sağlayacağız, hem de diğerlerinin söylediği gibi bu sistem sorun üretmeyecek, tam aksine bir uzlaşma kültürü, birlikte çalışma kültürü, birlikte uyum içerisinde çalışmayı getirecek” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, toplantının ardından Çankırı Valiliğini ziyaret ederek bir süre Vali Mesut Köse ile görüştükten sonra kentten ayrıldı.

  • AB Bakanı Çelik: “Türkiye’nin rejimi bellidir, bizim yaptığımız şey sistem değişikliğidir”

    Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, “Türkiye’nin rejimi bellidir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bizim yaptığımız şey sistem değişikliğidir. Peki nedir bu sistem değişikliği. Demokratik, laik sosyal diyoruz. Bu saydıklarımızı Türkiye’de kim ortadan kaldırdı? Darbeler ortadan kaldırdı. Yani rejim değişikliği yapan darbelerdir. Peki o darbelerin olduğu zamanlarda bu darbeleri en çok destekleyen siyasi parti hangisiydi? CHP’ydi. Demek ki rejim değişikliğini onlar istemişti” dedi.

    AK Parti Osmaniye Teşkilatının İl Danışma Meclisi Toplantısı Cebelibereket Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantının başlangıcında 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin video gösterimi yapıldı. Ardından konuşma yapan AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, şu an dünyanın enteresan bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye’nin kuzeyindeki ülkelerde ciddi bir ekonomik kriz var. Türkiye’nin güney dediğimiz Suriye ve Irak gibi ülkelerde ise ciddi bir siyasi kriz var. Ciddi bir demokrasi krizi var. Bütün bunların içerisinde Türkiye ekonomisini güçlendirmeye çalışan, demokrasisini güçlendirmeye çalışan, dış politikada daha büyük bir katılım üretmeye çalışarak ciddi performansını devam ettiriyor” diye konuştu.

    Son dönemlerde ‘parlamenter rejimden neden vazgeçiyoruz’ gibi soruların sorulduğunu belirten Çelik, “Açık ve net bir şeklide söyleyelim. Türkiye’de hiçbir zaman parlamenter rejim olmadı. Parlamenter rejim her zaman darbelerle sakatlandı, darbelerle örselendi ve bir türlü parlamenter sistem Türkiye’de yerleşmedi. Ben siyasi tarihle ilgilenirim. Türkiye’de parlamenter sistemin örselenmeden, sakatlanmadan, iyi kötü performansını gösterebildiği dönem AK Parti dönemidir. AK Parti döneminde de Cumhurbaşkanlığı sistemine müdahale etmek istediler hatta partiyi kapatmak istediler” ifadelerini kullandı.

    Kendilerine sorulan bir diğer sorunun ise ‘Türkiye’de rejim değişikliği olacak mı’ sorusu olduğunu belirten Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bakın biz net bir şekilde söylüyoruz. Türkiye’nin rejimi bellidir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bizim yaptığımız şey sistem değişikliğidir. Peki nedir bu sistem değişikliği. Demokratik, laik sosyal diyoruz. Bu saydıklarımızı Türkiye’de kim ortadan kaldırdı? Darbeler ortadan kaldırdı. Yani rejim değişikliği yapan darbelerdir. Peki o darbelerin olduğu zamanlarda bu darbeleri en çok destekleyen siyasi parti hangisiydi? CHP’ydi. Demek ki rejim değişikliğini onlar istemişti. Bu rejim değişikliği yaygarasının arkasından halkın kendiler oy vermediği, kendilerine güvenmediği birileri çıkar. Bunlar sandıktan çıkan sonuçlara tahammül edemedikleri için, sandıktan çıkan irade ile mücadele etmeyi göze alamadıkları için, kendileri sandıktan çıkamadıkları için rejim değişikliği diyerek ülkedeki sistemi krize sürüklediler. Hemen arkasından rejimin bekçisi olduklarını söylerler. O rejim bekçilerinin arkasından siyasete müdahale ederek hükümetleri yıktıkları zaman hemen rejimin tüccarlığına çıkarlar.”

    Bu kesimin sandıktan hep korktuğuna değinen Çelik, “Çünkü sizlerin değerlerine uygun siyasetçileri devletin başına getirdiğinizi biliyorlar. Sizden sandığı kaçırmaya çalışıyorlar. Sandığa gittiğiniz zaman, vatandaşın önüne sandık koyduğunuz zaman nasıl bir tablo çıkacağını biliyorlar. O tabloda da kendilerine yer olmadığını biliyorlar” şeklinde konuştu.

    Çelik, “Mesele güç meselesi olsa şu anda Cumhurbaşkanımızın gücüne sahip kim var Avrupa’da. Vatana ihanet dışında hiç bir şeyden yargılanamaz. Kendisinin liderlik ettiği parti meclisin çoğunluğuna sahip. Ya da bizim açımızdan bakalım. Cumhurbaşkanımız bizim partimizden çıkmış. Meclis çoğunluğuna biz sahibiz ve hükümet bizde. Yani biz güç peşinde koşsak bizim bu sistemi hiç değiştirmememiz lazım” dedi.