Etiket: sırrı

  • AK Parti’li Gündoğdu’dan Sırrı Süreyya Önder’e Tepki

    AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında “Bizi ziyaret ederse kaçak çayını içer gider” diyen HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’e sert çıkarak, “Bu malum arkadaşın açıklaması artistik bir açıklamadır. Sen artistsen, git Yeşilçam’da artistlik yapmaya devam et” dedi.

    Önder’in ‘kaçak çaylı’ açıklamasına tepki gösteren AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, ‘kaçakçılıkla ilişiği’ olan kesimlerin nifak tohumları ektiğine dikkat çekti. Topluma nifak tohumu ekmek isteyenlerin kaçak çaydan bahsedip hendek kazdığını kaydeden Gündoğdu, “Bu malum arkadaşın açıklaması artistik bir açıklamadır. Sen artistsen, git Yeşilçam’da artistlik yapmaya devam et. O arkadaşı siyaset yapmaya değil, Yeşilçam’da artistliğe devam etmeye davet ediyorum” diye konuştu.

    “KARDEŞLİĞİMİZ SÜRECEK”

    AK Parti’nin çözüm için sorumluluk almaktan asla kaçmadığını belirten Metin Gündoğdu şunları söyledi:

    “O bölgede yaşayan kardeşlerime sesleniyorum. Biz bir ve beraberiz, ayrılmaz bir bütünüz. Ehli Sünnetiz. Malazgirt’ten birlikte girdik. Beraber bu toprakları yurt edindik. Omuz omuza vermiş bir neslin torunları olarak barış içinde yaşamalıyız. Her bölgenin kendine has sıkıntıları olabilir. Bununla ilgili de hükümetimiz gerekli girişimlerde bulunmuş, çözüm noktalarının üzerine gidilmiş, sonuç alınmıştır. Başbakanımız bu konuda çok ciddi bir duruş sergilemiştir. Bu konunun çözümü için ne gerekiyorsa yapmaya da hazırız. Ama tüm bunlara rağmen vatanı bölmek için hainlik yapmaya, kaçakçılık yapmaya devam ediyorlar. Buna asla, bu ülkenin evlatları müsaade etmeyecektir. Cumhurbaşkanımız da, Başbakanımız da milletimiz de bu konuda ciddi bir duruş sergiliyor. Bölgedeki vatandaşlarımız ile bin yıldır süregelen kardeşliğimiz kıyamete kadar devam edecek. Kimse bundan endişe duymasın.”

  • Sırrı Süreyya Önder: “Kaçak Çaya Hallendiyseniz Rize Çayı İçelim”

    HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun HDP ile randevusunu iptal etme nedenlerini eleştirerek, Başbakan Davutoğlu’nun kendilerine üslup ve ciddiyet konusunda ders verecek en son kişi olduğunu söyledi.

    Mecliste düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun HDP ile randevusunu HDP’li yöneticilerin yaptığı açıklamaların ardından iptal ettiğini açıklamasına yönelik eleştirilerde bulunan Sırrı Süreyya Önder, “Sayın Başbakan dış seyahati öncesinde esip gürlemiş, biz de çok korktuk. Kendisi bize randevu iptali olarak Selahattin Bey’in ‘Sur’da, Cizre’de olanları kendisine soracağız’ lafını niyet kategorisinde değerlendirerek, niyette samimiyet dışı bir kategoriye yerleştirmiş, benim lafımı da ciddiyet terazisinde tartmış. Üslup ve ciddiyet konusunda akıl verene bakar mısınız? Bu konuda ders alacağımız en son insan Davutoğlu’dur” dedi. Basın toplantısı boyunca eleştirilerini sürdüren Önder, “Kaçak çaya hallendiyseniz Rize çayı içelim” ifadelerini kullandı.

    “EĞER KIYMETİNİ BİLSE KENDİSİNE BİR ZEMİN SUNMUŞUM”

    Başbakan Davutoğlu’nun “Bize oy vermezseniz bu bölgeye beyaz Toroslar gelir” mealinde sözler ettiğini belirten ve “Eğer üsluba kafayı takacaksak bu beyaz Toros meselesinden başlayabiliriz. Üstelik bu vaadinde de durmadı. Beyaz Toroslar yerine bölgeye tanklar ve toplar geldi” ifadelerini kullanan Önder, ders almaya ihtiyaçlarının olmadığını kaydetti. Önder, “Ben demişim ki, ‘siz buraya neye geliyorsunuz?’ Sayın Başbakan bu ziyareti ne için yapıyor, yeni anayasa için değil mi, ben demişim ki, anayasal düzlemi sağlamadan…’ bununla ne kastettiğimi de açıklamışımı, ‘vaz geçtik insanların temel yaşam hakkından, vazgeçtik insanların nefes alma hakkından cenazelerini defnedecek bir zemin hazırlamadan bize yeni anayasa konuşmaya gelirseniz kaçak çayımızı içer gidersiniz’ demişim. Eğer kıymetini bilse kendisine bir zemin sunmuşum. Samimiyet şu olabilir mi; yeni bir anayasa konuşacaksınız ve siz bunu konuşmaya geldiğiniz partinin ağırlıklı oy aldığı seçmenleri evlatlarının cenazesini buzdolaplarında tutacaklar. Morglarda yer kalmamış, sokaklardaki cenazelerin tümü sivil. Bu cenazeler yerde kalacak siz geleceksiniz hangi derde derman olacaksa bizle yeni anayasa konuşacaksınız öyle mi? Dünyanın en samimiyetsiz pratiği bu değilse başka hiçbir şey değildir. Morgda üç aylık bebeğe yer bulunamıyor başka ölmüş bedenin üzerine koyuyorsunuz. Ortam bu haldeyken bizim sizinle bir yeni anayasa konuşmamızın hangi ciddiyet terazisinde tartılabileceğini bize de söyleyin de o hikmetli aklınızdan bizde istifade edelim. Sayın Başbakan bu konuda bize akıl verecek en son insansın. ‘Gitsin Kandil’de çay içsin’ diyor, gittik Sayın Davutoğlu. Üstelik bu ülkede Milli Güvenlik Kurulunda kararlaştırılan bir politika ile biz Kandil’e gittik. Sonra çözüm çerçeve yasası ile teminat altına alınan yasal güvencelerle biz Kandile gittik, sizin öneri ve tekliflerinizi götürdük orada tartıştık, onların önerilerini size getirdik tartıştık, kötü mü oldu. Üç yıl hiçbir evladımızın canından endişe etmemiş olduk, bu zamanların kıymetini bilemediniz” diye konuştu.

    “SAYIN BAŞBAKAN ‘TÜRKLEŞECEĞİZ’ DEMEDİK, ‘TÜRKİYELİLEŞECEĞİZ’ DEDİK”

    “Bu kadarını Kenan Evren de yapardı size ne ihtiyaç var. Bir seçilmiş olarak demokrasiye inandığını beyan eden bir Başbakan olarak bu halkın önüne tanktan toptan başka koyacağınız hiçbir siyasi çözüm yok mudur, o zaman size ne ihtiyaç var” açıklamasında bulunan Önder, bölgeyi ziyaret etmesi gerekenin Genelkurmay Başkanı değil, Başbakan olduğunu söyledi. Önder, “Siz utanmadan bu ülkede kabinede yer alan bakanları o ilçeye sokmadınız, sonra bize ciddiyet dersi vereceksiniz öyle mi? DTK’dan başlayabilirsiniz, hangi zeminde kurulduğunu bilmiyormuş Sayın Başbakan. 10 senedir var DTK, 10 senedir hangi zeminde olduğunu bilmiyorsanız oturun derdinize yanın. Seçmene şikayet ediyormuş, ‘Türkiyelileşmek dediler bakın şunların yaptıklarına.’ Sayın Başbakan ‘Türkleşeceğiz’ demedik, ‘Türkiyelileşeceğiz’ dedik. Sizin ve birçoklarının Türkiyelileşmek kavramından anladığı bu topraklarda yaşayan herkesin Türk olması, böyle bir hayat yok. ‘Dilleriniz Allah’ın ayetleridir’ lafını bu süreç başlarken siz söylüyordunuz, herkesin Türk olmasını nasıl, ne hakla bekleyebilirsiniz” şeklinde konuştu.

    “SANAT KENDİNİ KÜÇÜMSEYENLERİ FENA HALDE MADARA EDER SAYIN BAŞBAKAN”

    Başbakan Davutoğlu ve AK Parti sözcülerinin sanatı küçümsediklerini iddia eden Önder, “Bu sanatı küçümseme bütün AKP sözcülerinde var. Sayın Başbakan, ‘biz burada film çevirmiyoruz’ diyor, film çevirmeyi basit bir iş zannediyor. Sanatı küçümsemelerini çok iyi anlıyorum, 15 senedir bu ülkede iktidarlar, kendileri ile anılacak bir tane sanatçı yetiştiremediler. Bu 15 senenin istihsali, ortaya çıkardığı olgu ne diye baktığınızda glikozu Arjantin’den ithal edip bal diye yutturan bir sürü bal dünyası firması, bir sürü de sonu ‘mal’ ile ‘lank’ ile biten inşaat firması. Sizin bu ülkenin repertuarına eklediğiniz bundan ibaret. Sanat kendini küçümseyenleri fena halde madara eder Sayın Başbakan. Eğer ciddiyetten bahsedecekseniz şuradan başlayacaksınız Sayın Başbakan; Dolmabahçe’yi bize siz kendi eliniz ve dilinizle tahsis ettiniz. ‘Dolmabahçe mutabakatına verdiğim önemin göstergesidir’ dediniz, bizzat bize söylediniz. Eğer ciddiyetten başlayacaksak ‘ben o fotoğrafı da doğru bulmuyorum, öyle bir mutabakat da masa da yok’ deyip başta sizin emeğinize tekme atıldığı zaman çıkıp diyecektiniz ki, ‘burayı ben tahsis ettim, bu mutabakatı ben gerçekleştirdim.’ Öyle, ‘siyasette ciddiyet ararım’ deyip tanrı katından konuşmaya benzemez bu işler. Kendi emeğinize Sayın Bülent Arınç kadar sahip çıkamadınız. Ondan sonra bize ciddiyet dersi mi vereceksiniz?” ifadelerini kullandı.

    “SAYIN BAŞBAKAN KARPUZ KESMEKLE YÜREK SOĞUMAZ”

    Kendilerinin bölgesel hamlelerinin başkalarının çok zoruna gittiğini kaydeden Önder, “Eş Genel Başkanımızın Rusya ziyaretini hainlikle tarif etti, bize üslup dersi verenin yaklaşımına bakın. Sen bize ‘hain’ diyorsun ne işin var burada dememişiz, gelecekseniz asgari demokratik zemini sağlayın, yoksa çay içmekle kalırsınız demişiz, buna hallenmiş. Sizin bütün Rusya krizine bu ülkenin tamamını etkileyecek bir aymazlığınıza getirdiğiniz çözüme bakalım, getirdikleri tek çözüm tezek yakmak” açıklamasında bulundu.

    “Sayın Başbakan karpuz kesmekle yürek soğumaz” ifadelerini kullanan Önder, geri dönüş imkansız değilken bu meselenin demokratik bir zeminde çözmenin imkanlarının araştırılması gerektiğini söyledi. Had bildirme laflarının bir kenara bırakılması gerektiğinin altını çizerek, “Bunu bize 12 Eylül rejimi söyledi, sökmedi, bu parlamentoda Tansu Çiller bağırdı, sökmedi, bizim en iyi bildiğimiz iş zindanlarda yatmak ve direnmek, buradan size ekmek çıkmaz. Bu ülkeyi zaten kocaman bir hapishaneye çevirdiniz” dedi.

    Çözüme hazır olduklarını kaydeden ve “Beni beğenmiyorsanız grubumuzda hangi meslekten insan ararsanız var, onunla muhatap olun” ifadelerini kullanan Önder, Başbakan Davutoğlu’nun “Kandil’de çay içsinler” sözüne ilişkin, “Keşke gelseniz, gitsek beraber çay içsek. Yüz yüze konuşsak. Siyasetçiye düşen budur, çözüm aramak. Sizin yaptığınız sorunu büyütmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Ben köşeli geliyorsam size sürecin tümünden çekilebilirim, hiç gam değil. Benim yokluğumla barış gelecekse barış geldiği gün Meclisin bahçesinde ben kendimi öldürürüm, başka bir şeye gerek yok. Yeter ki siz barışı, demokratik çözümü, Kürt’e hürmeti, Alevi’ye muhabbeti, emeğe saygıyı bir an için aklınıza getirin. Bu ülke demokratikleşecekse bunlarla demokratikleşecek” diye konuştu.

  • Doç. Dr. Özyaral: “Titizliğin Sırrı, Düzenli Olmaktır”

    Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Özyaral, titizliğin sırlarını açıkladı. Özyaral, titizliğin temizlikle aynı şey olmadığını söyledi.

    “Her temiz insan titiz değildir ancak her titiz insan temizdir” diyen Doç. Dr. Özyaral “Genelde temizlik ve titizlik birbirine karıştırılır. Temizlik ayrı bir şeydir, titizlik ise temiz olmayı da içine alan daha geniş bir kavramdır. Titizlik, düzenli olmayı gerektirir. Bunun içine zamanı doğru kullanmak, temizleyicileri seçerken dikkatli seçmek, doğru yerde kullanmak, temizliği bir sırayla yapmak, aradığını hızla bulabilmek, iyi tasnif etmek gibi başlıklar var” şeklinde konuştu.

    Dr. Oğuz Özyaral, titizliğin altın kurallarını şöyle sıraladı:

    “Yaşam kalitesini arttırmak için hayatınız düzenli olmalıdır. Çevrecilik önemlidir. Gereksiz su kullanımından ve elektrik israfından kaçının. 4 G Kuralını uygulayın. Bunun için ihtiyacınız kadar alış veriş yapın. Buna ’Gerileme’ diyoruz. Gereksiz ürün almayın. İhtiyacınız olmayanı geri çevirin. Kullandığımız ürünlerin kaplarını ’Geri Dönüşüme’ verin. Amacı dışında ürünleri atmak yerine, tekrar farklı amaçlarla kullanın, buna da ’Geri Kullanmak’ diyoruz. Temizlik ürünlerini gerektiği kadar kullanın. Fazlası çevreye zarar verir, unutmayın. Temizlik ürünleri asla birbiri ile karıştırmayın. Ortaya sadece bir zehir kokteyli çıkar, asla hedeflenen daha güçlü etkiyi etki sağlamaz. Evinizi, hayatınızı renklendirin, yaşanır hale getirin. Evler sadece temel ihtiyaçların karşılandığı kapalı alanlar değil, hayatımızı aynasıdır. Kullanmadığınız eşya ve kıyafetleri ihtiyacı olanlara verip hem sosyal sorumluluğunuzu yerine getirin hem de evlerinizi fazla eşya yükünden hafifletin. Eskiyen, yıpranan eşyaları onarıp yüzlerini yenileyip yeniden kullanıma kazandırın. El hijyenini asla unutmayın. Ellerinizi el yıkama tekniğini doğru uygulayarak yapın.

    Atıkları ayrıştırın. Gerektiğinde malzeme ve ürünleri farklı amaçlarla yeniden kullanılır hale getirin. Temizlik yapalım derken ortalıktaki süprüntüleri camdan, kapıdan sokağa silkelemeyin”.

  • Sema Şimşek’in Güzellik Sırrı

    Op. Dr. Bülent Cihantimur’un geliştirdiği Örümcek Ağı Kremi lansman kahvaltısında güzellik editörleriyle bir araya gelen Sema Şimşek, kremi anlattı.

    Manken ve dizi oyuncusu Sema Şimşek, Kuruçeşme Les Ottomans Otel’de gerçekleşen lansmanda Örümcek Ağı Kremi deneyimlerini basın mensuplarıyla paylaştı. Mesleği gereği cildinin makyaj, stüdyo ışıkları ve yorgunluk gibi sebeplerle yıpranmaya çok müsait olduğunu söyleyen Sema Şimşek, “Yıllardır cildimin farklı bölgeleri için, farklı kremler, losyonlar, bakım ürünleri kullanırım. Çalışan bir anneyim ve bu kadar farklı ürünü cildime tatbik etmek beni hem zorladı, hem de buna ayıracak vakti çoğu zaman bulamadım. Örümcek Ağı Kremi’nin en büyük avantajı, tek ürünle birçok fonksiyonu bir araya getirmiş olması” dedi.

    “2 AYDIR KULLANIYORUM”

    Örümcek Ağı Kremi’ni 2 aydır kullandığını ve çok memnun kaldığını söyleyen Sema Şimşek, “Piyasada çok fazla krem var. Her biri farklı bölgeler için, farklı faydalarla biz tüketicilere sunuluyor. Dediğim gibi çalışan bir annenin aslında farklı farklı ürünlere değil, pratik hepsinin bir araya getirilmiş ürünlere ihtiyacı var. Örümcek Ağı Kremi’ni 2 aydır kullanıyorum. Op. Dr. Bülent Cihantimur sabah akşam kullanmamı önerdi fakat nem ve tutuculuk kapasitesi o kadar yüksek ki, sabah uyandığımda tekrar sürme ihtiyacı dahi hissetmiyorum. Örümcek Ağı Kremi’nden çok memnunum, çok fonksiyonlu ve gerçekten kaliteli tek bir ürün arayanlara tavsiye ediyorum” dedi.

  • Şirketlerde Başarının Sırrı Doğru İletişim

    Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Bursa İnsan Kaynakları ve İstihdam Buluşması (BİİB 2015) devam ediyor.

    Türkiye’nin önemli firmalarının temsilcileriyle iş arayan insanları üç gün boyunca bir araya getiren buluşma, panellerle devam ediyor. Merinos Kongre Kültür Merkezi’nde 165 firmanın 189 stantla yer aldığı buluşmada firmaların insan kaynakları departmanları, iş hayatına yeni başlayacak olan kişilere yönelik sunumlar yapıyor. Matlı Yem adına seminer veren Zeynep Erdoğan, iş hayatında başarının yolunun doğru iletişimden geçtiğini belirtti.

    Gençlere iş hayatı ve şirket yönetiminde insan kaynaklarının rolü hakkında sunum yapan Erdoğan, “Şirket içi iletişim yönetimini insan kaynakları departmanı yapıyor. Şirket içinde çeşitli departmanlar var. Bunlar sürekli iletişim halindeler. Farklı karakterde insanlar bir gün boyunca 8 saat bir arada çalışıyor. Bu insanları iletişim anlamında bir arada tutmak pek kolay olmuyor. İnsan kaynakları bu ilişkileri düzenleyip iletişimi sağlamada önemli rol oynuyor. İletişimi doğru olan firmalar her zaman bir adım önde oluyor. Başarının sırrı da doğru iletişime dayanıyor. İnsanların iş hayatında başarılı olması tamamen doğru iletişimle alakalı. Şirketler iletişimi doğru yönetemezse çatışmalar çıkıyor. İnsan kaynakları olarak bu çatışmaları yönetip ortadan kaldırmanız gerekiyor. Çatışmayı yönetmek, meselenin kaynağını bulup çözüme kavuşturmak gerekiyor” dedi.