Etiket: Sırları

  • İşte Güzel Yaşamanın Sırları

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof.Dr. Berna Şanlı, insanların cildinde yılların etkisiyle artan deformasyona ameliyatsız profesyonel çözümlerle ’dur’ demenin mümkün olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Berna Şanlı, herkesin genç ve güzel görünme arzusu taşıdığını belirterek, “Gelişen teknoloji sayesinde bu isteğimizi büyük oranda gerçekleştirmek artık mümkün” dedi.

    Ciltte yılların etkisiyle önemli sorunlar görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Şanlı, “Bunlardan ilki kuruluk problemidir. Ergenlikle başlayan yağlanma akne, gözenekler gibi pek çok probleme neden olduğu için istenmez ama, yaş ilerledikçe bu durum yerini kuruluğa bırakır. Cildin kuruluğu daha mat, soluk, dolayısıyla cansız görünen bir deri anlamına gelir. Üstelik kuruluk ekzemaya da zemin hazırlar. Cilt kuruluğu problemi için çapraz bağsız hyalüronik asit, antioksidanlar, çeşitli vitaminler içeren mezoterapiler, PRP (plateletten zengin plazma) cildin kaybettiği parlaklık ve nemi çok büyük oranda geri kazandırır. Bu yöntemleri kişinin cilt yapısına göre genellikle yılda 3-4 kez 2-4 hafta arayla önermekteyim” dedi.

    KIRIŞIKLIKLARIN ÇÖZÜMÜNDE PRP FARKI

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Berna Şanlı, bir başka önemli sorunun ise kırışıklıklar olduğuna dikkat çekerek, ilerleyen yaşla birlikte cilt içerisindeki kollagen ve elastinin kalitesinin ve miktarının azaldığını, bunun da cildin esnekliğini azaltarak kırışıklıklara neden olduğunu kaydetti.

    Özellikle göz çevresindeki kırışıklıklarda bu bölgedeki kasların fazla kasılmasının çok önemli rol oynadığını bildiren Prof. Dr. Şanlı, mimiklerini fazla kullanan kişilerde yıllar ilerledikçe mimik çizgilerinin çok daha belirginleştiğini ifade etti.

    Prof. Dr. Berna Şanlı, kırışıklık sorunu ile ilgili önerilerini de şöyle anlattı :

    “Kollagen ve elastini uyarmak için PRP en doğal yöntemdir. Kişinin kendi kanındaki ’trombosit’ denen hücrelerden yoğun bir şekilde elde edilerek tekrar deriye enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Çapraz bağsız ve düşük oranda çapraz bağlı hyalüronik asid içeren ürünlerle yapılan mezolifting yöntemiyle de, ince kırışıklıklar son derece doğal bir şekilde dolar. İnce polidioksanon (PDO) iplerle uygulanan ’ağ’ tekniği ise ciltteki kırışıklıklarda oldukça etkili, aynı zamanda ciltte sıkılaşma da sağlayan bir yöntemdir.”

    BOTOKS USTA ELLER TARAFINDAN UYGULANMALI

    Özellikle göz çevresindeki kırışıklıkların çözümünde vazgeçilmez bir yöntem olan botoks uygulamasına da değinen Prof. Dr. Berna Şanlı, uygulamadaki amacın kırışıklık bölgesindeki kasların zayıflatılması olduğunu belirtti ve botoks uygulamasının usta ellerde uygulandığında sonuçlarının son derece doğal olacağını vurguladı.

    Prof. Dr. Şanlı, genç görünümün önündeki engellerden birinin de hacim kaybı olduğunu söyledi. Cilt altı yağ dokuda belirli bölgelerde yüze şeklini veren yağ bölmecikleri bulunduğunu hatırlatan Berna Şanlı, bu bölmelerdeki yağda yaşla birlikte azalma görüldüğüne dikkat çekti.

    CİLTTEKİ SARKMALARI ÖNLEMEK MÜMKÜN

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Berna Şanlı, azalma sonucunda deri altındaki yağ desteğinin kaybolmasıyla ciltte sarkmalar oluştuğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü :

    “Çok fazla zayıflayan insanlarda görülen sarkmanın nedeni de bu doğal yağ dokunun kaybıdır. Kaybedilen yağ, normal deri yapısında da bulunan hyalüronik asid dolguyla yerine koyulur. ’Akıllı dolgu’ olarak da isimlendirilen bir diğer yöntemde ise ’polikaprolakton’ adı verilen bir başka dolgu malzemesi başlangıçta hafifçe hacim verirken asıl olarak deriyi biyolojik olarak uyararak zamanla derinin kendi dolgusunu yeniden oluşturmasını sağlar. Hacim ve elastikiyet kaybına bağlı sarkmada ise polidioksanon, polilaktik asit iplerle asma tek başına veya gereğinde diğer yöntemlerle kombine edilen yöntemlerdir.”

    BİR BAŞKA ÖNEMLİ SORUN CİLT LEKELERİ

    Prof. Dr. Berna Şanlı, yaşla birlikte özellikle güneşin yıllar içindeki birikici etkisine bağlı olarak derinin güneşe maruz kalan kısımlarında çeşitli lekelerin ortaya çıktığını söyledi.

    Ultraviyole ışınlarının etkisiyle ciltte serbest radikallerin artmasının derideki hücrelerin DNA’sında bozulmaya neden olduğunu açıklayan Prof. Dr. Şanlı, “Bu önemli sorunu kimyasal ve lazer peelingler, renk açıcı mezoterapiler genellikle kombinasyon tedavileri ile çözmekteyiz. Kişinin lekesinin yoğunluğuna, derinliğine göre oluşturulan tedavi kürleri sonrasında güneşten sıkı korunma vazgeçilmez kuraldır. Son günlerde pek çok renk açıcı ve peeling yapıcı etken maddeyi aynı anda içeren enzimatik peeling uygulaması leke tedavisinde oldukça ümit vermektedir” dedi.

  • Beynin Çalışma Sırları

    Kilis 7 Aralık Üniversitesi’nde Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından ’Beynin Çalışma Sırları” başlıklı bir konferans düzenlendi.

    Rektörlük konferans salonunda düzenlenen konferansa Rektör Vekili Prof. Dr. Osman Türer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Bektaş Tepe ile Prof. Dr. İsmail Gül, Yusuf Şerefoğlu Sağlık Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. M.Doğan Karacoşkun, SHMYO Müdürü Yrd. Doç. Dr. Göker Durdu, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Yemliha Aksoy, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda ilk olarak SHMYO İlk ve Acil Yardım Bölümü’nden Öğretim Görevlisi Nesrin İpekçi bir sunum yaptı. Ardından Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Niyazi Acer beynin çalışma sırlarıyla ilgili bilgiler verdi. Acer konuşmasında beynin çalışma sistemi, fonksiyonları, beynin kimyasal yapısı ve işleyişi konularında açıklayıcı bilgiler verdi. Beynin yüzde 60’ının yağ dokusundan oluştuğunu söyleyen Acer, vücuttaki hücrelerin çoğunun da baş ve boyun bölgesinde bulunduğunu ifade etti. Beynin çok fonksiyonlu ve muhteşem bir organ olduğunu vurgulayan Acer, bu organın görme, duyma, hissetme gibi bir çok hayati fonksiyonu yönettiğini söyledi.

    Doç. Dr. Niyazi Acer, alzheimer, demans, şizofreni gibi hastalıkların teşhisinin daha kolay yapılması amacıyla beynin hacminin bilgisayar ortamında 3 boyutlu olarak hesaplanabildiği yeni bir yöntem geliştiren bilim adamı olarak da daha önce ulusal basına konu olmuştu.

    Program Doç. Dr. Niyazi Acer’e Rektör Vekili Prof. Dr. Osman Türer’in teşekkür belgesi vermesiyle son buldu.

  • Arda’nın Mutfağı’nın Sırları

    Türk ve Dünya Mutfağı’nın birbirinden ünlü lezzetlerinin başarılı temsilcisi Arda Türkmen, mutfak sırlarını ve kendisine dair merak edilenleri MAG okurları için paylaştı.

    Arda Türkmen mutfağına ait özel sırları ile MAG Kasım sayısında kışa özel tüyolar verdi. Ekranların sevilen yüzü, “Ver Fırına” ve “Arda’nın Mutfağı” programları ile tanıdığımız Arda Türkmen, Türk mutfağının kendisi için en özeli olduğunun altını çiziyor ve özel tarifi ile MAG Gurme sayfalarında yerini aldı.

    Kendisini işkolik, çalışkan biri olarak tanımlayan Türkmen, bisiklet sürmenin ve spor yapmanın hayatının olmazsa olmazları arasında olduğunu belirtti. Bu sene sonunda açılacak Central’ı sürpriz bir oluşum olarak nitelendiren Arda Türkmen, Kaan Boyner, Önder Öztarhan, Okan Can Yantır ve İsmet Yılmazel ile beraber yemek sektörüne artı değerlerle katacaklarını söyledi.

    Kendisi Hakkında bilgiler veren Türkmen, şunları kaydetti:

    “Çalışkan, tutarlı, dışa dönük bir tipim. Bir işi kafama koyduğum zaman olması için çok mücadele ederim. Pes etmek, sıkılmak benim literatürümde asla yok. Aslında bana değil de benimle çalışan ekip arkadaşlarıma sormak lazım nasıl birisi olduğumu… Yanımda çalışan, omuz omuza verdiğim ekip arkadaşlarımın neredeyse hepsiyle uzun süredir beraber çalışıyoruz, benim için hepsinin yeri çok ayrı, onlar için de ben öyleyim bunu her zaman hissettiriyorlar. İş hayatında da adil ve değer bilen bir yapım var.”

    “KÜÇÜK YAŞTA ANNEANNEMİ İZLEYEREK, ONA YARDIM ETMEYE ÇALIŞARAK MUTFAĞIN TADINI ALDIM”

    Yemek pişirmeye olan ilgisinin ailesinden miras olduğunu dile getiren Türkmen, “ Küçük yaşta anneannemi izleyerek, ona yardım etmeye çalışarak mutfağın tadını aldım. Sonrasında ilk profesyonel alanda mutfak deneyimimi 1993 yılında bir otelinin resepsiyonunda çalışırken, benim mutfağa olan ilgimi ve merakımı bilen üstlerimin artık daha fazla ısrarlarıma dayanamaması sonucu bir otel mutfağında yaşadım.

    Türkmen, “Evde kendine yemek hazırlarken de sunuma özen gösteriyor musun?” şeklindeki soruya, “Evde yemek hazırlarken daha ziyade pratik şeyler yapmaya çalışıyorum. Çok fazla evde vakit geçirme şansım olmuyor. Malum setten çıkıp restorana geçiyorum genelde. Ancak evde zaman geçirme şansım olursa da hızlı ve sağlıklı şeyler yiyiyorum. O noktada da sunum pek de önem arz etmiyor” cevabını verdi.

    Türk mutfağının en güzel mutfak olduğunu belirten Türkmen, “Çok klişe bir cevap gibi gelecek belki ama benim için gerçekten Türk mutfağının üzerine geçebilecek bir mutfak yok. Evet, çok eksiklerimiz var. Tariflerimiz standart değil, belki her yörede değişkenlik gösteriyor ama bizim lokal ürünlerimiz gerçekten çok değerli ve çok lezzetli. Yurt dışından gelen birisine dünyanın neresinden gelirse gelsin, bir Hünkar Beğendi yedirdiğinizde resmen inanamıyorlar; bir tabakta birleşen bu lezzetler hem bu kadar lezzetli hem de nasıl bu kadar basit olabiliyor diye. Nar ekşisi, salçalar, sabah kahvaltısı kültürümüz, meze kültürümüz gerçekten bizi her ülkeden ayrı ve özel kılıyor.