Etiket: Şirketleri

  • Dolardaki yükseliş, fuar hizmeti veren şirketleri etkiledi

    Artan döviz kurları fuarcılık sektöründe stant hizmeti veren şirketleri de etkiledi. Malzeme masraflarının artmasıyla anlaşma yapılan firmalara bunu yansıttıklarını belirten, stant hizmeti veren şirketin Müdürü Ömer Albayrak, Dolar yükseldiği zaman ister istemez bizimde maliyetlerimiz yükseliyor. Maliyetler yükselince firmalarımıza bunu yansıtmak durumunda kalıyoruz. İşte firmalarla beraber ortak nokta bulup bunu abzorbe ediyoruz bir şekilde” dedi.

    Döviz kurlarındaki yükseliş fuarcılık sektörünü etkiledi. Dolar yükselince artan malzeme masrafları fuar organizasyonlarına da olumsuz yansıyor. Türkiye’de ve uluslararası alanda fuar stant hizmeti veren Ekin Expo’nun Müdürü Ömer Albayrak, konuyla ilgili olarak “Malzeme olarak dolara bağımlı çalışıyoruz. Dolar yükseldiği zaman ister istemez bizimde maliyetlerimiz yükseliyor. Maliyetler yükselince firmalarımıza bunu yansıtmak durumunda kalıyoruz. İşte firmalarla beraber ortak nokta bulup bunu abzorbe ediyoruz bir şekilde” dedi.

    “Fuarların Türkiye’nin ekonomisine büyük katkısı var”

    Yıllar önce Türkiye’deki fuar sektörünün çok küçük olduğunu zamanla genişleyerek bugün önemli bir büyüklüğe ulaştığını belirten Albayrak, “Böyle büyük fuar alanlarımız yoktu. Fuar sektörü bu kadar büyüyüp gelişmemişti. Biz bu işe paket stantlarla başladık. Paket stant kurar, masa, sandalye, banko verirdik. Böyle büyüdük, ahşap atölyeler oldu. Bir fuarda insanlar bir yıl çalışıyor ve bir yılda 10 milyon civarında ciroları oluyor. Her hafta Türkiye’de fuarlar var. Türkiye’nin ekonomisine büyük katkısı olduğunu düşünüyorum. 2016’ya göre 2017 daha ferah daha iyi geçecek gibi gözüküyor. Fuar sektörü açısında da daha iyi geçecek gibi duruyor” diye konuştu.

    “Merdiven altı çalışanlar yüzünden biz zarar ediyoruz”

    Albayrak, fuar hizmetlerinde merdiven altı diye tabir edilen iş güvenliği bulunmadan işçi çalıştırarak faaliyet gösterenlerin sektörü olumsuz etkilediğini belirtti. Albayrak, “Geçen yıl her hafta bir fuardaydık 200’den fazla stant kurduk ve yıllık ciromuzda 2 buçuk milyonun üstündedir. Yanımızdaki 25 personelimizle bu işi yapmak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Merdiven altı stant yapan arkadaşlar üç kişiyle bu işi yapmaya çalışıyorlar, firmalarımızda bu insanlara prim veriyor, iş yaptırıyorlar. Böyle olduğu zaman bizde zarar ediyoruz bizim gibi diğer büyük firmalarda zarar ediyor. Malzeme olarak dolara bağımlı çalışıyoruz. Dolar yükseldiği zaman ister istemez bizimde maliyetlerimiz yükseliyor. Maliyetler yükselince firmalarımıza bunu yansıtmak durumunda kalıyoruz. İşte firmalarla beraber ortak nokta bulup bunu abzorbe ediyoruz bir şekilde” dedi.

    “Fuarda hiçbir malzeme çöpe gitmiyor”

    Fuarda hiçbir malzemenin çöpe gitmediğini mutlaka bir şekilde değerlendirildiğini söyleyen Albayrak, “Fuar için yaptığımız bütün malzemeler geri dönüşümlüdür. Ya bir sonraki fuarda kullanılır ya da mobilya sektöründe veya farklı bir sektörde değerlendirilir. Her yaptığımız ahşap stant için kendi ormanımız var oraya çam ağacı dikiyoruz” dedi.

    “Dolar ile yapılan sözleşmelerde TL’ye döndük”

    Öte yandan Albayrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dövizden TL’ye dönün” çağrısı üzerine dolar ile yapılan sözleşmeleri TL’ye çevirdiklerini belirterek “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla daha önceden dolar üzerinden yaptığımız sözleşmeleri iptal edip TL’ye çevirdik” diye konuştu.

    “Yurtdışındaki firmalara da stant hizmeti veriyoruz”

    Ağırlıklı olarak ahşap stant imalatı yaptıklarını belirten Albayrak, “Stantların, Dijital baskısı, CNC kesimi, tasarımı, satış pazarlaması tamamen kendi bünyemizde. Stantları ahşap atölyemizde kendimiz yapıyoruz. Bu sektörde tasarım biriminin çok önemi var. Tasarım biriminin kendi bünyemizde olması artı bir avantaj. Yurtdışında da iş yapıyoruz. Bizim direk gidip kurduğumuz stantlarımızda var yurtdışında çalıştığımız ortak firmalarımızda var. Bir fuarda 2 buçuk günde 35 stant kurduk. 35 standın 28 tanesi ahşap 7 tanesi modülerdi. Biz stant yaparken zamanla yarışıyoruz”.

    Ömer Albayrak, 10 yıl önce 50 metrekare alandan yola çıkarak bugün bin metrekare alanda, fuardaki firmalara stant yaptıklarını, yıllık cirolarının da 2 buçuk milyon olduğunu söyledi. Albayrak, 50 metrekare alandan yola çıkarak bugün bin metrekare alanda, fuardaki firmalara stant yaptıklarını ve stant yaparken zamanla yarıştıklarını ifade etti. 2 günde 35, bir yılda ise ortalama 250 stant yaptıklarını dile getiren Albayrak, yıllık ortalama 2 buçuk milyon ciro elde ettiklerini ayrıca Türkiye’de fuar sektörünün son yıllarda büyüyüp, geliştiğini 2017 yılında ise sektörün daha rahat nefes alacağını beklediğini söyledi.

  • “Türk şirketleri için ciddi iş imkanları oluşturacak”

    İtalyan yönetim danışmanlığı şirketi Value Partners MENA Bölgesi Yönetici Ortağı Ali Güven, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üye ülkelerinde Türkiye için önemli pazar fırsatları olduğuna işaret etti. Güven, “Türkiye’nin 2017’de Şanghay Enerji Kulübü’nün dönem başkanlığını yürütecek olması enerji sektöründe faaliyet gösteren Türk şirketleri adına çok ciddi iş imkanları oluşturacak. Ayrıca bu ülkelerde faaliyet gösteren Türk markaların bilinirliğine önemli katkı sağlayacak” diye konuştu.

    Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) yakınlaşmasının üye ülke pazarlarına yönelmek isteyenler için iyi bir fırsat olacağını ifade eden Value Partners MENA Bölgesi Yönetici Ortağı Ali Güven, “Türkiye’nin ’Diyalog Ortağı’ olduğu ŞİÖ’nün üye ülkeleri arasında ekonomik işbirliği veya serbest ticaret bölgesi gibi oluşumlar yok. Ancak, ekonomik işbirliği konusunda bankalararası birlik, sermaye akışının teşviki, düzenlenmesi, su kaynaklarının ortak kullanımı ve enerji gibi konulara değinmesi önemli. Türkiye’nin 2017’de Enerji Kulübü’nün dönem başkanlığını yürütecek olması, ülkemizin ŞİÖ üyesi pazarlarda marka bilinirliğine önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu da enerji ekosistemi, santral kurulumu, işletilmesi ve bakımı, enerji nakli, parça üretimi, enerji danışmanlığı alanlarındaki Türk şirketleri adına çok ciddi iş imkanları yaratacak. Bu nedenlere bu coğrafyalarda faaliyet göstermeyi veya genişletmeyi planlayan Türk şirketleri için 2017 önemli bir yıl olacak” dedi.

    “6 üyeden 4’ü Türk”

    Önümüzdeki yıl Türkiye’nin ŞİÖ’de varlığını artırması için önemli avantajlar sağlayacağını ifade eden Ali Güven, “ŞİÖ’nün halihazırdaki 6 üyesinden 4’ü Türk Cumhuriyetler’den oluşuyor, Rusya-Türkiye ilişkileri 2016 içinde hızlı bir normalleşme sürecinde ve 2017’de Pakistan ve Hindistan gibi iki büyük pazar da birliğe dahil olacak. Bu ülkelerde kredi almanın görece kolaylığı, azınlık hissedar haklarının iyi şekilde korunması, şirketlerin bilgi paylaşımı zorunluluğu, kurumsal şeffaflık ve yönetim kurulunun hissedarlar karşı sorumluluğu ŞİÖ ülkeleriyle çalışmayı cazip kılıyor” ifadelerini kullandı.

    ŞİÖ ülkeleri ile iş yapmanın ciddi güçlükleri de olduğuna dikkat çeken Ali Güven’in verdiği bilgiye göre, Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı Sıralaması’na (Ease of Doing Business Index) göre 8 ülkeden yalnızca Kazakistan ve Rusya ile iş yapmak Türkiye’den kolay. Ayrıca, bu ülkelerde sınır ötesi ticaret, bürokratik süreçlerin uzunluğu ve maliyeti, vergiler, kurumlar vergisi oranı, vergi dokümantasyonu karmaşıklığı, yıllık ödeme sayısı, inşaat izni almanın prosedür uzunluğu, karmaşıklığı ve maliyeti gibi zorlukları da göz önüne almak gerekiyor. Dolayısıyla, ŞİÖ ülkelerinde varlık göstermek ve etkisini artırmak isteyen firmaların bazı zorlukları hesaplı şekilde göze almaları gerekiyor. Avantajları da doğru şekilde değerlendirmeleri durumunda çok önemli fırsatları yakalayabilirler.

  • Bakan Tüfenkci: “FETÖ’ye finans sağlayan şirketleri biliyoruz”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ)’ne finans sağlayan yaklaşık 250 kadar şirketin olduğunu ve bunların tespit edildiğini belirtti.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Av. Bülent Tüfenkci, Malatya’da basın mensupları ile sabah kahvaltısında bir araya geldi. Bakan Tüfenkci, Vali Mustafa Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Yeşilyurt Kaymakamı Nesim Babahanoğlu, Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat ve AK Parti İl Başkanı Hakan Kahtalı’nın da yer aldığı basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

    Basın mensuplarına teşekkür

    15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası ulusal ve yerel basın kuruluşlarının demokrasiden ve milli iradeden yana tavır aldıklarını belirten Tüfenkci, kalkışmanın ilk saatlerinden itibaren özgür basın olarak üzerlerine düşen görevi yerine getiren yerel ve ulusal basın mensuplarına teşekkür etti.

    Malatya’da da vatandaşların kalkışmanın ilk saatlerinden itibaren meydanlara çıkarak milli iradeye sahip çıktığını hatırlatan Tüfenkci, “Hiçbir silah kullanılmadan, hiçbir olay çıkarılmadan meydanları doldurarak adeta darbeye karşı darbe yapan milletimizden Cenabı Allah razı olsun diyorum” diye konuştu.

    “Milletimiz darbenin nereden geldiğini çok iyi gördü”

    Türk milletinin dik duruşunun özellikle Avrupa’yı ve dünyayı şaşırttığını ifade eden Tüfenkci, “Türkiye’yi üçüncü sınıf demokrasi ülkesi ilan edenler böyle bir milli duruş karşısında böyle bir demokrasiye sahipleniş karşısında gerçekten ilk saatlerden itibaren darbenin başarılı olmasını ümit edenler de büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Bu hayal kırıklığı kimileri tarafından daha sonra hezeyana dönüştü. Kimileri de darbeyi bir tiyatroya, bir oyuna benzetecek kadar da Türkiye’yi bilemez ve Türkiye’nin dinamiklerini göremeyen yapılar olduklarını gördük. Oysa darbenin ilk saatlerinden itibaren bu millet darbenin nereden kaynaklandığını çok iyi gördü” ifadelerine yer verdi.

    “Bir eksen çizilecekse bunu meydanları dolduran millet çizer”

    Bakan Tüfenkci, eğer Türkiye’ye bir istikamet çizecekse de bunu tankların altına yatanlar, silahlar karşısında göğsünü siper edenlerin çizebileceğini belirterek, “Eğer Türkiye’ye bir eksen çizilecekse bu ekseni ancak o meydanları dolduran bu millet çizer. Dolayısıyla milletin dışında hiçbir gücün artık Türkiye’ye istikamet çizme cesaretini bir daha gösteremez” şeklinde konuştu.

    FETÖ’nün darbe girişiminden sonra Avrupa ülkelerinin yaklaşımını da eleştiren Bakan Tüfenkci, “Özellikle Avrupa’da bazı kesimler, ‘Türkiye’de darbe niye başarılı olmadı?’ diye Türkiye’ye hesap sormaya kalkıyorlar. Bizim üzüldüğümüz taraf nedir biliyor musunuz? Yıllarca demokrasi deyip Türkiye’yi eleştirenler demokrasiye sahip çıkan bu halkı görmezlikten gelmeleri, şu veya bu nedenle sanki Erdoğan korkusu üzerinden Türk halkının demokrasiye sahip çıkışını diktatörlüğe sahip çıkmış gibi okumaları ve algı oluşturmaları Türk milleti ve yaygın olarak demokrasiden yana olan herkesi üzmüştür” diye konuştu.

    ABD’ye iade tepkisi

    Amerika Birleşik Devletleri’nin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iade sürecini zorlaştırmasına da değinen Bakan Tüfenkci, “Şimdi Amerika FETÖ’nün başını orada besleyerek orada ikametine izin vererek, esasında bu darbe girişimi karşısında milletin öfkesini milletin direnişini anlamamış gözüküyor” dedi.

    ABD’nin Gülen’i iade etmek için delil istemesinin dost bir ülkeye yakışan bir tavır olmadığını ifade eden Bakan Tüfenkci, “Bu darbe girişiminin içerisindeki unsurların yüzde 99’unun Fetullahçı Terör Örgütü mensup olduğu herkesçe kabul edilen ve bilinen bir olay. Bunun arkasında ‘biz daha inceleyeceğiz, bakacağız veya şöyle yapacağız’ diyerek bu süreci zamana yaymalarını da biz doğru bulmuyoruz” şeklinde konuştu.

    “Cerrahi bir yöntemle müdahale edilmesi gerekiyor”

    Darbe kalkışmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında kamu kurumlarında görevden almalara da değinen Tüfenkci, devlet mekanizmaları içerisinde yer alan FETÖ ile irtibatlı kişilerin süratle ayrılmasının gerekli olduğunu ifade etti. Ancak bunu yaparken dikkatli olunması gerektiğini belirten Tüfenkci, “Şu veya bu şekilde kurum içerisindeki rekabetten dolayı veya başka nedenlerden dolayı bir cadı avına dönüştürerek hareket etmememiz lazım. Adeta cerrahi bir yöntemle yanlış yapmadan ayaklanmaları isabetli bir şekilde yaparak bu mücadelenin selametle yoluna devam etmesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “Finans sağlayan şirketleri biliyoruz”

    FETÖ’ye finans sağlayan şirketleri bildiklerini ve bu yönde çalışmaların yapıldığına dikkat çeken Tüfenkci, “Hangi şirketlerin kara para akladıkları veya kendi şirketleri üzerinden bu yapıya finans sağladıklarını biliyoruz. Bu noktada elimizde belirlenmiş şirket isimleri var. Ama bunun dışında öyle 7 bin 8 bin 10 binlere varan bir şirket sayısı yok. Bunlar belki 200 belki 250’lerle ifade edilen bir şirketler gurubu var. Bu suça karışmamış işadamlarımızın ticaret erbaplarımızın rahat olması lazım” dedi.

    Darbe kalkışmasının ülke ekonomisine yüzde 1 oranında bile bir zararının olmadığını söyleyen Tüfenkci, darbecilerin hedefinde Borsa İstanbul’un da olmasına rağmen 18 Temmuz günü bütün piyasaların çalıştığını aktardı.

    “14 Ağustos kehanetten öte bir şey değil”

    15 Temmuz darbe girişiminden sonra bazı FETÖ sosyal hesaplarından 14 Ağustos’un işaret edilmesini de değerlendiren Tüfenkci, “14 Ağustos kehaneti kehanetten öte bir şey değil. Dağılmış bir örgütün kendi mensupları içerisinde bir heyecan oluşturma adına yapılan bir algıdan öte değildir. Gerek güvenlik güçlerimiz, gerek devletimiz, hükümetimiz ve milletimiz bir daha asla böyle bir darbe girişimine izin vermeyeceğini 24 günlük meydan nöbetlerinde göstermiş oldu” diye konuştu.

    Tüfenkci, Avrupa ülkelerine karşı üzüldükleri ve sitem ettikleri konunun, demokrasiye bu kadar sahip çıktığını iddia eden ülkelerin terörist ve sapkın bir dini anlayışa sahip bu örgütün darbe girişimini adeta yok sayarak alkışlamaları olduğunu söyledi.

  • Araç Kiralama Şirketleri Gözünü Doğu Karadeniz’e Çevirdi

    Araç filo kiralama şirketleri turizm sezonunda Ege ve Akdeniz’de umduğunu bulamayınca gözünü Doğu Karadeniz’e çevirdi. Arap turizminin revaçta olduğu bölgeye araç filo kiralama şirketleri tarafından 2016 model binlerce araç gönderildi. Araç kiralama şirketleri havalimanı çevresindeki boş arsaları kiralayarak araç parkına dönüştürdü.

    Doğu Karadeniz’de son yıllarda giderek artan Arap Turizmi’nden pay almak isteyen araç kiralama şirketleri birbirleriyle yarışıyor. Ege ve Akdeniz sahillerinde bu yıl turizm sezonunun sönük geçeceğini gören İstanbul merkezli çok sayıda araç filo kiralama şirketi Ramazan Bayramı ve sonrasında hareketlenmesi beklenen Arap Turizmi için bölgeye binlerce araç gönderdi. Araçların büyük çoğunluğunu otomatik vites, dizel ve 2016 model olduğu kaydedildi.

    Bunun yanında Trabzon merkezli araç kiralama şirketleri de rekabette geri kalmamak için araç filolarına takviyelerde bulundu. Körfez ülkelerinden gelen Arap turistler için Trabzon’daki filolarına ultra lüks olmak üzere çok sayıda araç ekleyen acenteler fiyat kırarak pazardan pay almaya çalışıyor. Ramazan Bayramı itibariyle yaklaşık 10 bin adet kiralama aracının Trabzon’da Arap turistler için hizmet vereceği belirtilirken, Ortahisar ilçesindeki havalimanı çevresindeki boş arsalar adeta araç kiralama şirketlerinin park alanları haline geldi.

    Konuyla ilgili bilgiler veren ADWAA Travel Genel Müdürü İsmet Özpınar, Ramazan Bayramı ve sonrasında Trabzon’da müthiş bir Arap turist yoğunluğu beklendiğini söyledi. Özpınar “Geçen yıl 450 bin Arap turist gelmişti bölgemize. Bu yıl 550 bin Arap turist bekliyoruz. Yoğun bir turist trafiği olacak. Turizm ve araç kiralama firmaları da çok yoğun bir şekilde bölgeye araç sevkiyatı yaptılar. İstanbul merkezli bir çok araç kiralama şirketi Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde geçtiğimiz yıllara oranla turist sayısında düşüş olması nedeniyle bölgemize ciddi bir yatırım yaptılar. Bu yıl yaklaşık 3-4 aylık gibi bir süreçte müthiş bir kalabalık olacak ve bu talebi karşılamak için araç filolarını herkes tamamladı” dedi.

    Bayramdan sonra Trabzon’da yaklaşık 10 bin adet aracın bu alanda hizmet göstereceğini dile getiren Özpınar, “Arap turistler lüks araç talep ediyorlar. 2015 model araç istemiyorlar, 2016 model olmasını talep ediyorlar. Sıfır ve otomatik vitesli arabaları tercih ediyorlar” ifadelerini kullandı.

  • AK Partili Zeybekci’den ‘Denizli Şirketleri’ Açıklaması

    Ekonomi eski Bakanı ve AK Parti Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci, Denizli’de bazı şirketlerdeki ‘batacak’ söylentilerini takip ettiğini belirterek bu konuda gereken yerlerle görüşmeler yaptığını söyledi.

    Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) tarafından düzenlenen, Heimtextil Fuarı değerlendirme toplantısına Ekonomi eski Bakanı ve AK Parti Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci de katıldı. Toplantıdan önce Nihat Zeybekci’nin hayat hikayesinin anlatıldığı bir sinevizyon gösterisi izlenirken, sinevizyon gösterisinin kopyası daha sonra Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Süleyman Kocasert tarafından, Zeybekci ve eşi Ayşen Zeybekci’ye verildi.

    TİM Başkan Vekili Kocasert, “Sektördeki aktörler olarak bizim şunu kabul etmemiz lazım.Son beş yılda Frankfurt hiçbir turistik ziyaretçiyi almıyor dersek, abartılı bir ifade kullanmış olmayız. Frankfurt’a, gerçekten iş yapmaya gelen kişiler geliyor. İstanbul için bunu söylememiz pek doğru olmaz’’dedi.

    Daha sonra konuşan Ekonomi eski Bakanı ve AK Parti Denizli Milletvekili Nihat Zeybekci ise bazı şirketlerle ilgili söylentileri yakından takip ettiğini söyledi. Zeybekci, ‘’Denizli’de bazı şirketlerle ilgili batacak söylentilerini duyuyorum.Bunları her yerde takip ediyorum. Bu arkadaşlarımızın her biriyle tek tek görüşüyoruz. Denizli’yi ite köpeğe maskara etmeyiz, yedirmeyiz.. Denizli’ye bugüne kadar borç verip de alamayan, tek bir Allah’ın kulu yoktur. Her biriyle, bütün bankalarla,hepsiyle de gerekli görüşmeleri yaptım. Her birine de anlayacakları şekilde de bunları anlattık. İnşallah böyle bir şey yaşanmaz ve yaşanmayacaktır. Onun için sakin olun, sabırlı olun’’dedi.