Etiket: Şirketler

  • Şirketler Topluluğuna, Bağlılık Raporu Uyarısı

    Sistem Global Danışmanlık Gaziantep Bölge Koordinatörü Yeminli Mali Müşavir Erol Çember, şirketler topluluğuna bağlı şirketlerin, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde hakim şirket ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında ’Bağlılık Raporu’ düzenlemeleri, aksi halde cezalı duruma düşecekleri konusunda uyarıda bulundu.

    2012 Yılında yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanununun getirdiği yeni düzenlemelerden birinin şirketler topluluğu ve bağlılık raporu olduğunu hatırlatan Sistem Global Danışmanlık Bölge Koordinatörü YMM Erol Çember, “Gelişen ve değişen dünyada ortaya çıkan ticari gerçekleri düzenlemekte yetersiz kalan yasalar, hem uyuşmazlıkların artmasına hem de şirketlerin güçsüzleşmesine ve hantallaşmasına neden olmaktadır. Şirketlerimizin küresel ölçekte rekabet güçlerini arttırmak amacıyla 2012 yılında yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile şirketler topluluğu ve bağlılık raporu ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerin bir gereği olarak her yıl Bağlılık Raporunun düzenlenmesi büyük önem arz etmektedir” dedi.

    “ŞEFFAFLIK, HESAP VERİLEBİLİRLİK VE SORUMLULUK”

    “Türk Ticaret Kanununa göre; şirketler topluluğu, bir ticaret şirketi ile buna doğrudan ve dolaylı olarak bağlı bulunan en az iki ticaret şirketinden meydana gelir. Kontrol eden şirket ‘Hakim Şirket’, kontrol edilen şirket ise ‘Bağlı Şirket’ olarak tanımlanmaktadır” diyen YMM Erol Çember, “Bu şekilde bir hakimiyet ilişkisine taraf olan hakim şirket ve hakimiyet altındaki bağlı şirketler, şirketler topluluğunu oluşturur. TTK ile şirketler topluluğu adı altında getirilen düzenlemenin özünde, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve sorumluluk ilkeleri yatmaktadır. TTK şirketler topluluğuna ilişkin yapmış olduğu düzenlemeler ile topluluk içerisinde yer alan bağlı şirketlerin topluluk dışında kalan ve topluluğun genel menfaatlerinden yararlanmayan hissedarlar ile şirketlerin alacaklıları açısından koruma getirmiştir. Hakimiyet ilişkisi nedeniyle hakim şirketin bağlı şirket üzerinde olumsuz etkilerini engellemek amacıyla TTK, hakim ve bağlı şirketlere bazı yükümlülükler getirmiştir. Topluluk şirketleri arasındaki ekonomik ilişkilerde, ilişkinin her bir tarafının nasıl etkilendiği, özellikle örtülü kar aktarımına yol açan edimlerin söz konusu olup olmadığı da menfaat sahiplerinin aydınlatılması yükümlülüğünün önemli bir konusunu oluşturmaktadır. Şirketler topluluğuna, konsolide hesap tabloları hazırlama yükümlülüğü dışında, spesifik bazı alanlarda da aydınlatma yükümlülükleri getirilmiştir. Şirketler topluluğun finansman politikaları, iç ve dış borçlanmalarının toplamı ve mali yapısı zayıflayan topluluk şirketlerine sağlanan desteğin kapsamı gibi meseleler söz konusu aydınlatma yükümlülüğü kapsamına girmektedir. Diğer taraftan, TTK’da kabul edilmiş olan sorumluluk ilkesi gereği, hakim şirketin, şirketler topluluğuna ve bağlı şirketlere karşı sorumlu olduğu hususu da kabul edilmiştir. Bağlı şirketin yönetim kurulu, faaliyet yılının ilk üç ayı içinde, şirketin hakim ve bağlı şirketlerle ilişkileri hakkında bir rapor düzenler. Raporda, şirketin geçmiş faaliyet yılında hakim şirketle, hakim şirkete bağlı bir şirketle, hakim şirketin yönlendirmesiyle onun ya da ona bağlı bir şirketin yararına yaptığı tüm hukuki işlemlerin ve geçmiş faaliyet yılında hakim şirketin ya da ona bağlı bir şirketin yararına alınan veya alınmasından kaçınılan tüm diğer önlemlerin açıklaması yapılır” ifadelerini kullandı.

    ŞİRKETLER TOPLULUĞUNA CEZA UYARISI

    Şirketler topluluğu ile ilgili düzenlemelere uyulmamasının yasal yaptırımlarının da bulunduğunu ifade eden YMM Çember, “Hakim şirketin her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanından; bağlı şirketlerin finansal ve mal varlığıyla ilgili durumları ile üç aylık hesap sonuçları, hakim şirketin bağlı şirketlerle, bağlı şirketlerin birbirleriyle, hakim ve bağlı şirketlerin pay sahipleri ve bunların yakınlarıyla ilişkileri; yaptıkları işlemler ve bunların sonuç ve etkileri hakkında, bir rapor hazırlattırıp yönetim kuruluna sunmasını ve bunun sonuç kısmının yıllık rapor ile denetleme raporuna eklenmesini isteyebilir. Bağlı ve hakim şirketlerin TTK’da belirtilen raporlama hususlarının yerine getirilmemesi durumunda; 200 günden az olmamak üzere adli para cezası uygulanacağı yine TTK’da hüküm altına alınmıştır” şeklinde konuştu.

  • Ali Osman Ulusoy Şirketler Grubu Yeni Logosu İle Görücüye Cıktı

    Türkiye’de karayolu yolcu taşımacılığının lider firmalarından biri olan Ulusoy, Trabzon’da Ali Osman Ulusoy ismiyle yeniden yapılandı.

    Bir otelde yapılan lansman toplantısına Ali Osman Ulusoy Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Ulusoy, Ulutur Müdürü Ufuk Dereli, Hassoy Genel Müdürü Ahmet Tuna, Ali Osman Ulusoy Firması Genel Müdürü Murat Seymen, Otobüs Muhasebe Müdürü Recep Birinci, Otobüs Satış Müdürü Selim Saral ve Otobüs İşletmesi Bölge Müdürü Volkan Ramoğlu ile Trabzon’daki çeşitli basın kuruluşlarından temsilciler katıldı.

    Lansman toplantısının açılışı konuşmasını yapan Hülya Ulusoy, “Ulusoy markası adı altında aile şirketi olarak sürdürdüğümüz otobüs işletmeciliğine merkez Karadeniz olmak üzere Ali Osman Ulusoy Markası altında yeni bir logo, yeni bir tasarım, hizmet anlayışı ile devam edeceğiz” dedi.

    Özellikle babası Trabzonlu merhum iş adamı Ali Osman Ulusoy’u andığı konuşmasında duygulanan Hülya Ulusoy, “Yılların köklü markası olmak adına bizlere bu gururu yaşatan, kazanımları cesaretime ve yaşamıma borçluyum diyen sevgili rahmetli babam Ali Osman Ulusoy’un payı çok büyüktür. Rahmetli Ali Osman Ulusoy’un temellerini attığı varlığını bugünlere güçlü ulaştırdığı şirketler grubunu bir üst segmente taşımayarak, ölümsüzleştirmek istedik. Bu amaçla logomuzda kullanmaya karar verdiğimiz sonsuzluk işaretini siz değerli misafirlerimizle paylaşmak istedik. Ulusoy markası adı altında aile şirketi olarak sürdürdüğümüz otobüs işletmeciliğine merkez Karadeniz olmak üzere Ali Osman Ulusoy Markası altında yeni bir logo, yeni bir tasarım, hizmet anlayışı ile devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “İKİ HAVAALANI ARASINDA MÜCADELE ETMEK ZOR”

    Karayolları taşımacılığının en zor günlerini yaşadığına dikkat çeken Hülya Ulusoy, “Karayolu taşımacılığı en zor günlerini yaşıyor ama yaşıyor. Babacığım yaşarken bunun çok zor olduğunu kabul ediyordu. Asla bitmeyeceğini düşünüyordu. Ama hiçbir zaman para kazanacak sektör olduğunu düşünmüyordu. Doğru düşünüyordu ama bir hastalık var ya bulaştı mı çıkmaz. Bağımlılık kazandırıyor. Biz Ulusoy olarak taşımacılıkla başlamışız. İsmimizi onunla kazandık. Ben onu yaşatmak istedim. Günde 30 tane uçağın indiği şehir, 100 km ötede bir havaalanı, 200 km ötede bir havaalanı bunla mücadele etmek çok zor. Uçağa hepimiz biniyoruz. Hiçbir şey beklemiyoruz. Saatlerce rötar yapıyor. Bir su istiyorsunuz her şey parayla. Bizim otobüsümüzde yolda giderken bir kanal çıkmazsa kıyamet kopuyor. Biz hizmetten sınır tanımıyoruz. Ali Osman Ulusoy çok beyefendiydi. Hizmet etmekten çok keyif aldı. Trabzon’a Karadeniz’e hizmet etmekten keyif aldı. Bende onun kızı olarak bu işi götürmek istiyorum” diye konuştu.

  • Hisarcıklıoğlu: “Şirketler Artık Enerji Ve Kaynak Kullanımı Stratejisi Geliştirmek Zorunda”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, 7’inci Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’nda, şirketlerin çoğunun enerji stratejisi olmadığını ama artık enerji ve kaynak kullanımı stratejisi geliştirmek zorunda olduklarını söyledi.

    7’inci Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’nda konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, şirketlerin kontrolsüz ve bilinçsiz enerji tüketmesini, etiketlere bakmadan market alışverişi yapmaya benzeterek, “Şirketlerimizin çoğunun enerji stratejisi yok. Şirketlerimiz artık enerji ve kaynak kullanımı stratejisi geliştirmek zorunda. Böylece ihtiyaçlarına en uygun enerji tedarik yapısını kurgulamalı, operasyonlarını enerji tüketimlerini optimize edecek şekilde iyileştirmeli ve nihayetinde enerji maliyetlerini minimize etmeli” dedi.

    Hisarcıklıoğlu, çevreyi kirletmeyen verimliliğe dayalı yeni bir sanayi devriminin yaşandığını anlatırken, iş ve üretim sürecinin kalıcı biçimde değişeceğini söyledi. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, İTO Başkanı İbrahim Çağlar ve İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz ile birlikte fuardaki standları da gezdi. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu konuşmasında enerji verimliliği konusunun 3 boyutlu olduğuna işaret ederek, bu boyutlar hakkında bilgi verdi. Şirket boyutundan bakıldığında şu an hem iç hem dış piyasada işlerin durgun olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, “Yani gol atamıyoruz, bari daha az gol yiyelim. Maliyet kontrolü her zamankinden önemli. En büyük gider kalemlerinden biri de enerji. Ortalama bir şirkette, maliyetlerinin yüzde 5 ila 20’s enerji tüketiminden oluşur. Türkiye’deki tüm şirketlerin faaliyet karlılığı ise yüzde 4 civarında. Demek ki ortalama bir şirket elektriği daha verimli kullansa, toplam maliyetleri içinde 5 puan düşüş sağlasa, karlılığını 2 katına çıkarır. Bir başka deyişle, satışlarını sanki iki misline çıkarmış gibi bu işten kazanç sağlar” diye konuştu.

    Her şirketin aslında bir enerji şirketi olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, dünyada yeni bir trend başladığına dikkat çekti. Hisarcıklıoğlu, 10 yıl sonra ’enerji ve sürdürülebilirlik’ birimi bulunmayan bir şirketin çok ender görüleceğini kaydetti.

    Hisarcıklıoğlu, son 10 yılda enerji talebi artış hızında, dünya sıralamasında Türkiye’nin Çin’den sonra ikinci sırada olduğunu bildirdi. Hisarcıklıoğlu, enerji ihtiyacının yüzde 70’den fazlasının ithalat ile karşılandığını bildirirken, “Sadece geçen sene 50 milyar dolar enerji kaynaklı ithalat yaptık. Üstelik ithal ettiğimiz enerjiyi son derece kötü kullanıyoruz. Aynı ürünü üretmek için, OECD ülkelerinin ortalamasından 2 kat daha fazla enerji harcıyoruz. Durum böyleyken, enerji verimliliği Türkiye’nin geleceği için en çok önemsenmesi gereken konulardan biri haline geliyor. En ucuz ve en temiz enerji kaynağı, enerji verimliliğidir. Bu önemli ve bol kaynaktan daha iyi yararlanabilmek için daha fazla çaba sarf etmeliyiz” dedi

    Konun bir diğer boyutunun ise küresel ve insani yönü olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, insanoğlunun asırlardır doğayla savaş halinde bulunduğunu ancak savaşı kazanırken kaybettiğini söyledi.

    TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: “Artan nüfus ve şehirleşmeden dolayı, insanlığın doğal kaynaklara yönelik talebi, dünyanın yerine koyabileceği miktarın üzerine çıktı ve artmaya da devam ediyor. Yapılan araştırmalar, dünyanın kendini yenileme kapasitesini kalıcı olarak bitme noktasına geldiğini gösteriyor. 1970’li yılların ortalarından itibaren her yıl dünyanın kendini yenileme kapasitesinin üzerinde tüketim gerçekleşti. Ve bugüne geldiğimizde, artık her sene Ağustos ayında dünyanın o sene için ürettiği tüm doğal kaynakları tüketmiş oluyoruz. Yani geri kalan 4 ay stoktan yiyoruz ve bu süre her sene daha da büyüyor.Kredi kartı borcunu ödemeden sonraki döneme aktaran biri gibiyiz. Borç sürekli büyüyor.7 milyar insanın doğal kaynak tüketimine yetişmek için, artık mevut dünya yetmiyor, 1,5 dünya gerekiyor.

    Bu hayati konuyu, verimli ve sürdürülebilir kalkınma ile nasıl bağdaştıracağız? Bugün herkes dünyamızın 4’üncü sanayi devriminin eşiğinde olduğu konusunda hemfikir. Ama bunun nasıl bir şey olacağı konusunda rivayet muhtelif. Ben 4’üncü sanayi devriminin öncekilere benzemeyeceğini düşünüyorum. 1’inci sanayi devrimi, su ve buhar gücü etrafında üretim sürecini organize etti. Mekanikleştik. 2’inci sanayi devriminde, elektrik sayesinde, üretim süreci kitleselleşti. Üretim bandı o zaman ortaya çıktı. 3’üncü sanayi devriminde, elektronik ve bilgi işlem teknolojileri sayesinde üretim sürecinde otomasyon mümkün hale geldi. Robotların sayısı gün be gün arttı. Kitlesel üretim için artık o kadar çok insan gerekmiyor.

    Şimdi 4’üncü sanayi devriminin eşiğindeyiz. Ben bunun öncekilerden radikal bir biçimde farklı olacağını düşünüyorum. Üretim sürecinin dijitalleşmesinin, makinelerin birbirleri ile doğrudan iletişime geçmesinin çok ötesinde bir şeyler olacak gibi geliyor bana. İlk üç sanayi devriminin ortak özelliği, üçünün de karbon bazlı bir büyüme stratejisinin ürünü olmalarıydı. Her üç sanayi devriminde de büyümek daha fazla karbon salımı demekti. Daha hızlı büyümek isteyenin, çevreyi daha fazla kirletmesi gerekiyordu.

    “TÜRKİYE YENİ SANAYİ DEVRİMİNE HAZIR DEĞİL”

    Bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin henüz bu değişime karşı hazırlıklı olmadığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Kamu da hazır değildir, özel sektör de değildir. Biz hala 19’uncu yüzyıldan kalma meselelere takılıp kalmışken, dünyanın bizi bekleyeceğini de düşünmeyelim. Artık bir an önce 21’inci yüzyıla giriş yapmamız gerekiyor. Meselenin ekonomi tarafında baktığımızda, sektörlerimizi, ekonomimizi yeni teknoloji platformları ile dönüştürmek durumundayız” dedi.

    Özel sektöre yön vermek üzere TOBB bünyesinde ’Çevre ve Enerji Verimliliği Merkezi’ni geçtiğimiz hafta faaliyete geçirdiklerini hatırlatan Hisarcıklıoğlu, burada özel sektör için enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve çevre stratejileri üzerine çalışmalar yapacaklarını bildirdi. Hisarcıklıoğlu, geçtiğimiz sene de, 195 ülkenin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi Kapsamındaki, İş Forumu’nun başkanlığının 2017’ye kadar TOBB’a verildiğini belirtti.

    TOBB Başkanı, buradan elde edilecek çıktıların Birleşmiş Milletlerin ve G20’nin gündemlerine girmesi için çalışacaklarını söyledi.

  • Sanko, ’En Beğenilen, En Bilinen Şirketler Arasında

    SANKO, aylık iş hayatı ve ekonomi dergisi tarafından gerçekleştirilen araştırmada, Türkiye’nin en beğenilen ve en bilinen şirketleri arasına girdi.

    Businesslifi dergisinin Aralık sayısında yer alan habere göre, araştırmada 50 sektörün ilk 5 şirketine yer verildi. Abonelerin katılımı ile gerçekleştirilen araştırmada, Türkiye’nin en bilinen şirketleri” arasına giren SANKO Holding, Ar-Ge ve Finansal Sağlamlık kategorisinde de bilinen şirketler arasında değerlendirildi. SANKO Holding, tekstil sektöründe ise bilinen kategorisinde ilk, beğenilen kategorisinde ikinci sırada yer aldı. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Seyfettin Bayram, Türkiye’nin en beğenilen ve en bilinen şirketleri ile sektörlerin en beğenilen ve en bilinen şirketleri araştırmalarında her sektördeki profesyonellerin ve abonelerin bakışını yansıttığını kaydetti.

    SANKO HOLDİNG

    Temeli 1904 yılında 7 dokuma tezgahıyla atılan SANKO, tekstil, enerji, inşaat, ambalaj, iş ve tarım makinaları, bilişim, finans, AVM, gayrimenkul, eğitim ve sağlık olmak üzere 11 değişik sektörde faaliyet gösteriyor. SANKO şirketleri, 100’ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Yaklaşık 14.000 kişinin istihdam edildiği SANKO, daima temel ve gerekli ürün ve servislere yatırım yaparak, topluma kaliteli ürün ve servis sunma çabasıyla da biliniyor. ABD, Avrupa, Asya ve Afrika’da 40 dolayında ofisi ile bütün ülkelere ulaşabilme gücüne sahip olan SANKO şirketleri, son teknoloji ile donatılan işletmelerinde, dünya standartlarında üretim yapmaktadır.