Etiket: Şirketler

  • DATATECH Şirketler Grubu AR-GE merkezi ile büyüyor

    Bursa, İzmit ve Kocaeli’deki fabrikalarında dünyanın otomotiv devlerine parça üreten DATATECH Grup, 2011 yılında açtığı Ar-Ge merkezi ile katma değeri yüksek projeler geliştirerek ülke ekonomisine güç katıyor.

    Grup şirketlerden Toksan Otomotiv A.Ş’nin Bursa yerleşkesinde 2011 yılında kurulan Ar-Ge Merkezi’nde soğuk sac şekillendirme, mekanizmalı ve kaynaklı parça üretimindeki 31 yıllık tecrübesini birleştiren DATATECH Grup, burada hazırladığı özgün projeleri uygulamaya sokuluyor. DATATECH Şirketler Grubu Başkanı Oğuzhan Küçükoğlu, yıllar önce kendilerine ‘lider yan sanayi olma’ hedefi koyduklarını ve buna ulaşmak için yol haritası hazırladıklarını söyledi. Hedeflerine 2023 yılında ulaşmayı amaçladıklarını vurgulayan Oğuzhan Küçükoğlu, 2011 yılında kurdukları AR-GE merkezinin bu hedefe ulaşmada ağırlık merkezini oluşturduğunu belirtti. Küresel ekonomide rekabet edebilmek için maliyetlerin azaltılmasından kalitenin artırılmasına, yeni teknolojilerin uygulanmasından yeni ürün geliştirilmesine kadar birçok sürecin aynı anda yürütülmesi gerektiğini ifade eden Oğuzhan Küçükoğlu, “Bunun için şirketlerimizin genel ve yatırım harcamaları içinde AR-GE merkezimize ayırdığımız payı yüzde 8’e yükselttik. Bugüne kadar 1 ulusal patent tescil belgesi aldık, 4 başvurumuz da sonuç aşamasındadır, 1 tane de uluslararası patent başvurumuz var” dedi.

    Toksan Ar-Ge Müdürü Berna Mışıl da, Ar-Ge merkezinde ana sanayilerle işbirliği yaptıklarını, Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) projeleri hazırladıklarını ve bazı üniversiteler ile ortak projeler hazırladıklarını söyledi. Projelerin bir kısmının tamamlandığını, bir kısmının da devam etiğini vurgulayan Berna Mışıl, DATATECH Grup şirketlerinin temel uzmanlık konularından birinin de kalıp sektörü olduğunu belirterek, kalıp tasarım ve geliştirmesi süreçlerinde verimliliğin sağlanması için bir dizi çalışma içinde olduklarını ifade ederek şunları söyledi:

    “Ar-Ge merkezimizde yenilikçi anlayışımızı sürdürebilmek, katma değerli iş üretebilmek ve rekabet gücümüzü arttırmak maksadıyla akademisyenlerle sağlam bir işbirliği içindeyiz. Projelerimizde uzman akademisyenlerle çalışıyoruz. San-Tez, Tübitak ve Teydeb projelerimizde Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Haliç Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Atılım Üniversitesi ve Celal Bayar Üniversitesi ile ortak projeler yürütüyoruz.”

  • Şirketler için markalaşma önemli

    Markalaşmanın önemini vurgulamak ve marka değerinin yasal değer olarak kabul edilmesi için mevzuat değişikliği sağlamak amacıyla oluşturan ’Marka Değeri, Türkiye’nin Değeri’ platformu, ekonominin tüm bileşenlerine çağrıda bulundu.

    Türkiye’de şirketlerin marka değeri, toplamda 100 milyar doları aşıyor. Ancak böylesine büyük bir değer, henüz ekonomiye kazandırılmış değil. Dünyadaki birçok uygulamanın aksine, Türkiye’de marka değeri, bilançoda gösterilmiyor, kredide teminat olarak kabul edilmiyor. Markalaşmanın önemini vurgulamak ve marka değerinin yasal değer olarak kabul edilmesi için mevzuat değişikliği sağlamak amacıyla oluşturan ’Marka Değeri, Türkiye’nin Değeri’ platformu, ekonominin tüm bileşenlerine çağrıda bulundu.

    Platform Başkanı ve ANADER Anadolu Reklamcılar Derneği Başkanı Muhittin Özdemir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ’Türkiye ikinci bir kurtuluş savaşı yaşamaktadır’ sözlerine atıfta bulunarak, ’’Her biri Türkiye ekonomisine can veren tüm şirketlerimiz için de gün, geride durma günü değil; dünyayla rekabet edebilecek şekilde yapılanma, atılım yapma ve bir vizyon belirleme günüdür. Bu vizyonun anahtar kelimesi ise markalaşmadır. Yerli ve milli üretimin katma değeri yüksek, rekabet edebilir hale gelmesinin yegane yolu da markalaşmaktır’’ dedi.

    Marka değeri, Türkiye’nin değeri

    Fason olmak-taşeron olmak istemiyorsak, ürünlerimizin katma değeri yüksek olsun istiyorsak, müşteri sadakati bekliyorsak, şirketlerimizin piyasa değerini en yüksek noktaya çekmek istiyorsak markalaşmak zorundayız. Marka değerlerine yatırım yapmak zorundayız diyen Muhittin Özdemir, markalaşmanın en önemli kriterlerinden biri olan reklam harcamalarının dünya ortalamasının çok altında olduğunu söyledi. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde reklam harcamaları gayri safi yurtiçi hasılanın binde yetmişi iken, bu oran Türkiye’de binde otuz düzeyinde olduğunu belirtti.

    Mevzuat değişmeli

    Marka olmaya özen göstereceğimiz gibi, marka olana da özen göstermeliyiz. Markalarımız bizin gözbebeğimizdir. Onlar sadece sahiplerinin değil, Türkiye’nin ortak değerleridir diyen Özdemir, marka değerine kredi temininde değer verilmediğinin bunun ise ekonomiyi çok büyük bir kaynaktan mahrum bıraktığını söyledi. Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: ’’Bugün dünyanın pek çok ülkesinde marka değeri, önemli bir teminat olarak kabul görürken; bir çok şirket sadece marka değerleriyle başka hiçbir teminat ya da kefalet aranmaksızın kredi alabilirken, maalesef Türkiye’de böyle bir şey mümkün değil. Marka değeri şirket bilançolarında gösterilememektedir. Bankaların son dönem teminat talepleri, şirketlerin tüm alacak senet-çek ve haklarını, mevcuttaki taşınmazlarını ve araç makine parkını, şirket ortaklarının şahsi mal varlıklarını tamamen bağlayıcı talepler olup, şirketlerin en önemli değeri olan markaları dikkate alınmamaktadır.’’

    En sağlam teminat markanın kendisidir

    Dünyada pek çok ülkede marka rehni mümkündür. Şirketlerin en büyük değerleri ve vazgeçilmezleri sadece üretim tesisleri değil, markalarıdır. Kreditörler için de marka rehni alınması, sağlam bir teminattır.

    Ekonomiye yüzlerce milyar liralık kaynak

    Uluslararası bağımsız marka ve değerleme şirketi Brand Finance’ın 2016 haziran ayı raporuna göre; Türkiye’nin en değerli ilk 10 markasının (Türk Hava Yolları, Türk Telekom, Arçelik, Akbank, Garanti Bankası, Turkcell, Türkiye İş bankası, Anadolu Efes, Yap Kredi Bankası, ve Halkbank) marka değeri toplamı 15.7 milyar dolar. İsmini burada sayamayacağımız kadar yüzlerce ve daha gerisinde binlerce markayı listelediğimizde, toplam marka değeri 100 milyar doların üstünde.

  • Emin Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Üstün: “El birliği ile bu sıkıntılı günleri atlatmamız lazım”

    Emin Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emin Üstün, darbe girişimi sonrasında vatandaşların hayallerini gerçekleştirerek ev sahibi olmalarını sağlamaya devam ettiklerini belirterek, “15 Temmuz’un verdiği sıkıntıları atlatmak için de bütün halkımız ve iş adamlarımız bir araya gelip, el birliği ile bu sıkıntılı günleri atlatmamız lazım” dedi.

    Emin Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emin Üstün, darbe girişimi sonrası ekonomiye verilen zararı telafi etmeye çalışıp el birliği ile bu sıkıntıların üstesinden geleceklerini söyleyerek, “Öyle bir felaketle karşı karşıya geldik ki ne ekonomiyi düşünebildik, ne canımızı. Tek düşündüğümüz vatanımız, ülkemizdi. Ama şimdi bu 15 Temmuz’un verdiği sıkıntıları atlatmak için de bütün halkımız ve iş adamlarımız bir araya gelip elbirliği ile bu sıkıntılı günleri atlatmamız lazım” şeklinde konuştu.

    Üstün, sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz Türkiye de konut sahibi olamayan vatandaşlar için alternatif oluşturuyoruz ve el birliği sistemimizle insanlarımızı yıllardır ev sahibi yapıyoruz. Türkiye’de konutlar banka kredisiyle satıldığı için alınan konutun miktarı kadar da vatandaşlarımız faiz ödüyor. Şu anda faizler biraz daha düşürüldü. Böylece vatandaşın cebinden daha az para çıkmış olacak, firmalarımız da evlerini inşallah satmış olacak. Şu anda yapılan birçok kampanya var. Hem inşaat firmalarının hem de devlet kurumlarımızın yaptığı kampanyalar. İnşallah bu kampanyalar sayesinde hem ekonomimiz daha da canlanır, hem de vatandaşlarımız ev sahibi olur ve bu 15 Temmuz sürecini en hafif şekilde atlatmış oluruz.”

    “Milli ekonomiyi El Birliği Sistemi ile canlandıracağız”

    “Bizim sistemimize gelecek olursak son zamanlarda yapılan bu kampanyaları biz yıllardır yapıyoruz ve 40 binin üzerinde vatandaşımızı El Birliği Sistemimizle ev sahibi yaptık ve yapmaya da devam ediyoruz” diyen Emin Üstün, “Evin yanında aynı zamanda araba imkanı da sunuyoruz. El Birliği Sistemimizle milli ekonomiyi güçlendirerek, vatandaşlarımızın tüm ihtiyacını karşılamak istiyoruz. 15 Temmuz gecesi gördük ki millet olarak artık aksiyona geçtik. Bu aksiyon çerçevesinde artık kendi milli ekonomimizi kurmamız lazım. Kendimize dönük bir ekonomiye ihtiyacımız var. Bu ekonominin de alt yapısı el birliğinden, tabandaki insanların birleşmesinden geçiyor. Bu birleşmeyi sağladığımızda insanların ihtiyacı olan ev, otomobil, iş, aş ve eğitim gibi bütün problemleri bu sistemle çözebiliriz. Biz bu sistemi 25 yıldır uyguluyoruz ve insanlarımızın tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz. 40 bin vatandaşımızı ev sahibi yaptık. Artık bunu herkesin uygulaması ve milli ekonominin temeli olarak alması gerekir” diye konuştu.

    El Birliği Sistemi’ni 25 yıldır uyguladıklarını ifade eden Üstün, “Bugün baktığımızda inşaattan otomobile, eğitimden sanayiye herkes kampanyalar yaparak, vadelerini uzatarak, gerekse fiyatlarını düşürerek vatandaşa ulaşabilmek için daha kolay imkanlar sunuyor. Dilerim ki bu kampanyalar sayesinde hem vatandaşlarımızın ihtiyaçları karşılanır, hem de tüm sektörde bir canlanma olur ve milli ekonomimiz daha da iyiye gider. Bu kampanyalardan da görüyoruz ki vatandaşa ulaşmak, tabana inmek bu kadar zor değilmiş. Biz bunu El Birliği Sistemimizle 25 yıldır yapıyoruz ve tabana inerek vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Sektörün can simidiyiz”

    Üstün, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “El Birliği Sistemimiz sadece son kullanıcı olan vatandaşımıza değil, aynı zamanda sektörlere de can simidi oluyor. Bugün sistemimize yazılan ve evini alacak olan vatandaş, diğer bir inşaat firmasının yaptığı konutlardan evini alıyor, yine aynı şekilde arabasını da alabiliyor. Böylelikle de sistemimiz sektörü ve ekonomiyi canlandırmış oluyor. Ekonominin canlanması, milli ekonominin gelişmesi için El Birliği en uygun sistemdir.”

  • Emin Şirketler Grubu’ndan, akademik çalışmaları destekleme projesi

    Emin Şirketler Grubu, akademik çalışmaları destekleme projesini açıkladı.

    Emin Şirketler Grubu’nun akademik çalışmaları desteklemek üzere hazırladığı proje, akademisyenlerin görüşlerine sunuldu.

    Projenin açıklandığı iftar programına 14 üniversiteden akademisyenler iştirak etti. Aralarında Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Yalova Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Rıza Abay ve eski İstanbul müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı’nın da bulunduğu katılımcılar açıklanan proje hakkında görüşlerini açıkladılar.

    Projede şu dört alanda çalışmaların desteklenmesi ön görülüyor:

    “1.İşletmeler için faizsiz finansman modelleri geliştirilmesi.

    2. Ortaklık ve yatırım kültürünün geliştirilmesi

    3. Karşılaştırmalı ticaret hukuku

    4. Milli, modern ve çağdaş yönetim modelleri geliştirilmesi”.

    Bu alanlardaki yüksek lisans ve doktora tezleri desteklenecek, butik ve özel eğitimlerle bilim adamı yetiştirilmesine yardımcı olunacak, çalıştay, kongre ve sempozyumlar düzenlenecek, önemli bilimsel çalışmalar yayınlanarak kamuoyu ile paylaşılacak.

    Katılımcı akademisyenlerin beğenisini kazanan proje, toplantıda getirilen öneriler de dikkate alınarak yakın zamanda uygulanmaya başlayacak.

  • Kurumsal Şirketler Eğitime Önem Veriyor

    İnsan Kaynakları Trendleri Araştırmasına göre “şirketlerde eğitim ve gelişim” dünyadaki ilk 3 trend arasında yer alıyor. İnsan ve gelişimine odaklı strateji geliştiren, çalışanlarını mutlu eden şirketler iş dünyasında başarı elde ediyor. Türkiye’de eğitim ve gelişimi ilke edinerek geleneksel eğitim toplantıları düzenleyen kurumsal şirketlerden biri de VSY Biotechnology gözüküyor.

    VSY Biotechnology, 15-17 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da geleneksel eğitim ve değerlendirme toplantısı gerçekleştiriyor. Toplantıya Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde çalışan yaklaşık 200 kişilik bir kadro katılıyor. Toplantı kapsamında; performans artırmada etkili yöntem, şirket içi yeni teknolojilerin ve uygulamaların kullanımına yönelik eğitimlerin yanı sıra VSY Biotechnology’nin yılın ilk çeyreğindeki durumu değerlendirilecek ve mevcut durum üzerinden gelecek hedefleri konuşulacak.

    İŞLETMELERİN SAĞLIĞI İÇİN DÜZENLİ EĞİTİM ŞARTI

    VSY Biotechnology CEO’su Dr. Ercan Varlıbaş, eğitim ve gelişim toplantılarının şirketlerin sürdürülebilir büyümesinde çok önemli bir unsur olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “VSY Biotechnology, yenilikçi bir şirket, onaylı Ar-Ge merkezinde inovatif ürünler üretirken insan kaynağına da yatırım yapıyor; bu anlamda da dinamik bir yapısı var. Departman bazında özel eğitimlerimizin yanı sıra şirket genelini kapsayan teknik, teorik eğitimler de gerçekleştiriyoruz. Yılın ilk çeyreğini tamamladığımız bu dönemde, hem geçtiğimiz dönemi değerlendiriyoruz hem de hep birlikte iş hayatının yeni trendlerine, dünyadaki uygulamalara göz atıyoruz. Eğitime yatırım yapmak işletme körlüğü gibi hastalıkların önüne geçiyor ve firmaları zinde tutuyor.”