Etiket: Sineması

  • Türk sineması yabancı sinemalarla yarışacak

    Bu yıl 54’üncüsü düzenlenecek olan Uluslararası Antalya Film Festivali’nde Turkiye’deki film endüstrisi ile dünya film endüstrisi tek bir platform içerisinde yarışacak. Dünyaca ünlü iki önemli isimle yönetimini güçlendiren festivalde Türk sinemasının dünyaya açılımını güçlendirmek hedefleniyor.

    Bu yıl 21-27 Ekim 2017 tarihleri arasında 54’üncüsü gerçekleşecek olan Antalya Uluslararası Film Festivali’nin tanıtımı için basın toplantısı düzenlendi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Türel’in festivalin ilk sürprizi olarak tanıttığı iki önemli isim ise festival yönetiminde yer alacak. Toplantıda Antalya’yı uluslararası düzeyde “sinema dostu bir şehir” olarak da tanıtmayı hedefleyen festivalin artistik direktörlüğünü, Avrupa’da pek çok festivalin yönetiminde yer alan ve uluslararası alanda sayısız başarıya imza atmış film yapımcısı Mike Downey, danışmanlığını ise kültur-sanat girişimcisi ve Saraybosna Film Festivali Direktörü Mirsad Purivatra üstlenecek. Festivalin uluslararası alanda bir marka haline dönüşen en önemli unsurlarından biri olan Antalya Film Forumu’nun direktorlüğünü ise üç yıldır olduğu gibi uluslararası film projelerine imza atan Altın Palmiye ödüllü film yapımcısı Zeynep Atakan üstleniyor.

    “Türk sineması yabancı sinemayla aynı kategoride yarışacak”

    Film festivali hakkında gazetecilere açıklama yapan Başkan Türel, daha önce ulusal ve uluslararası olarak iki kategoride yapılan yarışmaların bu yıl tek kategoride olacağını kaydetti. Türel, “İlk dönemlerden beri önemli hedefleri ortaya koyduk. Antalya gibi bir şehir iddiasını sürekli olarak daha güçlü bir şekilde büyütmek durumundadır. Bu yıl festivalin yarışma bölümünü uluslararası bir hale dönüştürüyoruz. Bu adımlarımızı dünya sinemasından iki önemli isim ile atıyoruz. Biliyorsunuz bizim ulusal ve uluslararası kategorilerde iki yarışmamız vardı, artık film festivalimizin yarışma kısmı uluslararası nitelikte ve tek olacak. İkisini birleştirmiş olacağız. Bu çerçevede 54. yılımızda yeni bir adım atarak Antalya Film Festivalimizi tamamen uluslararası film yarışması ile birlikte farklı bir noktaya taşıyoruz. Ulusal ve uluslararası film yarışmasını birleştirerek daha güçlü bir yarışma programını gerçekleştireceğiz. Uluslararası yarışmanın içerisinde ulusal sinemamızın başarılı örnekleri de doğal olarak yer alacaktır. Bunun sayısı şu anda kaliteli film sayısına göre belirlenecektir. Tek yarışmaya yerli ve yabancı filmler katılacak. Böylece Türk sinemasının uluslararası yarışmayla dünyaya açılımını daha güçlü şekilde desteklemiş olacağız” dedi.

    “UNESCO Yaratıcı Film Şehirleri Ağı’na başvurumuzu yaptık”

    Amaçlarının Antalya’yı sadece festival şehri olmasından öte küresel sinema endüstrisinin merkezlerinden biri haline getirmek olduğunu belirten Türel, “Bunun için festivalimizin uluslararası boyutunu güçlendirmenin dışında Antalya’da film yapımlarına da destek vermeye başladık. Bu kapsamda hedeflerimizden biri Boğaçay film platosu ve sinema vadisi kurmak. Hedeflerimiz doğrultusunda bu yıl diğer yeniliğimiz UNESCO Yaratıcı Film Şehirleri Ağı’na başvuruyu gerçekleştirdik. Yaratıcı Şehirler Ağı’na edebiyat, geleneksel sanatlar, tasarım, müzik, gastronomi gibi alanlarda katılım sağlanıyor. Ülkemizden sadece Gaziantep gastronomi alanında bu katılımı sağlamış. Biz de Antalya markasının, turizminin yanında uluslararası kültür ve sanat markası olması için UNESCO Yaratıcı Film Şehirleri Ağı’na başvurumuzu yaptık. Şu ana kadar dünyada UNESCO tarafından tescillenen 8 yaratıcı film şehri bulunmaktadır. Antalya da yaratıcı şehirleri arasına girdiğinde yaratıcı şehirlerle bilgi paylaşımı, yaratıcılığı ve kültürel enstitüleri ortaklıklar ağına da katılmış olacaktır. Sinema alanında daha fazla işbirliği ve tanıtım imkanını bulmuş olacağız” şeklinde konuştu.

    Çocuklar için sinema bölümü ilave edildi

    Uluslararası yarışmada dünya sinemasında ustaların eserlerinden oluşan seçkiler yer alacağını ifade eden Türel, sinemaseverlerle Türkiye’den ve dünyadan iki ustanın filmlerine yer verileceğini söyledi. Festivale ayrıca çocuklar için sinema bölümü ilave ettiklerini kaydeden Türel, “Bu sadece Antalya’nın çocuklarını ve gençlerini hedef alıyor. Dünya sineması örnekleriyle çocukların vizyonlarını geliştirmeye, sanat ve sinema ile sıkı bağlar kurmalarına atölye ve sohbetler de bu bölümde yer alacak. Yemek ve gastronomi bölümü olacak. Altın Portakal geleneklerini yaşatmaya devam edeceğiz. Kortejimiz gala gösterimleriyle Antalya’nın sinema şehri kimliğini yine güçlü şekilde devam ettireceğiz” dedi.

    “Film festivalleri fikirlerin, projelerin çok erken evrede fark edildiği bir alan”

    Antalya Film Forumu’nun Direktörü Zeynep Atakan ise, 3 yıl önce Türkiye’de başlattıkları film forumunun kendisi için ’keşke Türkiye’de olsa’ dediği bir forum olduğunu söyledi. Film endüstrinin sorunları ve ihtiyaçları hakkında bilgi sahibi olduğunu belirten Atakan, “Artık film festivalleri sadece yarışmalarla ödül dağıtmıyor, film festivalleri fikirlerin, projelerin çok erken evrede fark edildiği bir alan. Bizim için ilk yıl gerçekten çok başarılı sonuçlar aldığımız bir yıldı. İkinci yıl biraz daha büyüttük. Üçüncü yıl ise biraz daha büyüttük ama talepler artmaya başladı. Endüstride başvuran 500 projeye de dokunduk. Hatta form bittikten sonra bile iletişimimizi koparmadık” dedi.

    “Türk filmlerinin büyük isim olmasını istiyoruz”

    Antalya Film Festivali Danışmanı Mirsad Purivatra, sinemadaki 23 yıllık bir deneyimini olduğunu ve Antalya’yı çok sevdiğini söyledi. Ana hedeflerini bir filmin sanat olarak gösterilmesi ve Antalya halkının bunu benimsemesi olarak gösteren Purivatra, “Herkes Antalya’yı biliyor. Hem Avrupa’da hem dünyada tanınan turistik bir yer. Burayı tanınan bir festival şehri yapma imkanımız var. Buradan bir hedefle başlamamız gerekiyor, bence bu da kalite. Burada çocukların sinemaya gelmesini istiyoruz. Oradan ilham almasını istiyorum. Türk filmlerinin büyük isim olmasını, en yüksek sınıftaki dünyada yönetmenlerin, filmlerin olmasını istiyoruz. Burada yeni bir neslimiz var” dedi.

    “Türkiye’den hikayelere ihtiyacımız var”

    Düzenlenen film forumuyla Türk sinemasının Avrupa ve dünya ile rekabet edebilmesine imkan tanındığına dikkat çeken Purivatra, “Türkiye’den hikayelere ihtiyacımız var. Türk filmlerinin çok saygı duyulan filmler olması gerekiyor. İyi filmlerin gösterilmesi gerekiyor. Sinemaya gidilmesi için eğitim verilmesi gerekiyor ve yabancıların da Antalya’ya gelmesini sağlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Antalya Film Festivali yeni buluşların olabileceği bir yer”

    Antalya Film Festivali’nin dünya sinemasına ulaşmasını istediklerini söyleyen Antalya Film Festivali Artistik Direktörü Mike Downey ise, “Dünyadan en iyi sinemacılara ulaşmamız gerekiyor. Bizim en önde gelen amacımız film yapımcıları ile seyirci arasında iletişimi kurmak, aracı olmak. Antalya Film Festivali yeni buluşların olabileceği bir yer. Yani film ve sinemanın araştırılacağı bir yer olabilir ve 21. yüzyılda yeni filmler, çok iyi filmler bulabiliriz” diye konuştu.

  • Ev sineması ayarında TV’ler

    LG, 2017 Oled TV serisini ve Nano Cell Display Super UHD TV’lerini kullanıcıların beğenisine sundu.

    Sinature Oled TV W7 modelinin sıradışı inovatif Picture-on-Wall tasarımı, Dolby Vision ve Dolby Atmos teknolojilerini barındıran üstün performansı ev sineması deneyiminde rakip tanımıyor.

    LG Electronics Türkiye Genel Müdürü Seong Hak Kim, “CES 2017’de sergilediğimiz en yeni ve göz alıcı LG 2017 OLED TV ürün ailesi ile görüntü teknolojilerindeki uzmanlık ve inovasyonumuzu tüm dünyaya sergilemekle birlikte, TV teknolojisindeki küresel öncülüğümüzü sürdürüyoruz. Önceliğimiz tüketicilerimizin isteklerini en yüksek performansı gösteren ürünlerimizle karşılamak ve yenilenen ürün yelpazemizle oldukça hızlı bir şekilde değişim gösteren TV pazarında liderliğimizi sürdürmek” dedi.

    LG Electronics Türkiye Tüketici Elektroniği Satış Direktörü Ergün Altay da, ” ‘Hayatı Güzelleştiren Yenilikler’ mottomuz doğrultusunda çıktığımız bu yolda ürünlerimizi geliştirmek ve kullanıcılara çok daha fazlasını sunabilmek bizler için önem taşıyor. 2013 yılından bu yana bizim için kilometre taşı olabilecek en yeni TV modellerimizi tüketiciyle buluşturma şansı yakaladık. Bunların içinde en çok beğeni ve ilgi göreni LG OLED TV’lerimiz oldu. LG olarak, bugün yenilenen ürün gamımızı sizlere tanıttığımız için mutluyuz. LG Türkiye olarak, kullanıcılarımızın hayatını güzelleştirmeye devam edeceğiz” dedi.

    LG Oled TV’ler bir milyar renk ve sınırsız kontrast oranı ile birlikte hiçbir ışık sızması olmadan kusursuz siyahlar sunan devrimci pixel dimming teknolojisine de sahip. Bunun yanında LG’nin 2017 Oled TV’leri bir önceki senenin modellerine kıyasla parlaklığı yüzde 25 arttırdığı Ultra Parlaklık teknolojisi sayesinde gerekli noktalarda çok daha üstün bir parlaklık sunabiliyor.

    Hem 2017 LG OLED TV modelleri hem de Nano CellTM Display Super UHD TV’ler çok daha parlak sahneler ve detaylı gölgeler sunmayı amaçlayan gelecek nesil HDR içerikleri görüntüleyebilmek için Aktif HDR özelliğine sahip. Aktif HDR özelliği LG TV’lerin görüntüleri kare kare işlemesini ve gerekli olan yerlere dinamik verileri ekleyebilmesine imkân veriyor. Bu teknoloji LG TV’de oynatılan orijinal HDR içeriğin statik veri içermesi ya da meta veri içermemesine bakmaksızın en iyi görüntü kalitesini sunuyor.

    Dünyada Dolby Atmos özelliğine sahip ilk televizyon olan 2017 LG Oled TV’ler, kusursuz görüntüyü kusursuz ses özellikleriyle birlikte kullanıcıya sunarak bulunduğu ortamı adeta bir eğlence merkezine çeviriyor. Dolby Vision ve Dolby Atmos özelliklerinin bir araya gelmesi ise tüm dünyadaki profesyonel içerik üreticileri ve dağıtıcı kuruluşlar tarafından desteklenen tamamlayıcı bir çözüm sunuyor. Şu anda 80’den fazla Dolby Vision uyumlu stüdyo içeriği, 100’den fazla Dolby Atmos uyumlu stüdyo içeriği ve her iki formatla uyumlu 25 içerik mevcut durumda.

    Dolby Atmos izleyenleri tam olarak aksiyonun ortasına koyuyor ve sahip olduğu zengin seslerle tüm odayı dolduruyor. Hatta baş seviyesinin üstünde kalan noktaları bile güçlü ve hareketli seslerle doldurarak seslerin seyirciler arasında dolaşmasını sağlıyor. Dolby her sesi kendine ait bir noktada izole ederek aynı gerçek dünyadaki gibi oldukça bütünleşik, zengin ve çok katmanlı bir ses deneyimi yaratıyor.

  • Uşak’ta “Türk Sineması” üzerine söyleşi

    Uşak Üniversitesi Protokol Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü tarafından Yönetmen İsmail Güneş ile ’Türk Sineması’ üzerine söyleşi gerçekleştirildi.

    Söyleşiye ünlü kurgucu Mevlüt Koçak, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Ünlü Yönetmen İsmail Güneş söyleşi öncesi Rektör Prof. Dr. Sait Çelik’i makamında ziyaret etti. Rektör Çelik ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, alanında başarılı isimleri Uşak Üniversitesinde ağırlamaktan mutlu olduklarını ve böylesi etkinliklerin devamının geleceğini söyledi. Yönetmen İsmail Güneş, Uşak Üniversitesinde bulunmaktan mutlu olduğunu, gençlerle bir araya gelerek deneyimlerini aktarmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ziyaret sonunda Rektör Çelik, İsmail Güneş’e başarılarının devamını dileyerek üniversitenin plaketini takdim etti.

    Uşak Üniversitesi Sinema Salonunda yapılan söyleşide İsmail Güneş sinema serüvenini anlatarak Türk Sineması ile ilgili görüşlerini paylaştı. Cumhurbaşkanlığı tarafından desteklenen ve Nisan 2017’de gösterime girecek “Kervan 1915” isimli filmin yönetmeni İsmail Güneş, hayatının 30 yılının yönetmenlik yaparak geçtiğini söyleyerek, “Şu an üniversitenizde ders veren Mevlüt Koçak benim ilk tanıştığım kurgucudur. Tanıştığımızdan beri birçok çalışmamda kendisiyle çalıştık. Yönetmenliğini yaptığım Kervan 1915 filmimin de süpervizörü ve kurgucusudur. Sektöre 1977 yılında Sakar Şakir filminde asistanlık yaparak başladım. O yıllar hafif meşrep film furyası nedeniyle sinemamızın ağır darbe aldığı yıllar oldu. TRT o zamanlar tek kanaldı ve seyirci eve çekildi. Ticari filmler dediğimiz filmlerinde hayatımızdan çıkması, sinema seyircisinin salonları terk etmesi, televizyon filmleri ve televizyon dizilerinin ortaya çıkması, televizyon kanalların çoğalması sinemamızı sekteye uğrattı. Ayrıca sinema salonlarımızı yabancı filmlere kaptırdık. Yabancı film ve dizilerin, özellikle Amerikan film ve dizilerin sürekli sinemalarda ve televizyonlarda yer bulması Türk sineması adına hiç de iyi olmadı” diye konuştu.

    Günümüz Türk Sinemasında komedi filmlerinin seyirci bulduğunu ama bir şekilde insanları düşünmeye sevk eden, bir şey anlatmaya çalışan filmlerin gişe bulamadığına dikkat çeken Yönetmen İsmail Güneş, bunun Amerikan sinemasının ve dizilerinin seyircimizi asimile ettiğinin bir göstergesi olduğunu söyledi.

    Yoğun ilgi gören söyleşi soruların cevaplanmasının ardından sona erdi.

  • Emek Sineması Twitter’da TT Oldu

    Beyoğlu’nda Mart ayında kapılarını sanatseverlere açmaya hazırlanan tarihi Emek Sineması, Twitter’da “EmekSinemasıYenidenDoğdu” hashtagi ile TT (Trend Topic) listesine girerek, gündemin en çok konuşulan konularından birisi oldu.

    Mart ayında perdelerini açmak için gün sayan Emek Sineması, Twitter’da gündemin en çok konuşulan konularından birisi olarak TT (Trend Topic) listesine girdi. Haberin duyulmasının ardından milyonlarca sosyal medya kullanıcısı “EmekSinemasıYenidenDoğdu” hashtagi ile paylaştıkları mesajlarla tarihi Emek Sineması’nın yeniden inşa edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’a teşekkür etti.

    “TEŞEKKÜRLER BAŞKANIM”

    Sosyal medya kullanıcılarının tarihi Emek Sineması’nın yeniden inşa edilmesiyle ilgili Twitter üzerinden yaptığı paylaşımların bazıları şöyle:

    R.Sezer Katırcıoğlu: Beyhude protestolarla günlerce gündemi meşgul ettiler fakat Emek Sineması Yeniden Doğdu teşekkürler @AhmetMisbah Bşknm

    Arzu Erdoğral: Emek Sineması tadilat yalanıyla kapatılıyor diyenler şu an renginizi harbi merak ediyorum  Emek Sineması Yeniden Doğdu

    Çağdaş Yıldız: Emek Sineması gerçekten tarihine yakışır hale gelmiş, yenilenmiş. Dünyadaki örnekleri gibi yeni bir çekim merkezi olmaya aday.

    Canan  Kuzu : Emek sineması çok şükür AVM  olmadı, restore edilmiş yapanların ve yıkılmaması için mücadele edenlerin yüreğine sağlık

    “2016’NIN EN BÜYÜK HEDİYE PAKETİ EMEK SİNEMASI”

    Beyoğlu’nun tarihi simgelerinden birisi olan Emek Sineması yeniden inşa edilerek hayata döndürüldü. İstiklal Caddesi’ndeki Grand Pera projesi kapsamında inşa edildiği dönemin mimari özelliklerine uygun şekilde yeni mekanına taşınan Emek Sineması, 820 kişilik seyirci kapasitesi, bin 250 metrekarelik fuaye alanı ve teknolojik donanımıyla kapılarını Mart ayında sanatseverlere açmaya hazırlanıyor.

    Tarihi Emek Sineması hakkında açıklamalarda bulunan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, “Beyoğlu için 2016’nın en büyük hediye paketi Emek Sineması’dır”

  • Emek Sineması Açılış İçin Gün Sayıyor

    Beyoğlu’nda yeniden inşa edilerek Mart ayında sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanan tarihi Emek Sineması gün sayıyor. Emek Sineması’nda yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, “Emek Sineması’nın hayata geçmesiyle Beyoğlu yeni bir boyut kazanmıştır. Beyoğlu için 2016’nın en büyük hediye paketi Emek Sineması’dır” dedi.

    Emek Sineması, sinemaseverlerle buluşmak için gün sayıyor. Güneş ışığı alan, 11 metre yüksekliğinde cam tavanlı, Haliç ve Beyoğlu manzaralı bin 250 metrekarelik fuaye alanına sahip 600 kişilik Emek Sineması; 800 kişilik 8 yeni sinema salonu ve 150 kişilik modüler tiyatro salonuyla birlikte, tüm ihtişamıyla Grand Pera’nın en üst katında, Mart 2016’da kapılarını açacak. Grand Pera, toplamda bin 550 kişiye ulaşan koltuk kapasitesiyle sinemaseverlerin ve kültür-sanat tutkunlarının vazgeçilmez mekanlarından biri olacak. Sinema, Mart ayında sanatseverlere açılmaya hazırlanıyor.

    Tarihi Emek Sineması hakkında önemli açıklamalarda bulunan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, “Beyoğlu için 2016’nın en büyük hediye paketi Emek Sineması’dır” dedi.

    “ÖNEMLİ BİR DEVRİM YAPIYORUZ”

    Emek Sineması’nın iki temel nokta üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Başkan Demircan, “Birincisi tarihi bir mekanın restorasyonu, yani tarihi eserleri yaşatarak kullanma açısından önemli bir devrim yapıyoruz. 1992’den beri burasının ihya edilmesi gerektiği konuşuluyordu ve bununla ilgili devlet ihaleler yapmıştı ama yaklaşım eksikliği nedeniyle istenilen netice alınamamıştı. Bugün ise 5366 sayılı kanunun ilk ürünü olarak ortaya çıkan bir restorasyonla yeni bir yaklaşım ortaya konularak, yaşatarak, kullanma mantığıyla yapılmış ilk ürünlerden birisi oldu. Tarihi Serkldoryan binası olduğu bütün orijinalliği ile ortaya çıktı” dedi.

    “CUMHURBAŞKANIMIZA VE HÜKÜMETİMİZE MÜTEŞEKKİRİZ”

    Başkan Demircan, Emek Sineması’nın bütün orijinalliğinin korunarak, modern ihtiyaçları karşılayan bir alt yapıyla istenilen yere bir taç gibi yerleştirildiğini de söyleyerek, “İmalatın bitmesiyle de kapılarını yeniden açıyor. Dolayısıyla bu restorasyon tekniğinde Türkiye’nin yeni bir ikonik yapıyı hayata geçirmesinin mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. 5366 sayılı kanunu Tarlabaşı’nı ihyasıyla birlikte Cumhurbaşkanımızın talimatıyla AK Parti’nin ilk döneminde gerçekleştirmiştik. Bugün bu meyveleri görüyor olmak bizi gururlandırıyor. Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize müteşekkiriz. İlk ürünlerini Beyoğlu Belediyesi aracılığı ile burada ihya etmenin gururunu yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BEYOĞLU YENİ BİR BOYUT KAZANMIŞTIR”

    “Beyoğlu tarihi bir alt yapısı olan, tarihi özellikleri ve gücü olan bir yapıyı yeniden hayata sokmakla yeni bir evreye geçiyor. Çünkü Beyoğlu büyük bir yaşam, eğlence, alışveriş ve ticaret merkezidir. Bu merkezlerde hayatı dinamik yaparak ayakta tutan en önemli yapılar kültür yapılarıdır. Beyoğlu 600 koltuklu tarihi büyük bir sahneye yeniden kavuştu. Sekiz tane çok güzel cep sinemasına, Madam Tuso gibi uluslararası büyük bir saygınlığı olan turistik bir müzeye kavuştu” diyen Başkan Demircan, “Beyoğlu Emek Sineması’ndan sonra ve Emek Sineması’ndan önce olarak anılacak kadar önemli bir yapı İstiklal Caddesi için. Emek Sineması’nın hayata geçmesiyle Beyoğlu yeni bir boyut kazanmıştır. Yatırımcıya verdiği emeklerden dolayı müteşekkirim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Beyoğlu için 2016’nın en büyük hediye paketi Emek Sineması’dır” şeklinde konuştu.

    “ÖZLENEN BEYOĞLU RUHUNU YENİDEN YAŞATMAYI HEDEFLEDİK”

    Grand Pera projesini kişisel ilgisi ve gönül bağı nedeniyle devraldığını söyleyen Ahmet Akbalık ise, “Cercle d’Orient ve Emek Sineması’nı içinde barındıran proje kapsamında, kültürel ve sosyal değerler ekseninde, konusunda uzman profesyonellerle yeni bir yönetim modeli oluşturduk. Proje kapsamında, dünya standartlarında bir kalite anlayışı ve çok farklı, yenilikçi bir yaklaşımla, performans gösteri merkezi, tiyatro salonu, Emek Sineması ve 8 yeni sinema salonu ile Madame Tussauds Müzesi gibi değerlerle, özlenen Beyoğlu ruhunu yeniden yaşatmayı, Beyoğlu’nu yeniden bir çekim merkezi haline getirmeyi hedefledik. Farklı dokunuşlarla, kalite ve sürdürülebilirlik gibi kavramların bütünleştiği bu projeyle Beyoğlu’nun yeniden tanımlanacağına, projemizin bölgenin dönüşümü için rol model olacağına inanıyoruz. Çalışmalar sırasında gösterdiğimiz hassasiyeti, tarihi Cercle d’Orient binası restorasyonunun ve Emek Sineması benzemelerinin her santiminde görmek mümkün” dedi.