Etiket: sinema

  • Çocukları sinema yolculuğuna çıkardı

    Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü, çocukları yazarlarla buluşturuyor.

    “Çocuklara Kitap Söyleşileri” bu kez çocuk kitabı ve sinema yazarı Banu Bozdemir’i ağırladı. Nâzım Hikmet Kültürevi ve Misi Çocuk Kütüphanesi’nde iki ayrı faaliyet olarak gerçekleşen söyleşilere Yolçatı Ortaokulu, Fethiye Ortaokulu, Ali Kuşçu İmam Hatip Ortaokulu, Eşref Ergin Ortaokulu ve Zekai Gümüşdiş Ortaokulu’ndan gelen 350’ye yakın öğrenci katıldı. Etkinlikte, çocuklara yönelik ilk sinema kitabı olma özelliği taşıyan “Küçük Sinemacılar” adlı kitabı üzerine söyleşen Bozdemir, sinema sanatının gelişim evrelerini de çocuklara aktardı.

    Türk ve dünya sinemasının ilk döneminden, günümüze ulaşan yolculuğunu çocuklarla paylaşan Bozdemir, dünyada çekilen ilk sinema filmi ile çocuklara yönelik çekilen ilk sinema filmlerini de sundu.

    Çocukların ilgiyle takip ettiği söyleşide sinema filmlerinin yapım süreçlerine işaret eden Bozdemir, sinema oyunculuğundan film türlerine, film eleştirmenliğinden yerli ve yabancı film festivallerine birçok konuyu da çocuklara anlattı. Bozdemir, çocukların merak ettiği soruları da cevapladı. Söyleşinin sonunda Nilüfer Belediyesi Kütüphane Müdürü Şafak Pala, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey adına Banu Bozdemir’e anmalık vererek teşekkür etti. Banu Bozdemir, söyleşinin ardından “Küçük Sinemacılar” adlı kitabını, Nilüferli çocuklar için imzaladı.

  • Engellilere özel kafe ve sinema açıldı

    Zonguldak’ın ilçesi Ereğli Belediyesi ilçedeki engelli ve ailelerinin faydalanabileceği kafe ve sinemayı hizmete açtı.

    Kdz.Ereğli Belediyesinin Sosyal Tesislerinden biri olan Sahil Kafe’de, engelli ve aileleri için oluşturulan Tebessüm Kafe’nin ve Atatürk Kültür Merkezi içerisinde engelli ve ailelerinin yararlanabileceği Tebessüm Sineması’nın açılışı, Kaymakam İsmail Çorumluoğlu, Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, Fiziksel Engelliler Derneği Başkanı İsmail Şentürk, Rehabilitasyon Merkezlerinin temsilcileri, Bülent Ecevit Üniversitesi yetkilileri ve öğrencileri, belediye başkan yardımcıları ve daire müdürleri, Kent Konseyi başkan ve yöneticileri, çok sayıda engelli vatandaş ve ailelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

    Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, Tebessüm Kafe’nin bir başlangıç olduğunu belirterek; “Burası aslında bir model. Engellilerimize ayrı bir yaşam alanı yapmıyoruz. Ereğli’de bu alanı kullanan vatandaşlarımızla birlikte kullanmaları için entegre bir tesis yaptık. Yurt dışında, metrolarda, istasyonlarda, engelliler ve hamilelere yönelik resimler asılıdır. Eğer çocuklarımıza gereken önemi verdiğimizde, şehri onlara göre dizayn ettiğimizde, engellilerimiz, hamilelerimiz, yaşlılarımız, tüm katmanlar bundan yararlanır. Bu bir tohum. Bunlar önümüzdeki yıllarda artarak devam edecek. Şehrimizde cadde, sokak, kamusal alanlar, sinemalar, tüm engelli vatandaşlarımızın ev rahatlığıyla kullanabileceği alanlar olacak. Bunu bir başlangıç kabul ediyoruz. Gecikmiş bir hizmet, Yeterli de görmüyoruz. Daha yapacak çok şeyimiz var. 2013 yılında Karadeniz Ereğli Türkiye’nin engellilerin, çocukların yaşayabileceği en güzel ilçe olacak” dedi.

    Kdz. Ereğli Kaymakamı İsmail Çorumluoğlu ise Tebessüm Kafe’nin açılışında, engellilerle normal vatandaşların bir arada olmasının çok güzel bir çalışma olduğunu ifade ederek, “Ben değerli kardeşlerimiz için, derneğimiz için buranın hayırlı olmasını temenni ediyorum. Belediye Başkanını ve çalışma arkadaşlarını böyle güzel bir çalışma yaptıklarından dolayı tebrik ediyorum” dedi. Fiziksel Engelliler Derneği Başkanı İsmail Şentürk, Tebessüm Kafe’nin sağlam ve engelli bireylerin aynı çatı altında toplandığı, kaynaştığı, engellileri dışlamayan bir kafe olduğunu belirterek, “bu kafeyi kurdukları için başta belediye başkanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.

    Açılışa katılan protokol üyeleri ve vatandaşlar daha sonra Atatürk Kültür Merkezi’nde hizmete giren Tebessüm Sinema Salonu’nun açılış törenine katıldı.

    Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, haftada 6 gün engelli ve ailelerine hizmet verecek olan Tebessüm Sinema Salonunun hayırlı olmasını dileyerek; “Ailenizin bir ferdi olarak, bir büyüğü olarak, abisi, babası, dedesi olarak bilin ve taleplerinizi ona göre getirin. Çünkü hiçbir baba, dede, ağabey engellilerden gelen taleplere hayır demez. Neye göre yapar, elindeki imkanlara göre yapar. Ama ben tüm imkanları zorlayarak her şeyi yapacağız. Bu şehirde yaşamak engelliler için mutluluk olacak. Onların hayatlarını kolaylaştırmak için her şeyi yapacağız. Biz daha tohum ekiyoruz. Köylü tohumu atar, gübreyi atar, sular, ortada meyve yoktur. Fakat köylü sabırlıdır, bir gün o tarladan hasat alacağını bilir. Bizim hasat vaktimize daha var. Günümüzde ülkeler yarışmıyor, şehirler yarışıyor, artık ilçeler yarışıyor. Karadeniz Ereğli’nin güzel insanları olarak sizler her şeyi hak ediyorsunuz” dedi.

    Kaymakam İsmail Çorumluoğlu ise yaptığı konuşmada Kdz. Ereğli’nin Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti. Çorumluoğlu; “Ben 30 yıldır Türkiye’nin değişik noktalarını gezen bir kaymakam kardeşiniz olarak şunu söyleyebilirim. Sizler Ereğli olarak Türkiye ortalamasının üzerinde bir sisteme sahipsiniz. Ama çalışmanın sonu yok, hizmetin sonu yok. İlçenin kaymakamı olarak bize bağlı birimlerde engellilerimiz için ne lazımsa yapmanın sözünü veriyorum. Eskiden gelişmekte olan bir ülke diyorduk, şu anda Avrupa’dan bir farkımız yok, bazı alanlarda fazlalığımız bile var. Bundan sonra sizin talepleriniz doğrultusunda bu çalışmaları sürdüreceğiz” dedi.

    Engelli gençlerinde duygularını ifade ettiği açılışta, katılımcılara çeşitli ikramlarda bulunuldu.

  • Beylikdüzü’nde ücretsiz tiyatro ve sinema sezonu açıldı

    Çocuklar ve yetişkinler için ücretsiz tiyatro ve sinema gösterimleri düzenleyen Beylikdüzü Belediyesi, yeni kültür sanat sezonuna dopdolu bir programla girdi. Beylicium AVM’de bulunan Beylikdüzü Belediye Tiyatrosu ve Sinemaları’nda, birbirinden sürükleyici filmler ve eğitici çocuk oyunları izleyicilerle buluşuyor.

    Beylikdüzü Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü, ücretsiz tiyatro ve sinema gösterimlerine yeni sezonda da devam ediyor.Dolu dolu bir programla perdelerini açan Beylikdüzü Belediye Tiyatrosu ve Sinemaları, birbirinden güzel oyun ve filmleri seyirciyle buluşturuyor.

    Hem Çocuklara Hem Yetişkinlere Hitap Ediyor

    Tiyatro ve sinemanın en güzel örneklerini vatandaşlarla ücretsiz olarak buluşturan Beylikdüzü Belediye Sinemaları’nda ekim ayında yetişkin sinemaseverler “Dev Avcısı Jack, Harry Potter Sırlar Odası” filmlerini; çocuklarsa ‘Robinson Ailesi ve Winnie The Pooh’ adlı filmleri izleyebilirler. Çocuklar için eğitici ve eğlenceli tiyatro oyunlarının sahnelendiği Beylikdüzü Belediye Tiyatrosu’nda ise “Sevimli Dev” isimli oyun, minik tiyatroseverlerle buluşacak.

    Beylicium AVM’nin 2’inci katında yer alan Beylikdüzü Belediye Tiyatrosu’nda sahnelenecek oyunlar ile 4’üncü katında yer alan Belediye Sinemaları’nda gösterilecek filmlerin ücretsiz biletleri AVM’nin 3.katındaki gişeden temin edilebilir. Vatandaşlar, Beylikdüzü Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen ücretsiz tiyatro ve sinema gösterimleriyle ilgili detaylı bilgiye ise 444 09 39 numaralı hattı arayarak ulaşabilirler.

  • Özalplı öğrencilerin sinema keyfi

    Van’ın Özalp Belediyesi tarafından başlatılan ’’Sodesle Gençler Sporla Hayat Bulsun’’ projesi kapsamında 100 ortaokul öğrencisi sinemayla buluştu.

    Özalp Belediye Başkanlığı tarafın yürütülen ’’Sodesle Gençler Sporla Hayat Bulsun’’ projesi kapsamında 100 ortaokul öğrencisi sinemayla buluştu. Özalp Belediyesi tarafında yürütülen proje kapsamın 100 ortaokulu öğrenci Van AVM’de sineme salonunu getirildi. Sinema sonrası öğrencilere ikram edildikten sonra ilçeye döndüler.

  • Türk Sinema ve Televizyonunda Aile Sempozyumu sona erdi

    8. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında iki gün süren “Türk Sinema ve Televizyonunda Aile” konulu sempozyum sona erdi.

    Sempozyumun ikinci gününde ilk oturumun başkanlığını Malatya Film Platformu Danışmanı Sermin Çakmak Afşin üstlendi. ‘Dünya Sinemasında Aile’ konulu oturumda Yunanistan ve İran sinemasına değinen Öğretim Üyesi Dr. Mesut Aytekin, “Aile, hem bireylerin kendi kimliğini bulması hem de bireylerin kimliklerini bulduktan sonra topluma adapte olması ve sistemin devamını sağlaması açısından en küçük birim” dedi.

    Yunan sinemasında ekonomik krize, İran sinemasında ise Şah dönemi ile İslam devriminden sinemanın nasıl etkilendiğine değinen Aytekin, “Sinema zaten toplumu anlattığı için aileyi çok sık dile getiriyor. Biz Yunan sinemasında, İran sinemasında ve özellikle kendi sinemamızda aileyi görüyoruz ama her ülkenin aile yapısı farklı ve filmlerde aile teması farklı işleniyor” dedi.

    Öğretim Üyesi Dr. Erkan Büker ise, ‘Hollywood’ başlıklı konuşmasında, Amerikan sinemasının nasıl çalıştığına değindi. Amerikan film endüstrisinin 300 milyar dolarlık bir piyasadan beslendiğini ve 40 milyar dolar gişe geliri, 200 milyar dolar da televizyon ve reklamcılığa para harcandığının altını çizen Büker, eğlence sektörü tüm dünyada ortalama yüzde 4 büyürken Amerika’da yüzde 3 küçüldüğünü dile getirdi. Amerika’yı ülke olarak Çin’in takip ettiğini dile getiren Büker, Çin’in ise yakında gişe olarak da Amerika’yı geçeceğini ifade etti. Hollywood’da çok büyük 10 şirket olduğunun altını çizen Büker, en çok gişe yapan filmlerin ise fantastik ve reel dünyadan bahsetmeyen filmler olduğunu ifade etti. Büker, Amerikan sinemasının çalışma prensibini ise şöyle özetledi:

    “Algı yönetimi, binlerce yıldır kullanılan propaganda tekniklerinin bir çeşidi. Algı yönetimini politikacılar, reklamcılar, medya konusunda çalışan herkes kullanıyor. Beynimizin iki tarafı var sol tarafı düzenli matematiksel işlemler yapıyor, sağ taraf ise sanatla ilgileniyor. Algı yöneticileri için olan kısım sağ taraf. Çünkü duygularla ilgili olan taraf. Çünkü biz duygularımızı uzun süre hatırlıyoruz. Sinemanın gücü 1940’larda keşfediliyor. Amerikan başkanı İkinci Dünya Savaşı’na girmek için kamuoyu iknasında sinemayı kullanıyor. Halk savaşa girmek istemiyordu ve kamuoyunu ikna etmek için bir film üretiliyor. Bu film Casablanca. Bu film, Amerikalıların, Almanların ne kadar kötü, şiddet yanlısı insanlar olduğunu düşünmelerini sağlıyor. Halk bu filmleri izledikçe fikirleri değişiyor ve savaşa halk karar vermiş oluyor. ‘Karaşahin’in Düşüşü’ filminde Amerikan ordusunun en büyük başarısızlıklarından birini halka bir kahramanlık olarak sunmuşlardır. Bu filmde verilen mesaj Amerikan askerinin hiçbirinin geride bırakılmayacağı mesajıdır. Burada yabancı topraklarda Amerikan ordusunun neden orada olduğu hiç sorgulanmaz, kahramanlıkları ön plana çıkartılır.”

    “20. yüzyılda Kore sineması adeta bir laboratuvar gibi”

    Kore filmlerini ele alan Rıza Oylum ise ülke sinemalarından bahsetti. 20. yüzyılda Kore’nin adeta bir laboratuvar gibi olduğunu dile getiren Oylum, tüm olumsuz durumları yaşamış bir coğrafya olduğunu belirtti. Kore’nin iç savaş, darbe, vahşi kapitalizm, aynı zamanda yabancı ülkelerin güdümüne maruz bırakılmış bir ülke olduğunu dile getiren Oylum, bunun sonucu dağılmış aileler, yalnızlaşma ve yabancılaşma, makineleşmiş ve şiddete yönelmiş bir toplum haline dönüştüklerini ifade etti. Özellikle Güney Kore sinemasının yapılan yatırımlarla festivallerde ses getiren bir hal aldığını ifade eden Rıza Oylum, Amerikan sinemasıyla Kore sinemasının farkının Kore sinemasının hem kendi coğrafyasının fotoğrafını çektiğini hem de vahşi kapitalizmin getirdiği tahribatın fotoğrafını çektiğini dile getirdi.

    “Kaybettiğimiz geniş aileyi Hint sinemasında izliyoruz”

    Bollywood’u ele alan Ayşe Yılmaz da, aile kavramı denildiğinde en önemli şeyin insanlaşma olduğunu dile getirerek, “Aile ateşin yandığı yer anlamına geliyor” dedi. Ailenin toplumun yansıtıcısı olduğunu ifade eden Yılmaz, aile içinde kız ve erkek çocuk algısının farklılaştığını, kadının ise aile içinde toparlayıcı görevi üstlendiğini söyledi. Erkeğin ailede dış görevleri üstlendiğini belirten Yılmaz, “Hindistan’daki aile yapısını anlamak için çekirdek ve geniş aileye değinmek gerekiyor. Geniş aile, birleşik aile ve kardeş bağına dayalı aile anlamına geliyor Hindistan’da. Hindistan’daki geniş aile de film şirketlerinin aile şirketi olmasını beraberinde getiriyor. Sanayileşmeyle beraber Hindistan’da çekirdek aileye de rastlamaya başlıyoruz. Evlenme genelde aile isteğiyle oluyor. Yeni dönemde aşk evlilikleri de ortaya çıkmış durumda. Anne ve çocuk arasında sıkı bir bağ vardır. Baba ise bir otorite figürüdür” diye konuştu.

    Sempozyumun ikinci oturumunda ise ‘Yeni Türkiye, Yeni Sinema, Yeni Aile’ konusu ele alındı. Sinan Sertel’in oturum başkanlığı yaptığı programda ilk sözü ‘Gelenek ve Modernizm Çerçevesinde Sinemanın Değişen Aile Etkileri’ başlıklı konuşmasıyla Prof. Dr. Peyami Çelikcan aldı. Sinemayla 19. yüzyıl sonunda tanışan Osmanlı’nın sancılı gelişim sürecinden bahseden Çelikcan, Cumhuriyet dönemine geçişle birlikte hızlı modernleşen toplumda aile kavramındaki değişimin sinemaya yansıdığının altını çizdi.

    Oturumun diğer bir konuşmacısı sinema yazarı Sadi Çilingir ise ‘Festival Filmlerinde Aile’yi değerlendirdi. Film festivallerinde aile filmlerine çok rastlanılmadığını dile getiren Çilingir, Malatya Uluslararası Film Festivali’nin aile temasına yer vermesiyle Türk sinemasında aile filmleri üretiminin çoğalmasını temenni etti.

    Oturumun devamında ‘Komedi Filmlerinde Aile’ başlıklı konuşmasıyla oyuncu Mehmet Usta sözü devraldı. Usta, “Televizyon dizilerinde artık aile hikayeleri anlatılmıyor. Biz aileden konuşurken nostaljik bir şeyden bahsediyor gibi konuşuyorsak burada ciddi bir sorun vardır” diye konuştu.

    Oturumun son konuşmasını ise ‘Yeni Medyada Aile’ konusuyla sinema yazarı Burak Göral yaptı. Göral, çocukların sinemayla ilişkilerinin değiştiğine, etraflarında çok fazla ekran olduğuna ve ebeveynlerin çocukların erişeceği içerikleri kontrol altında tutması konularına değindi.

    Günün ve sempozyumun son oturumunun başkanlığını ise Doç. Dr. Gülbuğ Erol üstelendi. “Oyun mu Oynuyoruz” başlıklı oturumda ilk söz oyuncu Emre Kızılırmak’ındı. Kızılırmak, “Genç Ekranda Yaşlanmadan Önce” konulu konuşmasında, “Rol aldığım işlerde baba figürünü çok kez canlandırdım. Hepsi severek oynadığım rollerdi. Oyuncu olarak kötü bir karakteri canlandırabilirim ancak kötü olmasının bir nedeni olmalı” dedi.

    Son olarak söz alan oyuncu Gökhan Mumcu, “Beyaz Camın İçinden” temalı konuşmasını gerçekleştirdi. Mumcu, dizi reytingleri üzerine şunları söyledi:

    “Dizilerde gördüğümüz karakterler seyircilerin eseri. O karakterler izleniyor, reyting alıyor ve daha fazlası üretiliyor. Yozlaşmış karakterleri de seyirci izlediği sürece ve bu diziler reyting aldığı sürece üretilmeye devam edecek. Kaliteli işler üretiliyor ancak izlenmiyor, reyting almıyor.”