Etiket: Sınaî

  • Oksijen’e “Fikri Sınai ve Mülkiyet Hakları” ödülü

    Vodafone Türkiye’nin global inovasyon şirketi Oksijen, Türkiye’nin öncü teknoparklarından İTÜ ARI Teknokent tarafından düzenlenen BEETECH 2018 Teknoloji Ödülleri’nde “büyük ölçekli firma” kategorisinde “Fikri Sınai ve Mülkiyet Hakları” dalında ödüle layık görüldü. İletişim sektörüne öncülük eden çalışmalara imza atan Oksijen, geçen yıl Türk Patent ve Marka Kurumuna yaptığı toplam 60 başvuruyla 2017’nin en çok başvuru yapan şirketi olmuştu.

    Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik etmeyi hedefleyen Vodafone Türkiye’nin global inovasyon şirketi Oksijen, 16 Aralık’ta Türkiye’nin öncü teknoparklarından İTÜ ARI Teknokent tarafından düzenlenen BEETECH 2018 Teknoloji Ödülleri’nde “Fikri Sınai ve Mülkiyet Hakları” dalında ödüle layık görüldü. 270’den fazla AR-GE firması arasında “büyük ölçekli firma” kategorisinde “en çok patent başvurusu yapan şirket” oldu.

    Vodafone Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi olan Oksijen, bir yandan mobil ve sabit iletişim sektörünün ufkunu genişleten çalışmalara imza atarken, bir yandan da uluslararası inovasyon standartlarının belirlenmesine katkıda bulunuyor. Ağırlıklı olarak lokasyon bazlı servisler, kurumsal ve bireysel teknolojik çözümler, akıllı iletişim çözümleri, dijital pazarlama çözümleri ve IT altyapı çözümleri gibi alanlarda faaliyet gösteren ve bu kapsamda iç ve dış mekan konumlandırma teknolojilerinden makinelerarası iletişime, mobil ticaretten makine öğrenmesine kadar geniş bir yelpazede teknoloji çözümleri geliştiren Oksijen, geçen yıl Türk Patent ve Marka Kurumuna toplamda 60 başvuru yaptı.

    “3 yıldır üst üste ‘en fazla patent başvurusu yapan şirket’ seçiliyoruz”

    Törende şirket adına ödülü alan Oksijen ve Dijital Teknolojiler Direktörü Devrim Yıldırım, “Oksijen olarak 2017 yılında geliştirdiğimiz ürün ve çözümler kapsamında 60 buluş için patent başvurularımızı gerçekleştirdik. BEETECH 2018’de aldığımız bu ödülle üç yıldır üst üste Fikri Sınai ve Mülkiyet Hakları dalında en fazla başvuru yapan şirket seçilmiş olduk. Bu ödül geliştirdiğimiz buluş ve çözümlerin çok önemli bir mükafatı niteliğinde. Öncelikle Vodafone Türkiye olmak üzere Vodafone Grubu’nun ortaklıkları ve iştirakleriyle birlikte toplamda 531,9 milyon abonesi için teknoloji üreten ve ihraç eden bir şirket olarak yenilikçi çözümler üretmeye önümüzdeki süreçte de aralıksız devam edeceğiz. Türkiye’nin bir teknoloji üretim merkezi olması yolunda çalışmayı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

  • Konyalı KOBİ’lere sınai mülkiyet desteği

    Konya Sanayi Odası (KSO) ile Türk Patent ve Marka Kurumu arasında Konya Hezarfen Teknoloji ve Tasarım İşbirliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında 30 Konyalı sanayi işletmesine marka, patent, faydalı model gibi sınai mülkiyet hakları konusunda bire bir danışmanlık verilecek.

    KSO’da düzenlenen protokol imza töreninde konuşan KSO Başkanı Memiş Kütükcü, Hezarfen Teknoloji ve Tasarım İşbirliği protokolüyle Konyalı 30 firmanın sınai mülkiyet potansiyelinin tespit edilerek, bu firmalara danışmanlık hizmeti verileceğini söyledi. Dünyada artık fiyata dayalı rekabet döneminin kapandığına, ürününü farklılaştıran, geliştiren, içine daha fazla bilgi katan ve tüm bunları tescilleyen işletmelerin küresel rekabette öne çıktığına işaret eden Kütükcü, imzalanan projenin de işletmelerin hem bugününe hem de geleceğine yatırım yapmalarında, doğru stratejiyi belirlemelerinde çok anlamlı olduğunu aktardı.

    Konya sıralamada iyi bir yerde

    Marka, patent, faydalı model, endüstriyel tasarım gibi sınai mülkiyet haklarının, üreticinin bir nevi tapusu olduğuna da vurgu yapan Kütükcü, “Sınai mülkiyet hakları aslında o ürünün tapusu gibi. Ürettiğiniz ürünün sınai mülkiyet haklarını almamışsanız aslında o ürünün tam olarak sahibi de olamıyorsunuz. Yani ürünün üzerinde hak iddia edebilmek, o ürünü küresel piyasalarda daha rekabetçi kılabilmek için sınai mülkiyet hakları ile ilgili tüm gerekleri de yerine getirmek zorundayız. Konya, bu konuda önemli bir aşama kaydetmiş durumda. Bu yılın Ocak-Eylül dönemine baktığımızda Konya’nın faydalı model tescilinde Türkiye’de 5., marka, patent ve endüstriyel tasarım tescillerinde ise 7. sırada olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

    Konyalı KOBİ’ler daha rekabetçi olacak

    KSO olarak, sınai mülkiyet haklarını geçmişten bu yana önemsediklerini, konuyu yakından takip ettiklerini belirten Kütükcü, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “2004 yılının Eylül ayından bu yana, 14 yıldır Odamızda Türk Patent ve Marka Kurumumuzun Bilgi ve Doküman Birimi hizmet veriyor. Sanayicimiz, fikri ve sınai mülkiyet hakları ile ilgili bir bilgiye veya danışmanlığa ihtiyaç duyduğunda Odamızdan hizmet alabiliyor. Bugün imzalayacağımız protokolle de, Türk Patent ve Marka Kurumumuzla birlikte, deyim yerindeyse daha noktasal bir atış yapılacak ve 30 KOBİ’mize bu konuda danışmanlık verilecek. Ben bu çalışmaların Konya’mızı, Konyalı işletmelerimizi daha rekabetçi hale getireceğine inanıyorum.”

    Proje, Konya’nın sınai mülkiyet potansiyelini artıracak

    Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan da proje kapsamında iş birliği yapılacak olan imalat sektöründeki 30 şirketin fikri mülkiyeti kullanarak inovasyon kapasitelerini geliştirilmelerini amaçladıklarını söyledi. Konya’nın sınai mülkiyet alanında öncü bir il olduğunu ifade eden Asan, “Konya faydalı modelde 5. marka ve patent tescilinde 7. sırada bulunuyor. Ama ben Konya’nın potansiyelinin daha fazla olduğuna inanıyorum. İnşallah bu proje ile Konya, marka ve patent sıralamasında daha yukarılara çıkacak” diye konuştu.

    Ekonomik zorlukların aşılmasında da sınai mülkiyetin bir kaldıraç olduğuna, bunu bir rekabet avantajı olarak kullanmanın önemli olduğuna vurgu yapan Asan, “Sınai mülkiyete önem veren işletmelerin ekonomik olumsuzluklardan daha az etkilendiğini görüyoruz. Bu iş birliği ile beraber Konyamız için önümüzdeki günlerde önemli sonuçları alacağımızı düşünüyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından protokol imzalandı.

  • Bakan Özlü: “Türkiye, sınai mülkiyet alanında emekleme ve öğrenme dönemini artık geride bırakmıştır”

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye’nin sınai mülkiyet alanında hızla büyüyen ve gelişen bir ülke profiline sahip olduğuna vurgu yaparak, 40 binin üzerinde tasarım başvurusuyla Avrupa’da 3’üncü dünyada ise 6’ncı sırada yer aldığını kaydetti. Özlü, “Türkiye, sınai mülkiyet alanında emekleme ve öğrenme dönemini artık geride bırakmıştır” dedi.

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ankara Ticaret Odasında (ATO) düzenlenen Sınai Mülkiyet Kanunu tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıda Bakan Özlü’nün yanı sıra ATO Başkanı Gürsel Baran, ASO Başkanı Nurettin Özdebir de bulundu.

    Bakan Özlü, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun Türkiye’nin son dönemde gerçekleştirdiği en önemli yapısal reformlardan biri olduğuna vurgu yaparak, “Gerçekten de uzun yıllardır beklenen bir kanunu hayata geçirdik. Uzun yıllardır beklenen, ancak bununla birlikte, bundan sonra uzun yıllar ihtiyacımızı görecek olan bir kanun çıkardık. Bu kanun için harcadığımız enerji ve gayret, günü kurtarmak gibi bir derdimizin olmadığını, aksine uzun vadeli, kalıcı çözümlerin ve mekanizmaların peşinde olduğumuzu açıkça gösteriyor. Zira sınai mülkiyet alanına yatırım yapan bir ülke, bugünün veya yarının değil, gelecek 10 yılın, 20 yılın hatta 50 yılın planlarını yapıyor demektir. Bu süreçte bizim temel önceliğimiz, Türkiye’nin gelecek vizyonuyla uyumlu ve bu vizyona değer katacak bir sınai mülkiyet sistemini oluşturmaktı” şeklinde konuştu.

    Fikri Mülkiyet Akademisi

    “Her alanda olduğu gibi, fikri ve sınai mülkiyet alanında da en önemli konu nitelikli insan gücüdür” diyen Bakan Özlü, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “İşte kanunla kurmuş olduğumuz Fikri Mülkiyet Akademisi, Türkiye’nin bu ihtiyacını karşılayacak bir yapı olarak çok önemli faaliyetler gerçekleştirecektir. Unutmayalım ki büyük başarılara ancak nitelikli insanlarla ulaşabiliriz. Markaları insanlar kurar, tasarımları insanlar yapar, patentleri insanlar alır. Birçok disiplinin kesiştiği bir alan olan fikri mülkiyet alanında uygulanacak eğitimler, Türkiye’yi bu alanda öne çıkaracak bir etki meydana getirecektir. Bakanlık olarak, Fikri Mülkiyet Akademisinin kurumsallaşma sürecini tamamlamak ve hizmet kalitesini artırmak için her türlü desteği sağlayacağımızı ifade etmek istiyorum.”

    “40 binin üzerinde tasarım başvurusuyla Avrupa’da 3’üncü dünyada ise 6’ncı sırada yer alıyoruz”

    Bakan Özlü, Türkiye’nin sınai mülkiyet alanında hızla büyüyen ve gelişen bir ülke profiline sahip olduğunu sözlerine ekleyerek, “2011 yılından bu yana her yıl 100 binin üzerinde marka başvurusuyla Avrupa’da en fazla marka başvurusu yapılan ülkesi olmamız, bir tesadüf ya da sıradan bir olay değildir. Bu önemli bir farkındalık göstergesidir. Türk insanı, sınai mülkiyet haklarını korumak istediğini ve geleceğe dair umutlarının ve beklentilerinin olduğunu açıkça gösteriyor. Bu dinamizm ve beklenti, tasarım başvurularına da yansıyor. 40 binin üzerinde tasarım başvurusuyla Avrupa’da 3’üncü dünyada ise 6’ncı sırada yer alıyoruz. Üzerinde belki de en fazla durmamız gereken patent alanında ise oldukça geriden geldiğimiz bir yarışta, rakiplerimizle aramızdaki farkı hızla kapatıyoruz. Son 14 yılda yerli patent başvuru sayısını 16 katına, tescil sayısını 24 katına çıkarma başarısı gösteren bir Türkiye, hiç kuşkunuz olmasın, bundan çok daha iyisini gerçekleştirme potansiyeline sahiptir. Nitekim 2016 yılında, yerli patent başvurularımız bir önceki yıla göre yüzde 17 artış göstererek 6 bin 445’e yükseldi. 3 bin 457 yerli faydalı model başvurusunu da dahil edersek, geçtiğimiz yıl, ülkemizde yaklaşık 10 bin yerli buluş için patent ve faydalı model başvurusu yapıldığını görüyoruz. Bundan sonraki süreçte, hem bu sayıları hem de bunların niteliğini ve ticarileşmesini daha fazla artırmak gerekiyor. Yeni kanunun, bu açıdan çok önemli bir fonksiyon icra edeceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye, sınai mülkiyet alanında emekleme ve öğrenme dönemini artık geride bırakmıştır”

    Sınai Mülkiyet Siteminde son 20 yıllık tecrübeler neticesinde ortaya çıkan sorunlar bulunduğunu ancak söz konusu kanun ile bu sorunların ortadan kaldırıldığına vurgu yapan Özlü, “Örneğin geçtiğimiz dönemin sorunlu alanlarından birisi incelemesiz patent sistemiydi. Bunu kaldırdık ve faydalı model başvurularına araştırma raporu zorunluluğu, tasarımlara yenilik araştırması getirdik. Faydalı model ve tasarım niteliğini artıracak olan bu tedbirlerle, aslında kendimize ve ülkemiz sanayisine önemli bir mesaj veriyoruz; Türkiye, sınai mülkiyet alanında emekleme ve öğrenme dönemini artık geride bırakmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

    Bakan Özlü, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yasalaşması ile yabancı yatırımcının Türkiye’ye daha fazla ve daha güvenli bir şekilde yatırım yapmasının önünü de açılacağına dikkat çekti.

    Ankara patent başvurusunda ikinci sırada

    ATO Başkanı Gürsel Baran ise markalaşmanın önemine vurgu yaptı. Baran, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun verilerine göre, Türkiye’de yerli patent başvuru sayısının 2002 yılında 414 iken 2016 yılında 6 bin 445’e çıktığını söyledi. Baran, söz konusu başvurularda Ankara’nın, 2016 yılı itibariyle 738 patent başvurusuyla İstanbul’un ardından ikinci sırada yer aldığını kaydetti.

    Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün “Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri” raporuna göre, Türkiye’de son 5 yılda tescil edilen marka sayısının 800 bine yaklaştığına değinen Baran, “Türk Patent ve Marka Kurumu, 2015 yılında yaptığı 192 bin 950 marka tesciliyle dünyada Çin, Avrupa Birliği ve ABD’nin ardından dördüncü sırada yer alıyor. Bu büyük bir başarı ancak ekonomik kalkınma için daha fazlasını yapmak ve dünya çapında markalar oluşturmak zorundayız. Türkiye ekonomisi, markaları ile zenginleşecektir. Fason üretimin yerini markanın katma değeri almalıdır” dedi.

    Baran, Ankara Ticaret Odası olarak coğrafi işaretlerin Türkiye’de ihmal edilen ekonomik boyutuna kamuoyunun ve kamu otoritesinin dikkatini daha fazla çekmek amacıyla, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türk Patent ve Marka Kurumu, Ankara Üniversitesi ve Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı’nın katkılarıyla, “Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi” düzenleyeceklerini bildirdi. Baran, söz konusu zirvenin 28-29 Nisan 2017 tarihlerinde ATO Congresium’da gerçekleştirileceğini sözlerine ekledi.

    Toplantının ardından ATO Başkanı Baran, Bakan Özlü’ye plaket takdim etti.

  • Sınai Mülkiyet Kanunu Türkiye’nin önünü açacak

    AK Parti Bursa Milletvekili ve Ekonomik İşler Başkan Yardımcısı Hüseyin Şahin, yürürlüğe giren Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun Türkiye’nin önünü açacak önemli bir düzenleme olduğunu söyledi.

    Hüseyin Şahin, kanunun ekonomik ve sosyal gelişimine sağlayacağı faydalara dikkat çekti. AB ile üyelik müzakereleri çerçevesinde yer alan en önemli konulardan birinin de Sınaî Mülkiyet Kanunu olduğunu kaydeden Şahin, daha önce kanun hükmünde kararnameler ile yürütülen sınaî mülkiyet haklarının korunmasıyla ilgili mevzuatın hukuki zemine oturtulmasıyla bu konuda önemli bir adımın atıldığını söyledi.

    Bilim ve teknolojideki yeniliklerin korunması açısından sınai mülkiyet haklarının küresel rekabetin önemli bir parçası haline geldiğini kaydeden Milletvekili Hüseyin Şahin, Türkiye’nin de sınayi mülkiyet sistemini gözden geçirmek zorunda olmasının gereğini yerine getirdiğini ifade etti. Şahin, kanunun marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ve geleneksel ürün adlarına ilişkin hakları koruyacağını dile getirdi.

    Hüseyin Şahin, kanunun Türk Patent Enstitüsü’nün kurumsal yapısının geliştirilmesine katkı sağlayacağını belirterek, getirilen yenilikler konusunda bilgiler aktardı. Kanunla, Türk Patent Enstitüsü’nün adının Türk Patent ve Marka Kurumu olarak değiştirildiğini bildiren Şahin, ’Yeni kanun, tescilli markaların piyasada daha etkili kullanımını sağlarken, kullanılmayan mal ve hizmetler için marka başvurusunun önüne geçecek. Tescil başvurusu yapılan markanın önceki tarihte yapılan markalarla benzerliği halinde itiraz edilirse başvuru reddedilebilecek. Marka koruma süresi 10 yıl olacak. 5 yıl içinde haklı sebep olmadan kullanılmayan markalar iptal edilebilecek’ dedi.

    Hüseyin Şahin, kanunun, sinai mülkiyet haklarının ihlaline hapis ve para cezaları getirdiğine de dikkat çekti. Başkasına ait marka hakkına tecavüz edenlerin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılabileceğini belirten Hüseyin Şahin, marka koruması olduğunu belirten işareti mal ve ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldıran kişinin de 1 yıldan 3 yıla kadar hapis, 5 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılabileceğini sözlerine ekledi.

  • Sınaî Mülkiyet Kanunu mobilyacıyı sevindirdi

    Girişimci ve sanayicilerin yıllardır beklediği Sınaî Mülkiye Kanunu TBMM’de kabul edildi. Resmi gazetede yayınlandıktan sonra yürürlüğe girecek olan 6’sı geçici toplam 199 maddeden oluşan kanunun, patent ve tasarım meselelerine çözüm getirmesi bekleniyor.

    Tasarının TBMM’de kabul edilmesi, Sınaî Hakların korunmasının kanunî zemine oturtulması yönünde beklentileri olan İnegöllü mobilyacı ve işadamları tarafından memnuniyetle karşılandı. Sınaî Mülkiyet Kanunu’yla ilgili değerlendirme yapan İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası (İTSO) Başkanı Metin Anıl, kanunun mobilya sektörünün önde gelen merkezlerinden İnegöl’ü yakından ilgilendirdiğini söyledi. Anıl, sınaî hakların korunmasının 1995 yılında bu yana kanun hükmünde kararnameler ile sağlanmaya çalışıldığını, ancak hukukî boşluklar yüzünden bu alanda sıkıntılar yaşandığını söyledi. Anıl, “Sınaî hakların korunmasındaki eksiklik, özellikle mobilya sektöründe taklitçiliği önleyememekteydi. Bu durum teknik gelişimin de önünde önemli bir engel olarak duruyordu. Yasal koruma sağlanamaması, mucit ve tasarımcıların şevkini kırıyordu. Geç de olsa bu alandaki kanunî boşluğun giderilmesi, mobilyacı sanayici ve işadamlarımıza rahat bir nefes aldırdı. Sınaî hakların korunması konusundaki düzenlemelerin bu alanda bilinçlenmeyi de beraberinde getireceğini ve ülkemizin kalkınmasına olumlu katkıda bulunacağına inanıyoruz” dedi.

    Kabul edilen ve resmi gazetede yayınlandıktan sonra yürürlüğe girecek olan Sınaî Mülkiyet Kanunu, Türkiye’nin AB müzakere sürecinde yer alan önemli konulardan biri olarak görülüyordu. Kanun, marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunmasını ve bu süreçteki teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemenin gerçekleşmesine katkı sağlamayı amaçlanıyor. Yeni düzenlemede, Türk Patent Enstitüsü’nün adı da Türk Patent ve Marka Kurumu, kısa adıyla Türk Patent olarak düzenlendi.

    Tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilecek. Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 10 yıl olacak. Bu süre, 10’ar yıllık dönemler halinde yenilenecek. Kanuna göre üniversiteler de buluşları için patent alma hakkına sahip olabilecek.

    Marka sahibinin kontrolü altında birçok işletme tarafından o işletmelerin ortak özelliklerini, üretim usullerini, coğrafi menşelerini ve kalitesini garanti etmeye yarayan işaret, garanti markası olacak. Tescil edilmiş coğrafi işaretin veya geleneksel ürün adının kullanım hakkına sahip olan kişiler, bunları, amblem ile birlikte ürün veya ambalajı üzerinde kullanacak. Coğrafi işaretler bakımından amblemin kullanılması mecburî olacak.

    Patent hakkı, koruma süresinin dolması, patent sahibinin patent hakkından vazgeçmesi veya yıllık ücretlerin öngörülen sürelerde ödenmemesi halinde sona erecek. Teknolojinin her alanındaki buluşlara, yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilecek. Patentin koruma süresi 20 yıl, faydalı modelin koruma süresi 10 yıl olacak.

    Taklitçiliğe hapis cezası geliyor

    Kanun, ürün taklitçiliğine de cezai müeyyideler getiriyor. Buna göre Taklit ürün üretenlere 1-3 yıl arasında hapis cezası verilmesi, yakalanan taklit ürünlere el konulması, patent, marka, tasarım ve coğrafi işaret ihlaline 1 milyon TL ‘ye kadar para cezası verilmesi öngörülüyor.