Etiket: Şimşirgil:

  • Prof. Dr. Şimşirgil Osmanlı’nın Temel Değerlerini Anlattı

    Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı kadar hakarete uğrayan, Osmanlı kadar yanlış anlatılan, yanlış anlaşılan bir devleti göstermenin mümkün göstermenin olmadığını vurgulayarak, “Bizim beyinlerimize şırınga ettiler Osmanlı düşmanlığını, genlerimize kadar işlediler” dedi.

    Prof Dr. Ahmet Şimşirgil, Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eğitim Bir-Sen Şubesi tarafından Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Yılmaz İçöz Sahnesi’nde düzenlenen “Osmanlı’nın Temel Denğerleri” konulu konferansta, Osmanlı ile ilgili yanlış bilinenleri hatırlatıp, doğrularını anlattı.

    Konferansa, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fuat Asım Arvas, Memur-Sen Tekirdağ İl Temsilcisi, Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Ferruh Topuz, PTT Tekirdağ Başmüdürü Cafer Ersoy, Batı Marmara Gümrük Bölge Müdürü Muharrem Murat, AK Parti İl Başkanı Ahmet Akçay, İlçe Başkanı Yüksel, daire müdürleri, şube müdürleri, Namık Kemal Üniversitesi öğretim üyeleri, Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

    Konferansın açılış konuşmasını yapan Memur-Sen Tekirdağ İl Temsilcisi, Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Ferruh Topuz, “Değerli hocam Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil hocamla yıllardır tanışırız. Her davetimize icabet ediyor, Allah kendisinden razı olsun. Bugün yine İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eğitim Bir-Sen’in düzenlediği programda bizi kırmayarak geldiler, Ben, sayın hocamızın kitaplarını okuyunca tarihe bakış açım değişti. Osmanlı’yı daha çok sevmeye başladım. Daha önce çok daha farklı bakıyordum meseleye ama Allah hocamızdan razı olsun” ifadelerini kullandı.

    İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fuat Asım Arvas ise, Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü adına teşriflerinden dolayı Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’e teşekkür etti. Fuat Asım Arvas, “Hiç şüphesiz ki burada birçok şey öğreneceksiniz. Hakkında doğru bilgi edinmemiz gereken en mühim, en elzem şey herhalde tarihimiz olsa gerek. Başka yanlış anlaşılan şeylerin telafisi mümkündür. Zaman içerisinde eksiklikler giderilir, tamir edilir, onarılır. Ama bizi biz yapan temel değerler içerisinde; tıpkı dil gibi, tıpkı din gibi, tıpkı tarih gibi şeylerdeki eksiklikleri, yanlışlıkları uzun süre telafi etmek pek mümkün görünmüyor. Ne yazık ki öteden beri, bizi bazı şeylere ya cehaletinden, ya gafletinden, bilhassa hıyanetinden farklı göstermeye, yanlış anlatmaya çalışan ilim adamı kisvesi içerisinde maskaraları yıllarca dinlemek zorunda kaldık, okumak durumunda kaldık. Allah’a şükürler olsun, bu toprağın temiz mayasında yoğrulmuş, bazı haysiyet sahibi ilim adamları sayesinde yavaş yavaş doğru olan şeylerin farkına vardık. Bunların başında değerli dostum, arkadaşım, ilim adamı Ahmet Şimşirgil gelir. Ben kendisine tekrar sizlerin huzurunda, davetimize icabet ettiği için şükranlarımı arz ediyorum. Hepinize hayırlı akşamlar diliyorum” diye konuştu.

    “BU KADAR YANLIŞ ANLAŞILMA TARİHTE YOKTUR”

    Konuşmasına Tekirdağ’a gelmenin, eski dostları görmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirerek başlayan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, şöyle devam etti:

    “Olabildiğince konferansları tercih ediyorum. Eğer bir konferansla televizyon programı çakışıyorsa ben mutlaka konferansı seçiyorum. Hele liseli gençlerimiz, onlar bizim geleceğimiz, bizden sonra bu bayrağı onlar devralacak, onlara tarih şuurunu aşılamamız lazım. Bizim beyinlerimize Osmanlı düşmanlığını şırınga ettiler, genlerimize kadar işlediler. Biz böyle yetiştik, şu padişah haindi, bu padişah içki masasından kalkmazdı, şu padişah vatanı sattı, şu padişah kızıl sultandı, şu padişah haremden çıkmazdı. Ya madem böyleydi, bu devlet nasıl 622 sene ayakta kaldı? Okullarda, üniversitelerde, televizyonlarda duyduklarımız; bizi tarihimize düşman etti. Neler duymadık ki? Bunların cevabını veremiyorduk, anlatamıyorduk, söyleyemiyorduk. Düşman hale getirilmiştik. Hala ben bunu profesörlerde dahi görüyorum. Profesör, ona da şırınga girmiş, değişemiyor. İdeolojik bakıyor, anlayamıyor. Tarihe önce tarih gibi bakabilmek çok zor. (Sözlerim anladığın kadardır, ama doğru bir anlayışa o kadar muhtacım ki) diyor Mevlana. Doğru bir anlayışa, doğru anlamaya, hele bunu dünyada ikincisi gösterilemeyen, 622 sene devam etmiş ve dünyada eşi benzeri olmayan bir hanedan devleti olarak, 6 asırdan fazla ikincisini gösteremediğimiz, dünyaya medeniyet, kültür, ahlak her türlü güzellikleri saçmış olan Osmanlılar. O atalarımız, o ecdadımız bu kadar yanlış anlaşıldıklarını görseydiler, acaba ne derlerdi? Bu kadar yanlış anlaşılma tarihte yoktur. Osmanlı kadar iftiraya uğrayan, Osmanlı kadar hakarete uğrayan, Osmanlı kadar yanlış anlatılan, yanlış anlaşılan bir devleti göstermek mümkün değildir. Selçuklu da bizim tarihimiz, Karahanlı da, Gazneli de bizim tarihimiz. Bunlar için bunu söylemem. Dünyada hiçbir devlet için de söyleyemem. Neden Osmanlı? Zira o yıkılamaz, devleti ebed müddet olarak görülüyor. Bizim devletlerimizden 200 seneyi aşanı gösteremezsiniz, bir elin parmaklarını geçmez. 250 seneye ulaşan yok. Biz rahat devlet kuruyorduk ama kolaylıkla yıkıveriyorlardı. Zira topraklarını kendi evlatlarını pay eden, bölen, parçalayan da bir millettik biz. Devlet hanedanın malıdır baba 3’e, 5’e, 7’ye böler, düşman da yutar. Bunu biz bölüyorduk, biz parçalıyorduk. Ama Osmanlı buna çözümler üretti, yıkılmıyor. Yıkmak mümkün değil.”

    “ÖNCE ÖVÜYORLAR, ARDINDAN TEK BİR CÜMLEYLE YERİN DİBİNE SOKUYORLAR PADİŞAHLARIMIZI”

    Osmanlıyı kötüleme siyasetinin 5 asır öncesinden başladığını da hatırlatan Prof Dr. Ahmet Şimşirgil, “Sene 1561 İstanbul’da bir Avusturya büyükelçisi var, bu adam tam 7 sene kaldı. Adam Osmanlı’ya ibret nazarıyla bakıyor. Hem kendilerini, hem bizi gözden geçiriyor, inceliyor. Mektuplar yazıp gönderiyor. Daha sonra Türkiye mektupları diye bunlar Türkçe’ye çevrildi. Üzerinde birçok araştırmalar yapıldı bu mektupların. Bu mektuplarda diyor ki, (Avrupa’yla Osmanlı’yı karşılaştırdığımda titriyorum. Ülkemizin üzerinde kara bulutlar geziyor. Osmanlı’yı incelediğimde dürüstler, doğrular, mertler, disiplinliler, çalışkanlar, işin en kötüsü galibiyete alışmışlar. Bize bakıyorum, her türlü kötü ahlak var bizde. En kötüsü de mağlubiyete alışmışlık. Osmanlı, hanedanı din gibi seviyor. Biz bu hanedanı gözden düşürmedikçe Osmanlıyı alt edemeyiz. Onun için her vesile ile Osmanlı’yı kötülemeliyiz.) Avrupa da bizlerin dinine dil uzatamayacağının farkındaydı. Bu yüzden de hanedanı gözden düşürmek için ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Önce objektif görünmek adına övüyorlar, ardından tek bir cümleyle yerin dibine sokuyorlar padişahlarımızı. Bunu tam 400 sene devam ettiler. Yazdılar, haremi yazdılar, Fatih’i yazdılar, Kanuni’yi yazdılar. Piyesler yaptılar, romanlar yazdılar, oyunlar oynadılar” şeklinde konuştu.

    “SEVENLER DAHİ OSMANLI’YI ANLAYAMADI”

    1976 yılına kadar İstanbul Üniversitesi’nde Hanbel’in kitabının, ders kitabı olarak okutulduğunu, hatırlatan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, “Artık onların o 400 senelik iftiraları, bizim kitaplarımıza geçti, romanlarımıza geçti. İnanın en sağdayım diyen adam dahi Osmanlı’yı anlayamadı. Lise yıllarımı iyi hatırlarım. O dönemde Yılmaz Öztuna’nın kitabını okuduğumuzda, ilk defa Abdülhamit han diyen birini görmüştük. Fakat öyle yanlışları vardı ki. Yalan söyleyen tarih utansın diye Mustafa Müftüoğlu’nun kitaplarını okuduk. Ardından doğru söylemediğini ben anladım ve bunlar Osmanlı’yı överlerdi. Sebebi işte bahsettiğim bu konular. Bu övenler dahi anlayamadı, sevenler dahi anlayamadı. Hala tam anlaşılabiliyor mu? Çok şüphedeyim. Evet seviyoruz, ancak konuşurken savunamıyoruz. Birisi bir söz söylese hayır öyle değil böyle diyemiyoruz. Eksiklik var. Bilgi eksikliği var. Çok önemli hususlar bunlar” dedi.

    DİZİLERE ELEŞTİRİ

    “Bilgi olmadan hiçbir şey olmuyor. Şu 5 senede, 500 senelik iftiralar atıldı neredeyse. Hepimiz bunları izliyoruz” diyerek Osmanlı ile ilgilgili dizileri de eşetiren Prof. Dr. Şimşirgil, şunları söyledi:

    “Bir Muhteşem Yüzyıl dizisi çıktı, televizyon programlarına çıkıp doğru tek bir karesi olmayan bir dizi dedim bu. Bunu herkes söyleyemez arkadaşlar, adamı davet ederler meydana. Gel kare gösteriyorum, sen de hata göster derler. Fakat bunu söyledim, hem de her kanalda söyledim. Bir Fetih 1453 çıktı Fatih’in bütün şahsiyetini öldürdü dedim. İskender Pala bir roman yazdı, Yavuz’un bütün şahsiyetini öldürdü dedim. Bu adamlar profesör, bunların danışmanı var. Bu sebeplerden dolayı bizim tarihimizi çok iyi öğrenip, sahip çıkmamız lazım. Dinimizle oynuyorlar, tarihimizi bozuyorlar. Bunları bilmediğiniz zaman dininizi de tarihinizi de savunamazsınız. Tarihi okumak, anlamak, tarihten ibret almak hepimize düşen bir vazifedir. Dini temel özellikleriyle bilmek hepimize düşen bir vazifedir. Edebiyatımız, baştan aşağı tasavvuf ve ahlak üzerine kuruludur. Edeptir bizim edebiyatımız. Bunu öğrenip gençlerimize de öğretmek hepimizin görevidir. Evet, Osmanlı gitti, ancak Osmanlı’nın değerleri yaşıyor. Biz bu değerlerle gene dünyaya doğruları gösteren bir toplum olabiliriz. Bize düşen Osmanlı değerlerine sahip çıkabilmek, Osmanlı’yı anlayabilmek. Şu milletin en fazla saldırıya uğrayan, en büyük değeri edebidir ve ahlakıdır. Bütün kanallarda, bütün televizyonlarda, bütün dizilerde, bütün filmlerde edep ve ahlak yıkılıyor. Çok sevinmiştim şu Ertuğrul dizisi bu edebi gösterecek diye, evet çok güzel ama çok da olumlu mesajlar veriyor ama Osmanlı’yı vermiyor. Kayı’nın edebini, adabını da vermiyor, üzüldüm. Gerçekten bu yönüyle üzüldüm. Her şey o kadar güzel o kadar mükemmel ama insan sorgulamadan edemiyor, neden ezan yok, neden namaz yok dizide. Beni böylesine candan, böylesine dikkatli, böylesine muhabbetle, yürekten dinlediğiniz için hepinize şükranlarımı sunuyorum sağ olun, var olun.”

    Ardından konferansa katılan çok sayıda kişinin sorularını cevaplayan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı ile ilgili yanlış bilinenleri anlattı.

    Konferansın ardından İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fuat Asım Arvas ve Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Ferruh Topuz, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’e çiçek takdim etti.

    Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, konferans sonrası okuyucularını kırmayarak, tek tek kitaplarını imzaladı ve onlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil: “Dizilerde Osmanlı Devleti Bize Yanlış Anlatıldı”

    Tarihçi-yazar Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı dönemini yanlış anlatan dizilere tepki gösterdi. Katıldığı bir programda konuşan Şimşirgil, “Öldüğümde beni yakın diyen biri Osmanlı’yı anlamaz” dedi.

    Bursa’da Yıldırım Belediyesi’nin düzenlediği “Tarihin Ardından” adlı söyleşiye katılan şair Serdar Tuncer ve tarihçi yazar Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı’nın ve padişahların bilinmeyen yönlerini anlattı. Barış Manço Kültür Merkezi’ndeki söyleşiye vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Program Serdar Tuncer’in şiirleriyle başladı. Daha sonra Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı Devleti ve padişahların bilinmeyen yönleri hakkında konuşma yaptı. Katılımın yoğun olduğu etkinlikte konuşan Şimşirgil, “Öldüğümde beni yakın diyen biri Osmanlı’yı anlayamaz. Dizilerle Osmanlı bizlere yanlış anlatıldı. Dizilerde tarihin gerçekleri çarpıtılarak veriliyor. Bu diziler kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. Bizi tarihimizden kopardılar. İlk olarak hanedanı gözümüzde küçük düşürdüler. Ardından dil devrimi ile bir gecede cahil olduk. Dilini bilmeyen bir toplum geçmişinden kopmaya başladı. Eskiyi tamamen yok ettiler. Milletimiz üzerinde büyük oyunlar oynandı. Her şeyimizi Batı’dan aldık ve kendi öz kültürümüzden koptuk. Kimse Osmanlı’yı anlamaz hale geldi. Günümüzde çekilen dizilerde Osmanlı’yı yanlış bir şekilde tasvir ediyorlar. Padişahları harem tutkunu gibi gösteriyorlar. Oysaki Osmanlı’da hep iki padişah oldu. Biri cihan padişahı, diğeri ise gönül padişahıydı. Padişahlarımızın arkasında hep bir evliya olmuştur. Asıl anlatılması gereken budur” dedi.

  • Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil: “Türkler Hakkında Hadis Sahihtir”

    Prof.Dr. Ahmet Şimşirgil, yıllardır tartışılan “Hz. Muhammed’in Türklerle ilgili hadisleri var mıdır? Var ise bu hadisler sahih midir?” konusuna cevap verdi.

    Şimşirgil, “Medyumların bile söylediğine inanıyorsunuz da… Öte yandan Efendimizin; dünyanın en görkemli devletini kuran Türkler hakkında söylediklerini yalanlamak için yarışıyorsunuz. Dünya tarihini etkileyen bir milletten peygamberimizin haberi olmaz olur mu” dedi.

    Efendimizin her söylediğinin hak olduğunu ve Türkler hakkında da birçok hadisi olduğunu anlatan Şimşirgil’den bir kitapla yanıt geldi. Şimşirgil yaptığı araştırmalar neticesinde çıkartmış olduğu OTAĞ “Büyük Doğuş” adlı kitabıyla bu söylemlere son noktayı koydu.

    Türklerin İslam dinine girmelerinin şüphesiz dünya tarihinin en mühim hadiselerinden birisi olduğunu belirten Şimşirgil; şöyle konuştu: “Bu tartışmalara Efendimizin Türkler hakkındaki hadisleri sahih midir değil midir konusunu yaptığımız araştırmalar neticesinde ortaya çıkan bu kitabımızla konuya son noktayı koyuyoruz. Efendimizin; dünyanın en görkemli devletini kuran ve İslam sancağını yüzyıllarca şan ve şerefle dalgalandıran Türklere söyleyecek sözü olmayacak mıydı? Neden bazıları Türkler hakkında Efendimizin bir şey söylemediğini ya da söylememesi gerektiğini ısrarla istediğini anlayamıyorum!”

    Şimşirgil, sözlerinin devamında şunları ifade ediyor; “Tarihin en kadim uluslarından biri olan Türkler kurdukları imparatorluklar ile İslam öncesinde de siyasi bakımdan dünya tarihine tesir etmekteler. Ancak İslam’a girişleri ile birlikte sadece siyasi değil din, kültür ve medeniyet alanlarında da etkinliklerini arttırdılar. Dünyanın en görkemli devlet ve medeniyetlerini kurdular. Buna rağmen günümüzde en fazla zihinleri meşgul eden soru Türklerin İslam dairesine nasıl dâhil olduklarıdır. İlk Müslüman Türk devletinin 920’lerde ortaya çıktığı bilindiğine göre Türklerin Müslüman Araplarla karşılaşması iki asrı aşmıştır. Bu iki asırda neler yaşandı? Türklerin İslam dinini kabullerinde neler etkili oldu? Birçok tarihi olaya işaret eden Efendimiz onlar için neler söyledi? İşte İslam’ın doğuşundan muazzam büyümesine, Türklerin İslam’ı kabullerine ve ilk Müslüman Türk Devleti İdil Bulgarlığına, Rusların tam İslam dairesine girecekken neden geri durduklarına kadar merak edilen nice hususları OTAĞ 1 kitabında bulacaksınız. Ve daha derin araştırmalar ile bu konuların devamı da gelecektir.”

    Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Kahverengi Kitap’tan çıkartmış olduğu kitabında Efendimizin hadislerini araştırarak; “Habeşliler sizle uğraşmadıkça siz de onlarla uğraşmayınız. Hele Türkler size dokunmadığı sürece siz de Türklere (sakın) dokunmayınız!” hadisinin sahih olduğunu ve Türklere dair daha birçok hadisin ise kaynaklarda mevcut olduğunu iddia ediyor.