Etiket: Şimşirgil:

  • Şimşirgil: ”15 Temmuz başarılı olsaydı Türkiye 5’e bölünecekti”

    Ordu Büyükşehir Belediyesi, ünlü Tarih Yazarı Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’i “Yeni İstiklal Savaşı ve Gerçekler” konulu program kapsamında Ordulular ile buluşturdu.

    Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda Prof. Dr. Şimşirgil, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar emperyalist güçlerin Anadolu toprakları üzerindeki bitmeyen oyunları ve tarihi arka planına dair değerlendirmelerde bulundu.

    15 Temmuz’da yaşanan hain darbe girişimiyle ilgili de açıklamalarda bulunan Şimşirgil, şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi ifadesinde de belirttiği gibi Cenab-ı Hak Erdoğan’a, milleti meydanlara davet etme imkanını verdi. Milletimiz, hizmet diyenlerin 36 yıldır kulluğu kime yaptığını, bunlara verdiği paraların kendi göğsüne kurşun olarak geri döndüğünü gördü; dinimize, bayrağımıza, ezanımıza ve vatanımıza ihaneti en acı bir biçimde yaşadı. Meclis binamız dahil devletimizin kalbi konumundaki müesseselerin bombaladığını dehşet dolu gözlerle izledi. 15 Temmuz başarılı olsaydı Türkiye’yi dörde beşe bölecekler, Doğu ve Güneydoğu’da PKK-PYD devleti kuracaklardı. İstanbul’un Vatikan gibi özel statüsü olacaktı. Bize de Konya ve etrafından 1-2 milyon nüfusluk bir devlet bırakacaklardı. İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi’nden siz deyin 5, ben diyeyim 15 milyon insanı öldüreceklerdi ancak Allah, bu hainlere fırsat vermedi. Bu ihanete kayıtsız kalmayan necip milletimiz, liderinin daveti üzerine sadece bayrağını kaparak dilinde Allah nidalarıyla meydan ve sokaklara döküldü. Cenab-ı Hak, ülkemiz ve milletimizi belki tarihin en büyük fitne ve belasından, peşinden gelecek yabancı tasallutu ve işgalinden muhafaza eyledi. Ders çıkaran ve ibret alan milletimizin birlik ve beraberliğini muhafaza etmeyi nasip eylesin.”

  • Şimşirgil 15 Temmuzu anlattı

    Kahvehanelerde kütüphane köşeleri oluşturan Yıldırım Belediyesi, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’i ilçe sakinleriyle buluşturuyor.

    Yıldırım Mahallesi Kurtuluş Caddesi’ndeki Meriç Kıraathanesinde düzenlenen ‘Misak-ı Milli ve 15 Temmuz’ konulu programına katılan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemi siyasî hayatının gizli kalmış yönlerini anlattı. Şimşirgil, Osmanlı’dan günümüze gelen darbeler ve darbe girişimlerinin yol açtığı sıkıntılardan kendi üslubuyla bahsetti. 15 Temmuzu İstiklal Savaşından iki kat daha önemli bir savaş olarak yorumlayan Prof. Dr. Şimşirgil, darbe girişiminin başarılı olması halinde Türkiye Cumhuriyeti’nin yok olacağını kaydederek, ’’Ülkemizde dünden bu yana darbeler asla bitmedi. Darbelerden iki sene sonra mutlaka halka gidiliyor, bir parti gidiyor, diğer parti geliyordu. Ancak 15 Temmuz darbesi Türkiye Cumhuriyeti’ne ölüm vuruşuydu. Bazıları bu darbenin ne olduğunun farkında değil. Eğer başarılı olsaydı Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet yoktu” diye konuştu.

  • Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil: ‘‘Türklerin en güçlü dönemi başkanlıktır’’

    Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Güngören Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘Osmanlıdan Günümüze Başkanlık Sistemi’ konulu söyleşiye katıldı.

    Marmara Üni. Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim üyesi Ahmet Şimşirgil, yaptığı konuşmada başkanlık sisteminin hem İslamiyet öncesi Türk tarihinde hem de sonrasında var olduğunu belirtti.

    Prof. Dr. Şimşirgil, ‘‘Türklerin en güçlü dönemi başkanlıktır. Hakanlık sistemi bir başkanlık sistemi, Oğuz Kağan’ın sistemi bir başkanlık sistemi, Mete Kağan’ın sistemi bir başkanlık sistemi, eski sistemlerde hep kağan var, hakan var. Bir baş var, başkan var. İslam dairesine girdik aynı usül İslam’da da var. Halife var. Biz hilafeti de aldığımız zaman hem başkan, hem padişah hem halife var. Böylece ortaya daha güçlü bir hükümdar çıkmış oluyor.’’ Diye konuştu.

    Şimşirgil, güçlü olabilmenin ve karar alabilmenin önemine vurgu yaparak, ‘‘Baş olduğumuz dönemlere bakıyoruz gücün zirvesindeyiz. İmparatorluklar kuruyoruz. Milletleri idare ediyoruz, büyüyoruz. Yürütme güçlü çok önemli bir husus bu. Devlet idarecisinin en önemli vasfı karar alabilmek aldığı kararı uygulayabilmek. Osmanlı tam bunu uyguluyordu.’’ İfadelerini kullandı.

    Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşinin ardından, kitaplarını imzalayan Şimşirgil, katılımcılarla bol bol fotoğraf çektirdi.

  • Şimşirgil: “Millet tankların önüne yatmasaydı Türkiye karanlık günler yaşayacaktı”

    Vatandaşlara kitap okuma alışkanlığını kazandırmak için kahvehanelere kütüphane köşesi oluşturan Yıldırım Belediyesi, diğer yandan da Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’i ilçe sakinleriyle buluşturarak güncel konular hakkında sohbet etme imkanı sunmaya devam ediyor.

    Kahvehaneden kıraathaneye kültürel dönüşüm projesi çerçevesinde Yıldırımlılarla buluşan ünlü tarihçi Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, ’Misak-ı Milli ve 15 Temmuz’ konulu programı ile ilçe sakinleriyle Esenevler Mahallesi Demirtaş Kıraathanesi’nde bir araya geldi. Yıldırımlıların büyük ilgi gösterdiği konferansta, Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemi siyasi hayatlarında gizli kalmış yönleri aktaran Ahmet Şimşirgil, 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi hakkında da önemli bilgiler verdi.

    Yıllardır İslam’a hizmet ettiklerini iddia eden hainlerin planlarının sonunda bir milletin alnına kurşun sıkacak, bir devleti yıkacak hale geldiğini dile getiren Şimşirgil, “Hainler bertaraf etmeseydi 16 Temmuz itibariyle Türkiye’de karanlık günler yaşanmaya başlanacak, insanlara zulme uğrayacaktı. Ancak bu millet tankların önüne geçerek kalleş kalkışmaya geçit vermedi” diye konuştu.

    Osmanlı döneminde yaşatılan kıraathane kültürünün Yıldırım’da tekrar hayat bulmasından dolayı mutlu olduğunu belirterek başta Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eden Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in katılacağı bir sonraki kahvehane programı, 24 Ocak Salı günü Piremir Mahallesi’ndeki Çamlık Kıraathanesi’nde gerçekleşecek.

  • Şimşirgil: “İlk darbe Fatih’e yapıldı”

    Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı’da ilk darbe teşebbüsüne maruz kalanın henüz 12 yaşında tahta çıkan Fatih olduğunu söyledi.

    İnegöl Belediyesi tarafından düzenlenen ve Serdar Tuncer’in sunumuyla gerçekleşen “Medeniyetin Mimarlarından Fatih Sultan Mehmed Han” konulu konferansta konuşan Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı’da ilk darbe teşebbüsünün henüz 12 yaşında tahta çıkan II. Mehmed’e yapıldığını ifade ederek “İki başın olduğu yerde herkes baş, herkesin baş olduğu yerde herkes köledir” dedi.

    Rahatsızlık duyduğu film ve dizilerden bahseden Prof. Ahmet Şimşirgil, “21. asırda bir fetih filmi çekebildik, onda da koca Fatih’in şahsiyetini öldürdük. İnsan bunlara gerçekten üzülüyor. Bu, maalesef, tarihimizin doğru öğretilmemesinden kaynaklanıyor. Yanlış genlerimize işlemiş. İşte bir Muhteşem Yüzyıl izledik, neticesi belli. Hiç olmazsa Fatih’in şahsiyetini doğru bir şekilde verebilseydik orada. Doğru bir tek karesi olmayan bir dizi ve Fatih’in bütün şahsiyetini öldüren bir film. İnsanı üzen de, bunların bir tarih danışmanları var, kitaplarında doğru olanları yazıyorsun, ama filmlerinde neden doğruları göstermiyorsun” diye sordu.

    Şimşirgil, günümüzde etkisi yüksek olan dizi ve filmlerle ilgili düşüncesini de paylaşarak “Kitap muhakkak olmalı ve yazılmalı. Ama bugün gençlerimizi en çok etkileyen şeyler diziler ve filmlerdir. Tarihimizi doğru anlatan dizi ve filmler çekmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Osmanlı’da ilk darbenin Fatih Sultan Mehmed’e yapıldığını kaydeden Şimşirgil, “Henüz Fatih değildi o zaman. Babası orada, kendi orada. İkiliği görüyor musunuz? İşte iki başlılığın olduğu yerde herkes baş, herkesin baş olduğu yerde herkes köle olmaya başlıyor. Bir başın olduğu yerde herkes efendidir. Bir baş gibi durmasak bugün yok olmuştuk. O dönem 12 yaşında bir genç Fatih. Çandarlı, ‘Başımızda tecrübeli birinin olması lazım.’ Diyor. 2. Mehmed buradaki durumu görüyor. 12 yaşında bir gencin ona verdiği cevabı ben tarihimize altın harflerle yazardım. Duvarlarımıza yazılmasını isterdim. Ama maalesef biz bunu hiç okumadık, hiç duymadık. Bütün idarecilerimize ders gibi bir cevaptır. ‘Evvelen fikir, ahiren amel gerekmez miydi?’ diyor. Önce düşünmeli, sonra işlemeliydiniz. Siz beni tahta davet ederken düşmanın geleceğini hiç düşünmediniz mi? Benimle bir savaşa cesaret edemiyorsan neden beni tahta çağırdın? Böyle bir devlet idaresi mi olur? Bunu söylüyor 12 yaşındaki Fatih. Fakat onun artık kendisinin emrinde tam çarpışmayacağını da biliyor. Çünkü ‘Babanı isteriz’ dedi. Bu adam sadrazam, ordunun başı. Bunun üzerine babasına haber gönderiyor. Bunu tarihte okuduk, ama günümüzde maalesef yıkıyorlar, yok diyorlar. Bir de böyle tarihçiler var. Halbuki neden geldi II. Murad? Neden savaştı Varna’da? Fatih, babasına haberci gönderip, ‘Şayet beysen gel orduların başına. Şayet değilsen, beyimiz emrediyor, orduların başına geç’. Çünkü o genç padişah bu ikiliği gördü. Durduk yere çağırmadı babasını. 2. Murat Han, oğlunun bir komutanı olarak savaştı. Yeniden geri döndü, fakat bu defa da orduyu ayaklandırdı Çandarlı. Ayaklananları bastırdı, fakat ayaklanma sırasında babasına yeniden haber gönderdi. II. Mehmed, ayaklanmaları bastırıp ava bile çıkmıştı babası geldiğinde. Fatih avdan döndü, baktı ki babası tahtta oturuyor. Elini öptü. Hayırlı olsun diyerek bir kez daha Manisa’ya döndü” diye konuştu.

    “Topun çizimlerini Macar usta değil, Fatih yaptı”

    Şimşirgil, sözlerine şöyle devam etti: “19 yaşında ikinci kez geldi. 12 yaşında da İstanbul’un fethini düşünüyordu, 19 yaşında da. Geldiği gibi de, topum var, ordum var demedi, 2 yıl hazırlık yaptı. O şahi topların çizimlerini, balistik hesaplarını bizzat Fatih yaptı. Ne yazık ki biz bunu tarihlerde okumadık. Beni filmde en çok üzen hususlardan biri de bu oldu. Biz Macar Urban’ı duyduk orada. Hatta bir de Macar Urban’a bir yardımcı yetiştirdiler. Böyle birini tarih bile yazmamıştır, kızı Era’yı çıkardılar bir de. Hala biz Fatih’in bir makine mühendisi olduğunu öğrenemedik. O topların birini Macar Urban döktü, 3 tanesini de Osmanlı’nın mühendisleri. Bunları kimse yazmıyor. Savaş sırasında da Macar Urba’nın döktüğü top ilk haftada çatladı. Kullanılamadı. Osmanlı’nın mühendislerinin döktüğü toplar çatlamadı. Bunun tam tersi olsa herkes öğrenirdi. Ama Osmanlı’nın başarılı gösterilmesini istemiyorlar.”