Etiket: Şimşek

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek ve Gaziantep protokolü iftarda buluştu

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Gaziantep protokolü Gaziantep Valiliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesince düzenlenen iftar programında bir araya geldi.

    Gaziantep Valiliği ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından Gaziantep Ortadoğu Fuar Merkezinde düzenlenen iftar yemeğine Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, AK Parti Genel Sekreteri Abdulhamit Gül, Gaziantep Milletvekilleri, Ahmet Uzer, Canan Candemir Çelik, Nejat Koçer, Mehmet Erdoğan, Abdulkadir Yüksel, Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu ve şehit yakınları ve gaziler olmak üzere binlerce vatandaş katıldı.

    Başbakan Yardımcısı Şimşek, Ramazan ayının bin aydan daha hayırlı olduğunu söyleyerek, bu ayda yardımlaşma, dayanışma, birlik ve beraberliğin daha sıkı olduğu şehit yakınları ve gazilerinde programda yer aldığını ve onlara minnettar olduklarını aktardı. Şimşek, “Birliğimize kast edenler Allah’a şükürler olsun ki başarılı olamadılar. Çünkü birliğimiz ve dirliğimiz çok güçlüdür. Her defasında daha çok güçlendik ve kenetlendik. En son hatırlarsanız 15 Temmuz’da hain darbe girişimi sırasında milletimizin verdiği destansı mücadele bunu en net şekilde ortaya koymuştur. Dün Şırnak’taydım ve orada hepimizi derinden üzen bir kaza yaşandı. Ben bu vesile ile gerek Şırnak’taki helikopter kazasında gerekse daha önce kar kış demeden ülkemizi hainlerden alçaklardan ve her türlü beladan koruyan bizim güvenliğimizi sağlarken şehit olanlara Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

    “Bütün tehditlere rağmen ülkemiz ileri gidecek”

    Türkiye’yi daha aydınlık günler beklediğine işaret eden Şimşek, “Artık inşallah Türkiye’nin önü açıktır. Türkiye güçlü bir ekonomiye sahiptir. Bütün tehditlere bütün sıkıntılara rağmen ülkemiz ileriye doğru gitmeye güçlü adımlarla devam edecektir. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönemde önemli reformlar yapıp ülkemizi daha iyi bir noktaya daha geliri yüksek bir yere taşıyacağız. Ama en önemli konu bizim birliğimiz ve beraberliğimizdir. Yakın coğrafyamızda çok ciddi sıkıntılar var ama Allah’ın izniyle birlik ve beraberliğimiz sayesinde bu sıkıntıların hepsini aşarız. Ülkemiz için gece gündüz çalışıyoruz” diye konuştu.

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Ramazan ayının 11 ayın sultanı olduğunu, nasıl ki çorak toprak yağmuru bulunca daha rahat oluyorsa bizlerinde Ramazan geldiğinde bu güzelliği yaşadığını söyledi.

    AK Parti Genel Sekreteri Abdulhamit Gül yedisinden yetmişine zengininde fakirine kadar Gaziantep olarak bu aziz sofrayı hep birlikte paylaştıklarını ifade etti. Gül, ülkeleri için hayatını seve seve feda eden şehitlere de Allah’tan rahmet diledi.

    Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya ise, bu sofrada bulunan şehit aileleri gaziler ve tüm vatandaşlara teşekkür ettiğini belirtti.

  • RTEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Şimşek sorunları anlattı

    Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Şimşek, STK temsilcileri ve basın mensupları ile kahvaltılı sohbette bir araya gelerek yaşadıkları sorunları anlattı.

    “Üniversite hastanemiz eğitim öğretim için yeterli değil; kaliteli hizmet veremiyoruz” diyen Şimşek, yapılması planlanan Rize şehir hastanesi projesinin Rize için çözüm olamayacağını söyledi.

    Rize’deki STK temsilcileri ile buluşan Dekan Prof. Dr. Şaban Şimşek, RTEÜ Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’nin fiziki imkansızlıklar dolayısıyla kaliteli hizmet verememesinden yakındı. Şimşek “Araştırma Hastanesi fiziksel olarak öğrencilerin eğitimine uygun değil, daracık koridorlar ve birbirine açılan kapılar ardında eğitim yapılamaz. Burası 2005 yılında 2. basamak 300 yataklı Devlet Hastanesi diye yapılmış, eğitim öğretim için yapılmamış. 2008’de yalnız tabelası değişerek Eğitim Araştırma Hastanesi’ne dönüşmüş. 2011’de Üniversite Hastanesi olmuş. Dolayısıyla hakiki bir 3. basamak hastanesi değil. 8 bin metrekare arazi üzerinde 15 bin metrekare kapalı alan. Dışarıdan görünüşü muhteşem ama iç mimarisi işlevsel değil” diye konuştu.

    Daha önce Milli Eğitim Bakanlığı’nda YÖK’ten sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevinde bulunduğunu hatırlatan Şimşek “Personel dağıtımında mevzuat değişikliği yapmak şart. Burada konu yalnız Rize değil Türkiye’nin sorunudur. Personel dağıtım cetvelinde (PDC) fakülte kadrosundaki öğretim üyeleri Rize’de (Hastanemiz Sağlık Bakanlığı’na bağlı olduğu için) PDC deki İl genel doktor sayısına dahil edilirken, Trabzon’da Üniversite Hastanesi (Sağlık Bakanlığı’ndan ayrı olduğu için) dahil edilmemektedir. Üniversite akademisyen kadrolardaki sayısal sıkıntı, kuruluşta eş durumundaki yeni kurulan üniversitelere bin 500 kadro verilirken, Rize Üniversitesi’ne bin 320 kadro verilmiştir. Klasik büyük şehir cazibesi ve Rize’nin taşra sayılması, asistan sayısı yetersizliği, hemşire, teknisyen, sekreter eksikliğinden ötürü hazırda bulunan yoğun bakım üniteleri burada açılamıyor. Bazı pahalı cihazlar optimum çalıştırılamıyor. Sekreter eksikliğinden rapor yazılamıyor ve günler sonra hastanın eline geçebiliyor” dedi.

    “Sağlık Bakanlığı’nın projesi olarak Rize’ye yapılmak istenen Şehir Hastanesi çözüm değildir” diyen Şimşek “STK olarak kamuoyunun sesi olunuz. Üniversite hastanemize yeni yer olarak ÇAYKUR Paketleme Fabrikası’nın yeri yeterli. Burasının Tıp Fakültemize devri için sizlerin kamuoyu desteğine ihtiyacımız var. Paketleme Fabrikası 6 ay sonra İyidere’de yeni yapılan yere taşınacak ve burası boşaltılacak. Bu arazinin fakültemize devri yapılırsa buraya mükemmel bir Eğitim Araştırma binası ortaya çıkacak. Proje çalışmalarımızı hazırlıyoruz. Sizlerin desteği Ankara’ya kadar ulaşarak daha kaliteli ve büyüyen bir Tıp Fakültesi Hastanemize kavuşmak için desteğinize ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

    STK temsilcileri daha sonra söz alarak her desteği sağlayacaklarını ve üniversitenin gelişimi konusunda gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gerekse Başbakan Binali Yıldırm’a gerekli bilgi ve dosyaları ulaştırmak için gerekirse toplu olarak Ankara’ya gitmeye ve ortak bir deklarasyon yayınlamaya söz verdiler.

  • 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek:

    20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne katılan Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir BM yönetim tarzı olduğuna dikkat çekerek, “Yeni bir BM kurulması lazım” dedi.

    Marmara Grubu Vakfı tarafından bu yıl 20’inci düzenlenen Avrasya Ekonomi Zirvesi bu yıl Wow İstanbul Otel Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. 44 ülkeden 200 devlet adamı, akademisyen, işadamı ve din adamının katılım gösterdiği zirve “İnsanlık bir Yol Ayrımında” başlığı altında toplandı.

    Zirveye katılan Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek Sürdürülebilir Kalkınma Ve Sosyal Adalet için Arz Talep Dengesinin Sağlanmasında Alternatif Finans Modellemesi: Barter” başlığında konuşma yaptı. Konuşmasında Avrupa ve Asya ülkelerini biraraya getirecek, ülkelerin ekonomik ihtiyaçlarına çözüm sağlayacak “Barter Ortak Pazarı” modeline işaret etti. Türk Barter Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Şimşek, “25 yıldır, dünyada hızla gelişen alternatif ticaret ve finans modeli Barter Sistemi’ni daha yaygın kullanmayı Türkiye başta olmak üzere tüm ülkelere tavsiye ediyoruz. Avrasya’nın dünyanın ekonomi, ticaret ve finans merkezi haline gelmesi, bölge ülkelerinin ekonomik alanlarda kendi aralarında ve tüm dünya ülkeleriyle iş birliği yaparak barış, istikrar ve dengelerin muhafazası konularında ortak hareket etmesine bağlıdır. Bunun için ortak model de şüphesiz Barter Ortak Pazarı’dır” dedi.

    Dünyanın huzura ve istikrara barışa ihtiyaç duyduğu şu günlerde insanlığa katkı sağlayacak alternatiflere ihtiyaç duyduğunu ve şirket olarak buna katkı sağladıklarını belirtti. “İnsanlığın fakirlikten kurtulup saadete erişmesi gerekiyor” diyen Şimşek, “Refahın sağlanabilmesi çini ekonomik anlamda dağlımın eşit ve adil olması gerektiğini anlatıyoruz. Bu da arz talep dengesinin sağlanması ile mümkün. Her ülkeyi tek başına incelediğimizde her ülkenin kendine göre zenginlikleri var nemli olan bu zenginliklerin kendileri tarafından kullanılabilmesi. Ama maalesef sömürge altında oldukları için kendi zenginliklerini kullanamıyor halkına refahı sağlayamıyor ve kargaşa oluyor. Yine aynı aktörler kargaşayı düzenlemek için sözde hak ve özgürlükleri getirmek için oraları işgal ediyor. Maşa haline getiriyor en basit örneği Suriye. BM’nin yapısına baktığımız zaman İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir yönetim tarzı var. Tamamen belli başlı ülkelerin menfaati için kurgulanmış bir sistem. Yeni bir BM kurulması lazım. Önemli olana burada ekonomik olarak birbirini desteklemek lazım. Şimdi bakıyorsunuz, AB oluşumlara her ülke kendine özgü kanunlarını yaşayış tarzını benimsetmeye çalışıyor. Halbuki ona dokunmadan her ülkenin kendine özgü has gelenek ve görenekleri var. Hele Hele Türkiye’nin köklü bir geçmişi var ve Türkiye’nin kesinlikle artık AB kapısında beklemesinin anlamı yok. Zaten muhtemelen de referandum sonrasında AB devamında da bir referandum olacak. Halkın büyük çoğunluğunun istemediğini biliyoruz ” diye konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek referandum sonrasına ilişkin büyüme rakamı verdi

    20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’ne katılan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin zor bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye referandumdan sonra yıllık yüzde 5, yüzde 6 oranında büyüme gerçekleştirebilir” dedi.

    Marmara Grubu Vakfı tarafından 20 yıldır aralıksız gerçekleştirilen Avrasya Ekonomi Zirvesi, bu yıl Wow İstanbul Otel Kongre Merkezinde 44 ülkeden 200 devlet adamı, akademisyen, iş adamı ve din adamını ağırladı. ’İnsanlık bir Yol Ayrımında’ başlığı altında toplanan 20. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin şeref konuğu ise dünyaca ünlü yazar ve vizyoner Edward De Bono oldu. Zirveye Türkiye adına Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek katılırken, Azerbaycan ise zirvenin bu yıl da yıldız ülkesi oldu.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından zirvenin açılış konuşmasını yapan Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver, Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin Ortadoğu’da, Balkanlar’da ve çeşitli noktalarda farklılıkları bilerek barışçıl çözümlere ulaşmayı bilen çalışmalar olduğunu belirtti. Suver, Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin entelektüel çalışmalar olduğunu vurgulayarak, “Yaşadığımız dünya kaos içindedir. BM daha iyi bilir. Verdiği kararlar havada kalmaktadır. Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne Ermenistan el koymuştur. BM, AB için yeni bir dönem başlamaktadır. Türkiye akıl almaz tehditler içindedir. Sınırlarımız yangın yeridir ama NATO buna rağmen tedbir almamaktadır. Dünyada yaşanan terör olaylarına İslam kelimesinin yan yana anılmasını şık ve doğru bulmuyor, haksızlık olarak görüyoruz. Bu yanlışlığın düzeltilmesine yönelik çalışmalarımız olacaktır bugün” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye’nin küresel sorunların konuşulduğu platform haline gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dünyada bugün birçok sorunun olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Şimşek, Türkiye’nin iç ve dış şoklar yaşadığını ifade ederek, “Çin ve Rusya gibi ülkeler ekonomik büyümelerinde yumuşak düşüş yaşadılar. Bizim ekonomimiz de çok güçlü. İşsizlik rakamları da düşmek üzere. Türkiye geçtiğimiz yıl bir dizi iç ve dış şok yaşadı. Bunlara rağmen 2,9’luk bir gayri safi yurt içi milli hasıla sağladık. Çoklu şoklara rağmen bunlar başarıldı” diye konuştu.

    “En az istediğimiz şey OHAL’in uygulanması”

    Türkiye’yi anlamak için Türkiye’nin içinden geçtiği süreçleri doğru anlamak gerektiğini vurgulayan Şimşek, “Algı bugünün gerçekleri arasında geliyor. Türkiye’nin makul bir deneyiminin olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bu da kalkışma teşebbüsünü jeopolitik olarak göstermedi. Bizim en az istediğimiz şey OHAL’in uygulanması ancak hukukun üstünlüğüne karşı başka seçimimiz yoktur. Geçici bir süreçtir. OHAL’i sürdürmek niyetinde değiliz. Çünkü dini suç grubu ya da FETÖ’nün amacı bu” şeklinde konuştu.

    “Kimyasal saldırı beklenmedik bir olgu”

    Suriye’nin İdlib kentinde yaşanan kimyasal saldırıla ilişkin de değerlendirmede bulunan Şimşek, “Suriye’nin durumuna bakıyoruz. Kimyasal silahlarla saldırılara bakıyoruz. Hiç beklenmedik bir olgu olarak karşımıza çıktı. Biz 3 milyondan fazla Suriyeliye kucak açtık. Yarım milyon Suriyeli mülteciyi de sınırımızın gerisinde bulunduğu için onlara da destek veriyoruz. Amaçlanan darbe girişimi Türkiye’ye başka bir ivme kazandırmıştır. Ama müttefiklerimiz anlamadı. Daha dirençli bir ekonomiyi kurmak için hala kararlıyız” ifadelerini kullandı.

    “Yeni Anayasa’da sistem kontrole dayalı”

    16 Nisan’da yeni Anayasa oylaması için sandık başına gidecek olan Türkiye’nin, referandum sürecinde demokrasiden uzaklaştığı intibasının gerçekliği yansıtmadığını açıklayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek şunları söyledi: “Anayasa referandumu sürecinde anayasa değişikliği ile sanki Türkiye’nin demokrasiden uzaklaştığı bir intiba uyandırabilir ancak bunun gerçeklikle ilgisi yoktur. Türkiye’deki parlamenter sistem istikrar sağlayamamıştır. Birincil amacımız Anayasayı yeniden tasarlayarak 5 yıllık ayakta kalacak hükümetlerin oluşumuna imkan vermektir. ABD, Fransa ve Kore’de olduğu gibi. İkinci amaç ise Cumhurbaşkanı’na çok yetki verilebiliyor. Cumhurbaşkanı bakanlar kurulu toplantılarına istedikleri gibi başkanlık edebiliyorlar kararnameler Cumhurbaşkanının onayından geçiyor. Hükümeti kurmak için görevlendiriliyor. Yani büyük yetkileri var. Üçüncü olarak da mevcut tüm sistem tamamen kontrole dayalı. Geçmişte sistem kontrol sağlama Türk demokrasisinin, yargının ya da askerin kurtarmasını bekliyordu. Biz bugün Cumhurbaşkanının halkın seçmesini istiyoruz ve hükümetleri denetleyecektir. Cumhurbaşkanı da diğer bürokrasilerde olduğu gibi yargı mensuplarını da parlamentoda nitelikli çoğunluk tarafından seçilecektir. Yüksek yargı organlarını ataması yapılsa benim partim bunu yapamaz çünkü nitelikli çoğunluğa ihtiyaç vardır. Türkiye’de temel amaçların idarede ekonomide dana iyi işlenen yürütmenin sağlanması adil özgür bir yargının sağlanması amaçlanmaktadır”.

    “Futbol oyunu gibi görmüyoruz”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek zirvede Türkiye-AB ilişkilerine de değinerek, Türkiye olarak reformların yapılmasına açık olduklarını ancak AB’nin de kendi içinde sorunlarını halletmesi gerektiğini söyledi. Şimşek, “Epey kızgınlık, asabiyet ve üzgünlük ortaya çıkmıştır bu konuda. Ancak ’Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı var ya da AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var’ söylemine dayanmak istemiyorum. Biz takibi reformlar yapılsın istiyoruz. Açıkçası AB’nin de bir dizi sorunlarının halledilmesi lazım. Popülizm, İslam düşmanlığı, aşırı sağ yükseliyor. Tüm bunlar tabi ki AB ile geride kalan ülkeler arasında özellikle de Türkiye arasında büyük gerginliklere sebep oluyor. Biz burada bunu futbol oyunu gibi görmüyoruz. Her iki tarafı da tatmin edici bir ilişki istiyoruz AB ile. Gümrük Birliğinin güncelleşmesi gerekiyor. Bunlar sayesinde Türkiye AB ticaret hacmi 150 milyardan 300 milyara çıkabilir. AB Komisyonu da oy birliği ile bu süreci oylamıştı. Tarihi de belirmeme söz konusuydu. Şimdi Türkiye’ye avaz avaz bağırma süreci kapanmalı” dedi.

    Referandumdan sonra büyüme rakamı verdi

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek konuşmasının sonlarına doğru Türkiye’de bir Kürt sorunu olmadığını, kendisinin de Kürt olduğunu belirli bir süreye kadar Türkçe bile bilmediğini buna rağmen hiçbir problemle karşılaşmadığını hatırlattı. Terörizm ve teröristin küresel bir sorun olduğunu ortak mücadele yürütülmesi gerektiğini aktaran Şimşek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Türkiye’yi anlamak için Türkiye’nin nelerden geçtiğini de anlamak lazım. Türkiye, batı ile kopacak filan değil tam tersini istiyor batı ile ve dünyanın geri kalanlarıyla bağlarını güçlendirmek istiyor. Zor bir dönemden geçiyoruz, Katı önlemler aldık, hala bazı tehditler var. Türkiye normale geçmedi. Bütün bu olaylardan sonra Türk demokrasisi çok daha dayanıklı olacaktır. Türkiye referandumdan sonra daha fazla büyüme yıllık yüzde 5-6 oranında büyüme gerçekleştirebilir.”

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “İçe kapanmayacağız”

    İzmir Ticaret Borsası’nın “Borsa Söyleşileri” programında konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin içe kapanmayacağını belirterek, “Türkiye ile ilgili kötümser olmayın. Evet zor dönem ama büyük oranda geride kaldı. Dünyada sıkıntılar var ama dünyanın kendi kendine kaldığı tuzaklara düşmek istemiyoruz. Dışa açık, karşılıklı menfaat üzerine yolumuza devam etmek istiyoruz” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, İzmir Ticaret Borsası’nın “Borsa Söyleşileri” programına kaldı. Programda; İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir İl Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ve borsa yöneticileri hazır bulundu. Şimşek, Türkiye ve dünyanın zor dönemlerden geçtiğini ancak Türkiye’nin içe kapanmayacağını kaydederek, “Türkiye için en kötüsü muhtemelen geride kaldı. Bu coğrafyada büyük öngörülerde bulunmak kolay değil ama muhtemelen. ‘En kötüsü geride kaldı’ derken, normalleşme anlamında önemli bir eşikteyiz, o anlamda söylüyorum. Daha çok reformla, demokrasiyle, hak ve özgürlüklerle, dışa açıklıkla daha müreffeh ülke haline geleceğiz. İçe kapanmayacağız. Avrupa Birliği ile tartışmalar var ama Gümrük Birliği güncellenme konusunu komisyon oy birliği ile kabul etti. Körfez bölgeleri ile serbest ticaret anlaşması için tekrar görüşmeler başladı. Dışa açık olmaya devam edeceğiz, reformları yapmaya devam edeceğiz. Kötümser olmayın. İzmir rahat olsun. İhracata odaklanmaya yatırım ve istihdam seferberliğine, pay almaya yoğunlaşsın. Türkiye ile ilgili kötümser olmayın. Evet zor dönem ama büyük oranda geride kaldı. Dünyada sıkıntılar var ama dünyanın kendi kendine kaldığı tuzaklara düşmek istemiyoruz. Dışa açık, karşılıklı menfaat üzerine yolumuza devam etmek istiyoruz” diye konuştu.

    “Türkiye yapısal reformuna dönecek, dönmek durumunda”

    Türkiye’nin, içeriden ve dışarıdan birçok şokla karlı karşıya kaldığını ifade eden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu şoklara karşı Türkiye büyük bir direnç gösterdi. Bu direnç önceki 10 yılın başında yapılan reformların ve sonraki uygulamaların temellerimizi sağlamlaştırdığını gösteriyor. 2000 yılların ortasında Avrupa Birliği, ihracatın yüzde 57’sine tekabül ediyordu. 2012’ye gelindiğinde 38’e düştü. dramatik. Türkiye’nin Orta Doğu’ya ciddi bir alternatif yaklaşımı oldu. 2000 yılların başında ihracatın yüzde 12’si Orta Doğu’ya giderken 2012’de bu oran 32’ye çıktı ama orada ada kaos başladı. Devlet olma niteliğini kaybeden ülkeler ortaya çıktı. Bunlar teröre zemin hazırladı. Türkiye bir kaç yılda dünyada eşi benzeri görülmemiş, anlatılması zor darbe girişimine sahne oldu. 16 Nisan aradan çıktıktan sonra Türkiye yoğun bir şekilde tekrar kaldığı yerden yapısal reform gündemine dönecek, dönmek durumunda. Türkiye’nin iyi bir yol haritası var. Mikro ve makro anlamda tüm reform alanlarına ilişkin önemli çalışmaları tamamladık. Bir kısmı da hayata geçti.”

    “En zor dönemde bile birçok alanda ilerleme var”

    2016 döneminde ekonomik destek anlamında atılan adımları aktaran Şimşek, şöyle devam etti:

    “Devletin mali alanı var. Maliye politikasında alanımız olmasaydı, zamanında mali disiplinde gereken hassasiyeti göstermeseydik bugün bunları yapamazdık. Şimdi yatırımda neredeyse seferberlik anlayışı var. Biliyoruz zor bir dönemle karşı karşıya kaldık ama kötümser olmayın. En zor dönemde bile birçok alanda ilerleme var. Biz sanayicimizin, üreticimizin, ihracatçımızın yanında olduk. Ortalık toz duman iken gerçekçi olalım. Aslında belirsizlik biraz azalınca bakıyorsunuz bu teşvik ve tedbirler çok güçlü etkiye sahip. İnanıyorum ki; 16 Nisan’dan itibaren ülke sadece yapısal reforma dönmeyecek.”

    “Türkiye büyük direnç gösterdi”

    Anayasa değişikliğine iki sebepten ihtiyaç olduğunu vurgulayan Şimşek, “Biri genelde algı var. ‘Mevcut sistemde sıkıntı yok, durup dururken nereden çıktı.’ Mevcut sistem krizlere gebedir. Düzeltme seçeneklerinden biri milletin önüne koyduğumuz anayasa değişikliğidir. 65. hükümette başbakan yardımcısıyım. Bizim parlamenter sistemimizde arzuladığımız istikrarlı hükümetler oluşamamış ama şu da bir gerçek; genelde Türkiye güçlü millet desteğine sahip hükümetler daha çok iş yapıyor. Anayasa değişikliği sistemi, bazı sorunlarını önemli ölçüde giderir, Türkiye’nin önünü açar. Türkiye büyük bir direnç göstermiştir. Bu şartlar altında performansı da oldukça iyidir. Türkiye, yaşadığı deneyimleri bir daha yaşamamak üzere adım attı. Darbe girişimi sonrası bir daha böyle bir şey olmasın diye ciddi adımlar atıldı” dedi.

    “Şükürler olsun ki ayaktayız”

    İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ise şunları söyledi:

    “Türkiye çok zor bir dönemden geçti, geçiyor. Yaşadıklarımız sanki bir alacakaranlık kuşağı ve bir türlü bitmek bilmiyor. Son bir yılda başımıza gelenlerin yarısını başka bir ülke yaşasaydı, sanırım bu kadar badirenin altından kalkması mümkün olmazdı. İş dünyası olarak iş yapmanın zorlaştığı, belirsizliklerin arttığı, geleceğin flulaştığı bir ortamda çalışmaya gayret ettik. Şükürler olsun ki ayaktayız ve ülkemiz için üretmeye devam ediyoruz. Bu da bizim krizlere karşı güçlü direncimizin önemli bir göstergesi.”

    Konuşmaların ardından Başkan Kestelli tarafından Başbakan Yardımcısı Şimşek’e üzerinde zeytin dalı motifleri olan tablo hediye edildi.