Etiket: şikayet

  • TMO fındık alımlarında üreticinin şikayet ve taleplerini dikkate aldı

    TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, fındık alımlarında esneklik yaptıklarını ifade ederek CHP’nin “Fındıkta Adalet Yürüyüşünü” değerlendirdi. Kemaloğlu, FİSKOBİRLİK ile de işbirliği görüşmelerinde bulunduklarını söyledi.

    Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Giresun Ticaret Borsası’nda düzenlediği basın toplantısında bölgedeki fındık üreticilerinin şikayet ve taleplerini dikkate alarak fındık alımlarında esneklik sağladıklarını söyledi.

    “TMO, 2 bin 500 üreticiden 40 milyon TL fındık alındı”

    Hiçbir fındık üreticisinin TMO’ya getirdikleri fındığı satmadan geri götürmeyeceğini ifade eden Kemaloğlu, “TMO’nun 21 Ağustos itibarıyla fındık alımlarına başladı. Giresun kalite fındıkta kilogram başına 10,5 lira, levant kalite ise 10 liradan açıklandı. Ancak bu rakam 10 lira 71 kuruşa geldi. Bölgemizde 2 bin 500 üreticiden yaklaşık 40 milyon liralık fındık aldık. 20 bin fındık üreticisine, 50 bin ton fındığını almak üzere randevu verdik. Ortalama süresi 25 günü bulan randevularımızın gerçekleşme oranı şu an yüzde 70’i bulmadı. Aslında bizim bugün 15-20 bin ton fındığı satın almış olmamız lazımdı. Üreticilerimizin bir kısmı fındığı kurutamadıkları için, bir kısmı tüccara sattıkları veya fiyatın artacağı yönünde beklentileri olduğu için randevularına gelmedi” dedi.

    “Fındık alımlarında esneklik yaptık”

    Fındık alımlarında esneklik yaptıklarını da kaydeden Kemaloğlu, “Bakanlığımız, üreticilerimizden gelen şikayet ve taleplere olumlu bir tepki verdi. Bakanlığımız tarafından TMO Genel Müdürlüğümüze verilen talimatla bizlerde dekar başına 90 kilogram alımları 130 kilograma yükselttik. Çatlak oranını yüzde 5’den yüzde 7’ye, çürük oranını yüzde 3’ten yüzde 5’e çıkardık. Üreticilerimize ise ödemeler 15 günde değil haftalık olarak yapılacaktır. Arık hiçbir üretici TMO’ya fındığını getirip de şu veya bu sebeple geri dönmeyecektir. Üreticimiz mağdur etmemek için her türlü imkanlar kullanılacaktır” açıklamasını yaptı.

    “FİSKOBİRLİK’le işbirliği”

    TMO Genel Müdürü Kemaloğlu, FFİSKOBİRLİK ile de işbirliği içerisinde bulunduklarını kaydederek “Bu konuda görüşmelerimiz devam ediyor. Biz FİSKOBİRLİK’in satın aldığı fındığı bize satsın diye bir talebimiz var. Dolayısıyla işbirliği için görüşmelerimiz devam etmektedir” diye konuştu

    Kemaloğlu, CHP’nin fındık üreticileriyle düzenleyeceği “Fındıkta Adalet” yürüyüşüyle ilgili ise “Biz zaten iki gündür Ordu-Giresun arasında yürüyoruz. Bize bir görev verilmiş ve biz TMO Genel Müdürlüğü olarak o görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz” diye sözlerini tamamladı.

  • CHP Parti Sözcüsü Tezcan: “Sayın Genel Başkanımızın Türkiye’yi dışarıya şikayet etmeye dönük bir beyanatı yoktur”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alman dergisine verdiği röportajla ilgili eleştirilere ilişkin, “Sayın Genel Başkanımızın söyledikleri çok açıktır. Türkiye’yi dışarıya şikayet etmeye dönük bir beyanatı yoktur” dedi.

    CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında gerçekleştirildi. MYK’nın gündemini ise CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tezcan düzenlediği basın toplantısında paylaştı. Türkiye’nin hızlı bir şekilde bir istihbarat devleti olma yolunda ilerlediğini ileri süren Tezcan, “Bir belge göstereceğim, bu bir tutanak. Bu soruşturma sırasında cumhuriyet savcılıklarının devletin belirli kurumlarından FETÖ terör örgütü soruşturmaları nedeniyle bilgi talep etmesi üzerine emniyet birimlerince hazırlanan bilgi tutanağı. Bu mahkeme dosyasından alınmıştır. Bu tutanakta diyor ki; ‘Bir kişi ile savcılık soruşturma yapıyor dava açılıyor. Bu kişinin terör örgüt ile bağlantısı var mıdır yok mudur?’ diye soru soruyor. Emniyet birimlerinden soruyor. Emniyet birimlerinin hazırlayıp verdiği cevap tutanağı. O kişiyle ilgili bilginin kaynağı olarak gösterilen bir bilgi kaynağı var emniyet birimlerinde. ’Başkanlık Ulusal Güvenlik Birimi’nden gelen bilgiler diyor. Emniyet, hakkında soruşturma yapılan kişi ile ilgili çeşitli kaynaklardan soruşturmalar yapmış. O soruşturmalarda FETÖ terör örgütüyle irtibatı olup olmadığını araştırmış ve bu araştırma yaptığı kaynaklardan birisi de ’Başkanlık Ulusal Güvenlik Kurumu’ imiş. Devletin böyle bir kurumu yoktur. Veri havuzunda mahkemelerin ve savcılıkların soruşturma yapmak için bilgi sordukları Jandarma İstihbarat olabilir, Milli İstihbarat olabilir, diğer istihbarat olabilir, buralar resmi bilgi toplanacak kurumlardır. Ama görüyoruz ki yargı organları soruşturma yaparken başka bir birimden daha emniyet bilgi alıyor. ’Başkanlık Ulusal Güvenlik’ diye bir birim, yasalarımızda düzenlenmiş böyle bir birim yok. Bu açık bir biçimde yasa dışı istihbarat toplama faaliyetidir. Böyle bir örgüt yok, böyle bir örgüt kanunen kurulmuş değil. Birileri böyle bir örgüt adına bilgi topluyorsa bilin ki bu bir özel örgüttür. Kanunen tarif edilmeyen bir özel örgüttür. Kanunen tarif edilmeyen ve özel bilgi toplayan, fişleme yapan bu örgütler hukuk karşısında suç örgütüdür. Başkanlık diye bir kurum yok Türkiye’de. Başkanlık özel güvenlik birimi diye bir birim oluşturulmuş, belli ki buradan çıkan sonuç bu. Başta AK Parti Genel Başkanı olmak üzere Başbakan, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı, hükümet şu meseleyi açıklamak zorundadır; bu birim kimdir? Kimler devlet içinde başkanlık adı altında bir Başkanlık Ulusal Güvenlik Birimi diye bilgi topluyor, fişleme yapıyor. Bu bilgileri mahkemeler nasıl soruyor ve buna dayanarak dosya oluşturuyor? Emniyet birimleri nasıl mahkemelere bunu veri havuzu kabul ederek buradan gelen bilgileri veri havuzunda toplanan bilgiler diyerek mahkemelere bildiriyor? Bu bir yeni paralel devlet oluşturma sürecidir. Hükümet derhal bu işi açığa çıkarmak zorundadır” şeklinde konuştu.

    “AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan dünkü konuşmasında Sayın Genel Başkanımızı tehdit ediyor”

    AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü konuşmasında CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu tehdit ettiğini savunan Tezcan, “Biz ilk defa Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğu günden itibaren devletin en tepesinden milletin ve siyaset kurumunun tehdit edildiği bir süreç yaşıyoruz. Bu tehditlere pabuç bırakmayacağız. Bu tehditlerin hiçbirisi ne bizi ne Sayın Genel Başkanımızı korkutmaya, yıldırmaya, geri adım attırmaya yetmeyecektir, yaramayacaktır” dedi.

    “CHP’ye ve CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’na dönük bir kumpas hazırlığının ikrarıdır Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuşmaları”

    Tezcan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Şimdi bize çıkmış, ‘Adalet önünde hesap verecekler’ diyor. Biz adalet önünde hesap vermeye hazırız. Adalet önünde hesap vermekten korkmuyoruz. Gerçek bir adaletin önünde hesap verme söz konusu olduğunda adliye kapılarından evlerine gidecek yolu bulamazlar AK Parti hükümeti. Bir şeyi görüyoruz ki aslında Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuşmalarının satır aralarında başka bir şey saklı. Bir yeni kumpas girişimi var. CHP’ye ve CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’na dönük bir kumpas hazırlığının ikrarıdır Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuşmaları. Enis Berberoğlu ve ona yönelik baskı altında verilen mahkumiyet kararı üzerinden kendilerince CHP’ye dönük bir kumpasın peşindeler. Bizim alnımız ak, bizim çekinecek ve korkacak hiçbir şeyimiz yok.”

    “Bu Adalet Kurultayında adalet anıtı yapacağız”

    MYK’da ‘Adalet Kurultayı’ ile ilgili de etraflı görüşmeyi yaptığını kaydeden Tezcan, “Adalet Kurultayı Çanakkale’de 26-30 Ağustos tarihleri arasındaki 5 gün içerisinde tamamlanacaktır. Burada çok güzel etkinlikler olacak. Paneller olacak, insan hikayelerini dinleyeceğiz, insanlar adaletsizlikle ilgili hikayelerini anlatacaklar. Bu Adalet Kurultayında adalet anıtı yapacağız. Adalet için bir tuğlada sen koy diyeceğiz. Herkes gelecek. Kendi tuğlasını koyarak orada binlerce insanın ortak emeğiyle kalıcı adalet anıtı yaratacağız. Hikayeni yaz da gel diyoruz. Herkes uğradığı adaletsizlik hikayesini bir sayfaya yazıp gelecek, orada bir kutunun içine atacak. Ortak adalet kitabı doğacak buradan” şeklinde konuştu.

    “Başbakan ve Adalet Bakanı ‘yeni bir devlet kuruyoruz’ diyen parti üyesiyle ilgili önce bir kalksın disiplin soruşturması yapsın”

    Tezcan, basın mensuplarının sorularını da cevapladı. Bir soru üzerine Tezcan, “Başbakan ve Adalet Bakanı ‘yeni bir devlet kuruyoruz’ diyen parti üyesiyle ilgili önce bir kalksın disiplin soruşturması yapsın. ’Biz yeni bir devlet kuruyoruz, o devletin lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır’ diyen densiz parti üyesi hakkında önce bir disiplin işlemi yapsınlar, onu bekliyoruz. Hala böyle bir hareket yok” değerlendirmesinde bulundu.

    “Biz kontrollü darbe sözüyle ilgili ne söylediğimizi net olarak ifade ettik”

    “Biz kontrollü darbe sözüyle ilgili ne söylediğimizi net olarak ifade ettik” diyen Tezcan, “Kavramları kimin nasıl tarif ettiğinin bir önemi yok. Kontrollü darbe demek bir tiyatro demek değildir. Bu darbe girişimi bir tiyatrodur demiyoruz. Gerçekten bir darbe girişimi olmuştur. Darbenin merkez örgütü FETÖ’dür. Ama bu darbe girişimi öngörülmüştür, istihbaratı alınmıştır, önlenmemiştir. Sonuçlarından yararlanılmıştır. 20 Temmuz darbesi yaratılmıştır. Onun için bu darbeye kontrollü darbe diyoruz. Yoksa ne şehitlerin kanı boşa aktı diyen var. Ancak zamanında önlem almayarak 250 şehidimiz ve 2 bin 193 gazimize bu girişimin mal olmasının hesabını da öngörüp önlem almayanlar bir gün vereceklerdir” şeklinde konuştu.

    “Yenikapı ruhunu inciten biz değiliz”

    Başbakan Binali Yıldırım’ın “Yenikapı ruhu”nun incindiğine yönelik açıklamasının hatırlatılması üzerine Tezcan, “Yenikapı ruhunu inciten biz değiliz. Yenikapı ruhunu inciten aslında hem Sayın Başbakan hem AK Parti Genel Başkanının tutum ve söylemleri, darbenin siyasi ayağını gizlemeye dönük tutumlarına baktığımızda aslında milletin darbeye karşı direniş ruhunu incittiler. Milletin ortak değerleri savunma konusundaki kararlılığını incittiler. Daha Yenikapı ruhu onların söylemiyle devam ediyorken Lozan tartışmalarını biz açmadık, Sayın Recep Tayyip Erdoğan açtı. Devletin vatanının tapusu olan Lozan’ı paçavra gibi göstermeye çalışan biz değiliz. Milletin ruhunu inciten bu” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’yi dışarıya şikayet etmeye dönük bir beyanatı yoktur”

    Tezcan, Kılıçdaroğlu’nun Alman dergisine verdiği röportajla ilgili soru üzerine şunları kaydetti:

    “Sayın Genel Başkanımızın söyledikleri çok açıktır. Türkiye’yi dışarıya şikayet etmeye dönük bir beyanatı yoktur. Siz adaleti yok ederseniz, hukuku yok ederseniz ülke içerisinde ana muhalefet partisi genel başkanı da bunu söyleyecektir. Bunu nerede hangi gazetede olursa orada söyleyecektir. Dergi kendi yorumunu katarak bir açıklama yapmış gerçeğe aykırı bir açıklama yapmış onu da böyle bir açıklamamız yoktur diye derhal düzelttik. Türkiye’yi yabancı ülkelere şikayet etme konusunda bir tecrübe arıyorlarsa o tecrübeyi bizde bulamazlar. O tecrübeyi kendi geçmişlerinde baktıklarında çok rahat görürler. AK Parti iktidar olmadan önce Avrupa ve Amerika’da şikayet etmedik kapı bırakmadılar Türkiye’yi. Bunlar tükenen iktidarın son çırpınışlarıdır.”

    “Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un bir an önce cevabını hızlandırmasını umuyor ve bekliyoruz”

    CHP’nin 26-30 Ağustos tarihlerinde Çanakkale’de planladığı Adalet Kurultayı’nı Gelibolu Tarihi Alanı’nda gerçekleştirmek için Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ile temas kurmasıyla ilgili sorulan soruya Bülent Tezcan, “Gelmedi henüz, bekliyoruz. Anlayamıyorum. Hükümetler gelip geçicidir. AK Parti hükümeti Türkiye’nin ilanihaiyet bir hükümeti olmayacak. Gelibolu da hükümetlerin malı değildir, bu milletin malıdır. Çanakkale’de ortak kanımız akmıştır. Türkiye’de Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i herkesin ortak kanının aktığı yerdir. O yüzden Gelibolu ile ilgili bu büyük buluşma konusunda izin verileceğini umuyoruz, verilmesini bekliyoruz. Sanıyorum bazı işlemlerdeki gecikmelerden dolayı bekliyoruzdur diye düşünüyorum. Sayın bakandan haber bekliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un bir an önce cevabını hızlandırmasını umuyor ve bekliyoruz” cevabını verdi.

  • Tüketici hakem heyetine 6 ayda 283 bin şikâyet

    Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketici Koruması Piyasa Gözetim Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Yakup Güzel, 2017 yılının ilk 6 ayında tüketici hakem heyetine 283 bin şikayet geldiğini söyledi.

    Konuya ilişkin İHA muhabirine konuşan Yakup Güzel, Kasım 2014’te Türkiye genelinde oluşturulan tüketici hakem heyetlerinin özellikle ayıplı mal ve bankacılık hizmetleri ile ilgili ciddi bir çalışma ortaya koyduğunu belirterek, “Hakem heyetinin vermiş olduğu karar bağlayıcıdır. İcra takibine konulabiliyor. Mahkeme kararı niteliğindedir. Mahkeme ile hiç uğraşmadan hakem heyetleri belli sınırlardaki davaları çözebiliyor” dedi.

    “Parasal sınır 3 bin 310 TL”

    Bu yılın ilk 6 ayında tüketici hakem heyetlerine 283 bin şikayet geldiğini hatırlatan Güzel, “Bunların çoğunluğu ayıplı mal hizmetleri ve bankacılık hizmetlerine ilişkindir. Bu anlamda bir sıkıntı ile karşılaşan vatandaşlarımız ya bulundukları yerin hakem heyetlerine başvuracak, ya da firmanın bulunduğu yerdeki hakem heyetine başvurabilecek. Burada hakem heyetleri olarak olayın parasal sınırına bakıyoruz. Eğer 3 bin 310 liraya kadar ise hakem heyetlerinin görevindedir. 3 bin 310 liranın üstünde ise tüketici hakları mahkemelerinin görevindedir. Bununla alakalı Van’da ise ikili bir sınırlama var. 2 bin 400 rakamının altındakilere ilçe hakem heyetleri bakıyor. 2 bin 400 ile 3 bin 310 lira arasındaki mağduriyetlere ise Ticaret İl Müdürlüğü bünyesindeki il hakem heyetimiz bakıyor” şeklinde konuştu.

    “Tüketici hakem heyetlerine nasıl ulaşabiliriz?”

    Buralara vatandaşların bizzat başvuru yapabildikleri gibi e-devlet şifresi ile Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) üzerinden başvurularını yapabildiklerini anlatan Güzel, şunları kaydetti:

    “TUBİS adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde o şahsın adresini çekerek, hangi ilçe sınırları içerisinde ise oranın hakem heyetini yönlendiriyor. Orası da en geç 6 ay içerisinde bununla alakalı kararını veriyor. Hakem heyetlerinde bu süre en fazla 6 ay daha uzatılabiliyor. Yani en geç dava bir yıl içerisinde hakem heyetleri konuyu karara bağlamak zorundadırlar.”

    “Van’da ortalama 3 ayda başvuru sonucu alınabiliyor”

    Finansal sektörlerdeki uyuşmazlıklar nedeniyle 2014 ile 2015 yılları arasında ciddi bir başvuru patlaması yaşandığını anlatan Güzel, “Ama şu anda her şey normale döndü. Kısa sürede hakem heyetlerimiz karar çıkarabiliyorlar. Van’da ortalama 3 ayda başvuru sonucu alınabiliyor. Ancak tele alışveriş ve ya internet üzerinden yaşanan dolandırıcılık vak’aları biraz sıkıntılı bir alan bunlarla savcılıklar ya da emniyet birimlerinin mücadele etmeleri gerekiyor. Çünkü adresi belli olmayan bir firmaya bizler bir şey yapamıyoruz” diye konuştu.

    “Bilmediğiniz elektronik ticaret sitelerinden alışveriş yapmayın”

    Özellikle internet alışverişinde vatandaşların bilinçli davranmaları gerektiğinin altını çizen Tüketici Koruması Piyasa Gözetim Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Yakup Güzel, “Burada vatandaşlarımızın bilinçli olması gerekir. Tanımadığı bilmediği elektronik ticaret sitelerinden ve ya kanallardan alışveriş yapmaması gerekir. Sadece yapılan reklamlara göre alıveriş yaptığında aldanabilir. O firmalar da vatandaşların dikkatini çekmek için piyasadaki en düşük fiyatı veriyorlar. Vatandaş da uygun fiyata ürün alacağını zannediyor. Halbuki ya gelen ürün sahtedir. Ya ikinci el ya farklı bir ürün geliyor ya da ürün hiç gelmiyor. Caymak istediğiniz paranızı geri alamıyor ya da firmayı bulamıyorsunuz” şeklinde sözlerini tamamladı.

  • Firmalar TÜYAP fuarından şikayet etti

    Diyarbakır’da 2 yıl aradan sonra düzenlenen 8. Ortadoğu Tarım-Hayvancılık Fuarı’nın açılışı yapıldı. Firmaların daha çok yerel bazda kaldığını kaydeden firma yetkilileri, bölgede yaşanan olayların, fuar süresi ve stant fiyatlarında etkili olduğunu kaydetti.

    Diyarbakır’da 2 yıl aradan sonra düzenlenen 8. Ortadoğu Tarım – Hayvancılık Fuarı başladı. Düzenlenen açılış töreninin ardından ziyaretçilerini ağırlayan firmalar, beklentilerini alamadıklarından dert yandı. Uluslararası hiçbir firmanın katılmadığı, yer yer stantların boş kaldığını kaydeden firma sahipleri, yaşanan olayların, stant fiyatların yükselmesine ve ve ulusal firmaların katılmamasında etkili olduğunu ifade etti.

    “TÜYAP yerleri fazla fiyata kiralıyor”

    Yaklaşık 10 yıldır fuarlara katıldığını kaydeden Metaş Otomotiv Yetkilisi Hüseyin Taş, “Yaklaşık 10 fuardır katılıyorum. Önceki senelere göre katılımı biraz daha az görüyorum. Daha sonraki günlerde temennim katılımın daha yüksek olmasıdır. Yerli firmalar daha çok katılım sağladılar tamamen kendi katkılarıyla, uluslararası hiçbir firma katılmadı. Bu da Diyarbakır’ı biraz daha arka planda tutmalarından dolayı kalıyor. Örneğin Adana, Bursa gibi fuarlar daha da ön planda, reklamı daha iyi yaptıkları için Diyarbakır’daki fuarlara ve de yaşanan son olaylardan dolayı uluslar arası firmalar katılım sağlamıyor. İsmi Ortadoğu Fuarı olmasına rağmen yine de katılım sağlanmıyor. Suudi Arabistan’dan, İran’dan misafirlerimiz gelecekler. TÜYAP Fuarcılık yerleri daha fazla fiyata kiralıyor. Böyle olunca da katılım sağlamıyorlar. Mesela benim rakibim olmasına rağmen New Holland firması fuara katılmadı fiyatı yüksek gördüğünden dolayı. Bizim için vizyon önemli olduğundan katılmak zorundaydık yoksa biz de katılmazdık” diye konuştu.

    Diyarbakır’da katıldıkları sekizinci fuar olduğunu belirten Kısmet Otomotiv Genel Müdürü Ezel Sümer ise, önümüzdeki günlerde yoğunluğun artmasını umut ettikleri kaydetti. Sümer, “Bizim bu sekizinci fuarımız. Her fuarda da katıldık. İnşallah bu şekilde satışlarımız da devam eder. Bölgede yaşanan olaylardan dolayı, çok şükür şimdi bir huzur var ama önümüzdeki süreçte eminim ki daha da fazla yoğunluk olacak. Yerler daha da dolu duruma geçecektir” dedi.

    “Biraz fuarcılık ticarete dökülmüş”

    Diyarbakır’da bir fuara ilk defa katıldıklarını kaydeden Özdoğan Plastik temsilcisi Ali Osman Özdoğan, “Diyarbakır fuarına ilk defa katılıyoruz. Geçen hafta Urfa Tarım Fuarı’ndaydık. Şuandaki görüntüye bakarsanız fena geçmiyor fuar. Bu tip illerdeki fuarlarda, genellikle yerel birkaç tane firma var. Burada esas bizim rakip olarak aksettirdiğimiz aynı sektörün içerisinde 4-5 tane firma olmasına rağmen sadece 1 tane firmanın katıldığını gördük üretici olarak söylüyorum. Ulusal firmalardan katılan bir dışarıdan gelen biz varız başka firma yok. Fuarcılıkta bizim tasvip etmediğimiz şu durum var; her sene fuar yapılıyor. O bir sıkıntı veriyor. Bir de her sene her yerde tarım fuarı buna benzer fuarlar yapılıyor. Bu fuarların 2 yılda bir yapılıp, daha geniş kapsamlı daha profesyonel. Biz ziyaretçi olarak Almanya’da bir makine fuarına gidiyoruz. veya Çin’de bir fuara gidiyoruz 3 yılda bir fuar oluyor. Ama o fuara baktığınız zaman her şey oluyor bütün sektörlerden. Biraz fuarcılık ticarete dökülmüş vaziyette. Profesyonellik yok. Sadece halk burada gelip bir şeyler görmek istiyor. Esasında yapılacaksa 2 yılda bir yapılıp, fiyatları aşağı çekip daha geniş kapsamlı yapıp. Bir de sıkıntı fuar 5 gün. Bu fuar süresinin 3 gün ile sınırlandırılmasının daha uygun olacağına inanıyoruz. Bir de fuarlarla ilgili rakamların yüksek olduğuna inanıyoruz. Yani bunları biraz daha aşağı çekmekte fayda var. Fuar süresini de aşağı çekmek lazım yoksa her ilde bir fuar bizi yoruyor” ifadelerini kullandı.

    “Genel itibariyle soğukluk hissettik”

    Fuarda bir soğukluk hissettiklerini vurgulayan ADC Makine Dış İlişkiler Koordinatörü Adem Çelik, şunları kaydetti:

    “Fuarda genel itibariyle bir soğukluk hissettik. Çünkü, ismi uluslar arası tarım fuarı olmasına rağmen uluslar arası anlamda katılım sağlayan bir firmaya rastlayamadık. Aynı zamanda hep yerel firmaların katılması bizi biraz da güçsüz kıldı. Tarım fuarları Diyarbakır’da, Mardin’de, Batman’da, her ilde düzenleniyor. Diyarbakır Ortadoğu’nun Cazibe Merkezi olmasından dolayı talebimiz şu yöndedir; fuarların merkezi bir yerde yılda bir defa bir bölgeyi kapsayacak şekilde düzenlemesini talep ediyoruz. Bu hem ekonomik anlamda bölgemizi kalkındıracak hem de bir ekonomik istikrar yaratacaktır diye düşünüyorum.”

  • 8 yıldır şikayet ettiği hastalıktan artroskopik yöntemle kurtuldu

    Denizli’de 8 yıldır omuz ağrısıyla yaşayan adam, Özel Cerrahi Hastanesinde yapılan bir buçuk saatlik operasyonun ardından sağlığına kavuştu.

    Denizli merkezde yaşayan 51 yaşındaki Nurettin Çağlar yaklaşık 8 senedir devam eden omuz ağrısı şikayetiyle Özel Cerrahi doktorlarından ortopedi ve travmatoloji Doç. Dr. Semih Akkaya’ya başvurdu. Akkaya’ya tarafından muayene edilen Çağlar’a tekrarlayan omuz çıkığı tanısı koyuldu. Çağlar’a, bir buçuk saatlik operasyonla artroskopik işlem uygulandı. 51 yaşındaki Çağlar’ın omzunu yerinde tutan mekanizmalar tamir edilerek, kullanılan vidalarla omuza sabitlenmesi sağlandı.

    Emekli asker olan Nurettin Çağlar, spor yaparken oluşan bir omuz çıkığının yıllar içerisinde artarak sürekli hale geldiğini ve omzunun uyurken dahi çıkmaya başladığını söyledi. Çağlar, “Bir süredir ameliyat olmayı düşündüm ancak korktuğum için erteledim. Daha sonra Semih hocayı bulmam ve güvenmem ile bu operasyona cesaret ettim” diye konuştu.

    Operasyon sonuçlarından memnun olduğunu belirten Nurettin Çağlar, Doktor Akkaya’ya ve ekibine teşekkür etti.