Etiket: şiir

  • Mevlana Şiir Yarışması’nda sonuçlar belli oldu

    Osmangazi Belediyesi’nin, bu yıl 8’incisini düzenlediği Liselerarası Mevlana Şiir Yarışması’nın sonuçları belli oldu. Yarışmada birinciliği, Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi’nden Kağan Server Atıcı kazandı.

    Osmangazi Belediyesi’nin, edebiyat dünyamıza yeni eserler kazandırmak, Mevlana’nın dünyaya yayılan felsefesini gençlere aşılamak amacıyla bu yıl 8’incisini düzenlediği Liselerarası Mevlana Şiir Yarışması’nın sonuçları açıklandı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Mevlana Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği işbirliğinde düzenlenen Liselerarası Mevlana Şiir Yarışması’nın sonuçlarını Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar açıkladı. Sümbüllü Bahçe Konağı’nda düzenlenen basın toplantısında kazanan eserleri açıklayan Dündar, Osmangazi sınırları içerisinde başlattıkları Mevlana Şiir Yarışmasının tüm Türkiye’ye yayıldığının altını çizerek, düzenledikleri kültürel çalışmaların artık kurumsal hale geldiğini söyledi.

    Osmangazi Belediyesi olarak edebiyat dünyasına önemli katkılar sağladıklarını belirten Dündar, “Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Yarışması’nın 17’incisini düzenliyoruz. Fetih Şenlikleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz sempozyumlar yurt dışından takip ediliyor. Şenlikler kapsamında tarihi köylerimizin sosyal ve kültürel hayatlarını anlatan kitaplar basıyoruz. Böylece çok geniş kitlelere ulaşıyoruz. Çünkü, ecdat Osmangazi’de. Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri burada. Burada bir temel atıldı, bir felsefe ortaya konuldu ve 3 kıtaya ulaştı. Bu anlayışı yürütmek Osmangazi Belediyesi olarak bizim en kutsal görevimiz. Kendi değerlerimize, köklerimize bakarak yaptığımız çalışmalarla bugün bu noktalara geldik. Osmangazi Belediyesi bu konuda farkını hissettiriyor” dedi.

    Yarışmaya 241 eser katıldı

    Mevlana Şiir Yarışması ile yeni şairlerin ortaya çıkmasına vesile olduklarını ifade eden Dündar, “Herkes bir şeyler yazar, bir şeyler karalar. Bu yazılanları böyle bir ortama sunabilmek, yürek ve cesaret ister. Biz bu yüreği, bu cesareti çocuklarımıza aşıladık. Birbirleriyle yarış halindeler. Bu ortamı hazırlayarak, yarışmayı da kurumsal hale getirdik. Yarışmaya Diyarbakır, Muğla, Edirne, Muş, gibi ülkemizin her köşesinden toplam 241 eser katıldı. Bu eserleri değerli jürimiz, zorlanarak seçti. 8 yıldır yapılan yarışmada yarışmacılar da kendilerini çok geliştirdi. Katılan bütün eserlerin ödüle layık olduğunu düşünüyoruz. Edebiyatımız sağlam temeller üzerine oturuyorsa, okuyan bir nesli yetiştirebiliyorsak, geleceğimiz de aydınlık olur. Bizler Millet Kıraathaneleri açarak, gençlerimizi, çocuklarımızı, insanımızı kütüphanelere teşvik ediyoruz. Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi ve Kedili Tekke’de Millet Kıraathanesi’ni hizmete açıyoruz. Bilgi Evlerimiz’de de kitap okuma alanları oluşturuyoruz. Sadece sosyal medyadan değil, biraz da kağıt üzerinden okumalıyız. Kütüphanelerimizi zenginleştirelim. Bu yarışmalarımız ve etkinliklerimizle her yıl 4 adet kitap basarak edebiyat dünyamıza kazandırıyoruz” diye konuştu.

    Dündar, Liselerarası Mevlana Şiir Yarışması’nda dereceye giren eserleri açıkladı. Basın toplantısına Mevlana Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Başkan Yardımcısı Ömer Eşer ile birlikte yarışmanın jüri üyeleri Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yılmaz Daşçıoğlu, Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Saadettin Eğri ve Şair Ercan Yılmaz da katıldı. Bu yıl serbest konulu belirlenen yarışmada birinciliği Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi’nden Kağan Server Atıcı “Kutsal Kimya” adlı şiiriyle kazandı. Yarışmada ikinciliği Bursa Anadolu Lisesi’nden Sevinç Aksan “Aşk-ı Suret” adlı eseriyle kazanırken, Adana Hümeyra Ökten Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Ayşe Şimşek ise “Hakhaka” adlı eseriyle yarışmanın üçüncüsü oldu. Yarışmada mansiyon ödülü kazanan isimler ise “Hasretim Hazretime” isimli şiiriyle Karaman Ömer Dinçer Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Tarım Gümüş, “Neredesin Yar” isimli şiiriyle Sakarya Sapanca Anadolu Lisesi’nden Gizem Yılmaz ve Kırıkkale Şehit Alparslan Yazıcı Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Hatice Koçak oldu. Yarışmanın ödül töreni 22 Aralık’ta gerçekleştirilecek.

  • Masala şiir, şiire masal geldi

    Nilüfer Edebiyat Müzesi etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Masala Şiir, Şiire Masal Geldi’ anlatısı, edebiyat tutkunlarını büyülü bir yolculuğa çıkardı.

    Nilüfer Belediyesi’nin Misi Mahallesi’nde (Gümüştepe) hayata geçirdiği Türkiye’nin alanında ilk ve tek Edebiyat Müzesi olma özelliğini taşıyan Nilüfer Edebiyat Müzesi, bu kez ‘Masala Şiir, Şiire Masal Geldi’ etkinliğine ev sahipliği yaptı. Yazar-Şair Sezai Sarıoğlu ile cam altı resimde Şahmaran ustası ve masal anlatıcısı Ebuburak Toparlı, meraklılarını masal ve şiirle bütünleştirerek büyülü bir yolculuğa çıkardı. Sezai Sarıoğlu’nun, kendi eserleri ve usta şairlerin şiirlerinden kesitler sunduğu etkinlikte Ebuburak Toparlı da anlattığı masallarla izleyenleri mest etti.

    “Kendimizle yeniden tanışmalıyız”

    Masallar ve şiirlerin insanlara yeniden tanışmayı fısıldadığını söyleyen Sezai Sarıoğlu, “Günümüzde artık eski tanışmalar yetmiyor. Kötülüklerle baş etmek için yeni tanışmalara ihtiyaç var. Tanıştığımız her şeyle yenilerine davet ediyor hayat. Aslında kendimizle yeniden tanışmalıyız. Masallar şiirler bize bunu söylüyor. Mekanı, bilgiyi algıyı bir yere sabitlersek her şeyimiz bayatlar. Bu şekilde kötülük dünyasıyla başa çıkamayız. Masallar ve şiirlerin içindeki ana fikir bu. Masallar, şiirler aslında arkadaşlık teklifidir” dedi.

    Etkinlik sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Sarıoğlu ve Toparlı’ya, Başkan Mustafa Bozbey adına teşekkür etti.

  • Kadın muhtardan şiir dinletisi

    Ardahan’ın Posof ilçesinde kadın muhtar yazdığı şiirleri düzenlenen programda okudu.

    Posof ilçesi merkez muhtarı Emine Vefa, şiir dinletisi programı yaptı. Evli ve iki çocuk annesi olan Emine Vefa, lise çağlarından beri şiirler yazmaya devam ettiğini belirterek şiirin gönül defteri olduğunu belirtti.

    Posof İlkokulu toplantı salonunda yapılan şiir dinletisine İlçe Kaymakamı Enver Yılmaz, Belediye Başkanı Cahit Ulgar ve vatandaşlar katıldı.

    Müzik eşliğinde sunulan şiir dinletisi her konuda yazılan şiirlerle gönüllere hitap etti.

  • 150 yıl önce yazılan şifreli şiir çözüldü

    Dicle Üniversitesi (DÜ) Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Uğurlu Arslan, uzun araştırmalar sonucu Diyarbakırlı Şaban Kami Efendi’nin yaklaşık 150 yıl önce dairesel şekilde çizdiği ve bir harfi merkez alarak oluşturduğu şifreli şiiri bularak, iki haftalık bir çalışma ile çözdü. Şiirde beşeri aşktan yola çıkılarak ilahi aşk anlatılıyor.

    Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Uğurlu Arslan, İstanbul’dan sonra en fazla divan şairi yetiştiren Diyarbakır’ın önemli şairlerini tespit etmek ve gün yüzüne çıkarmak için yaklaşık 5 yıldır çalışmalar yapıyor. Araştırmalarında sıra dışı şeylerle karşılaşan Arslan, 1800’lü yıllarda yaşayan müderris, divan şairi, hattat ve musikisinaş gibi sıfatlarla ifade edilen Diyarbakırlı Şaban Kami Efendi’nin yaklaşık 150 yıl önce kelime oyunları yaparak oluşturduğu görsel ve şifreli şiiri TBMM Kütüphanesi’nde buldu. Dünya edebiyatında var olmayan ancak sadece Kırım Hanı Şahin Giray’ın uyguladığı üslupla yazılan şiiri çözmek için yaklaşık iki hafta uğraşan Arslan, sonunda şifreyi çözmeyi başardı. Dairesel şekilde çizilen ve bir harfin merkez alınarak kelime oyunları yardımıyla oluşturulan görsel şiir, beşeri aşktan yola çıkarak ilahi aşkı anlatıyor.

    “Kitap haline getirildi”

    Çözülen şiirin yanında Şaban Kami Efendi’nin diğer eserlerini ve hayatını da kitap haline getiren Arslan, “5 yıl boyunca Şaban Kami Efendi’nin divanını çalıştık ama divanıyla birlikte aynı zamanda onun bilinmeyen bazı yönlerini de ortaya çıkarmaya çalıştık. Kayıp olarak bilinen bazı eserlerini yazma eser kütüphanelerini tarayarak tespit ettik ve kitabımızda bu eserleri tanıttık. İstanbul’a ve ardından Mısır’a geçiyor. Mısır’da bir dönem rıfai tarikatının önemli isimlerinin yanında manevi ilimlerde de ciddi mesafe kat ettikten sonra tekrar Diyarbakır’a gelecek ama ‘Kami savaştan kaçtı’ denilmesin diye oradan Kars’a geçiyor. Ruslarla savaşıyor, gazi olarak tekrar Diyarbakır’a dönüyor ve Diyarbakır’da Behram Paşa Camii’nin ilerisinde bulunan evinin yarısını şahsi hayatı için kullanıyor, yarısını da tekke yapıyor ve bu tekkede talebe yetiştirmeye devam ediyor. Böylesine mühim bir zattır. Bir şekilde halkın içinde yaşayarak halkla beraber olarak hayatını idame ettiriyor. Ciddi çalışmalar yapmamıza rağmen Kami Efendi’nin el yazması divanına ulaşamadık ama taş baskı metne ulaştık ve oradan hareketle şiirlerini çözümlemeye çalıştık. TBMM Kütüphanesinde bir nüshaya rastladım. Bu nüsha bizim dünya edebiyatında hiç olmayan ancak özellikle Kırım Hanlarından Şahin Giray Han’ın denediği sıra dışı bir şiir tarzı var ki Şaban Kami Efendi buna Üslub-u Şahin Giray diyor. Bizim edebiyatımızda elbette ki mecmualarda çeşitli görsel şiirlere rastladım ama Kami Efendi’nin yazmış olduğu görsel şiirdeki griftliği ki ciddi tetkikimiz neticesinde buradaki şifreleri çözümleyebildik. Merkezde bir ‘RA’ harfi var. Buradan başlıyor ve tekrar ‘RA’ harfinde bitiyor. Sonra yeniden başlıyor. İlginç olan şiirin merkezdeki ‘Ra’da başlayıp tekrar ‘Ra’da bitmesi. İkincisi metnin Latin harflerini de almaya gayret ettim. Ara kısımda mesela ‘Nigar’ kelimesi var. ‘Nigar’ ifadesini hem birinci beyit için hem de ikinci beyit için kullanmış” dedi.

    “Batı’nın elinde olsa bu şiiri mermer taşlara kazırlar”

    Bu şiir tarzının sıra dışı bir ustalık olduğunu ve her şairin yapabileceği bir şey olmadığını aktaran Arslan, “Ancak Diyarbakırlı Kami Efendi böylesine grift iç içe geçmiş ve ‘Şahin Giray üslubu’ olarak adlandırdığı bu şiiri öyle zannediyorum ki Batılıların ülkesinde böylesine bir şair yetişmiş olsaydı bu şiiri mermer taşlara kazırlar ve Kami Efendi’nin ismini de eminim ki dünyaya duyurmaya çalışırlardı. Fakat bizim şehrimizde hala Şaban Kami Efendi gibi bir zatın ismi bilinmiyor. Bizim üniversitelerimiz var, fakültelerimiz var. Bu okullara en azından öyle şahsiyetlerin isimleri verilmeli. Böylesine görsel şiirleri de yedi burca karşılık mermerlere işlenerek şehrin çeşitli yerlerine mutlaka bırakılmalı ve şehre bir ruh katılmalı. Bu çok önemli bir durumdur” diye konuştu.

    “Da Vinci’nin şifresi varsa Kami Efendi’nin şiirini çözmek için de aranmalı”

    Şiirle ilgili araştırmalar yaparken kendilerine ipucu olarak verilen hiçbir şey olmadığını dile getiren Arslan, “Da Vinci’nin bir şifresi varsa tabi ki de Kami Efendinin bu şiirini de çözümleyebilmek için de bir şifre mutlaka aranmalı. Klasik edebiyatın bize sunduğu bazı imkanları değerlendirerek yani Matla ve Makta beyitten hareketle çözmeye çalıştık. Ancak onda bile merkezde bulunan harflerin çözümü noktasında tam bir detaya ulaşamamıştık. Fakat sonra gördük ki Kami Efendi merkeze ‘RA’ harfini almış. Şiiri ‘Ra’ ile başlatmış. Sonra iç içe geçmiş dairelerle bir şiir oluşturmuş. Şiirin tamamını da biz kitabımızda zaten neşretmeye gayret ettik. Bu görsel şiiri yaklaşık 2 hafta boyunca ciddi anlamda çalışarak çözdük. Çünkü metni çözümlemek ayrı bir mesele, doğru okumak ayrı bir mesele ve bir de nereden başlayacağınızı kestirebilmek ve bunu tespit edebilmek de ayrı bir mesele. 2 hafta boyunca ciddi anlamda çalıştıktan sonra ve farklı deneme, yanılmalar sonucunda bu şiirin şifresini çözmeye gayret ettim. Kami Efendi’nin bu şiir gibi başka şiiri yok ama divan teşkil edecek kadar sıra dışı muhteşem şiirleri var. Divan şairleri şiirlerinde üst dil dediğimiz sembolik bazı kavramlar kullanırlar. Dolayısıyla beşeri aşka dair izlere rastlıyoruz ama bunun arka planında aynı zamanda tasavvufi, ilahi bir aşkın terennümleri söz konusu” ifadelerini kullandı.

    Şaban Kami Efendi kimdir?

    Şaban Kami Efendi’nin hayatından kısaca bahseden Arslan, şunları kaydetti:

    “Öncelikle ülkemizde gerçekten ciddi anlamda bilinen ve şehrimiz için de önemli bir şahsiyet olan Ali Emiri Efendi’nin büyük amcası. Kitaplarda sıklıkla üstad-ı ekremim Şaban Kami Efendi dediği şahsiyet. Pek çok kaynak maalesef doğrudan Ali Emiri’nin amcası gibi değerlendiriyor fakat Ali Emiri Efendi’nin annesinin amcasıdır. 1805 yılında oldukça ilim ve irfan sahibi bir ailenin evladı olarak doğuyor. Arapça’yı, Farça’yı çok ciddi anlamda öğreniyor. Yaşı kemale erdiğinde asırlar boyunca dünyanın pek çok yerine ilmin ve irfanın dağıtıldığı Mesudiye Medresi’nin bitişiğinde Sarı Abdurrahman Paşa Kütüphanesi denilen kütüphanede yıllarca isagoci, kelam ve tefsir dersleri vermiş bir şahsiyet. Kami Efendi’yi donanımlı bir şahsiyet haline getiren aslında günümüz tabiri ile belki de entelektüel dediğimiz boyuta taşıyan şey onun çok yönlü bir alim olması. Onun hayatını tetkik etmeye başladığımda hayretler içerisinde kaldım. Kami Efendi bir hattat hem de önemli bir hattat. Kendisinden sonra yetişen belki onlarca şahsiyete icazet vermiş. İkinci bir diğer önemli özelliği ise musikişinas olması. Özellikle Behram Paşa Camii’nin hemen bitişiğinde bulunan yerde bir hücrede hem musiki dersleri vermiş hem de hat dersleri vermiş. Bu yönünün yanında Şaban Kami Efendi’nin bir özelliği daha var ki çok mühim bir şair.”

  • Aşıkpaşa şiir şöleninin 7.’si yapıldı

    Kırşehir’de bu yıl 7.’si gerçekleştirilen Aşıkpaşa şiir şöleninde Azerbaycan, Irak, Yunanistan, Kırım ve Doğu Türkistan’dan şairler şiirleri ile katılımcıların beğenisini topladı.

    Neşet Ertaş Kültür Sanat Merkezinde gerçekleşen şiir şöleninde konuşan Kent Konseyi Şairler ve Yazarlar Gurubu Başkanı Veysel Turgut, şiirlerin saz ve söz ile insanlara ilham kaynağı olan gönül dostları olduğunu belirtti.

    Turgut, şiir şöleninin açılışında yaptığı konuşmada, “Doğu Türkistan, Rumeli, Musul, Kırım ile Türk dünyasının gönül dostları ile seslendik. Türkçe’nin üç kıta da nasıl ses verdiğini özgün yorumlarla gördük. Şiir okumak; türkü söylemek ve onları seslendirmeleri dinlemek bu şölenin esas amaçlarından birisidir”dedi.

    Türkiye’nin kültür başkentlerinden birisi olan Kırşehir’in Alperen ve velileri de yaşattığını anlatan Turgut, “Şiir şöleni ile amacımız bizlere bu toprakları yurt yapan insanları da unutmamaktır. Şiir; gönüllerin kapılarını da dostça çalabilmektir. Yurt içi ve yurt dışından gönüllerle seslenen her misafirimize teşekkür ederim”diye konuştu.

    Program, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi görevlisi Prof. Dr. Nadir İlhan’ın Aşıkpaşa’nın fikir hayatı ve yaşadığı süreçleri anlatmasının ardından farklı bölgelerden gelen şairlerin şiirlerini seslendirmesi ile devam etti.