Etiket: sigortasında

  • Kuraklık sigortasında ödemeler başladı

    Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) yönetiminden yapılan açıklamada, İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası’nda (İBKVS) saha gözlem ve verim tespit çalışmalarının sona erdiği, hasar ödemelerinin ise rekor bir hız ile bu hafta sonuna kadar tamamlanacağı müjdesi verildi.

    Açıklamada, Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi çerçevesinde, üreticinin primine sağlanan yüzde 60 devlet desteği ile uygulamaya alınan İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortasına olan ilginin her geçen yıl arttığı; 2018 yılında sırasıyla buğday, arpa, yulaf, tritikale ve çavdar ürünleri için 85 bin adet civarında poliçe tanzim edildiği belirtildi ve şu ifadeler yer aldı: “Bu yıl Türkiye genelinde İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası saha gözlem ve verim tespitleriyle ile ilgili olarak sürdürülen titiz ve özverili bir sürecin ardından, kapsamdaki tüm ürünler için saha çalışmaları sona ermiştir. Bu çalışmalar doğrultusunda, 26 İlin 89 İlçesinde, ürün bazında belirlenen ve poliçede yazılı olan ilçe bazlı eşik verim değerlerinin altında verim gerçekleştiği tespit edilmiş ve bu ilçelerdeki tüm sigortalı üreticiler hasar ödemesine hak kazanmıştır. Konuyla ilgili www.tarsim.gov.tr kurumsal internet sitesinde yer alan ‘İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası Sorgulama’ ekranından, kolaylıkla ve hızlı bir şekilde bilgi edinilebilecektir.

    TARSİM, 2019 yılında da İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası teminatı sağlamaya devam edecektir. Üreticilerimizin mağduriyet yaşamamaları için Bitkisel Ürün Sigortalarında yeni üretim sezonunun açılmasını takiben Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili sistemlerine kayıt yaptırmalarını ya da kayıtlarını güncellemelerini ve ardından yetkili sigorta şirketlerinin acenteleri aracılığıyla poliçelerini düzenletmelerini tavsiye ediyoruz”

  • Kuraklık sigortasında poliçe kabul tarihleri uzatıldı

    Tarım Sigortaları Havuzu’ndan (TARSİM) yapılan açıklamada, üreticilerden gelen yoğun talepler doğrultusunda, İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortasında poliçe son kabul tarihlerinin uzatıldığı bildirildi.

    Bu doğrultuda üreticiler, buğday ürününün yanı sıra, arpa, yulaf, çavdar ve tritikale ürünleri ile bu ürünlerin sertifikalı tohumlukları için, poliçe son kabul tarihi 31 Ocak olan lokasyonlarda 15 Şubat’a kadar Kuraklık Sigortası yaptırabilecek.

    2017 yılında kuru tarım alanlarında yetiştirilen buğday ürününde yüzde 60 oranındaki Devlet desteği ile uygulamaya alınan ve üreticiler tarafından ilgiyle karşılanan İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası çerçevesinde 2018 yılı ekilişleriyle ilgili olarak buğday ürününe ilaveten arpa, çavdar, tritikale, yulaf ürünleri ve bu ürünlerin tohumluklarına da teminat verilmeye başlanmıştı. Bu ürünler, başta kuraklık olmak üzere, don, sıcak rüzgar, sıcak hava dalgası, aşırı nem ve aşırı yağış risklerine karşı güvence altına alınabiliyor.

  • Zorunlu Deprem Sigortasında yeni dönem

    Zorunlu deprem sigortası yaptırma oranı zorlamalarla yüzde 46’larda kalınca ekonomi yönetimi harekete geçti. Yeni sistem yasalaşırsa vatandaş zorunlu Deprem Sigortasını yaptırmazsa, elektrik, su ve doğalgaz sözleşmeleri iptal edilecek.

    Doğal Afet Sigortaları Kurumu tarafından düzenlendiği için kamuoyunda kısaca “DASK” olarak bilinen zorunlu deprem sigortası, vatandaştan beklenen ilgiyi görmüyor. Yeni bir ev aldığında zorunlu olarak bu sigortayı yaptıran, aksi takdirde tapusunu almayan vatandaş, bir yıllık süresi dolduğunda bu sigortayı yenilemiyor” dedi.

    Zorunlu otomatik sigorta da gündemde

    Zorunlu deprem sigortası yaptıranların yüzde 46’da kalması, yenilenme oranının ise sadece yüzde 2 seviyelerinde gerçekleşmesi, devletin ilgili birimlerini harekete geçirdi. Konuyla ilgili iki yeni alternatif üzerinde çalışan yetkililer, bu iki yöntemden birini yasalaştırmayı planlıyorlar. Bunlardan ilki olarak, Sigorta Acentesine giderek 3 ay içerisinde “zorunlu deprem sigortasını yaptırmayanın elektrik, su ve doğal gaz gibi aboneliklerinin iptal edilmesi” düşünülüyor. Bir başka yöntem olarak da, tıpkı zorunlu bireysel emeklilik sisteminde olduğu gibi “otomatik sistem” düşünülüyor. Buna göre zorunlu deprem sigortasını yaptırmayan vatandaşın poliçesi, otomatik olarak yapılacak veya yenilenecek.

    “Sigorta için acente şart”

    Zorunlu deprem sigortasının hayati bir nitelik taşıdığını ifade eden İstanbul Aydın Üniversitesi Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu Bankacılık ve Sigortacılık Programı Öğretim Görevlisi Turusan Bağcı, “Zorunlu deprem sigortası yaptırmayanlar, olası bir deprem sonrasında konutları zarar gördüğü takdirde devletten maalesef en ufak bir destek alamayacaklar” en büyük ceza budur, diye konuştu. Sigorta poliçesinin satışı için teknik personellerin ve acentelerin şart olduğunu belirten Bağcı, “Bu nedenle elektrik, su ve doğalgaz gibi ücretlerin içinde bu sigortanın primlerinin alınması çok kolay değil. Abone ile konut sahipleri bambaşka, bilgilendirme yükümlülüğü, hasar takibi, yenileme takibi gibi teknik yükümlülükler de var. Bunun için en akıllıca olanı, 3 ay içinde bir Sigorta Acentesine giderek zorunlu deprem sigortasını yaptırmayan için bir uyarıdan sonra aboneliklerinin iptal edilmesi gibi görünüyor” dedi. Hatta Güvenilirliği kanıtlanmış Sigorta Acenteleri aynı zamanda bu abonelikler için tahsilat merkezlerine de dönüştürülebilir.

    “Prim bölgeye göre değişiyor”

    Zorunlu deprem sigortasının prim miktarının deprem tehlikesi altında bulunan bölgelere göre değiştiğini ifade eden Bağcı, “İstanbul için minimum 70 liradan başlayıp 200 liraya kadar giden bir oran var ama diğer illerde deprem bölgelerine göre daha aşağı düşebiliyor. DASK Sigorta primlerini devlet kullanamaz. Sigorta şirketleri tarafından Doğal Afet Sigorta Kurumu’na aktarılan, farklı teknikleri olan güvenceli bir sistemdir.” ifadelerini kullandı.

  • Türkiye Zorunlu Deprem Sigortasında yol yarılandı, hedef yüzde 100’e ulaşmak

    Deprem kuşağında yer alan ve depremin yıkıcı etkilerini geçmişte derinden yaşayan Türkiye’de, günümüzde her 2 konuttan 1’i Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında bulunuyor. Bugün dakikada 15 kişi Zorunlu Deprem Sigortası yaptırırken, evinizi günlük sadece 50 kuruşa depreme karşı sigortalamak mümkün. DASK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı, “Olası bir deprem durumunda hasarların tazminini gerçekleştirecek yapıya sahip olmamızın yanı sıra operasyonel süreci yönetmek için de devlet kurumlarıyla iş birlikleri geliştirmeye devam ediyoruz” dedi.

    Türkiye’yi derinden sarsan, büyük can ve mal kayıplarının olduğu 17 Ağustos Marmara depreminin 18’inci yılında, Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) bulunan konut sayısı 8 milyonu aşarken, ülke genelinde sigortalılık oranı ise yüzde 50’ye yaklaştı. Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı, deprem gerçeğinin unutulmaması ve ona karşı her zaman hazırlıklı olunması gerektiğine vurgu yaparak, “Olası bir İstanbul depreminde hasarların tazmininde yeterli kaynaklarımızın olmasının yanı sıra afetin tüm operasyonel sürecini etkin ve teknoloji ile yönetmek amacıyla da hızla çalışıyor ve diğer ilgili devlet kurumlarıyla iş birliktelikleri geliştiriyoruz. Şu anda Düzce’de yüzde 84, Bolu’da yüzde 75, Yalova’da yüzde 74, Tekirdağ ve Sakarya’da yüzde 69, İstanbul ve Marmara bölgesindeki yüzde 55’lik yüksek sigortalılık oranlarına ulaşan başarılı bir portföyden söz etmekteyiz. Ancak elbette ki nihai hedefimiz, tüm konutların ZDS ile teminat altında olması” dedi.

    Sigortalılık oranında Marmara ilk sırada

    DASK’ın verilerine göre, bölgesel olarak incelendiğinde Marmara yüzde 55’lik sigortalılık oranı ile ilk sırada yer alırken, Marmara Bölgesi’ni yüzde 44 ile İç Anadolu, yüzde 43 ile Ege, yüzde 38 ile Akdeniz, yüzde 37 ile Karadeniz, yüzde 35 ile Doğu Anadolu ve yüzde 32 ile Güney Doğu Anadolu bölgeleri takip ediyor.

    Depremi afet olarak yaşayan illerde ZDS oranı daha yüksek

    İl bazında ele alındığında ise depremin acı gerçeği ile yüzleşmiş olan illerde Zorunlu Deprem Sigortalılık oranlarının daha yüksek olması dikkat çekiyor. ZDS oranı en yüksek olan illerde ilk üç sırayı alan Düzce, Bolu ve Yalova bu durumu açıkça gözler önüne seriyor. Son aylarda deprem yaşanan illerdeki ZDS oranları incelendiğinde ise en yüksek sigortalılık oranına sahip olan ilin yüzde 60 ile Çanakkale olduğu görülüyor. Çanakkale’yi yüzde 56 ile Muğla (Bodrum), yüzde 39 ile Manisa ve yüzde 32 ile Adıyaman takip ediyor.

    Dünya örnek alıyor

    Öte yandan DASK; poliçe adedi, sigortalılık oranı, havuzun büyüklüğü ve teknolojik altyapı gibi özellikleriyle doğal afet havuzları açısından diğer ülkeler nezdinde bir model olarak kabul ediliyor. Son yıllarda başta Pakistan, İran, Güney Kore, Kazakistan Azerbaycan, Özbekistan, Moğolistan, Romanya gibi ülkeler olmak üzere birçok ülke DASK’ın Türkiye’deki çalışmalarını model alırken DASK İngiltere, Japonya, Yunanistan, İtalya, Filipinler, Çin, Meksika, Makedonya, Ürdün, Fas, Arnavutluk, Endonezya, Romanya, Kuveyt, Azerbaycan gibi ülkelerden gelen kurumlara DASK’ı ve Zorunlu Deprem Sigortasını anlattı.

    DASK Yönetim Kurulu Başkanı Kayacı, Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan bir ülke olduğunu vurgulayarak, “Deprem gerçeğini unutmamalı ve ona karşı hep hazırlıklı olmalıyız. Geçmişte nice canımızı ve emeğimizle kurduğumuz nice yaşamları bir anda yitirebileceğimizi gördük. Her ne kadar doğal bir afet olması açısından depremi önlemek imkânsız olsa da yaratacağı yıkıcı etkileri önlememiz mümkün. DASK olarak bizler hayata geçirdiğimiz projeler ile Türkiye’yi deprem öncesi ve sonrasına dair bilinçlendirirken, sağladığımız bilgi birikimi ve maddi teminatla depreme hazır, depremden sonra hızla toparlanan bir ülke hedefiyle çalışıyoruz” dedi.

    Her 2 evden 1’i depreme karşı sigortalı

    Türkiye’deki en yıkıcı depremlerden 17 Ağustos Gölcük depreminin yaşandığı 1999 yılında ülkemizde yalnızca 500 bin civarında deprem teminatlı konut olduğunu hatırlatan Kayacı, bugün ise 8 milyon konutun ZDS kapsamında olduğunu, başka bir deyişle neredeyse her 2 evden birinin depreme karşı sigortalı olduğunu söyledi. Buna rağmen sigortalılık oranlarında yeterli seviyenin henüz yakalanmadığının altını çizen Kayacı, nihai hedeflerinin Türkiye’deki tüm konutların depreme karşı sigortalanmış olması olduğunu belirtti.

    Hasar ödemelerine ilişkin de bilgi veren Kayacı, “DASK’ın kurulduğu günden bu yana yaptığı hasar ödemesi miktarı bugün itibariyle 175 milyon TL’ye ulaştı. Bunun içinde en büyük ödeme Van Depremi’nde yapıldı. Van Depremi’nin ardından 125 milyon TL hasar ödemesi gerçekleştirildi. Deprem öncesi Zorunlu Deprem Sigortası oranı yüzde 9 düzeyindeydi. Eğer ZDS oranı yüksek olsaydı devletin yükünü DASK olarak üstlenebilecek ve daha fazla hasar ödemesi yapabilecektik. Elbette temennimiz büyük depremlerin yaşanmaması, can ve mal kaybına neden olmamasıdır. Her ne kadar deprem doğal bir afet olması açısından önlenemez olsa da yaratacağı yıkıcı etkileri önleyebiliriz. Bunun olmazsa olmaz koşullarında biri ise deprem gerçeğini unutmamak ve ona karşı hazırlıklı olmak” dedi.

    DASK’ın ödeme gücünün 15 milyar TL’yi aştığını ifade eden Kayacı, DASK’ın yıllar itibariyle poliçe sayısının artırılmasına yönelik yaptığı çalışmaların yanında, afet dönemindeki hasar sürecini de sorunsuz bir şekilde yürütebilmek için operasyonel kapasitesini artırmaya en az büyüme kadar önem verdiğine vurgu yaptı. Kayacı, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Poliçe yaygınlığının yanında diğer hedefimiz ise, teknolojiyi kullanarak tüm depremlerde kullanılabilecek altyapının kurulması, vatandaşların yaşamına kaldığı yerden devam etmesini sağlamak amacıyla bina zararının en hızlı şekilde tazmin edilmesi olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda ilgili devlet kurumları ve çağrı merkezi gibi kuruluşlarla projeler başlattık ve protokoller geliştirdik. Gerek deprem bilincini gerekse devlet kurumları ve kuruluşlarla olan işbirliklerimizi artırmaya yönelik çalışmalarımıza devam edeceğiz”.

  • Genel sağlık sigortasında önemli gelişme

    Çalışma Hayatında Milli Seferberlik İzmir İl Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, gelir testi mecburiyetini kaldıracaklarını belirterek, “Yasa tasarısı ile yalnız 53 lira ödeyerek ‘genel sağlı sigortası kapsamına giriyorum’ diyebilme yolunu açıyoruz. T.C. vatandaşı Rumeli Balkan göçmenlerinin T.C. vatandaşı olmayan birinci derece yakınları var. Bu kişileri de aynı kapsama alıyoruz. Aylık 53 lira ile sağlık hizmeti alabilecekler” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 81 ilde düzenlenecek Çalışma Hayatında Milli Seferberlik İzmir İl Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Toplantıya İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, AK Parti ve CHP İzmir milletvekilleri, iş dünyası temsilcileri, STK temsilcileri ve bürokratlar katıldı. Meclise sunulacak yasa tasarısı ile gelir testi mecburiyetini kaldıracaklarını kaydeden Bakan Müezzinoğlu, “Yalnız 53 lira ödeyerek ‘genel sağlık sigortası kapsamına giriyorum’ diyebilme yolunu açıyoruz. Yasa tasarısı ile bunu da yasalaştıracağız. Geri dönük borçlarını da yine 53 lira üzerinden faizsiz olarak yapılandırdıktan sonra 12 ay ödeyebilecek. Buna da imkanı yoksa yeşil kart uygulamasına muhatap olacak. Sosyal sigorta güvence kapsamı dışında olan tüm vatandaşların gelir testine muhatap olmadan ailesi adına aylık 53 lira prim ödeme ile genel sağlık sigortası kapsamı içine girebilecek. Bürokrasiden teknik hatalardan ve maliyet yüksekliğinden kendisini kurtarmış olacak. T.C. vatandaşı Rumeli Balkan göçmenlerinin T.C. vatandaşı olmayan 1. derece yakınları var. Bu kişileri de aynı kapsama alıyoruz. Aylık 53 lira ile sağlık hizmeti alabilecekler” diye konuştu.

    “Gelir testi 3 gruptan tek gruba iniyor”

    Genel Sağlık Sigortası hakkında konuşan Bakan Müezzinoğlu, “Gelirleri düşük olan, asgari ücretin altında olup da sosyal güvencesi olmayanlara gelir testi yapma mecburiyeti ve gelir testi yapıldığında da iki asgari ücretten az olanların 427 lira, daha düşük olanların 213 lira, çok düşük olanların 71 lira gibi aylık sigorta primi ödeme sistematiğini, bunun altında olanların da yeşil kart statüsüne alıyorduk. Yaklaşık 7 milyon 200 bin vatandaşın 11.7 milyarlık gelir testi mecburiyeti ve karşılığında almadığımız bir ücret vardı. Bu gelir testini 3 farklı gruptan tek gruba indiriyoruz. Gelir testi mecburiyetini kaldırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    “İşsizlik oranındaki yükseliş 11,8”

    Geçtiğimiz 2016 yılı zorluklarıyla birçok yönde insanları etkilerken ekonomik hayatta da, üretimde de, istihdamda da bazı zorlukları getirdiğini kaydeden Bakan Müezzinoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İşsizlik oranlarımızda son aylarda yükseliş 11,8’lere kadar geldi. Önümüzdeki iki ay içinde kısmi de olsa işsizlik oranlarında yükselme olabilir diye bekliyoruz. Ocak ayında istihdamda yeniden artışın, özel sektörün yeniden özgüvenle yatırıma, istihdama, üretime, ihracata yönelik dinamikleri devreye sokmasıyla, bizim de hükümet olarak artı istihdama verdiğimiz güçlü destekle inanıyorum ki önümüzdeki aylarda işsizlik oranlarındaki artışı geriye döndüreceğiz. Yıl sonu itibariyle hedeflediğimiz rakam, 10+-05. 9,5 rakamı ile yıl sonundaki hedefimizi bu şekilde belirledik. Bu nedenle istihdam hayatında milli seferberlik eylemini başlattık.”

    İş başı eğitim desteği

    Bakan Müezzinoğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “TOBB’da Başbakan Yıldırım’ın deklare ettiği eylem planının en güçlü ayağı artı istihdamın tamamını bir yıl süresinde gerek SGK primleri, gerek işsizlik primleri, gerekse vergilerin tamamını kamu olarak üstlendiğimiz ve çalışan ve işveren adına da bizim ödeyeceğimiz. Yalnızca işverenden eline verdiği net maaşı vermesini istediğimiz bir güçlü kampanyayı başlattık. 1,5 milyon artı istihdama bu desteği bir yıl süre ile vereceğiz. 500 bin artı iş başı eğitim programı desteği veriyoruz. 1502 liralık iş başı eğitiminde verdiğimiz ücretin tamamını Bakanlık olarak biz üstleniyoruz. 500 bin istihdam arayan, ilk defa iş başı yapacak olanlara tüm süreçleri göz önünde bulundurarak 3 aylık iş başı eğitim desteği veriyoruz. Bu sayı 500 bin olacak. Bu 500 binin 100 bini dezavantajlı gruplara ayırıyoruz. İçinde 50 bin kadın istihdamına artı olsun diye 50 binini kadınlar üzerinden, 40 bini engelliler üzerinden, 10 bini de eski mahkumlar üzerinden değerlendirmeyi hedefliyoruz. İnşallah bu kampanyanın İzmir’e önemli bir katısı olacak.”

    İşverenlerin teşvik sorunu

    İş başı eğitimlerden veya desteklerden yaralanan işverenlerin sıkıntılarına da değinen Bakan Müezzinoğlu, “Örneğin 500 çalışanı var, bir çalışanının kayıtla ilgili iş sorununu yaşamışız. Bu nedenle ‘3 yıl süre ile teşviklerden yararlanamaz’ diye basit veya teknik hatalar nedeniyle teşviklerden yararlanamaz duruma taşıdığımız durumu da bu hafta Meclise verdiğimiz yasa tasarısı ile yasalaştıracağız. Ama bu 5 işçiyi geçmemekle sınırlı. Teknik hata yapan basit ihmaller yapanlarla ilgili rahatlamayı bu hafta yasalaştıracağız” dedi.

    “Esnaf ahilik sandığı”

    Yasa tasarısı kapsamında esnaf ahilik sandığı kurulacağını da hatırlatan Bakan Müezzinoğlu, sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Yasa tasarısı içerisinde inşallah onu da yasalaştıracağız. Esnafımız sıkıntıya girdiğinde kısa süreli de olsa namerde muhtaç olmayacak, desteği sağlayacağız. Küçük esnafımızdan her türlü yatırımcımıza girişimcimize alın teri dökmek isteyene çatışmacı değil birbirine sahip çıkan anlayışla ekonomimizi de, iş hayatımızı da daha iyi noktala taşımak istiyoruz.”