Etiket: Sigortacılık

  • Sigorta Tatbikatçıları Derneği 12’inci Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı başladı

    Sigorta Tatbikatçıları Derneği 12’inci Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı başladı

    Sigorta Tatbikatçıları Derneği tarafından bu yıl 12’incisi düzenlenen İstanbul Uluslararası Sigortacılık Konferansı başladı.

    Pandemi koşullarına uygun olarak dijital ortamda webinar olarak başlayan konferansın ilk iki oturumu yoğun katılımla gerçekleşti. Bin kişilik kapasitenin aşıldığı konferansın 8 Ekim’de yapılan ilk bölümünde açılış konuşmaları ve sonrasında 2 ayrı oturumda “Sigortacılıkta Büyüme Fırsatları” ve “Yeni Düzende Çalışma Hayatı” başlıkları ele alındı. Genel moderasyonunu STD Başkan Yardımcısı Menekşe Uçaroğlu’nun yaptığı 12’inci Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansı’nın açılış konuşmasını yapan Sigorta Tatbikatçıları Derneği Başkanı Fahri Altıngöz, dünya ve Türkiye sigorta sektör rakamlarını karşılaştırarak Türkiye’de sigortacılığın büyüme potansiyelinden bahsetti. Sektörde milat niteliğinde bir gelişme olarak SEDDK’nın resmen faaliyete geçtiğini hatırlatan Altıngöz, “SEDDK’nın rekabet ortamını destekleyici ve kurumsallaşma sürecine olumlu katkı sağlayıcı olacağına inancımız tam” dedi.

    Pandemi sürecinin iş yapış biçimleri, müşteri ihtiyaç ve beklentilerini değiştirerek teknoloji, insan kaynağı, siber güvenlik konularını ön plana çıkarttığını ve bu alanların kritik öneme sahip olduğunu belirten Altıngöz, dijitalleşme yatırımlarını önceden yapan, süreci çevik yönetebilen, insan kaynağına yatırım yapanların ön plana çıkacağını söyledi.

    Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı ise, Türk sigorta sektörünün mevcut durumu ve gelecek beklentileri ve stratejileri konusunda bilgiler verdi. Obalı, Türk sigorta sektörü aktif toplamının 2020 ikinci çeyrek sonunda 272 milyar lira, 8.ay sonu rim üretimin ise 53,3 milyar lira olduğunu, BES ve OKS’de ise 12,5 milyon katılımcı ve 157,8 milyar lira fon büyüklüğünün olduğunu belirtti. 2011-2019 yılları birleşik ortalama büyümenin (CAGR) yüzde 19 olduğunu söyleyen Obalı, 2019’‘u 26.7 ile kapattıklarını, 2020 yıl sonunda ise yüzde 24 büyüme beklediklerini ifade etti. Obalı, katılım sigortacılığında da önemli bir potansiyelin varlığından bahsederek, önümüzdeki 3 yıl içerisinde yüzde 10’lara ulaşacağını beklediklerini söyledi. 2020 yılı mevcut durum itibariyle bir önceki yıla göre hasar/prim oranlarında hem hayat hem de hayat dışında daha pozitif bir seyir olduğunu belirten Obalı, şirketlerin 2020 6. ay itibarıyla 5,7 milyar TL bilanço kârı elde ettiğini ifade etti. DASK’ta ödenen tazminatın 423 milyon lira (2000-2020) TARSİM’de ödenen tazminatın 6,4 milyar lira (2006-2019) olduğunu hatırlatan Obalı, Türk sigorta sektörünün 230 milyar lira fon, 8.2 milyar lira sermaye büyüklüğü ile finansal kesim içerisinde ülke ekonomisine katkı sağladığını belirtti. Önümüzdeki beş yılda en hızlı dijitalleşecek sektörlerin başında sigortacılığın geldiğini öngören Obalı, 2000 yılında müşteri tarafında başlayan dijitale dönüşün 2025 yılında tamamlanacağını, yeni dönemde müşterinin tercihleri ve hızlı teminat alma isteği, kullandığın kadar öde, ihtiyacın kadar al ve modüler ürünler gibi trendlerin gelişiminin artacağını, ucuz olacaksa sensör taktırırım diyenlerin arttığını, dünyada müşterilerin yüzde 70’nin internetten araştırma yaparak, dörtte birinin dijitalden aldığını, Türkiye’de ise henüz dijitalden sigorta satış oranının yüzde 3 olduğunu, acenteye ise her zaman ihtiyaç duyulacağını, özellikle kompleks ürünlerde her zaman bu ihtiyacın süreceğini belirtti.

    Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği Başkanı Atilla Benli ise, yaptığı konuşmada istikrarlı ve sürdürülebilir büyümenin önemli olduğunu, bununla birlikte büyümenin niteliğinin de son derece önemli olduğunu vurguladı. Benli, “Ülkemizde sigorta sektöründe gidilecek çok yolumuz var. Sigortacılığın GSYH oranı dünyada yüzde 6 iken Türkiye’de yüzde 2 düzeyinde, ekonominin sağlıklı büyümesi için sigorta sektörü önemli bir katkı sağlayacak. Uzun dönemli fonlamada sigorta sektörü olarak en ön sıralarda bulunacağız. Bankacılık dışı finans sektörünü ve sigortacılığı büyütmek için Kamunun desteğini de arkamızda hissediyoruz. Mevduat- kredi modeli kırılganlıklar içeriyor ve dünyadaki uygulamalarda sigortacılığın büyütülerek kırılganlığın geride bırakıldığını görüyoruz. Yeni Ekonomi Programında de yer alan tasarrufların arttırılması ve bireysel tasarrufların sektörümüze gelmesi de öncelikli konularımız arasında yer alıyor” dedi.

    Benli, tarım ve doğal afet sigortalarının kapsamının genişletilmesinin hayat dışı sigortacılığın odakları arasında yer alacağını, katılım sigortacılığı alanında da önemli ödevleri olduğunu, SEDDK’ya yapılan liyakat bazlı atamaların ve Türk Re’nin kurulması ile artan kapasite ve esnek reasürans çözümlerinin oluşturduğu rekabet ortamının oldukça olumlu gelişmeler sağladığını, son olarak kamu sigorta şirketlerinin birleşmesiyle ülkemizdeki sigorta sektörünün küresel rekabette atılım yapması, ekonomideki payın arttırılması ve sektörün dinamik bir yapıya katkı sağlaması açısından önemli olacağını vurguladı.

    Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Türker Gürsoy da konuşmasında, kurumun temel önceliğinin tüketicilerin korunması, sigorta ve emeklilik sektöründeki oyunculardan en iyi şekilde hizmet alması olduğunu vurgulayarak, dijitalleşmenin sadece sektörün değil SEDDK’nın da faaliyetlerini ve kurumsal yapısını dönüştürüp geliştirdiğini söyledi. Gürsoy, şirketlerin SBM ve EGM entegrasyonlarının çok önem taşıdığını, SEDDK denetim ve gözetim faaliyetlerinin odak noktasında teknoloji olacağını vurguladı. Denetim faaliyetlerinin öncelikli şekilde uzaktan planlandığını belirten Gürsoy, “Önemli projeler başlatıldı ve devam ediyor. SEDDK olarak sermaye yeterliliği kavramının ötesinde daha geniş bir açıyla kurumsal yeterlilik kavramını önemsiyoruz. Risk odaklı bir yaklaşım ile süreç yönetimi, gözetim ve denetim yapmayı hedefliyor olacağız. Bu noktada teknoloji önemli kaynaklarımızın başında geliyor. İş süreçleri ile bilgi teknolojilerinin uyumuna olan ihtiyaç her zamankinden daha önemli hale geldi. Kurumsal risk yönetimi, sermaye yeterliliği konusunda uluslararası standartları yakından takip ediyoruz” diye konuştu.

    IFRS’17’ye kademeli bir geçiş sağlayacaklarını, sektör kaynaklarının zayi olmaması için de çaba sarf edeceklerini belirten Gürsoy, “Acentelerimizin, brokerlerimizin dijitale uyum sağlamasına da en önemli şekilde destek vereceğiz, mesafeli satış konusunu çalışıyoruz. SEDDK olarak sigortalıları ve piyasa disiplinini korumak yönünde çalışarak sektörün destekçisi olmaya devam edeceğiz. Bunu yaparken tüm paydaşların ve TSB’nin bizim için çok kıymetli oluğunun altını çizmek isteriz” dedi.

    Sigortacılığın büyüme potansiyelini gerçekleştirmek için oto dışı alanı büyütmeye mecbur olduklarını vurgulayan Gürsoy, bu konularda mevzuat altyapısını hazırlamak için önemli projelerimiz olacak. Finansal sigortalar, tarım sigortaları, sağlık sigortaları alanında büyüme potansiyelinin olduğunu görüyoruz, Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı 137 milyon dekar tarım arazisinin 26 milyon dekarı sigortalı, yani penetrasyon yüzde 18, burada ciddi bir potansiyel var” ifadelerini kullandı.

    “Sektörümüzün önemli hedeflerinden biri finansal istikrara katkı sağlamak” diyen Gürsoy, katılım sigortacılığına dikkat çekerek, “YEP’te de yerini bulan katılım sigortacılığının uluslararası standartlara uyum sağlaması ve geliştirilmesi ön planda yer alıyor. BES altyapısı aracılığıyla emeklilik tasarruflarının tabana yayılması, gençlerin sisteme dahil edilmesi, yurt dışında yaşan vatandaşlarımızın sisteme dahil edilmesi gibi önemli çalışmalar gündemimizde olmaya devam ediyor” ifadelerine yer verdi.

    İkinci oturumunun moderatörü AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, uzun bir süredir ilk defa trafik sigortası konuşulmayan bir sempozyumda birçok yeni ve farklı ürünü, teknolojiyi, büyümeyi konuşmanın verdiği mutluluğu yaşadığını belirterek, herkesin büyüme ve sektörün gelişmesi konusunda hemfikir olduğunun görüldüğünü söyledi. Uzun zamandır ilk kez hayat tarafında yüzde 66-67 gibi büyük bir büyüme olduğunu, emeklilikte de 150 milyar lirayı geçen bir gidiş olduğunu belirten Ölken, hayat dışında da yüzde 16 büyüme olduğunu belirtti. Ölken, diğer taraftan hayat dışında girenler çıkanlar diye baktıktan sonra yaşayan müşteri bakımından neredeyse büyüme olmadığını dip not olarak düştü. Branşlar itibariyle penetrasyon ve sigortasızlık oranlarından bahseden Ölken, “Hepimizin ev ödevi olarak ‘Farkındalık, tabana yaymak, tamamlayıcı sağlık lokomotif, ucunu bırakmayacağız, unutturmayacağı, sigortacılar olarak hepimizin önünde hızlı bir süreç var” dedi. Ölken, bir soruya verdiği cevapta, “Zorunlu sigortalar sigorta büyümesinde şarttır, hepimizin sevmediği şey zorunlu tarifelerdir” dedi.

    Garanti Emeklilik Genel Müdürü Burak Ali Göçer, “Covid-19 döneminde hayat ve emeklilik tarafında iyi bir süreç geçirdik. 18 yaş altına BES’in katılması büyük bir potansiyel barındırıyor. OKS başlı başına kocaman bir pazarı ifade ediyor. Doğru satış kanalında doğru ürünlerle müşterilere dokunmak gerekiyor, yüzde 70 çıkış olsa da BES te kazanamadığımız müşteri OKS ile kazanıldı. Hayat tarafında olumlu gelişmeler var” dedi.

    Türkiye Hayat ve Emeklilik Genel Müdürü Cenk Kurt, “Kişi başı sigorta üretiminin dünyada 800 dolar, bizde ise 130 dolar olduğunu, OECD’nin özel emeklilik raporunda yurtdışında emeklilik fonları ortalama yüzde 49 paya sahip hatta yüzde 190 payı olan ülke bile var.” Diyerek, “Sektörümüzün ciddi bir potansiyele sahip olduğunu ve gelişim fırsatı olduğunu görüyoruz. Ortalama gelir dikkate alındığında çok ciddi bir gelişim alanı bulunuyor. BES tarafında reel getiriler ve devlet katkısı ile büyük bir yol kat ettik. 18 yaş altının da sisteme katılması büyüme için ciddi bir potansiyel barındırıyor, hayatın içinden ürünleri, ihtiyacı olduğu anda müşteriyle buluşturmalıyız” dedi.

    Milli Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir, “Türkiye’nin olması gereken yerde olmadığında hepimiz hem fikiriz, sektör adeta ekonomik aktivitenin barometresini elinde tutuyor” diyerek, “GSMH büyüdükçe primler de artıyor ama artışın yeterli olmadığı da ortada yine de karamsar olmamamız gerekiyor” dedi.

    Özdemir, “Baktığımız zaman, bankacılık sektörü de avro bölgesiyle kıyaslandığında benzer sonuçlar görüyoruz. Bizde bankacılık aktifi bizde yüzde 105’i geçmiyor ama avro bölgesinde çok daha fazla. Yani bu fark tüm finansal piyasalarda söz konusu, sadece sigortacılıkta değil. Finansal piyasalar geliştikçe sigorta da gelişecek, enseyi karartmayalım” şeklinde konuştu.

    Quick Sigorta Genel Müdürü Ahmet Yaşar, “Dünya Bankası’nın 2020 yılında dünya ekonomisinde yüzde 5,5, dünya ticaretinde de yüzde 18 daralma beklediğini, bunun 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyü, 1929 buhranından bu yana en geniş daralmanın yaşanacağı anlamına geldiğini söyleyerek, “Tüm bunlara rağmen biz bugün büyümekten bahsediyoruz. Bir kere bu son derece olumlu, ülkemiz bu yıl yüzde 0,3 lük bir büyüme tahmini yaparken, ne mutlu ki sektörümüzde yüzde 24’lük bir büyüme bekliyoruz ve ciddi manada reel büyüme yaşıyoruz” dedi.

    Yaşar, “Kredi Kartlı ödemeler verisinden de göreceğimiz gibi Mart ve Nisan aylarında aşağı doğru bir daralma varken, Haziran’dan itibaren ekonomide ve ticarette küresel anlamda daralmalar beklenirken sigortada bugün büyümeyi konuşuyoruz, başlı başına önemli bir konu. Türk sigorta sektörünün önümüzdeki dönemde büyüyeceğini düşünüyorum. Sektör SEDDK, Türk Re, Kamu birleşmeleri, konsolidasyonlar ile aslında yapısal olarak gelişimini tamamladı, bundan sonrası penetrasyon ve büyüme artık önümüzdeki dönemde penetrasyon ve büyümeyi konuşmamız gerekiyor. Büyüyoruz ama dolar olarak bakarsak, kura bağlı 10 -12 milyar dolar arasında dolaşıp duruyoruz. Sigorta sektörü ekonomik büyüklüğümüzden düşük seviyede. Ülkemiz dünya sıralamasında 17-19’larda iken Sektör olarak 39. sırada olmak bize yakışmıyor, ekonomimiz ile aynı seviyede olmamız ilk 20 ye girmemiz gerekiyor” dedi.

    Yaşar, pandeminin ve 2020’de yaşanan çok çeşitli hasarların farkındalığı artırdığını, işler kötüye giderken değerlerimizi korumanın daha zor olduğunu bu sebeple onları korumanın önemli olduğunu sigortanın öne geçmesi için gerekli farkındalığın oluşmaya başladığını düşündüğünü belirtti. Hayat dışındaki özel ürünler ile ilgili de konuşan Ahmet Yaşar, “Sigortacılık varlığında çok fark edilmiyor ama yokluğunda hayat duruyor. Artık ülke stratejisi olarak da, sigortacılığın ülke kalkınmasında doğrudan etkili olması bekleniyor. Finansal sigortalar olarak gidebileceğimiz yer açısından baktığımızda kefalet sigortalarını prim olarak büyütebiliriz. Gayri nakdi kredi olan teminat mektupları yani kefalet senetlerini sektör olarak üstlendiğimizde nakdi kredilerin de önünü açıyoruz, bu da yeni yatırımların yani yeni istihdamın, yeni vergi gelirlerinin önünü açmak demek. Bina tamamlama sigortasının da hem konut alıcıları hem konut yatırımcıları hem de müteahhitler açısından çok önemli bir ürün olduğunu belirten Yaşar, bu alanda arz problemi yaşanıyor. Çok temkinli ve çok dikkatli çalışması gereken bir alan. Pandemi döneminde dijitalleşmenin artmasıyla siber riskler konusunda gidilecek çok yol olduğu görülüyor. Kefalet sigortaları, Bina Tamamlama, Fatura Koruma, Depozito Sigortası gibi finansal sigorta türevleri önemli büyüme fırsatları taşıyor. Sigortacılığın ülkenin kalkınmasına ciddi katkılarının olması gerekiyor” dedi.

    Türkiye Sigorta Genel Müdürü Alper Karayazgan, Covid-19 sebebiyle tüm dünya ekonomisinin bir anda durma noktasına geldiğini ama sigorta sektörünün bu durgunluğa çok dahil olmadığını belirten Karayazgan, “Özellikle tamamlayıcı sağlık bir anda ön plana çıktı. Online platformlar ile birlikte sigorta sektörünün sürece ne kadar hazırlıklı olduğunu gördük. Sigortacılık artık gençlerin de konuşmaya başladığı bir konu haline geldi. Doğal afetlerin meydana getirdiği hasarlar insanlarda sigorta bilinirliğini artırıyor. Sigorta bilincinin yaygınlaşması gerekiyor ki ihtiyacı gösterelim. Korkutarak değil bu risklerin varlığını göstermemiz ve sigortayı tabana yaymamız gerekiyor. Salgınla birlikte tamamlayıcı sağlık sigortasının sigortayı konuşulur. Tamamlayıcı sağlığa olan ilgi arttı, sigortayı halka anlatmayı kolaylaştırdı” dedi.

    Anadolu Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Abacı yaptığı sunumda, teknolojik değişimden en çok etkilenen sektörün sigortacılık olduğunu söyleyerek şunları söyledi:

    “Covid-19 döneminde sigorta şirketleri önceden yaptıkları dijital yatırımlar sayesinde ciddi sorunlar yaşamadı ve yıkıcı değişime hep birlikte uyum sağladık. 350 yıllık sigortacılık tarihinde benzeri bir değişim yaşanmadı. Kurumların içindeki değişim hızı teknolojiye ayak uydurmalı. Dünyada Lemonade ve Trov küçük startup’lar çok hızlı davranabiliyor ve çok etkinler. Ülkemizdekilerin çok fazla olmadığını görüyoruz, mevcutlar ise genelde kıyaslama siteleri. Insurtechler aldıkları yatırımlar ile geleceğin sigorta şirketleri haline gelebilirler. Büyük teknoloji devlerinin de sigortaya ciddi yatırımları var. Google çok sayıda insurtech’e yatırım yapıyor. Otonom araçlar kapıda. Tesla gibi şirketler araçlarla birlikte sigorta satışı da yapıyor. 75 milyar cihazın bağlı olduğu nesnelerin interneti, sektörü en çok etkileyen faktörler arasında olacak. Akıllı ev sistemleriyle evimizdeki tüm cihazlar bize bilgi verecek. Nesnelerin interneti sigortacılığı da proaktif bir yapıya çevirecek. Hasar olmadan riski önleyen konuma erişmeliyiz. Intel, Google, Amazon gibi firmalarla iş ortaklıklarıyla iş süreçlerimizi geliştirmeliyiz. Teknolojinin kullanımı tek başına yeterli değil. Bunu kurumsal dönüşümle desteklemezsek başarı kısıtlı olacak ve beklenen fayda sağlanamayacaktır. Yapay zeka kullanımı şirketleri ayrıştıracaktır.”

  • TÜMSİAD üyelerine faizsiz sigortacılık anlatıldı

    Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) Konya Şubesi üyelerine, faizsiz sigortacılık ile ilgili seminer verildi.

    Dernek binasında düzenlenen seminerde konuşan Dr. Yunus Emre Gürbüz, tekafül sigortacılığı da denilen faizsiz sigortacılığı anlattı. Dr. Gürbüz, “Dünya’da bu ifade kullanılmıyor, sadece Türkiye’de kullanılıyor katılım sigortacılığı yabancı yatırımcılarla bir araya geldiğimizde diyorlar ki, bu nedir? Katılım sigortacılığı 2015-2016 yılında Hazine Müsteşarlığı temel oturtalım dediği zaman çalışmalar yapmaya başladık. 2017 yılı sonunda yayınlanan yönetmelikte önemli katkılarımız oldu. İlk olarak orada geçiyor bu ifade resmi olarak” dedi.

    Dr. Yunus Emre Gürbüz, “Bu dalda Tekafül Corparation diye bir şirketle başlayan bu serüven bugün dünyanın bir çok ülkesinde 200’ü aşkın sigorta şirketi potansiyele ulaşmış vaziyette. Her geçen gün de ehemmiyetinin arttığını görüyoruz. Türkiye’de 2018 yılı Ağustos ayı itibariyle 8 tane katılım sigortası Tekafül işi yapan şirket olduğunu görüyoruz. Tekafül şirketlerinin, katılım sigortası şirketlerinin ulaştığı pay geçen ay itibariyle 3.8 pazar payı. Bu ciddi bir oran. Ciddi bir başarı” ifadelerini kullandı.

    Seminere dernek mensupları ve davetliler katıldı.

  • 10. İstanbul Uluslararası Sigortacılık Konferansı 30 ülkeden katılımcılarla yapıldı

    Sigorta Tatbikatçıları Derneği (STD) tarafından İstanbul Uluslararası Sigortacılık Konferansı bu yıl 10. kez düzenlendi. Yurt dışında ve Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta ve reasürans şirketlerinin ve kamu üst düzey yöneticilerinin katıldığı konferansta sektörün sorunları ve geleceği konuşuldu.

    4-5 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen konferansın ilk günü açılış konuşmaları ile başladı. Öğleden önce yapılan konuşma ve panellerde sektörün sorunları ele alınırken, öğleden sonrasında ise sigortacılıkta dijitalleşme süreçleri ve sorunları konuşuldu. İkinci günde, sektör içerisinde havuzların önemi ve yeni gelişmeler anlatıldı.

    Konferansla ilgili konuşma yapan Sigorta Tatbikatçıları Derneği Başkanı Fahri Altıngöz, “Sigorta Tatbikatçıları Derneği 1958 yılında kurulmuş sektördeki en eski derneklerimizden biridir. Uluslararası olan bu organizasyonu 10. yıldır düzenli olarak yapıyoruz. Amerika’dan, Japonya’ya; Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar yaklaşık 30 farklı ülkeden, panele gerek konuşmacı gerek katılımcı olarak birçok yabancı iş ortağımız da katılıyor. Ülkemizden de birçok farklı deneyimleri olan sigortacı arkadaşlar katılıyor. Dolayısıyla bu toplantıda, özellikle önemli konu başlıklarını sektör içinde tartışıyoruz. Global perspektifteki birtakım tecrübeleri, oluşan pazarları ve bununla ilgili yapılan önlemleri, birtakım ürünleri bir araya getiriyor ve konuşma imkanı buluyoruz. Elbette sigorta sektöründe global perspektifte konuları müzakere etme ve bunu da kamuoyuyla paylaşma imkanımız oluyor. Bu yılki toplantımız Katastrofik riskler ve özellikle İklim Değişikliğiyle ilgili. Biliyorsunuz iklim değişiklikleri hayatımızı o kadar etkiliyor ki, geçen sene çok ciddi bir dolu yağışıyla karşı karşıya kaldık ve hem mahsullerimiz hem araçlarımız hem konutlarımız ve birçok yerleşim yeri hasar gördü. Bunun dışında birkaç gün önce, özellikle Ege Denizi üzerinden gelen ciddi bir fırtınayla karşı karşıya kaldık. Ülkemizin deprem kuşağında da olması ve bu tip Katastrofik risklere de açık olması sebebiyle bizim sigortacılar olarak (bu alanlarda sigorta teminatı ve güvencesi veren şirketler olarak) hem kamuoyunu bilinçlendirmek gibi bir görevimiz var hem de sunduğumuz hizmetleri Global Perspektifte anlatıyor ve paylaşıyor olmamız lazım. Bir de dünyada neler oluyor, bunu da değerli iş ortaklarımızla paylaşma imkânımız oluyor bu toplantılar sayesinde. Bir diğer konuda ise her geçen gün teknoloji değişiyor ve gelişiyor. Dijitalleşme sigortacılık sektöründe hangi alanlarda bize katkı sağlıyor, nerelerde hizmet kalitemizi artırabiliyor, verimliliğimizi artırabilir gibi konularda; bunlarla ilgili olarak da ülkemizde yapılan örnekleri, global ölçekteki deneyimleri paylaşma imkanı bulduk” dedi.

    Konferansın ikinci gününe ilişkin olarak Quick Sigorta Genel Müdürü Ahmet Yaşar, “Bugün Türk sigorta sektöründe önemli yeri olan Havuzlar konusunu konferansta değerlendirdik. Riskli sigortalar havuzu, Alacak sigortaları havuzu ve Tıbbi kötü uygulamalara ilişkin sigortalar havuzunu değerlendirdik. Özellikle alacak sigortaları konusunda kasım ayında başlayacak yeni uygulama ve bu konuda oluşturulacak havuzla ilgili bilgiler üzerinden geçtik; sektör için yararlı bir çalışma oldu. Ayrıca Sigorta Tatbikatçıları Derneği bu sene 60. yılını doldurdu. 60 yıl insan hayatında önemli bir zaman. Özellikle bir sivil toplum kuruluşunun 60 yıl faaliyet göstermesi de gerçekten çok önemli” ifadelerini kullandı.

    “Her yıl ortalama 4 kaza yapan 79 bin 600 sürücü var bu sürücülerin de aynı şekilde ehliyetine el konulsun”

    Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu ise, “Kaza yapma ihtimali sebebiyle alkollü sürücünün ehliyetine daha kaza yapmadan 6 ay el konuluyor, son 3 yılda her yıl ortalama 4 kaza yapan 79 bin 600 sürücü var bu sürücülerin de aynı şekilde ehliyetine el konulsun” dedi.

    “Karayollarında kazaların yoğunlaştığı yerler var, onları çözelim. Trafik canavarlarına özel eğitime başladık. 3 yılda 4’er defa kaza yapanlar var. Bunu meslek haline getirenler var. Kaza basit bir şey değil. Alkol kullananın 6 ay ehliyetine el konuluyor, kaza yapma riski var diye, kaza yapanın da ehliyetine en azından belli bir süre el konulsun. Ceza puanlarını bize verin, biz bunu tarifede kullanalım” diyen Eroğlu, sigorta sektöründe 63 şirketin faaliyet gösterdiğini belirtti. Eroğlu şunları söyledi:

    “Trafik branşı 13 yıldır zarar ediyor. Bu yıla ilişkin zararı faiz gelirlerinden dolayı kurtardık. Bununla birlikte Kur etkisine ilişkin bir çalışma yaptık. Kur nedeniyle trafik tarifesinin yüzde 12, kasko tarifesinin yüzde 20 artması gerekiyor ama sektör henüz yansıtmıyor. 3 milyar TL’lik parça için dışarıya kaynak aktarıyoruz. Maliyetlerin düşmesi için orijinal parça yerine eşdeğer parça kullanımının artması da önemlidir ve teşvik edilmelidir. Bunların dışında Destekten Yoksun Kalma Tazminatı’nın hesaplanmasında standart yoktur. Bu konuda ‘Baremo Modeli’ önemlidir. Trafik branşındaki tavan fiyat uygulamasında azami primlerde aylık yüzde 1,5’lik artışların yukarı çekilmesinin ve ayrıca bir defalık yüzde 5’lik artışın yapılmasının sektör için gerekli olduğunu düşünüyoruz.”

    Hazine Müsteşar Yardımcısı Ahmet Genç ise yaptığı konuşmada, bankacılık dışı finans sektörünün öneminin gitgide daha da iyi anlaşıldığını belirterek, bunun tek başına devletin yapabileceği bir şey olmadığını, devletin açtığı alanların, alandaki aktörler tarafından doldurulabilmesi gerektiğini anlattı. Aynı zamanda Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı olan Ahmet Genç sunumunda, bu yılın ilk yarısında sigorta sektörünün toplam prim üretiminin yüzde 21 artarak 28 milyar TL’ye ulaştığını belirterek, “Trafik sigortası primleri yüzde 34 büyüyerek 7,5 milyar TL’ye çıkmış ve genel prim artışına en büyük katkıyı yapmıştır dolayısıyla sektör 2017’deki tavan fiyat uygulamasının olumsuz etkilerini prim üretimi bakımından atlatmış görülüyor” dedi.

    “2018 yılının ilk yarısı sigorta sektörü bakımından olumlu geçti”

    Sigorta şirketlerinin kefalet sigortası, bina tamamlama sigortası gibi benzer konularda finansal risklerle ilgili uzmanlaşması gerektiğini vurgulayan Genç, “2018 yılının ilk yarısı sigorta sektörü bakımından olumlu geçti” diyerek 18 yaş altı nüfus için BES’üen daha çok hayat sigortasının önemli olduğunun altını çizdi. BES’te 18 yaş altı meselesinin hayat sigortacılığı bağlamında çözülmesi gerektiğini belirten Genç, “Hayat sigortacılığının eğitim sigortası gibi türleri var. Buna da devlet desteği verilebilir. Bunun dışında, sözgelimi 10 yaşında bir çocuk BES’e girdi. 56 yaşında emekli olması için 46 yıl beklemesi gerekecek. Türkiye’de bu kadar uzun bekleme alışkanlığı yok. 2003 yılında sistem başladığında direkt gönüllü sisteme geçildi. Esasen bizim, belki 20 yıl önce 2’inci ayağa yani iş yeri bazlı emeklilik sistemine geçmemiz gerekiyordu. Türkiye’de otomatik katılım olarak adlandırılan iş yeri bazlı emeklilik sistemine 2017 yılında geçildi ve mevcut düzenlemede çıkışları caydırıcı bir şey yapılamadı; pilot uygulamada, cayma oranının yüzde 10’un altında olması beklenirken bu oran daha yüksek gerçekleşti. Tasarrufları artırmak için ‘İşyeri Bazlı Emeklilik Sistemi’, en az 1’inci ayak emeklilik sistemi kadar önemlidir. Alacak sigortasıyla ilgili çalışmalar sürmektedir ve teknik altyapının 1 Kasım’da bitirilmesi planlanmıştır. 1 Ocak 2018 de yürürlüğe girmesi beklenen yapının erkene alınarak Kasım 2018 de faaliyete geçmesi öngörülüyor. TARSİM Havuzu’na benzer bir yapı olması planlanan Alacak sigortası yaygınlaştırılmaya çalışılacaktır. Arkasında devletin reasürans desteği olacağı için herkes rahat olacaktır” açıklamasında bulundu.

    Konferansın öğleden sonra gerçekleştirilen oturumunun açılış konuşmasını yapan Hazine Müsteşarlığı Sigorta Denetleme Kurulu Başkanı Mete Güler de teknolojiye denetim perspektifinden bakarak, Denetim yaklaşımı, Teknoloji ve denetim faaliyetleri, Veri gizliliği, Tüketici Koruma ve rekabet başlıklarına değindi. Mete Güler yaklaşımlarının “adil rekabet ve sigortalılar ve sigortacılar açısından güvenli bir sektör” olarak özetlenecek şekilde çok net olduğunu belirtti.

    Konferansın ilk gününde gerçekleştirilen panellerde Sigorta Tatbikatçıları Derneği Başkan Yardımcısı ve IUC Yöneticisi Menekşe Uçaroğlu’nun moderatörlük yaptığı “Katastrofik Riskler ve İklim Değişikliği” ile Sigorta Tatbikatçıları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve TSEV Müdürü Mehmet Kalkavan’ın moderatörlük yaptığı “Teknoloji Sigorta Sektörünü Nasıl Etkiliyor” başlıkları ele alındı.

    Konferansın ilk günü akşamında yabancı ve yerli katılımcılar STD ‘nin verdiği akşam yemeğinde bir araya geldi.

    Konferansın ikinci ve son gününde Sigorta Tatbikatçıları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Quick Sigorta Genel Müdürü Ahmet Yaşar’ın moderatörlük yaptığı workshopda “Sigorta Havuzları” konuşuldu.

    10. Uluslararası İstanbul Sigortacılık Konferansına konuşmacı olarak Dr. Ahmet Genç (Hazine Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı, Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı), Mete Güler (Hazine Müsteşarlığı Sigorta Denetleme Kurulu Başkanı), Mehmet Akif Eroğlu (Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri), Prof.Dr. Mikdat Kadıoğlu (İTÜ), Andreas Vossberg (Munich RE), GeroMichel (Chaucer), Dr. Selim Üçer, John Alarcon ve TobbyWemyss (WillisTower Watson), Menekşe Uçaroğlu (IUC), Dr. İsmail Kızılbay (Quick Sigorta), Yalçın Terlemez (AK Sigorta), Raymond Kairouz (Chedid RE), Uğur Tozşekerli (Aegon Emeklilik ve Yaşam), Fuat Satır (Techsin), Mehmet Kalkavan(TSEV), Ahmet Yaşar (Quick Sigorta), Emre Özer (Coface Sigorta), Tayfun Altıntaş (Güneş Sigorta), Hilmi Karamercan (Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu) katıldı.

    Konferans boyunca Sigorta Şirketlerinden ve farklı alanlardan gelen uzmanlar konferans konusu alanlarla ilgili gelişmeleri ve yenilikleri ele alırken yurtiçi ve yurtdışından gelen şirket ve kurum temsilcileri ikili görüşmeler yaptı. Yoğun bir katılımın yaşandığı konferans bu alanda yapılan en önemli etkinlikler arasında yer alıyor.

  • ATO Başkanı Baran: “Sigortacılık sektörü büyümeye müsait”

    Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, sigortacılık sektörünün yüksek bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu belirterek, “Türkiye’de sigortacılık sektörü cazip bir pazar. Ülkemizde üç araçtan sadece birisi sigortalı. Sigortalı konut oranı yüzde 35. Zorunlu deprem sigortasında bile oranımız yüzde 45’lerde. Sağlık sigortalı sayımız yaklaşık 2 milyon. Sigortacılık sektörü gelişmeye açık bir alan” dedi.

    ATO Sigortacılık Hizmetleri Meslek Komitesi’nin Türkiye Sigorta Acenteleri Federasyonu (TÜSAF) ve Başkent Sigorta Acenteleri Derneği (BASİAD) iş birliğiyle düzenlediği “Sigortacılık Sektöründeki Yeni Gelişmeler” konulu toplantı, ATO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan ATO Başkanı Baran, sigortacılık sektörünün hem bir tasarruf aracı olarak hem de sunduğu sigorta teminatıyla Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Baran, ekonominin kaynak ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunan sigortacılık sektörünün, dünyada gelecek vadeden sektörler arasında öne çıktığını bildirdi. Türkiye’de sigortanın öneminin deprem, sel, yangın gibi olaylardan sonra gündeme geldiğini kaydeden Baran, “Sigortanın faydalarının topluma anlatılarak, sigorta bilincinin geliştirilmesine yönelik birtakım faaliyetlerin yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Sektör 5 kat büyüdü”

    Türkiye’de sigortacılık sektörünün 2004-2014 yılları arasında yaklaşık beş kat büyüdüğüne işaret eden Baran, “Söz konusu büyüme ivmesi, Türkiye’nin sigorta alanında ne denli büyük bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemizde üç araçtan sadece birisi sigortalı. Sigortalı konut oranı yüzde 35. Zorunlu deprem sigortasında bile oranımız yüzde 45’lerde. Sağlık sigortalı sayımız yaklaşık 2 milyon. Ülkemiz, genç nüfusu ve bu nüfusa karşın düşük sigortalılık oranı nedeniyle cazip bir pazar olma özelliği taşıyor. Bu nedenle sigortacılık sektörü, yerli sermayenin yanı sıra yabancı yatırımcıların da ilgisini çekiyor” diye konuştu.

    “16 bin sigorta acentesi KOBİ kapsamına alındı”

    Baran, sektörün sorunlarını çözmek için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini belirterek, Başbakan Binali Yıldırım’ı ziyaretleri sırasında sigorta acentelerinin KOBİ statüsüne alınarak KOSGEB desteklerinden faydalanması konusunu çözüme kavuşturduklarını hatırlattı. Baran, ATO’nun girişimi üzerine sigorta acenteleri ve aracılarının “KOSGEB Tarafından Verilecek Hizmetler ve Desteklerden Yararlanacak Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler Listesi”ne dahil edildiğini ve Türkiye genelinde 16 bin sigorta acentesinin KOBİ kapsamına alındığını kaydetti.

    Meslek komitelerinin sektörel sorunlara vakıf olmasının önemine dikkat çeken Baran, “Komitelerimiz sektörlerinin sorunlarını tespit edip bize iletirlerse çözmek adına elimizden gelen her ne varsa yapmaya hazırız” dedi.

    “Dönem, iş yapma dönemi”

    ATO Sigortacılık Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Hacı Ali Yücel, konuşmasında, sigortacılık mesleğinin hak ettiği yere gelmesi için bazı yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini bildirdi. Sigortacılık Hizmetleri Meslek Komitesi olarak seçim öncesi verdikleri sözleri yerine getirmek için çalışacaklarını söyleyen Yücel, “Aynı ilkelere sahip bir ekip iş başında. Kısır tartışmalardan, polemiklerden uzak duracağız ve işimize bakacağız. Dönem kavga etme değil iş yapma dönemi” şeklinde konuştu.

    Aynı zamanda Başkent Sigorta Acenteleri Derneği (BASİAD) Başkanı da olan Yücel, devletin yönetim şemasının yeniden çizilmesinin sigortacılık mesleği açısından bir fırsat olduğunu kaydetti.

    Türkiye Sigorta Acenteleri Federasyonu (TÜSAF) Başkanı Murat Büyükçelebi ise sektörün bağımsız bir kurula ihtiyacı olduğunu belirterek, “Bu kurulun kurulması için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.

    Büyükçelebi, 5684 sayılı Sigortacılık Yasası’nın eksiklikler içerdiğini, acente tanımının yeniden yapılması gerektiğini kaydetti. Acentelerin gelirlerinin çok düştüğüne dikkati çeken Büyükçelebi, son iki yılda gelir kaybının yüzde 50-60’lara ulaştığını vurguladı. Büyükçelebi, acente gelirlerini artıracaklarını, nitelikli personel sorununu çözeceklerini ve sektörde dijitalleşmeyi sağlayacaklarını da sözlerine ekledi.

    Açılış konuşmalarının ardından ATO Sigortacılık Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Hacı Ali Yücel, günün anısına ATO Başkanı Baran’a bir plaket sundu ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde hazırlanmış bir sigorta poliçesi hediye etti.

  • Sigortacılık sektörü büyüyor

    Aksigorta Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, sigortacılık sektörünün haziran sonuçlarına göre aktif toplamının 47.2 milyar lira olduğunu belirterek, “Ülkemizde sigorta sektörünün gelişim ve büyüme potansiyeli çok yüksek” dedi.

    Başkan Dinçer, Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen ve şirket yöneticileri, kentteki bir otelde düzenledikleri basın toplantısında sigortacılık sektörüne ilişkin bilgiler aktardı.

    Uğur Gülen, zorunlu deprem sigortası ve kasko oranlarını yükseltmek için çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Adana’da her 3 evden birinin zorunlu deprem sigortası ve her 4 araçtan birinin kasko güvencesi var. Müşteriyi tanıyan ve anlayan şirket olma hedefiyle çaba gösteriyoruz. 2017 şirketimizin hamle yılıydı. 2018 ve sonrasında bu hamle çok hızlı devam edecek. Geleceği çok berrak görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Haluk Dinçer ise 2017 Eylül sonu itibarıyla hayat dışı prim üretiminin 27.3 milyar lira olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Hayat dışındaki üretim geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 3 arttı. Haziran sonuçlarına göre sektörün aktif toplamı 47.2 milyar lira. Sigorta sektörünün büyümesi ekonominin büyümesinden, yatırımlardan ve toplumun gelir seviyesinden farklı bir yerde düşünülemez. Bunun yanı sıra bireylerin alışkanlıkları ve bilinci de günden güne artıyor. Ülkemizde sigorta sektörünün gelişim ve büyüme potansiyeli çok yüksek.”