Etiket: şifa

  • Sare Davutoğlu: “Sağlık Merkezleri Adeta Şifa Ve Şefkat Kucağı Gibi”

    Neslişah Sultan Aile Sağlı Merkezi, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu’nun katılımıyla hizmete açıldı. Davutoğlu, “Kuruluşlar arasında ilk adım sağlık merkezleri diğerlerinden çok daha önemli ve daha anlamlı. Çünkü ilk adım sağlık merkezleri adeta şifa ve şefkat kucağı gibi” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Sare Davutoğlu, Neslişah Sultan Aile Sağlı Merkezi’nin Fatih’te gerçekleşen açılış törenine katıldı. Törende Davutoğlu’nun yanı sıra AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, Fatih Kaymakamı Ahmet Ümit ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir yer aldı. Protokol konuşmalarıyla başlayan tören Sare Davutoğlu’nun konuşma yapmak üzere kürsüye davet edilmesiyle devam etti. Davutoğlu, konuşmasının ardından açılış kurdelesini keserek Neslişah Sultan Aile Sağlı Merkezini hizmete açtı.

    “SAĞLIK MERKEZLERİ ADETA ŞİFA VE ŞEFKAT KUCAĞI GİBİ”

    Sağlık merkezleri açılışları hem bir vatandaş olarak hem bir hekim olarak katılmaktan büyük onur duyduğunu ifade eden Davutoğlu, “Katkıda bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğum güzel hizmetlerden bir tanesi. Bende Fatih Belediyesine bu önemli hizmetinden dolayı tebrik ederek sözlerime başlamak istiyorum. Kuruluşlar arasında ilk adım sağlık merkezleri diğerlerinden çok daha önemli ve daha anlamlı. Çünkü ilk adım sağlık merkezleri adeta şifa ve şefkat kucağı gibi. Diğer sağlık kuruluşlarımızda şifa ve sağlığın korunması yine ön planda olsa bile, mahallelerimizde halkımızın ilk olarak başvurduğu bu merkezler aynı zamanda şefkatinde merkezi konumunda. Bu merkezlerde halkımız ile sağlık çalışanlarımız arasında sadece profesyonel tıbbi bir ilişki yok. Bir mahallenin sıcak atmosferi bu merkezlerde izlenebilir. İnşallah tüm yurdumuzda aktif ve ideal olarak bu aile hekimliği sistemi oturduğun da, bunun hem kısa hem uzun vadeli sonuçlarını gördüğümüz gibi en yakinen ailenin tüm fertlerini sadece hastalık durumunda değil sağlığın korunmasıyla ilgili yapılması gereken spordan, aşıdan, sağlık taramalarından tüm sağlık hizmetlerinin gerçekleştiği merkezlere inşallah kavuşmuş olacağız. Halk sağlığı anlamında sağlığın korunması hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde çok daha başarılı çok daha huzurlu ve mutlu bireyler olması için büyük bir mesafe kaydetmiş olacağız” dedi.

    “SAĞLIK SEKTÖRÜMÜZ İLE HALKIMIZ ARASINDA ŞİFADAN VEFAYA BİR YOL KURULDU”

    Davutoğlu, “2010 yılından beri aile hekimliği sistemi ve aile sağlığı merkezlerinde sağlık sektörümüz ile halkımız arasında şifadan vefaya bir yol kuruldu. Ben ümit ediyorum ki bazı açılardan bir kısım sıkıntıların yaşandığı sağlıkta şiddet gibi, vefasızlık gibi veya hak edilen sağlık hizmetinin alınamaması gibi bazı sıkıntıların yaşandığı bu alanda ümit ediyorum ben aile sağlığı çok daha olumlu gelişmelere vesile olacak. Bu güzel zincire eklenen her yeni hizmet binası insanlarımız arasında sevgi ve şefkat köprüleri kuruyor. Allah sağlık çalışanlarımız ve hekimlerimiz ile hastalarımız arasında ki muhabbeti daim kılsın. Açılışını yaptığımız Neslişah Sultan Aile Sağlığı Merkezi gerçekten son derece özenli yapılmış bir mekan. İnşallah buraya hizmet almak için başvurmak isteyen bireyle sanatını icra etmek isteyen hekimler için çok güzel verimli çalışmalara vesile olacak. Tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın huzurla görevlerini yapmalarını temenni ediyorum. Bu mekanın sağlık ve şifa kaynağı olması duasıyla ben hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum” şeklinde konuştu.

    Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise, “Bu bizim Fatih Belediyesi olarak gerçekleştirdiğimiz 24. Aile Sağlık Merkezi. 2010 yılında İstanbul’da Aile Sağlık Merkezi uygulaması başladığında o dönemde İl Sağlık Müdürlüğü ve arkadaşlarımızla yaptığımız toplantıda en kolay bu uygulamaya geçen yer Fatih olmuştur. Çünkü biz zaten 2004 yılında başlamıştık bu çalışmalara. Bu anlamda başarılı bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Bu aile sağlığı merkezlerimizin hemen yanına PTT temsilcileriyle konuşup yaşlılarımızın insanlarımızın yürüyüş mesafesinde PTT faturalarını ödemeleri için ofis kurdurduk. Geldiğiniz için Fatih haklını onurlandırdığınız için teşekkür ederim” diye konuştu.

  • Şifa Üniversitesi Rektörü, Tıp Merkezlerinin Kapatılması Kararını Değerlendirdi:

    Şifa Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mehmet Ateş, üniversiteye bağlı 9 tıp merkezi için YÖK’ün verdiği kapatma kararını değerlendirdi. Ateş, ‘’Bu işlem savcılık ya da mahkemelerce yapılan bir operasyon, işlem değildir. Kapatma işlemleri üniversitemizin eğitim faaliyetlerini değil yalnızca sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binaları ile ilgilidir. 5 ilde, tıp fakültesi bulunan 23 vakıf üniversitesini ilgilendirmiş olmasına rağmen Türkiye’de sadece İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve İzmir Valiliği tarafından uygulamaya konulmuştur’’ dedi.

    İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün Valilik oluru ile ‘eğitim yapılmadığı ve sadece sağlık hizmeti verildiği’ gerekçesi ile Şifa Üniversitesi’nin 9 hastane ve polikliniğine ilişkin işlemi ile ilgili Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş basın toplantısı düzenledi. Şifa Üniversitesi Bornova Eğitim Araştırma Hastanesi’de gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Rektör Ateş, medyaya 11-12 Aralık 2015 tarihinde yansıyan üniversitenin sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binalarının kapatılması süreci adli bir süreç olmayıp tamamıyla idari bir süreç olduğunu belirterek, ’’Bu işlem savcılık ya da mahkemelerce yapılan bir operasyon, işlem değildir. Kapatma işlemleri üniversitemizin eğitim faaliyetlerini değil yalnızca sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binaları ile ilgilidir. Bu uygulamaya dayanak teşkil eden YÖK Yürütme Kurulu Kararı Türkiye’deki sağlık eğitimi veren, tıp fakültesi, uygulama merkezi, semt poliklinikleri bulunan tüm vakıf üniversitelerini kapsamaktadır. YÖK’ün 04.11.2015 tarih 228 sayılı “semt poliklinikleri” konulu kararı doğrultusunda yapıldığı iddia edilen uygulama ülkemizin 5 ilinde, tıp fakültesi bulunan 23 vakıf üniversitesini ilgilendirmiş olmasına rağmen Türkiye’de sadece İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve İzmir Valiliği tarafından uygulamaya konulmuştur’’ dedi.

    YÖK’ÜN BİLGİSİ VARDI

    Bornova Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 11 Mayıs 2011 YÖK Yürütme Kurulu Kararı ile kurulduğunu ifade eden Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş, ’’Üniversitemiz bünyesinde yer alan Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda, 2015-2016 eğitim öğretim yılı itibariyle 2 bin 663 öğrenci lisansüstü, lisans ve ön lisans programlarında kayıtlı olarak “akademik sağlık eğitimi” görmektedir. Bu kadar çok sayıda öğrenciye İzmir’de 8 ayrı yerde bulunan ek binalarımızda kaliteli bir eğitim verebilmek amacıyla gerekli sınıf akademisyen istihdamı sağlanmıştır. Tüm bu gelişmeler YÖK’ün bilgisi dahilindedir’’ dedi.

    EK BİNALARDA YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER İÇİN İZİN BAŞVURUSUNDA BULUNULDU

    Şifa Üniversitesi’nin her yıl YÖK tarafından denetlendiğini dile getiren Ateş, ’’Denetleme raporlarında ek binalarda verilen sağlık ve eğitim hizmetleri detaylı olarak irdelendiğini, kapatılan ek binalar bugüne kadar YÖK tarafından da Bornova Uygulama ve Araştırma Merkezi’mizin bir parçası olarak kabul edildiğini ileri sürdü. Ek binaların uygulama merkezlerinin bir parçası olup olmadığı sorusunun cevabı 8 Ağustos 2014 YÖK Yürütme Kurulu Kararı ile verildiğini ifade eden Ateş, ‘’Bu kararda ‘eğitim verilen tüm alanların uygulama merkezinin parçası olduğu’ kabul edilmektedir. 04.11.2015 tarihli YÖK Yürütme Kurulu toplantısında 2014 yılında alınan ek binaların uygulama merkezinin parçası sayıldığına dair kararın kaldırılmasına, semt polikliniklerinin faaliyetlerinin sona erdirilmesine, kapatma işlemlerinin tamamlanarak karardaki şartlara uygun olarak faaliyet gösterecek ek hizmet binalarının izin alınmak üzere 06.12.2015 tarihine kadar YÖK Yürütme Kurulu’na bildirilmesine karar verilmiştir. Bu karar doğrudan doğruya tüm vakıf üniversitelerine iletilmiştir. Üniversitemiz bu yazı üzerine, 594 sayfadan oluşan 04.12.2015 tarihli cevabi yazımız ile ek binalarımızda yürütülen eğitim öğretim faaliyetleri, çalışan akademisyen sayısı, akademisyenler nezaretinde yapılan uygulama ve stajlar, öğrenci sayısı, derslik kapasitesi, sosyal alanlar detaylı olarak belgeleriyle birlikte açıklanarak izin başvurusunda bulunmuştur’’ dedi

    TUTANAKLARA HER ŞEY GEÇTİ

    Üniversitenin ek hizmet binalarını İzmir Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğüne iletildiğini iddia eden Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş, ‘’Bu bilgilendirmelere rağmen İzmir İl Sağlık Müdürlüğü 07.12.2015 tarihinde üniversitemize yazı yazarak ‘Ek hizmet binaları ile ilgili Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına herhangi bir başvurunun olup olmadığı, alınmış izin belgesi var ise izin belgesinin bir örneğinin 09.12.2015 saat 13.00’e kadar müdürlüğümüze iletilmesi’ istenmiştir. İl Sağlık Müdürlüğü’nün bu yazısı üzerine 08.12.2015 tarihinde, ek hizmet binaları ile ilgili izin başvurumuzun 04.12.2015 tarihinde ekleri ile birlikte Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na sunulduğu bildirilmiştir.İl Sağlık Müdürlüğü bu yazımız kendilerine ulaşmasına rağmen 09.12.2015 tarihinde saat 13.15’de başlamak üzere, haber vermeden, tüm ek binalarımıza durum tespiti yapmak üzere ekiplerini göndermiştir. Yapılan incelemelerde, denetlenen ek binalarda eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü bizzat İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından tespit edilmiş, öğrenci isimlerine kadar tutanaklara geçirilmiştir. Görüldüğü üzere bu binalar gerçekten eğitim faaliyetlerinde kullanılmakta olup İl Sağlık Müdürlüğü tarafından da bu durum tescil edilmiştir. Durum tespiti için gelen ekiplere hiçbir yerde zorluk çıkarılmamış, görmek istedikleri her yer açılarak gösterilmiştir. Buna rağmen İl Sağlık Müdürlüğü, valilik oluru ile ek binaların kapatılmasına karar vermiş, kapatma işlemini polis marifetiyle gerçekleştirmiştir. Yaşanan bu süreç adli bir süreç olmamasına rağmen, idarenin çok sayıda polis ile kapatma işlemine gelmesi vatandaşlar üzerinde bunun bir operasyon olduğu algısı oluşmasına neden olmuştur’’ diye konuştu.

    TÜRKİYE’DEKİ TÜM VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİ KAPSIYOR

    Bu olayın idari idari işlem olduğunu ve Türkiye’deki tüm vakıf üniversitelerini kapsadığını ifade eden Ateş, ’’İzmir’de faaliyet gösteren başka bir vakıf üniversitesinin de iki ayrı uygulama merkezi aynı gün aynı işlemler sonucunda kapatılmıştır. Hatalı olduğuna inandığımız bu işlemin bir an evvel düzeltilmesi gerekmektedir. Aksi halde yaklaşık bin 500 çalışan, eğitim faaliyetlerinin aksaması nedeniyle öğrencilerimizin, sağlık hizmeti bekleyen çok sayıda randevulu hastanın mağdur olacak’’ dedi

  • Şifa Üniversitesi’nin 8 Hastanesine Kapatma Kararı

    Şifa Üniversitesi’ne bağlı 8 hastaneye ve Başkent Üniversitesi Zübeyde Hanım Uygulama Araştırma Merkezi’nin iki hastanesine kapatma kararı verildi.

    Edinilen bilgiye göre, İzmir Valiliği, Şifa Üniversitesi’ne bağlı 8 hastaneye ve Başkent Üniversitesi Zübeyde Hanım Uygulama Araştırma Merkezi’nin iki hastanesine ruhsatlarının eksik olduğu gerekçesiyle kapatma kararı verdi. Karar sonra İzmir polisi, belirtilen kararı hastanelere giderek yetkililere tebliğ etti.

  • Ereğli’de Şifa Hamamı Tadilata Alındı

    Konya’nın Ereğli ilçesinde Şifa Hamamı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından tadilata alındı.

    Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından ihalesi yapılan ve yüklenici firma tarafından başlatılan restorasyon çalışmalarını yerinde inceleyen Başkan Özgüven, tadilatı tamamlanacak Şifa Hamamının gerek Ereğli, gerekse Ereğli dışından gelen vatandaşların tarihle buluştuğu, tarih kokusunu hissettikleri mekan haline geleceğini söyledi.

    Şifa Hamamının özüne döneceğini ifade eden Başkan Özgüven, 15. yüzyılda yapılan ve günümüze kadar belli evrelerden geçmesine rağmen ayakta kalarak hizmet veren şifa hamamının kötü işletmeler nedeniyle özelliğini yitirme noktasına geldiğini kaydetti.

    Başkan Özgüven, “İşletmecilerden bazıları ekleme yapmış, bazıları sıva yapmış, bazıları boya yapmış ve hamamın özelliği yitirme noktasına gelmiş. Hamamın etrafı da çeşitli şekillerde doldurulmuş. Ecdadımızın tarihi bir miras olarak bıraktığı değerimize sahip çıkarak Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Vakıflar Bölge Müdürlüğüne yaptığımız müracaat sonrası Belediyemizin de destekleri ile şifa hamamı tadilata aldık. Restorasyon sonrası gerek tarihi anlamda gerekse hamam olarak yine Ereğli halkına hizmet verecektir. Yaklaşık 400 işgünü içerisinde tamamlanması öngörülen tadilatın sonunda Ereğli’nin bir değeri ortaya çıkarılmış olacak ve gerek Ereğli, gerekse Ereğli dışından gelen vatandaşların tarihle buluştuğu, tarih kokusunu hissettikleri mekan haline gelecektir. Ben emeği geçenlere teşekkür ediyorum, tadilatı gerçekleştiren arkadaşlarımıza kolaylık diliyorum” diye konuştu.

  • Kış Ayında Şifa Deposu Besinler

    Diyetisyen Elif Bilgin, kıy aylarında şifa deposu besinlerin tüketilmesi konusunda uyardı.

    Kış aylarının sebze meyveler açısından çok zengin olduğunu belirten Bilgin, şifa veren kış sebzelerini şöyle sıraladı:

    “Brokoli: A vitamini ve potasyumdan zengin, folik asit için iyi bir kaynak olan brokolinin mineral kaybı en az olacak şekilde pişirilmesi çok önemlidir. Bu nedenle az pişirilmeli ve haşlama suyu dökülmemelidir.Mineral ve demir eksiliğini gideren brokoli vitamin deposudur. Antikarsinojenik (kansere karşı koruyucu ) etkisi yüksek, kalsiyumdan zengin dolayısıyla kemik erimesine karşı koruyucu, lif oranı yüksek bir besindir.

    Bal kabağı: Yüksek A vitamini, fosfor ve kalsiyum içeren bal kabağı sadece tatlılarda değil; çorba ve mezelerde de kullanılmalı. Ayrıca lifli yiyeceklerin sık tüketiminin kolon kanserine karşı koruyucu olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. K,C,B6 VE A vitamini için iyi birer kaynaktır. Lifi bol bir sebze olan kabak, bağırsakları tembel olanlar için tercih edilmesi gereken sebzelerdendir. Kabak sebzesi potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir gibi madensel elementler içerir. Kabak bedeni temizler, sinirleri yatıştırır .Kemik erimesini önler.

    Pırasa : A vitamini ve kalsiyumdan oldukça zengindir. Sebzelerin kalsiyum içeriklerini sıralayacak olursak maydanozdan sonra en yüksek kalsiyum içeren sebze pırasadır. Kış aylarının vazgeçilmez sebzesi pırasanın antioksidan içeriği oldukça yüksektir. Yani kış aylarında hastalıklara yakalanma riskini azaltır. İçerisinde zengin vitamin ve mineral içeriği olan pırasa günlük lif ihtiyacınızın ortalama %6-10’unu karşılarken, günlük K vitamini içeriğinin %45’ini, C vitamini içeriğinin %5’ini karşılamaktadır. Tüm koyu yeşil yapraklı besinlerde olduğu gibi pırasa içerisinde de folik asit yüksek miktarda bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle gebelik düşünen kadınlar için ekstra önemli bir besindir.Kalp hastalıkları ve felçten koruyucu etkisi vardır.

    Brüksel lahanası: Kükürtlü sebzeler grubunda olduğu için güçlü bir kanser savaşçısıdır. Az pişirilmesi veya çiğ tüketilmesi gerekir. Brüksel lahanası, düşük kalori değerine karşılık potasyum ve demir gibi mineraller ile A, C ve E vitaminlerini yüksek oranlarda içeren çok yararlı bir besindir. C, E ile A vitamini (betakaroten) gibi antioksidan maddeleri yüksek oranda içerdiğinden kalp hastalıklarına yakalanma, kalp krizi geçirme ve katarak illetine tutulma riskini azaltır.. Gene yüksek oranda potasyum minerali içermesi nedeniyle yüksek tansiyonu düşürür ve tansiyonu belli düzeyde tutar.

    Kereviz: A, B, C vitaminlerinden zengin, fosfor, çinko, bakır, selenyum minerallerini içeren kereviz, bağışıklığı kuvvetlendirmekte ve gaz gidermede etkilidir. Antioksidan etkisi olan kerevizin içerisindeki “fitalid” adlı madde, kandaki stres hormonunu azaltıcı etkisi ile hipertansiyonu ve kolesterolü dengelemektedir.İdrar söktürücü,kan temizleyici, saknleştirici etkileri vardır. Özellikle eklem ağrıları olan kişiler mutlaka tüketmelidirler. Kerevzin kendisi salatalarda, çorbalarda, sebze yemeklerinde, yaprakları ise çeşni verici olarak tüm yemeklerde kullanılabilir.

    Havuç: Havuç önemli bir antioksidan kaynağıdır. A vitamini öncüsü beta karotenin çok önemli bir kaynağıdır. K ve C vitamini, diyet posası, potasyum, B6 vitamini, manganez, molibden, B1 ve B3 vitamini, fosfor, magnezyum ve folat içerir. Karotenoidler kalp hastalıkları riskini azaltan ve koruyucu etki gösteren önemli bileşenlerdir.

    Pancar: Kırmızı pancar A, B, C ve P vitaminlerinden zengindir. İştah açıcı, besleyici özelliği vardır. Bileşiminde bulunan ve radyoaktif bir eleman olan rubidyumun sindirim üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Pancar aynı zamanda fosfor, demir, bakır, potasyum, magnezyum, kalsiyum, brom, çinko ve manganez bakımından da zengindir. Bitki, beta karoten ve folat bakımından zengin yapısıyla bağışıklık sistemini güçlendirip kan yapımına destek verir. Kırmızı pancarın suyu en güçlü kan düzelticilerden biridir. Havuç suyu ile yarı yarıya karıştırılan kırmızı pancar suyu, içildiğinde alyuvarların sayısını kısa zamanda yükseltir. Özellikle soğuk algınlığı enfeksiyonlarının arttığı kış aylarında kırmızı pancarın tüketilmesi, vücudun direncini artırır. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder. Ayrıca mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Ancak pişirildikten sonra içindeki maddeler çok kısa bir sürede toksik maddelere dönüşebildiği için hemen tüketilmelidir.

    Turp: Turp gibi olmak terimine yakışır özellikte olan turp tam bir antioksidan kaynağıdır. Siyah turp, çok daha yüksek miktarda besin öğesi içerir ve böbrekler için yararlıdır. Potasyum için iyi bir kaynaktır. Halsizliğe iyi gelir. Tokluk hissi sağlar. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının giderilmesinde iyi bir yardımcıdır. Günde 1 kase doğranmış turp ara öğünde yenebilir.”