Etiket: Şeyin

  • Aktaş: “Bursa her şeyin en güzeline layık”

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Osmangazi Yörük, Manav ve Türkmen Dernekleri üyeleri ile bir araya geldi. Türkiye’nin sıkıntılarının birlik, beraberlik ve dayanışma ile aşıldığını söyleyen Başkan Aktaş, “Bursa her şeyin en güzeline layık” dedi.

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti Bursa İl Başkanı Ayhan Salman ile birlikte, Tophane Meydanı’nda faaliyet gösteren ‘Osmangazi Yörük, Manav ve Türkmen Dernekleri’ni ziyaret etti. Başkan Aktaş, dernek üyeleriyle bol bol sohbet ettiği toplantıda, Türkiye’nin geçmişten bugüne tüm sıkıntılarını birlik ve beraberlik ile aştığını söyledi.

    Bursa’ya hizmet etmenin kendisine onur verdiğini belirten Başkan Aktaş, “Bursa, çok özel, çok dinamik bir şehir. Burada olmak ve burada hizmet vermek onur verici. Bize emanet edilen bu göreve layık olmak için çalışıyoruz. Bu şehir, her konuda bütün güzellikleri hak ediyor. Burası ve benzeri dernekler çatısı altında güzel işler yapılıyor” diye konuştu.

    Derneklerin kültürel ve soysal faaliyetlerden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan yardımlara kadar pek çok anlamlı çalışmayı dayanışma haline gerçekleştirdiğini de anlatan Aktaş, bu tür faaliyetlerin yoğun emek istediğine de işaret etti.

    Osmangazi Yörük, Manav ve Türkmen Dernekleri Başkanı Dinçer Akyel, ziyaretinden dolayı teşekkür ettiği Başkan Aktaş’a çalışmaları hakkında bilgiler verdi.

  • Boydak Holding CEO’su Ertekin: “Bugün yaşıyor olduğumuz şeyin ekonomik gerekçelerle izahı yok. Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir”

    Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, dövizdeki hareketlilikle ilgili olarak, “Bugün yaşıyor olduğumuz şeyin ekonomik gerekçelerle izahı yok. Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir” dedi.

    Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, holding tarafından düzenlenen ‘İstikbalini Tasarla’ Mobilya Tasarım Yarışması’nın ödül törenine katıldı. Holding binasında düzenlenen törende konuşan Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, döviz hareketliliğiyle ilgili olarak, “Bugün itibariye şu yaşadığımız şeyin ekonomik gerekçeler ile ilgisi olmadığını, bunun toptan bir ekonomik savaş olduğunu herhalde herkes anlamıştır. Bunun artık iç siyaset malzemesi yapılabilecek, ben öyle sanmıyorum ama Türkiye’de ekonomiyi yöneten insanların beceriksizlikleri ile ya da almaları gerektiği halde almadıkları tedbirlerle izah edilecek tarafının herhalde anlaşıldığını düşünüyorum” dedi.

    Ertekin, “Biz petrol varilinin 30 dolar olduğu ve aynı dönemde cari açığın yüzde 10’lara yaklaştığı dönemleri yaşadık. O dönemlerde bile ur üzerinde bu kadar baskı olmadı. Bütün muhalif literatürü de tarayarak karşınıza çıktım. Geçen ay cari açık açıklandı ve bütün muhalifler ‘Son 47 yılın bütün kazanımları kayboldu, 1 yıl içerisinde 20 milyar dolar cari açık arttı’ dediler. Cari açığın geldiği nokta yüzde 6’dır. Oysa biz yüzde 10’ları gördük. Bugün petrol 70 dolar. Cari açığın yüzde 10 olduğu dönemde petrol fiyatı varil başına 130 dolardı. Niye petrolden örnek veriyorum? Maalesef bizim cari açığımızın 2 tane temel sebebi var. Bir tanesi enerji ihtiyacımızı giderebilmek için başvurduğumuz hammaddeler, 2’incisi de maalesef ithalata dayalı sanayi ve üretim rejimimiz var. Boydak Grubunda bile 3 tane endüstriyel şirketimiz var. Bunlardan 2 tanesi tamamen ithalata dayalı büyüme sergiliyorlar. Türkiye’nin en büyük üreticisi olan HES Kablo yılda 100 milyon dolara yakın ihracat yapıyor, 350 milyon dolardan fazla ithalatı var. Üretiminin tamamına yakını ithalata dayalı aldığı ürünler ile gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

    “Gün, tarafınızı belli etme günüdür”

    Siyasilerin aldığı yanlış kararlardan veya ihmallerinden dolayı bunları yaşamadıklarını kaydeden Ertekin, “Bir şeyin altının kalın kalın çizilmesi lazım. Gün, tarafınızı belli etme günüdür. Hesaplaşma günü değil, ç siyaset malzemesi yapma günü değil. Bugün siyasilerin yapmadıkları herhangi bir ihmallerinden dolayı, aldıkları yanlış bir karardan dolayı bunları yaşamıyoruz. Çünkü öyle olsa ekonomik göstergeler bunu destekler. Bunun destekleyecek bir ekonomik gösterge yok. Dün Türkiye’de işsizlik yüzde 10’duda bu sabah uyandık yüzde 20’yemi çıktı. Dün Türkiye’de cari açık yüzde 4 buçuktu, bu sabah uyandık bu sabah uyandık yüzde 12’yemi çıktı. Dün şirketler karlılık oranını açıkladılar, ikinci çeyreği yüzde 7.2 ile kapattık da dün bir hesap yaptık bizim büyümemiz eksilere mi döndü. Bunların hiç biri yok” şeklinde konuştu.

    “Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir”

    ‘Bugün yaşıyor olduğumuz şeyin ekonomik gerekçelerle izahı yok. Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir’ diyen Boydak Holding CEO’su Alpaslan Baki Ertekin, “Ben bunları karından konuşmuyorum. Birileri gibi sosyal medyada ahkam keserek söylemiyorum. Elimin altındaki donelerle, 15 bin tane çalışan 35 tane şirket ve Kayseri’nin en büyük holdingini yönetirken gördüğüm verilerle söylüyorum. Bugün yaşıyor olduğumuz şeyin ekonomik gerekçelerle izahı yok. Bu tamamen Türk’ün duruşuyla ilgilidir. ‘Rahibi bırakacaksın’ diyorlar. Burası muz cumhuriyetimi? Kim bunu sineye çekebilir. Eğer birilerini bırakmak bu kadar kolaysa o zaman sende Halk Bankası’nın genel müdür yardımcısını bırak. Adam bugün tutuklu olduğu suçla ilgili olarak, suç istinat edildiği tarihten itibaren 6 kere Amerika’ya giriş çıkış yapmış. Madem suçluydu ilk seferinde neden tutmadın da 7’incisinde tuttun. Burada hamasetle, siyasetle ilgisi yok. Günün sonunda hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız. Bu ülkenin bizlere sağladığı nimetlerin hepsinde de fazlasıyla istifade ediyoruz. Gün, nimetlerinden istifade ettiğimiz memleketin külfetlerine katlanma günüdür. Bu sabahtan beri mailime şirkette çalışan arkadaşlardan ‘Biz ne yapabiliriz’ diye mailler geliyor. Yapılacak te şey şudur. Bunun rasyonel bir gerekçesi olmadığı için psikolojiye oynanıyor. Panik olmamak lazım. Dün gece ABD’de, Türkiye’de ve Avrupa’da piyasalar kapalı. Açık olan uzak doğu piyasaları. Japonya’da yapılan 3-5 milyon dolarlık spekülatif alım emri ile kur 7.40’lara geliyor. bunun izah edilebilir, tanımlanabilir bir tanımı var mı?” diye konuştu.

    Sosyal medya üzerinden spekülasyonların yapıldığına dikkat çeken Ertekin, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Spekülasyon yapıyorlar. Bu vatanın 15 Temmuz’da sokaklara çıkıp tanklara kafa atan evlatları olduğu gibi sayıları çok az olmakla beraber vatan hainleri de var. Spekülasyon yapıyorlar. ‘Kişilerin bankadaki mevduatlarına el konulacak’ diyorlar. ‘Kişilerin döviz hesapları TL’ye çevrilecek’ diyorlar. ‘Serbest piyasa ekonomisinin olmazsa olmazı dalgalı kurdan vazgeçilecek, devlet sabit bir kur dikte edecek ve bu kuru baz alacak’ diyorlar. Bununla beraber oluşturacakları ortam içinde insanları bankalardan mevduatlarını çekmeye, yeniden döviz almaya yönlendirebileceklerini düşünüyorlar. 15 Temmuz’da maalesef insanlara bankalara gelerek mevduatlarını çekmeye çalıştılar ama bu kur hareketliliği sonrasında bankalarda biz olağanüstü bir hareketlilik yok. Olağan üstü hareketlilik döviz bürolarında var. Çünkü sağduyulu Türk insanı gidip elindeki dövizi bozduruyor. Yani Başkanının ve Hazine ve Maliye Bakanının çağrısına cevap veriyor. Bu bir suçtur. Ekonomik güvenliği tehdit gerekçesi ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bugün bu astı astarı olmayan haberleri yapan kişilerle ilgili yaptırım kararı aldı. Hazine ve Maliye Bakanımızın yaklaşımını çok olumlu karşılıyoruz. Açıklanan tedbir paketini şuan için yeterli olarak görüyoruz ve sonuna kadar destekliyoruz.”

  • Terim: “Burada hiçbir şeyin 3 puan kadar önemi yok”

    Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, 2-1 kazandıkları Akhisarspor maçı sonrası yaptığı açıklamada, “Bizim oynayacağımız takımı bizden önce hazırlıyor herkes. Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere. Şimdi öbür takımı hazırlarlar” dedi. TFF’nin kupa finali tarihini değiştirmesine yönelik eleştirilerde bulunan Terim, “30 milyon Galatasaraylıyı hiçe sayıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    Spor Toto Süper Lig’in 32. haftasında Galatasaray, deplasmanda karşılaştığı T.M. Akhisarspor’u 2-1 mağlup ederek, şampiyonluk yarışta önemli bir galibiyet aldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    İlk yarıda sahaya iyi bir oyun yansıtan sarı kırmızılı takımın ikinci yarıda düşüş yaşamasını neye bağladığıyla ilgili soruyu yanıtlayan Terim, “Açıkçası birçok sebep sayabilirsin ama oyunun kalitesi, birinci yarının ikinci yarıyla olan değişkenliği, ikinci yarıda Galatasaray’ın hiçbir istatistikte olmamasını konuşabilirsin. Burada hiçbir şeyin 3 puan kadar önemi yok. İlk yarı müthiş başlayan arkasından da golleri kaçıran bir Galatasaray’a ikinci yarıda hiç bir talimatımız olmadı. Son zamanlarda yapmadığım bir değişikliği yaptım. Mecbur kaldım oyuna müdahalede bulundum. Bana göre o da doğru bir müdahaleydi. Buna rağmen bir penaltı artı 3-4 tane net pozisyon kaçırdık. Yine söylüyorum 3 maç kala deplasmanda oynuyorsunuz, aradaki farkı korumak istiyorsunuz. Dışarıda veya içeride bir sürü şeyler oluyor. Baskılar oyuncuyu bazen bu hale getirebiliyor. Oyuncularım belki kötü ikinci yarı oynamış olabilirler. Herkes isteğinin bilincinde hareket etti. Elinden geleni yapmaya çalıştı. Bu da 3 puana yetti dolayısıyla çok kritik bir yerde 3 puanla dönmek müthiş bir şey. Geçmişte iyi oyunlarımız çok oldu. İleride iyi oyunları tekrar takdim ederiz. 3 puanlar bazen iyi oyunlardan daha önemlidir. Aslan gibi de 3 puan aldık. Ondan sonra ‘o bu kadar koştu’, ‘bu o kadar pas yaptı’. Onlar da konuşulur. Herkesin kendine göre bir görüşü de olabilir. Herhalde artık bir içeri bir dışarı kaldık. Bizim oynayacağımız takımı bizden önce hazırlıyor herkes. Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere. Şimdi öbür takımı hazırlarlar. Dolayısıyla oyuncularımı kutluyorum. Takımıma lazım olan bir 3 puandı“ dedi.

    Gomis’in penaltı kaçırması

    Golcü oyuncu Gomis’in son dönemdeki performans düşüklüğü ve kaçırdığı penaltıyla ilgili sorulan soruyu yanıtlayan Terim, “Açıkçası golcüler bazen bunu yaşayabilirler. Ben de biliyormuş gibi bir penaltı daha olursa ona attıracağım dedim. Ama penaltıdan daha kolay pozisyonlar da vardı, olmadı. Çok istediği için bazen olmayabilir. Bugün bizim takımımızın önemli bir parçasıydı. Bizim ona ihtiyacımız var. Bir daha olsa bir daha attırırız. Kendi istemeyene kadar. Biraz morali bozuktu kendisine de aynı şeyleri söyledim. Kazandıktan sonra bunlar tolare edilebilir. Başka bir skor olsaydı daha çok üzülmesine dalalet olabilirdi. O yüzden kazandıktan sonra çok önemli değil” ifadelerini kullandı.

    TFF’nin kupa finali gününü değiştirmesiyle ilgili

    Bir gazetecinin, “Allah’ın adaleti şaşmıyor” ve “Rakiplerimizi hazırlıyorlar” gibi söylemlerinin gerekçelerini sorması üzerine konuşan Terim, “Bence o her şeyi görüyor ve Allah’ın adaleti de şaşmıyor. Bugün berabere de kalabilirdik, mağlup da olabilirdik, çok da farklı yenebilirdik. Herkesin adaleti şaşıyor ama onun adaleti şaşmıyor. Çünkü konuşmuyoruz, seslenmiyoruz belki ama bu görmüyoruz, izlemiyoruz anlamıyoruz manasına gelmesin. Her şeyin farkındayız. Ama mümkünse konsantre vaziyetinde kalmak istiyoruz. Muhakkak ki bir defa konuşacağım. Bu son maçtan sonra mı olur, daha önce mi olur bilmiyorum. Enteresan işler oluyor. Ben de bu kadar gergin bir ortamda ben de germek istemiyorum dışarıda. O yüzden ‘adalet şaşmıyor’ diyorum. Yerli yerine oturuyor her şey. Açıkçası ben tamamen ben takımıma konsantreyim. 2 hafta daha böyle olacak. Şöyle bir örnek vereyim size; eğer kazanmasaydık bunu söylemezdim size belki sonra söylerdim. Şimdi dünyanın ne tarafında görülmüş çok önceden karar verilmiş bir kupa finali, kupa finalinden 5 gün önce cuma günü bir gün sonraya alınıyor. Bizim Akhisar ile oynayacağımız kupa yarı final maçından önce Pazar günü Başakşehir ile oynadık. Çarşamba kupa oynadık, cumartesi Alanya. Bizim rakibimiz cuma günü burada Beşiktaş ile oynadı. Biz pazar günü Başakşehir ile oynadık, Çarşamba günü elendik. Tebrik de ettik zaten. Bir bahane de bulmadık.Federasyona biz resmi olarak Galatasaray kulübü adına müracaatta bulunduk. ‘Biz Pazar günü böyle oynadık, çarşamba günü de kupa oynadık. Cumartesi günü de Alanya’ya bir tek biz gidiyoruz. Rakiplerimiz İstanbul’da. Bari şunu pazar günü 16.00’da oynayalım’ Yazılılara cevap vermiyorlarmış sözlü olarak da başkana verdikleri cevap değiştiremezlermiş. 6 günde 3 maç oynadık. Elendiğimiz için söylemiyorum. Şimdi 4. güne aldınız. Biz 3. gün deplasmana gittik. Şimdi kimseye sormadan, hiçbir gerekçe göstermeden cuma günü kupayı Perşembe’ye aldım diyorsunuz. Ya diyorsunuz ki ‘Akhisarcım sen çok üzme kendini, perşembe günü sana 4 gün veriyorum’ Halbuki çok önceden alınmış bir karar öyle değil mi? Kimse konuşmuyor. Hani stüdyolarda ‘fikstürü zor, ne dediğini anlamadık’ hani hiç kimse konuşmuyor. Kimseye bir gerekçe göstermeden 30 milyon Galatasaraylıyı hiçe mi sayıyorsunuz? Futbol federasyonu iyi hatırlayacaktır, özellikle de Ufuk Özertem. Çarşamba şampiyonlar ligi Braga maçından sonraki maçımızı cumartesi yerine cumaya almışlardı yanlışlıkla. Onun bile iptalini istemeyen birinden bahsediyorsunuz. Orada UEFA temsilcisi var. UEFA’da herhangi bir final maçı öncesi 5 gün önce kimseye hiçbir gerekçe göstermeden bir şeyi değiştirebilir misin? Çıksın anlatsın. 30 milyonluk Galatasaraylıyı hiçe sayıyorsunuz. Bu ve bunun benzeri konuları daha sonra Allah nasip ederse konuşacağız. Yeri geldiğinde gayet sakin, nezaketli şekilde konuşacağız. Yani bilmiyoruz, görmüyoruz manasında değil” diye konuştu.

    “Açıkçası son günlerde hiçbir şey beni şaşırtmıyor”

    ’Akhisar’ın ikinci yarıdaki performansına şaşırdınız mı?’ sorusuna da cevap veren Terim, “Yok hayır. Eğer Galatasaray iyi oynuyorsa hiçbir sorun yok. Galatasaray başka bir şeye bürünmüşse buradaki gibi yani 3 puan için skoru korumak gibi. Oyuncuların kafasında bu vardı, benim hiç böyle bir felsefem olmadı. Ama bazen bu olur. O yüzden gayet doğal. Esasında ilk yarının bir benzeri de olabilirdi Akhisar bize çok hücum ederken. Aldığımız her top pozisyon oldu. Onda çok başarılı olamadık. Sakatlık yaşadık, erken değişiklik yaşadık. O yüzden şaşırtmadı. Açıkçası son günlerde hiçbir şey beni şaşırtmıyor” dedi.

  • Aksoy; “Ülke menfaatini her şeyin üstünde tutmak temel şiarımızdır”

    Eğitim-Bir-Sen Aydın Şube Başkanı Tevfik Aksoy, imzalanan toplu sözleşmeyi değerlendirdi.

    Aydın Eğitim-Bir-Sen Başkanı Tevfik Aksoy, toplu sözleşmeyle ilgili yaptığı açıklamada; “Öncelikle söze geçmiş yıllardaki alınan zam oranlarına bakarak değerlendirmeme başlamak istiyorum. 2003 yılında enflasyon 18.36,zam 9, yetkili sendika KESK’dir.2006 yılında enflasyon 9.65, zam 2.5+2.5 yetkili sendika TES’dir. 2008 enflasyon 10,60 zam 2+2 yetkili sendika TES’dir. Bu örnekler yılların içerisinde mevcut olarak görülmektedir. 4. dönemde imzalanan toplu sözleşmeyi daha önceki örneklerle kıyaslandığı zaman başarısız bir toplu sözleşme olarak görmüyoruz. Memur Sen’e bağlı Eğitim-Bir-Sen ilk kez yetkili olduğu 2012-2013 yıllarında ise sadece eğitime özel 18 kazanıma imza atmıştır.2013 yılında imzaladığı tarihi sözleşme ile de Kamu İşveren Kurulu’nun ilk teklifini öğretmenler için yüzde 87,5, 4/C’liler için 233 taban aylık için ise tam yüzde 75 artmıştır. Bu toplu sözleşmede hükümetin ilk teklifinin bütçe olarak maliyeti 5 milyar TL iken, altına imza attırdığımız toplu sözleşmenin maliyeti 8 milyar TL olmuş; böylece kamu görevlilerine bütçeden ayrılan payı Memur-Sen oransal olarak yüzde 60,tutar olarak 3 milyar artırmıştır. 2015 yılına gelindiğinde ise yine tarihi bir imza ile iki yıllık toplamda yüzde 19,2’lik bir zam aldık. Nöbete ücret 450 bin eğitim çalışanı için ilave bir derece, sınav ücretlerinin yüzde 250 artırılmasıyla adaletsizliğin giderilmesi, başka konfederasyonların hayal bile edemeyeceği kazanımların mimarı olduk” dedi.

    İmzalanan son toplu sözleşmeye de değinen Aksoy, “Sendikacılık da çığır aşan konfederasyonumuzdan beklenti büyüktü. Çünkü çıtayı çok yukarılara taşımıştık. Kamu İşveren Heyeti tarafından sunulan ilk teklifi ‘Bu teklif kabul edilemez’ şeklinde reddedip masadan kalkan konfederasyonumuz ilkeli bir duruş sergiledi. Kamu İşveren Heyeti’nin teklifi ikinci kez güncellemesi ile ‘Müzakereye hazır, imzaya uzağız, yeni teklifler bekliyoruz’ diyerek teklifin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettik. Uzun, yorucu ve uykusuz geçen saatlerin akabinde bir çözüme ulaşıldı ve Memur-Sen olarak iki yıllık yüzde 17,54 kümülatif zam olmuştur. Bu iki zammın bütçeye, 1.teklif: 2 yıllık toplamda 27 milyar tl pay aktarılması anlamına geliyor iken; imza altına alınan sözleşme ile kamu görevlilerine 2 yıllık toplamda 36 milyar tl daha pay aktarılmış oldu. Konfederasyonumuz uzun pazarlıklar sonucu bütçe payını 9 milyar artırmıştır. Kazanımlarımız sadece bununla kalmamış, maaş zammına ilişkin genel artış oranı dışında, gerek genel toplu sözleşmede gerekse hizmet kolu toplu sözleşmelerinde yer alan 258 kazanıma imza atılmıştır. Eğitim iş kolunda öğretim yılı hazırlık ödeneği 2018 yılında 1130 TL, 2019 yılında 1180 TL yaygın eğitim kurumları öğretmenlerin ek ders ücreti eğitim ihtiyaçlarını belirleme süreleri için 2 haftayı geçmemek üzere 15 saat ek ders ücreti ödenir. Kurs merkezlerinde görev yapan diğer personele fazla çalışma ücreti 3 katı tutarında ödenmesi 20 saat ek ders alan okul müdürlerine +4 saat müdür yardımcılarına +1 saat ilave ücret ödenmesi gibi birçok kazanımlar elde edilmiştir. Muhakkak ki çalışanlar daha fazla maddi ve manevi kazanım altına alınmayı hak etmektedir. Yalnız unutulmamalıdır ki ülkenin menfaatini her şeyin üstünde tutmalıyız” diye konuştu.

    “Biz sendikacılığı kıymetli dava adamı Mehmet Akif İnan’dan miras aldık” diyen Aksoy, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Onun onurlu duruşu bizlere şunu öğretti, ‘Önce millet, memleket’ Biz son yaptığımız toplu sözleşmede, ondan bir önceki toplu sözleşmenin sadece 1,5 puan altına imza attık. Bugün, 15 Temmuz’dan sonraki süreç hala devam ederken, darbe ve işgallerle elde edilemeyenlerin başka hainliklerle elde edilmeye çalışıldığı bir savaş sürerken, imza atmadığımız bir masanın, imza attığımız masadan daha ağır sonuçlar doğuracağı muhtemelken, ülkemize olan sevdamız her şeyden daha özgür basmış. Bizler 5 milyon memurun ve buna bağlı olarak 20 milyon insanın, doğal olarak da tüm memleketin huzur ve ferahına en uygun adımı attık biiznillah. Biz yüzde 20-30 zam alıp günü kurtararak, yüzde 100-200 zamlarla cebimizden gidenlerin müsebbibi olmaya değil, zora ve mücadeleye ortak olmaya talibiz”

  • Bakan Zeybekci: “TBMM bütün dertlerin, her şeyin çözüm makamıdır”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, CHP’nin başlattığı yürüyüşü eleştirerek, “Türkiye Büyük Millet Meclisi ki bütün dertlerin, her şeyin çözüm makamıdır. Kanun teklifi verirsin, bununla ilgili bir kanun önerirsin, AK Parti olarak bizde buna eğer uygun görürsek destek verilerek gereği yapılır” dedi.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Kars İl Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Zeybekci, yaptığı konuşmada, CHP’nin yürüyüşünü eleştirerek, “Birileri yoldan çıkmış. Allah’ın kulu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bu dokunulmazlıklarla ilgili meydan okuyan sen değil miydin? Kaldıralım dokunulmazlıkları mahkemeler yargılasın. Özgür mahkemeler yargılasın diyenler siz değimliydiniz? Adı geçen şahısla ilgili de mahkeme dosya, mahkeme dosyasının üzerindeki dokunulmazlığı hep beraber kaldırmadık mı? Beraber kaldırdık dosyanın üzerindeki dokunulmazlığı, bu dosya yargılanmaya başladı. Bu ülkenin ve bu milletin sıralarını, kardeşlerine uzattığı o eli, dünyaya deşifre etmek isteyenler yargılandı” dedi.

    “Türkiye’de bir milletvekili tutuklansın yargılansın, kim bundan zevk alır Allah aşkına, ama her kim ki bir suç işledi bunun karşılığı sorulacak” diyen Zeybekci, “Bunun bir yolu var mıdır? Vardır. Gelirsin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu milletvekilinin tutuklanmasıyla ilgili ceza evine gitmesiyle ilgili, aldığı ceza ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi ki bütün dertlerin, her şeyin çözüm makamıdır. Kanun teklifi verirsin, bununla ilgili bir kanun önerirsin, AK Parti olarak bizde buna eğer uygun görürsek destek verilerek gereği yapılır” diye konuştu.

    “Sen yürüdün diye mahkeme kararını mı değiştirecek”

    CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürümesiyle mahkeme kararının değişmeyeceğine dikkat çeken Bakan Nihat Zeybekci, “Yürüdün ne olacak? Sen yürüdün diye mahkeme kararını mı değiştirecek. Hakimler kararını mı değiştirecek? Yürüdün ne olacak? Millet senin dokunulmazlıkla ilgili o efeliğini veyahut ucuz kahramanlığını unutacak mı? Biz bunda bazı sakıncaların olacağını biliyorduk. Ama diğer taraftan her kim ki bu memlekette suç işledi günü geldiğinde o suçun cezasını mutlaka ve mutlaka verilir. İhanet, ihanetin cezası verilecektir. Mahkemeler bu aziz milletin adına karar veriyor. Mahkemeler karar verirken, hakim yaz diye karar yazdırırken, başına şu cümleyi koyuyor. ‘Türk milleti adına’ bu millet adına karar veriyor. Bu millet adına verilen kararın, evet bununla ilgili bir çözüm makamı varsa Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Milletin iradesi, her türlü kanunla ilgili düzenleme yapmaya yetkilidir” şeklinde konuştu.