Etiket: sevmek

  • BAÜN’de anlamlı etkinlik: “Sevmek İçin Engel Yok”

    BAÜN’de anlamlı etkinlik: “Sevmek İçin Engel Yok”

    Balıkesir Üniversitesi ve Uluslararası Down Sendromu Federasyonu iş birliğinde “Sevmek İçin Engel Yok” temalı bir farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında Balıkesir Valisi Hasan Şıldak ve il protokol üyeleri ile spor ve sanat dünyasından isimler, Down sendromlu gençler ve çocuklarla buluştu.

    Çağış Ka1mpüsü Burhan Erdayı Spor Salonunda gerçekleştirilen etkinliğe; Balıkesir Valisi Hasan Şıldak’ın yanı sıra Balıkesir Milletvekilleri Adil Çelik, Belgin Uygur, Yavuz Subaşı, Mustafa Canbey, Pakize Mutlu Aydemir, Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Cumhuriyet Başsavcısı Alpaslan Kaplan, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Ertem Küçük, Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlter Kuş, İl Emniyet Müdürü Hasan Onar, İl Jandarma Komutanı J. Kd. Alb. Tarık Hekimoğlu, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Ekrem Başaran, Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Ekrem Gökay Yüksel, il protokolünden temsilciler ile spor ve sanat camiasından tanınmış isimler katıldı.

    Etkinlikte ilk olarak Balıkesir Valisi Hasan Şıldak ve protokol üyeleri, Down sendromlu gençler ve çocuklar ile bir araya geldi. Karşılıklı penaltı atışlarının yapıldığı, eğlenceli paylaşımların gerçekleştirildiği etkinlikte, Vali Hasan Şıldak ve protokol üyeleri, günün anısına madalyalarını takdim ettikleri gençler ve çocuklarla hatıra fotoğrafları çekildi.

    Etkinlikte daha sonra, Balıkesir Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğretim elemanlarının yanı sıra spor ve sanat camiasından; Açelya Elmas, Büşra Ahlatçı, Emre Aşık, Erkan Kolçak Köstendil, Mustafa Kocabey, Nuri Alço, Şenol İpek ve Ümit Şamiloğlu’nun katılımıyla, Down sendromlu çocuklar ve gençlerle salon futbolu gösteri maçı gerçekleştirdi. Etkinlik, plaket töreni ve hatıra fotoğrafları çekimi ile sona erdi.

  • Bebekleri sevmek amaçlı da olsa havaya zıplatmayın

    Hırpalanmış Çocuk Sendromunun ölüme kadar giden sonuçlara yol açtığını ifade eden Prof. Dr. Meltem Ceyhan Bilgici, konuyla ilgili ailelerin bilgilendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bilgici, “Bıkmış aileler, durmadan ağlayan bebekleri sarsmaya başlıyor. Çocuğu havaya atmak, zıplatmak yine bunlar sevme amaçlı yapılıyor. Beşikte ya da ayakta hızlı şekilde sallamak bebeğe zarar verebiliyor” dedi.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyolojisi Anabilim Dalı ve Pediatrik Radyolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meltem Ceyhan Bilgici, Hırpalanmış Çocuk Sendromu’nun (çocuk istismarı) çocukta geri dönüşü olmayan şekiller bırakan ve ölüme kadar giden ciddi sorunlarının yanında hukuki sosyal yönleri bulunan önemli bir sağlık problemi olduğunun altını çizdi. Toplumlarda çocuklara uygulanan şiddetin geniş ölçüde gizli kaldığı ve sıklığının belli olmadığına değinen Prof. Dr. Bilgici, istismara uğramış çocukların çoğunun tıbbi yardım alamadığını belirtti. Durumları ağır olan çocukların hastaneye yataktan ve kucaktan düşme gibi farklı öykülerle sağlık kuruluşlarına getirildiğini aktaran Prof. Dr. Meltem Ceyhan Bilgici, bu nedenle istismarın akla gelmediği ve tanı konulamadığını kaydetti.

    İstismara uğrayan çocuklarda yumuşak doku zedelenmelerinden sonra en sık görülen zedelenmenin iskelet sisteminde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bilgici, “Çocuk istismarı nedeniyle oluşmuş kırıkların yaklaşık yüzde 80’i 1.5 yaş altı çocuklarda, görülür. 1 yaş altı çocuk kırıklarının yaklaşık yüzde 25’i istismar nedeniyle olur. İstismarın varlığı açısından en şüphelendirici bulgu, kırıkları açıklayacak uygun bir öykünün bulunmamasıdır. Çocuğun yaşı ile uyumsuz kemik kırıkları şüphe uyandırmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    “Ölüme kadar giden sonuçlar olabiliyor”

    Çocuk istismarına hastanede tanı koymada güçlükler yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Bilgici, “Tespit edilemeyen kırıklar radyolojik incelemeyle saptanabilir. Bazı özel radyolojik bulgular var. Bu sarsılma sırasında beyin hizarlarında kanamalar, kemiklerde kırıklar olabiliyor. Ancak şüphelenip radyolojik incelemeler yapılırsa bunlar ortaya konulabiliyor. Öteki türlü tanı konulamayabiliyor. Bu çocuklar tanı konulmadan aileye verilebiliyor, ya da bu bebeklerde ölüme kadar giden sonuçlar olabiliyor” dedi.

    Ailelere önemli uyarı

    İstismarın sadece çocuklara zarar vermek amacıyla yapılmadığının altını çizen Bilgici şöyle konuştu:

    “Onu özellikle belirtmek istiyorum. Kamunun bu şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle aileler 6 ayın altındaki bebekleri için en büyük sebebin ağlama olduğunu söylüyorlar. Durmadan ağlayan bebeklere bıkmış aileler, bebeği sarsmaya başlıyor. Bunun dışında sevme amaçlı olabiliyor. Çocuğu havaya atmak, zıplatmak yine bunlar sevme amaçlı yapılıyor. Beşikte ya da ayakta hızlı şekilde sallamak bebeğe zarar verebiliyor. Çünkü bebeğin boyun kasları zayıf olduğu için boynunu tutamıyor. Öte yandan beyinde zedelenmeler ortaya çıkabiliyor. Yine bu sarsılmaya bağlı kemiklerde kopma ve kırıklar oluyor. Biz tanıyı koyabiliyoruz, ama önemli olan bu çocuklara zarar gelmeden ailelerin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Doğan bebekleri kucaklarına alırken bilgilendirme yapılması geliyor. Aile bunu çocuğa bilinçsizce yapıyor. Ya da bunu farklı nedenlerle getiriyor. ‘Benim çocuğum emmiyor, donuk bakıyor’ oysa çocuğun beyin kanaması var ve bunu bilmeden yapıyor. Gelişim sürecinde en riskli dönem 1 yaş altı.”

  • Ormanda sevmek istediği yılan hastanelik etti

    Kastamonu’nun Cide ilçesinde gezmek ve kestane toplamak için ormana giden genç, ormanlık alanda gördüğü yılanı eline alıp sevmek isteyince yılan tarafından sokuldu.

    Cide ilçe merkezinde yaşayan 29 yaşındaki Okan Duru, kestane toplamak ve gezmek için Kasım köyü üzerindeki ormanlık alana gitti. Duru, kestane toplarken 80 cm büyüklüğünde boz bir yılan gördü. Çevre ve doğa sevgisiyle tanınan genç, yılanı eline alıp sevmek isteyince yılan tarafından kol bölgesinden sokuldu. Ormanlık alana beraber gittiği arkadaşı Gökhan Gülcan’ın ilk müdahalesinin ardından Duru, 112 Acil Servis ekipleri tarafından Cide Devlet Hastanesine kaldırılarak müşahede altına alındı. Sağlık ekiplerinin ilk belirlemelerine göre yılanın zehirli olduğu tespit edildi.

  • ’Sevmek bana ağır geldi’ dedi intihar etti

    Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bir şahıs, “Sevmek bana ağır geldi. Herkes hakkını helal etsin” yazılı not bıraktıktan sonra intihar etti.

    Edinilen bilgiye göre, İzmit Yenidoğan Mahallesi Kayadibi Sokak’ta meydana gelen olayda bir fabrikada işçi olarak çalışan E.A. (30), evinde kendini iple asarak intihar etti. Sabah saatlerine işe gitmeyen E.A’yı yakınları merak etti. Kayadibi Sokak’ta bulunan 2 katlı evine giden yakınları ise genç adamı kendini iple asmış şekilde buldu. İntihar etmeden önce yakınlarına ‘Kimse ölümümden sorumlu değildir. Sevmek bana ağır geldi. Herkes hakkını helal etsin’ şeklinde not bırakan gencin intiharı ile ilgili polis soruşturma başlattı.

  • Çok kıskanmak, çok sevmek değildir

    İnsan doğasında var olan doğal bir duygudur kıskançlık. Aşırı sahiplenmeyle birlikte ortaya çıkan bu durum, kıskanılan kişiyi rahatsız ettiği gibi bu duyguyu uç noktalarda yaşayan kişi için de tehlikeli hale gelebiliyor.

    Uzmanlar bu durumda kıskanan tarafın mutlaka tedavi görmesi gerektiğini söylüyor. Reem Nöropsikiyatri Merkezi kurucusu Dr. Mehmet Yavuz, kıskançlık duygusunun altında en sık gözlemlenen sebeplerin; özgüven eksikliği, karşı tarafa güvenmeme ve karşı tarafı kaybetme korkusu olduğunu belirtiyor. Yavuz’a göre bu olaylara maruz kalan kişinin bu duygusunun tetiklenmesi için romantik ilişki yaşadığı kişiyle güven sarsıcı bir olay yaşıyor olması da gerekmez. Kaybetme, terk edilme korkusu ve sevgiden mahrum kalma durumu kişi için son derece yıkıcı olabilir.

        Kıskanılan kişinin ise zamanla kendini kafese konulmuş gibi hissedeceğini belirten Yavuz, “Bunalan kişinin zamanla psikolojisi de bozulur, huzursuz olur ve hırpalanır. Kıskanan kişiyle konuşamaz ve derdini dahi anlatamaz hale gelir. Bu noktada ise bu kişiden ayrılma yollarını arar. Veyahut kıskanılan kişinin yakınmaları sonucu ilişkinin çıkmaza girmesiyle profesyonel yardıma başvurulur.” diye konuşuyor. Romantik ilişkilerin, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinin hayatlarına müdahil olunmadığı durumlarla sağlıklı olarak ilerleyeceğini dile getiren Yavuz, şöyle konuşuyor: “Önemli olan, başkalarının özel hayatına saygı göstermektir. Birbirini seven iki insanın birbirlerini ölçülü derecede kıskanıyor olması sevimli bir duygudur ancak aşırı kıskançlık çok sevmeden kaynaklanan bir duygu değildir. Sağlıklı ilişkilerde çiftler birbirlerinin benliklerini eritmeden aynı potada var olabilirler. Birbirlerinin farklı zevklerine ve isteklerine değer verirler. Çiftler birbirlerini önemserler, kıskanırlar ama birbirlerini sıkmazlar.”