Etiket: Seviyor

  • Tüketicilerin yüzde 57’si yeni ürünleri denemeyi seviyor

    ‘Yılın Seçilmiş Ürünü’ (YSÜ) programı kapsamında yapılan araştırmaya göre, Türk tüketicilerinin yüzde 57’si yeni ürünleri denemeyi severken, 25-34 yaş grubu yeni ürünleri denemeye en açık yaş grubu olarak öne çıkıyor.

    Kazanan ürünlerin tüketicilerin oylarıyla belirlendiği ve Türkiye’de 3’üncü kez gerçekleştirilen ‘Yılın Seçilmiş Ürünü’ (YSÜ) programı kapsamında Nielsen’in yaptığı araştırmaya göre,Türk tüketicilerinin yüzde 57’si piyasaya çıkan ‘yeni’ ürünleri denemeyi severken, yaş grubu özelinde 25-34 yaş grubu yeni ürünleri denemeye en açık yaş grubu olarak öne çıkıyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Gaziantep, Samsun, Malatya, Kayseri, Tekirdağ, Trabzon, Erzurum olmak üzere 12 ilde 4.053 tüketiciyle yüz yüze yapılan araştırma sonuçlarına göre, 45-55 yaş grubundaki tüketiciler ise yeni ürünleri denemekte diğer yaş gruplarına göre daha isteksiz davranıyor.

    Yeni ürünün fiyatı satın almayı etkiliyor

    Tüketicilerin yarısından fazlası yeni ürünleri denemeyi tercih etse de, ürünün fiyatının uygun olması, arkadaş ve iş çevresindeki bireylerin yönlendirmeleri, yeni ürünleri deneme isteği gibi dinamikler satın alma kararını etkiliyor. Araştırma, kadın tüketicilerin erkeklere kıyasla, ‘yeni’ etiketli bir ürün satın almaya daha eğilimli olduğunu da ortaya koyuyor. Ürün memnuniyeti AB grubu tüketicilerde kilit önem taşırken, memnun kalabilecekleri yeni bir ürün için daha fazla ödeme yapabileceklerini belirtiyorlar.

    45-55 yaş grubu en isteksiz

    Araştırma sonuçlarına göre 25-34 yaş grubu yeni ürünleri denemeye diğer yaş gruplarına göre daha açık durumda. 45-55 yaş grubundaki tüketiciler ise yeni ürünleri denemekte diğer yaş gruplarına göre daha isteksiz davranıyor.

    Medya tüketici farkındalığını etkiliyor

    Araştırma sonuçlarına göre, Türk tüketicilerinin yüzde 53’ü ‘Yılın Seçilmiş Ürünü’ logosuna sahip bir ürünü satın alacağını belirtiyor. Araştırmada sunulan yanıtlara göre, yeni ürünler hakkında farkındalık yaratmada en büyük rolü medya önemli oynuyor. Medyanın ardından sosyal medya ve marka web siteleri gibi çevrimiçi kaynaklar tüketici farkındalığını etkiliyor.

    Türk tüketicileri hangi yenilikçi ürünleri seçti?

    ‘Yılın Seçilmiş Ürünü’ programı kapsamındaki Tüketici İnovasyon Ödülü 2018’de Çocuk Çikolata kategorisinde Kinder Joy, Katma Değerli Süt Ürünleri kategorisinde Pınar Protein Yoğurt & Pınar Protein Süt, Gıda Takviyeleri kategorisinde Brodil Herbal Bitkisel Ekstreler İçeren Propolisli Sıvı Takviye Edici Gıda, Cilt Sağlığı kategorisinde Bepanthol Sensiderm Kaşıntı Giderici Krem, Maden Suyu kategorisinde Saka Maden Suyu, İçecek kategorisinde Fiftea, İşlenmiş Tavuk Ürünleri kategorisinde Şenpiliç Annemin Köftesi, Diş Macunu kategorisinde Signal White Now CC, Bebek Yağı kategorisinde Himalaya Nourishing Baby Oil Besleyici Bebek Yağı, Türk tüketicileri tarafından seçilerek ödüle layık görülen ürünler oldu.

  • Almanlar Türk zeytinyağını çok seviyor

    Alman gurbetçi, Almanyaların Türk zeytin ve zeytin ve zeytinyağına büyük ilgi gösterdiğini söyledi.

    Balıkesir’in Gömeç ilçesinde, Zeytin Hasat Şenliği’ne katılan gurbetçi Güray Özkan, Almanların Türk Zeytin ve Zeytinyağını çok beğendiğini anlattı. Almanya’nın Münih kentinde oturan Özkan, ilk ürün zeytinyağını Almanya’ya götüreceğini söyledi. Gömeç’in Karaağaç Mahallesindeki 3.Zeytin Hasat Şenliğinde Fitoterapi Uzmanı Dr.Ümit Aktaş ile birlikte hasat yapan Güray Özkan ve Alman Petra Schafer ilginç kıyafetleri ile de dikkat çekti. Almanların körfez zeytin ve zeytinyağını çok beğendiklerini bildiren Güray Özkan, ”Almanlar bizim zeytin ve zeytinyağımızı çok beğeniyorlar. Özellikle ödüllü yağlarımız büyük ilgi görüyor. Bu gün ilk ürün zeytinyağı çıktı. Taze yağdan 2 ton götüreceğim. Almanya’da yağlarımızı aracısız satıyorum” dedi.

  • Elma suyunu en çok Almanlar seviyor

    Almanya, Türkiye’den meyve suyu ihracatı yapılan 151 ülke arasında ilk sırada yer alıyor.

    Dünya genelinde en fazla tüketilen meyvelerden birisi olan elma sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa karşı fayda sağlıyor. Meyvesi kadar suyu da bir sağlık deposu olan elma birçok aşamadan geçerek meyve suyu haline geliyor. Türkiye’nin ilk yerli sermayeli meyve suyu DİMES’in Tokat Fabrikasında elma suyu üretimi son teknoloji kullanılarak el değmeden yapılıyor. Meyve suyuna dünyada artan ilgi önemli bir potansiyel oluştururken, Türkiye’de sıkma ve yüzde 100 meyve suları ile nektar kategorisi toplamında kişi başına tüketim 9 litreyken bu tüketimin AB ortalaması ise 22 litre düzeyinde yer alıyor.

    Fabrika Müdürü Özgür Erceyes, tırlarla fabrikaya getirilen elmaların havuzlara boşaltıldıktan sonra suyla hareket ettirilerek parçalama ünitesine sevk edildiğini ifade ederek, “Elma parçalandıktan sonra presleme ünitesi için kapalı sistemde içeri basılır. Burada elma kabuğu ve çekirdeğinden ayrılarak şira dediğimizi içilebilir kısmı elde edilir. Şıra ilk olarak pastörize ünitesine gönderilir. Burada pastörize edilen ürün Aroma recovery ünitesine transfer edikten sonra bir işlemden daha geçirilerek durultma işlemi için paslanmaz çelik tanklara transfer edilir. Durultma işleminden sonra filtrasyonu tamamlar ve Evaporation işlemine geçilir. Evaporation düşük basınç altında düşük sıcaklıkta kaynatılarak ürünün suyunun uzaklaştırılması demektir. Burada yaklaşık olarak 1/5 oranında suyunu uçurur konsantre ederiz ve soğuk hava depolarımızda stoklarız. Konsantre üretimi tamamlandıktan sonra konsantremiz yüzde 100 meyve suyu üretimine hazır hale gelmiş olur” dedi.

    Elma suyunu en çok Almanlar tüketiyor

    Türkiye’de son yıllarda yüzde 100 meyve suyu tüketimi yüzde 30 oranında arttığını ifade eden Erceyes, “Bunun içinde de elma büyük bir pay almaktadır. Elma tek başına yüzde 100 meyve suyu olarak tüketilmekle beraber yüzde 100’ü tek başına meyve suyu yapılamayan şeftali, kaysı, vişne gibi ürünlerde de tatlandırıcı, şeker yerine elma suyu konsantresi kullanılarak yüzde 100 haline getirilmektedir. Yüzde 100 elma suyu tüketiminde Almanya, kişi başı meyve suyu tüketiminde hemen hemen yarısını elma suyu almaktadır. Buda dünya ortalamasında üst sıralarda. Almanya’da kişi başı meyve suyu tüketimi 39 litre, bunun yüzde 45’e yakını elma suyu. Türkiye’de kişi başına düşen meyve suyu tüketimi ise 12 litre civarında. Ama bu rakam Avrupa ülkelerinde 24 litreye kadar çıktı. Kanada’da meyve suyu tüketimi 59 litre, Amerika’da 35 litrenin üzerinde. Türkiye’de okul kantinlerinde yeni yönetmelikle birlikte şeker ve gazlı içecekler yerine yüzde 100 meyve suyu tüketimine yönlendirmiştir” diye konuştu.

    Dimes’in 111 ülkeye meyve suyu ihracat yaptığını ifade eden Erceyes, “Burada en büyük pazar payı İngiltere’ye aittir. Yıllık 300 milyon litrelik üretimimizin Türkiye için yüzde 4’ü elma suyudur. Şimdi yeni bir kategoriye geçtik sıkma elma suyu. Elmayı konsatnre etmeden sıkarak dolduruyoruz, bunda da büyük başarı elde ettik. Tüketiciden çok iyi dönüşler alıyoruz. Elma suyunun 100 ml 48 kcal var. Hem besleyici özelliği hemde düşük kaloriyi hesaba kattığınızda çok iyi bir seçim haline gelmektedir. Ayrıca mide rahatsızlıklarında çok olumlu sonuçlar alınmıştır” ifadelerine yer verdi.

  • Diş ağrısı geceyi seviyor

    Diş ağrılarının gece olmasının sebebi, gün ışığı faydasının bitmesi ve vücut hücrelerinin yenileme işleminin başlamasından kaynaklanıyor.

    Diş ağrılarının geceleri en çok zonklama şeklinde kendini gösterdiğini belirten uzmanlar, yaşanan sıkıntının geçiştirmeden mutlaka diş hekimine başvurulması gerektiğini söyledi. Diş ağrısının hastaların ciddi şekilde yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini ifade eden Diş Hekimi Metin Ayan, “Ağrıların altında yatan sebep genellikle ilerleyen diş çürükleridir. Ağrı durumu kişiden kişiye değişiklik gösteren bir kavramdır. Aynı şiddette ağrı bir kişiyi çok rahatsız ederken, başka birinde en ufak bir sızıya bile sebep olmaz. Temel sebep ağrı eşiğinin kişiden kişiye değişiklik göstermesidir. Diş ağrısı da tam olarak böyle bir durumdur. Kişi yaşadığı diş ağrısını müsaitliğine göre öteledikçe ağrı eşiği kişide ne kadar yüksek olursa olsun dayanılmaz bir hal almaya başlayabilir. Genellikle ağrı ile başvuran hastalarımızın temel yakınması bu yöndedir” dedi.

    Gece zonklama şeklinde başlayan diş ağrılarında genellikle dişte bulunan çürüğün veya diş eti iltihabının fazlasıyla ilerlemiş olduğunu belirten Ayan, “Vücudumuzun gün ışığından faydalanmasının bittiği saat gece yarısıdır. Bu zaman diliminde vücutta hormonal değişiklikler başlar ve vücuttaki tek aktivite, hücrelerde yenilenme ve iyileşme yönünde olur. Problemli bölgelere hücum eden iyileştirici kan hücreleri bölgede basınç oluşturduğu için geceleri ağrı şikayeti görülmesi normaldir” diye konuştu.

    Halk arasında diş ağrısı durumunda sıklıkla uygulanan diş üzerine aspirin, sarımsak, kolonya gibi maddelerin konulmasının ağrıyı gidermediği gibi, çevre yumuşak dokulara da zarar verdiğini de dile getiren Dt. Metin Ayan, ağrıların ötelenmeden hekime başvurularak tedavisinin başlanılmasının gerekliliğini söyledi.

  • Türkler’in yüzde 95’i otomobil kullanmayı seviyor

    ‘Otomobilimi Seviyorum’ raporuna göre çevreci politikaların otomobiller üzerindeki baskısına ve otomobil dışı ulaşım seçeneklerinin artmasına rağmen dünyanın pek çok ülkesinde sürücülerin otomobillerine olan sevgisi azalmadı. Rapora göre Türkler’in yüzde 95’i otomobil kullanmayı seviyor.

    TEB Cetelem, Cetelem Araştırma Merkezinin desteğiyle hazırlanan ‘Otomobilimi Seviyorum’ başlıklı raporu açıkladı. Türkiye’nin de içinde yer aldığı Cetelem Gözlemevi Sonuçları 2017, bu yıl 15 ülkeden 8 bin 500’den fazla otomobil sahibinin görüşüne başvurularak hazırlandı. Rapora göre çevreci politikaların otomobiller üzerindeki baskısına ve otomobil dışı ulaşım seçeneklerinin artmasına rağmen dünyanın pek çok ülkesinde sürücülerin otomobillerine olan sevgisinde azalma olmadı. Dikkat çeken bir başka sonuç ise binek otomobil pazarının dünyanın pek çok ülkesinde lüks araçlar ve SUV’lar (spor amaçlı taşıt) sayesinde büyümesi oldu.

    Avrupa’da SUV’ların pazar payı giderek yükseliyor

    Rapor, SUV segmentinin büyük bir hızla büyüdüğünü ortaya koydu. ABD’de pick-up’lar dahil tüm binek araç satışlarının yüzde 50’sini oluşturan bu segment, Avrupa’da da güç kazandı. Avrupa’daki SUV’ların pazar payı 2010 yılında yüzde 8 seviyesindeyken, 2015’te yüzde 20’ye yükseldi. Toplam binek otomobil satışları içinde en fazla SUV payına sahip olan ülkeler yüzde 25 oranıyla İspanya ve Polonya olarak dikkat çekti. Bu ülkeleri yüzde 24’lük paylarıyla İngiltere ve İtalya izledi. Bu oran Avrupa’daki diğer ülkelerde de ortalama oran olan yüzde 20’nin altına inmedi.

    SUV pazarının potansiyeli en yüksek ülke Türkiye

    SUV pazarının potansiyeli en yüksek ülkesi ise Türkiye oldu. 2010 yılında sadece yüzde 8’lik bir SUV payı olan Türkiye binek otomobil pazarının bu sınıftaki payı 2015 yılından itibaren yüzde 14’ü aştı. Yaklaşık iki katına çıkmış olmasına rağmen Türkiye SUV pazarı hala doymayı bekleyen ve Avrupa’da büyüme potansiyeli en yüksek pazar olarak öne çıktı.

    Türkiye’de 100 sürücüden 73’ü otomobili statü simgesi olarak görüyor

    Rapora göre gelişmekte olan ülkelerdeki sürücülerin yüzde 70’i otomobilin hayat standardı ve sosyal statüyü de yansıtan önemli bir araç olduğuna inanıyor. Çin’de bu tip araçların taşıdıkları toplumsal statü de önemseniyor. Böyle düşünenlerin 15 Avrupa ülkesindeki oranı ortalama yüzde 52 iken, Çin’deki oran yüzde 82. Türkiye’de ise bu oran yüzde 73 olarak göze çarpıyor.

    Türkler’in yüzde 95’i otomobil kullanmayı seviyor

    10 otomobil kullanıcısından 8’i direksiyona geçmeyi çok sevdiğini söyledi. Sadece Japonlar ve Amerikalılar daha fazla ilgisizlik sergiledi. Genel olarak otomobiller 10 sürücüden 7’sinde zevk kaynağı olarak görülüyor. Ve özellikle İngiltere, Polonya, Türkiye, Brezilya ve Güney Afrika’da insanlar otomobil kullanmayı seviyor. Türkler’in yüzde 95’i, Japonlar’ın yüzde 66’sı, Fransızlar’ın yüzde 81’i, İngilizler’in yüzde 75’i, Almanlar’ın yüzde 89’u, Amerikalılar’ın yüzde 87’si otomobil kullanmayı sevdiğini söyledi.

    Tüketicilerin gözünde otomobiller her zamankinden daha popüler

    Raporun sonuçları otomobillerin günümüzde hala çok popüler olduğunu, hatta gelişmekte olan ülkelerde eskisinden çok daha fazla ilgi çektiğini gösterdi. Otomobiller hakkında görüşleri sorulan katılımcıların yüzde 67’si olumlu görüş belirtirken, bu rakam Fransa’da yüzde 85,9’a yükseliyor. Gelişmekte olan ülkelerde hızla yükselen araç sahipliği oranları ile tüketicilerin büyük çoğunluğunun otomobillerin 20 yıl öncesine göre ‘en azından önemli’ (yüzde 95), ancak ‘daha önemli değil’ (yüzde 68) olduğuna inanmaları sürpriz olarak görülmüyor. Bununla birlikte sırasıyla Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ankete katılanların yüzde 49’u ve yüzde 43’ü aynı görüşte olduklarını belirtti. Türkiye’de yakıt tüketimi otomobil alırken dikkat edilen özelliklerden biri olmakla birlikte tüketiciler gelişmiş teknolojilere sahip otomobillere ulaşmayı istediğini aktardı.

    Otomobillere en büyük rakip akıllı telefonlar

    Araştırmaya katılanlara önem sıralaması sorulduğunda otomobil gelişmiş ülkelerde 10 üzerinden 6,7 ile en yüksek puanı alırken, cep telefonu 6,3, televizyon ise 5,9’da kaldı. Gelişmekte olan ülkelerde ise cep telefonu 7,3 puan, çok küçük bir farkla otomobilin 7,2 puan ile önünde yer aldı. Ortalamaya bakıldığında erkekler cep telefonundan daha çok otomobillerine bağlıyken, kadınlarda bu ikisi başa baş gidiyor. Ancak genç kuşaklar için otomobil finansal olarak ulaşımı daha zor olduğu ve alternatif ulaşım opsiyonları daha çekici olduğu için cep telefonunun biraz gerisine düşüyor. Bununla birlikte raporda genç tüketicilerin de aile kurup çocuk sahibi olmaya karar verdiklerinde otomobile olan ilgilerinin artmasının muhtemel olduğu belirtildi.

    Engelhard :“Araştırma, otomotiv sektörü için paha biçilemez bir araç ve referans”

    Cetelem Gözlemevi Sonuçları’nın 1985’ten beri yayınlandığını belirten TEB Cetelem Genel Müdürü Didier Engelhard, araştırmanın Avrupa ülkeleriyle birlikte Brezilya, Çin, Güney Afrika, Japonya ve ABD gibi sektöre yön veren ülkeleri kapsadığını ve 2012’den bu yana Türkiye’nin de çalışmaya dahil edildiğini belirtti. Engelhard, “Cetelem Gözlemevi, 30 yılı aşkın süredir dünya otomotiv endüstrisi ve otomobil pazarına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koyarken, pazarın trendleri hakkında önemli ipuçları sunuyor. Otomotiv sektörü için paha biçilemez bir araç ve referans olan araştırma, bu yıl ‘Otomobilimi Seviyorum’ başlığıyla yayınlandı. Otomobilleri en yakından deneyimleyen ve keyfini süren otomobil kullanıcılarının görüşleri doğrultusunda hazırlanan bu kapsamlı araştırmanın sonuçları, dünya çapında tüm sürücülerin otomobillerini çok sevdiği konusunda hemfikir olduğunu ortaya koyuyor. Geçen yüzyıldan bir kalıntı olduğunu iddia edenlerin aksine otomobiller günümüzde hala çok popüler ve hatta gelişmekte olan ülkelerde eskisinden çok daha fazla ilgi çekiyor” dedi.

    Rapora göre SUV segmentinin en hızlı güç kazanan sınıf olarak dikkat çektiğini ifade eden Engelhard, “Raporda yaklaşık iki katına çıkmış olmasına rağmen Türkiye SUV pazarı hala doymayı bekleyen ve Avrupa’da büyüme potansiyeli en yüksek pazar olarak öne çıkıyor. Cetelem Gözlemevi raporu, 30 yılı aşkın süredir olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da sektörün nabzını tutacak çalışmalar yapıp sektörün tüm paydaşlarına yol göstermeye devam edecektir” diye konuştu.