Etiket: Seviyeye

  • Ticaret Bakanı Pekcan, “Danimarka ile ikili ticareti dengeli olarak 5 milyar dolarlık bir seviyeye çıkarmak istiyoruz”

    Ticaret Bakanı Pekcan, “Danimarka ile ikili ticareti dengeli olarak 5 milyar dolarlık bir seviyeye çıkarmak istiyoruz”

    Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Danimarka ile ülkemiz arasında halihazırda 2 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Amacımız ilk etapta bu ikili ticareti dengeli olarak 5 milyar dolarlık bir seviyeye çıkarmak” dedi.

    Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen Türkiye – Danimarka 2’nci Dönem Ortak Ekonomik ve Ticari İşbirliği Komitesi (JETCO) toplantısı imza törenine katıldı.

    Danimarka Dışişleri Bakanı Sebastian Kofod ile birlikte toplantının protokolünü imzalayan Ticaret Bakanı Pekcan, basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantıda alınan kararları aktardı.

    JETCO toplantısında görüşülen konulara dikkat çeken Pekcan, “Sanayi, hizmetler ve tarım sektörlerindeki ikili ticari ve ekonomik işbirliğimizin artırılması, ayrıca; bilim ve teknoloji; değer zincirleri; yenilenebilir çevre uygulamaları ve girişimcilik başta olmak üzere pek çok konuda iki ülke kurumları arasında görüşmeler sağlandı ve işbirliği olanaklarını değerlendirdik” ifadelerine yer verdi.

    Sürdürülebilir çevre ve şehircilik konularında birçok yenilikçi iş birliği alanı olduğuna dikkat çeken Pekcan, bu yönde atılacak her türlü ekonomik inisiyatifin de arkasında olacaklarını belirtti.

    Türkiye-Danimarka arasındaki ikili ticaretlerde, ulusal para birimlerinin kullanılması konusunun da protokolde yer aldığını söyleyen Pekcan, “İki ülke arasında, ‘Araştırma-İnovasyon’ ve ‘KOBİ’lerle ilgili çalışma grubu kurulmasına; ayrıca sağlık alanında bir Mutabakat Zaptı (MOU) imzalanmasına yönelik ortak görüş ve kararlılık ortaya koyduk” diye konuştu.

    Toplantı çerçevesinde ayrıca, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Gümrük Birliğinin güncellenmesi sürecine de değinildiğini aktaran Pekcan, Gümrük Birliği güncellemesinin ekonomik açıdan faydalı bir adım olacağını da söyledi.

    Türkiye ile Danimarka arasındaki ikili ilişkiler ve ticaret hacmini de değerlendiren Pekcan, “Danimarka ile ülkemiz arasında halihazırda 2 milyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Amacımız ilk etapta bu ikili ticareti dengeli olarak 5 milyar dolarlık bir seviyeye çıkarmak. Ülkemiz ekonomisinin dinamizmini ve her geçen gün gelişen teknolojik altyapısını göz önünde bulundurduğumuzda firmalarımız ile Danimarkalı firmalar arasında yeni ve yenilikçi ortaklıklar kurulabileceğini öngörüyoruz” dedi.

    Savunma sanayinden yenilenebilir enerjiye, ilaç ve kimya sanayinden otomotive kadar özellikle orta ve yüksek teknoloji içeren sektörlerle ilgili işbirliği noktasında önemli potansiyeller olduğuna dikkat çeken Pekcan, “İleri tarım teknolojileri ile birlikte, çevre ve atık yönetimi konusunda da ciddi işbirliği alanları mevcut. Keza hizmetler sektöründe; lojistik, müteahhitlik müşavirlik ve sağlık turizmi ile turizm gibi alanlar ön plana çıkmakta. Söz konusu sektörel konuları birazdan iş insanlarımızla da İş Forumunda görüşeceğiz” dedi.

    Küresel ekonominin pandeminin etkisi altında olduğunu söyleyen Pekcan, “Biz Türkiye olarak; tüm beşeri kaynaklarımız, sanayi altyapımız ve lojistik avantajlarımız ile bu sürece hazırız. Pandemi sonrasındaki toparlanma sürecinde; yeni yatırımlara ev sahipliği yapabilecek; yatırım ve üretim üssü olma özelliğimizi güçlendirebilecek bir altyapıya sahip konumdayız” diye konuştu.

    Türkiye-Danimarka Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu toplantısının ve Toplantı Protokolünün her iki ülke için de hayırlı olmasını temenni eden Pekcan, basın açıklamasının ardından Danimarka Dışişleri Bakanı Sebastian Kofod ile birlikte her iki ülkeden iş insanlarının katılımıyla sanal ortamda gerçekleşecek Türkiye-Danimarka İş Forumuna katıldı.

  • MESKİ, içmesuyu analizlerini üst seviyeye taşıyor

    MESKİ, içmesuyu analizlerini üst seviyeye taşıyor

    Mersin Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) Genel Müdürlüğü, merkez su analiz laboratuvarı bünyesine kazandırdığı yeni ICP-MS cihazı ile ileri teknoloji kullanarak, içme ve kullanma sularının analizini daha hızlı ve doğru biçimde yapacak.

    MESKİ’nin uzman kişiler tarafından yapılan içmesuyu analizlerinde, uluslararası standartlar ve ileri teknoloji kullanılıyor. Konuyla ilgili MESKİ’den yapılan açıklamada, “Merkez Su analiz laboratuvarımız, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından TS EN ISO/IEC 17025 deney ve kalibrasyon laboratuvarlarının yetkinliği için genel gereklilikler standardını başarıyla uygulayarak akredite olmuştur. Laboratuvarımız, tecrübeli ve kalifiye personeli, ulusal veya uluslararası geçerliliği olan analiz metotları ile uluslararası standartlarda hizmet veren bölgenin önde gelen laboratuvarından birisidir. Endüstriyel faaliyetlerin artması, birçok yaşamsal fonksiyonu etkileyen kimyasallarla insan vücudunu karşı karşıya bırakmaktadır. İnsanın temel gereksinim maddesi olan su, zararlı kimyasalların insan vücuduna buluşmasında köprü vazifesi görmektedir. İçtiğimiz suyun, yaşamsal fonksiyonların düzenliliği ve sürekliliği açısından önem arz ettiğinin bilinci ile hareket etmekteyiz. Bünyemize yeni kazandırdığımız ICP-MS cihazının teknolojisi sayesinde analizlerimizi daha doğru, hızlı ve yetkin bir şekilde gerçekleştireceğiz. Vatandaşlarımızın musluklarından gönül rahatlığıyla su içmesini sağlamak için kontrollerimizi ve analizlerimizi periyodik olarak yapmaya devam ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

  • Rektör Çomaklı: “100/2000 Projesi, Türkiye’yi bilimsel alanda söz sahibi olacak bir seviyeye taşıyacaktır”

    Rektör Çomaklı: “100/2000 Projesi, Türkiye’yi bilimsel alanda söz sahibi olacak bir seviyeye taşıyacaktır”

    Yeni YÖK tarafından ülkemizin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefi doğrultusunda, doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacın karşılanması, nitelikli bilgi üretimi ve nitelikli insan unsurunu desteklemek amacıyla yükseköğretim tarihinde ilk kez uygulanan “YÖK 100/2000 Doktora Burs Programı” kapsamında doktora eğitimi alan öğrencilerle buluşmaların üçüncüsü Erzurum’da düzenlendi.

    Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğiyle Kültür Merkezi 15 Temmuz Milli İrade Salonunda gerçekleştirilen YÖK 100/2000 Doktora Burs Programına katılım oldukça yoğun oldu.

    Toplantıya, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve YÖK Başkan Danışmanı Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu’nun yanı sıra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Artvin Çoruh Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Munzur Üniversitesi, Kafkas Üniversitesi, Bayburt Üniversitesi Gümüşhane Üniversitesi, Ardahan Üniversitesi ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörleri ile YÖK 100/2000 Doktora Burs Programı kapsamında eğitim gören yaklaşık 300 bursiyer öğrenci katıldı.

    Rektör Çomaklı: “100/2000 Projesi, Türkiye’yi Bilimsel Alanda Söz Sahibi Olacak Bir Seviyeye Taşıyacaktır”

    Açılış konuşmasında konuklara seslenen Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı, son dönemde üniversitelerde misyon farklılaşması, YÖK 100/2000 Doktora bursu, öncelikli alanlara araştırma görevlisi tahsisi, planlama odaklı bazı programlara girişte başarı sınırı getirilmesi ve benzeri birçok projeye imza atılmasında öncülük eden yeni YÖK’ün mimarı M. Yekta Saraç’a teşekkür ederek, tüm konukları Atatürk Üniversitesinde ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.

    “Yükseköğretim tarihi açısından çok önemli bir proje olan ve gelecekte ülkemizin, üniversiteler, kamu ve özel sektörde ihtiyaç duyacağı nitelikli insan kaynağının sağlanmasına çok önemli katkılar sağlayacak 100 önemli ve disiplinler arası alanda 2000 kişiye burs projesi olan YÖK 100/2000 proje bursu programı, Türkiye’yi kurulacak kendi referans çerçevesinde bilimsel alanda söz sahibi olacak bir seviyeye taşıyacaktır” diyen Rektör Çomaklı, bu projenin geleceğin bilim hayatını şekillendireceğini ve üniversitelerde bilimsel kalitenin yükselmesinde itici güç olacağının ifade etti.

    Çomaklı, 100/2000 projesinin aynı zamanda Türkiye’nin yarınlarını hazırlayacağını ve ülkemizin dünyanın ilk on büyük ekonomisinden biri olma hedefine önemli katkılar sağlayacağını belirterek, projenin Atatürk Üniversitesinde yürütülen Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesinin amacına ulaşmasında da önemli bir işlev görmekte olduğunu ifade etti.

    “Doktora Öğrencilerimizin Öneri ve Taleplerini Yakından Takip Ediyoruz”

    Rektör Çomaklı: “Atatürk Üniversitesi, YÖK 100/2000 projesi kapsamında, özellikle inovatif doktora programları için laboratuvar alt yapılarının geliştirilmesine, akredite olmuş laboratuvar sayılarının çoğaltılmasına ve araştırma grupları arasındaki iş birliğinin artırılmasına özel önem vermektedir. Bununla birlikte özellikle 100/2000 projesi kapsamında üniversitemizde doktora yapan öğrencilerimizle çeşitli zamanlarda bir araya gelerek sorunlarını yakından takip etmekteyiz.

    Üniversitemiz, evrensel bilimde ön sıralarda yer alan, çözüm odaklı faaliyetler yürüten ve toplumsal sorunlara bilimsel çözümler getirebilen, toplumsal taleplere duyarlı olmanın yanı sıra, bu taleplere yön veren bir üniversite olarak konumlanacağı bir sürece girmiştir. Bu doğrultuda belirlediğimiz hedeflere ulaşmak üzere Üniversitemizin her birimine yönelik yoğun çalışmalar sistematik olarak yürütülmektedir. Bu çalışmalar Atatürk Üniversitesi Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi ile somut bir hâl almış ve önemli çıktılar üretilmeye başlanmıştır.

    Üniversitemizde ondört ayrı katılımlı arama konferansı düzenlenerek ortak akıl oluşturulmuş ve önemli çıktılar elde edilmiştir. Bu kapsamda; Yeni Nesil Konumlanma Haritası oluşturulmuş, üniversitemizin öncelikli alanları belirlenmiş, stratejik plan, yeni vizyon doğrultusunda yeniden yazılmış, Yeni Nesil Üniversitenin öncü birimleri kurulmuş, Yeni Nesil Performans sistemi oluşturulmuş, Teknokent yeniden yapılandırılmış ve toplumla entegrasyon süreçleri planlanmış, Dış ilişkiler ofisi yeniden yapılandırılarak uluslararasılaşma üniversitemizin merkezine alınmıştır” ifadelerini kullandı.

    Gündoğan: “Türkiye’de 97 Bin Öğrenci Doktora Yapıyor”

    YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan ise konuşmasında, YÖK 100/2000 proje bursu programının amacı ve işleyişi itibariyle Türkiye için bir ilk olduğunu belirterek, bütün dünyada ve Avrupa’da doktoralı insan kaynağının giderek arttığına işaret etti.

    2018’de Avrupa genelinde bu sayının 750 bin olduğunu aktaran Gündoğan, 2006’da Avrupa’da doktora derecesi veren üniversitelerin oranı yüzde 29 iken bu oranın yüzde 90’lara ulaştığını, Türkiye’de üniversitelerde bu oranın yüzde 82 dolayında olduğunu belirtti. Prof. Dr. Gündoğan: “Türkiye’deki üniversitelerde bugün itibarıyla 43 bin 265’i kadın olmak üzere toplam 97 bin öğrenci doktora yapıyor. Dünyanın ilk 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefini önüne koymuş Türkiye için yetişmiş doktoralı eleman sayısında çok büyük mesafe katetmemiz gerekiyor.

    100/2000 projesini biz bir Türkiye projesi, bir prestij projesi olarak görmekteyiz. Devletimizin 2023 için çizdiği vizyonda net kalkınma değerini kendi beyin gücüne dayanarak artırabilen bir Türkiye hedefleniyor. İşte tam da bu bağlamda, 2016 yılında planlamayı yaparken bu burs programındaki doktora alanlarının ülkenin ivedilikle ihtiyacı olan öncelikli alanlardan olmasına büyük önem atfettik. Bunların hepsi tematik alanlardı ve bu programlarda kümülatif bir kitle oluşmasını sağladık” dedi.

    Açılış konuşmalarının ardından, YÖK 100/2000 Doktora Bursiyeri olan Atatürk Üniversitesi öğrencileri Zafer Eroğlu ile Hande Ungan, Erzurum Teknik Üniversitesi öğrencisi Özel Çapık, Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İmran Kanmaz ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Enes Fidan, “YÖK 100/2000 Doktora Bursiyeri Olmak” konulu konuşmalarını gerçekleştirdiler.

    Öğrencilerin ardından ise Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Celalettin Haznedaroğlu, “Deneyimler ve Tavsiyeler” isimli sunumunu gerçekleştirdi.

    Programın sona ermesinin ardından, Prof. Dr. Naci Gündoğan ve Prof. Dr. Ömer Çomaklı başkanlığında toplanan 18 Bölge Üniversite Rektörü, Rektörlük Senato Salonunda bir araya geldi. Toplantıda üniversitelerin sorunlarının ve çalışmalarının değerlendirildiği toplantıda çeşitli görüş ve öneriler sunuldu.

    Genişletilmiş Senato Üyeleriyle Toplantı Gerçekleştirildi

    Günün son programında ise Genişletilmiş Senato Üyeleriyle Toplantı gerçekleştirildi. Kültür Merkezi Mavi Salonda düzenlenen toplantının moderatörlüğünü YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naci Gündoğan, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak üstlenirken, toplantıya çevre üniversite rektörleri, Atatürk Üniversitesi ile Erzurum Teknik Üniversitesinin senato üyeleri, fakülte dekanları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Toplantıda konuşan Prof. Dr. Naci Gündoğan, YÖK’ün 100/2000 Doktora Burs Programı için ciddi bir mesai ve kaynak harcadığını ifade ederek, YÖK’ün kendi bütçesinden daha fazla bir bütçeyi 100/2000 Projesi kapsamında kaynak olarak bursiyerlere aktardığını söyledi. Gündoğan: “YÖK’ün çok önem verdiği konulardan birisi de ihtisaslaşma ve misyon farklılaşması… Bu konunun, araştırma üniversiteleri ile bölgesel kalınma odaklı misyon üniversiteleri isimli iki ayağı var. Araştırma üniversitesi kapsamında 11 artı 5 üniversitemiz var. Bu üniversitelerimizin izlemeleri devam ediyor. Atatürk Üniversitesi de bu anlamında yetkin bir üniversite. Bunu gönül rahatlığıyla söylüyorum” dedi.

    Atatürk Üniversitesi olarak, YÖK 100/2000 Doktora Burs Programına ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade eden Rektör Çomaklı, programların gayet verimli geçtiğini söyledi.

    YÖK’ün Tarım ve Orman Bakanlığı ile gerçekleştirdiği protokollerde, tarım ve hayvancılık alanında sağlam bir alt yapısı bulunan Atatürk Üniversitenin de dahil olması gerektiğine işaret eden Rektör Çomaklı şunları söyledi: “Büyük ve güçlü bir üniversite olmanın yolu, kendi kendine yeten üniversite olmaktan geçiyor. Biz üniversite olarak bunun farkındayız ve uluslararası fonlardan kaynak getirmek için çeşitli birimlerimizle elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Üniversitelerin genellikle araştırma görevlisi sıkıntısı var. YÖK 100/2000 Projesinin araştırma görevlisi sıkıntına can suyu gibi geleceğini düşünüyorum.”

    Üniversite alt yapılarının etkinleştirilmesi ve ortak AR-GE portalı oluşturma hususunda bir çalışma yürüttüklerini ifade eden ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, YÖK 100/2000 Projesinin öneminden bahsetti. Ülkemizde ve dünyada öncelikli alanlar olarak belirtilen alanlarda yetişmiş bilim insanına duyulan ihtiyacın karşılanması açısından projenin oldukça ehemmiyet arz ettiğini belirten Çakmak, yeni kurulan bir üniversite olan ETÜ’nün gelecekte bu projeden daha fazla yararlanacağını söyledi.

    Naci Gündoğan, Yeni Birimleri Gezdi

    Toplantının ardından Rektör Çomaklı, konuğu Prof. Dr. Naci Gündoğan’a Atatürk Üniversitesinin yakın zamanda açılan önemli birimlerine yönelik çalışmalarını anlattı.

    Öncelikle Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi, (BAP) Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi, Dijital Dönüşüm Ofisi, Metodoloji Ofisi ve Lisans Eğitim Koordinatörlüğü gibi birimleri ziyaret eden Gündoğan burada birim yöneticilerinden bilgi aldı.

    Daha sonra Atatürk Üniversitesinin Yeni Nesil Üniversitesi Tasarım ve Dönüşüm Projesi kapsamında yeni faaliyete geçirilen Kurumsal İletişim Direktörlüğü (KİD) ve alt birimlerini gezen Gündoğan, Atatürk Üniversitesinin çalışmalarını başarılı bulduğunu söyledi.

  • HSK Teftiş Kurulu Başkanı Kolukısa: “Hepimiz görevimizi layıkıyla yapacağız ve hep birlikte yargıyı istenilen seviyeye ve düzeye inşallah tekrar getireceğiz”

    Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Teftiş Kurulu Başkanı Yunus Nadi Kolukısa, FETÖ nedeniyle yargının büyük bir travma yaşadığını ifade ederek, “Ancak bu devlet büyük bir devlet. Bu tür sorunları fazlasıyla aşacak güçte. Biz de hakimlerin, cumhuriyet savcılarının hem denetimi hem de inceleme ve soruşturmasından sorumlu olarak görevimizi layıkıyla yapacağız ve hep birlikte yargıyı istenilen seviyeye, düzeye inşallah tekrar getireceğiz” dedi.

    Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanı Yunus Nadi Kolukısa, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay’ı makamında ziyaret etti.

    Rektörlük binasında gerçekleşen ziyarette konuşan Rektör Kızılay, HSK Teftiş Kurulu Başkanı Yunus Nadi Kolıkısa’nın Ankara’da, HSK’da ve yargıda Malatya’nın medarı iftiharı olduğunu belirterek Kolukısa’nın çalışmalarını yakından takip ettiklerini söyledi.

    Rektör Kızılay, Kolukısa’nın çok başarılı çalışmalar yaptığını kaydederek, “Zaman zaman şehrimizle, üniversitemizle ilgili konularda kendisiyle istişare etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Üniversitemize de sağ olsun her zaman güçlü bir destek veriyor. Gerek HSYK’da gerek diğer görevleri döneminde çok başarılı bir hukuk insanı olarak ülkemize büyük hizmetler yaptı. Bundan sonra da çok önemli hizmetler yapacağını gönülden diliyorum ve bekliyorum” ifadelerini kullandı.

    Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanı Yunus Nadi Kolukısa ise İnönü Üniversitesinin Malatya için çok önem arz ettiğini belirterek, “Rektörümüz göreve geldikten sonra çok büyük değişiklikler oldu. Biz de çok yakinen takip ediyoruz. Ankara’da da bu yöndeki çalışmalarında kendilerine destek vermek açısından yanlarında olduğumuzu ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

    Kolukısa, 16 Nisan’da yapılan Anayasa referandumundan sonra HSYK’nın adının değişerek HSK adını aldığını anımsatarak, “Ocak ayında teftiş kurulu başkanı olarak atanmıştım. Yeni yapılandırma içerisinde görevimizi devam ettiriyoruz. Yargının şu andaki durumu açısından çok büyük bir önem arz ediyor. Malum FETÖ terör örgütü nedeniyle büyük bir travma yaşadı. Ancak bu devlet büyük bir devlet. Bu tür sorunları fazlasıyla aşacak güçte. Biz de hakimlerin, cumhuriyet savcılarının hem denetimi hem de inceleme ve soruşturmasından sorumlu olarak fazlasıyla görevimizi layıkıyla yapacağız ve hep birlikte yargıyı istenilen seviyeye, düzeye inşallah tekrar getireceğiz. Bu nedenle üniversitedeki rektörümüzle bu konularda istişarede bulunalım istedik. Çünkü Hukuk Fakültemiz var, buradaki her şekildeki istişarelerle alacağımız fikirlerle bu yapacağımız çalışmalarda birer katkı olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Rektör Kızılay, Kolukısa’ya ziyaretinden dolayı teşekkür ederek porselen tabak hediye etti.

  • Sapanca Gölü maksimum seviyeye ulaştı, kapaklar açıldı

    Son yağışlarla birlikte Sapanca Gölü’nde son 10 yılın en yüksek su seviyesine ulaşılıdı. Maksimum seviyeye ulaşan su, gölde su dengesinin kontrol edilmesi için bir yıl aradan sonra Çark Deresi’nin kapakları açıldı.

    32 metreye yaklaştı

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürü Dr. Rüstem Keleş, 32 metreye yaklaşan Sapanca Gölü’nde su dengesinin kontrol edilmesi ve su döngüsünün sağlanması için Çark Deresi kapaklarının açıldığını belirtti. Rüstem Keleş, “Son yağışlar gölümüzün su seviyesini hızla yükseltti ve yükseltmeye de devam ediyor. Gölümüzün seviyesi 31,90 metreye ulaştı. Gölün su dengesinin kontrol edilmesi ve su döngüsünün sağlanması için Çark Deresi’nin kapaklarını açtık” diye konuştu.

    Son 10 yılın en yüksek su seviyesi

    Gölün 24 saat kesintisiz bir şekilde takip edildiğini dile getiren SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş, “Hamdolsun Sapanca Gölü’müzün seviyesi her geçen yıl bizi daha da sevindiriyor. Geçtiğimiz günlerde şehrimizde etkisini arttıran yoğun yağışlarla birlikte göl seviyesinde son 10 yılın en ciddi artışını kaydettik. Gölümüz bir günde 18 santimetre yükselerek 8,5 milyon metreküp su aldı. Aynı zamanda Sapanca Gölü havzasında bu yıl çok güzel kar yağdı. Bu yukarı havzada kar kalınlığı 1,5 metreyi bulmuş durumda. Önümüzdeki aylar ve yaz dönemi için sevindirici bir haber. Havzadan su akışını ve gölün su seviyesini sürekli takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Her metreküp takip altında

    Rüstem Keleş, “Sapanca Gölü havzasının korunması amacıyla kurum olarak bugüne kadar yaklaşık 120 milyon lira yatırım yaptık ve halen de yapmaya devam ediyoruz. Son üç yıldır gölün su seviyesi oldukça iyi durumda. Kurum olarak gölden çekilen her metreküp suyu takip ediyoruz. Bu anlamda göl seviyesinin korunmasına özen gösteriyoruz. Gölün yıllık ortalama 100 milyon metreküp güvenli su kullanma potansiyeli var. Hayata geçirdiğimiz projeler ve aldığımız önlemlerle hem kalite bakımından hem de miktar bakımından gölün korunmasını sağlıyoruz. Allah’a şükür dünyanın en kaliteli sularından birini vatandaşlarımızın musluklarına ulaştırıyoruz” dedi.