Etiket: Sevgisi

  • Nakliyecinin Erdoğan Sevgisi

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde, bir nakliyeci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisini, aracına yazdırdığı yazılarla dile getirdi.

    “Kamyon çeker 10-20 ton, gönlüm çeker Paris Hilton”, “Hayatımı yazsam, duble yol olur” ya da “Ne Müslüm’den ne de Orhan’dan, Sevdiğim Tek Parça “Yedek Parça…” Bunlar, kamyoncu edebiyatının klasikler arasına girmiş en nadide örnekler… Kamyon yazıları, yolculuğun stresi içinde insanların dikkatini çeken, hoş muhabbetler açılmasına sebep olan, çoğu komik, bazen mesaj vermeye yönelik yazılar. İnegöl’lü bir nakliyeci ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisini aracına yazdırdığı yazılarla dile getirdi. Kamyonetin ön kısmındaki “Seni Allah başımızdan eksik etmesin sayın cumhurbaşkanım (amin)”, arka kısmına ise, “Ya Rabbim şükürler olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kazandı” yazıları dikkati çekti.

  • Ağlatan Atatürk Sevgisi

    Denizli’ye Atatürk’ün hayatlarından kesitler sunacak kısa film çekimleri için gelen ve Atatürk’e benzerliğiyle dikkat çeken tiyatro oyuncusu Göksel Kaya’yı gören vatandaşlar “Sana ihtiyacımız var paşam” diyerek gözyaşı döktü.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e benzerliği ile dikkat çeken tiyatro oyuncusu Göksel Kaya, Atatürk’ün hayatından kesitler sunacak olan kısa filmlerin çekimi için Denizli’ye geldi. Yapımcılığını Cemal Camoko, yönetmenliğini ise Abdülkadir Ceylan Ede’nin yaptığı kısa filmlerin çekimleri devam ederken, tiyatro oyuncusu Göksel Kaya, ekibi ile birlikte Delikliçınar Meydanı’nda yürüyüş gerçekleştirdi. Yolda yürürken vatandaşların yoğun ilgisi ile karşılaşan Kaya, vatandaşlarla sohbet etti.

    Vatandaşların iltifatlarını dinleyen ve teşekkür eden tiyatro oyuncusu Göksel Kaya, kendisi ile fotoğraf çektirmek isteyenleri de kırmadı. Atatürk’e benzerliğiyle herkesin dikkatini fazlasıyla çeken Göksel Kaya’yı gören bazı vatandaşlar ise gözyaşlarına hakim olamadı. Göksel Kaya’yı gördükten sonra yanına giden ve ağlayarak, “Size ihtiyacımız var paşam. Paşamızı gördüğümüz için çok mutluyuz. Geri döndü işte” diyen vatandaşlar daha sonra Kaya ile fotoğraf çektirdi.

    Ege bölgesinde, Atatürk’ün hayatından kesitlerin yer aldığı kısa filmler çektiklerini belirten yönetmen Abdülkadir Ceylan Ede, “Biz Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kısa metrajlı film çalışması içindeyiz. 2 dakikalık olabilir, 10 dakikalık olabilir. 50’ye yakın bu anlamda hikaye çekeceğiz. Bu hikayelerin ortasında insan olarak Atatürk var. Biz Atatürk’ün komutanlığını, devlet adamlığını hep izledik ancak biz insan olarak Atatürk’ün neler yaptığıyla ilgili çalışma yapıyoruz” dedi.

    “ATATÜRK’E BENZEMEK BENİM İÇİN GURUR VERİCİ”

    Oyuncu Göksel Kaya ise, ilgiden memnun olduğunu kaydederek, “Atatürk’e olan özlemi her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Öncelikle şunu söylemek isterim. Atatürk’e kimse benzemez. Onun eşi benzeri yok. O çok özel bir insandı. Komutanlığı, insanlığı, ülkemiz için yaptıkları ve bize bıraktıkları ile ona kimse benzeyemez. Görsel benzerliğimin dışında fikirlerine de sahip çıkan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Benim için ona benzemek büyük bir gurur kaynağıdır” ifadelerini kaydetti.

    “20 GÜNDE 30 BİN FOTOĞRAF ÇEKİLDİM”

    Denizli’de binlerce vatandaşla fotoğraf çektirdiğini anlatan Kaya, “20 gündür Denizli’de bulunmaktayım. Bitmek bilmeyen bir sevgi ile karşılaştım. Şunu söyleyeyim. İzmir’de, Eskişehir’de olan ilgiden daha fazlasını Denizlili vatandaşlarımızdan gördüm. 20 günde 30 bin kişiyle fotoğraf çekildim ama hala gelenler oluyor fotoğraf çekilmek için. Duygu seli içinde kendileriyle sohbet ediyorum. Beni görünce sarılıp ağlayanlar da oluyor. Bu ilgi beni fazlasıyla mutlu ediyor. Ona olan sevgi bitmez. Atatürk gibi lider gelmez” diye konuştu.

  • Çuf Çuf John’un Türkiye Sevgisi

    Türkiye’ye 25 yıldan bu yana her yıl 3-4 kez gelen ve son 2 yıldır Fethiye’nin Ölüdeniz mahallesinde kiraladığı apartta eşiyle birlikte konaklayan İngiliz uyruklu turist vasiyeti üzerine cennet olarak nitelendirdiği Ölüdeniz’de toprağa verildi. İngiliz uyruklu turistin eşi de eşinin mezarının yanında mezar yeri alarak aynı yerde toprağa verilmeyi vasiyette bulundu.

    İngiltere’de tren makinisti olarak yıllarca çalışan ve 25 yıldan bu yana Fethiye’nin Ölüdeniz mahallesine yılda 2-3 kez tatile gelen son 2 yıldan bu yana da kiraladıkları apartta kalan İngiliz uyruklu 66 yaşındakİ John Mc Hentash eşi ve çevresine “ölürsem beni cennet Ölüdeniz’de toprağa verin” vasiyetinde bulundu. John Mc Hentash ülkesinde eşi Leen Mc Hentash (64) ile birlikte trenlerde makinist olarak çalıştıktan sonra tatillerini Ölüdeniz’de geçirirken çift Ölüdenize adeta aşık oldular. Ölüdeniz mahallesinde tanıdıkları Türk ve İngiliz uyruklu dostlarıyla daha fazla beraber olmak için son 2 yıldan bu yana geldikleri Ölüdeniz’den ülkelerine dönmediler. Ölüdeniz mahallesinde hemen herkesin 7’den 70’e tren makinisti olduğunu bildiklerinden dolayı “çuf çuf John” olarak tanıdıkları John Mc Hentash geçtiğimiz günlerde bağırsak rahatsızlığı nedeniyle rahatsızlandı. Fethiye’de bir özel hastanede doktorlara gitti. İlaç tedavisine başlayan İngiliz uyruklu John Mc Hentash dün sabah konakladığı apartta vefat etti.

    VASİYETİ YERİNE GETİRİLDİ

    Yahudi olduğu öğrenilen bu inanışa göre yakılarak külü savrulması gereken John Mc Hentash’ın Ölüdeniz mahallesindeki yabancı uyruklu vatandaşların toprağa verildiği mezarlıkta sade bir törenle toprağa verilmesini vasiyet etmesi üzerine eşi Leen Mc Hentash aynı mahalledeki İngiliz uyruklu vatandaşlar ve Türk dostlarıyla bu vasiyeti yerine getirerek sade bir törenle mezara çiçekler atılarak toprağa verildi.

    KENDİSİ TÜRKİYE’Yİ ÇOK SEVERDİ

    Ölüdeniz’de işletmecilik yapan Seçkin Daysal, 25 yıldan bu yana tanıdığı John Mc Hentash’ın bu ani vefatından üzüntü duyduğunu belirterek “O bir Ölüdeniz’e aşıktı. 25 yıldır Ölüdeniz’e geliyordu. Her yıl 2-3 kez gelirdi. Son 2 yıldır kiraladığı apartta konakladı. Ülkesine dönmedi. Her zaman ölürsem beni Ölüdeniz’de toprağa verin vasiyetinde bulunuyordu. 2 çocuk babası olan John Mc Hentash Yıllarca makinistlik yaptıktan sonra emekli olduğu için burada herkes ona çuf çuf John derlerdi. Burada pek çok dostu vardı. Vasiyeti üzerine Din görevlisi olmadan toprağa verdik. Eşi Leen Mc Hentash’ta bu mezarın hemen yanını ölünce toprağa verilmek için belediyeden satın aldı” ifadelerini kullandı.

    Diğer arkadaşları da kendisini çok severdik. Bu ani ölümü bizleri üzdü. Vasiyeti üzerine sade bir törenle toprağa verdik” ifadelerini kullandı.

  • Yaş 70 Ama Kitaba Olan Sevgisi Hiç Bitmemiş

    Trabzon’un Akyazı Mahallesi’nde bulunan üç katlı evini adeta kütüphaneye çeviren Araştırmacı Yazar Mustafa Yazıcı, yaşı 70 olmasına rağmen kitaba olan sevgisi hiç bitmediğini söylüyor.

    Yaklaşık 10 bin kadar kitap biriktirdiğini, bunların çoğunu koyacak yerinin olmaması yüzünden bir kısmını bağışladığını bir kısmını da satmak zorunda kaldığını ifade eden emekli öğretmen Yazıcı, kitap parası kazanmak için yurt dışında bile çalıştığını söylüyor.

    Üç katlı evinin her katını kütüphane gibi kullanan Yazıcı, yatak odasını bile kitapla doldururken, kitap okumayı ve yazmayı çok sevdiğini ifade ediyor.

    Şu ana kadar 102 kitap yazdığını yazmaya da devam etiğini ifade eden Yazıcı, yazarlığa ilk adımı 40 yıl önce attığını belirterek, “Yazarlık konusunda ilk kıvılcım bende 40 yıl önce yüksek okulda okurken hocalarımızdan geldi. O yıllarda Ankara’da bir dergide ilk yazım çıktı. Daha sonra ise 1980 yılında ‘Erciyes’ten Haykırışlar’ isimli bir şiir kitabım çıktı. Bugüne kadar 102 kitabım yayınlandı. Trabzon’da şu an itibariyle yaşayan yazarlar arasında en fazla eser verenler arasında ilk sıradayım. Yaşım 70. Her yıl aşağı yukarı bir kitap yazdım” dedi.

    “KİTAP PARASI KAZANMAK İÇİN LİBYA’YA GİTTİM”

    Kitap parası kazanmak için yurt dışında bile çalıştığını kaydeden Yazıcı, “Kitap sevgisi için Libya’da bile çalıştım. Çünkü o dönemler öğretmenlikten aldığım para yeterli olmuyordu. İlim için kitap yazmak için Libya’da arapça tercümanlık yaparak masraflarımı karşılamaya çalıştım. Kitap okuma sevgim ise İmam Hatip Lisesi yıllarında Çanakkale şehitleri kitabını okuyarak başladı. O gün bugündür her gün okuyorum. Yaklaşık 40 yılda 10 bine yakın kitabım oldu. Biriktirdiğim kitaplar artık evime sığmamaya başladı. Dört kütüphanem vardı. Bunlardan birini Akyazı mahallesine bağışladım. İki tanesini satmak mecburiyetinde kaldım. Çünkü artık kitaplarımı koyacak yerim kalmamıştı. Hatta bu anlamda aile olarak eve sığmamaya başlamıştık. Kitaplar eve sığmadığı için eşim bana çok tepki gösterdiği de oldu. Şu anda buradakiler ihtiyacım olan kadarı. Aldığım bütün kitapların hepsini okudum” diye konuştu.

    “YOK EDİLEN ESERLERİ ARAŞTIRIYORUM”

    Çok sayıda araştırmalar yaptığını ifade eden Yazıcı şu an Trabzon’da yok edilen eserler üzerine çalışma yaptığını ifade ederek “Şu anda Trabzon’da geçmişte örtbas edilen yok edilen eserler üzerine bir kitap hazırlıyorum. Bu çok büyük bir çalışma. Kitabım henüz basılmadı. Bütün belgelerini topladım. Ne zaman yayınlanır konusu henüz net değil. Murat Yüksel’in yazdığı 5 ciltten oluşan Trabzon’da Türk İslam eserleri kitabeleri çalışmasına destek vererek birlikte ortaya çıkardık. Akçaabat’ta, Akyazı’da Türk İslam eserleri ve kitabelerini ortaya çıkardık. 35 civarında ödül aldım. Bunların bir kısmı kitap, plaket ve para ödülleridir. Kazandığım paramın 4’de üçünü kitaba verdim. Zaman zaman sponsorlardan da destek gördüm” şeklinde konuştu.

    “YAZARA KREDİ YOK”

    Bankaların yazarlara kredi vermediğinden de yakınan Yazıcı, kitaplardan elde ettiği gelirin bir kısmını şehit ailelerine verdiğini belirterek “Kitaplarımdan elde ettiğim yaklaşık 5 bin TL’yi şehit ailelerine gönderdim. Daha çok yardım yapmayı çok arzu ederdim. Ama maalesef gelirimiz fazla değil. Kredi kullanamıyorum. Yazarların kredi hakkı yok. Kitap yazsanız size kredi vermiyorlar. Yazarlar bu konuda perişan” ifadelerini kullandı.

    Eşi Zehra Yazıcı da eşinin kitaplara olan ilgisinden pek rahatsız olmadığını dile getirirken, kendisinin ilkokul 3. sınıftan terk olduğunu, fazla okuma yazma bilmediği için eşinin yazdığı kitapları eşinin sesinden dinlemeyi sevdiğini söyledi. Zehra Yazıcı, gençlere mutlaka okumalarını ve eğitimlerini tamamlamaları tavsiyesinde bulundu.

  • Antalyaspor’u Protestoya Gelen Taraftarın ETO’o Sevgisi

    Spor Toto Süper Lig’de istediği sonuçları alamayan Antalyaspor’u protesto etmek için tesislere gelen bir grup taraftar, Kaptan Samuel Eto’o’yu karşılarında görünce protestodan vazgeçip, tezahürat yaptı.

    Ziraat Türkiye Kupası H Grubu son maçında sahasında Fenerbahçe ile karşılaşacak olan Antalyaspor, maçın hazırlıklarını Hasan Subaşı Tesisleri’nde gerçekleştirdiği antrenmanla tamamladı. Teknik Direktör Jose Morais yönetimindeki antrenmanda futbolcular iki grup halinde önce ısınma hareketleri yaptı, daha sonra ayak tenisi ve pas çalışması gerçekleştirdi. İkinci grup ise yarınki maç için taktik ağırlıklı çalıştı. Antrenmana sakatlığı devam eden Diego katılmadı. Öte yandan Fenerbahçe karşılaşmasında Antalyaspor’un kaptanı Samuel Eto’o’nun forma giymeyeceği belirtildi.

    Son haftalarda alına kötü sonuçlar nedeniyle bir grup taraftar antrenman sahasının çevresine gelerek, ’Umutlandırıp, utandırmayın, artık oynayın’ yazılı pankart açarak, tezahüratlarıyla tepkilerini dile getirdi. Taraftarlar antrenman sonunda Hasan Subaşı Tesisleri girişine gelerek, Teknik Direktör Morais ile kulüp başkanı Gültekin Gencer aleyhinde tezahürat yaptı.

    Taraftarlarla bir süre görüşen Gencer, puan cetvelinde alt sıralarda yer alan takımlarla aralarında 8 puan bulunduğunu, takımın beklenen çıkışı yakalayacağını söyledi.

    “TATİL YAPMAYA GELMİŞ OYUNCULAR VAR”

    Morais’in kendisinden 3 haftalık süre beklediğini dile getiren Başkan Gencer, “Transfer çalışmalarında sona yaklaşıldı. Bazı futbolcularımızın motivasyonları kaybolmuş. Şehirde tatil yapmaya gelmiş pozisyonda olan oyuncular var” diye konuştu.

    Başkan Gencer, kupada oynayacakları Fenerbahçe maçının formalite olduğunu belirterek, “Sanırım hoca oynamayan futbolcuları oynatacak. Bizim için önemli olan kupada oynayacağımız Torku Konyaspor maçı. Ondan sonra da ligde oynayacağımız Fenerbahçe maçı çok önemli” dedi.

    “GEREKENİ YAPIYORUM”

    Seyircinin çirkin ve kötü tezahüratları nedeniyle kulüplere verilen cezalar ve hakemlerle ilgili görüşlerini de dile getiren Başkan Gencer, “Gerekli tepkileri zaten gösteriyorum. Medipol Başakşehir ve Çaykur Rize’de hakemler tarafından mağdur edildik. Bunun diyetini biz ödedik. Bunu yazılı olarak ilettim. İki kurulun başkanı da Antalyalı. Kulüpler Birliği’nde yaptığım konuşmada da söyledim. ’Sezon başı düşecek ve çıkacak takımlar belli oluyor. İki kurulun başkanı Antalyalı olduğu için bu sene şampiyon biz olacağız diye düşünüyordum. Tam tersine kurullar bize ters tepiyor’ dedim. Hepsi ağlıyordu, onun için dedim. Maalesef temsilci, gözlemci her şeyi yazıyor. Başka maçlarda yazmıyor, bizde yazıyor” diye konuştu.

    TARAFTARLARIN ETO’O SEVGİSİ

    Gencer’in konuşmasının ardından taraftarların yanına Kamerunlu yıldız futbolcu Samuel Eto’o geldi. Taraftarların sevgi gösterisinde bulunduğu Eto’o, öz çekim yapıp, tezahüratlara eşlik etti. Taraftarlar Eto’o ile fotoğraf çektirmek için yoğun çaba gösterdi. Morais de taraftarla tezahürat yapıp, fotoğraf çekildi. Gergin başlayan protesto, renkli görüntülerle son buldu.