Etiket: Sevdirdi

  • Türk Motiflerini Yeniden Sevdirdi

    İzmirli girişimci Özlem Keskin, unutulmuş Türk motiflerini pırlanta, gümüş gibi değerli taşla birleştirip kendi tasarımını yaparken yurt içinden ve yurt dışından siparişlere yetişemez hale geldi.

    Bankacılık sektöründe kariyer yapan Özlem Keskin, tasarıma olan sevgisi ve yeteneği nedeniyle yüreğinin sesini dinleyip yıllarca dirsek çürüttüğü mesleğini bıraktı. Anadolu’nun unutulan motiflerini gün ışığına çıkarmak için bu kez uzun soluklu bir çalışmanın içine girdi. Annesinin armağanı olan Yedi Delikli nazar boncuğunu bulamayınca kolları sıvadı, kendi tasarımlarını kendisi yapmaya başladı. Anadolu’nun unutulan motiflerini pırlanta, gümüş gibi değerli taşlarla birleştiren Özlem Keskin, ilk olarak Narlıdere Folkrat’taki atölyesinde açtığı sergiyle ilgi gördü. Türkiye’nin dört bir yanından özel tasarımları görmeye gelenlerin sayısının artması üzerine Keskin, bu kez rotayı Alsancak’a çevirdi.

    YURT DIŞINDAN SİPARİŞLER VAR

    KOSGEB’e başvuran ve girişimciliğe adım atan Keskin, bu kez İtalya Sokağında açtığı Tasarımhane ile unutulan motifleri beğeniye sundu. Ablası Şebnem Orki ile Ege’de köy köy dolaşıp sandıkları boşalttıklarını ve yok olmaya yüz tutan motifleri çıkarttıklarını söyleyen Keskin, “Sonuç bizi de şaşırttı. Şimdi hem Türkiye’den hem de yurt dışından sipariş alıyoruz” dedi. Birbirinden güzel takı tasarımlarının yer aldığı Tasarımhane’de tasarım bölümü öğrencilerine yönelik eğitim içerikli program düzenleyeceklerini söyleyen Keskin, staj imkanı oluşturup başarılı öğrencileri piyasaya kazandırmak istediklerini sözlerine ekledi.

  • Vejetaryenlere Bile Cağ Kebabını Sevdirdi

    İzmir’de, yediği cağ kebabını beğenmeyip bir iş yeri açan ve dokuz yıldır sektörde hizmet veren Mehmet Atiş, et yemeyen müşterilerine bile kebabı sevdirdi.

    İzmir’de, 2007 yılında yediği cağ kebabını beğenmeyen ve daha sonra iş yeri açmaya karar veren Erzurumlu Mehmet Atiş, herkese kebabı sevdirdi. İşini aşkla yapan ve 9 yıldır kentte hizmet veren Mehmet Atiş, kısa sürede büyüyerek üç restoran açtı. Et yemeyen ve vejetaryen olan kişilere bile cağ kebabı yediren Mehmet Atiş, mesleğinin sırrının kuzu etinin kokmaması olduğunu söyledi. Etin kokmaması için özel çaba sarf ettiklerini ifade eden Atiş, etteki sinirlerin yağların alındığı için kokunun ortadan kalktığını belirtti.

    “CAĞ KEBABI YEDİM BEĞENMEDİM”

    Cağ kebabının yapısı gereği içine katkı maddesi olarak sadece tuz, karabiber ve soğan ilave edildiğini dile getiren Babadan Cağ Kebabı kurucusu Mehmet Atiş, şöyle konuştu:

    “Et yemeyen vejetaryen müşterilerimiz bile kuzu etini sevdi. Çünkü kuzu eti lezzetinin yanında dana ve tavuk etine oranla daha sağlıklı bir et olduğu bilimsel olarak kanıtlandı. 2007’de İzmir fuarında cağ kebabı yedim, beğenmedim. O gece karar verdim. Yerimi tuttum. Dört ay tadilat sürdü açtık ve ondan sonra insanların ete alışması zor oldu. İzmir gibi sıcak bir yerde. Pizza, pide lahmacun ızgara çeşitleri vardı. İnsanlar onlara da gelsin diye koyduk. Çok ilginç olaylar oldu mesela iki bayan geldi; ana kız. Baktım başka bir şey söylediler cağ kebabı tavsiye ettim. ’Yemem’ dediler. Benim de zoruma gitti. Pide söylendi. Ben ustaya ’ikram et’ dedim. Aldılar yediler. Beni çağırdılar ’Pideyi iptal edebilir miyiz?’ dediler.”

    Müşterilerinin sürekli olduğunu anlatan Atiş, şunları söyledi: “Hemen hemen herkes birbirini tanır. Bu arada menü zengin. Başka bir şey de yese tadımlık da olsa cağ yiyorlar mutlaka. Böyle bir alışkanlık yemek kültürü oluşturduk İzmir’de. Bayanlar bizim burada altın günü yerine cağ kebabı günü yapıyor. Cağ kebabı haftası yapan bayanlar var. Birbirlerine methediyorlar ve en sonunda hadi birlikte gidelim diyorlar.”

    Yakında 4. şubesini açacağını anlatan Atiş, çocuklarına restoranları devrettiğini ve çocuklarının işi öğrenmelerini istediğini söyledi.

    Manisa’da kuzenine yer açacaklarını anlatan Atiş, sözlerine şöyle devam etti: “Manisa’da yerimiz tadilat halinde. Türkiye’nin en büyük cağ kebap salonu olacak. Türkiye’de ilk 4’üncü şubesi olan cağ kebabı restoranı biz oluyoruz. Hiç bir üründe katkı maddesi yoktur. İddia ediyorum. Pide yaptığımız dönemlerde ustaya ’1 kilo kıymadan kaç pide çıkar?’ dedim. ’18-20’ dedi. ’Sen 10 tane çıkar’ dedim. Kıymayı çok koyduk domatesi soğanı azalttık, mal satılmadı. Ben de ’kapattım’ dedim. Ben kötü mal satmam. İnsanların damak tadını öyle alıştırmışlar. 50 grama denk geliyor 20 tane ben 100 grama koyuyorum. 50 gram soğanla domatesi azaltıp yerine kıyma koyuyorum ve satamadım. Ben de kızdım. ’Yemesinler pide’ dedim. ’Ben kötü şey yedirmeyeceğim’ dedim.”