Etiket: Seslendi

  • DMD Hastası çocuklar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi: “Tayyip Dede bizi kurtar”

    Duchenne Muscular Dystrophy (DMS) Kas hastalığına yakalanan çocukların aileleri, Türkiye’de bir tedavi merkezinin açılması için Cumhuriyet Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Tekerlekli sandalyelerle basın açıklamasına katılan DMS hastası çocuklar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, “Tayyip Dede bizi kurtar” pankartı açtı.

    Duchenne Muscular Dystrophy (DMS) Kas hastalığına yakalanan çocukların aileleri, Cumhuriyet Caddesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi. Çocuklarının hastalığını sona erdirecek Türk doktorlara Türkiye’de bir tedavi merkezi yaptırılmasını isteyen aileler, ellerinde ’Tayyip Baba bizi kurtar’ pankartıyla yardım istedi. Basın açıklamasını DMD Derneği Antalya İl Başkanı Dilek Günel yaptı.

    “DMD çocukluk döneminde başlayan ve ilerleyen çocukların fiziksel tüm hareketlerini zorlaştıran, tekerlekli sandalyeye mahkum eden, solunum ve kalp kasını etkilemesiyle 20’li yaşlarda yaşamı tehdit eden genetik geçişli bir kas hastalığıdır. Tedavi konusunda umutlu ve güçlüyüz. Dünyada da DMD hastaları için yüzlerce çalışma var ve bu çalışmaların her biri bizlere umut oluyor” diyen Günel, Türkiye’de yaklaşık 5 bin çocuğun bu hastalığın pençesine düştüğünü dile getirdi. Hasta yakınları olarak toplumdan duyarlılık beklediklerini dile getiren Günel, “Devletimizden, Sağlık Bakanlığımızdan, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’de tedavi merkezi açılsın”

    Duchenne Muscular Dystrophy (DMS) Derneği Antalya İl Temsilcisi Dilek Günel, hastalıkla ilgili dünyada pek çok bilimsel çalışma yapıldığını da aktardı. DMD hastalığı konusunda çalışma yapan başarılı Türk doktorların olduğunu da söyleyen Günel, “Ülkemizde hastalığın tedavisine yönelik bir merkez açılmasını istiyoruz. Bu konuda tek umudumuz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Cumhurbaşkanımız bizim sesimize kulak verir, bu merkezin açılmasını sağlarlarsa Türk doktorlarımızın bu hastalığa çare bulacağına inanıyoruz. Devletimiz bu konuda sorumluluk almalı, çocuklarımızı bu tehlikeli hastalıktan kurtarmalı. Kas hastalıklarının teşhis ve tedavisi için bir merkez kurulması biz aileler için hayati önem taşıyor. Çünkü bu hastalık çok sinsi bir hastalık ve birden kendini gösteriyor. Hastalık belirtilerinin büyük bir çoğunluğu doktorlarca tespit edilemiyor. Bu merkez hayata geçerse, belki bu hastalığa yakalanan çocuklar için umut doğmuş olacak” diye konuştu.

    “Oğlum 4 yaşındayken DMD’yi öğrendim”

    Kas hastası oğlu için Cumhuriyet Caddesi’ndeki basın açıklamasına katılan Metin Tokat da düşüncelerini dile getirdi. Ailelerin çeşitli iletişim araçlarını kullanarak dernek kurduğunu dile getiren Tokat, “Kas hastası yakınları olarak dernek kurduk. Derneğimizin 900’e yakın üyesi var. Derneğimizde SMA ve ALS gibi kas hastalarının aileleri de var. Bizim isteğimiz tek bir şey var, o da tedavi amaçlı bir merkezin kurulması. Bu hastalığı oğlum 4 yaşında iken öğrendim. Oğlum şu anda 20 yaşında. Hastalığı öğrendiğimde tek başımaydım ama şu anda kocaman bir ailemiz var. Bu hastalığı insan tanımadan bilmiyor. Bizim şu anda DMS hastalığı hakkında bilinen bir ilacımız yok. Yurt dışında bir sürü umut verici çalışmalar yapılıyor. Yurt dışından Türkiye’ye ilaçların gelmesi ise çok uzun zaman alıyor. İlaçlar oldukça pahalı fiyatlarla bize gelecek ve biz bu rakamları karşılama durumunda olamayacağız. Aynı SMA hastaları gibi ilaçları çıktı ama hala ilaçlarına kavuşamayan çocuklar var. İlacın fiyatı çok pahalı. Biz de SMA hastalarının durumuna düşmemek için Türkiye’de bu konuda çok başarılı çalışmalar yapan doktorlarımızın önünün açılmasını ve onların rahatlıkla çalışmalarını ilerletileceği bir hastane talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Oğlu ile birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi

    Oğlunun 4 yaşında DMD hastalığına yakalandığını söyleyen Nurgül Kızıl da oğlu ile birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan yardım istedi. Türk doktorlarının gen tedavisi konusunda birçok farklı yöntemle tedavi geliştirdiğini vurgulayan Kızıl, çocuklarının iyileşmesi için bir merkez kurulmasının şart olduğuna dikkat çekti. Anne Nurgül Kızıl, “DMS hastalığı konusunda Türkiye çapında başarılı işlere imza atan doktorlarımız var ama bu doktorlarımızın hastalarına hizmet verebileceği bir hastane yok.DMS hastalığı konusunda dünya çapında ün kazanmış doktorlarımızdan Prof. Dr. Haluk Topaloğlu var. Cumhurbaşkanımızın bize önerebileceği doktorlar da olabilir. Bizim çocuklarımızın erken yaşta yürümeleri bitiyor. Erken yaşta solunum cihazına bağlanan hastalarımız var. Bir çok çocuğumuz 20’li yaşları göremeden hayatlarını kaybediyorlar. Bizim devlet hastanelerimizde sadece tanı merkezi olarak işlev görüyor. Antalya Eğitim Araştırma Hastanesinde kas bölümümüz var. Çok memnunuz ama burada sadece rutin kontrollerimiz yapılabiliyor. Onun dışında tedaviye yönelik bir çalışma yok. Biz tedaviye yönelik çalışmaların yapılabildiği bir merkez istiyoruz. Antalya’da kayıtlı 98 tane DMD hastamız var. Kırsal bölgelerde yaşayan, hastalığın sebebini bilmeyen bir çok hastalık var. Tek umudumuz Cumhurbaşkanımız” ifadelerini kullandı.

    “Hastalıkla dünyam karardı”

    Oğlunun DMD hastalığı nedeniyle 11 yaşında tekerlekli sandalyeye mahkum olduğunu kaydeden Semiha Çiftçi ise yardım isterken gözyaşlarını tutamadı. “Benim oğlum 11 yaşında tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamaya başladı. Oğlum ilk baldırlarında ağrılarla başladı. Bu ağrılarla doktorlara götürdüm doktorlar büyüme ağrısı deyip uyardı. Ben 5 yaşına girdiği gün bu hastalığı öğrendim. Bu hastalığı öğrendiğimde bir çok zorluklarla karşı karşıya kaldım. Aile sorunlarımız başladı, etrafımdaki dostlarım beni tek tek terk etmeye başladı” diyen anne Semiha Çifçi, “Ben çok zorluklar yaşıyorum. belli zamanlarda yürümem kesiliyor ve ellerimde tutulmalar yaşanıyor. Oğluma tek başıma bakmak zorundayım. Ben ve arkadaşlarım gibi gen tedavisi merkezi kurulmasını istiyorum. Cumhurbaşkanımdan bunu istiyoruz. Para pul istemiyoruz. Başka bir talebimiz yok. Yükümüz çok ağır. Ben oğlumu otobüse bindirirken bile çok zorluklarla karşı karşıya kalıyorum. DMD hastalarının da sokakta yaşamaya hakkı var. Bu hastalığın ilk başları hiç fark edilemiyor. Oğlum 5 yaşına gelene kadar hiçbir sorunu yoktu. Çok güzel bir çocukluk geçirdi ama 5 yaşından sonra dünyam karardı” dedi.

    Erken yaşta ölümlere sebep oluyor

    Genetik geçişli kas erimesi hastalığı olan DMS; çocuklarda sık görülen, Türkiye’de kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak biliniyor. Genellikle 2-5 yaşları arasındaki çocuklarda bacak ağrısı şikayeti ile ortaya çıkan hastalık; erken yorgunluk, yerden kalkma, yokuş çıkamama, merdiven çıkamama, baldır ve kaslardaki şiş ve sertlikle kendini belli ediyor. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde yürüme yeteneğinin kaybolmasına neden olan hastalık, erken yaşta ölümlere neden oluyor.

  • Muhtar, gözyaşları içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi

    Manisa’da tren altında kalarak hayatını kaybeden bir kadının ardından iki mahallenin muhtarı ve mahalle sakinleri kazanın olduğu bölgede tepkilerini dile getirdi. Mahalle sakinleri daha fazla can kaybı yaşanmadan tren yolunun şehir içinden çıkarılmasını talep ederken, basın açıklaması yapan muhtarlardan Siyami Alak gözyaşları içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, “Denizin altından yol ve tren yolu geçiyorsak bu tren yollarının da çevre yoluna alınmasını istiyorum” diyerek seslendi.

    Manisa’nın Yunusemre ilçesindeki hemzemin geçidinden geçmek isteyen bir kadın trenin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Kaza, saat 08.00 sıralarında Yunusemre ilçesine bağlı Barbaros Mahallesi’nde meydana geldi. Hatice Çakmak (40), işe gitmek için hemzemin geçidinden geçtiği sırada Makinistler O.K. ve E.U. idaresindeki İzmir-Balıkesir seferini yapan Ege Ekspresi yolcu trenini fark etmeyerek, trenin altında kaldı. Trenin çarpması sonucu hemzemin geçidinde yaklaşık 30 metre sürüklenen talihsiz kadın olay yerine hayatını kaybetti.

    Kazanın yaşandığı yerde Barbaros Mahallesi ve Yeni Mahalle sakinleri muhtarlar öncülüğünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Vatandaşlar kazaya tepki gösterirken, mahalle arasında kalan tren yolunun çevre yoluna kaydırılması konusunda yetkililere çağrıda bulundu. Barbaros Mahallesi Muhtarı Siyami Alak, daha önce bir çok dilekçe vermesine rağmen, Devlet Demir Yolları Bölge Müdürlüğünce hemzemin geçide üst geçit yapmak için izin verilmediğini ileri sürdü. Alak şöyle devam etti:

    “Vatandaşın canı bu kadar ucuz mu? Cumhurbaşkanım Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Denizin altından yol ve tren yolu geçiyorsak bu tren yollarının da çevre yoluna alınmasını istiyorum. Vatandaşın canı bu kadar ucuz değil. Kendimi zor tutuyorum. Psikolojim bozuldu. Barbaros Mahallesi’ndeki bu tren yollarına ne gerekiyorsa yapılmasını istiyorum. Kapatılsın istemiyorum. Mahallede 4 geçiş var. Mahallenin bir tarafını Devlet Su İşlerine ait sulama kanalı kapatmış. Diğer tarafını Devlet Demir Yolları kapatmış. Mahallenin içerisi cezaevi gibi. Yıllardır kanayan bir yara. Bu yarayı biran önce çözülmesi lazım.”

    Yeni Mahalle Muhtarı Hüseyin Özdemir ise “Bugün burada çok üzücü bir olay yaşandı. Burası Barbaros Mahallesi ve Yeni Mahalle arasındaki ortak nokta. Daha önce Barbaros Mahallesi muhtarımızla birlikte gerekli yerlere defalarca yazı yazdık. Belediye başkanlarımızı, vekillerimizi buraya getirdik. Bir türlü çözüme kavuşamadık. Yetkililerden buranın biran önce çözülmesini, başka insanların da canlarının yanmasını istemiyoruz” diye konuştu.

    Tepkilerini dile getiren mahalle sakinleri daha sonra olaysız bir şekilde kazanın olduğu bölgeden ayrıldı.

  • Belediye Başkanı köpeği okla vuran kişiye seslendi: “Seni bulmak boynumun borcu olsun”

    Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, köpeği okla vurarak öldüren kişiye, “Seni bulmak benim boynumun borcu olsun” diye seslendi.

    Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, Kırklareli’nde “Garip” adlı köpeğin canice öldürülmesi olayını kınadı. Kendisinin evinde 2 köpek ve 2 kedi olduğunu belirten Kesimoğlu “İnsan olabilmek için yalnızca ellere, kollara, gövdeye ve kafaya sahip olmak yetmez, şefkat, merhamet, onur ve sevgi gerekir. 10 gün önce 9 tane yavru doğurmuş köpeğimizi okla vurulmuş bir şekilde sokakta bulduk. Diyecek söz bulamıyorum. Yavrularını bakımevimize aldık, biz büyüteceğiz. Bir çift lafım da bunu yapan kişiye, sen ne Kırklarelilisin, ne Trakyalısın, ne de insansın. Senin tek yaptığın şey atmosferi kirletmek. Seni bulmak benim boynumun borcu olsun” ifadelerini kullandı.

  • Başkan Kocamaz Malezya’dan seslendi

    Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, 2019 yılı Mart ayında yapılacak olan yerel seçimlere ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Hiç kimseye kırgın değilim. Genel Başkanın kararına da saygılıyım. Şimdiden Hamit Başkana başarılar diliyorum. Gönlüm kazanmasından yana” dedi.

    ’Kardeş Şehirler Turizm Kurultayı’na katılmak üzere Malezya’ya giden Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, adaylığına ilişkin sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Başkan Kocamaz, 10 Eylül’deki meclis toplantısında, 25 yıllık belediye başkanlığı görevi süresince eşini, çocuklarını, anne ve babasını, yeri geldiğinde sağlığını dahi ihmal ettiğini belirterek, “Yeniden aday olup olmamayı ciddi ciddi düşünüyorum” dedi.

    “25 yıldır sağa sola sallanmadan, her daim dik durdum”

    Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Mersin’in stratejik açıdan oldukça önemli bir şehir, diğer illere göre kendine özgü hassasiyetleri olan bir kent olduğunu vurgulayan Kocamaz, “Bu kadar karmaşık ve hassasiyet taşıyan bir yerde alnımın akıyla 25 yıldır sağa sola sallanmadan ve her daim dik durarak belediye başkanlığı yaptım. Beyt-ül malı koruma mücadelemde zaman zaman çok büyük baskı ve sıkıntılara maruz kaldım. Tarsus’un altyapı-kanalizasyon ihalesine katılan müteahhitlerin anlaştığını tespit ettiğim için ihaleyi iptal etmemden dolayı evim kurşunlandı. Yeniden yaptığımız ihaleyle önceki ihale arasında o günün parasıyla 100 trilyon lira belediyenin kasasında kaldı” dedi.

    “Üzerimize oyunlar oynandı”

    20 yıllık Tarsus, son 5 yıllık da Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde üzerine çeşitli oyunlar oynandığını ileri süren Kocamaz, “Müfettişler gönderildi. Zaman zaman yeise kapıldık. Zira Ankara’da partimiz, ülke menfaatleri doğrultusunda hükümete destek verirken, yapılan kumpaslara, üzerimize oynanan oyunlara bir anlam veremiyor, hayretle karşılıyorduk. Her zaman söylediğim gibi, biz Mersin’de birilerinin işine gelmiyor, onların kurduğu bozuk düzeni düzeltmeye çalışıyor, riskler alıyor, verdiğimiz sözleri yerine getiriyorduk. Onlar için biz tehlike arz ediyorduk. Kurdukları bozuk çarklarla ilgili tehdit oluşturuyorduk. Hepsinden daha önemlisi bir Yörük ve Türkmen çocuğuyduk. İşte bütün bu nedenlerle o adamlara göre behemehal bu görevden uzaklaştırmamız gerekiyordu. O nedenle içerden ve dışarıdan BİMER’e ve CİMER’e yapılan şikayetlerin ardı arkası kesilmiyor, ardından müfettişler gönderiliyordu. Bu saldırılar, 15 Temmuz sonrası kurulan kumpas ve göreve getirdiğimiz arkadaşların mağduriyetlerinde ömrü devlete ve millete hizmetle geçmiş, ülke birliği ve bütünlüğü için yeri geldiğinde canını siper etmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak mücadelesini verdiğimiz devletimizi tanımakta zorlandık. Yalnız kaldık” ifadelerini kullandı.

    “Fitne bezirganları ile elbette hesaplaşacağız”

    Bu olaylar yaşanırken mağduriyetlerini kendi insanlarına, hatta teşkilatına dahi anlatmakta bile zorlandıklarını kaydeden Kocamaz, “Tüm bu yaşananları fırsata dönüştürme gayretlerini gördük, üzüldük. Maalesef yalan, dolan, fitne, fesat, dedikodu ve iftira gibi toplumu kemiren hastalıklar sıradan hale geldi. Bu hastalıklar belli mihraklar tarafından körüklendi. Genel Merkeze, Genel Başkana kadar götürüldü. Parti içindeki genel başkanlık mücadelesinde herkesi itidale, akıllı olmaya, partimize zarar vermemeye davet etmemiz, yapılanın yanlış olduğunu söylememiz dahi çarpıtıldı. Günahımız alındı. O mücadelede yer alanlar kendini bir şekilde dışarı attı. Biz fitne ve fesattan medet umanların, tezvirat yapanların gölgesinde bırakıldık. Belki bugün değil ama İnşallah bu fitne bezirganları ile elbette hesaplaşacağız” şeklinde konuştu.

    “2014’te aldığımız oyun 10 puan önünde görünüyoruz. Hamit Başkana başarılar diliyorum”

    Açıklamasının son bölümünde belediye başkan adaylığı konusuna değinen Kocamaz, şöyle devam etti:

    “Hiç kimseye kırgın değilim. Genel Başkanın kararına da saygılıyım. Hiç bir zaman ihtiraslı olmadım. Beni bu günlere önce kaderim, sonra partim ve birlikte yol yürüdüğüm arkadaşlarım getirdi. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. 1994’te bırakın başkanlığı, meclis üyesi yazacak adam bulamıyorduk. O günden bu yana çalıştık çabaladık, yılmadık yıkılmadık, koşturduk, çok büyük fedakarlıklar yaptık ve başardık. Çok şükür 1994’te diktiğimiz bayrağı hiç bir seçimde yere indirmedik. Bu konuda mütevazi olmaya da gerek yok. Şu anda dahi gerek bizim, gerekse diğer siyasi partilerin yaptırdığı anketlerde 2014’te aldığımız oyun 10 puan önünde görünüyoruz. 1994’te ilk defa Çukurova’da bu meşaleyi bizler yaktık. Ardından diğer belediyeler geldi.2014’te de yine Mersin Büyükşehir Belediyesini kazanmak bize nasip oldu. Şimdiden Hamit Başkana başarılar diliyorum. Gönlüm kazanmasından yana. Kendisinin 2014’teki aday olma hayali ve beklentisi şu an gerçeğe dönüşmüş durumda. Başkanlık hayalinin de gerçeğe dönüşmesi halkın gönlünü kazanmaktan geçiyor. Allah yardımcısı olsun.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kato’da görev yapan askerlere seslendi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kato Dağı’nda askerlerle bayramlaşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun telefonundan askerlere seslendi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kato Dağı’ndaki üs bölgesinde askerleri ziyaret ettiği sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aradı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bakan Soylu’nun telefonun sesini dışarı vermesi ile askerlere seslenerek kurban bayramlarını tebrik etti.

    Telefonla askerlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şehitlere rahmet, gazilere Allah’tan rahmet dileyerek başladı. Erdoğan, “Allah yar ve yardımcımız olsun. İnşallah geleceğimiz de zaferlerle dolu olsun. İnanıyorum ki sizler dik durdukça bayrağımız inmeyecek, ezanlarımız susmayacak, bu vatanımızı kimse bölemeyecek, milletimiz refah içinde olacaktır. Nice bayramlar diliyorum, Kurban Bayramınızı tebrik ediyorum” dedi.