Etiket: Seslendi

  • Duyarlı Tostçu Müşterilerine Böyle Seslendi

    Aydın’da yaklaşık 30 yıldır tostçuluk yapan Murat Bulut, sağlık sorunu nedeniyle müşterilerinden ayrı kalınca seyyar tostçu arabasına “Ameliyat dolayısıyla kapalıyız” yazısı asarak durumunu belirtti.

    Aydın Efeler İlçe Merkezi Beycamii karşısında bulunan Tekel Binasının köşesinde yaklaşık 30 yıldır seyyar el arabasında tost yaparak ekmeğini kazandığını belirten Tostçu Murat Bulut, ilk defa işine iki hafta gidemediğini belirterek bunun da sebebini seyyar arabasına astığı yazı ile müşterilerine açıkladığını söyledi. Daha çok İş yerlerinde cenaze, düğün ve çeşitli mazeretler nedeniyle kapalı kalan dükkanlara yapıştırılan yazıların bir benzeri seyyar tostçu arabasına asan Murat Bulut, “Yaklaşık 30 yıldır bu el arabası ile tost yaparak ekmeğimi kazanıyorum. Tost ilk bakışta öğrenci yemeği gibi gözükse de öğrencilik yıllarında benim tostumla öğlen yemeği yiyen pek çok kişi aradan yıllar geçse de gerek nostalji, gerekse çok beğendiği tadı nedeniyle makam arabası ile bile tost yemeye geliyor. Böbreklerimden ameliyat olmam gerekti. Ameliyatımı bile ağırlıklı müşterim olan öğrencilerin mağdur olmaması için yarıyıl tatilinde oldum. Ben işime sadık biriyim. 30 yıldır hiç işimi aksatmadım. İşime olan saygım sayesinde seyyar tost arabası ile çoluk çocuğuma nafaka sağladım. Gelen müşteriler seyyar arabamı faaliyet dışı gördüğünde yanlış anlamasın diye mazeretimi belirten yazı asıp hastaneye gidip ameliyatımı oldum” diye konuştu.

  • Başbakan Davutoğlu Yeşilli’de Halka Seslendi

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Mardin’de terörle mücadele eylem planını açıkladıktan sonra gittiği Yeşilli ilçesinde halka seslendi. Birlik ve beraberlik vurgusu yapan Davutoğlu, “Bu ülkeyi Irak, Suriye gibi ateş çemberine atmak isteyenlere biz yol verir miyiz? Biz bu ülkeyi böldürür müyüz? Bilin ki bu toprakların her karışında kamu düzeni tam oturtulana kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

    Terörle mücadele eylem planının ardından eski Mardin’de Cuma namazını kılan Başbakan Ahmet Davutoğlu daha sonra Mardin’in Yeşilli ilçesine hareket etti. Yeşilli ilçesindeki meydanda toplanan kalabalığa seslenen Başbakan Ahmet Davutoğlu, ülke üzerinde oynanan oyunlara müsaade etmeyeceklerini söyledi. Başbakan Davutoğlu, “Türkiye’nin her yerindeyiz. Allah bu milletin kardeşliğini daim eylesin. Allah kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlere fırsat vermesin. Allah vatanımızı aziz, milletimizi kudretli, devletimizi şefkatli eylesin. Bugün aslında bir seri teşekkür ziyaretimin ilk günü, önce Mardin’i tercih ettim. Çünkü Mardin Arabın, Türkle, Türkün, Kürtle bin yıldır barış içinde yaşadığı kadim bir şehir. Bakınız, Sur’u, Cizre’yi, Silopi’yi barikatlarla, çukurlarla kirletmek oralarda kriz çıkarmak istediler. Yolları kestiler rızık kapınız olan Habur’u kapatmaya çalıştılar. Yeşilliler biz buna izin verir miyiz? Biz bu ülkeyi böldürür müyüz? Bu ülkeyi Irak, Suriye gibi ateş çemberine atmak isteyenlere biz yol verir miyiz? Bu al bayrak bizim değil mi? Bu hilali, bu gökyüzünden indirir miyiz? Bu ezanları susturur muyuz? Ama onlar Sur’da, onlar Fatihpaşa Camii’nde ezanları susturmaya, oralarda hain marşlar çalmaya kalktılar. Allah bu tekbirleri semalardan indirmesin. Bugün Mardin’de eylem planımızı açıkladık. Biz buradayken bu ülkenin birliğine, dirliğine saldıranlara izin vermeyeceğiz. Kim terör konusunda mağdur olmuşsa onların hepsine şefkat elimizi uzatacağız” diye konuştu.

    “İSTİYORLAR Kİ SURİYE’DEKİ ATEŞİ BURAYA ATSINLAR”

    Konuşmasında Suriye’de yaşananlara da dikkat çeken Başbakan Ahmet Davutoğlu, oradaki ateşi bu ülkeye atmaya çalışanlara müsaade etmeyeceklerini söyledi. Yeşillilerden bu konuda destek isteyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Yeşilli küçük bir ilçe diyorlar, Yeşillilerin yürekleri dağ gibi büyük bir ilçeymiş. Bu ülkenin gönlü o kadar geniş ki bakın dün Londra’daydım orada Suriye ile ilgili bir toplantıya katıldım bütün dünyaya haykırdım ve dedim ki ben milletimle gurur duyuyorum. Benim milletim 2.5 milyon Suriyeliye kucak açtı. Dünya onlara kapısını kapatmışken biz onlara yüreğimizi açtık. Şimdi zalim rejim ve onu destekleyen Rus uçakları Halep’i vuruyor, kardeşlerimizi vuruyor. Onlarla işbirliği yapan PKK’nın uzantısı PYD oradaki Kürt ve Araplara zulmediyor. İstiyorlar ki oradaki ateşi buraya da atsınlar. Birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi koruyacak mıyız? Bu vatanın istikbalini, al bayrağımızı koruyacak mıyız? Vatan nerede bir yiğit var beni koruyacak dediğinde hazır mısınız? Allah birliğimizi kardeşliğimizi daim etsin. Bilin ki bu toprakların her karışında kamu düzeni tam oturtulana kadar mücadelemiz sürecek. Teröristlere karşı en şiddetli, en kararlı şekilde mücadelemiz sürecektir. Allah sizi bizim yanımızdan eksik etmesin. Allah bütün fitne odaklarını kahretsin. Bu fitne odaklarının oyunlarına gelmeyen kardeşlerimizi Allah aziz eylesin. Bu topraklarda adım adım dolaşacağım ve kardeşlik buluşması yapacağım. Bir an olsun geri adım atmayacağız bu hainlere fırsat vermeyeceğiz. Allah şehitlerimizi aziz eylesin ve bizlere kudret versin. Şehitlerimiz bizim kalbimizdedir. Gelecek hafta Cuma günü teşekkür ziyaretleri bağlamında Kahramanmaraş’ta olacağım” ifadelerini kullandı.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu daha sonra Yeşilli Belediyesi’ni ziyaret edip ardından Mardin’in Midyat ilçesine doğru yola çıktı.

  • Güler Sabancı, Davos’ta Küresel İş Dünyasına Seslendi

    Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, hissedarlar ve yönetim ekibinin yakın çalışması, kritik başarı ölçümlerine uzun vadenin konması ve stratejik planlamada uzun dönemli bakış açısı için önemli olduğunu söyledi.

    Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Davos’ta gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantıları kapsamında, ‘Uzun Dönemli Zorunluluklar’ başlıklı panele konuşmacı olarak katıldı. Sabancı panelde ekonomik belirsizliklerin yönetimleri çok fazla kısa vadeli kararlar almaya zorladığının; araştırmalara göre halka açık üç şirketten birinin beş yıl içinde kapandığının altını çizerken; yönetişim modellerini gözden geçirilmesinin, ölçümlerin ve stratejik planlamanın uzun vadede yapılması gerektiğini vurguladı.

    Sabancı, konuşmasında “şirketlerin uzun vadede ayakta kalabilmesi için kritik başarı faktörlerinde uzun vadeye yer verilmeli, stratejik planlamada uzun vade odağı olmalı. Her ne kadar kısa vadeye zorlama olsa da, bugünün performansından vazgeçmeden daha uzun vadeli bakmayı unutmamalıyız. Aile kontrolü ve sahiplik kültürü uzun vadeli bakışını destekliyor. Yönetişimde ortak ve çabuk karar alabilmek artık teknolojiyle mümkün” dedi.

    Bostan Consulting Group tarafından yakın dönemde yapılan araştırmanın 5 yıl içinde halka açık şirketlerin kapanma oranları oldukça yüksek olduğunu gösterdiğini belirten Güler Sabancı, konuşmasını şunları söyledi: Halka açık 3 şirketten 1’i kapanıyor. Bizim Sabancı’da yaptığımız hissedarlar ile yönetim ekibi arasındaki mesafeyi iyi belirlemek. Bu mesafenin yakın olmasına çabalıyoruz. Bunun başarıya ulaşması, öncelikle çok esnek ve çevik bir yönetim sistemi gerektiriyor.

    İkinci önemli konu ise, Kritik Başarı Göstergeleri. Yönetimin onları uzun dönem yönlendirecek, uzun vadeli düşünmeye zorlayacak Kritik Başarı Göstergeleri’ne (KPI) ihtiyacı var.

    Sabancı’da olan üçüncü konu ise uzun dönemli stratejik planlama döngümüz. Şirketlerimizin yönetim ekiplerini, bundan on yıl sonrasına odaklanmaya teşvik ediyoruz. Sahip olduğumuz teknolojik olanaklarla farklı senaryolara bakmak daha kolay. Ayrıca beş yıllık planlar çalışılıyor. Bunlar da yön gösterici oluyor.

    Planlar ve spontan durumlar arasında bir denge olmalı. Duruma göre davranabilecek beceriye sahip bir yönetim takımınız olmalı. Bunu, Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede kazandığımız tecrübelerden öğrendik. Zaman zaman türbülanslar olabilir. Tabii ki bunları dikkate almalı, düşünmeli ve izlemelisiniz. Ancak bunun her gününüzü etkilemesine izin vermemelisiniz. Proaktif olmalısınız. Her ne kadar kısa vadeye zorlama olsa da, bugünün performansından vazgeçmeden daha uzun vadeli bakmayı unutmamalıyız”.

    Araştırmaların, kadının üst yönetimde daha çok söz sahibi olduğu şirketlerin uzun vadeli bakış açısında daha başarılı olduğunu gösterdiğini dile getiren Güler Sabancı, bu sözleriyle paneli izleyenlerden büyük alkış aldı.

    Leiden Universitesi Ekonomi Profesörü Victor Halberstadt’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelin diğer konuşmacıları arasında Dow Chemical Company Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Andrew N. Liveris, McKinsey & Company Başkanı Dominic Barton, BlackRock Inc. Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Laurence Fink, Credit Suisse AG CEO’su Tidjane Thiam ve CPP Investment Board Başkanı ve CEO’su Mark Wiseman da yer aldı.

  • Rus Öğrenci Putin’e Seslendi: “Biz İki Ülke Dostuz, Kardeşiz”

    Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde (NEHÜ) öğrenim gören 24 yaşındaki Nika Çundokova, Türkiye ile Rusya arasındaki gerginlikle ilgili Putin’e seslenerek, “Biz iki ülke dostuz, kardeşiz” dedi.

    Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi alan 24 yaşındaki Nika Çundokova, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç ile bir araya geldi. Rus öğrenci Çundokova Rektör Kılıç’a burada bulunmaktan son derece mutlu olduğunu söyledi. NEHÜ Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç ise yaptığı açıklamada üniversitemizde yüksek lisans öğrenimi gören öğrencimiz Nika Çundokova ile zaman zaman bir araya geldiklerini ve burada olmaktan dolayı son derece mutlu olduğunu kaydetti. Rektör Kılıç, “Şu anda üniversitemizde çok farklı ülkelerden yüzlerce yabancı uyruklu öğrencimiz var. Eskiden öğrencilerimiz ile nasıl iyi ilişkiler kuruyorsak şu anda da bu ilişkilerimiz aynı şekilde devam ediyor. Bir tane de Rus asıllı öğrencimiz var. Kendisiyle de diğer öğrencilerimiz ile olduğu gibi zaman zaman görüşüyoruz. Son dönemde de yaptığımız görüşmede de hiçbir sıkıntı yaşamadığını Türkiye ile Rusya arasında yaşanan son gelişmelerin kendisini hiç etkilemediğini tabi üzdüğünü söyledi. Öğretim açısından hiçbir sakınca yaratmadığını bize bildirdi. Biz de her zamanki gibi eğitim öğretimimize devam ediyoruz. Bu noktada hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz kendisi de hiçbir sıkıntı yaşamadığını bize bildirdi” şeklinde konuştu.

    Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi alan Rus asıllı öğrenci Nika Çundokova ise, “Türk halkı bana çok iyi davranıyor. Biz iki ülke dostuz kardeşiz dedi. Çundokova, Türkiye’de ben şimdilik öğrenciyim. Türk halkı bana çok iyi davranıyor. Herkes yardımcı oluyor. Artık Rusya’ya giriş vizeli olacak. Bu iş bizim açımızdan çok zor olacak” ifadelerini kullandı.

    Rusya Devlet Başkanı Putin’e ve Rus Hükümetine de seslenen Çundokova, “Türkiye ve Rusya dostuz, arkadaşız. Bizim ülkemiz arasındaki ilişkimizi düzeltmek istiyoruz. Ülkemiz arasında sorunlar bitsin. Çünkü bizim halklarımız birbirine çok yakın kardeşiz” dedi.

    Rusya halkına da çağrıda bulunan 24 yaşındaki Nika Çundokova, “Türkiye’ye gelin. Her insan yardımcı olacaktır ve destek alabileceksiniz” şeklinde konuştu.

  • Halkların Köprüsü, AB’ye Seslendi:

    Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, AB’nin sığınmacı akınıyla ilgili Türkiye’ye 3 milyar Euro maddi destek sağlamayı kararlaştırmasına karşılık, “AB’nin demokrasi ve insan hakları kriterlerinin, hassasiyetlerinin boş bir söylemden ibaret olduğu bu anlaşma ile bir kez daha kanıtlanmıştır. Eğer sığınmacıların ülkelerinize gelmesini istemiyorsanız Suriye’deki savaşı durdurun” dedi.

    Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi, AB-Türkiye Zirvesinde, AB’nin sığınmacı akınıyla ilgili Türkiye’ye 3 milyar Euro’luk maddi destek sağlamayı kararlaştırmasının ardından basın açıklaması yaptı. Terzi, 29 Kasım 2015 gününün hem insan hakları hem de sığınmacı hakları açısından kara bir gün olarak tarihe geçtiğini belirterek “Bugün, batı medeniyeti tarihinde kara bir leke olarak anılacaktır. Avrupa’ya sığınmacı geçişlerinin nasıl engelleneceğine odaklanılan AB-Türkiye Zirvesinde, Avrupa Birliği Türkiye’ye 3 yılda 3 milyar avro vermeyi vaat etti. Bu para ile hangi sorun, ne ölçüde çözülebilir? Gelişmekte olan ülkeler kategorisindeki Türkiye’nin tek başına ülkedeki mülteciler için son dört yılda 8 milyar dolar harcamış olmasına rağmen Türkiye’deki sığınmacıların içinde bulunduğu devasa sorun göz önüne alınırsa bu paranın 3 milyon insanın sorunlarını çözmekte çok yetersiz olacağı açıktır” diye konuştu.

    “AVRUPA’YA GEÇİŞİ ENGELLEMEYECEK”

    Her bir illegal geçişin sığınmacı başına ortalama 2 bin Euro’ya malolduğunu belirten Terzi, sözlerine şöyle devam etti: “Şimdiye kadar resmi rakamlara göre 800 bin üzerinde mültecinin Avrupa’ya geçtiğini biliyoruz. İllegal geçiş 1 milyonu bulmuştur. Çok kaba bir hesapla AB’nin sığınmacı bütçesi üç yıllığına 3 milyar Euro iken, uluslararası insan kaçakçılığı örgütlerinin bir yıllık cirosu 2 milyar Euro. AB kendini kandırabilir ama bu anlaşmayı insan kaçakçılarının ciddiye almayacağı açık.”

    Yapılan anlaşmanın sığınmacıların Avrupa’ya geçişini engelleyemeyeceğini anlatan Terzi, şöyle konuştu: “Belki bir süre başlangıçta sayısı azalacak ama geçişler bundan sonra mülteciler için daha tehlikeli daha da pahalı olacak. Üstelik dünyadaki siyasi konjonktür değiştikçe ülkelerin sığınmacı geçişlerine karşı tutumları değişecektir. İnsanlık ilkeleri bir kez çirkin pazarlıklara, karşılıklı oyunlara kurban edildiğinde çürüyüp yok olacaktır. Sığınmacı sorunu bir şantaj aracına dönüşecektir.”

    “BOŞ BİR SÖYLEMDEN İBARET”

    Bugüne kadar resmi rakamlara göre 5 bine yakın mültecinin Avrupa’nın sınır politikalarından dolayı denizde yaşamını yitirdiğini hatırlatan Terzi, yapılan anlaşmanın geçişleri daha da zora sokacağını, sığınmacılara zor kullanılacağını ve daha çok risk alarak denizden geçişlerde ölüm sayısının artacağını savundu.

    Terzi, Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili aşamanın uzun zamandır durdurulduğunu belirterek şunları söyledi: “Hatta üyelik dışında, imtiyazlı ortaklık gibi seçenekler pazarlık meselesiydi. Bu büyük insanlık krizi, AB üyelik görüşmelerinde nasıl bir mülteci kozuna dönüştürebilir? AB’nin demokrasi ve insan hakları kriterlerinin, hassasiyetlerinin boş bir söylemden ibaret olduğu bu anlaşma ile bir kez daha kanıtlanmıştır. Avrupa Birliği’ne bu çirkin pazarlıktan dönme çağrısında bulunuyoruz. Avrupa Birliği’ne 1951 Cenevre Sözleşmesine uyma ve sığınmacıları şartsız bir şekilde Avrupa’ya kabul etme çağrısında bulunuyoruz. Mültecilik başvurusu temel bir insan hakkıdır. Eğer sığınmacıların ülkelerinize gelmesini istemiyorsanız Suriye’deki savaşı durdurun.”