Etiket: Seslendi

  • Muharrem İnce Nilüferlilere seslendi

    CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Bursa’da ‘neden hayır’ mitingi gerçekleştirdi.

    Bursa’da Nilüfer ilçe halkıyla bir araya gelen CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, referandum çalışmalarına devam ediyor. Yeni anayasa maddelerini değerlendiren İnce, “Şuan ki anayasa yargı bağımsızdır. Yeni anayasa ile yargı hem ‘bağımsız’ hem ‘tarafsız’ olacakmış. Yargı tarafsız olamaz. Yargı cumhuriyetten yana, demokrasiden yana, insan haklarından yana taraftır. Onun için karşıyız. Bir başka maddede ise şu anda 550 olan milletvekili sayımız 600’ye çıkacak. Dünyanın 2 büyük devletinden biri olan ABD’nin nüfusu 300 milyon milletvekili sayısı ise 435’tir. Yani Türkiye’nin 4 katı büyüklüğünde bir devletin milletvekili sayısı 435, Türkiye’yi 600 yapacağız. Rusya’nın 150 milyon nüfusu var. Onların milletvekili sayısı ise 450’dir. Bizim paramız çok mu? 200 trilyon parayı neden sokağa atacağız. 600 değil 300 yeter” dedi.

    Yapılan anketlere de değinen İnce, “Anketler önde gidiyormuş hayır çıkacakmış. İnanmayın. Anketler kötü gidiyormuş evet çıkacakmış. Ne rehavete ne de karamsarlığa kapılacaksın. Görevini yapacaksın. 16 Nisan günü sandığa gittiğiniz de, diyeceksiniz ki ‘sandık devletten, pusula devletten, mürekkep devletten, mühür devletten, bas hayıra kurtul bu illetten’ diyeceksin” diye konuştu.

    Nilüfer halkında referandum seçimlerine kadar iyi çalışmalarını isteyen İnce, “Nilüfer’de oyları arttırmalıyız ki diğer yerlerdeki açıklarımızı kapatalım. Referandum herkese hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

  • Bakan Zeybekci, uluslararası yatırımcılara seslendi

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin 36’ncı Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi. Zeybekci, uluslararası yatırımcılara seslendiği konuşmasında hükümetin destek vereceği konuları masaya yatırmak üzere “Gelin, ne yapmamız gerektiğini konuşalım” dedi.

    Ekonomi bakanı Nihat Zeybekci, Uluslararası Yatırımcılar Derneği 36’ncı Genel Kurul toplantısına katıldı. Açılış konuşmasında yatırımcılara seslenen Zeybekci, “Gelin, ne yapmamız gerektiğini konuşalım” dedi.

    “Ocak 2017’de yüzde 15’ler seviyesindeki bir büyüme trendini gerçekleştireceğiz”

    Bakan Zeybekci, 2017 yılında beklenen büyüme rakamlarına değindi. Zeybekci, 2017 yılı Ocak ayında yüzde 15 seviyesindeki bir büyüme trendinin gerçekleştirileceğini belirtti. 2016 yılı 4’üncü çeyrek büyümesinde artı yönde hareket beklediklerini söyleyen Zeybekci, ”Büyümede bütün dünyadaki performanslar ve dünyadaki vakalar bellidir. Üçüncü çeyrekteki büyümedeki eksimiz bellidir. Son çeyrekte inşallah istediğimiz seviyede bir büyümeyi yakalayamasak da iyi bir artının dördüncü çeyrekte gelmesini öngörüyoruz ve bekliyoruz. Ama 2017’yi biz artık yeniden bir bismillah zamanı olarak görüyoruz. Rahmetli Özal ile başlayan ihracata dayalı büyüme çağı yeniden bir ihracat seferberliğiyle 2017’de bunun sonuçlarını göreceğiz yani bizim için büyümede ihtiyaç duyduğumuz finansmanı elde etmekle ilgili iki ayağımız var biri ihracatımızı artırmak o ihracatımızı artırmayı da 2017’de 2016’nın Ekim – Kasım aralıklarında görüyoruz. Kasım’da yüzde 9.7, Aralık’ta yüzde 9.4, Ocak 2017’de yüzde 15’ler seviyesindeki bir büyüme trendini gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.

    “Kimliğiniz ne olursa olsun. Bu ülkeye gelip bizimle yolunuza devam etmek istiyorsanız, bizim için dünyanın en iyi dostunuz”

    Zeybekci, yatırımcılara, “Kimliğiniz ne olursa olsun. Bu ülkeye gelip bizimle yolunuza devam etmek istiyorsanız, bizim için dünyanın en iyi dostunuz” dedi. Zeybekci “Kimliğiniz ne olursa olsun, hangi ülkenin kimliğini taşırsanız taşıyın. Değil mi ki siz buradasınız. Değil mi ki geldiğiniz, bu ülkede bu vatanda bizimle bu ülkenin kaderini paylaşarak bundan sonra burada yolunuza devam etmek istiyorsanız, bizim için dünyanın en kıymetli dostusunuz. Hiçbir şekilde artı ayrışmanız olacaktır. Sizi daha ayrı bir şekilde görmemiz olacaktır. Ama asla ve asla Cumhurbaşkanımızın o anlayışı son derece önemlidir. Cumhurbaşkanımız YASED adından rahatsız olan bir anlayışa sahiptir. Onun için onun tavsiyesiyle uluslararası yatırımcılar derneği olarak değiştirilmiştir” dedi.

    “Gelin konuşalım”

    Dünya’nın en iddialı yatırım teşvik sisteminin şuan uygulamada olduğunu hatırlatan Zeybekci, “Yatırım için ne düşünüyorsanız gelin konuşalım. Yatırım alanı mı diyorsunuz? Gelin konuşalım. Alt yapınız yok oraya liman lazım oraya falanca barajdan 100 km kanal gelmesi lazımsa, gelin konuşalım. 10 yıl boyunca tüm vergileri tatil etmemiz mi gerekiyor? Gelin konuşalım. Bu çok büyük bir yatırım bunun finansmana ihtiyacı, finansmanın da faizle ilgili yükünü paylaşmak mı gerekiyor? Gelin konuşalım. Bu çok büyük bir yatırım, bu yatırımda Türkiye olarak sizin de bizim yanımızda olduğunuzu görmek istiyoruz, kamu olarak bu yatırıma ortak olmak mı gerekiyor? Gelin konuşalım” diye konuştu.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek işadamlarına seslendi:

    Türkiye ekonomisinin en önemli pazarının Avrupa Birliği olduğunun kaydeden Başbakan Yardımcısı, işadamlarına seslenerek, “Kısa vadede iniş çıkışlar moralinizi bozmasın. Zorlu sürecin büyük bir kısmını geride bıraktık” dedi.

    Malatyalı İşadamları Derneğinin (MİAD) 63’ncü aylık toplantısının onur konuğu olan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, referandum sürecinden, Türkiye’nin ekonomik dengelerine kadar pek çok önemli konuda açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin çok sıkıntılı bir yılı geride bıraktığını belirten Şimşek, sadece 2016 yılına odaklanmamak gerektiğini söyledi. Yakın döneme bakıldığında Türkiye’nin çok ciddi şoklarla karşı karşıya kaldığını anlatan Şimşek “2007 yılında Türkiye’ye döndüm. 2008’in başında kapatma davası. 2008’in üçüncü çeyreğinde küresel krizin yıkıcı etkileri tam manasıyla hissedilmeye başlandı. 2008-2009 küresel kriz. 2010 sonrası Avrupa’daki borç krizi Türkiye’yi olumsuz etkiledi. Daha sonra Arap Baharı. Aslında büyük bir kargaşaya özellikle yanı başımızdaki bazı ülkelerin devlet niteliğini kaybetmeye kadar götürecek yine yıkıcı etkilere Türkiye açısından olumsuz şok olarak ortaya çıktı” diye konuştu.

    “Türkiye zorlu süreçlerden geçti”

    Suriye’de yaşanan iş savaşın etkilerini de aktaran Şimşek, “Özellikle Suriye’de devletin sınırlara olan hakimiyetini kaybetmesi, iç çatışmalara ve terör örgütlerine elverişli bir ortam sağladı. Gerek DEAŞ terör örgütü gerek bölücü terör örgütün buralardan nemalanması Türkiye için önemli bir şok” diye konuştu. Türkiye’nin önemli müttefiki olan Rusya ile yaşadığı sıkıntının da Türkiye için önemli bir şok olduğunu savunan Şimşek, “Ve nihayetinde 40 yıllık FETÖ’nün devletin birçok birimine sirayet etme, iktidarı zorla ele geçirme çabaları ve geçen sene yaşanan hain darbe girişimi, yakın dönem ekonomik performans üzerine etkili olan faktörler. 2014’te 2, 2015’te 2 seçim. Türkiye bunları yaşarken, ekonomimiz inanılmaz bir direnç gösterdi” değerlendirmesinde bulundu.

    “Mevcut yapı sürdürülemez”

    Nisan ayında gerçekleştirilecek olan Referandum hakkında da değerlendirmelerde bulunan Başbakan Yardımcısı Şimşek, “Aslında mevcut yapı sürdürülebilir değil. Ondan dolayı bir ihtiyaç var. Bugünü baz almamalıyız. Sistemi kurgularken, ilerleyen yılları düşünerek hareket etmeliyiz. 2007 sonrasında aslında sistemde sürdürülemez bir yapı ortaya çıktı. Mevcut anayasa, cumhurbaşkanı makamını vesayet sisteminin çok önemli bir unsuru olarak kurguladı. Ona göre ciddi yetkilerle donatmıştı. Mevcut anayasa cumhurbaşkanı ciddi yetkileri var. Rektörlerin ataması, yargının kısıtlanması, kanunları veto yetkisi, anayasa mahkemesine götürülmesi gibi yetkileri vardı. Bu yapı farklı bir siyasi eğilimden gelenekten gelen bir cumhurbaşkanı olduğunu düşünün. Eğer ülkeyi götürmek istedikleri hedefler itibariyle ayrışma olursa, nasıl bir çatışma, sistemin kilitlenebileceğini düşünmemiz gerekiyor. Bu hususu gözden kaçırmamalıyız. Sistem mükemmel de durup dururken değişiyor değil. Sistem bu haliyle sürdürülmesi çok zor. Çok ciddi siyasi ve ekonomik dar boğazları getirebilir” ifadelerini kullandı.

    “Güvenoyunu vatandaş veriyor”

    “Bu anayasa değişikliği bazılarının ifade ettiği gibi dengeler gözetilmeden değil, kuvvetler ayrılığına önem verilerek yapıldı” diyen Şimşek, “Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi sınırlı alanlarda var. Meclisin kararname yaptığı yerlerde cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi yok. İkinci olarak denetim noktasında gensoru hariç tüm denetim mekanizmaları aynen devam ediyor. Gensoru, yeni cumhurbaşkanlığı sisteminde doğrudan doğruya halk tarafından seçildiği için, kendi kabinesini kurduğu için üst düzey bürokrasiyi şekillendirdiği, seçim yapıldığı günden itibaren vatandaşların güvenoyuyla geldiği için parlamentonun güvenoyu gerekmediği için, parlamentonun denetim unsuruna gerek kalmamıştır” şeklinde konuştu.

    “Hükümet teşvikiyle yasa yapılıyor”

    Mehmet Şimşek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün çoğunluğa sahip parti hükumeti kuruyor, meclisteki tüm komisyonlara sahip. Dolasıyla yürütmeyle yasama iç içe geçmiş durumda oluyor. Çıkan yasaların yüzde 99’u hükumetten gelen tasarılardır. Milletvekillerinin verdiği tasarılar, hükumetin teşvikiyle olduysa komisyonlarda görüşülüyor”

    “Milletin iradesi şekillenecek”

    Yargının milletin iradesiyle şekillenmesi gerektiğini anlatan Şimşek, “HSYK’nın 13 üyesi olacak. Bunun 7 üyesi Meclis nitelikli çoğunluğu belirleyecek. Nitelikli çoğunluk, uzlaşma sağlanamazsa kurayla belirlenecek. Geriye kalan 6 üyenin 4’ünü cumhurbaşkanı doğrudan doğruya, 2’sini de dolaylı olarak atayacak. Burada sistemin dizaynında iddia edildiği gibi bir sıkıntı yok. Demokrasinin iyi işlemesi için yapılıyor. Çift başlılık büyük tehlike. Bu değişikliğin en büyük faydası, krizleri ciddi şekilde önleyebilir dedi.

    “İstikrar gelir”

    İyi tasarlanmış bir cumhurbaşkanlığı sisteminin reformlarla birleştiği zaman yönetimde istikrarı getirebileceğini savunan Şimşek, ’Türkiye’de uzlaşma kültürü gelişmiş olsaydı bugün farklı konuları konuşuyorduk’ dedi.

    Şimşek, “Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi önümüzdeki 10 yıllarda birtakım sıkıntıları azaltabilir. Bu zor coğrafyada karşı karşıya kalacağımız sıkıntıları bertaraf edebilir. Hükumetlerin ortalama ömrünün 18 ay olduğu bir ülkede bürokrasi kendisinin kalıcı, hükumetler ise geçici olduğunu düşünür. Tavır performans yansıyor. Bizim dönem nispeten güçlü olduğumuz bir dönem ama böyle bir yapıda bürokrasi önemli bir ayak bağıdır. Yeni sistemle üst düzey bürokrasi şekillendirilecek. Mevcut personel rejiminin çok ötesinde bir hız, etkinlik kazandırılabilecek. O nedenle bu sistem durup dururken ortaya çıkmadı” açıklamalarında bulundu.

    “Petrol artışı Ortadoğuyu olumlu etkiliyor”

    Küresel ekonominin çok sıkıntılı bir konjonktür sonrası toparlanma yaşadığını anlatan Başbakan Yardımcısı Şimşek, “ABD’de istihdam sürekli artıyor. İşsizlik yüzde 5’in altına düştü. Bu da ekonomik gidişatın piyasalara da bakarsanız yakın dönem için iyi olacağına işarettir. Benzer şekilde Avrupa Birliği’ne baktığınızda nispeten başlatan toparlanma Almanya başta olmak üzere toparlanma dikkat çekiyor. Çin’in sert düşüş riski vardı. Bu risk gerçekleşmedi. Yüzde 6,5 düzeyinde bir ivme devam ediyor. Bu da küresel ekonomiyi destekleyici bir gelişme. Çin hariç gelişmekte olan ülkeler Rusya’da cesaret vericidir. Petrol fiyatlarındaki geçtiğimiz yıla oranla artış, yakın coğrafyamızdaki ekonomileri olumlu etkiliyor” diye konuştu.

    Genel olarak bakıldığında IMF’nin büyüme tahminlerini revize etmediğini hatırlatan Şimşek, “Bunlar büyümenin geçen seneye oranla zayıflamayacağını işaret ediyor. Aslında kalıcı yüksek büyümeden bahsetmiyoruz, kısa vadeden bahsediyoruz. Uzun vadede büyümeyi sınırlandıran bazı trendler var. Bunlardan biri korumacı. Maalesef birçok ülkede korumacılık eğilimi artıyor. Aslında sorun küresel ticaret değil. Sorunun temelinde teknoloji var. Teknoloji istihdamı sınırlıyor. Hatta bazı alanlarda yıkıcı boyutlara ulaştı. Siyasette bunu korumacılıkla çözebileceğine inanıyor. Aslında küresel ticaret, küresel büyümenin ana motorudur” şeklinde anlattı.

    “Küresel para sıkışabilir”

    Mehmet Şimşek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “En çok reformların lazım olduğu dönemde reformlarda performans düşüyor. Nüfus yaşlanıyor. Dünyada aşırı borçluluk var. Her ne kadar kısa vadede büyüme için iyi manzara çizdiysek de orta ve uzun vadede durum sıkıntılı. Gerek ABD’deki büyümenin devam etmesi, gerek AB’deki toparlanma, gerek diğer ülkelerdeki durumlar önemli gelişmelere işaret ediyor. Avrupa’da bile enflasyon yüzde 2’lere çıktı. Küresel para politikasında önümüzdeki dönem bir miktar sıkılaşma olabilir. Bu aslında uzun bir süredir konuşulan bir durum ama ne boyutta olacağı belli değil”

    “Ana paramız Avrupa Birliği”

    Türkiye’nin çok ciddi reformlara ihtiyacı olduğunu anlatan Şimşek, “Buradaki iş adamlarımızın endüstri alanına kafa yorması gerekiyor. Bir araya gelerek çok farklı etkilere sahip olabilecek bir dönemin başındayız” dedi. Türkiye’nin ana pazarının AB olduğunu anlatan Şimşek, “Zaman zaman anlaşmazlıklarımız olabilir ama yine de Türkiye için ilham olabilecek, demokrasinin standardı anlamında AB bizim için bir referanstır. AB ile ilişkileri pragmatik bir çerçevede güçlü bir şekilde devam edilmesi, üyelik müzakeresinden bağımsız olarak olumlu bir şekilde devam etmesi Türkiye’nin risk birimini aşağı çeker. AB’ye satılan malları başka bir yere satmamız da mümkün değil. Ürettiğimiz otomobillerin yüzde 70’ini AB’ye satıyoruz. Tekstil, dayanıklı tüketim malları gibi birçok şeyin adresi AB’dir. Çin’e satalım, Hindistan’a satalım, Rusya’ya satalım desen zorlanırsın. 19 trilyon dolarlık bir ekonomi AB’dir. Rusya’nın tamamı 1.2 trilyondu. İlişkilerimizi geliştirelim ama bir perspektif sunmak açısından, ticari ilişkilerimiz açısından AB ile gümrük birliğinin kapsamının geliştirilerek sürdürülmesi Türkiye’nin yararınadır” şeklinde açıkladı.

    “İşadamlarına seslendi: “moralinizi bozmayın”

    Konuşmasında Malatyalı işadamlarına seslenen Şimşek, “Özetle kısa vadede iniş çıkışlar moralinizi bozmasın. Zor bir dönemi neredeyse geride bıraktık. Bugün DEAŞ terör örgütü kuşatma altında. Terör örgütü PKK’nın eylemleri de çaresizliğini gösteriyor. Alanda çok ciddi terörle mücadele var. Yakın coğrafyamızda sıkıntılar vardı bu bizi aşağı çekti ama bu devam etmez. Belki 2-3 yıl sonra Malatyalı girişimciler, biz Libya’yı, Suriye’yi Irak’ı nasıl inşa ederiz gibi konuları konuşacağız. Burada nasıl fabrika yapacağızı konuşabilir. FETÖ terör örgütü tüm şebeke ortaya çıktı. Devlet bir daha böyle bir risk oluşmasın diye gerekeni yaptı. Asker sivil ilişkileri çok farklı bir şekilde yeniden kurgulandı. Sürekli tekrarlayan darbe girişimlerinin tekrarlanmaması için ciddi reformlar yapıldı. 2016 gibi çok zor bir yılda ARGE reformu, işgücü piyasası reformu yapıldı. Bilirkişi reformu, ARGE reformu yapılmış. En zor günlerimizde bile ilerleme var. Muazzam bir girişimcilik ruhumuz var. 20 yıllık birlikteliğiniz bile buna işaret. 12 bin metrekarelik OSB talebiniz bile buna işaret” ifadelerini kullandı.

    “Malatya rüştünü ispatladı”

    Malatyalı iş adamlarının çok başarılı olduğunu belirten Şimşek, “Dolayısıyla bu teşviklerle 12 milyon metrekarelik Organize Sanayi Bölgesi’ni dolduracağına inanıyorum. Malatya bunu başarabilir. Öyle illerimiz var ki, aslında bir bölgenin ana motorları olurlar. Yani tüm bölge için çekim merkezi olurlar. Hem nitelik, insan sermayesi anlamında hem de girişimci anlamında değer katar. Bana kalırsa Malatya bunu başarmıştır. Önümüzdeki dönemde daha güçlü şekilde ortaya koyacaktır” diye konuştu.

  • Azeri vekil Ganire Paşayeva, Ermenistan’a seslendi

    Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, “Artık Azerbaycan 20 yıl önceki Azerbaycan değil, ne de ordusu 20 yıl önceki ordu değil. Artık 10-20 yıl kadar beklemeyeceğiz” dedi.

    Türk Ocakları davetlisi olarak Antalya’ya gelen Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, Antalya Gazeteciler Cemiyetini (AGC) ziyaret ederek AGC Başkanı Mevlüt Yeni ve gazetecilerle bir araya geldi. 26 Şubat 1992’deki Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere 613 Azeri sivilin ölmesiyle sonuçlanan ‘Hocalı Katliamı’nın yıl dönümü için Antalya’ya gelen Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, “25 yıl önce modern dünyanın gözü önünde koca bir şehir haritadan silinmiş. İşgal devam ettiği için bir milyon Azerbaycan Türkü 25 yıldır evine dönemiyor. İnsan haklarından bahseden o devletler, o büyük güçler neredeler?” dedi.

    “Ermeni lobisi kendi yaptıklarını biz yapmışız gibi gösteriyor”

    Hocalı Katliamı ile ilgili konuşan Paşayeva, soykırımı ispatlamalarına rağmen AB ülkelerinin duyarsız kaldığını vurguladı. Soykırımı yapanların halen yargılanmadığını belirten Paşayeva, “Bu soykırımı yapanlar, ispatlara rağmen, kırmızı bültenlerle aran aranmasına rağmen, adalet karşısında hesap vermiş değiller. 25 yıl önce modern dünyanın gözü önünde koca bir şehir silinmiş. Binalar evler yakılmış yıkılmış. İnsanlık dışı bir cinayet gerçekleşmiş. Ermenistan askerleri gece saatlerinde herkes uyurken hücum ederek, yakmışlar, insanlar kaçmaya fırsat bulamamış. 3 taraftan saldırmışlar. Dağlardan kaçabilirlerdi sadece, kaçmak isteyenlerin çoğunu yollarda öldürüp bazılarını da rehin aldılar. 25 yıl geri dönemiyorlar, oradaki kabirleri bile ziyaret edemiyorlar” diye konuştu.

    “Ordumuz 20 yıl önceki ordu değil”

    Ermenistan’ın referandum isteğini provakasyon ve oyun olarak tanımlayan Paşayeva, referanduma karşı olduklarını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bunu sık sık yapıyorlar, bu bir provakasyon ve taktikleri. Avrupa Birliği Konseyi’nde Hocalıların evlerine dönmesi için karar alınıyor. Ama Ermenistan bu kararları uygulamıyor. AB mutlaka bu kararları yerine getirmesi gerekirdi, ama yapmıyor. Bu da provakasyonlardan bir tanesidir. Biz bunu kabul etmeyeceğiz. Çünkü zaten dünya Azerbaycan toprak bütünlüğünü tanımış. Dünyada bu bütünlüğü kabul etmeyen sadece Azerbaycan var. Toprak bütünlüğünde hiçbir taviz vermeyiz. Biz herkesin toprak bütünlüğüne saygı duyduk, herkesin de bize göstermesi gerekir. Artık Azerbaycan 20 yıl önceki Azerbaycan değil, ne de ordusu 20 yıl önceki ordu değil. Biz ne kadar bunu bekleyeceğiz. Ne kadar insanlar kendi evine dönemeyecek. Azerbaycan halkının artık sabrı yok. Artık biz 10-20 yıl beklemeyeceğiz. Azerbaycan işgal edilen topraklarını temizleme hakkı var. Bu sorunun çözümü için adımlar atılmazsa, Ermenistan adım atmazsa, siz de baskı uygulanmasını talep etmezseniz, Azerbaycan’nın kendi topraklarından Ermenistanı azat etme hakkına sahiptir, bu gücünü de gördünüz.”

    “Türkiye zayıflarsa biz de zayıflarız”

    Azerbaycan’ın yüzde 20’sinin Ermeni işgali altında olduğuna da dikkat çeken Azeri vekil, Orta Doğu’da oyunlar oynandığını söyledi. ‘Büyük oyunları görebiliyoruz’ diyen Paşayeva, “Bu bölgede daha da haklarımızı korumak için birlik beraberliğe ihtiyacımız var. Türkiye’nin terörle mücadelesi konusunda çifte standart uygulandığını görüyoruz. Brüksel’de terör olunca biz hepimiz dedik ki teröre karşıyız. Hiçbir nedenle kimse savunmaz. Ama bize gelince, Azerbaycan’da, otobüsü, tren garı, metroyu patlattılar. Fotoğraflar, videolar var. İnternete girip baktığınızda bu nasıl bir vahşet diyebileceğiniz görüntüler var, ama Ermeni terör örgütlerinin yaptıklarını görmezden geldiler. Aynı şeyi bugün Türkiye’de de görüyoruz. O yüzden Türkiye bu coğrafyada ne kadar güçlenirse, biz de o kadar güçlü olacağız. Allah göstermesin zayıflarsa biz de zayıflarız. Birbirimizi daha güçlendirmek için tüm kurumlar üzerine düşen görevi yapması lazım” şeklinde konuştu.

    “Keşke 3-5 tane Ganire olsa”

    Ganire Paşayeva’nın Türk kadınını dünyada en iyi temsil eden birisi olduğunu söyleyen AGC Başkanı Mevlüt Yeni ise, AGC olarak Ermenistan’ın referandum talebini kınadıklarını ve sonuna kadar Azerbaycan’ın yanında olduklarını kaydetti. Yeni, “Bizim sorunlarımız, dertlerimiz aynı hemen hemen, benzer işgalleri benzer oyunları bizim ülkemizde de görebiliyoruz. Türk dünyası el ele vermedikçe tüm dünyada Türklerinin birliği oluşmadıkça bize uyku yok, rahat yok bunun farkındayız. Galina hanım Türk dünyasını birleştirme adına büyük gayret sarf ediyor. 10-20 tane demiyorum ama keşke 3-5 tane Ganire Hanım olsa. İnşallah bu sayı çoğalır” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından Ganire Paşayeva, AGC Başkanı Mevlüt Yeni ile gazetecilere Karabağ Hikayeleri adlı kitap hediye etti.

  • Mehmet Müezzinoğlu sanayicilere seslendi

    Kocaeli’de iş adamlarıyla bir araya gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “2017 sonu itibarıyla işsizlik oranları 9.5 oranına indirmeyi hedefliyoruz” dedi.

    Bir dizi ziyaretlerde bulunmak için Kocaeli’ye gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği İzmit Şubesi’ni ziyaret etti. Bakan Müezzinoğlu daha sonra Kocaeli Sanayi Odası Şubat Ayı Meclis toplantısına katıldı. Toplantıya Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’da hazır bulundu. Ziyarette konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “İstihdam oranlarındaki azalma işsizlik oranlarındaki artışı meydena getirdi. Kasım ayı işsizlik oranı 12.1 olarak açıklandı. Aralık ayı açıklamasında da minimum bir artış gelecek. Bu süreçten sonra da 2017 sonu itibarıyla işsizlik oranları 9.5 oranına indirmek” dedi.

    “İşsizlik oranını 9.5 seviyelerine çekmeyi hedefliyoruz”

    2016 yılından istihdama katılım 480 bin. Bu rakamlar bize Türkiye’nin her yıl asgari 1 milyon istihdama katılana iş bulmamız lazım. 980 bin rakamı 2016 yılı itibarıyla bizim karşımıza istihdama yeni katılım olarak geldi. AK Parti iktidarları döneminde biz bunu 700-750 bin istihdama katılımları karşıladık. Türk milletinin üzerine oynanan oyunlarıda kimileri kedinin fareyle oynayabildiği süreçleri yaşadık. Bu süreçten sonra işsizlik oranlarında arzu ettiğimiz o büyümeyi yakalayamadık ve artış oldu. 2016’daki gelişmelere baktığımızda işsizlik oranlarında 12.1’lik düzeylere geldik. Muhtemelen 12.3-12.4 oranlarıyla tamamlayacağız. Bu süreçten sonra da 2017 sonu itibarıyla işsizlik oranları 9.5 oranına indirmek” dedi.

    Her yıl 1 milyon vatandaşa istihdam sağlanması gerektiğini belirten Bakan Müezzinoğlu,”Bu ülkede her yıl 1 milyon istihdam oluşturmamız lazım, yeni alanlar oluşturmamız gerekiyor. 2016 yılında biz bunun 400 bin’ini karşılamışız. Hedefimiz ise 900 bin’di. 500 bin’lik bir açığımız var. Bu açığı 2017’ye taşıdık. 2017’deki 1 milyon istihdamı da göz önüne koyduğumuz zaman, bu yıl içerisinde 1.5 milyonluk istihdam başarmamız lazım” diye konuştu.

    “500 bin çalışan entegre olursa 773 TL’lik masrafları bizden”

    İş Başı Eğitim programı hakkında bilgiler veren Bakan Müezzinoğlu, “Sizinde iyi bildiğiniz İş Başı Eğitim programı. İş başı eğitimde amacımız 500 bin kişi dışa entegre olmasın. 3 aylık iş başı eğitim programında bin 502 TL’yi biz çalışanımıza veriyoruz. Bunun dışında sağlık sigortasını da biz üstleniyoruz ve size yük olmadan 500 bin istihdam alanı oluşturabilecek yeni çalışanlarınız hızlı bir şekilde İŞKUR’la iletişime geçerek sağladık. 500 bin kişi işinize uyum sağlayabilecekse bunun eğitimden sonrası da bize ait olacak ve 773 TL‘yi bizim hesabımıza yazacaksınız. Onun dışındaki alın terinin karşılığını da sizler karşılayın. 100 bin gence girişimcilik desteği veriyoruz. Bu anlamda sizin yanınızda olmak,istihdam maliyetlerinizi azaltma adına bu yıl seferberlik ilan ettik. Bu seferberliği ülkenin kaderi, geleceği adına verdik. Daha çok üretip daha çok ihraç etmeliyiz, dünyadaki rekabette daha güçlü olmalıyız” diye konuştu.

    “Geriye dönük alacaklar için başvuru süresi 2 yıla indirmeyi planlıyoruz”

    İş mahkemelerinde yaşanan sorunlara çözüm getireceklerini belirten Bakan Müezzinoğlu, “İş mahkemelerinde vicdanların bile zorlandığı kararları alıyoruz. Bununla ilgili Adalet Bakanlığımızla birlikte iş mahkemeleri Kanununda yeni bir çalışmayı tamamladık. Bu çalışmayı inşallah önümüzdeki haftalarda Bakanlar Kuruluna taşıyacağız. Bu kanunla iş verenlerin bir taraftan dinamikleri yükselecek diğer tarafından çalışan kardeşlerimizin de çalışma kalitelerini yükselteceğiz. Bu anlamda inşallah ara buluculuk kurumunu getiriyoruz. İstiyoruz ki bu ara bulucu kurumları hemen masaya otursun ve sorunları 1 ay içerisinde çözmeye çalışsın. Bu kurumun yüzde 60-70 arası problemleri çözebileceğine inanıyorum. Ondan sonra anlaşılamadı yine mahkeme yolunu açık tutalım. 10 yıl önce ayrıldığım bir iş yerinde avukat bir arkadaş dedi ki şu hakkını ararsan, bana vekaletini ver, yarısı senin yarısı benim’ böyle bir hukuk yok. Bu gibi sorunları da gene değerlendirmemizde 2 yıl’a indirmek” ifadelerini kullandı.

    “Kıdem tazminatı konusu referandum sonrasına”

    Kıdem tazminatı sorununa değinen Bakan Müezzinoğlu son olarak şu ifadelere yer verdi:

    “Kıdem tazminatı herhalde ülkemizin en temel sorunlarının başında yer alıyor. Bu sorunlarda bir taraftan işçilerin yüzde 80’nin kıdem tazminatından yararlanamadığı, iş verenin ne zaman karşıma bir yük gelecek dediği bir süreci artık herkesin görebildiği şeffaf ve sürdürülebilir bir kıdem tazminatı fonunu bu referandum sürecinden sonra masaya geniş bir şekilde getireceğiz. Engellilerle ilgili olarak köy engelliler üretim merkeziyle ilgili bir rapor geldi. Engellilerle ilgili masamızda şöyle bir çalışma var. İş yerlerimize söylüyoruz ki yüzde 3 istihdamı engellilerden sağlayacaksınız. Bizde bununla ilgili arkadaşlarımıza engellileri ilgilendiren 10 meslek grubu belirleyelim ve bununla ilgili desteğimizi verelim dedik.”