Etiket: Sertifikalı

  • HRÜ öğrencilerine sertifikalı ilk yardım eğitimi verildi

    Harran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren sağlıkta bilim ve kültür kulübünün, sağlık il müdürlüğüyle birlikte yürüttüğü ‘İlk yardım uygulayıcı eğitimi’ sertifika töreniyle sona erdi.

    Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren sağlıkta bilim ve kültür kulübü, sağlık il müdürlüğüyle birlikte yürüttüğü ‘İlk yardım uygulayıcı eğitimi’ sertifika töreniyle sona erdi. Osmanbey Yerleşkesi Sağlık Bilimleri Fakültesi konferans salonunda düzenlenen sertifika törenine, Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, üniversite genel sekreteri, acil sağlık hizmetleri başkan vekili, fakülte dekanı, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci katıldı.

    Sertifika töreninde konuşan Rektör Taşaltın, Sağlık alanında kat edilen başarılara değinerek, çeşitli fakültelerden eğitim programına katılarak sertifika almayı hak kazanan öğrencileri tebrik etti.

    Düzenlenen eğitimi başarıyla bitiren öğrencileri tebrik eden Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Yılmaz, öğrencilerin eğitimine destek olan başta il Sağlık Müdürlüğü olmak üzere tüm fakülte çalışanlarına teşekkür etti.

    Açılış konuşmalarının ardından eğitimini başarıyla bitiren öğrencilere sertifikaları verildi.

  • Sertifikalı Bilirkişiler belgelerini aldı

    2016 tarihinde yürürlüğe giren Bilirkişilik Kanunu ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde ilk defa düzenlenen ‘Bilirkişilik Temel Eğitimi’ni tamamlayan 24 kursiyer sertifikalarını aldı.

    Kanuna göre, bilirkişilik yapacaklarda eğitim zorunluluğu getirilirken, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ne Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından 3 yıllığına yetki verildi. MSKÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde 18 saat teorik, 6 saat uygulama olmak üzere toplam 24 saat süren eğitim sonrası birinci grup eğitim tamamlandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi koordinatörlüğünde yürütülen eğitimi hukuk doktoralı öğretim üyeleri veriyor.

    MSKÜ İİBF Dekan Vekili ve Bilirkişilik Temel Eğitimi Koordinatörü Prof. Dr. Bayram Coşkun, “Eğitimleri öğretim üyelerimiz Yrd. Doç. Dr. Berkan Hamdemir ve Yrd. Doç. Dr. Efe Dündar ile İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Prof. Dr. Durmuş Dündar tarafından verilmektedir. Üniversitemiz ilk ‘Bilirkişilik Temel Eğitimi’ni 20-23 Kasım 2017 tarihleri arasında tamamladı. 2. grup katılımcılarımızın da başvuruları alınmaya başlamış olup son başvuru tarihi 1 Aralık 2017’dir. 2. grup katılımcılarımızın eğitimleri 4-8 Aralık 2017 tarihleri arasında yapılacak. Daha sonra yeni eğitim grupları oluşturulmaya devam edilecektir. Bu eğitimi almak, bilirkişilik yapmak için zorunlu olmakla beraber, bilirkişilik yapacak olanların Bilirkişilik Kanunu’nun 10. maddesinde aranan diğer koşulları da taşımaları gerekir. Bu çerçevede uzmanlık alanlarında en az beş yıl fiilen çalışmış olmaları, kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla hapis cezası almamış olmaları, memuriyetten ve meslekten çıkarılma veya sürekli men cezasının bulunmaması gerekmektedir. Bu koşulları taşıyan ve herhangi bir konuda uzmanlık belgesi, diploması, ustalık belgesi, yetki belgesi vs. belgesi olan herkes bilirkişilik yapabilecektir. Bilirkişilerin almakla zorunlu oldukları bu eğitimin sonunda ‘Temel eğitim belgesi’ni almak için herhangi bir sınav yapılmamaktadır” dedi.

  • Memur-Sen’den toplu sözleşme masasında “Helal Gıda Sertifikalı” dondurma ikramı

    Memur-Sen, hizmet kolları tekliflerinin müzakere edildiği toplantıda, helal gıda sertifikalı dondurma ikramında bulundu. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın konuya ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun da bulunduğu oturumda, Memur-Sen’in teklifleri arasından bulunan “Helal gıda sertifikalı” ürünler kullanılması şartının gerekliliğine değindi.

    4. Dönem Toplu Sözleşme teklifleri arasında, memurlara verilen öğle yemeklerinde ‘Helal gıda sertifikası’ şartı uygulanmasına yer veren Memur-Sen, hizmet kolları tekliflerinin müzakere edildiği toplantıda, helal gıda sertifikalı dondurma ikramında bulundu. İkram masada şaşkınlığa sebep olurken, Yalçın, konuya ilişkin açıklamada bulunarak, “Helal gıda sertifikalı” ürünler kullanılması şartının gerekliliğine değindi.

    4. Dönem Toplu Sözleşme süreci kapsamında görüşmeler, hizmet kolları komisyon çalışmalarının ardından, Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı, Diyanet-Sen, Bem-Bir-Sen, Enerji Bir-Sen, Birlik Haber-Sen, Ulaştırma Memur-Sen ve Kültür Memur-Sen tekliflerinin müzakeresiyle devam etti. Böylelikle geçtiğimiz hafta boyunca süren hizmet kolları komisyon toplantıları neticesinde oluşturulan raporların ardından müzakere sürecine geçilmiş oldu.

    Kamu İşveren Heyeti adına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun başkanlık ettiği oturumda, Kamu Görevlileri Sendikalarına ise Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın başkanlık etti. Oturumda, 11 hizmet kolunun tümünde yetkili olan Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı sendikaların genel başkanları ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı bürokratları da hazır bulundu.

    “Helal gıda uygulaması, aynı zamanda hijyen ve kaliteye işaret ediyor”

    Dondurma ikramı esnasında konuşan Yalçın, toplu sözleşme masasında, kamu kurum ve kuruluşlarında sunulan yemek hizmetlerinde kullanılan malzemelerde “Helal Gıda Sertifikalı” ürünler kullanılması zorunluluğuna ilişkin bir şartın uygulamaya geçirilmesini istediklerini belirtti. Yalçın, “Konfederasyon olarak böyle bir teklifi yapmayı hem görev hem de onur sayıyoruz. Biz, helal gıda konusundaki hassasiyetin kamu yönetimi, kurum ve kuruluşları tarafından dikkate alınması ve hayata geçirilmesi için kamu personel sistemi üzerinden bir başlangıç yapmak istiyoruz. Kamu görevlilerimizin, helal gıda noktasında tahminen değil tescilen bir teminata sahip olmasını istiyoruz. Bu amaçla, 4. Dönem Toplu Sözleşme masasına; ‘helal gıda sertifikalı ürünler kullanan kamu yemekhaneleri’ ve ‘helal gıda noktasında tescillenmiş ürünlerle yapılmış yemeklerle yemek servisinden faydalanan kamu görevlileri’ sonuçlarını üreten bir teklifi taşıyoruz” dedi.

  • Türkiye’nin ilk ve tek sertifikalı jeoparkı sınav sürecine girdi

    Türkiye’nin ilk ve tek olma özelliğine sahip olan Avrupa UNESCO Jeoparklar ağı içerisinde bulunan Kula Jeopark’ı, UNESCO Jeopark ağı içerisinde bulunan jeoparkların her 4 yılda bir denetlemesi dolayısıyla 3 günlük denetleme sürecinin ilk günkü sınavını verdi.

    UNESCO sertifikalı Kula Jeoparkı’nın zorlu sınavında ilk gün geride kaldı. Yurt dışından gelen UNESCO Jeopark Denetçileri üç günlük sürede, Kula Jeoparkı’nı incelemelerde bulunacak. Kula Jeopark Sertifikası gerçekleştirilecek denetlemeler sonrasında uygun görüldüğü takdirde yenilenerek, 4 yıl daha Türkiye’nin ilk ve tek Avrupa UNESCO Jeoparkı olma özelliğini koruyacak. UNESCO denetçileri Setsuya Nakada (Japonya) ve Chris Woodley Stewart (İngiltere) tarafından, denetlemesi yapılacak Kula Jeoparkı’nda ilk gün incelemelerini tamamlandı. UNESCO denetçilerine ilk gün, Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Azmi Açıkdil, Kula Jeopark Koordinatörü Doç. Dr. Erdal Gümüş ve Jeopark Belediyeler Birliği görevlileri eşlik etti. Kula Jeoparkı içerisinde bulunan Kula Divlit Yanardağı ve yürüyüş parkuru, kaya mezarları, evciler jeositleri, Kula Peribacaları, Karayar Bazalt Daykları, Çakırca Sütun Bazaltları, Acısu ve Emir Kaplıcaları denetmenler tarafından en ince ayrıntısına kadar incelendi. Üç günlük süre zarfında denetçiler Kula UNESCO Jeoparkı’nın ilerlemesini ve gelişimini inceleyecek. Türkiye’de ilk olma özelliğine sahip olan Kula Jeoparkı’nın korunması ve ileri seviyelere getirilmesi için hem Kula Belediyesi hem de Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak geniş kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Azmi Açıkdil, denetleme sürecini başarılı bir şekilde tamamlayarak, UNESCO Kula Jeopark’ının unvanını koruyacaklarını belirti. Doç. Dr. Erdal Gümüş, Jeopark’ın Kula’ya kazandırılması için sarf ettikleri çabanın daha fazlasını sertifikayı korumak içinde sarf ettiklerini belirterek, “Her 4 yılda bir Avrupa UNESCO Jeoparklar ağı içerisinde bulunan jeoparkların denetleme sürecine girerek, Jeopark ağında kalıp kalmayacakları kararlaştırılır. Kula Jeopark’ı içerisinde bulunan tüm noktalarda yapılacak olan denetlemelerin ilk etabını bitirdik. Geri kalan iki günlük süre zarfında denetlemeler istediğimiz gibi giderse, Kula Jeoparkı, Türkiye’nin ilki olan sertifikasını korumuş olacak. Bu süreç sona erdiğimizde deneyimlerimizle eksikliklerimizi gidererek bir dahaki denetleme sürecinde daha iyi sonuç alacağız” dedi.

    Kula Belediye Başkanı Hüseyin Tosun, Kula Jeoparkı’nın Kula için önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ilk ve tek Avrupa UNESCO Jeopark’ının sertifikasının tekrar yenilenerek Kula’ya kazandırılması için büyük çaba sarf ediyoruz, Kula Jeoparkı’nın değeri yeni yeni Türkiye gündemine girdiği gibi tanıtımında ilerleme kaydettik. Sertifikayı koruduğumuz takdirde çalışmalarımız boşa gitmemiş olacak” diye konuştu.

    Jeoparktaki denetlemelerin ilk günkü etabın sonuna gelinmesiyle birlikte, ikinci gün sürecek denetlemelerde sırasıyla; Sandal Divlit’i, Saraçlar Çukurada, Palankaya Çöküntüsü, İncesu Mahallesi, Kula Tarihi Evleri gezisi ile sürecek.

  • ’’2023 hedefimiz, 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretmek’’

    TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz, ’’Daha önce 2023 vizyon hedefimizi 1 milyon ton olarak açıklamıştık. Ancak son gelişmelerden sonra Ulusal Tohumculuk Strateji Belgesi, bakanlığın yapmış olduğu destekler ve özel sektörün üretim kapasitesinin artması neticesinde 2016 yılında 957 bin tonu gerçekleştirdiğimiz için 2023 hedefimizi 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimi olarak açıkladık’’ dedi.

    TÜRKTOB’un (Türkiye Tohumcular Birliği), 1,5 yıldır TÜBİTAK’a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) ile birlikte yürüttüğü Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi’nin kapanış toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi. Ardından basın toplantısı düzenlenerek projenin sonuçları hakkında bilgiler verildi. Toplantıya sektör temsilcileri ve basın mensupları katıldı. Projenin temel amacının, tohumculuk sektöründe uygulanabilir etkin stratejiler ve politikalar ile farkındalık oluşturmak, yenilikçilik perspektifiyle; üretimin, ihracatın, verimliliğin, kullanım alanlarının ve katma değerinin arttırılarak yerel kalkınmanın ve tohumculuk sektöründe Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlamak olduğu bildirildi.

    Projenin sonucu değerlendiren TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz, ’’Türkiye tohumculuk sektörünün bir fotoğrafını çektik. Mevcut durum analizi yaptık. İhtiyaçları belirledik. Kendimize bir yol haritası çıkardık. Küresel tohum pazarında, Türkiye tohumculuk sektörü nasıl etkin olabilir. Küresel tohum pazarında nasıl rol alabilir. Türkiye’nin bitkisel üretiminde, sertifikalı tohum üretiminde kendi ihtiyacını nasıl karşılayabilir. Bununla ilgili eylem planlarımızı ve tedbirlerimiz ortaya koyduk. Sektör olarak ihtiyaç analizimiz yaptık’’ şeklinde konuştu.

    ’’Türkiye, tohumda kendi talebini karşılayabilecek düzeyde’’

    Yılmaz, Türkiye olarak, yurtdışından tohum ithal etmesek bile temel besin maddelerini içeren ürünlerde (buğday, mısır, ayçiçeği, patates, baklagiller, yem bitkileri) kendi talebini üretimiyle karşılayabilecek düzeydedir’’ dedi.

    Türkiye’de GDO’lu tohumların üretilmediğini vurgulayan Yılmaz, “Türkiye’de GDO’lu tohumların üretimi ve ticareti 2010 yılında çıkartılan ’Biyogüvenlik Yasası’ kapsamında yasaklanmış durumda. GDO üretimi bir teknoloji. Özellikle küresel tohumculuk sektöründe gelişmiş ülkeler bu teknolojiye sahip. Özellikle uluslararası firmalar bu teknolojiyle öne çıkmakta. Belirli ülkeler mısırda, ayçiçeğinde ve soyada ciddi oranda kullanıyor. Türkiye’de üretimin ve kullanımın yasak olduğunu söyleyebiliriz. Bununa ilgili ciddi tedbirler alınıyor’’ diye konuştu.

    ’’Bitkisel üretimde hibrit tohumlar önemli’’

    Hibrit (melez) tohumların öneminden bahseden Yılmaz, ’’Hibrit tohumların, verimliliği ve kalitesini ülke ihtiyacının karşılanması noktasında önemli misyona sahip. Normal bir popülasyon, dekara 200-300 kg verim verirken, kalite problemleri yaşarken, hastalıklara hassasiyet gösterirken, hibrit tohumlarda 2 tona yakın verim elde edilmekte. Kalite artmakta ve hastalıklara dayanıklı konusunda önemli işlevi yerine getirmektedir. Bitkisel üretimde hibrit tohumlar önemli, sertifikalı tohum kullanımı önemli, kaliteli tohum kullanımı önemli. Çiftçi aynı miktar sertifikalı ve hibrit tohumu kullanarak yüzde 25’den yüzde 100 yakın daha fazla verim alabilmekte’’ açıklamalarında bulundu.

    Yerel tohumda özellikle buğdayda, hububatta, bazı sebze türlerinde, yem bitkilerinde, meyve türlerinde ve baklagillerde Türkiye’nin önemli gen kaynağı merkezi olduğunun altını çizen Yılmaz, ’’13 bine yakın farklı bitki türümüz var. Bunların 3 bin 500 tanesi endemik bitki türü. Dünyanın hiçbir yer olmaya türler. Biz farkındalığı arttırmak için 2005 yılında bir ’Tohum İzinde’ projesi yaptık. Amaçlardan birsi yerel çeşitler, yerel tohumlarla ilgili farkındalığı arttırmak, toplumu bilinçlendirmek ve toplanan genetik kaynakların tanımlanması ve kayıt altına alınması ile ilgili maddi destek sağlıyoruz. Yerel tohumlar ve yerel çeşitler aynı zamanda tohumculuk sektöründe, bitki ıslah programlarında, Ar-Ge çalışmalarında ve yeni çeşitlerin geliştirilmesinde kullanılmaktadır’’şekline konuştu.

    ’’2023 hedefimiz, 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretmek’’

    Sertifikalı tohum miktarına değinen Yılmaz, 90’lı yılların sonunda 100 bin ton olan sertifikalı tohum üretimi 2002 yılında 45 bin tona çıktığını görüyoruz. 2015 yılına geldiğimizde bu rakam 896 bin ton, 2016 yılında 957 bin tona ulaştığını görüyoruz. Türkiye son 20-30 yılda sertifikalı tohum üretiminde önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bunu rakamlarla ortaya koyabiliyoruz. Daha önce 2023 vizyon hedefimizi 1 milyon ton olarak açıklamıştık. Ancak son gelişmelerden sonra Ulusal Tohumculuk Strateji Belgesi, bakanlığın yapmış olduğu destekler ve özel sektörün üretim kapasitesinin artması neticesinde 2016 yılında 957 bin tonu gerçekleştirdiğimiz için 2023 hedefimizi 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimi olarak açıkladık’’ dedi.