Etiket: Sergileniyor

  • Aracın çarptığı yavru ayı sergileniyor

    Kargı’da bir aracın çarparak telef ettiği boz ayı yavrusu tahnit(dolgu) işlemi yapılarak sergilenmeye başlandı.

    Geçtiğimiz Ekim ayında Kargı ilçesine bağlı Uzunyurt Köyü yakınlarında bir aracın çarpması sonucu telef olan boz ayı yavrusunu gören vatandaşlar durumu Orman ve Su İşleri Müdürlüğü ekiplerine haber vermiş ve olay yerine gelen ekipleri boz ayı yavrusunu tahnit yapılmak üzere teslim almışlardı.

    Orman ve Su İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından teslim alınan boz ayı yavrusunun tahnit işlemi tamamlanarak Çorum Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’nde sergilendiği öğrenildi.

  • Devlet Hastanesi’nde oyuncak ambulanslar sergileniyor

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde Devlet Hastanesi bünyesinde “Oyuncak Ambulans Müzesi” açıldı.

    İnegöl Devlet Hastanesi, Sağlık Tarihi Müzesi ve Ambulans Tarihi Müzesi’nin ardından üçüncü müzeyi bünyesinde açtı. Dünyada ikinci Türkiye’de tek olma özelliğine sahip Oyuncak Ambulans Müzesi’nde 300’e yakın oyuncak ambulans teşhir ediliyor. ‘Yaşayan ve yaşatan hastane’ sloganıyla hizmet veren hastanedeki müzede 1. Dünya Savaşı yıllarında hastaların cepheden askeri hastanelere taşınması için kullanılan askeri bisiklet ambulans, 1967 model Cadillac Deville marka ambulans, 1973 model Ford marka ambulans ve 1999 model Mercedes marka ambulans sergileniyor.

    Müzenin açılışında bir konuşma yapan İnegöl Devlet Hastanesi Başhekimi Hayrettin Göçmen, hastanelerin insanların sağlık hizmetlerine ulaşmada en önemli kurumlar olduğunu ifade ederek, “Anne Dostu Hastane”, “Bebek Dostu Hastane”, “Yeni Doğan Dostu Hastane”. “Engelsiz Hastane”, “Yalın Hastane” gibi birçok unvana sahip olduklarını söyledi. Göçmen, “Günlük ortalama 1400 hastaya hizmet vererek Türkiye’nin en yoğun 32. acil servisine sahip olan hastanemiz civar il ve ilçelere de hizmet vermektedir. Bursa’nın doğusunda yer alan Yenişehir, İznik, Kestel ve Domaniç ilçelerinin de sağlık hizmetleri açısından merkez üssü haline geldik. Sağlık hizmetlerinin yanı sıra hastanelerin aynı zamanda hem hastalar ve yakınları hem de sağlık çalışanları için yaşayan sosyal yapılar olduğuna dair inancımız ile hastanemiz, kişilerin ruh haline anlık ta olsa olumlu dokunuşlarda bulunan faaliyetlerle de adından söz ettirmektedir. 2016 yılında İnegöl Devlet Hastanesi’nin kuruluşunun 110. yılında hizmete soktuğumuz Sağlık Tarihi Müzesi’nin yanı sıra hastanenizin kuruluşunun 112. yılında Ambulans Tarihi Müzesi’ni açtı. Oyuncak Ambulans Müzesi bölümlerimizin açılışı için yine beraberiz. Geçmişi asla unutmadan gelecekte en iyiye düsturu ile hareket eden, sağlık hizmetlerinin en üst düzeyini en iyi şekilde sunmayı hedefleyen ve sosyal alanda çok daha fazla yer edinecek olan hastanemizin bu özel ve onurlu gününde bizleri yalnız bırakmadığınız için hepinize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Açılış sonrası protokol üyeleri ile vatandaşlar müzeyi gezdi.

  • (Özel Haber) Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde tarihin ilkleri sergileniyor

    İsviçre’nin Lozan kentinde 68 müze arasında birinci seçilerek “Avrupa’da Yılın Müzesi” olan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen dünyanın en eski şehir planı, günümüzdeki banyo küvetlerinin ilk hali, ilk mektup ve zarflar ile arkeoloji harikaları olarak adlandırılan ahşap masalar ve mobilyalar ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

    Anadolu toprakları, binlerce yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Tarihi yapıları, köklü geçmişi ile bugünlere gelen Anadolu Medeniyetleri Müzesi, 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 müze arasında birinci seçilerek “Avrupa’da Yılın Müzesi” unvanını elde etti. Bugün kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Anadolu arkeolojik eserleri Paleolitik Çağ’dan başlayarak günümüze kadar kronolojik bir sırayla sergileniyor. Müzede sergilenen önemli eserler arasında dünyanın en eski şehir planı, günümüzdeki banyo küvetlerinin ilk hali, ilk mektup ve zarflar ile arkeoloji harikaları olarak adlandırılan ahşap masalar ve mobilyalar yer alıyor.

    Dünyanın en eski şehir planı

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde görevli Arkeolog Belma Kulaçoğlu, dünyanın en eski şehir planının orijinal duvar resminin müzede sergilendiğini ifade etti. Kulaçoğlu, “1921 yılında kurulan Anadolu Medeniyetleri Müzesindeyiz. Paleolitik Dönem’den başlayarak günümüze kadar kronolojik bir sıra içinde bugün Türkiye adını verdiğimiz Anadolu topraklarından çıkan yaşayan medeniyetlerin eserlerini göreceğiz. Bu müzede dönemlerinin en önemli merkezlerinde yapılan kazılardan çıkarılan özel koleksiyonlar sergilenmekte. Bunlardan bir tanesi de Neolitik Dönemi tarihlenen ve dünyanın en gelişmiş Neolitik merkezlerinden biri kabul edilen Konya Çumra’daki Çatalhöyük’ten 1960’lı yıllarda yapılan kazılardan gelen eserler. Bu dönemde yapılan kazıların eserleri de Konya Müzesi’nde sergilenmekte. Gördüğünüz orijinal duvar resmi bugün dünyanın en eski şehir planlarından biri kabul ediliyor. Burada volkanik bir dağ olan Hasandağı’nın bir patlaması sırasında dikdörtgen planlı evlerden oluşan Çatalyöhük’ün bir tabakasının evlerini görüyorsunuz. Arkeoloji açısından ve insanlık tarihi açısından çok önemli bir eser. En eski şehir planlarından bir tanesi. Sadece arkeoloji değil mimarlık tarihi açısından da çok önemli. Bizim de göstermekten gurur duyduğumuz eserlerimizden bir tanesi” dedi.

    Günümüz banyo küvetlerinin atası

    Günümüz banyo küvetlerinin atası kabul edilen banyo kaplarının ilk örneklerinin de müzede sergilendiğini ifade eden Kulaçoğlu, şöyle devam etti:

    “Günümüzden 4 bin yıl kadar önce Anadolu’ya ticaret yapmak amacıyla Mezopotamya’dan tüccarlar geliyorlar. Anadolu halkı ile birlikte yaşıyorlar ve ticaret yapıyorlar. Ticaret merkezlerinden en bilineni Kayseri yakınlarındaki Kültepe Höyüğü. Antik dönemdeki adı Neşa ve Kaniş olarak geçiyor. Bu Kaniş Karum olarak iki bölümden oluşuyor. Bu Kaniş kısmı tepenin üstü, orada idareci insanlar yaşıyor. Alt kesimde etekteki yerleşimde de tüccarlar halkla birlikte ticaret yaparak yaşıyorlar. Türkiye’de bugün kazılarla bilinen 10 tane Karum pazar yeri var. 15 tane de Vabartum olarak adlandırılan daha küçük pazar yerleri var. Bu Kültepe, Acemhöyük, Alişar gibi merkezlerde de bu tüccarların yaşadığını biliyoruz. Nereden biliyoruz? Anadolu’ya gelen yazıyla birlikte biliyoruz. Kültepe ve Alişar’da yapılan kazılarda evlerde banyo kabı olarak adlandırdığımız kaplar ortaya çıkıyor. Bu kapları da yarıya kadar toprağa gömüyorlar ki içine girip çıkması kolay olsun diye. Günümüz banyo küvetlerinin atası kabul edilen banyo kaplarının ilk örnekleri de Türkiye’de yapılan kazılarda ortaya çıkıyor. Bu müzede sergilediğimiz iki banyo kabının bir tanesi Alişar’dan, bir tanesi de Kültepe Kaniş’ten.”

    İlk mektup ve zarflar

    Kazılarda ortaya çıkarılan çivi yazılı tablet mektupların ekonomi, siyasi, veraset, aşk ve şikayet konularını içerdiğini aktaran Kulaçoğlu, “Milattan Önce 2000 başlarında Anadolu’ya Mezopotamya’dan insan kafilelerinin girdiğini görüyoruz. Bunlar Asurlu tüccarlar. Anadolu insanıyla birlikte ticaret yapmak amacıyla geliyorlar. Bu dönemin adı da Asur Ticaret Kolonileri dönemi olarak adlandırıyoruz. Bu tüccarlar yanlarında gelenler Anadolu’ya Mezopotamya’da bin seneye kadar önce kullanılmaya başlayan yazılarını da getiriyorlar. Anadolu’da artık yazılı tarih başlıyor. Anadolu’da hemen hemen 10 tane ticaret Karum adı verilen Pazaryeri olarak adlandırılan ticaret merkezi var. 10-15 tane de Vabartum diye daha küçükleri var. Bu merkezlerden en bilinenleri merkezi yönetime sahip olan Kayseri yakınlarındaki Kültepe Kaniş Höyüğü. Bu tüccarlarla gelen tabletler, tüccarların bir kısmı Anadolu’da kalıyor bir kısmı Mezopotamya’ya dönüyor. Oradan ailelerinden mektuplar getiriyor ya da ticari anlaşmaları içeren mektuplar getiriyorlar. Bunlarda Kültepe Kaniş’te arşivleniyor. Bu tabletler pişmiş topraktan yapılmış kil henüz yaşken şekil veriliyor kamıştan ya da ahşaptan yapılan uçları çiviye benzeyen ince aletlerle de batırılarak şekiller veriliyor. O yüzden adına da çivi yazısı deniyor. Çivi yazılı tabletler olarak da adlandırılıyor. Tüccar gelirken bu mektubu açık getirmiyor. Kuruduktan ya da pişirildikten sonra tekrar bir kil tabakasıyla kaplayıp ona zarf yapıyor. Onun üzerine de gönderen kişi mührünü basıyor. Siz o zarfı aldığınız zaman elinize Mezopotamya’dan bunu size kimin gönderdiğini biliyorsunuz o mühürden. Bu dönemde tabletlerin üzerinde silindir mühürler gözüküyor. Ondan önce damga mühürlerdi Anadolu’nun geleneksel mühür şekli. Bu zarflardan bazıları sebebini bilmediğimiz nedenle açılmamış. Arşivlerde açılmamış olarak bulunmuş. Bunların içinde özel mektuplar, listeler, ticaret anlaşmaları, ritüellerin talimatları var. Su dağ ağaç gibi olgular insan yaşamında tanrısallık atfediyorlar. Suyla ilgili bir törenin nasıl yapılacağı bu tabletlerde de anlatılabiliyor. Akat Kralı Sargon’un bir mektubu var. Yüzlerce konuyu içeren mahkeme kararları, cezalar, uygulamalar, boşanma belgeleri, ilk boşanma belgeleri de yazılı olarak elimize Kültepe’den geçiyor. Bunlar Asur ve Akat dilinde yazılmış mektuplar. Bunların içinde de Asurca ve Akatça olmayan Hint Avrupalı isimler görüyoruz. Buradan Hititlerinde bu dönemde peyder pey Anadolu’ya geldiğini ve Anadolu insanı ile birlikte tüccarlar ve Anadolu insanıyla birlikte yaşadıklarını anlıyoruz. Daha sonra siyasi güce eriştiklerinde Anadolu’nun ilk siyasi devletini kuran insanlar” dedi.

    Arkeoloji harikaları olarak adlandırılan ahşap masalar ve mobilyalar

    Yığma mezarlardan çıkarılan ahşap masa ve mobilyaların arkeolojik harika olduğunu söyleyen Kulaçoğlu, “Milattan Önce 1200’lerde Anadolu’ya batıdan Trakya üstünden ve Ege üstünden göç dalgaları girmeye başlıyor. Biz bunları Ege göçleri ya da deniz kavimleri göçü olarak adlandırıyoruz. Bu dönemde bir kaos ortamı var Anadolu’da. Hititler Güneydoğu Anadolu’ya çekilmiş, imparatorluk son bulmuş. Güneydoğu Anadolu’da Antep, Maraş, Adana gibi şehirlerde şehir krallıkları olarak yaşamlarını devam ettiriyorlar. Doğu Anadolu’da Urartu Krallığı var. Bu giren kavimlerden bir tanesi de Frigler. Onlar da Ankara’ya kadar geliyorlar ve Polatlı Gordion başkenti olmak üzere krallıklarını kuruyorlar. Batı Anadolu’da da ilk İyon ve Dor şehirleri kurulmaya başlıyor. Gordion’da yapılan kazılarda görülüyor ki yeni bir ölü gömme sistemi de Anadolu’ya girmiş Friglerle birlikte. Tümülüs olarak adlandırdığımız yığma tepeler. Mezar odasını ardıç ya da sedir gibi ağaçlarla yapıp içine ölüyü hediyeleriyle birlikte koyuyorlar ki ölümden sonraki yaşamada inanç var. Daha sonra üzerlerini çakıl taşları ve toprakla doldurarak tepe haline getiriyorlar. Gordion’da yapılan araştırmalarda 120’ye yakın büyüklü küçüklü tümülüs ortaya çıktı. Bunlardan en büyüğü Midas Tümüsülü olarak adlandırılan ama Midas’a ait olup olmadığı hala tartışılan büyük tümülüs. Burada 1957-1959 yılları arasında yapılan kazılarda bronz objelerin yanında bizim arkeolojinin harikaları olarak adlandırdığımız ahşap masalar ve mobilyalarda ortaya çıktı. Bu mobilyalar oyma ve kakma tekniğiyle yapılmış farklı renkteki küçük ağaç parçalarının açılan deliklere yerleştirilmesiyle motiflerin oluşturulduğu inanılmaz sabır isteyen bir teknik ve güzellikteki ahşap mobilyalar. Midas tümülüsünde bulunanlardan bir tanesi masa bir tanesi de servis masası. Milattan Önce 8’inci yüzyıla denk geliyor” diye konuştu.

  • 15 Temmuz’u anlatan 38 fotoğraf Taksim Meydanı’nda sergileniyor

    15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yıl dönümünde o geceyi anlatan 38 fotoğrafın yer aldığı “Demokrasinin Zaferi 15 Temmuz 2016” fotoğraf sergisi Taksim Meydanı’nda açıldı.

    Beyoğlu Belediyesi, 15 Temmuz darbe girişiminin ikinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlediği 15 Temmuz Şehitlerini Anma Etkinlikleri kapsamında “Demokrasinin Zaferi 15 Temmuz 2016” fotoğraf sergisinin açılışını yaptı. Taksim Meydanı Açık Hava Sergi Alanı’nda yapılan açılışa, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, İstanbul Merkez Komutanı Sadettin Tuğgeneral Saadettin Alp Ergin ile gaziler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende 15 Temmuz gecesi yaşananların gelecek nesillere anlatılmasının önemine dikkat çekildi. Ardından Başkan Demircan ve beraberindekiler sergiyi gezerek, fotoğrafları tek tek inceledi. 15 Temmuz’da Atatürk Havalimanı, Boğaziçi Köprüsü, Kızılay Meydanı gibi İstanbul’un ve Ankara’nın çeşitli noktalarından 38 fotoğrafın yer aldığı sergiye vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi. Sergi ise 10 Ağustos tarihine kadar Taksim Meydanı Açık Hava Sergi Alanı’nda vatandaşların ziyaretine açık olacak.

    “2’inci seneyi devriyesinde Silivri’deydik”

    FETÖ’nün giriştiği 15 Temmuz hain darbe girişiminin 2’inci yıl dönümünde o geceyi anlatan fotoğrafların bulunduğu sergiye ev sahipliği yapan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, “Bir kahramanlık destanı bunu kabul etmek lazım. 81 milyon vatan evladının sahaya indiği ve yüreğinde bu sızıyı hissettiği gece, dolayısıyla unutmamak, unutturmak da kültür insanlarının da vazifesi olsa gerek. Bugün 2’inci seneyi devriyesinde Silivri’deydik. O gün insanımızın bir gecede kodese tıktığı insanlar bugün mahkemede cezalarını buldular” dedi.

    “Üniforma giyen hainler asla asker olamazlar”

    Asker kıyafeti giyen insanların millete kurşun sıkamayacağını belirten İstanbul Merkez Komutanı Sadettin Tuğgeneral Saadettin Alp Ergin, “Unutmayacağız, unutturmayacağız. Üniforma giyen hainler asla asker olamazlar” diye konuştu.

  • Eyfel’de 157 milyon yıllık dinozor sergileniyor

    Paris’in sembolü haline gelen Eyfel Kulesi’nde Jura Devrine ait teropod türü dinozor sergileniyor.

    Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Eyfel Kulesi’nin ilk katında Jura Devrine ait teropod türü dinozor iskeleti açık artırmada satılmak üzere sergileniyor. Büyüklüğü 9 metre ve genişliği 2.5 metre olan dinozorun 157 ile 152 milyon yıllık olduğu tahmin ediliyor. 2013 yılında ABD’nin Wyoming bölgesinde keşfedilen iskelet, 4 Mayıs gününe kadar sergilenecek. Bu açık artırma ile birlikte, Eyfel Kulesi’nde 3. kez açık artırma etkinliği düzenleniyor.

    Dinozor iskeletinin değeri 1.2 ila 1.8 milyon euro olarak tahmin ediliyor. Dinozorun satışını ise Aguttes satış evi üstleniyor.