Etiket: “Senin

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Ne işin var senin Pensilvanya’da? Hadi gel, niye gelemiyorsun? “

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fethullah Gülen’e seslenerek, “Neymiş o? Paralel Devlet, FETÖ. Ne işin var senin Pensilvanya’da? Hadi gel, niye gelemiyorsun? Neden çekiniyorsun?” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı Açılış Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün, 93. yıldönümü kutladığımız Cumhuririyetimiz, 29 Ekim 1923’te İstiklal Harbi’nin zafere ulaşmasının ardından kendimize çizdiğimiz yeni yolun adıdır. Türkiye Cumhuriyeti bizim ilk değil son devletimizdir, bunu birbirine karıştırmayalım. Yüz yıl öncesinin şartlarında o razı olmak zorunda bırakıldığımız bir anlaşmanın ardından kurduğumuz yeni devletimiz millet olarak elbette çok önemli bir kazanımımızdır. Şimdi Suriye’de, Irak’da olanlar hani Misak-ı Milli diyorum ya Gazi Mustafa Kemal, bir Misak-ı Milli çizgisi çizmişti, birilerini rahatsız etti. Niye rahatsız oluyorsunuz? Kardeşim ben tarih dersi veriyorum, incele bak ne var o Misak-ı Milli’de? Ben Lozan dedim rahatsız oldular, ya niye rahatsız oluyorsun? Burnumun dibindeki adalar, bağırıyoruz, çağırıyoruz bu adalar bizimdi. Bu adalarda bizim eserlerimiz var, tarihimiz var, camilerimiz var, kervansaraylarımız var, rahatsız oluyor adam. Niye rahatsız oluyorsun? Bunların altına kim imza attıysa sorumludur sorumlu. Düşünün, Cumhuriyetimizin kuruluşundan son 10 yıla kadar gelin, takribi rakam veriyorum 2,5 milyon kilometrekareyi orada kaybettik. Son 10 yılda ve nereye indik? 780 bin kilometrekareye. Demekki onlar kalmış olsaydı, 3.5-4 milyon kilometrekarelik bizim bir vatan toprağımız olacaktı. Şu anda yeni bir süreç Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu topraklarda yaşıyoruz” diye konuştu.

    Birilerinin bu topraklarda gözü ve hesabı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu PKK’nın, Bölücü Terör Örgütü’nün hesabı değil miydi? Türkiye’yi bunlar bölmenin gayreti içine girmediler mi? Bunun adımlarını attılar, şu anda benim Mehmedim Güney Doğu’da, Tendürek Dağları’nda, Gabar’da neyin mücadelesini veriyor? Bu vatan topraklarının korunması mücadelesini veriyor. onun için biz ne diyoruz? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyoruz. Rabia’mız bizim. 80 milyonla biz tek milletiz, bizde Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Boşnak, Roman, Arnavut ayrımı yok. Tek millet, bayrağımız tartışmasız şehidimizin kanı ya, hilal bağımsızlığımızın ifadesi, yıldızımız şehidimizin ta kendisi ve bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. İşte bu toprakların uğrunda ölenler olduğu için vatan oldu, bu bizim vatanımız. Burada bölücülük yok ve tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden başka devlet tanımıyoruz. Neymiş o? Paralel Devlet, FETÖ. Ne işin var senin Pensilvanya’da? Hadi gel, niye gelemiyorsun? Neden çekiniyorsun? Ey tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet tanımı bu, bu örgütün. Ben o tabanında kalanlara sesleniyorum öyle veya böyle hala oralarda kalmaya devam ederseniz bilesiniz ki bu Hakk’ın duvarına çatacak, çarpacaksınız. Çünkü bu millet bunun bedelini ödetecek” ifadelerini kullandı.

    “Milletimizi geçmişinden koparıp suni bir modernleşme projesinin içine hapsetmeye çalıştılar”

    “Bölücü Terör Örgütünün inine girdik devam ediyoruz, FETÖ’nün de inine girdik, devam ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Nereye kaçarlarsa kaçsınlar kovalayacağız. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız ama kimse de kalkıp bize mağdur edebiyatı yapmasın, bunlar mağdur filan değil. Mağdur olan benim şehidim, şehidimin ailesi. 246 şehit, 2 bin 194 gazimiz var, bunların yakınları mağdur, FETÖ değil. Onlar değil mi ki o gece neler yaptılar. Güney Doğu’da ve Doğu’da şehit olanlar, işte onlar ve onların yakınları bizim mağdurlarımız. Kimse bize gelip de ’Ya kusura bakmayın benim kızımın, benim oğlumun, yakınımın bu işlerde’ şöyle böyle. Kardeşim yaparsın müracaatını, incelemeler yapılır, var mı yok mu çıkar ortaya ama görüyoruz ki, aynı bilgisayardan çıkmış mektuplarla, aynı elden çıkmış mektuplarla müracaatlar. Biz bunları artık yutmuyoruz. Eğer biz bu oyuna gelirsek yarın torunlarımız bize ne der? Evlatlarımız bize ne der? Onun için bu oyuna gelmeyeceğiz. Devletlerin ve milletlerin hayatlarında birçok değişimler yaşanır. İnsanlar gibi inişler, çıkışlar olabilir. Bazı hadiseler vardır ki işte bu iniş ve çıkışların dönüm noktalarını oluşturur. 15 Temmuz gecesi Türkiye için, Türk milleti için işte böyle bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyetimizin kuruluşundan sonra özellikle tek parti devrinde, çok yanlış bir şekilde milletimizi geçmişinden koparıp suni bir modernleşme projesinin içine hapsetmeye çalıştılar. Bizim çağın gereklerine uygun şekilde hareket etmekle, yani çağın idrakine hitap etmekle ilgili bir sorunumuz, sıkıntımız yok. Biz milletimizi köklerinden koparıp, ona yeni ve asla kendisine uymayacak bir elbise giydirme projesine karşı çıkıyoruz. Yoksa Cumhuriyet, bizim Cumhuriyetimizdir. Sizler Cumhurun ta kendisisiniz.”

    “Anadolulu olmayı hakir gören bir zihniyetin coğrafyamızda kabul görmesi mümkün müdür?”

    Milletin, yeni bir rejim inşaa etme bahanesiyle kendi varlığına yönelik saldırılara karşı daima direnç gösterdiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nasıl göstermesin? Aşık Veysel gibi bu milletin en önemli değerlerinden biri Sivas’taki köyünden çıkıp Ankara’ya geldiğinde, o dönem şehrin merkezi olan Ulus’a kıyafetinden dolayı alınmamıştır. Niye almadılar? ’Sen çobansın’ dediler, giyimini, kuşamıı beğenmediler. Bununla yetinilmedi, sazı da yine devrin müzik projesine uygun olmadığı için kırıldı. Sazını kırdılar ya. Üstelik o Veysel ki şu muhteşem dörtlüğün sahibim bir aşığımızdır: ’Aldanma cahilin kuru lafına, kültürsüz insanın külü yalandır, hükmetse dünyanın her tarafına arzusu, hedefi, yolu yalandır’. Ülkenin sahibi olduklarını sanarak milleti hakir görneler ilk fırsatta yalan olmuş, tarihe gömülmüşlerdir. Kıyafetiyle, sazıyla, sözüyle, duruşuyla Anadolulu olmayı, yani bu milletin öz evladı olmayı hakir gören bir zihniyetin coğrafyamızda kabul görmesi mümkün müdür? Yıllarca bu ülkede kadınımızın, kızımızın giyimiyle, kuşamıyla uğraşmadılar mı? Bütün haklarını ellerinden almadılar mı? Okullara sokmadılar, eğitim-öğretim haklarını ellerinden aldılar.

    Devlete yaklaştırmadılar ya. Sen burada çalışamazsın dediler, sen okuyamazsın dediler ve cehalete mahkum etmek istediler. Bu prangaları biz kırdık, bunları ortadan biz kaldırdık” açıklamasını yaptı.

    “Ezandan, saladan rahatsız olanlar dün de vardı bugün de var”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğunu söyleyerek, “Millete efendilik olmaz, millete hizmetkarlık olur bunu böyle biliniz. Dikkat ediniz, kim bu millete hizmet etmişse milletimiz onu baş tacı etmiştir. rahmetli Menderes niçin hala hasretle, hüzünle hatırlanır? Rahmetli Özal niçin hala saygıyla anılır? Aynı şekilde rahmetli Erbakan gibi, rahmetli Türkeş gibi kimi siyasetçilerimiz tazimle yad edilirkem kimilerinin esamesi niçin okunmaz? İşte buradaki fark millete hizmet edenle millete hakim olmaya çalışan arasındaki farktır. 15 Temmuz’da bu millet, kanı ve canı pahasına ülkesine, devletine, Cumhurbaşkanına, hükümetine, Meclisi’ne sahip çıkmışsa bunun sebebi hepsini de kendinden bildiği için. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Milletimiz 79 milyon vatanadaşıyla, ay yıldızlı bayrağıyla, 780 bin metrekare vatan toprağıyla, üniter yapıya sahip devletiyle Türkiye’yi bizatihi kendisi olarak bildiği için o gece kararlı bir duruş sergilemiştir. Darbecilerin karşılarına çıkan vatandaşlarımızla birlikte ezana saldırması, bayrağa saldırması, Meclis ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi gibi sembolik önemi olan mekanlara saldırması bu sebeptendir. Saladan rahatsız olanlar var, ezandan rahatsız olanlar var ama ezandan ve saladan rahatsız olanlar dün de vardı bugün de var bunu biliriz ve onlar da bunun bedelini ödüyorlar, ödeyecekler” değerlendirmelerinde bulundu.

    “Bize çelme takan, taş atan, yumruk vuran eksik olmayacak”

    “15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulunanlar devleti ele geçirerek millete diz çöktürebileceklerini, böylece bu coğrafyadaki bin yıllık varlığımıza son verebileceklerini düşünüyorlardı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Onların bir hesabı vardı ama asıl hesap, en büyük hesap Allahındır, en hayırlı hesabı o yapar, onlar bunu bilmiyorlardı, bunu düşünmüyorlardı. Onlar zannediyorlardı ki teknolojik güç her şeydir, F-16’lar var ya her şeydir, helikopterler var ya her şeydir, tank, top, silah her şeydir. Sen İstiklal Marşı’nı bilmiyor musun be cahil? Ne diyor İstiklal Marşı’nda? Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın, siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın, doğacaktır san vaadettiği günler Hakkın, kim bilir belki yarın belki yarından da yakın. Benim halkım gövdesini siper etti mi? Etti. Hayasızca akın durdu mu? Durdu. 16 saatte iş bitti mi? Bitti. Ya bu milletle iftihar edilir be. Bu millet zoru kolay kıldı, Allah sizlerden razı olsun. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi daim kılsın. onun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız, yola böyle devam edeceğiz ve bu yol 2023 Türkiye’sinin yoludur. Bu yol, 2053 Türkiye’sinin yoludur. Bu yol ülkemizin ve milletimizin sıkıştırıldığı asırlık cendereden çıkış yoludur. 15 Temmuz Türkiye için işte böyle tarihi bir dönüm noktasıdır. Bunun için 15 Temmuz’u ülkemizin içinde ve dışında çok iyi anlatmalıyız. 15 Temmuz’un bir başka hayırlı neticesi de içeride ve dışarıda dostumuz kim, düşmanımız kim hepsini de tüm çıplaklığıyla görme imkanını bulduk. Artık bizim için ne diplomasinin sahte dili, ne gülen yüzlerin riyakarlığı, ne de sahte övgülerin parıltısı bir şey ifade ediyor. Biz, ülkemizin ve milletimizin zor günlerinde yanımızda kimler var, elimizi kimler tutuyor, bize yüreğini kimler açıyor sadece ona bakıyoruz. Suriye’de sıkıntımız mı var? Gidip kaynağında kendimiz çözeceğiz. Irak’da sıkıntımız mı var? Meseleye bizatihi el atıp hal yoluna sokacağız. Terör örgütleri yola gelmiyor mu? Balyoz gibi tepelerine bineceğiz. Avrupa Birliği bize verdiği sözleri tutmuyor mu? Kendi işimize bakacağız. Şu veya bu devlet hassasiyetlerimizi dikkate almıyor mu? Biz de onları kale almayacağız. Ekonomide bizi zayıflatmaya mı çalışıyorlar? Hemen yeni pazarlara açılacak, yeni tedbirler geliştireceğiz. Siyasi ve sosyal alanda provokatif saldırılara mı uğruyoruz? Kararlı bir şekilde hepsinin de üzerine milletçe gideceğiz. Çünkü artık eski Türkiye yok. En son 15 Temmuz saldırısıyla gördük ki ne yaparsak yapalım bize çelme takan, taş atan, yumruk vuran eksik olmayacak. Her zaman bunlar olacak, bunu bileceğiz. Öyleyse bu mücadeleyi pısırık bir şekilde, sağa sola yalpalayarak değil, hedeflerimize kilitlenip yürüyerek vereceğiz. Kazanacaksak adam gibi kazanacağız, öleceksek adam gibi öleceğiz artık bunun ortası kalmadı. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Rabbim bizlere, şehitlerimize ve gazilerimize layık bir şekilde bu mücadeleyi verme gücü nasip etsin. Cumhuriyet Bayramınızı gönülden tebrik ediyorum. Açılışını yaptığımız Ankara Yüksek Hızlı Tren Gar Binası’nın hayırlı olmasını diliyorum ve tüm emeği geçenlerden şahsım ve milletim adına Allah razı olsun diyorum. İşletici aynı zamanda yüklenici firmaya da buradan bereketli kazançlar diliyorum.”

  • Şehit Annesi: “Senin Yerine Ben Savaşacağım

    Mardin’in Nusaybin ilçesinde süren terör operasyonları sırasında PKK’lı teröristlerin keskin nişancı tüfeğiyle açtığı ateş sonucu ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede şehit olan Jandarma Uzman Onbaşı Ethem Hacımahmutoğlu baba ocağı Kahramanmaraş’ta son yolculuğuna uğurladı.

    Bir yıl önce göreve başladığı öğrenilen Ethem Hacımahmutoğlu’nun naaşı Mardin’de düzenlenen resmi törenin ardından hava yoluyla Kahramanmaraş’a getirildi. Şehit Ethem Hacımahmutoğlu’nun Türk bayrağına sarılı naaşı buradan karayoluyla Andırın ilçesi Merkez Camii’ne getirildi.

    Cenaze töreninde şehidin babası Ali Murat, annesi Rahime Hacımahmutoğlu, kız kardeşleri Müge ile Merve tabutun başında uzun süre gözyaşı döktü.

    ŞEHİDİ ANNESİ OĞLUNU PARKASIYLA UĞURLADI

    Oğlunun acısına dayanamayan ve zaman zaman baygınlık geçiren anne Rahime Hacımahmutoğlu, “Oğlum seni koruyamadım. Beni ömür boyu yakacaksın. Benim oğlum bir fidandı. Ben gözümden kıskandım. Ben nasıl gönderdim. Silah arkadaşların da burada. Benim bir tutan dalımı da koparttılar. Oğlumun kıyafetini bana verin ben savaşmaya gideceğim” dedi.

    Operasyonda yaralanan silah arkadaşlarının da katılığı Şehit Ethem Hacımahmutoğlu’nun cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından Boztopraklı Mahallesinde yapılan saygı atışıyla birlikte köy mezarlığında toprağa verildi.

    Törene, Kahramanmaraş Valisi Mustafa Hakan Güvençer, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç, Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı görevine atanan Tuğgeneral Murat Soysal, Garnizon Komutanı Kurmay Albay Uzay Şahin, İl Emniyet Müdürü Servet Yılmaz, Kahramanmaraş milletvekilleri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

  • Ömer Şen’in Sergisine Yoğun İlgi

    Müzehhip-ressam Ömer Şen katıldığı bir çok karma serginin ardından ilk kişisel sergisiyle sanatseverlerle buluştu. Şen, sergisine gösterilen ilginin kendisini mutlu ettiğini belirtti.

    Müzehhip-ressam Ömer Şen, katıldığı bir çok karma serginin ardından geleneksel sanatlar meraklıları ile ilk kişisel sergisiyle buluştu. Sergisine gösterilen ilginin kendisini mutlu ettiğini belirten Ömer Şen, “Şimdiye kadar yurt içinde ve yurt dışında bir çok karma sergide eserlerim yer aldı fakat ilk defa kişisel bir sergi ile sanat sevenlerle buluştum. Sergime gösterilen ilgiden çok mutlu oldum. Mutluluğum sadece sergime gösterilen ilgiden kaynaklanmıyor aynı zamanda geleneksel sanatlara ilginin artışını gözlemleme fırsatından da kaynaklanıyor. 27 Nisan’a kadar Teşvikiye Niş Art Galeri’de devam edecek olan sergime geleneklerine ve geleneksel sanatlara ilgi duyan herkesi bekliyorum” dedi.

    Serginin küratörü Ebubekir Mete ise “Sergi, geleneğe bağlılığın ifadesi olarak ’Otantisite’ olarak isimlendirildi. Sergide geleneksel sanatlardan beslenerek hazırlanan motif, süsleme ve hat unsurları taşıyan on dört eser yer alıyor. Serginin sanata geleneksel taraftan bakmak isteyenler için çok değerli bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sanatçı Ömer Şen ile yakın zamanda Kumbaracı4’ün organizasyonu ile Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerde de sergiler düzenleyeceğimizi söylemek istiyorum” ifadelerini kullandı.

  • Erdoğan’dan Mimarlar Odasına Tepki: “Senin İşin Yapmak Mı Yıkmak Mı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kentsel dönüşüm projelerini yargıya taşıyan Mimarlar Odası’na tepki göstererek, “Nerede kentsel dönüşüm ile adım atacaksınız bu malum oda hemen işi yargıya götürür. Senin işin ne yapmak mı yıkmak mı? Netice alıyor mu almıyor ama bize süre kaybettiriyor” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Kentsel Dönüşüm ve Akıllı Şehirler Kurultayı’na katıldı.

    Konuşmasında Kentsel dönüşüm projelerine karşı çıkan Mimarlar Odası’na tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakıyorsun oda. İşi gücü nerede kentsel dönüşüm ile adım atacaksınız bu malum oda hemen işi yargıya götürür. Senin işin ne yapmak mı yıkmak mı? Senin işin bu şehri daha güzel hale getirmeni alt yapısına katkıda bulunmaktı. Netice alıyor mu almıyor ama bize süre kaybettiriyor. Biz sıçramak hızla mesafe almak durumundayız. Bu şehir dünyanın en güzellerinden biri. Aynı şekilde kafa aynı ya bölücü terör örgütü Güneydoğu Anadolu Bölgesinde çeşitli ilçelerimizde Temmuz ayından bu yana ahlak dışı yöntemlerle vatandaşları mağdur ediyor. Bölgedeki belediyeler de halka hizmet için kullanması gereken araçları teröristlerin emrine vererek bu zulme destek oluyor. Çukurlar, kanallar. Bunlar atık su kanalları değil, içme suyu kanalları değil, bunlar doğalgaz hatlarının döşendiği kanallar değil, elektrik şebekesi için değil. Buraya güvenlik güçleri girmesin diye açılan kanallar. Kazılan çukurlara döşenen bombalar yüzünden bölgede ciddi bir tahribat ortaya çıktı. Güvenlik güçlerimiz teröristleri birer birer etkisiz hale getiriyor. İlçelerimizin harap halde kalmasına rıza gösteremezdik” diye konuştu.

    “SİYASET FEZLEKELERİN ÖNÜNDE BARİYER OLUŞTURMAMALI”

    Erdoğan salonu dolduran gençlerin “Mecliste terörist istemiyoruz” sloganları üzerine ise şunları söyledi:

    “Onun için dokunulmazlıkların kaldırılmasını gündeme getiriyoruz. Dokunulmazlıkların kaldırılması deyince ‘milletvekillerine dokunulmazlık kalksın’ gibi bir şey anlıyorlar. İşin aslı bu değil. Kimin fezlekesi varsa o fezleke ile ilgili sürecin yargıya taşınması anlamında. Suçun varsa yargılanacaksın kardeşim. Ben senin milletvekilliğinin bitmesini nasıl beklerim. Bu kadar olaylar olacak sen terör örgütüne silah taşıyacaksın arabanla, tabutlarla. Hani ‘dokunulmazlıklar kalksın’ diyordun şimdi ne oldu. Ana muhalefet şu anda ipe un seriyor. Niye seriyorsunuz. 550 fezleke var. Herhalde burası parlamento fezlekeleri takip bürosu değil. Biran önce bu işin hallolması gerekir. Hallolduktan sonra suçlu olan bedelini öder. Siyaset bana göre bu fezlekelerin önünde bariyer oluşturmamalı, bu işin önü açmalıdır.”

  • (Özel Haber) “Senin Öleceğin Yok” Deyip Boşadı

    Diyalize mahkum olunca eşi tarafından terk edilen kadın, 27 yıl sonra böbrek nakli ile yeniden hayata tutundu.

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde yaşayan 50 yaşındaki Nevin Güneş, evlendikten 2 sene sonra diyalize mahkum oldu. Senelerce hastanelerden çıkamayan Güneş, bir darbeyi de ‘Senin öleceğin yok’ diyerek kendisini boşayan kocasından yedi. Haftanın 3 günü İnegöl’den Bursa’daki hastanelere gelen Güneş, “20 yaşında evlendim. 2 sene sonra böbrek yetmezliğim olduğunu öğrendik. Diyalize girmeye başladım. O zamanlar teknoloji bu kadar iyi değildi. Çeşme suyu ile diyaliz oluyorduk. Sabah 5’te yola çıkardım. Sabah ezanları ile birlikte Bursa’da oluyordum. Annemle babam beni hiç yalnız bırakmadı. Bana çok destek oldu. Çünkü moral hastalıkta çok mühim. Şartlar ne olursa olsun yaşama azmini kaybetmemek gerekiyor. 20 yaşında evlendiğim eşim, 13 sene sonra, ’Senin öleceğin yok’ diyerek beni bıraktı. Buradan evli kadınlara ve erkeklere sesleniyorum. Lütfen eşlerinize saygılı davranın, kimin öleceği, kimin kalacağı belli değil” diye konuştu.

    Yaşadığı onca sıkıntının ardından nakil sırasına yazılan Güneş, “Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakil Koordinatörü Dr. Salih Gülten ile tanıştıktan sonra hayatım değişti. Salih hoca sayesinden ben de nakle yazıldım. İyi ki de yazılmışım. Bugünlerde kendimi yeni doğmuş bebek gibi hissediyorum. Organ nakline herkesin yazılmasını isterim. Çünkü hayata tekrar başlamış gibi oluyor insan. Allah bize ne gösterecek, ne yaşayacağız, hiç birini bilmiyoruz. Organ nakli için diyaliz merkezlerinde bilgilendirmeler yapılsın. Çoğu hasta diyalize neden geldiğini bile bilmiyor” dedi.

    Acıbadem Bursa Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Dr. Salih Gülten ise, “Diyalize girenler bu kadar fazla yaşamıyor. Bekleme listesi için kendisiyle görüştük. Kaydını yaptık. Yapılan doku testlerinin ardından bakanlığının bekleme listesine kaydı yapıldı. Bir aydan kısa sürede kendisini ameliyata aldık. Çok başarılı bir operasyonla nakil gerçekleşti. Uzun süre sonra hayata yeniden tutundu. Kısa sürede kendisini taburcu ettik. Zaman zaman kontrollere geliyor” dedi.