Etiket: “Senin

  • Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Olçum: “Eğitim Sen ve Türk Eğitim Sen’in yetkili olduğu 9 yıllık dönemde koca bir sıfır çektiler”

    Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Atilla Olçum, Giresun’da ‘ Eğitim Bir-Sen Eğitimciler Buluşması’ programına katıldı.

    Giresun Şubesi tarafından düzenlenen programda konuşan Atilla Olçum, Eğitim Sen ve Türk Eğitim Sen’in yetkili olduğu 9 yıllık dönemde koca bir sıfır çektiklerini söyledi.

    Eğitim Bir-Sen’in kuruluş günlerinde yaşanan sıkıntıları anlatan Olçum, “ Bir zamanlar şube yönetim kurulu listesini bile oluşturacağımız zaman kapı kapı gezip listeye yazmak için yalvardığımız günlerden hamd olsun bugün Giresun’un en büyük salonuna sığmayan bir teşkilat olmuşuz. Bugünlere gelişimizde sağına ve soluna bakmayan ve bende varım düsturuyla bu sürece katkı sunduğunuz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

    Konuşmasında geçmişi anlatacağını ve o günlerden bugünlerin fotoğrafını ortaya koyacağını belirten Olçum, “2001 yılında dönemin bakanların makam araçlarının bagajında sendikalardan istifa formu taşıdığı, gittikleri illerde bürokratlara, ‘bagajda ki formları akşama kadar dolu istiyorum’ talimatlarını verdiği günlerden bugünlere geldik. Ben o günlerde Mersin’de sendikacılık yaparken 2003 yılında İl Milli Eğitim Müdürüne mutabakat metni getirdiğimizde sağımız da ki sendikanın 6 bin 500 solumuzda ki sendikanın 6 bin ve bizim Eğitim Bir Sen’inde 254 üye sayısına imza attığı günü hatırlıyorum. Ben biliyorum ki 20 bin eğitim çalışanın bulunduğu Mersin’de benim gibi düşünen, hayata benim gibi bakan insan sayısı 254’den fazlaydı ama biz 254 kişiydik resmiyette. Bugün hamd olsun Türkiye’nin 81 ilinde 950 ilçesinde 130 şubesi ile eğitim alanında 450 bin memur sen üye sayısıyla 1 milyon üye sayısıyla emek ve çileyle fert sayımızı çoğalttık ve hamd olsun bugün geldiğimiz noktada kurumsallaşmamızı tamamladık” ifadelerini kullandı.

    Eğitim Sen ve Türk Eğitim Sen’i eleştiren Atilla Olçum sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu hükümetle 2001’den 2010 yılına kadar tam 9 defa toplugörüşme yapıldı ve bu toplu görüşmelerin ilk 4’ünde Eğitim Sen 5’inde Türk Eğitim Sen yetkili sendika olarak bizi temsil etti. Gittiğim her yerde soruyorum Eğitim Sen’in yetkili olduğu 4 yılda boyunca eğitim çalışanları adına ne istedi ve ne aldı? Cevabı koca bir sıfır. Türk Eğitim Sen yetkili olduğu 5 yılda eğitim çalışanları adına ne istedi neyi aldı? Koca bir hiç. 9 yılı koca bir sıfırla geride bıraktılar 2011 yılında aldığımız yetki ile ya yasa, ya masa diyerek masaya oturmayan sizi iradenizi ipotek koydurmayan ve bu şekilde tarihe geçen bir sendika olduk hamd olsun. 2012 yılında toplu sözleşme yasası çıkınca masaya oturduk dönemin bakanı Ömer Dinçer’in meslek hayatımız noktasında bizi soktuğu sıkıntıyı hepimzi biliyoruz. Yetmez gibi sorun yaşadığımız süreçte 2012’inin 23 Mayıs’ında masadayken masadan kalkan iş bırakma eylemi yapıldı.”

  • Erdoğan: “Ey Kılıçdaroğlu senin bu adamının yaptığı açıklamayı ispatlayamazsanız alçaksınız namustan yoksunsunuz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ey Kılıçdaroğlu senin bu adamının yaptığı açıklamayı ispatlayamazsanız alçaksınız, namustan yoksunsunuz. Eğer bizim böyle bir malımız, varlığımız olmuş olsaydı ülkede bu hizmetleri kimse göremezdi” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kahramankazan’da çiftçilerle iftar yemeğinde bir araya geldi. İftar yemeğinin ardından konuşma yapan Erdoğan, “Türkiye tarihinin en alçak ihanet girişimine göğüslerini siper ederek geçit vermeyen tüm vatandaşlarımı minnetle selamlıyorum. Darbenin merkezinde yer alan hava üssündeki hainlere inat ezanlarını ve bayraklarını korumak için ölümün üzerine yürüyen Kazanlı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Kazan ilçemiz isminin başına aldığı kahraman ifadesini bir lütuf olarak değil; verdiği 9 şehit ve 92 gazisiyle yani yüreğinin ve bileğinin hakkıyla elde etmiştir. Rabbim ülkemizi ve milletimizi tüm hainlerden, tüm teröristlerden, dahili ve harici tüm düşmanlardan muhafaza eylesin. Rabbim, içinde bulunduğumuz bu birliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı daim eylesin. İstiklali ve istikbali uğruna canından geçenler eksik olmadığı sürece çocuklarımıza özgür ve müreffeh bir ülke bırakmak umudumuzu hiç kaybetmeyeceğiz. Şu güzel topluluğun içinde şehitlerimizin yakınları, gazilerimiz var. Kendilerini görüyorum. Allah onlardan razı olsun. Onlar şehitlerimiz ile beraber ‘Arkadaş yurdumu alçaklara uğratma sakın. Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın. Kim bilir belki yarın belki yarından yakın’ diyerek bütün o uçakların üzerine yürüdüler, tankların üzerine yürüdüler, topların üzerine yürüdüler ama bu toprakları o alçaklara vermediler. Kazan’dan yükselen bu kahramanlık ateşi sönmediği müddetçe, bu millete kimse diz çöktüremez, bu bayrağı kimse indiremez, bu ezanları kimse susturamaz” ifadelerini kullandı.

    “Birileri anlamaz ama bizim rabiamız var”

    “Birileri anlamaz ama bizim rabiamız var” diyen Erdoğan, “Bu rabiamızın içerisinde tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet var. Biz tek milletiz. 80 milyon tek milletiz. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Abazasıyla, Boşnağıyla, Romanıyla 80 milyon tek milletiz. Bizim tek bayrağımız var. Asla o paçavraları kimse bize yutturmaya kalkmasın. Bayrağımızın rengi şehidimizin, gazimizin kanının rengidir. Hilal, bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız, her yıldız şehidimizin ta kendisidir. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Tarlaya imar girmediği sürece o toprak tarladır. İmar gelince arsa olur. Şimdi vatan nasıl vatan olur. Şehidin kanıyla yoğrulduğu zaman vatan olur. Bu topraklar üzerinde biz çok kan verdik. Ta Malazgirt’ten bu yana kan verdik. Böylece bu toprakları vatan kıldık. Bizim Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bir devletimiz yok” diye konuştu.

    “Böyle bir milletin hizmetkarı olmaktan iftihar ediyorum”

    “Kimse bize devlet içinde devlet yutturmacası yapmasın” diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yok paralel devletmiş, yok şu devletmiş, yok bu devletmiş. Sıkıysa Pensilvanya’da durma buraya gel. Ama onlar kendilerine başka yerlerde vatan arıyorlar. Buralardan kaçıp oralara sığındılar. Şimdi oralarda koruma altındalar. Verin bu adamı bize diyoruz. Şu ana kadar vermediler ve orada çiftlikte bey bey kalıyor. Oradan da dünyadaki bütün FETÖ teröristlerini yönetiyor. Dost bildiklerimize sesleniyoruz: Verin. Eğer verilmeyecekse gün ola harman ola.

    Böyle bir milletin hele hele o 15 Temmuz gecesini yaşayan böyle bir milletin bir mensubu olmaktan böyle bir milletin hizmetkarı olmaktan iftihar ediyorum. Rabbim bizi birbirimizden ayırmasın. İnşallah beraber yürüdük biz bu yollarda yürüdük dedik ya beraber yürümeye de devam edeceğiz. Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece dedik ya, gideceğiz gündüz gece.”

    Tarımın, insanlığın en eski ve önemi asla azımsanmayacak uğraş alanı olduğunu kaydeden Erdoğan, “Tarih şöyle der: Tarımın ilk merkezi olarak Şanlıurfa Harran’ı gösterir. Yarın oradayız. Partimiz en fazla oyu Harran’da aldı. Yarın akşamda inşallah iftarı Harran ilçemizde yapacağız. İnsanlar dünya üzerinde yaşadığı sürece gıda ihtiyacı devam edeceği için çiftçilik hep olacaktır. Tarih boyunca biz Türklerin iki temel mesleği olmuştur. Bunlardan biri askerlik diğeri de tarım ve hayvancılıktır. Biz asker bir milletiz. Son günlerde yaşadığımız gelişmeler bize bu iki alanı çok sıkı tutmamızın şart olduğunu gösteriyor. Askerliği sıkı tutmazsak vatanımızı koruyamayız. Tarım ve hayvancılığı sıkı tutmazsak özellikle kriz döneminde onurumuzu muhafaza edemeyiz. Teknoloji elbette önemlidir, sanayi elbette önemlidir, mimari, sanat, spor, enerji hepsi elbette önemlidir. Ama kendimizi güvende ve tok hissetmiyorsanız hiçbir işe yaramaz. Kalkınma programlarımızı, büyüme stratejilerimizi bu anlayışla hazırlamak ve hayata geçirmek mecburiyetindeyiz” dedi.

    “Bereket demek toprağı bilinçli ekip biçmekle olur”

    Erdoğan, arazi toplulaştırma hususuna değinerek şunları söyledi:

    “Tarım alanında da ülkemizi tarladan sofraya kadar tüm aşamalarıyla en ileri seviyeye çıkarmadan kendimizi güvende hissedemeyiz. Yani endüstriyel tarımı başarmamız lazım. Bunun için geçtiğimiz 15 yılda 123 milyar lira tarım ve hayvancılık desteği verdik. Tarımsal hasılada Avrupa’da ilk sıraya yükseldik. Arazi toplulaştırma. Gübre ve yemde KDV’yı sıfırlama, kredi kolaylığı gibi çalışmalarla çiftçilerimizin daha verimli üretim yapabilmelerine imkan sağlıyoruz. Topraklarımız nasıl şehitlerimizin kanıyla yoğrularak vatan oluyorsa, çiftçilerimizin alın teriyle yoğrularak da bereketleniyor. Şu toplulaştırma olayını değerlendirmemiz lazım. Bakıyorsunuz devasa arazi ama hepsi adeta ev yapar gibi parsel parsel. Onda bereket olmaz. Diyorum ki bir toplulaştırma yapalım. Kardeşler 5, 10, 15 kardeş böyle bölüp pörçük olacağına kardeşler bir araya gelir, mahallenizin muhtarı yardımcı olur buraları toplulaştırırsak buraya bereket girer. Nasıl bakıyorsunuz bu işe. Alkışlar geldi ama az geldi sanki. O zaman bende Cumhurbaşkanınız olarak hayırlı olsun diyebilir miyim? Bölük pörçük yapmayalım tadı olsun, bereketi olsun bu işin. Kardeşler kendi aralarında al ver yaparlar ve böylece bu bereketli topraklar daha bereketli olur. Başkan bir şey söyledi. ‘Arazimizin sulamasında sıkıntımız var’ diyor. Dolayısıyla aşağıdaki rezervimizi dağın tepesine doğru oradaki yapılacak bir rezerv alanıyla orada depolayıp cazibeyle bunu şöyle arazimize kapalı bir sistem olursa tabi daha iyi olur. Çünkü güneş buharlaştırmaz. Bu buharlaşmada kaybolan nereden bakarsan bak yüzde 50-60’tır. Ama kapalı alan olursa böyle bir şey olmaz. Burada güneş panel sistemleri ile ısıtma varmış. Ama bunu daha da yaygınlaştırmak lazım. Hedefimiz 780 bin kilometrekare vatan toprağının tarıma uygun olan 230 bin metrekaresinin her karışını değerlendirmektir. Bereket demek çok su kullanmak, çok gübre dökmek, çok ilaç serpmek değil. Bereket demek toprağı bilinçli ekip biçmekle olur. İhtiyaçlarının kararında karşılanmasını sever. Bunun için milli tarım projesi ile çok önemli bir adım atıyoruz. Tarımda üretim planlaması yaparak, etkili destekler vererek, sağlıklı gıdalar kullanarak özellikle bunu kullanmak içinde sağlıklı gıda tüketmek lazım. Bunu yaparak rekabet gücümüzü yükselterek çiftçimizin refahını arttırarak yeni bir dönemin kapılarını açıyoruz.”

    “Kirli senaryoların ardı arkası kesilmiyor”

    Türkiye’nin, demokrasisiyle, ekonomisiyle, güvenliğiyle, dış politikasıyla tarihinin en önemli sınamalarını yaşadığını vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bu güne kadar bölücü terör örgütünün eylemleriyle, emniyet, yargı ve askeri darbe girişimleri ile İslam’a yapılmış olan en büyük güftan olan DEAŞ’ın saldırıları ile sosyal ve siyasi kaos teşebbüsleri ile mücadele ettik. Bazı gafiller ülkemizin üzerinde oynanan oyunların farkında değil. Bazı hainler ise bu oyunlara bilerek destek veriyor. Bazı muhterisler de farkında olmadan düşmanlarımızın değirmenlerine su taşıyor. Milletimiz her şeyi görüyor, biliyor. Özellikle son 3 yıldır adeta kesintisiz bir şekilde süren bu saldırılara karşı milletimiz ile omuz omuza bir mücadele verdik. Kirli senaryoların ardı arkası kesilmiyor.”

    “İspatlayamazsanız alçaksınız, namustan yoksunsunuz”

    Kılıçdaroğlu’nun, Ankara’dan İstanbul’a başlattığı Adalet Yürüyüşü ile ilgili de konuşan Erdoğan, “Birileri yolda yürüyor şimdi. İstanbul’a yürüyeceklermiş. 15 Temmuz gecesi neredeydin? Benim milletim, vatandaşım İstanbul Atatürk Havalimanında F-16’ların, helikopterlerin altında dururken sen neredeydin. Oraya geliyorsun saat 23.15 ve darbe oldu diyorlar beyefendi oradan bir resmi araca bindiriliyor ve oradan Bakırköy Belediye Başkanına gidiyor. Açıklamalarına bakın. ‘Oteller kapalıydı onun için Belediye Başkanımıza misafir olduk’ diyor. Utanmadan sıkılmadan şimdi de bu darbeye bir kılıf uyduruyor. ‘Örtülü darbe girişimi’ diyor. Kimin lafı bu? Pensilvanya’daki o FETÖ denilen örgüt başının tabiri. Şimdi daha da ileri gidiyorlar. Bu milleti tehditle, şantajla alt edemeyeceğini anlayınca bu sefer başka yollara sapıp gündem oluşturmaya kalkıyorlar. Bana kendisinin grup başkan vekili midir ne karın ağrısı. Benim 3.5 milyar mal varlığım varmış. Utanmadan sıkılmadan çıkıyor genel başkan denilen kişi namusluyum diyor. Sen bunu bu güne kadar çok söyledin. Biz sana bu dediklerinin böyle olmadığını mahkeme kararlarıyla çok ispat ettik. Kahramankazan’dan sesleniyorum: Ey Kılıçdaroğlu; senin bu adamının yaptığı açıklamayı ispatlayamazsanız alçaksınız, namustan yoksunsunuz. Eğer bizim böyle bir malımız, varlığımız olmuş olsaydı ülkede bu hizmetleri kimse göremezdi. Bu ülkede bu hizmetler yapılmış ise bunlar o yolsuzluklar ile gelmedi, o yolsuzluklar yapılmadığı için geldi” dedi.

    “O ağzı olup konuşana söyle haddini bilsin”

    “Ey Kılıçdaroğlu; 260 bin derslik 15 senede yapıldı bu ülkede. Üniversitelerimizin sayısı 184’e çıktıysa bizim bu kılı kırk yaran adımlarımız ile yapıldı” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

    “25 havalimanı 55’e çıktıysa bunlar kılı kırk yararak attığımız adımlar ile oldu. Bunla kalmadık, hastanelerimiz, artık Türkiye’de hastanemizin olmadığı il yok. Şimdi şehir hastanelerine başladık. İşte Yozgat, Isparta, Mersin’de hastanelerimizi bitirdik. Şimdide hızla Ankara’da devam ediyor. Bu hastaneler dünyada örnek hastaneler. Bütün bunların yanında adalet saraylarıyla, şuanda 79 senede Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 km bölünmüş yol yapılmışken biz 15 senede 19 bin km bölünmüş yol yaptık. Eline diline dursun bu yollardan gidip geliyorsun. Bu havaalanlarından uçuyorsun. Şu anda THY dünyanın ilk 7’si içerisinde. Öyle kasasında 3 milyar dolar malı olacak, bu yatırımlarda yapılacak. Öyle şey olur mu? Ulaşımdan da öte bakın İstanbul’da Marmaray’ı yaptık. Denizin altından Asya’yı Avrupa’ya bağladık. Oradan raylı sistem geçiyor. Birde otomobillerin geçmesi gerekiyor. Buda yetmez dedik. Yavuz Sultan Selim köprüsünü yaptık. Dünyanın ilkleri arasında. Şimdi bu köprüden birde demiryolunu yapıyoruz. Kılıçdaroğlu hafsalan almaz bunları. O ağzı olup konuşana söyle haddini bilsin. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İddiasını ispat edemiyorsa o dönüp dolaşıp bumerang gibi olur. Biz çalışıyoruz. Bu millete aşkımız var. Yapacağımız çok iş var bu ülkede. Bunların yapacağı işte iftira. İftira at tutmazsa iz bırakır. Ama tutmayacak. Milletimiz bizim kim olduğumuzu gayet iyi biliyor. İnşallah bölgemizdeki krizleri ülkemize taşımaya çalışanların heveslerini kursaklarında bırakacağız. Enerjide de çok ciddi adımlar atıyoruz. Türkiye enerjide dışa bağımlılıktan büyük ölçüde kurtuldu ve kurtulmaya devam ediyor. Teröristleri yurt içindeki ve yurt dışındaki inlerinde bulup yok ederek bu kirli oyunu da mutlaka bozacağız. Tendürek’te, Cudi’de, Gabar’da vuruyoruz, vuracağız. Onlar silahları gömene kadar biz onları gömeceğiz. Aynı şekilde Kandil’e kadar uzanacağız, uzanıyoruz.”

  • Volkan Şen’in MR’ı çekilecek

    Antalyaspor maçının 90+4. dakikasında Chico’nun müdahalesiyle omuzundan sakatlanan Volkan Şen’in omuz ekleminde zorlanma olduğu tespit edildi.

    Spor Toto Süper Lig’in 31. haftasında Fenerbahçe’nin Antalyaspor ile karşılaştığı mücadelede Volkan Şen son dakikalarda omzundan sakatlandı. Chico’nun müdahalesiyle yere düşen tecrübeli oyuncunun omuz ekleminde zorlanma olduğu tespit edildi. Tecrübeli oyuncunun yarın çekilecek MR’ı sonrası durumu netlik kazanacak.

  • Bakan Tüfenkci, ‘Gelecek senin, sahip çık’ programına katıldı

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, MÜSİAD Malatya Şubesinin düzenlediği “Gelecek Senin, Sahip Çık” programına katıldı.

    Programa Tüfenkci’nin yanı sıra MÜSİAD Genel Başkanı Nail Opak, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat ile sivil toplum kuruluşları başkanları ve MÜSİAD üyeleri katıldı.

    Bir otelde düzenlenen programda konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Anayasa değişikliğinin iş dünyası ile ne alakasının olduğunu düşünenlerin fena halde yanıldığını ifade ederek “Esasında bütün ticaretin kurallarının kaynağında anayasa vardır” dedi. Anayasası güçlü olan toplumların daha fazla geliştiğini ve ticaretinin arttığını gördüklerini ifade eden Tüfenkci, mevcut parlamenter sisteminin provokasyonlara açık bir sistem olduğunu söyledi. Bu sistemin ekonomiyi çok kolay manipüle edebilecek bir sistem olduğunu dile getiren Tüfenkci, “Dolayısıyla güçlü yönetimler olmadığı için bu sistemi manipüle etmek veya provokasyona getirmek çok kolay” diye konuştu.

    Türkiye’nin büyümesi, daha fazla yatırım çekebilmesi için artık bu sistemin değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Tüfenkci, “İş dünyası için istikrar ve öngörülebilirlik çok çok önemli. Bir kere yatırımcı önünü görmek ister, yerli yatırımcı da yabancı yatırımcı da önünü görmek ister. Sık sık kuralların değiştiği, iktidarların değiştiği bir dünyada da en fazla zararı iş dünyası görür. Vizyonsuz hükumetlerin, koalisyonların, kısa ömürlü hükumetlerin Türkiye’ye bir vizyon çizemediğini geçmişteki tecrübelerimizden görmüş olduk. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya itibariyle ne kadar terör saldırılarına açık bir ülke olduğunu ve bu coğrafyada bulunmanın bir bedelinin olduğunu ve bu coğrafyada varlığınızı devam ettirmek istiyorsanız güçlü yönetimler oluşturmanız gerektiğini bir kez daha ifade etmek isteriz. Onun için biz güçlü Türkiye ve yönetimler istiyoruz. Onun için sözü dinlenen bir Türkiye istiyoruz. Fasoncu bir Türkiye’den patron bir Türkiye konumuna geçen bir Türkiye’den rahatsız olanlara rağmen biz in adına güçlü bir Türkiye diyoruz” şeklinde konuştu.

    MÜSİAD Genel Başkanı Nail Opak ise iş dünyası olarak anayasayı konuştukları esnada bazı kesimlerin ‘Anayasanın hangi maddesi sizin iş yapmanıza engel oluyor da sizde konuşuyorsunuz, bırakın bunu siyasiler konuşsun” eleştirisi ile karşılaştıklarını belirterek “Elbette ki onlar konuşacak ama bizde şunun farkındayız. Engellemelerden iş dünyası olarak toplumun diğer kesimlerinden daha fazla etkilenen bizleriz. Anayasanın garip maddeleri garip yorumları sebebiyle geçmişte hem siyaset kendi noktasında önünde engeller gördü hem de iş dünyasının ayaklarına bağlar bağlandı” dedi.

    Mevcut parlementer sistemi de eleştiren Opak, “Mevcut sistem arızalı. Hep kuvvetler ayrılığı vardır diye bir sistem anlatıldı ama bir bakıyoruz ki bizim anayasamızın içerisinde kuvvetler karmaşası var. Adeta tuzaklarla hazırlanmış bir anayasa ile karşı karşıyayız. Bu tuzakların temeline bakıldığında vesayet odaklarının kendilerine yol açmak olduğunu görüyoruz.” İfadelerine yer verdi.

    MÜSİAD Malatya Şube Başkanı Hüseyin Kalan ise 16 Nisan’da yapılacak olan Anayasa Değişikliğinde evetten yana taraf olduklarını ifade ederek “Gazi meclis süratle darbelerin bir daha yaşanmaması için harekete geçmiştir. Akabinde milletin güçlendiği kapsamı bir anayasa değişikliği gerçekleştirilmiş, bu toplumsal sözleşme metnini de onaylamak üzere bize, yani milletin kendisine sunmuştur. MÜSİAD olarak bizler 16 Nisan’da anayasa metninin tarafıyız ve destekçisiyiz. Halk oylamasına sunulan anayasa değişikliğinin en temel özelliği demokrasiyi güçlendirmeye yönelik bir vasfa sahip oluşudur. Çift başlılığın ortadan kalkması ile yönetimde istikrarın oluşacağına inanıyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından MÜSİAD Genel Başkanı Nail Opak ve Şube Başkanı Hüseyin Kalan tarafından Bakan Tüfenkci’ye üzerinde ‘Evet’ yazan kayısı paketi hediye edildi.

  • Mardin’de ‘Gelecek Senin Sahip Çık’ konferansı

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak, “Anayasa’nın bazı garip maddeleri ve yorumları bizim iş yapmamızı engelledi ve engelliyor. Mevcut sistem arızalıdır. Türkiye’deki mevcut sisteme baktığımızda kuvvetler ayrılığı diye bir ifade var ancak sistemi incelediğimizde bir kuvvetler karmaşası var” dedi.

    MÜSİAD Mardin Şubesi, “Gelecek Senin Sahip Çık” konferansı düzenledi. Mardin Artuklu Üniversitesi Kültür Merkezi’nde yapılan konferansa Mardin Valisi Mustafa Yaman, Mardin milletvekilleri Orhan Miroğlu, Ceyda Bölünmez Çankırı, MÜSİAD Genel Başkanı Olpak, HÜDA PAR GİK Üyesi Mahmut Kılınç, 24. Dönem Mardin Milletvekili Abdurrahim Akdağ, STK temsilcileri, iş adamları ve vatandaşlar katıldı.

    “Operasyonda sıcak temas sağlandı”

    Konferansta konuşan Mardin Valisi Mustafa Yaman, devam eden terör operasyonlarına ilişkin, “Geçen haftalarda güzel haberler almıştık. Az önce yaşanan sıcak temasta, yine geçtiğimiz haftalarda olduğu gibi sizlere güzel haber vermiş oluyoruz. Bölgemiz inşallah teröristlerden temizleniyor. Bugün yine güzel haberler duyarsınız. Artık bundan sonraki dönemde bu şehrin ve bölgenin inşaları, bu bölgede ve şehirde huzur içerisinde yaşayacaklar. Ülke gündeminden terör inşallah kalkacak” dedi.

    “Belirsizlik iş dünyasının belini büker”

    İş dünyasını asıl etkileyenin dövizin miktarından çok, nereye gideceğini bilememek olduğunu vurgulayan MÜSİAD Genel Başkanı Olpak, iş dünyasının belirsizlik istemediğini vurguladı. Olpak, “İş dünyası için dövizin kaç para olduğundan çok daha önemli olan dövizin nereye gideceğidir. Yani biz dövizin değerinden çok belirsizliğinden çok daha rahatsız oluyor. Geçtiğimiz günlerde dolar 4 lira oldu, rahatsız olduk ama kendimizi ayarlayabildik. Fakat dolar 6 lirayı gidecek yoksa 2 liraya mı inecek eğer bunu bilemezsek beliğimizi bükecek olan odur. Belirsizlik iş dünyasının belini büker. Bizler belirsizlikleri ortadan kaldırmak için çalışmalarımızı ona göre yapıyoruz” diye konuştu.

    “Satın Alma Müdürleri Endeksi”

    MÜSİAD olarak Satın Alma Müdürleri Endeksi (SAMEKS) ile iş hayatının geleceğine yönelik sağlıklı tahminlerde bulunduklarına dikkat çeken Olpak, Şubat endeksinde artış yaşandığını, Mart ayının endeksini de artı olarak gözlemlediklerini ifade etti. Olpak, “SAMEKS ile geleceğe yönelik tahminlerde buluyoruz. Son açıklamayı İnegöl’de yapmıştık. Son açıkladığımız rakamlara göre, birleşik endeks 5 puan arttı. Bu şu demek, Mart ve Nisan ayında ekonomimiz Şubat ayına göre daha canlanacak” dedi.

    “Köklü çözümlere ihtiyacımız var”

    “Bizim köklü çözümlere ihtiyacımız var” diyen Olpak, “Sorunların ortadan kalkması için yapısal anlamda çözümler gerekiyor. Ülkemiz köklü bir değişikliğin, anayasal değişikliği referandum sürecinde. Referandumdan söz edince birileri bize, ‘Size ne anayasadan, anayasanın hangi maddesi sizin iş yapmanıza engel oluyor ki siz kalkıp fikir sunuyorsunuz?’ diyorlar. Net bir şekilde söylemeliyiz ki biz iş dünyası olarak anayasanın sonuçlarından etkileniyoruz. Anayasa’nın bazı garip maddeleri ve yorumları bizim iş yapmamızı engelledi ve engelliyor. Mevcut sistem arızalıdır. Türkiye’deki mevcut sisteme baktığımızda kuvvetler ayrılığı diye bir ifade var ancak sistemi incelediğimizde bir kuvvetler karmaşası var” diye konuştu.

    Türkiye’nin 2007 ve 2008’de de anayasadan kaynaklanan belirsiz bir dönem yaşadığını belirten Olpak, hiçbir iş adamının önünü göremediği ortamda iş yapmak istemeyeceğine dikkat çekti.

    “Bölge halkı iki kere düşünmesi lazım”

    MÜSİAD Mardin Şube Başkanı Nurettin Kasap ise bölge halkının Referandum konusunda iki kere düşünmesi gerektiğini söyledi. Kasap, “Almanya ve Avusturya’dan sonra batının uygar, insan haklarını ve ifade özgürlüğü konusunda bize ders vermeye çalışan ülkelerinden Hollanda, bakanlarımıza, vatandaşlarımıza yaptıklarıyla çirkinleştiler, alçaldılar, kendilerini rezil ettiler. Daha vahimi de AB Hollanda’ya destek çıkmasıydı. Bunları kınamakla beraber, yaptıkları ise bizi kendimize getirdi, özümüze döndürdü. 16 Nisan’da Allah’ın izniyle sandıkta en güzel cevabı vereceğiz. Kürtlerin ve Bölge halkının Referandum konusunda iki kere düşünmesi lazım” dedi.

    Konferansta ayrıca Mardin milletvekilleri Orhan Miroğlu ile Ceyda Bölünmez Çankırı da birer konuşma yaptılar. Konferans, hediye takdimlerinin ardından sona erdi.