Etiket: Sendikası

  • Öz Finans İş Sendikası Genel Başkanı Eroğlu: “ODTÜ Yer Göstersin Mescidi Ben Yaparım”

    ODTÜ’de mescit dolu olduğu için basketbol sahasının kenarında namaz kılan öğrencilere yapılan saldırıya ODTÜ Mezunlar Birliği Vakfı kurucusu ve kamu yönetimi mezunu Öz Finans İş Sendikası Genel Başkanı Ahmet Eroğlu’ndan tepki geldi.

    Öz Finans İş Sendikası Genel Başkanı Ahmet Eroğlu, ODTÜ Rektörlüğü’ne çağrı yaparak, “Türkiye’nin birçok şehrinden gelerek eğitim alan öğrenciler için mescit yapamıyorlarsa, maddi imkanları el vermiyorsa ben bütün masraflarını bizzat kendim karşılayacağım, bana sadece yer gösteriniz. Bu sorunu halledeyim” dedi.

    ODTÜ’de bu sorunun yıllardır sürdüğünü ifade eden Eroğlu, “ODTÜ 41 bin dönümlük bir kampüse sahip. Üniversite içerisinde bir süre dernek başkanlığını da yaptığım bir büyük mescit var. Bizler hazırlık sınıfında okuduğumuz dönemde bu mescitle hazırlık okulu arasındaki mesafe yürüme en az 30 dakika uzaklıktaydı. Gidiş-geliş yaklaşık bir saat sürüyordu. Hazırlık okulunda yaklaşık 2 bin 500 öğrenci vardı. Bu öğrencilerin de yaklaşık olarak yüzde 10’u, yani 250’si ibadetlerini düzenli şekilde yapıyorlardı. Ancak ihtiyaçlarının karşılanacağı bir mescit yoktu. Kış aylarında vakit kısa olduğu için ders arasında büyük mescide gitme ihtimaliniz ve imkanınız hiç yoktu. Bizde merdiven altlarında namazımızı kılıyorduk. İşte bu merdiven altı namazlarımızdan birinde jandarma tarafından baskın yapıldı. Karakola götürülerek ifademiz alındı. Savunmamızda, mescit talep ettiğimizi ancak yönetimin inatla olmaz dediğini söyledik. Sonuç olarak namaz kıldığımız için kınama cezası verildi. Aradan 30 yıl geçti ancak mescit sorunu hala çözülmedi” diye konuştu.

    Eroğlu, namaz kılan gençlere saldıran diğer gençlerin ise çarpık yönetim anlayışının sonucu olduğunu söyleyerek, “ODTÜ yönetimi yer göstersin tüm masraflarını karşılayarak öğrencilerimiz için mescidi bizzat ben yapayım” dedi.

  • Genel Maden-iş Sendikası Yönetimi, Armutçuk’ta Madenciyi Ziyaret Etti

    Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Merkez Yönetim Kurulu ve Şubeler Yönetim Kurulları, Genel Başkan Ahmet Demirci ile birlikte Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı müesseselerde çalışan maden işçilerini ziyaretlerine devam ediyor.

    GMİS Yönetimi, 15 Aralık 2015 tarihinde TTK Armutçuk Müessesesi’nde, çalışan madencileri ziyaret ederek çeşitli konularda bilgi verdi. GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci’nin ziyaretlerinde GMİS Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Sekreter Hakkı Arslan, Genel Mali Sekreter Adnan Tıska, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Satılmış Uludağ ve GMİS bağlı Şubelerin Yönetim Kurulları katıldı.

    Armutçuk’ta GMİS Armutçuk Şube Başkanı Ali Eşitmez’in yaptığı sunuş konuşmasının ardından maden işçilerine hitaben bir konuşma yapan GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, son dönemde ülkenin iki genel seçim geçirdiğini bürokraside bile bu dönemde muhatap bulmakta zorlandıklarını söyledi.

    Demirci; “Türk-İş aracılığıyla ve Zonguldak siyasetçilerimiz aracılığıyla çözüm üretmeye çalıştık. 7 Haziran’dan sonra Zonguldak’ta tablo değişince madencinin sözü daha çok dinlenir oldu. 1 Kasım seçim sürecinde de tüm milletvekili adaylarına ve siyasi kadrolara çözüm önerilerimizi tekrar anlattık. Şubeci arkadaşlarımız ve sizler de gerek buraya gelen siyasetçilere, gerekse mahallemizde, köyümüzde adaylara sorunlarımızı aktardınız. Nitekim 1 Kasım seçimlerinden önce Sendikamız Genel Merkezinde bizi ziyaret eden İktidar Partisi Milletvekili, milletvekili adayları ve yöneticileri müjdeli haber verdiler. 2006’dan bugüne her sözleşme döneminde ve gerek genel seçimler, gerekse mahalli seçimlerde gündeme getirdiğimiz, gruplu işçilerin daimiye geçirilmesi talebimiz kabul edildi.

    Böylesi önemli bir sorunu çözmek bize kısmet oldu. Mücadele eden arkadaşlarımızdan ve katkı verenlerden Allah razı olsun. Diğer önemli bir sorunumuz olan iki asgari ücret konusu da aynı dönemde çözüme kavuştu. Sendikamızın talebi doğrultusunda olan yerel mahkeme kararı uygulamaya konuldu. TTK yönetimi, üst mahkemenin, Yargıtay’ın kararını beklemeden taban ücretimizi iki asgari ücret düzeyine çıkardı. Böylece 12 Eylül 2014 tarihinden bu yana bekleyen bu kararın hayata geçirilmesi de bize kısmet oldu. Katkı veren herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz.

    Değerli arkadaşlarım, Bana, yönetim kurulundaki arkadaşlarıma ve şubeci arkadaşlarımıza sık sık sorduğunuz iki asgari ücret uygulanması kararından kaynaklanan farklarımızın ne zaman ödeneceği konusunda net bir tarih veremiyoruz. Çünkü TTK Genel Müdürlüğü bu konuda Yargıtay’ın kesin kararını beklemek istiyor. Bizim sendika olarak girişimlerimiz sürüyor ancak onlar hukuki süreci atlayamayacaklarını ısrarla belirtiyorlar. Biz, bu kararın da bizim talebimiz doğrultusunda çıkacağına inanıyoruz. 12 Eylül 2014’ten bu yana biriken alacaklarımızı da yasal haklarımızla birlikte alacağız” dedi.

    2015 yılının sıkıntılı geçtiğini belirten GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, işçi açıkları ve iş sağlığı ve güvenliği gerekçe gösterilerek üretimin sık sık kesintiye uğramasının taşkömürü üretimini gerilettiğini belirtti. 2015 yılında satılabilir üretimin 1 milyon tonun altına düşmesinin beklendiğine dikkat çeken Demirci şöyle konuştu;

    “Tarihimizin en az sayıda işçisiyle en düşük üretimini yapıyoruz. Siyasi belirsizlikler işçi alınması yönündeki çalışmalarımızı da kesintiye uğrattı. Şimdi yeni bir Bakanımız ve yeni Zonguldak Milletvekillerimiz var. En kısa sürede işçi alınması için çalışmalarımız sürüyor. Ama Türkiye gündemi yine yoğun ve yine kriz beklentisi var. Özellikle enerji alanında sıkıntılar var. Son Rusya kriziyle de kendi doğal kaynaklarımızın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gördük. Sendikamızın örgütlü olduğu Maden Tetkik Arama Kurumu’nun daha etkin hale getirilmesi, işçi açıklarının giderilmesi ve teknolojik olarak güçlendirilmesi uyarılarımızın da önemi bir kez daha görüldü. En kısa zamanda üretimi artırma olanaklarına sahip olan Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun işçi açıklarını gidermek ve taşkömürü üretimini artırmak mecburiyetindeyiz. Ülkemiz hem kömür bulmakta zorlanacak hem de ithalat fiyatları artacaktır. Hal böyleyken hâlâ TTK’nın kapatılması veya özelleştirilmesi gibi saçma-sapan konuları gündeme getirmek kimseye yarar sağlamaz.”

    “BAŞBAKAN AHMET DAVUTOĞLU’NU ZONGULDAK’A DAVET ETTİK”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Türk-İş’in olağan genel kuruluna katıldıklarını ifade eden Demirci, “Geçtiğimiz hafta Türk-İş’in 22’nci Olağan Genel Kurulu’na katıldık. Bu sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi orada da dile getirdik. Sayın Başbakanımız ile kısa bir süre görüşme imkanımız oldu.

    Başbakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu’nu Zonguldak’a, maden işçilerinin çalışma şartlarını yerinde görmeye davet ettik. Sayın Başbakanımız davetimize sıcak baktı ve Zonguldak’a geleceğini ve madene ineceğini söyledi. Biz bu ziyaret sürecini hızlandırmak için girişimlerde bulunuyoruz.

    Bölgemiz milletvekilleri le sürekli dayanışma içerisindeyiz. Zonguldak-Bartın-Karabük Bölge Milletvekillerimizle birlikte kurumdaki işçi açıklarının giderilerek üretim artışının sağlanması için gerekli mücadeleyi yürüteceğiz. Biz Zonguldak kömür havzasının ülkemiz ve milletimiz için önemini biliyoruz.

    Biz sadece işimize, aşımıza değil ülkemizin ve milletimizin geleceğine sahip çıkıyoruz. Bu gerçekleri sadece biz madenciler değil tüm bölge insanı biliyor. Biz burada olduğumuz sürece bu madenler çalışacak, yer altında bir gram kömür dahi kalmayıncaya kadar üretecek, ülkemize ve milletimize katkı vereceğiz. Bu duygularla hepinizi tekrar sevgi ve saygıyla selamlıyor, hayırlı çalışmalar diliyorum.

    Allah’a emanet olun.”

    GMİS Genel Başkanı Demirci ve Yönetim Kurulu, konuşmanın ardından Kartiye Şeflerini ve TTK Armutçuk Müessese Müdürü Ömer Demir’i ziyaret etti.

  • Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak:

    Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, Güneydoğu’da hendekleri açan taşeron belediye işçilerinin DİSK üyeleri olduğunu ileri sürdü.

    Türk Metal Sendikası Bursa 1 No’lu Şubesi’nin olağan genel kuruluna katılan Genel Başkanı Pevrul Kavlak, yaptığı konuşmada, “Bu kez gerçekten ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Sınırlarımız ateş çemberi halinde etrafımız kaynıyor. Bu da yetmezmiş gibi şimdi bir süper güçle bilek güreşi halindeyiz. O güce ve ülkemiz üzerinde hesabı olan tüm güçlere sesleniyorum. Biz savaş istemiyoruz, istemeyiz. Nasıl ülkemizde huzur ve barış içerisinde yaşamak istiyorsak, komşularımızla da dostluk ve barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Biz komşularımızın toprak bütünlüğüne saygı gösterirken, bizim de toprak bütünlüğümüze ve egemenliğimize saygı gösterilmesini istiyoruz. Çünkü biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü hoş gören bir kültürün evlatlarıyız. Biz aynı zamanda donarak öleceğini bile bile Sarıkamış’ta düşman üzerine yürümekten çekinmeyen 10 binlerin torunuyuz. Kimse bizim cesaretimizi sınamasın, kimse bizim dayanma gücümüzü ve azmimizi test etmeye kalkmasın. Bunu yapacak olanlar önce bizim tarihimize baksınlar. Bu sözlerimden bir meydan okuma çıkarılmasın, savaş çığlığı atmıyorum. Aksine sözlerim barış için bir davettir. Çünkü barışın değerini en çok biz biliriz ve biz hak ederiz. Gerginlik olur, biz işsiz kalırız, savaş olur biz aç kalırız, cepheye biz gider, biz ölürüz. Barış için savaşacak kadar barışın kıymetini biliriz. Bir karış toprak için gerekirse canımızı veririz” şeklinde konuştu.

    “GÜNEYDOĞU’DA HENDEKLERİ TAŞERON DİSK İŞÇİLERİ AÇIYOR”

    Her gün şehit haberleri geldiğini ifade eden Kavlak, “Her gün birliğimize, beraberliğimize sıkılan kurşunlar, patlatılan bombalar ve tertemiz alnından vurulup düşen şehitlerimiz var. Buradan o hainlere ilan ediyorum. Sizin sıktığınız kurşunlar, patlattığınız bombalar, kazdığınız hendekler, binlerce yıldır kardeş olan bu halkları birbirine düşman edemez. Biz ki bu topraklar için beraber şehit düştük, bu toprağın üstünde ve altında bir ve beraber olduk. Bir değil bin şehit versek de bu ülke bölünemez. Bir bizim olduğumuz Türk İş’e bakın, bir de diğerlerine. Bizim şehitler için ciğerimiz yandı. Bunlar o hainlerin saklandığı hendekleri kazdı. Biz bas bas bağırdık. İl özel idarelerini belediyelere bağlamayın, Karayolları’nı özelleştirmeyin, iş araçlarını belediyelere teslim etmeyin; bunlar başka amaçlarla kullanılabilir. Ama dinlemediler. Ne oldu? O makineleri onların eline verdiler. Onlar da bu iş araçlarıyla Güneydoğu’daki bu hendekleri açtılar. Peki o araçları kullanan belediyede çalışan taşeron işçiler hangi konfederasyonun üyesi? DİSK üyesi. Bu adamlar orada hendek açıp çukur kazarken, burada hendek kazanlara grev gömleğini giydirdiler. Çukur eşeceğine halay çektiler, ateşe körükle gittiler. Biz elimizde ay yıldızlı bayrakla yüz binler olup Ankara’ya akarken, onlar bayrağımıza dil uzatıyordu. Dil uzatmakla yetinmeyip, kutsal değerlerimizi aşağıladılar. Biz başka şeyleri hoş görebiliriz. Ama sıra bayrağa, vatana ve millete gelince orada duracaksın. Bunları tartışmayız, tartıştırmayız. Hem o bayrağın gölgesine sığınıp siyaset ve sendikacılık yapacaksın, sonra da o bayrağa laf edeceksin. Biz birçok şeyi hoş görebiliriz, ama kahpeliği hoş görmeyiz” dedi.

    “ASGARİ ÜCRETE YAPILACAK ARTIŞ BÜTÜN İŞÇİLERE YAPILSIN”

    Sadece asgari ücrete değil, bütün ücretlere artış yapılmasını isteyen Kavlak, “İşçilerin ücreti ya eşitlenecek ya da makas daralacak. Bu adaletsizliktir. Bu adaletsizliği başka bir adaletsizlikle çözmek mümkün değil. İyi bir çalışma yaptık. Dedik ki, ’Sadece asgari ücrete artış gelecek, o zaman tüm ücretlere asgari ücretli kadar gelir vergisi uygulansın’. Bizim talebimiz, asgari ücretliden kesilen gelir vergisi kadar herkesten aynı oranda kesilsin. Yüzde 15’le başlayan vergi dilimini 7.2’ye çekin. Zamdan herkes yararlansın” diye konuştu.

  • Genel Maden İşçileri Sendikası Yönetim Kurulu, “Engellilere Yönelik Farkındalığı Artırmak Gerekiyor”

    Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, Yönetim Kurulu adına 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

    Engelli vatandaşların sorunlarının aşılabilmesinin her bireyin engellilere yönelik farkındalığını artırmakla mümkün olacağına dikkat çeken Demirci’nin mesajı şöyle; “1992 yılında Birleşmiş Milletlerin kararı ile 3 Aralık, “Uluslararası Engelliler Günü” olarak kabul edilmiştir. Bu karar, 1993 yılı Mart ayında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun bildirisi ile 3 Aralık Gününün tüm dünyada engellilerin topluma kazandırılması ve haklarının “tam ve diğer insanlara eşit ölçüde” sağlanması amacı için çalışılması gereken bir gün olarak tüm dünyaya duyurulmuştur. Bu nedenle 3 Aralık, “Dünya Engelliler Günü” olarak kabul edilmiştir. Engelli vatandaşların sorunlarının aşılabilmesi, hayat standartlarının yükseltilmesi, topluma kazandırılması girişimlerinin güçlendirilmesi, bu alandaki sosyal duyarlılık ve bilincin yükseltilmesi ancak toplumdaki her bireyin engellilere yönelik farkındalığını artırmakla mümkün olacaktır. Engelli vatandaşlarımızın önündeki engellerin kaldırılması, kendilerinin ve ailelerinin yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve yaşama sevincinin arttırılması umuduyla tüm engellilerin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü kutlar, sağlıklı ve huzurlu günler dileriz.”

  • Öğretim Elemanları Sendikası Genel Başkanı Özkoçak:

    Öğretim Elemanları Sendikası (ÖGESEN) Genel Başkanı Vahdet Özkoçak, akademik mobbinge çok fazla maruz olduklarını belirterek, “Akademisyenlerin yaptığı çalışmaların tamamında akademik mobbing görebiliyoruz” dedi.

    Öğretim Elemanları Sendikası’nın Bölge Toplantısı Malatya’da gerçekleştirildi. Gündüzbey Mahallesi’ndeki bir restoranda yapılan toplantıya katılan ÖGESEN Genel Başkanı Vahdet Özkoçak, 2014 yılında kurulan sendikalarının amacının akademisyenlerimizin sorunlarını çözmek olduğunu söyledi. Kuruldukları günden bu yana 75 ilde 200’ün üzerinde temsilcilik oluşturduklarını ifade eden Özkoçak, “ÖGESEN bağımsız olarak sadece akademisyenlerin oluşturduğu ve üniversitelerin sorunlarını dile getirmek amacıyla kurulmuş bir sendikadır” diye konuştu.

    Sendikalarının ilk amacının Yüksek Öğretim kanununun çok hızlı bir şekilde değiştirilmesini sağlamak olduğunu kaydeden Özkoçak, “Bu kanunu ucube halinden darbe döneminden kalmış bu 2547’den kurtarmak ve üniversitelerimizin akademisyenlerimizin yaptıkları çalışmaları güçlendirmektir” ifadelerini kullandı. Sendika olarak üyelerinin diğer sorunlarının başında gelen sözleşme eş durumu tahini konusunda da çalışmalar yaptıklarını söyleyen Özkoçak, öğretim elemanlarının tamamının oy kullanma hakkına kavuşması gerektiğini de dile getirdi. Normal bir vatandaşın kendi Cumhurbaşkanını seçme hakkı bulunurken, akademisyenlerin kendi rektörünü seçemediğini kaydeden Özkoçak, “Kendi amirine dekanına oy kullanamıyor. Oy kullanamadığı zaman da özlük haklarını çok fazla benimsetemiyor” diye konuştu.

    Öğretim elamanlarının arasında akademik mobbing diye bir tanımın bulunduğunu belirten Özkoçak, “Buna çok fazla maruz kalıyoruz. Gerçekten çok büyük sorun bizim için mobbing. Akademisyenlerin yaptığı çalışmaların tamamında akademik mobbing görebiliyoruz. Bu hem Türkiye’nin gerilemesine hem de akademik camianın rahatsız olmasına sebep oluyor” şeklinde konuştu.