Etiket: şenay

  • İçişleri Bakanı Soylu, şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’ın ailesiyle görüştü

    İçişleri Bakanı Soylu, şehit öğretmen Şenay Aybüke Yalçın’ın ailesiyle görüştü

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Batman’ın Kozluk ilçesinde PKK’lı teröristlerin hain saldırısı sonucu şehit düşen müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın’ın ailesiyle telefonda görüşme yaptı.

    Safranbolu İlçe Nüfus Müdürlüğü’nün açılışı için Karabük’e gelen Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürü Şefik Aygöl, PKK’lı teröristlerin saldırısı sonucu şehit düşen müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın’ın ailesi ile bir araya geldi. Ziyarette İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, şehit öğretmenin ailesini telefonla arayarak sürpriz yaptı. Anne Zehra Yalçın ile görüşen Bakan Soylu, her zaman yanlarında olduklarını ifade ederken, Yalçın çifti Bakan Soylu’ya teşekkürlerini iletti.

  • Batman’da şehit öğretmen Şenay Aybüke’nin isminin verildiği kütüphane açılıyor

    Batman’da şehit öğretmen Şenay Aybüke’nin isminin verildiği kütüphane açılıyor

    Batman’da yapımı tamamlanan Şehit Şenay Aybüke Kütüphanesinin çarşamba günü hizmete açılacağı bildirildi.

    İnşa çalışmalarına 2 sene önce başlanan 4 kitap görünümlü kütüphane, 7 bin 500 metre kapalı alana ve aynı anda binlerce kişiye hizmet verebilecek kapasiteye sahip. 150 bin kitabın bulunacağı kütüphanede, kitap dışında görsel ve işitsel materyallerin de bulunacağı belirtildi. 22 milyon lira maliyetle Kültür ve Turizm Bakanlığınca Batman’a kazandırılan kitap görünümlü kütüphane, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin en büyük kütüphanesi olma özelliğini taşıyor. Kütüphanede oyun alanları, çalışma salonları, bireysel çalışma salonları, engelli, çocuk ve yetişkin bireyler için okuma salonları atölyeler, sinema salonu, konferans salonu, bilgisayar salonu ve kantin bulunuyor.

    Kütüphaneyi gezen ve incelemelerde bulunan AK Parti Batman İl Başkanı Av. Akif Gür, kütüphanenin çarşamba günü hizmete gireceğini belirterek, “Güneydoğu’nun en büyük kütüphanesini ilimize kazandırdıkları için başta Cumhurbaşkanımıza ve Bakanlarımıza teşekkür ederiz. Burası bir bilgi yuvasıdır. Bilgi güçtür, çocuklarımız buradan alacakları bilgiyle diğer ülkelerle rekabet edecek. Geleceğin bilim adamları buralardan yetişecek. İnşallah bizler de gençlerimizin hizmetinde, gençlerimizin işini kolaylaştırmak maksadıyla bu güzel eserleri şehrimizin her tarafında yaygınlaştırmaya gayret ediyoruz. Gençlerimiz için doğrusu, hayırlısı, iyisi neyse onu yapmaya devam edeceğiz” dedi.

    Öğrenciler ve vatandaşlar ise kütüphanenin hizmete açılacak olmasından dolayı duydukları memnuniyeti dile getirerek kendilerine bu imkanı sağlayan yetkililere teşekkür etti.

  • Şenay hemşire korona virüsten hayatını kaybetti

    Şenay hemşire korona virüsten hayatını kaybetti

    Kayseri’nin Develi ilçesinde 1 Nolu Aile Sağlığı Merkezi çalışanlarından Hemşire Şenay Şahin korona virüs nedeniyle hayatını kaybetti.

    İlçe Sağlık Müdürü Fatma Anteplioğlu yaptığı açıklamada, “Sağlık çalışanlarımızın yüksek riskle çalıştığı şu dönemde Covid-19 bizim bağrımızı da yaktı. Rabbim mekanını cennet eylesin. Rabbim seni gül bahçelerinde, cennetin en güzel yerlerinde ağırlasın. Biz hakkımızı helal ettik, sen de hakkını helal eyle güzel kardeşimiz. Nurlar içinde uyu. Ebedî yurdunda Rabbim seni şehitler makamında ağırlasın inşallah” dedi.

  • Prof. Dr. Şenay Yalçın:‘’nükleer Enerji, Rüzgâr Ve Güneş Enerjisinden Daha Az Zararlı’’

    Yapımına karar verildiği andan itibaren birçok tartışmayı da beraberinde getiren nükleer enerji santralleri ile ilgili konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın, ‘’Rüzgâr tribünlerinin veya güneş enerjisi sisteminin olduğu yerlerde ekosistemin dengesi, nükleer enerji santralin olduğu alana göre daha çok bozuluyor’’ dedi.

    Türkiye’deki nükleer serüvenin yaklaşık altmış yıl önce başladığını dile getiren Prof. Dr. Şenay Yalçın, “Türkiye’nin nükleer santral kurma girişimleri daha önce üç kez oldu, fakat bir türlü hayata geçirilemedi. İlk kez 2010 yılında önemli bir adım atılarak Akkuyu’da toplam olarak 4800 megavat gücünde dört ünitenin kurulmasına karar verildi ve anlaşmalar imzalandı. Bunun dışında 2013 yılında Akkuyu ile benzer kapasitede bir santralin de Sinop’ta kurulmasına karar verildi. Bu projeler ülkenin sahip olacağı enerji potansiyeli ve çeşitliliği bakımından attığı çok önemli adımlardır. Umarım atılan bu adımlar sonuna kadar devam eder” diye konuştu.

    “ENERJİ MİLLİ GÜÇ UNSURUDUR”

    “Nükleer enerjinin bir ülkede var olması o ülkeye önemli birprestij sağlar” diyen Yalçın, “Enerji milli güç unsurudur. Herhangi bir savaş durumunda kesintisiz olarak ihtiyaç duyulan asgari enerjiyi üretebilecek santrallerin olması, ihtiyaçtan öte bir zorunluluktur. Bugün Türkiye, elektrik enerjisini yaygın olarak doğalgaz çevrim santrallerinden elde etmektedir. Bunlar yüzde 100 dışarıya bağımlı santrallerdir. Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip ülkelerine baktığımızda, nükleer enerjinin başrolde olduğunu görebiliriz. Akkuyu Nükleer Santrali’nin yapımıyla Türkiye de artık nükleer enerji ligine girmiş olacak. Türkiye’nin şu anda yaklaşık 75 bin megavat kurulu elektrik gücü var. Akkuyu ile Sinop santralleri faaliyete geçtiğinde ise; yaklaşık 10 bin megavatlık ek enerji gücüne sahip olacağız. Bunun dışında ülkenin başka enerji kaynakları da var. Ancak; Türkiye tüm alternatif enerji kaynaklarını devreye soksa bile; yine de 10 yıl sonra ülke enerjisi ihtiyacının yüzde 50’sini yurt dışından karşılıyor olacak. Bu nedenle de daha fazla nükleer enerji santraline ve nükleer teknolojiye sahip olmalıyız” ifadelerini kullandı.

    “BAŞKA ÜLKELERE SANTRAL KURABİLEN BİR ÜLKE HALİNE GELEBİLİRİZ’’

    “2020’li yıllarda Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 7’si elektrik santrallerinden karşılanıyor olacağız” diyen Yalçın, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “planlanmış olan her iki nükleer santral tam kapasiteyle üretime başlasa ve alternatif enerji kaynaklarımızdan da tam kapasiteyle faydalansak bile;şu andaki enerji kapasitemiz ancak iki katına çıkmış olacak. Yani;kurulu gücümüz 150 bin megavat seviyesine ulaşmış olacak. Bu artış, enerji talebinin yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Bu da bize, Türkiye’nin kalkınma isteğini ve ekonomik üretim potansiyelini göstermektedir.

    Sadece Akkuyu Nükleer Santralinin ekonomimize katkısı, yıllık yaklaşık 7-8 milyar dolarlık civarında olacağı dikkate alınırsa; nükleer santrallerin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Diğer taraftan; bir ülkenin nükleer teknolojiye sahip olması demek; yeni yan sanayilerin gelişmesi, AR-GE merkezlerinin kurulması, bu konularda daha bilgili elemanların yetişmesi ve başta kendi ülkemiz olmak üzere ileride diğer ülkelere de santral kurabilen bir ülke haline gelmemiz anlamını taşır. Bir nükleer santral yaklaşık 550 bin değişik parçadan oluşmaktadır. Daha sonra yapılması planlanan 3. grup nükleer santrallerdeki millilik payının en az yüzde 50 olmasını hedefleyen ülkemizde, söz konusu parçaların üretilmesi için gerekli olan alt yapı da mevcuttur.”

    “SIFIR RİSKLİ HİÇBİR YATIRIM YOKTUR”

    Türkiye’de nükleer santral yapılacak yerler belirlenirken çok ciddi etütler yapıldığını söyleyen Yalçın, “Herhangi bir ülkeye nükleer santral kurma izni verilirken çok önemli kriterler dikkate alınmaktadır. 1970li yıllarda 42 faktör dikkate alınarak incelemeler yapıldı. Nükleer santraller için en uygun alanlar;Akkuyu, Sinop ve İğneada olarak belirlendi. Tabi ki bunlar belirlenirken ekosistem açısından ve en önemlisi de deprem açısından taşıdığı riskler de göz önüne alındı. Nükleer santralin kurulmasında kullanılan, radyasyon zırhı dediğimiz onu koruyacak olan büyük parçaların karayoluyla taşınmasındaki zorluklar ve diğer bazı teknik zorunluluklar nedeniyle; bölge seçimleri özellikle deniz kenarı olan yerlerden yapıldı’’ diyerek konuşmasını sürdürdü.

    Nükleer santral kurulmasına ilişkin özellikle santrallerin kurulacağı bölgelerde yaşayan insanlarda oluşan korkulara da değinen Yalçın, “Tabii ki sıfır riskli hiçbir yatırım yoktur. Örneğin bir hidroelektrik santralinde risk yoktur diyemezsiniz hatta onlarda daha fazla risk vardır. Şunu söyleyebilirim ki; dünyada enerji üreten tesisler arasında en az riski olan, nükleer enerji santralleridir. Nükleer santraller yaklaşık 60 yıldır ticari anlamda elektrik üretimi için kullanılıyor. Şuana kadar kaza olarak elle tutulabilir büyük çaplı 2 olay meydana geldi. Biri Çernobil diğeri de Fukuşima. Ne yazık ki Fukuşima’da 9 şiddetinde büyük bir depremin olacağı ön görülememişti. Bu deneyimler de bize, yeni projelerde dikkate alınması gereken faktörler konusunda daha fazla ipucu verdi. Türkiye’de yapılması planlanan santraller de, 9 şiddetindeki depremlere dayanacak şekilde planlanmıştır. Bilimsel platformlarda her kesimden insanın katıldığı bir ortamda bu konu tartışılıp, insanlar aydınlatılırsa sanıyorum ki yaşanan korkular geçer” dedi.

    ‘’NÜKLEER SANTRAL MESELESİNE, BİLİMSEL AÇIDAN YAKLAŞMAK GEREKİYOR’’

    “Santrallerin 1-2 kilometre ötesinde insanlar gayet sağlıklı ve rahat bir biçimde yaşayabilirler” diyen Yalçın, “Nükleer santrallerin insanlara yaydığı radyasyon dozu yıllık en çok 0,05milisievert dediğimiz dozdadır. Hâlbukiyapılan çalışmalar gösteriyor ki; günde bir paket sigara içen insanın aldığı doz, nükleer santralden aldığının 150 katından fazladır. Ayrıca, yaşadığımız çevreden doğal olarak maruz kaldığımız yıllık doz 2,4 milisievert civarındadır. Bir röntgen çekimi esansında bile, nükleer santralden alınan dozun kat ve kat üzerinde radyasyon almaktayız.

    Günümüzde rüzgâr enerjisive güneş enerjisi alternatif enerji kaynakları olarak ön plana çıkmaktadır. Ancak her iki enerji kaynağından elektrik üretim tesisleri de çevresindeki ekosisteme önemli zararlar vermektedir. Bir nükleer santralin ekosisteme zararı bunlardan daha azdır. Bu noktada, halkı doğru yönlendirmek ve doğru bilgilendirmek gerekmektedir. Tabi ki yine tercih insanlarındır. Bu konularda yeterli bilgiye sahip olmayanlar, ne yazık ki halkı eksik bilgilendirmekte ve gereksiz endişe oluşmasına neden olmaktadırlar. Meseleye bilimsel verilerle yaklaşmak ve paylaşımlarda bulunmak bilim insanları için bir sorumluluk; toplum için de bu bilgilere erişim bir haktır” ifadelerin kullandı.

  • Şenay Öz’ün Katiline İndirimsiz Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis

    Mersin’de, 11 yıl önce boşandığı eşi Şenay Öz’ü, kızının gözleri önünde tabancayla vurarak öldüren Ali Kapu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Hakimin, sanığa indirim uygulamadığı duruşmada, diğer sanıklar Ali Kapu’nun kardeşi Derviş Kapu ile boşandığı eşi İlknur Kirişti ise beraat etti. Annesi gözlerin önünde öz babası tarafından öldürülen Ö.K. duruşma boyunca ağladı.

    Mersin’in merkez Toroslar ilçesine bağlı Tozkoparan Mahallesi’nde, 26 Ekim 2015 tarihinde eski eşi, 4 çocuk annesi Şenay Öz’ü kızının gözleri önünde katleden Ali Kapu, kardeşi Derviş Kapu ve boşandığı eşi İlknur Kirişti’nin yargılandıkları davanın karar duruşması, bugün Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Kapu kardeşlerin birlikte tasarlayarak ve kasten öldürme, Ali Kapu’nun ruhsatsız ateşli silah bulundurma ve taşıma, Ali Kapu’nun eski eşi Kirişti’nin ise yardım ve yataklık suçlarından yargılandıkları davaya, eski kocası tarafından katledilen Şenay Öz’ün kızı 20 yaşındaki Ö.K. ve oğlu D.K. ile kardeşleri müşteki olarak katıldı.

    Her üç sanığın da hazır bulunduğu duruşmanın başında sanık Ali Kapu ile Şenay Öz’ün kardeşleri arasında tartışma yaşanırken, müşteki avukatları, her üç sanığın da cinayeti birlikte tasarlayarak işlediklerini belirterek, Derviş Kapu’nun da TCK’nın 38. maddesi çerçevesinde yargılanmasını, tutuksuz yargılanan İlknur Kirişti’nin ise tutuklanmasını istediler. Avukatlar ayrıca, sanıklar hakkında indirim uygulanmamasını ve üçünün de aynı şekilde cezalandırılmasını istediler.

    Sanıklar Derviş Kapu ile Kirişti’nin avukatları ise suçun işlenmesinde azmettirici olmadıklarını ve sanığa yardım etmediklerini belirterek beraat talebinde bulundular. Hakimin, sanıklara son sözlerini sorması üzerine, Kirişti beraatini isterken, sanık Derviş Kapu, kardeşinin 15 yıldır Belçika’da yaşadığını, Mersin’e geldiğinden bu yana da görmediğini söyledi. Şenay Öz’ün çocukları ve kardeşlerinin yalan söylediklerini öne süren Derviş Kapu, Şenay Öz’ü azmettirerek öldürttüğünün doğru olmadığını dile getirerek beraatini istedi.

    11 yıl önce boşandığı eski eşi Şenay Öz’ü tabancayla vurarak öldüren Ali Kapu ise savunmasında, “Ben bu suçu bile bile işlemedim. Olay günü ben kızımla konuşurken, kendisi kocasının evine gidebilirdi. Sen, bana ve kızıma karışamazsın dedi. Küçük oğlumun da duruşmaya getirilmesini istiyorum. O çocuğumun burada Türk kimliği yok. Bir anne önce çocuğunun kimliğini çıkartır, gelir gelmez koca mı bulur kendine” dedi.

    Bunun üzerine mahkeme hakimi, Kapu’ya, “Sen gidip çıkartsaydın kimliğini” diyerek fırça attı.

    KAPU’YA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS

    Şenay Öz’ün çocuklarının “Yüce adalete güveniyoruz” dedikleri duruşmada, hakimin son sözlerini sorduğu Ali Kapu, “Takdir mahkemenindir” diye konuştu.

    Annesi, öz babası tarafından gözleri önünde öldürülen Ö.K.’nin sürekli gözyaşı döktüğü duruşmada, mahkeme hakimi daha sonra kararı açıkladı. Buna göre, eski eşi Şenay Öz’ü öldüren sanık Ali Kapu, ruhsatsız silah bulundurmak suçundan 1 yıl hapis ve 600 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, eski eşi Şenay Öz’ü tasarlayarak kasten öldürmek suçundan da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalandırılmasına, indirim maddelerinin uygulanmamasına, diğer iki sanığın ise beraatlerine karar verildi.

    ALİ KAPU, 11 YIL ÖNCE BOŞANDIĞI ESKİ EŞİ SENAY ÖZ’Ü, KIZININ GÖZLERİ ÖNÜNDE ÖLDÜRMÜŞTÜ

    Ali Kapu (53), 26 Ekim 2015 tarihinde, 2004 yılında Belçika’da yaşarken boşandığı eski eşi Şenay Öz’ü (47) merkez Toroslar ilçesi Tozkoparan Mahallesi 87042 Sokak’ta durdurmuş, kızı Ö.K. ile birlikte evine dönen eski eşine rastgele ateş açarak, yerde yaralı halde yatan kadını tabancanın kabzası ile de darp etmişti. Ali Kapu, polis ekipleri tarafından olaydan kısa süre sonra suç aleti tabancayla birlikte yakalanmış, boynuna ve göğsüne isabet eden kurşunlarla ağır yaralanan Şenay Öz ise kaldırıldığı Mersin Devlet Hastanesi’nde tüm çabalara rağmen kurtarılamamıştı.