Etiket: Senatosu’ndan

  • Fransız Senatosu’ndan skandal karar

    Fransız Senatosu’ndan skandal karar

    Fransa Senatosu, yapılan oylama ile Fransız hükümetinden “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin” tanınmasını öngören teklifi 305 oyla kabul etti.

    Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’ı Ermenistan işgalinden kurtarması ile birlikte Fransa’daki Ermeni lobisi harekete geçti. Sağcı ve muhafazakarların çoğunlukta olduğu Fransa Senatosu, Ermeni lobisinin de etkisiyle bugün tavsiye niteliğindeki karar taslağını oyladı. Fransız Senatosu 1’e karşı 305 “evet” oyu ile “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin” tanınmasını öngören teklifi kabul etti. Senatörlerden 30’u ise çekimser kaldı.

    Senato, “Fransa hükümetini Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ni tanımaya” ve “anlaşmazlığın müzakere edilmiş ve kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulması amacıyla mümkün olan her şeyi yapmaya davet ediyor, böylece 1994 yılında tanımlanan sınırların yeniden tesis edilmesini istiyoruz” diyerek bu müzakerelerin Minsk Grubu tarafından yapılması gerektiğini ifade etti.

    Metinde ayrıca Fransız hükümeti, “Dağlık Karabağ’da işlenen savaş suçlarına ilişkin uluslararası bir soruşturma yürütülmesini talep etmeye” davet edildi.

  • Atatürk Üniversitesi Senatosundan kınama mesajı

    Atatürk Üniversitesi Senatosundan kınama mesajı

    Atatürk Üniversitesi Senatosu, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’e (s.a.v.) yönelik kin ve nefret dolu söylemlere karşı kınama mesajı yayımladı.

    Alınan kararda şu ifadelere yer verildi: “2005 yılında Danimarka’da Jyllands-Posten adlı gazetenin yayımladığı çirkin karikatürlerle batı dünyasında fitili ateşlenen ve Hazreti Peygamberimize hakaret içeren söylem, son günlerde, İslam’ı “krizde olan bir din”, Fransa’daki Müslümanları da ayrılıkçı fikirleri savunmakla suçlayarak İslâm dinini hedef gösteren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından tekrar gündeme getirilmiş ve Müslüman dünya rencide edilmiştir.

    İfade özgürlüğü kisvesi altında Charlie Hebdo Dergisi’nde Hz. Muhammed’e (s.a.v.) yönelik hakaret içerikli karikatürler yayınlanmış, Macron’un bu tür karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını açıklamasının ardından söz konusu çirkin karikatürler ülkedeki bazı kamu binalarına yansıtılmıştır.

    Kutsal değer tanımayan, ifade özgürlüğü adı altında sistematik olarak İslamiyet’e saldıran, Müslümanları hedef alan paylaşımlarıyla sıkça gündeme gelen Charlie Hebdo Dergisi yayınladığı karikatürle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına da ahlâksızca saldırmıştır.

    Macron ve benzerlerinin, Kur’an’ın tebliğcisi, uygulayıcısı ve en güzel örneği olması hasebiyle Müslümanların birliğini ve dirliğini temsil eden Hz. Peygamber’i, sadece gayri Müslimlerin değil, Müslümanların da gözünde küçük düşürmek suretiyle onu Müslümanların yaşamlarından çekip alma ve bu şekilde tıpkı Yahudilik, Hristiyanlık ve diğer dinlerde olduğu gibi somut örneksiz bir din algısı oluşturma gayreti içinde oldukları görülmektedir.

    Macron’un açık bir provokasyonu olan “İslâm krizde” açıklaması ve “İslâm’ın yapılandırılmasından” bahsetmesi, saygısızlıktan öte, açıkça hadsizlik ve edepsizliktir. Anlamı barış olan yüce dinimizi aydınlatma bahanesiyle yanlış ve çarpık yaklaşımlara konu etmek Fransa’nın haddi değildir.

    Bu tür saldırıların Sevgili Peygamberimizin mesajını daha iyi anlamak, tüm dünyaya anlatmak ve onun rehberliğinde birlik olmak hususunda bizleri daha fazla güçlendireceği bir gerçektir.

    Semavi kitaplar ve ilahi peygamberler tüm insanlığın ortak değerleridir ve insanlığın cehalet ve karanlıktan kurtulup ileri seviyede medeniyet tesis etmelerinde en etkin role sahiptir. Bu bakımdan semavi kitaplar ve ilahi peygamberler mukaddestir ve tüm milletler nezdinde büyük bir saygınlığa sahiptir.

    Tüm dünyada semavi dinlerin mensuplarının barışçıl bir ortamda karşılıklı saygı içerisinde yaşaması gerekirken ne yazık ki batılı devletlerin komplo projeleri çerçevesinde bu barışçıl ortam kundaklanmakta ve dinler arası düşmanlık tohumları ekilmektedir.

    Müslümanların duygularına, İslam Dininin mukaddesatına, hassaten Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) şahsının temsil ettiği dinî sembollere ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yapılan bu sistematik hakaret ve saldırıları şiddetle kınıyor; inancımızın bize sunduğu engin hoşgörü ile tüm dinlerin barışçıl bir ortamda saygı içinde bir arada yaşamaları gerektiğine olan inancımızı ifade etmek istiyoruz.

    Macron’un ve onunla aynı zihniyeti taşıyanların bu kısır, provokatif, çirkin ve nefret tohumları saçan politikalarını hak etmediğini düşündüğümüz sağduyulu Avrupalıları, aydınlık bir gelecek için bu tehlikeli gidişe karşı inisiyatif geliştirmeye davet ediyor, Fransa’ya da İslam’ı hedef alan ve dünya genelinde bir buçuk milyardan fazla Müslümanın duygularını inciten ayrımcı politikalarını gözden geçirme çağrısında bulunuyoruz.

    Nereden gelirse gelsin dinimize, kültürümüze, milletimize ve devletimize yönelik iğrenç saldırılar karşısında asla sessiz kalmayacağımızın bilinmesini istiyoruz.”

  • Atatürk Üniversitesi Senatosundan İdlib açıklaması;

    Atatürk Üniversitesi Senatosundan İdlib açıklaması;

    Atatürk Üniversitesi Senatosu “İdlib Saldırısı” ile ilgili bir açıklama yayımladı.

    Senato kararında şu ifadelere yer verildi; “Uzun zamandan beri ülkemizin güney sınırlarıyla ilgili maruz kaldığımız sorunlar ve bu sorunlar karşısında sergilediğimiz kararlı ve onurlu tutum, günümüzde artık önemini yitirmeye başlayan ve anlam ifade etmez hâle gelen kültür değerleri sorunu değil, bir var oluş ve millî varlığımızı devam ettirme sorunudur.

    Türkiye’nin ulusal güvenliği ve sınır güvenliğiyle bağlantılı meşru kaygılarının yanı sıra Büyük Selçuklular ve Osmanlı Devleti ile birlikte bin yıllık “Türkiye Tarihi’nin önemli bir cüz’ü olan Suriye’de yürüttüğümüz operasyonlar Türkiye’nin meşru müdafaa hakkının tüm dünyaya İlanıdır. Bu harekât, bölgede barışı tesis etmek ve devletimizin bekâsı için tehlike oluşturacak “nifak koridorlarını” dağıtmak amaçlarına matuftur. Bölge halklarıyla aramızdaki tarihî dostluk ilişkisine de bir atıf olan bu operasyonlarımız göstermiştir ki, tarihin şanlı sayfalarından bugüne taşıdığımız ordumuz, ithal güvenlik şemsiyelerinden ziyade özgün bir mücadele tasavvuru olarak karşımızda durmaktadır.

    Atatürk Üniversitesi Ailesi olarak, hem bölgemizdeki gelişmeler karşısında devletimizin onurlu, kararlı ve haklı tutumunu göstermesi hem de Türkiye’nin bu bölgenin tarihindeki yerinin derinliğine işaret etmesi bakımından önemlidir.

    Yüce devletimizin ve şanlı ordumuzun bütün imkânlara muktedir olduğunu biliyoruz. Dün yüreğimiz yakan bir haberle sarsıldık, yüreklerimiz yandı. Tesellimiz şanlı ordumuzun gereken cevabı misliyle vereceğine olan sonsuz inancımızdır.

    Tüm varlığımız ve imkânlarımızla yüce devletimizin emrinde olduğumuzu ifade ediyor, milletimizin bekâsı için canlarını veren bütün aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize sabır, gazilerimize acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.”

  • Bozok Üniversitesi Senatosu’ndan İsrail’e kınama

    Yozgat Bozok Üniversitesi Senatosu, İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen Yahudi Ulus Devleti Yasasını kınadı.

    Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey, senato öncesinde kınama kararını senato üyelerine okudu.

    Rektör Karacabey, “İsrail Parlamentosu’nda çok az bir oy farkıyla kabul edilen “Yahudi Ulus Devlet Yasası” evrensel hukuk ilkeleriyle ve Birleşmiş Milletler’in yasal ve ahlaki sistemleriyle çalışmaktadır. Bu yasa ile İsrail vatandaşı Filistinlilerin hakları yok sayılmakta, Arapça resmi dil statüsünden çıkarılmakta, İsrail’in işgal altında tuttuğu Kudüs şehri başkent olarak ilan edilmekte, 1948’de yerlerinden çıkartılan Filistinlilere geri dönüş hakkı yalnızca Yahudilere verilmekte ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla hukuk dışılığı tescil edilmiş yerleşimler teşvik edilmektedir. Öte yandan yasada kendi kaderini tayin hakkının sadece Yahudilere yönelik bir hak olarak tanımlanması ise yalnızca Filistinliler açısından değil uzlaşma ve çözüm kültürüne, bir arada yaşama inancına sahip Yahudi vatandaşları için de kabul edilebilir nitelikte değildir. Bilim insanları olarak, İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen ,fiili olarak Filistin’de sürdürülen işgale ve hukuk dışı uygulamalara yasal zemin hazırlanmayı ve iki devletli çözüm vizyonunun ortadan kaldırılmayı amaçlayan söz konusu yasayı kınıyoruz” dedi.

  • GAÜN Senatosu’ndan Yahudi Ulus Devleti Yasası Kararını Kınama Bildirisi

    Gaziantep Üniversitesi Senatosu İsrail Parlamentosunun Yahudi Ulus Devleti Yasası Kararını Kınadı.

    GAÜN senatosu yayımladığı bildiride, “İsrail Parlamentosunda kabul edilen Yahudi Ulus Devleti Yasası, evrensel hukuk ilkeleriyle ve Birleşmiş Milletlerin yasal ve ahlaki sistemiyle çatışmaktadır. Bu yasa ile İsrail vatandaşı Filistinlilerin hakları yok sayılmakta, Arapça resmi dil statüsünden çıkarılmakta, İsrail’in işgal altında tuttuğu Kudüs şehri başkent olarak ilan edilmekte, 1948’de yerlerinden çıkartılan Filistinlilere geri dönüş hakkı verilmezken dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Yahudilere geri dönüş hakkı verilmekte ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla hukuk dışılığı tescil edilmiş yerleşimler teşvik edilmektedir. Öte yandan yasada kendi kaderini tayin hakkının sadece Yahudilere yönelik bir hak olarak tanımlanması ise yalnızca Filistinliler açısından değil uzlaşma ve çözüm kültürüne, bir arada yaşama inancına sahip Yahudi vatandaşlar için de kabul edilebilir nitelikte değildir. Bilim insanları olarak İsrail Parlamentosu tarafından kabul edilen, fiili olarak Filistin’de sürdürülen işgale ve hukuk dışı uygulamalara yasal zemin hazırlanmasını ve iki devletli çözüm vizyonunun ortadan kaldırılmasını amaçlayan söz konusu yasayı kınıyoruz. İsrail’i temel insan haklarına, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler ilkelerine yönelik Türkçe, Arapça, İbranice, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, Çince dillerinde saygılı olmaya davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.