Etiket: Senaryosu

  • “Erzurum’da Yaşamak” konulu deneme, hikâye ve kısa film senaryosu yarışması düzenlendi

    “Erzurum’da Yaşamak” konulu deneme, hikâye ve kısa film senaryosu yarışması düzenlendi

    Atatürk Üniversitesi ile Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi üniversite öğrencileri arasında ödüllü deneme, hikâye ve kısa film yarışması düzenliyor. Geleneksel olması planlanan yarışmanın bu seneki konusu “Erzurum’da Yaşamak” oldu.

    Yarışma halen Erzurum’da önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrenimine devam eden öğrencileri kapsıyor. Dileyen öğrenci deneme, hikâye kısa film senaryosu branşlarından birinden, ikisinden veya üçünden aynı anda yarışmaya katılabilecek. Ancak bir öğrenci her branştan sadece bir eserle katılabilecek.

    Atatürk Üniversitesi yarışmaya özel bir web sitesi kurdu. Yarışmaya katılmayı düşünenler yarışmanın şartnamesine http://hikayemvar.atauni.edu.tr adresinden ulaşabilecekler. Öğrenciler eserlerini hikayemvar@atauni.edu.tr eposta adresine gönderebilecekler.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş, amaçlarının kültür ve eğitim şehri Erzurum’a Türkiye’nin dört bir yanından gelen ve Erzurum’da yaşayan üniversite öğrencilerinin şehrimizle ilgili duygu ve düşüncelerini serbestçe ifade etmelerine, yazma kabiliyetlerini göstermelerine imkân sağlamak ve gençlerin dil bilinci, şehir bilinci, kültürel farkındalıklarını eserleriyle görmek olduğunu söyledi.

    Murat Ertaş açıklamalarına şöyle devam etti: “Atatürk Üniversitesi şehrimizin hem dışa açılan kapısı hem dışlardan gelenleri şehirle tanıştıran bir ilim yuvası. Atatürk Üniversitesi’nde örgün, yaygın ve uzaktan eğitim alan yaklaşık dört yüz bin öğrencinin her biri ayrı dünya. Bu koca dünyanın yüreği, zihni ‘”Erzurum’da Yaşamak” denince neler üretecek, merak ve heyecanla bekliyoruz. Yarışmanın gerçekleşmesinde yeni nesil üniversite idealiyle birbirinden yenilikçi çalışmalara imza atan kıymetli rektörümüz Prof.Dr. Ömer Çomaklı’nın desteği tam oldu. Yarışmanın ön hazırlık sürecinde Atatürk Üniversitesi Kurumsal İletişim Direktörlüğü birim koordinatörü Doç.Dr. Besim Yıldırım ve ekibi ciddi mesai harcadı. Kendilerine teşekkür ediyorum.”

    Yarışmaya katılan eserleri Atatürk Üniversitesi’nden, Milli Eğitim Müdürlüğünden ve TDED Erzurum Şubesinden oluşacak heyet değerlendirecek. Değerlendirme sonucunda her branştan ayrı ayrı olmak üzere birinci 1.500,00 TL, ikinci 1.000,00 TL, üçüncü 750,00 TL para ödülü ile “Dil ve Edebiyat” dergisi bir yıllık aboneliği ve Atatürk Üniversitesi yayınlarından olan “Erzurum’un Yüzleri” setinden kitaplarla ödüllendirilecek.

    Yarışmaya son katılım tarihi 30 Aralık 2019 Yarışmanın sonuçları Şubat 2020’de açıklanacak.

  • Akrabasına film senaryosu gibi gasp tuzağı kurdu

    Samsun’da bir kişi arkadaşlarının da yardımıyla akrabası olan bir kişiye film senaryolarını aratmayacak şekilde gasp tuzağı kurdu ve bu yöntemle de 60 bin lira para, 35 bin liralık da çek olmak üzere 95 bin lira aldı. Olayla ilgili 1’i kadın 4 kişi tutuklandı.

    Olay, Samsun’un Atakum ilçesinde 05 Ekim’de saat 19.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre, Hakan K., borçlarından dolayı film senaryolarını aratmayacak bir şekilde plan yaparak akrabası olan Yüksel K.’nin parasını almaya karar verdi. Hakan K., kardeşi Sinan K. ile tanıdığı kadın Filiz K., Yalçın Y. Hasan K., Akın A. ve Ömer K.’yi de planına dahil edip onlardan yardım aldı. Akrabası olan ve Çarşamba ilçesinde ikamet eden Yüksek K.’yi Filiz K. ile tanıştırdı ve arkadaş olmalarını sağladı. Hakan K., Filiz K. ile Yüksel K.’yi bir öğrenci evinde buluşturdu.

    Bu sırada eve giden arkadaşları kendilerini Filiz K.’nin kocası ve ağabeyi olarak tanıtarak Yüksel K.’yi bıçakla korkuttular. Filiz K. ile Yüksel K.’nin ellerini bağlayıp Hakan K.’yi beklemeye başladılar. Eve gelen Hakan K. planını sürdürdü. Bu sırada Filiz K.’yi başka odaya götüren şahıslar öldürme süsü verdiler. Filiz K. de çığlık atarak öldürülüyormuş gibi yaptı. Hakan K., Filiz K.’nin boynuna kırmızı boya sürüp öldürülmüş süsü verdi. Hakan K., para karşılığında Yüksel K.’nin kurtulabileceğini söyleyince tehditle 100 bin lira para istedi. Önce 20 bin bin lira, daha sonra da 40 bin lira ile 35 bin liralık çek alan şahıslar kayıplara karıştılar. Yüksel K. polise şikayette bulundu.

    Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro ekipleri yaptıkları çalışma sonucu daha önce Filiz K., Sinan K. ve Yalçın Y.’yi yakalayarak gözaltına aldı ve söz konusu şahıslar mahkemece tutuklandı. Firarda olan Hakan K. de Gasp Büro Amirliği ekiplerinin takibi sonucu yakalanarak gözaltına alındı. Bugün Samsun Adliyesine sevk edilen Hakan K. suçunu itiraf etti.

    Piyasaya yaklaşık 40 bin lira borcu olduğunu belirten Hakan K., “Mağdur Yüksel K. akrabam olur ve maddi durumu iyiydi. Yüksel K.’yi kandırmayı düşündüm. Bu olayı Filiz ile paylaştım. Filiz kabul etti. Filiz ile Yüksel’in buluştuğu öğrenci evine arkadaşları gönderdik, ardından da 10 dakika sonra ben gittim. Eve girdiğimde Yüksel ile Filiz’in elleri bağlıydı. Yüksel bana ’beni bu durumdan kurtar’ dedi. Ben de bir çare buluruz dedim. Daha sonra Serkan ile aynı yerde görüşerek ’para

    bulabilirim’ dedim. Bu sırada Yalçın, Filiz’i diğer odaya götürdü, ben olaydan önce aldığım kırmızı boyayı Filiz’in boğazına sürdüm. Biz Filiz’in öldürüldüğü izlenimini vermeye çalıştık. Evden ayrıldık. Yüksel bana 20 bin lira verdi. Yüksel bir arkadaşından 40 bin lira, bir başka arkadaşından da 35 bin liralık çek alıp bana verdi. Daha sonra çeki geri iade ettim. Paralarla borcumu ödedim. Zararı ödeyeceğim. Pişmanım” dedi.

    Nöbetçi mahkemeye ifade veren Hakan K. “nitelikli gasp” suçundan tutuklanarak Samsun T Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi.

    Olayla ilgili firarda olan bir kişinin yakalanmasına çalışılıyor.

  • Efkan Ala: “Gürcistan’a kaçtı senaryosu FETÖ çetesinin alçaklığı”

    Eski İçişleri Bakanı AK Parti Bursa Milletvekili MKYK Kurulu Üyesi Efkan Ala, 15 Temmuz darbe girişiminin detaylarını anlattı. “Gürcistan’a kaçtı senaryosu FETÖ çetesinin alçaklığı” diyen Ala, “Darbeyi öğrenince Emniyet Genel Müdürüne ‘silahla karşılık vereceksiniz’ talimatını verdim” ifadelerini kaydetti.

    Katıldığı televizyon programında darbe girişimine ilişkin detaylı açıklamalarda bulunan Ala, “O gece Zekai Aksakallı paşamız aradığında ’Cumhurbaşkanımızın yetkisini veriyorum. Gerekeni yap’ dedim” diye konuştu.

    “28 Şubat darbesi olmasaydı FETÖ örgütü bu kadar kökleşebilir miydi?”

    “Sistemi bir bütün olarak ele almazsanız, bunu çözemezsiniz. 28 Şubat darbesi olmasaydı FETÖ örgütü bu kadar kökleşebilir miydi? Bu kadar yaygınlaşabilir miydi?” diyen Ala açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “İç Güvenlik Yasası hazırlanırken jandarmanın da İçişleri Bakanlığına bağlanıp atamaların bakanlık tarafından yapılması öngörülüyordu. O zaman doğrusu 17-25 darbe girişiminden sonra bunların bu tür bir kalkışma ihtimalini ortadan kaldırmak için alınması gereken çok acil tedbirler olarak gördük. Meclis’e götürdük. Emniyetteki değişikliklerde dava açıp geri geliyorlardı. Geri gelmemeleri için İç Güvenlik Yasası’nı getirdik. Bu değişiklikleri hızla yapmazsak başka bir darbe girişimi ile karşılaşılabileceği ve baş etmenin zor olabileceği kanaati oluştu. Değerlendirdik tabii tedbirleri aldık. FETÖ’nün suç örgütü olarak ortaya çıkmasından itibaren ciddi adımlar atmaya çalıştık. Maalesef Meclis’te muhalefetin ortaya koyduğu direnci hatırlayın. Şunun altını çizmek lazım; bir örgüt olduğu, 17-25’te ortaya çıktı, darbe yapmaya çalıştıkları ortaya çıktı. Seçilmiş hükümeti alaşağı etmek için çalışmışlar. Fezlekeler hazırlamışlar savcılığa götürmüşler. Böyle bir durumda bunların suç işlediği ortaya çıktı. O zaman bile mevcut düzenlemelere ek düzenlemeler vardı. Siyaset bize yardımcı olmadı. Daha önce girmiş ama suç işlememiş o kişilere ilişkin yarın suç işleyebilir diye bir uygulama yok. 2010 referandumunda ben o anayasa maddelerini hazırlayan grubun içerisindeydim. Bizim hazırladığımız maddelerde çoğulculuğu esas alan maddeler vardı. Meclis’te kabul edildi. Anayasa Mahkemesi iptal etti. Tek çarşaf hale gelecek dedi. Eğer onu iptal etmemiş olsalardı çoğulcu bir yapı olacaktı. Her bir hakim savcı tek bir kişiye oy verecekti. Bir denge olacaktı. Bunu AK Parti’ye sormanın anlamı yok. İptal edenlere bakmak lazım.”

    “Hükümete karşı darbe hazırlığı”

    Hükümete karşı bir oluşum olduğunu ifade eden Ala, “Bizim aldığımız kararla onlar belli bir mecraya girdi. Daha önce atılmalar olmuştu. Onlar için de kanunlar çıkardık. Bir kısmının uydurma olmadığı açığa çıktı. Ergenekon, Balyoz adında şu olur bu olur. Hükümete karşı bir oluşum olmuştu. Bir darbe hazırlığı yapılmıştı. Kumpasla oraya dahil edilip kendi adamlarının önünü açmak için kumpas kurduğu açık. İnsanları ne aklamak ne de itham etmek doğru değil. Kendi çıkarına kullandı. Dışarıdan bakınca çok makul kendi içerisinde birçok soru sorabilirsiniz. Eğer bunları adım adım yerine getirebilen bir sistem olsaydı haklı olabilirdiniz. Daha kendi okulları, askeri şura kararları bunların hiçbiri yargıya açık değildi. Jandarma yasasını ilk kez götürdüğümde bana sorulan ilk soru ’Jandarmayı siyasallaştırıyor musunuz?’ demişlerdi. Bu terminolojiyi bırakın. Cumhurbaşkanınız seçecek parti 365 milletvekili var. Salt çoğunlukla seçebilir, kurallar belli. Asker muhtıra verdi. Her şey sütlimanındı da yapılmadı diye bir şey yok. Her türlü imkanı demokrasi için kullandı AK Parti” şeklinde konuştu.

    “Darbeyi öğrenince emniyet genel müdürüne ’silahla karşılık vereceksiniz’ talimatını verdim”

    15 Temmuz’da memleketi Erzurum’da olduğunu söyleyen Ala, “Erzurum’daydım. Sağlık Bakanımızla gelmiştim. Akşam 21 uçağı ile protokol bizi uğurladı. THY’nin 21.20’deki, 150 kişilik uçakla bindik, Ankara’ya geldik. Bir insan bir şey söylerken sefil bir duruma düşmemeli. İspat etmeli. Ankara’ya indikten sonra daha kapılar açılmamış. Yerde hareket halinde o arada korumalar, efendim millet homurdanmaya başladı. Darbe oluyormuş tam telefona bakarken arama var. MİT Müsteşarı aradı ’ Alo’ dedim. “Sayın Bakanım darbe oldu” dedi. Bu saat 11 sularındaydı. Kapılar çaldı ben indim VIP’ye geçtim. Orada bizim Çorum milletvekili ile merhabalaştık. O da bir yere gidiyormuş ben emniyet genel müdürü ile görüştüm ’Silahla karşı durulacak asla hiçbir yer verilemeyecek. Bütün teşkilatlara talimat veriyorsun gözaltına alınıyorlar’ dedim. O gece Güneydoğu’da Özel Harekat polislerini getirdik. Ankara’ya getirdik. Geldiler fakat uçaklar uçtuğu için Nevşehir’e indiler sabah da kara yolu ile Ankara’ya indiler. Onlardan tekrar aldık oraları. Sonra Hava Kuvvetleri Komutanları ile görüştüm. Diyarbakır’dan benim indiğim uçağı indirmek için iki tane F-16 kaldırmışlar. Sonra uçaklar kalkmasın diye talimat gelince hangisine uyacaklarını karar verecekleri sırada ben inmişim” dedi.

    “Zekai Aksakallı Paşamıza ’Cumhurbaşkanımızın yetkisini veriyorum. Gerekeni yap’ dedim”

    Ala, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın kurtarılması ile ilgili kendisini arayan Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’ya’ ’Ben İçişleri Bakanı olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın tüm yetkilerini size veriyorum, gidin ve gerekeni yapın’ talimatını verdim” dedi.

    Ala açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Biz 17-25 olunca soruşturmalara açtık. İzmir’deki kumpas davaları dinlemeler filan o zaman ortaya çıktı. Biz bilmiyorduk devletin elemanlarıydı. Şimdi o zaman soruşturma açınca gördük ki ’Van Minut’ olmuş ondan sonra hükümete karşı kıpırdanmalar başlamış hükümet aleyhinde dava açılmış ve dinlemeler başlamış. Net bir şekilde ortaya çıktı. Dinlemeler suçtu. Bunlara ek dinlemelerle 500 bin olmuş. Hukuksuz işlemlerinde dolayı soruşturma açıldı görevden alındılar. Artık kamuoyuna mal olmuş bir örgütten bahsediyoruz. Bundan sonra onların davalarına gidip boy gösteren onların medyasına konuşan siyasiler ortaya çıktı. Oraya gidip özel olarak desteklemek suç. Artık örgüt oldukları ortaya çıkmış”

    “’Gürcistan’a kaçtı senaryosu FETÖ çetesinin alçaklığı”

    15 Temmuz gecesi ’ Efkan Ala Gürcistan’a kaçtı’ yaygarası koparıldığını söyleyen Ala, “Bakın ben o gece Türkiye’nin dört bir yanından özel hareket polislerimizi yönlendirirken bu FETÖ terör örgütü ’Efkan Ala Gürcistan’a kaçtı yaygarası koparıyorlar. Benim THY’nin sefer sayılı biletimi ortaya çıkarınca sesleri kesildi. Bu FETÖ çete örgütünün küstah alçaklığıydı” ifadelerini kullandı.

    “Adil Öksüz’ü bırakanlar da FETÖ örgütü”

    Ala, “O zaman emniyet yakalamış adliyeye teslim etmiş serbest bırakmış savcılık. Prosedür tamamlanmış yargı serbest bırakmış. Sonra hakimler görevden alındı. Böyle bir ciddi örgütlenmiş devlet içerisinde devletin sorularını çalarak her türlü yöntemi kullanan bir yapıdan bahsediyoruz. Kimin hatası varsa onlar da soruşturuluyor. Demek ki yapılamamış yapılsa iş buraya gelmezdi. Ayrıldık tabi oradan. Orada değerlendirmeler yapılıyor. Sayın Bakan da söyledi. Kaç tane Adil Öksüz var kamuoyuna mal olmuş olan. Aynı öneme sahip onlarca Adil Öksüz yakalandı, tutuklandı. Çok özel iletişim ağı kurmuş olanlar yakalandı. Bu konu da soruşturuluyor. Ondan sonrasını bilmiyorum” dedi.

    “15 Temmuz’da AK Parti bu işe kendi başını koydu”

    “15 Temmuz’dan önce AK Parti bu işe kendi başını koydu” diyen Ala, “Kendi partimizdeki bir kısmı da ne olduğunu anlayamadı. Ama 15 Temmuz’dan sonra bütün siyasi mekanizma da anladı. İklim daha değişti. Elimizden geleni ortaya koyduk ve gereğini yapmaya çalıştık. 15 Temmuz’dan sonra siyasi atmosfer değişti. Bütün genel başkanlar Yenikapı’ya gitti. Bu birlikteliğe ihtiyaç var. Terör örgütleri ile mücadelede siyasi birlikteliğe ihtiyaç vardı. Siyasi ayağını söyleyen partiler kendi içlerine bakmalı. Hakikaten Cumhurbaşkanı AK Parti’den bunların böyle gelip yuvalanmaması için çok önemli hassasiyetle durdu. İlk harekete geçen de AK Parti oldu. İki üç tane milletvekili ihraç edildi soruşturma açıldı. Belediye Başkanları vardı görevden alındı. AK Partiye karşı böyle bir büyük darbe girişiminde bulunulacak ve siyasi ayağı olmayacak. İyi de AK Parti’den olmayacakları açık. Hükümete karşı yapıyorlar zaten. Herkes kendine dönüp bakmalı burada mantık yürütmek gerekirse AK Partiye karşı olan kişiler, siyasete AK Parti dışından kişileri getirir. Önce karşıdaki örgüt şöyle mi böylemi olacak yerine sistemini düzenleyeceksiniz. İsteseler de darbe yapamayacaklar. O bakımdan biz de sistemi değiştirelim 12 Eylül anayasasından kurtulalım kimse darbe yapamasın. Temizlenmeler devam ediyor. Teyakkuz halinde olmak lazım. Rehavet halinde olmamak lazım. Bunlar devam etmeli. İmkanı ortadan kaldırmaya ehemmiyet vermeliyiz” şeklinde konuştu.

  • Film senaryosu gibi kaçış planı

    Aydın’da dün gece yarısı polisleri uzun süre peşinden koşturan İncirliovalı bir genç, kız arkadaşı ile film senaryolarını aratmayan bir sistemle kaçmayı başardı. Aydın’daki tüm hastanelerde yaralanan alkollü sürücü ile kız arkadaşını arayan polis ekipleri adeta buhar olan gençlerin izine birkaç sonra Kuşadası’nda rastladı.

    Olay gece yarısı meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İncirliova’dan Aydın’a gelen Burak K. yönetimindeki 09 US 158 plakalı otomobil polis kontrol noktasında dur ihtarına uymayarak kaçtı. Bunun üzerine polisler aracın peşine düştü. Şehir merkezinden uzun süren polisleri peşinden koşturan sürücü lüks otomobili ile yeniden İncirliova’ya dönerken kaza yaptı.

    “Hastaneden de kaçtılar”

    Kazada açılan hava yastıkları sayesinde hurdaya dönen araçtan hafif yaralı olarak çıkarılan sürücü Burak K. ve kız arkadaşı Aylin G. olay yerine çağrılan ambulans ile hastaneye gönderildi. Kaza yerindeki işlemlerin ardından diğer işlemlere devam etmek üzere hastaneye gelen polis ekipleri şaşırdı. Hastaneden sürücü ve kız arkadaşının yaralı vaziyette kimseye fark ettirmeden kaçtıkları belirlendi.

    Bunun üzerine polis ekipleri yaralı vaziyette kaçan sürücü ve kız arkadaşını Aydın’ın merkez ilçesi Efeler’deki tüm hastanelerde aradı. Ancak adeta buhar olan sürücü ve kız arkadaşı hiçbir yerde bulunamadı. Bunun üzerine kadın ve erkeğin İncirliova’daki farklı olan ikametlerine de giden polis ekipleri kazazedeleri burada bulamayınca çalışmayı genişletti. Arabaları çekici ile yediemine kaldırılan gençlerin başka bir araç ile Aydın’dan Kuşadası’na kaçtıkları belirlenince polis aramalarına son verdi.

  • Hamsi’nin Senaryosu Her Yıl Değişiyor

    Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın, hamsiyle ilgili her yıl senaryoların değiştiğine dikkat çekerek enstitü olarak bu yöndeki çalışmaların aralıksız sürdüğünü söyledi.

    Karadeniz’e kıyı ülkeler arasında en fazla hamsi avının ülkemizde yapıldığına dikkat çeken Aydın, eko sistemin balık üzerinde etkilerinin oldukça fazla olduğuna dikkat çekti. Aydın “Hamsiyle ilgili yıllardır değişen bir senaryo var. Her yıl aynı değil. Hamsi, bizim balıkçılığın temelini oluşturuyor. Özellikle Karadeniz’e kıyı ülkeler arasında en çok hamsi avı ülkemizde yapılıyor. Diğer balıkların içinde oranı yüzde 70’lere varıyor. Dolayısıyla Karadeniz balıkçılığı, Türkiye balıkçılığının önünde. Bu türle ilgili üzerimize düşen görevleri yerine getirme derdindeyiz. Hamsi ciddi sanayi ürünü. Taze tüketiminin yanında soğuk hava depolarında saklanarak tüketilirken balık unu yağı yapılarak yağı ihraç ediliyor. Dolayısıyla hamsi bu anlamda ciddi bir gelir kaynağı. Dolayısıyla hamsinin sürdürülebilir olması gerekir. Bunun içinde bilimsel bir veriye ihtiyaç var. Biz bu yönünü görüyoruz” dedi.x

    DAHA ÇOK BİLİMSEL ÇALIŞMA YAPMALIYIZ

    Hamsiyle ilgili 4 yıldır yoğun bir çalışma yaptıklarını ifade eden Aydın, “Avladığımız türle ilgili bilimsel bir çalışma yaptık. Bu çalışmalarımız dört yıldır sürüyordu, bu yıl sonuçlandı. Bu çalışmalar bize şunu gösterdi; bu balıkla ilgili daha çok çalışma yapılması gerekiyor ve yıldan yıla balığın biyolojisi, göçü değişiyor. Eko sistemin etkileri balık üzerine oldukça fazla. Bunları takip etmek gerekiyor ve balığı sanayide daha çok kullansak da tüketiciye taze sunmak gerekiyor. Bu kaliteli proteini vatandaşımızla buluşturmak gerekiyor” diye konuştu.

    BU SEZON HAMSİ İYİYDİ

    Bu sezon hamsi avının önceki yıllara oranla daha verimli geçtiğini kaydeden Aydın, “Bu sezon hamsi geçmiş yıllara kıyasla daha iyi geçtiğini söyleyebiliriz ancak palamut azdı. Lüferde bir iyileşme söz konusu. Bunların ilişkilerini çözebilmek için uzun soluklu bilimsel veriye ihtiyaç var. Yani bugün az çıktı yarın çok çıktı, pahalıydı, ucuzdu gibi günlük spekülasyonlardan ziyade 5,10 hatta 50 yıllık verilerle değerlendirmemiz gerekiyor. Bununla ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü’ne verdiği görevler var ve çok ciddi bir araştırma başlattık. Bu yıldan itibaren sahadayız. Sadece hamsi değil, hamsi esas olmak üzere çaça, istavrit, palamut ve lüferle ilgili kapsamlı bir proje başlattık. Bu proje kapsamında balıkçılardan bağımsız verilerin toplanmasıyla ilgili araştırma gemimiz ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin Bilim-2 gemisiyle ve ekibiyle birlikte çalışmalarımız söz konusu. Bu proje bana göre son yıllarda balıkçılıkla ilgili en önemli proje” ifadelerini kullandı.