Etiket: Senaryo

  • 23. Uluslararası Adana Film Festivali’de ’Adana’ konulu Senaryo Yarışması’nın jürisi belli oldu

    23. Uluslararası Adana Film Festivali kapsamında gerçekleştirilecek ’Adana’ konulu Senaryo Yarışması’nın jüri üyeleri belli oldu.

    19 – 25 Eylül 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek olan 23. Uluslararası Adana Film Festivali’nde, ‘Adana’ konulu Senaryo Yarışması’nda görev alacak jüri üyeleri belli oldu.

    62 senaryonun başvurduğu yarışmanın ön değerlendirme kurulunda senaryo ve diyalog yazarı Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İlker Barış, Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nüket Elpeze Ergeç ve Altınoran Sanat ve Kültür Platformu Kurucusu, yazar, fotoğrafçı Dr. S. Haluk Uygur yer aldı.

    Yarışmanın jürisinde ise yazar, yönetmen ve senarist Füruzan, jüri başkanı olarak görev yapacak. Bunun dışında jüride yönetmen, senarist Biket İlhan, araştırmacı – yazar, Orhan Kemal Müzesi kurucusu Işık Öğütçü, psikolog ve yazar Jülide Sevim ile yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun görev alacak.

    Yarışmada dereceye girecek senaryolara; Birincilik Orhan Kemal Ödülü ile 40 bin TL, İkincilik Yaşar Kemal Ödülü ile 20 bin TL, Üçüncülük Muzaffer İzgü Ödülü ile 10 bin TL verilecek.

    Konu hakkında görüşlerini bildiren Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, “Bu yıl festivalimiz kapsamında, ’Adana’ konulu Senaryo Yarışması’nın ikincisini düzenleyeceğiz. Yoğun ilgi gören yarışmamızın, ülkemizde yeni senaristlerin yetişmesi için vesile olmasını umuyoruz. Tüm finalistlere başarılar diliyorum” şeklinde konuştu.

    Yarışmanın ödülleri, 24 Eylül Cumartesi tarihinde gerçekleştirilecek ödül töreni ile sahiplerini bulacak.

  • DenizBank, 2. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması’nı hayata geçirdi

    DenizBank, kültür ve sanatı toplumun geniş kesimleri ile buluşturma amacıyla, ‘2. DenizBank İlk Senaryo İlk Film’ Yarışması’nı TÜRSAK Vakfı işbirliğinde, bu yıl kapsamını daha da genişleterek hayata geçiriyor.

    DenizBank, toplumsal sosyal sorumluluk vizyonu kapsamında, kültür ve sanatın her dalını toplum için erişilebilir kılmak üzere çalışmalarına devam ediyor. Banka, bu kapsamda, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ile geçen yıl ilki düzenlenen ‘DenizBank İlk Senaryo İlk Film’ Yarışması’nın ikincisini hayata geçirdi. Yarışmaya ilişkin bilgilendirme, gerçekleştirilen basın toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı. Toplantı, DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, TÜRSAK Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Yaşar, jüri üyeleri oyuncu Birce Akalay ve yönetmen – senarist Serdar Akar’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Sinema sanatının gelişimine destek sunmak amacıyla gerçekleştirilen projeyi değerlendiren DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, “DenizBank olarak kurulduğumuz günden itibaren bu güzel ülkenin gelecek nesillerine sağlıklı bir miras bırakmayı hedefliyorsak eğer, önce kültürel gelişime, sanatı topuma yakınlaştırmaya yatırım yapmamız gerektiğine inandık. TÜRSAK Vakfı ile ikinci yılını karşıladığımız işbirliğimiz de bu yöndeki çabalarımızın anlamlı bir yansıması. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ‘Sanata Evet’ demeyi sürdüreceğiz” dedi.

    İşbirliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜRSAK Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Yaşar, “Hızlı büyümenin ve tam bir sektör olamamanın yarattığı kayıp ve yıkımların azaltılması, yol ve yöntem kusurları nedeniyle fikri, ekonomik ve yaratıcılık israfının önlenmesi DenizBank ile TÜRSAK’ı buluşturan en önemli nedendir.” dedi.

    Yetenekli senaristler için özgün platform

    Türkiye’de sinema ve senaryo konusunu gündeme taşımak ve senaryo yazma konusunda isteği olanlara alan açmak adına büyük önem arz eden DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması’nda projelerin seçimi iki aşamalı olarak yapılacak. Ön jürinin yapacağı değerlendirmeyi geçecek 15 proje; Tevfik Başer’in başkanlığını yaptığı, Birce Akalay, Damla Sönmez, İbrahim Altınsay, Mehmet Aslantuğ, Melisa Sözen, Nuran Evren Şit, Perihan Yücel, Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu, Serdar Akar, Tayfun Pirselimoğlu ve Turgut Yasalar’dan oluşan ana jüri tarafından ikinci bir değerlendirmeye alınacak. Ana jürinin yapacağı değerlendirme sonrası belirlenecek ilk üç senaryo ve mansiyonlar, ödül töreni gecesinde açıklanacak. Birinci seçilecek eser 30.000 TL para ödülü ve yabancı bir senaristten senaryo doktorluğu, ikinci seçilecek eser 15.000 TL ve Türk bir senaristten senaryo danışmanlığı, üçüncü seçilecek eser ise 10.000 TL ve Türk bir senaristten senaryo danışmanlığı ile ödüllendirilecek. Ayrıca jüri tarafından belirlenecek üç senariste; yarışmaya katıldıklarına ve eserlerinin gelişime açık olduğuna dair mansiyon plaketi verilecek. Y

    “Senaryo, film çalışması için hayati bir değer taşır”

    TÜRSAK adına değerlendirmelerde bulunan Jüri Üyesi Serdar Akar konuşmasında senaryonun sinema için önemine dikkat çekerek; “Senaryo, film çalışması için hayati bir değer taşır, teknik özellikleri olan başka bir çalışmadır. Kendine ait bir dünyası vardır. Edebi bir metin olarak düşünülemez, her okuyanın anlayabileceği bir özellikte değildir” dedi.

    “Onur duydum”

    Jüri üyesi Birce Akalay ise; ilk juri üyeliği deneyimini bir “ilk senaryo” yarışmasında yaşamaktan duyduğu mutluluğu dile getirirken “Ben daha çok küçükken önemli mecralarda sinema yazarlığı yapmış, senaryolar yazmış, filmler çekmiş, oynamış, ödüller kazanmış, sinemayı misyon edinmiş bu çok değerli sinema insanlarıyla bir arada, sinema sanatının gelişimi, yeni yazarların kazanımı ve teşviki adına çalışan bir mekanizmanın parçası olmaktan onur duydum“ şeklinde konuştu. Mart 2017’de finalistlerin duyurulmasının ardından, 2. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması’nın ödül töreni Mayıs 2017’de gerçekleşecek.

    Kazanan projeler uluslararası yarışmalara ve destekçi kurumlara gönderilecek

    Yarışmada geçen yıldan farklı olarak bu yıl, ödül alan senaryoların yenilenmesine yönelik aşamalar yer alacak. Bu doğrultuda; kazanan ilk üç projenin senaristi, senaryoların geliştirilmesine dair en az üç aşamalı, kapsamlı bir çalışma yapacaklar. Danışmanla yapılacak toplantılar sonrası senaristler, senaryo doktorunun bitiş kararına dek senaryolarını geliştirmeye devam ederken, kazanılan ödül tutarı da çalışma evreleri tamamlandıkça bölünerek verilecek. Tamamlanan senaryolar, TÜRSAK Vakfı’nın desteği ile uluslararası yarışmalara ve destekçi kurumlara gönderilecek. Aynı zamanda birinci seçilen eser, Taff Yapım Şirketi’nin senaryo bölümüne sunulacak ve değerlendirme sonucunda kabul edilmesi durumunda filme çekilecek. 2.DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması kapsamında; senaryo alanındaki desteği artırmak adına bir panel ve özel ödül organizasyonu gerçekleşecek. Senaryo danışmanlığı üzerine düzenlenecek panelde; yurt dışında faaliyet gösteren senaryo kurumları ve senaristlerle ortak bir çalışma yapılacak. Ayrıca 2016 yılında vizyona giren yapımlar arasından seçilecek ‘En İyi İlk Film’e 25 bin TL değerinde Özel DenizBank ödülü verilecek. İlk uzun metraj film senaryoları ile başvuru yapacak tüm senaristlere açık olan yarışma için son başvuru tarihi 9 Aralık 2016 olarak açıklandı.

  • Demokrasi şehidinin oğlundan senaryo söylentilerine tepki: “Hakkımızı helal etmiyoruz”

    15 Temmuz’da FETÖ’ye bağlı bir grup askerin gerçekleştirmek istediği darbe girişimi sırasında şehit olan Malatyalı Zekeriya Bitmez’in oğlu Cihat Bitmez, kalkışmanın senaryo olduğunu söyleyenlere tepki göstererek, “Bunları ibretle izliyorum ve bunlara hakkımı helal etmiyorum hiçbir şekilde” dedi.

    Cihat Bitmez, babası gibi 237 vatan evladının canını hiçe sayarak tankların ve tüfeklerin önünde durduğu darbe girişimini halen bir tiyatro diyerek geçiştirenlere tepki gösterdi. Bitmez, darbe haberini alır almaz İstanbul’daki babasını aradığını belirterek “Çünkü onun dışarıya çıkacağını biliyordum. Kendisi telefonda bana ‘Atatürk havaalanına gidiyorum yoldayım, tanklar var’ dedi. Ben de ‘Baba gitme seni de vururlar’ dedim. O da bana ‘Oğlum ben çok çok şehit olurum, siz de durmayın dışarıya çıkın ve bu vatanı bu şerefsizlere bırakmayın’ dedi. Zaten son konuşmamız bu oldu. Ondan sonra bir daha kendisine ulaşamadım. Ben babam kendini korur, tehlikeye atlamaz diye düşündüğüm için o saatlerde açıkçası kardeşimin derdine daha fazla düşmüştüm. Ama şehit olan babam oldu. Başta babam olmak üzere bütün şehitlere Allah rahmet etsin ve Allah bu millete bir daha böyle günler yaşatmasın. Bizim devletimizden tek isteğimiz adil olunması ve bu şerefsizlerin en ağır ceza ile cezalandırılmasını sağlamasıdır. Benim verdiğim vergi ile bu adamlar içeride yaşamasın. Ama gerçekten suçsuz olan insanların ayrılması önemli, adaletli olunması lazım” şeklinde konuştu.

    “Bayraklarına ve devletlerine sahip çıksınlar”

    Bitmez, “Bugün bazıları o kadar çok şeyler söylüyor ki, yok senaryoydu, yok şuydu, yok buydu diye. Bunlar nasıl insanlar ben anlamıyorum gerçekten, bu durum beni çok yaralıyor. Bunları ibretle izliyorum ve bunlara hakkımı helal etmiyorum hiçbir şekilde. Bunlar babama şehit değil diyorlar, demokrasi şehidi mi olur diyorlar. Bir sürü yorum yapıyorlar. Artık bıraksınlar bunları, gerçeği görsünler, sadece bayraklarına ve devletlerine sahip çıksınlar, bu sadece Recep Tayyip Erdoğan meselesi değil, bu vatan meselesi” diyerek yazılanlara üzüldüklerini söyledi.

    “Benim 4 çocuğum var onları da bu vatan için seve seve feda ederim”

    Kocasının şehit olmasının en büyük tesellisi olduğunu ifade eden Zekeriya Bitmez’in eşi Serpil Bitmez, o akşam yaşadıklarını anlattı. Darbe girişimin yaşandığı gece evde oturduklarını ifade eden Serpil Bitmez, “Haberlerde darbe olduğunu öğrenir öğrenmez çocuklarıma ‘Babanızı arayın’ dedim. Telefonla görüşmenin ardından biz saat 2-3 gibi yine aradık ama bu sefer ulaşamadık. Sonra hemen karakolu aradık, onlarda bize bilgi veremediler. Daha sonra benim İstanbul’da olan küçük çocuğuma durumu anlattık o hastaneleri gezmiş ve Bakırköy Hastanesi’nde bulmuş. Ondan sonra da şehit haberi geldi. Acımız büyük ama bizim tek tesellimiz eşimin şehit olması, inşallah ahrette de bize şefaatçi olur. Zaten onun gibi şehitler olmasa biz de var olmayız vatanda. Onlar bizim için şehit oldular. Gerekirse benim 4 çocuğum var onları da bu vatan için seve seve feda ederim” ifadelerini kullandı.

    Babasının kendisinin okumasını ve başarılı olmasını çok istediğini dile getiren Zekeriya Bitmez’in kızı Feride Bitmez de, “Babam şehit olduğu günün ertesi üniversiteye giriş için yapılan sınavda yüksek bir puan aldığımı öğrendim ama maalesef bunu babama söyleyemedim. Bu benim içimde bir yara. Benim en büyük tesellim babamın şehit olması. Ben, babamı şehit edenlerin yaşamalarını istemiyorum hiçbir şekilde. Bunlar hainler ve bunların hiçbir şekilde nefes almaması lazım” dedi.

    “Dışarıya çıkın ve vatanınız koruyun, dedi”

    10 aylık bir bebeği olan Zekeriya Bitmez’in diğer oğlu Kadircan Bitmez ise, babasının 12 Eylül’de ve 28 Şubat’ta da her zaman devletinin yanında durduğunu kaydederek, “Ben babamın o akşam da evde durmayacağını biliyordum ve hemen babamı aradım. Babam telefonda direk bana nerede olduğumu sordu. Ben de evde oturduğumu ve televizyondan takip ettiğimi söyleyince bana, ‘Yazıklar olsun ben sizi böyle mi yetiştirdim? Dışarıya çıkın ve vatanınız koruyun’ dedi. Ondan sonra görüşmemiz bitti ve kendisinden bir daha da haber alamadık. Ben de babamın o geceki vasiyetini yerine getirmek için her gece sokaklara çıkıyorum ve vatanımı koruyorum. Babam nasıl bu vatan için şehit olmayı göze aldıysa ben de vatanım için gözümü kırpmadan kendimi feda ederim” şeklinde konuştu.

    Millet iradesiyle püskürtülen 15 Temmuz askeri darbe teşebbüsü sırasında İstanbul Atatürk Havalimanında darbeci askerler tarafından açılan ateş soncunda şehit olan Zekeriya Bitmez, Devlet Demiryollarından emekli ve dört çocuk babasıydı.

    Emekli olduktan sonra hem para kazanmak hem de boş durmamak için memleketini terk edip İstanbul’a çalışmaya gitti. Uzun yıllar İstanbul’da çalışan ve kazandığı parayı ailesine gönderen Bitmez, yeni doğan torununu bile göremeden hainler tarafından 57 yaşında şehit edildi.

  • CHP’li Aksünger’den Amerika İle ’Felaket Senaryo’ İddiası

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, “Amerika, Sarraf’ı herhangi bir şey elde etmeden bırakmaz. Türkiye ‘bunları kabul etmiyoruz’ diye ABD’ye çatarsa felaket senaryosudur. O zaman Türkiye yalnızlaşmaya bırakılır. Ambargo ihtimali ortaya çıkar. Bu kara senaryonun olmayacağını umuyorum” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, İzmir’de gündeme ilişkin açıklama yaptı. Rıza Sarraf’ın Amerika’da yakalanması ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Aksünger, şöyle konuştu:

    “Gerçek neyse yargılansın ama Türkiye’yi mahkum etmeyin. Amerika, Sarraf’ı herhangi bir şey elde etmeden bırakmaz. ‘Arkasında olanlar da bir mesajdır’ diye kendileri söyledi. Türkiye’yi dizayn ile ilgili bir konu mudur, failleri yakalama ile ilgili mesaj mıdır ayrı bir konu. Türkiye ‘bunları kabul etmiyoruz’ diye ABD’ye çatarsa felaket senaryosudur. O zaman Türkiye yalnızlaşmaya bırakılır. Ambargo ihtimali ortaya çıkar. Bu kara senaryonun olmayacağını umuyorum. Devletin imkanını kullanmadan bunları yapabilmek mümkün değil. Adama ödül verdiler. ‘Olmayan saçlarımızı yolacağız’ diyordum. Umut ediyorum ki; Türkiye buradan çok zarar görmez. Zaten ekonomik olarak zor bir süreç bizi bekliyor. Gerekli faillerin ortaya çıkarılması için yargılanmanın başlatılması gerektiğini düşünüyorum”

    “İDAM KONUSUNDA DA MUTABIK MISINIZ?”

    Aksünger, Türkiye’de yatırımları bulunan iş adamı İranlı Babek Zencani hakkındaki idam kararı ile ilgili de iddiada bulundu. Aksünger, şunları söyledi: “Başbakan Davutoğlu, 3 hafta önce İran’a gitti. İran’da bütün yetkililer ile görüşüp sonra Tahran’da basın toplantısı yaptı. ‘İran’la tüm konularda mutabıkız’ dedi. Bir kaç saat sonra Zencani hakkında idam hükmü verildi. İran ile hangi konularda mutabıkız? Bu, idam hükmü konusunu da içeriyor mu? Sayın Cumhurbaşkanı da mutabık mı? Rıza Sarraf konusu 17-25 Aralık dosyaları ve bakanlarla tek başına ilintili bir konu değil artık. Aradan 3-4 hafta geçti, Zencani İran’da gözaltına alınıp tutuklandı. Savcı Bahara’ya 15 Aralık 2015’te bilgi veriyorlar. 3 ay sonra Sarraf Amerika’ya gidiyor ve tutuklanma kararı veriliyor. Sarraf Türkiye’de de birileri tarafından aklanmaya çalışırken verdiğimiz demeç vardı. ‘Siz bakanları aklamaya çalışırken uluslar arası suç örgütünü aklar duruma gelirsiniz’ demiştik.”

    “SAVCI SENİ ÇAĞIRABİLİR DEDİLER”

    17-25 Aralık dosyaları hakkında da konuşan Aksünger, 25 Aralık’ın Meclis’e gelmediğini ancak iktidarın ve Rıza Sarraf’ı sahiplenenlerin en çok korktuğu konunun 25 Aralık’taki vatana ihanet konusu olduğunu belirtti. Cezaevindeki cemaat yapısının 25 Aralık’tan dolayı içeride yattığını, iktidarın ‘Hükümete darbe girişimi’ dediğini söyleyen Aksünger, “Yatanların yüzde 80’i, 17 Aralık dosyasına bakmış, içinde bulunmuş kişilerdir ama içeride yatmalarının gerekçesi 25 Aralık. İktidar 25 Aralık’a ‘darbe girişimi’ diyor. Bana dediler ki; ‘Amerikan savcısı seni çağırıp dinleyip bilgi isteyebilir’ dedi. Amerika’nın bu davayı bilmemesine imkan yok” dedi.

    “AMBARGOYU DELDİĞİNİ KABUL EDİYORSUNUZ”

    Rıza Sarraf’ın yakalanmasının ardından “Hukuka hukuk işletmeye çalışılacak” diyen Aksünger, sözlerini şöyle konuştu: “Rıza Sarraf’ın mal varlığının Türkiye’de olduğunu söylüyorlar. Hepsi bu mu acaba? 500 milyon dolar gibi rakam söyleniyor. Ben servetinin hepsinin Türkiye’de olduğuna inanmayan bir insanım. Üç bakanın konusu, Rıza Sarraf odaklı konulara eş değer gidiyor. Hukuka hukuk işletildiğinde ‘gel bunu yargılıyorum, ambargoyu Türkiye’de nasıl deldi’ diyecek. 17 Aralık’ta ambargo denilirken bir kamu bankası işin içinde vardı. Para transferi konusunda ortada bir şey gözükmüyor olabilir ama zaten bu işler böyle olur. 2012’de ambargo gevşetildiğinde Türkiye ve buna benzer ülkelere Birleşmiş Milletler’de denildi ki; ‘ambargoyu gevşetiyoruz, siz İran’dan doğal gaz ve petrol alabilirsiniz karşılığında ürettiğiniz bir şey vereceksiniz.’ Buna kimyasallar, silah dahil değildi. Bizimkiler altın verdi. Altın verdiğini kabul ediyorsan ambargoyu deldiğini kabul ediyorsunuz. İçeride ürettiğimiz bir şey verseydik domates, patates verecektik. Bunların 30 milyar dolarlık ihracat yaptığını düşündüğünüzde içeride kalan tortu inanılmaz olacaktı. Biz altın verdik, buğday verdik. Buğday Dubai’den gelmiş gibi görünüyor, Dubai’de buğday üretilmiyor.”

    “CHP ELİNDEN GELEN HER ŞEYİ YAPAR”

    Başbakana verilen MİT raporunda “Rıza Sarraf tehlikeli ve bakanlarla ilişki kurup Türk vatandaşlığına geçmek istiyor” ifadelerinin yer aldığını kaydeden Aksünger, şunları söyledi:

    “Kimse kaale almıyor. Bu rapor dosyalarda vardı, bu arkadaşlar Ali Babacan ve Mehmet Şimşek’e gidip ‘sıkıntı yaratabilir’ diyor. Babacan, ‘Doğalgaz alıp altın verdik’ diyerek itiraf etmiş oluyorsun. ‘Ambargoyu deldim’ diyorsun. Yapılma şeklini bilmek zorundasınız” dedi. Aksünger, öne sürdüğü “kara senaryo” durumunda CHP’nin tutumuyla ilgili “Ülke batağa girmesin diye CHP elinden gelen her şeyi yapar. Bu pislik yapanları aklama konusunda ‘sesinizi çıkarmayın’ diyemeyiz. İlişkilerin gelecek dönemde daha sıhhatli yürümesinin zeminin hazırlamak için çalışıyoruz.”

    “BU KENTE YAKIŞMAYAN BİR REKTÖR”

    Aksünger, İzmir gündemi hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Aksünger, Ege Üniversitesi Rektörü Candeğer Yılmaz ile aralarındaki davalarla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Üniversitesi Rektörü ile davalarımız var. Ben aydın namusuna davet etmiştim. Bütün davaları ben kazandım. Temyize götürdüler. Tazminat davaları açacağım. Onları da mağdur akademisyenlerin derneklerine bağışlayacağım. Bu kente yakışmayan bir rektör bence. Kendince cumhuriyetin kadını gibi gözüküp arka planda buna kazanımlara darbe vurmaya çalışanlarla iş birliği yapanları aydın namusuna davet ediyorum.”

    DÜNDAR VE GÜL DAVASINA MÜDAHİL OLACAKLAR

    Toplantıda konuşan CHP İl Başkanı Alaattin Yüksel de, CHP İzmir İl örgütünün Can Dündar ve Erdem Gül davasına müdahil olacağını belirterek, “Can Dündar ve Erdem Gül davasına haber alma hakkı engellenenler olarak müdahil olacağız” dedi.

  • Adnan Menderes Müzesi İçin Senaryo Çalışmaları Devam Ediyor

    Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) ve Adnan Menderes Araştırma Merkezi’nin destekleriyle düzenlenen “Adnan Menderes Müzesi” projesinde senaryo çalışmaları sürüyor.

    Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlük Toplantı Salonu’nda gerçekleşen toplantıya ADÜ Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan, Kültür ve Turizm İl Müdürü Nuri Aktakka, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Recai Tunca, Prof. Dr. Mustafa Ali Sarılı, Adnan Menderes Müzesi Bilim Kurulu üyeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan Uygulamalar Daire Başkanlığı, Müzeler Daire Başkanlığı, Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Aydın Müze Müdürlüğü, İzmir Rölöve Anıtlar Müdürlüğü’nden yetkililer katıldı.

    ADÜ Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan, toplantıya ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yapılacak her türlü çalışmaya destek vereceklerini vurguladı.

    Toplantıda Adnan Menderes Müzesi’nde Adnan Menderes’in Hayatı (Ailesi, Eğitimi, Askerliği), Adnan Menderes’in Siyasete Girişi ve Faaliyetleri, Demokrat Parti’nin Kurulması, Seçimler, Adnan Menderes Dönemi İç ve Dış Politik Gelişmeler, 27 Mayıs Dönemi, İdam ve Sonrası bölümlerinin olması planlanarak, Bilim Kurulu tarafından kaleme alınan Müze senaryosuna son şekli verildi.

    Müze senaryosunda hangi görsel ve yazılı malzemenin kullanılacağı ve nasıl temin edileceğinin de karara bağlandığı toplantıda, Genelkurmay Başkanlığı, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Aydın İl Halk Kütüphanesi arşivlerinden temin edilen fotoğraf ve görüntüler değerlendirilerek, müzede kullanılacak olanların konularına göre tasnif edilmesi kararlaştırıldı.