Etiket: Senaryo

  • Geleneksel öykü, deneme ve kısa film senaryo yarışmasında ödüller sahiplerini buldu

    Geleneksel öykü, deneme ve kısa film senaryo yarışmasında ödüller sahiplerini buldu

    Atatürk Üniversitesi ile Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesinin ortaklaşa düzenlediği Geleneksel Öykü, Deneme ve Kısa Film Senaryo Yarışmasında ödüller sahiplerini buldu.

    Covid-19 tedbirleri dolayısıyla çevrimiçi olarak gerçekleştirilen yarışmada birbirinden değerli öykü, deneme ve kısa film senaryoları yarıştı. ‘Erzurum’da Yaşamak’ temalı yarışmada ödül alan eserler, Atatürk Üniversitesi, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi ve Erzurum Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli yetkililer tarafından ön seçimle belirlendi. Komisyon, ön seçimden geçen eserler arasından üç adet başarı ödülü ve bir adet mansiyon ödülü almaya hak kazanan çalışmaları belirleyerek eser sahiplerine ödüllerini takdim etti. Yarışmada hikaye alanında birinci Özlem Çelik, ikinci Mücahid Yaman, üçüncü Hikmet Ardıl Küçükyılmaz olurken kısa film senaryosu alanında birinciliğe herhangi bir eser layık görülmedi. Bu alanda ikinciliği Hanifi Karadağ, üçüncülüğü ise Ali Yavilioğlu elde etti. Öte yandan yarışmada birinciye 1.500 TL, ikinciye 1000 TL, üçüncüye ise 750 TL para ödülü ve bir yıllık Dil ve Edebiyat Dergisi aboneliği ile Atatürk Üniversitesi yayını olan Erzurum’un Yüzleri kitap serisi ödül olarak verildi.

    İlki düzenlenen Geleneksel Öykü, Deneme ve Kısa Film Senaryo Yarışmasının, Üniversite-STK iş birliklerinin bir meyvesi olduğuna dikkat çeken Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, “kültürel ve sanatsal faaliyetlerin desteklenmesi adına bu tür etkinlikler sürecektir. Bu tarz yarışmalar sayesinde hayal gücü yüksek yetenekli genç yazar keşfedilmeye devam edecek” dedi.

  • OMÜ’de senaryo yazarlığı konuşuldu

    OMÜ’de senaryo yazarlığı konuşuldu

    Düş Topluluğu ve OMÜ Radyo ortaklığında düzenlenen söyleşide Senaryo Yazarı Fatih Mutlu konuk sektörle ilgili deneyimlerini öğrencilerle paylaştı.

    Moderatörlüğünü İletişim Fakültesi Arş. Gör. Uğur Kılınç’ın üstlendiği söyleşi 8 Aralık Salı günü Saat 21.00’da OMÜ YouTube kanalında OMÜ Kurumsal İletişim Bölümü’nün desteğiyle gerçekleşti. Söyleşi boyunca sektör hakkında tecrübelerini aktaran ve senaryo yazımı ile ilgili bilgi veren Mutlu, öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.

    “Senaryonun nasıl oluştuğunun net bir cevabı yoktur”

    Söyleşi moderatör Uğur Kılınç’ın, OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal’a, Rektör Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yasin Selçuk’a, İletişim Fakültesi’ne, Kurumsal İletişim Bölümü’ne, Öğrenci Konseyi’ne, OMÜ Radyo’ya ve Sine-Düş Topluluğu’na teşekkürleri ile başladı.

    Fatih Mutlu hakkında bilgilendirme yapan Kılınç, Mutlu’nun senaryosunu yazdığı son film olan ‘Son Şaka’ filminin hazırlanış süreci ile ilgili ilk soruyu yöneltti. Sözlerine, perdede senaryonun nasıl çıktığının net bir cevabı olmadığı ile başlayan Mutlu, “Bir hikâye tasarlanıp bunun üstüne senaryo yazılabilir, gözde bir sahne canlanır ve bu sahne bir hikâye vaat eder ya da bir karakter; gördüğünüz, duyduğunuz, okuduğunuz bir kişi ile bir senaryo yazabilirsiniz” dedi.

    Son Şaka filminin senaryosunda Radyocu Serdar Gökalp’in bir hikâyesini temel alarak yazdığını dile getiren Mutlu, “Yazdığım senaryo, bir hikâye üzerine başlanmış bir senaryo serüveniydi. Gökalp’in hikâyesi üzerine evrimleştirdiğimiz ve geliştirdiğimiz bir senaryo oldu. Haliyle ana karakter olan Serdar, Radyocu Serdar Gökalp’ten ilham alarak oluşturulmuş bir karakterdi” sözlerine yer verdi. Karakter üzerine de duran Mutlu “Benim iki sayfalık bir hikâyeyi 90-100 sayfalık bir senaryoya dönüştürmem için haliyle karakterler de oluşturmam gerekti. Hikâye önceden hazır olduğu için senaryoda öncelikle karakterleri oluşturma üslubunu tercih ettim ve senaryoyu buna göre şekillendirdim” diye konuştu.

    Sektörde azimli olun

    Öğrencilerden sektör ile ilgili gelen sorulara, sektörde serbest piyasa ekonomisinin geçerli olduğunu yanıtını veren Mutlu, sözlerine şu şekilde devam etti: “Siz dünyanın en güzel senaryosunu yazsanız bile, yapımcı öyle bir film çekmek istemiyorsa sizin senaryonuzu kabul etmez. Maalesef bu işin serbest piyasa ekonomisi ile alakalı olan kısmı ve buna yapacak bir şeyiniz yok. Tamamen yapımcı ya da yönetmenin isteğine bağlı”

    Öğrencilere sektörde azimli olunması gerektiğini vurgulayan Mutlu, “Mesela yazı yazmayı çok seviyor ve nasıl yazar olacağınızı bilmiyorsunuz. Yazı yazıp bir dergiye göndereceksiniz. Kabul edilmedi mi? Bir daha göndereceksiniz. Yine mi kabul edilmedi? Belki o konu hakkında bir yazı vardır ya da dergi o konu üzerine yayın yapan bir dergi değildir. Belki de beğenmemişlerdir. Fakat yazınız defalarca tekrar tekrar gelince, editör sizin bu işi gerçekten istediğinizi ve azimli olduğunu anlar” şeklinde konuştu.

    Sadece sektörde değil, her alanda azimli olunması gerektiğini dile getiren Mutlu, “Derslerde mesela, senaryo yazmak mı istiyorsunuz? Bir şeyler yaz, film izle, göster kendini. Bu işi sadece derste yapma. Ders dışında da hocalarının yanına git. Sürekli derslere gir. Çünkü senin derse girmen ve ilgili olman, hocan için azimli olduğunun bir göstergesi. Bu yüzden her alanda mutlaka kendinizi gösterin” ifadelerine yer verdi.

    Alaylı mı, okullu mu?

    Öğrencilerden gelen bir soru üzerine sektördeki alaylı ve okullu ayrımına da değinen Mutlu, “Sektör içinde olarak alaylı şöyledir ya da okullu böyledir diye net bir ayrım söyleyemem. Örneğin rahmetli Lütfi Akad sektörde muhasebe bölümündeydi fakat sonra Türk Sineması’na yön veren bir yönetmenimiz oldu. Veyahut okullu olup yine sinemaya yön veren değerli yönetmenlerimiz de var. Konu hakkında kendinizi ne kadar çok geliştirir ve bir şeyler bilirseniz alaylı ya da okullu olmanızın hiçbir önemi kalmaz. Çünkü senaryo yazmak teknik bir meseledir. Yeri gelir alnınızdan kan damlayana kadar 10 saat boş kâğıda bakmanız gerekir. Bu yüzden işin tekniğini okulda mı öğrenirsiniz yoksa kendi başınıza kitap okuyarak mı öğrenirsiniz size kalmış” sözlerini kullandı.

    Son olarak sözlerine senaryo üzerine her türlü tekniğin bilinmesi gerektiğini de ekleyen Mutlu, “Senaryo sizden bazı şeyler bekler. Amerikan ya da Fransız formatından birinde yazmak zorundasınız. Senaryoyu okuyan kişi bazı kurallar bütününü senaryonuzda görmeli. Nerede başladığını, nerede bittiğini, hangi karakterin ne yaptığını, ne söylediğini görmeli” dedi.

    Söyleşinin sonunda Fatih Mutlu’ya ve katılımcılara teşekkürlerini sunan Kılınç, pandemiden sonra İletişim Fakültesi’ne de konuk etmek istediklerini dile getirerek söyleşiyi sonlandırdı.

  • TBMM Başkanı Yıldırım: “Türkiye için karamsar senaryo yazanlar ters köşe oldular”

    TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Türkiye için kara bulutlar dolandıranlar karamsar senaryo yazanlar ters köşe oldular. Son yılların en büyük büyümesini yaşadık. İstihdamda üretimde, altın yıllardan bir tanesi oldu. Bu yıl bazı döviz kurunda, faizlerde anormallikler var. Ama bunlar geçecek” dedi.

    TBMM Başkanı Binali Yıldırım, İstanbul CNR EXPO Fuar alanında bu yıl 17.’si düzenlenen MÜSİAD EXPO’nun Hoşgeldiniz Yemeği’ne katıldı. Programa Binali Yıldırım’ın yanı sıra, çok sayıda ülkeden temsilci ve çok sayıda davetli katıldı. TBMM Başkanı Yıldırım yaptığı konuşmada, Müslüman ülkelerin sıkıntılarına değinerek, “Bunu çok iyi sorgulamalıyız. Amaç artık dünyanın nereye gittiğini gören ve buna göre şuurlanıp nasıl hareket edeceğini bilen Müslüman ülkelerde bu süreci yavaşlatmak için iç karışıklar, yönetim zafiyetleri oluşturmak suretiyle kalkınma sürecini geciktiriyorlar. Ancak hesap etmedikleri bir şey var oda Türkiye’dir. Türkiye mazlum mağdur milletlerin adeta işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili haline gelmiştir. Türkiye’ye bütün okların yönlendirilmesinin arkasındaki sebepte bundan başka bir şey değildir. Ne yaparlarsa yapsınlar, inşallah dayanışma ve birlikte çalışmayla bu sıkıntıların hepsinin üstesinden geleceğiz. Birlikte yürüyeceğiz, birlikte yürüme zorluk alır beraber karşılamak beraber aşmaktır. Sevinci de beraber karşılamak beraber paylaşmaktır” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz sonrasında başka ülke olsaydı 10 yıl belini doğrultamazdı”

    Ekonomik sorunlarla ilgili konuşan Binali Yıldırım, “Bugünlerde ekonominin üzerinde ortaya konan karamsar tablolar bizi asla korkutmasın. Her şey sütliman demiyorum. Sıkıntılarımız var ama biz bu sıkıntılara benzer sıkıntıları daha öncede gördük. Bu sınavdan her zaman başarıyla geçtik. Bir ülkenin demokrasisini, cumhurbaşkanını, hükümeti yok etmek için darbe yapmaya kalkanlar karşılarında milleti buldu. 15 Temmuz’da başka bir ülke olsaydı, 10 yıl kendini belini doğrultamazdı. Siz iş adamısınız 15 Temmuz’dan sonra ekonomik kriz yaşadınız mı? Belki bir hafta tereddüt olmuştur, ama sistem tıkır tıkır çalıştı” diye konuştu.

    “Mevsimsel sorunların üstesinden gelecek iradenin mevcut olduğunu bilmenizi isterim”

    2017 yılının tam bir başarı hikayesi olduğunun altını çizen TBMM Başkanı Yıldırım, “Türkiye için kara bulutlar dolandıranlar karamsar senaryo yazanlar ters köşe oldular. Son yılların en büyük büyümesini yaşadık. İstihdamda üretimde, altın yıllardan bir tanesi oldu. Bu yıl bazı döviz kurunda, faizlerde anormallikler var. Ama bunlar geçecek. Bunların sebeplerini biliyoruz, nasıl çözüleceği konusunda fikrimiz var. Yalnız sabırla bu süreci özel sektör, kamu, devlet vatandaş dayanışmasıyla halledeceğiz. Bundan endişeniz olmasın. Güven ve istikrar her kapıyı açan anahtardır. Türkiye de güvende var istikrarda var. Mevsimsel sorunların üstesinden gelecek iradenin mevcut olduğunu bilmenizi isterim” dedi.

    “Devletin hiçbir şekilde ticaretin, üretimin içinde olmaması gerektiğini düşünüyorum”

    Türk Hava Yollarının gelişimiyle ilgili konuşan TBMM Başkanı Yıldırım, “2002’de bakan olduğum zaman 55 tane yaşlı uçağı olan 60 noktaya uçuş yapan ve hepsinden zarar eden bir Türk Hava Yolları vardı. Bu sürdürülebilir bir şey değil dedim. Sayın başbakanım bu sürdürülebilir bir şirket değil dedim. Bunu ya kapatacağız ya da denize atacağız dedim. Yaşamayı mücadele etmeyi öğrensinler. Özelleştirmeye yani blok satış değil, halka arzla yüzde 51’ini vermeye karar aldık. Kıyamet koptu. Yönetici arkadaşlar Cumhurbaşkanı başbakan önüne gelene yönetici arkadaşlar koştular. Bakan bizi öldürmeye karar verdi, iflas ettirmeye karar verdi. Bu kadar gürültüye başbakanda bana dedik ki ‘Ya ne yapıyorsun, Türk Hava Yolları, Bayrak taşıyıcımız’ dedi. Bende sayın başbakan bir şey yapmazsak zaten ölecek şimdi bir şansı olacak. Normal şartlarda benim buna karşı olmam lazım. Çünkü elimin altında bir oyuncak, oraya sefer koy, buraya sefer koy, fiyakalı bir işti. Mesele bu bayrak taşıyıcının 7 denizde 3 kıtada bayrağımızı dalgalandırmasıdır. O gün dinledi başbakan doğru yapıyorsun dedi. Bugün ne oldu, 340 noktaya sefer yapan ve 500’e yakın uçağı olan Avrupa’nın 2’nci dünyanın 7’nci büyük havayolu şirketinden bahsediyoruz. Hani marka diyorsunuz ya işte marka size, 10 yılda markamız var. 100 yıl değil. Bunu başka alanlarda başarabiliriz. Bunu sizler başaracaklarsınız. Ben özel sektörün gücüne inanın bir insanım. Devletin hiçbir şekilde ticaretin, üretimin içinde olmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü devlet ticaret yaparsa vakıf gibi yapar, vakıflarda da kar zarar hesabı olmaz” dedi.

    ”Sorunu sırtlanma zamanı bizimdir”

    Yeni sistemle işlerin daha hızlı ilerlediğini söyleyen Binali Yıldırım, “Ben bir denizciyim, kaptanın mahareti, süt liman denizlerde anlaşılmaz. Kaptanın 10 şiddetinde bir havayla denizde yakalanır ve dümeni tutabilir de gemiyi limana getirirsen kaptansın. Çarşaf gibi suda kaptanlık olmaz. İnşallah Türkiye dalgalı denizlerden fırtınalardan başarıyla geçmiş, önümüzdeki bu sorunları da en güzel şekilde kırmadan dökmeden çözebilecek kabiliyete sahip. Bizim yeni bir sistemimiz var. Başkanlık sistemimiz var. Bu sistemi biz iradeli çift başlılığı ortadan kaldırmak için. Çift başlılık olursa sonuç çıkmıyor. İrade tek hale geldi. Zaman kaybı olmayacak. Devlet hızlı çalışacak. Şunu ihmal etmeyeceğiz. İrade tek ama vücudun azaları çalışacak. Kurumların da işin heyecanına ortak edilmesi lazım. Daha fazla ortak edilmesi lazım. İrade karar verecek detayları sonuca dönüştürecek olan kurumlardır, yani bürokrasidir. Bürokrasinin mutlaka yapacağımız işe heyecanı aşılamalıyız. Burada da yapacağımız işler var. Hükümetimiz bu çalışmaları da yapıyor. İnşallah yeni sistemle birlikte bu konjonktürel sıkıntılar hızlı bir şekilde aşarak, Türkiye hedeflerine emin adımlarla yürüyecek. Bunu yaparken en büyük kaynağımız sizsiniz. Türkiye civarındaki ülkelerden en büyük farkı özel sektörüdür. Başka ülkelerde hala her şey devletin elindedir. Devletin servete sahip olduğu yerde, devletin bütün kaynakları kontrol ettiği yerde gelişme beklediğiniz gibi olmaz. Bugün devlet bir yatırım yapıyorsa siz 9 yatırım yapıyorsunuz. Devletçi politikalar izleyen ülkelerde bu terstir. Onun için gelişme, büyüme, kalkınma çok daha yavaştır. Sınırlı bütçemizle biz bu hale nasıl gelecektik. Yürüyün dedik, yatırım yapın dedik, düşünmeyin dedik, sizde yürüdünüz. Borçlandınız, yani borçlandınız diye kabahat sizin mi? Böbürlenerek anlatıyoruz, Türkiye’ye 3 kat büyüttük, milli geliri 10 bin dolara yaklaştırdık, 860 milyar dolar gayrisafi millî hasılamız oldu. Bunlar durup dururken mi oldu, bunları siz yaptınız. Yaparken güzeldi, sorun varken gel beriye demeye hakkımız var mı? Şimdi sorunu sırtlanma zamanı bizimdir, biz sırtlamamız lazım. Bu badireden sektörü ve iş alemimizi de biz çıkartacağız” ifadelerini kullandı.

  • Senaryo bazlı İl Gelişme Stratejilerinin hazırlanması projesi için sözleşme imzalandı

    Erzurum, Erzincan ve Bayburt illeri için gelişme planlarının oluşturulmasını ve bu planların hayata geçirilmesine yönelik uygulama stratejilerinin belirlenmesini içeren “TRA1 Bölgesi Senaryo Bazlı İl Gelişme Stratejilerinin Hazırlanması” projesi hayata geçiriliyor.

    Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve KUDAKA Genel Sekreteri Prof. Dr. Osman Demirdöğen tarafından sözleşmesi imzalanan projede, Ajans koordinasyonunda Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim üyeleri ve kısmi zamanlı yurtdışı danışmanlardan oluşan bir ekip görev alacak.

    İki aşamalı olarak yürütülecek projenin ilk bölümünde; Erzurum, Erzincan ve Bayburt illerinin mevcut sosyoekonomik yapısına yönelik olarak katılımcı bir anlayışla kapsamlı bir mevcut durum analizi gerçekleştirilecek. Bu doğrultuda temel literatür araştırması yanında yapılacak ilçe çalıştayları, paydaş görüşmeleri ve anket çalışmaları ile yerel aktörlerin katılımı sağlanacak. Mevcut durum analizi sonrasında her üç il için öne çıkan sosyoekonomik göstergeler göz önüne alınarak ilin gelişmesine yönelik uygulanabilir, yenilikçi, ufuk açıcı ve fark yaratan değişik gelişme planları oluşturulacak ve yerel aktörlerin geri bildirimi sonrasında her il için oluşturulan planlar tek bir gelişme planı haline getirilecek. Projenin ikinci bölümünde ise; ulusal ve bölgesel hedeflere uygun olarak geliştirilen nihai senaryoların uygulanmasına yönelik temel stratejiler ve öncelikli müdahale alanları belirlenecek; stratejiyi hayata geçirmeye yönelik büyük çaplı ve fark yaratacak projelere dayalı, yerel aktörlere ve inisiyatiflere sorumluluk yükleyen bir eylem planı hazırlanacağı belirtildi.

    Ayrıca proje ile eylem planı hazırlığı öncesinde elde edilen il ve bölge geneli sosyoekonomik veriler başlangıç kabul edilerek; önerilen ve hayata geçirilen proje fikirleri sonrasında göstergelerde kaydedilen ilerlemelerin ölçüleceği bir izleme ve değerlendirme sistemi de oluşturulacağı kaydedildi.

    Projenin bu özellikleriyle ulusal ve bölgesel ölçekte kalkınma planlarının hayata geçirilmesi konusunda ülke çapında örnek teşkil edecek ilk çalışma olacağı açıklandı.

  • Film gibi senaryo kuran oto dolandırıcıları yakalandı

    İnternetten oto satışı yapan siteler üzerinden ağlarına düşürdükleri kurbanlarını dolandıran 1’i kadın 4 oto dolandırıcısı yakalandı.

    Bursa’da internet üzerinden satış yapılan sitelerde irtibat kurdukları oto sahiplerini dolandıran 1’i kadın 4 kişi yakalandı. Oto dolandırıcıları, önce internet üzerinden otomobili satışa çıkaran şahısla iletişime geçti. Ağlarına düşürdükleri mağduru önceden kiraladıkları lüks ofise çağırıp güvenlerini kazanan dolandırıcılar, otomobilin fiyatı konusunda anlaştı. Noterde mağdurla buluşan dolandırıcılar, arabayı teslim aldıktan 1-2 saat içinde parayı banka hesabına yatıracaklarını söyledi. Dolandırıcılar, mağduru çeşitli bahanelerle oyalayarak, otomobili üçüncü bir şahsa sattı.

    Özbekistan uyruklu oldukları öğrenilen M.Y., M.T., M.M. ve İ.Ö. Bursa’da yapılan operasyonla yakalandı. Otomobil sahibinin dolandırılma anı güvenlik kameralarına da yansıdı.

    Zanlılar ifadeleri alındıktan sonra adliyeye sevk edildi.